DÜNYA - 27 Mart 2012 Salı 20:13

GÖKHAN GÖNÜL, AYKUT KOCAMAN İLE TARTIŞMA YAŞADIОI YÖNÜNDEKİ HABERLERİ YALANLADI

A
A
A
GÖKHAN GÖNÜL, AYKUT KOCAMAN İLE TARTIŞMA YAŞADIОI YÖNÜNDEKİ HABERLERİ YALANLADI

Fenerbahçeli futbolcu Gökhan Gönül, teknik direktör Aykut Kocaman ile tartıştığı iddialarının gerçeği yansıtmadığını söyledi. "Aykut Hoca ile en ufak bir tartışmam söz konusu değildir, zaten de olamaz" diyen Gökhan Gönül, "Bugün kardeşim Orhan oynar yarın ben oynarım. 30 kişilik bir kadrodan söz ediyoruz. Fenerbahçe forması kimsenin tapulu malı değildir" dedi.
Radyo Fenerbahçe`ye konuşan Sarı-lacivertli futbolcu Gökhan Gönül, Fenerbahçe`nin her futbolcusu hakkında bu tip haberlerin dönem dönem çıktığını bu kez de piyangonun kendisine vurduğunu söyledi.
"AYKUT HOCA İLE TARTIŞMAM SÖZ KONUSU OLAMAZ"
Çıkan haberlerden yakınan Gönül, "Ben her zaman söylüyorum. Performansımı eleştirsinler, iyileri kötüleri değerlendiririm. Ancak artık özel hayatımıza da girmeye başladılar, bize zarar vermeye başladılar" diye konuştu.
Samsunspor ve Bursaspor maçlarında kadroda yer almamasını teknik direktör tercihi olarak değerlendiren Gökhan Gönül, "30 kişilik bir takımız. Bir gün ben, başka gün başkası görev yapar. Artık dayanılmaz noktaya geldiler. Baştan sona yalan dolan kelimeler kullanıyorlar. Son birkaç gündür iddialar ortaya atılıyor. Ancak gerek kendi sitemde gerekse fenerbahce.org`da belirtildi, Aykut Hoca ile en ufak bir tartışmam söz konusu değildir, zaten de olamaz. Hocam söyledi, `Teknik sebepler` dedi ve noktayı koydu.
Yalan haber yapmayı adet haline getirmiş gazeteciler, benim üzerinden ve Fenerbahçe üzerinden prim yapmak için bunları çıkarıyor. Herkes benim karakterimi, kişiliğimi bilir. Fenerbahçe taraftarının bu tip haberlere inanmayacağını da biliyoruz ama biz sustukça insanlar Fenerbahçe`ye zarar vermek için masa başından haberler yapmaya devam ediyor. Ben Fenerbahçe formasını üzerime giymeye başladığım süre boyuncu hiç pişman olmadım, olmayacağım da. Bugün kardeşim Orhan oynar yarın ben oynarım. 30 kişilik bir
kadrodan söz ediyoruz. Fenerbahçe forması kimsenin tapulu malı değildir. Fenerbahçe`de oynadıkça, ona layık olmaya çalışan bir futbolcu olmak için uğraştım. 3 Temmuz`dan beri konuşuyorlar, oradan yıkamadılar, şimdi bizi içeriden yıkmaya çalışıyorlar. Cevap vermeyelim diyoruz ama artık kendilerine yakışmayan şeyler yapıyorlar. Tümünü kastetmiyorum, içlerinde çok saygı duyduğumuz, yorumlarına saygı gösterdiğimiz isimler var. Ama bazı ne yazdığın bilmeyen gazeteciler de var. Bunları soyutlamamız gerekiyor.
Bunlar, konuştukça bizi hedef gösteriyorsunuz diyorlar. Ancak onlar da 35 milyon Fenerbahçe taraftarını niye bizim üzerimize çekiyorlar?" şeklinde konuştu.
Futbolun bir savaş gibi değil de bir spor ve eğlence gibi takip edilmesi gerektiğini belirten Gökhan Gönül, "Spor, adı üstündü spor, bir savaş değil. Bazıları başarınızı hazmedemeyecek, elinizden almaya çalışacak. Onlar sadece kendi düşünceleriyle kalacaklar. Tüm başarılarımızın, anamızın ak sütü gibi helal olduğunu düşünüyorum" ifadelerini kullandı.
"ARTIK PUAN KAYBINA TAHAMMÜL YOK"
Trabzonspor maçı hakkındaki düşüncelerini de aktaran Gönül, "Artık dönüşü olmayan zor bir yola girdik. Artık puan kaybına tahammül olmayan maçlara çıkıyoruz. Puan farkı biraz daha kapanıyor. Artık önümüzde Trabzon maçı var. Her zaman Fenerbahçe sahaya 3 puan için çıkar. 3 puan için elimizden genli yapacağız. Kimin oynayıp kimin oynamadığı önemli değil. Bizim alacağımız şampiyonluk bazılarına yara olacak, bazılarını hançerleyecek. Hak ettiğimiz şampiyonluğun, ne kadar hakkımız olduğunu göstermek için
yeniden şampiyon olmamız gerekiyor. Play-off`lara en az kayıpla gitmemiz, Trabzon maçını kazanmazı gerekiyor, inşallah da kazanırız" açıklamasında bulundu.
"TÜM OKLAR FENERBAHÇE`NİN ÜZERİNDE"
Başkan Aziz Yıldırım, yöneticiler ve çalışanlarında da yargılandığı Şike Davası hakkında ise Gökhan Gönül, "Orada sadece Fenerbahçe yargılanmıyor. Yöneticilerimizin yargılanması bizim suçlu olduğumuz anlamına gelmiyor. Haklarında iddia olduğu halde orada olmayanlar var. Fenerbahçe`nin seveni kadar sevmeyeni de olduğu için tüm oklar Fenerbahçe`nin üzerinde. 17 maç, 16 galibiyet, 1 beraberlik. Türkiye`de bir tarih yazmış bir takım. Tabi ki bunu kıskananlar olacak" yorumunda bulundu.
"BİZ OTELDE İKİ GÜN KALINCA SIKILIYORUZ, ONLAR AYLARDIR İÇERİDE"
Devam eden bu süreçten etkilendiklerini ve bunu bir bahane olarak ileri sürmediklerini belirten Gökhan Gönül, "Biz Eskişehir maçından önce, gece 2`ye 3`e kadar tahliyeleri bekledik. Herkes 3 Temmuz`u bahane ettiğimizi düşünüyor. Ama gerçekten de öyle, etkileniyoruz. Sonuçta 5 yıldır yüzünü tanıdığım, karakterini bildiğim insanlar suçsuz oldukları halde içerideler. Biz otel odasında iki gün kaldığımız zaman sıkılıyoruz, onlarsa aylardır içerideler. Onlar için çok zor bir durum, En azından tutuksuz
yargılanmalarını istiyoruz" diye konuştu.
Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Amasya İlk günkü sevgiyle 67 yıldır aynı yastığa baş koyuyorlar Amasya’da bir köyde yaşayan 67 yıllık evli asırlık çınarlar, mutluluğun sırrını birbirlerini sevmeleri ve kırmamaları olarak gösteriyor. 87 yaşındaki İbrahim ile 90 yaşındaki Münevver Esen çifti birbirlerini ilk günkü gibi seviyor. Yan yana fotoğraflarını odanın baş köşesine asan asırlık çınarlara nüfus arşivinden çıkan 67. yıl öncesinin ‘evlenme kağıdı’ belgesi hediye edildi. "Çok çalıştık, birbirimize destek olduk" Amasya’nın Merzifon ilçesine bağlı Gümüştepe köyünde yıllardır çiftçilik yaparak geçinen ve 4 çocukları bulunan köyün en yaşlıları Esen çifti, yeni evlenecekler ile evli çiftlere tavsiyelerde bulundu. Yıllardır iki gözlü ve sobalı evde yaşadıklarını belirten Münevver Esen, "Orak biçtik, harmanda çalıştık. Çok çalıştık. Ama birbirimize hep destek olduk. Birbirinize sırtınızı vererek geçinin. Sevdiğinizi bırakmayın" dedi. Vali Bakan’dan 67. yıl jesti Amasya Valisi Önder Bakan, 1959 yılında düzenlenen ‘evlenme kağıdı’ belgesini evlilik yıldönümlerinde köylerinde ziyarette bulunduğu çifte hediye ederek jest yaptı. Vali Bakan, çifte mutluluklarının ömürleri boyunca sürmesini diledi. Ziyarete, AK Parti Amasya Milletvekili Hasan Çilez de katıldı. "Çiftimizi örnek alıyoruz" Köyün en yaşlısı çifti çok sevdiklerini anlatan genç köylüleri Ebru Akbulut da, "Birbirlerini seven, sayan çiftimizi biz bekarlarda örnek alıyoruz" diye konuştu.
Bursa Ulubat Gölü’nde su çok olunca yakalanamayan turna sezonu pahalı açıldı Bursa’da Uluabat Gölü’ndeki su miktarının artması, buna bağlı balığın az çıkması ve talebin de yüksekliğiyle turnanın kilosu 600 liraya ulaştı. Şubat ve mart yağışlarını mevsim normallerinin üzerinde alan Bursa’daki baraj ve göletlerdeki su seviyeleri arttı. Uluabat Gölü’nde de son 15 yıldır görülmemiş şekilde su seviyesinin yükselmesi ile birçok lokanta ve kafe ile bazı evlerin alt katlarını su bastı. Balıklar su miktarının artması ile daha geniş alanlarda yumurtalarını bırakma imkanı bulurken, balıkların balıkçıların ağ attığı yerlerin uzaklarında kalabilmesi turna balığının daha az yakalanmasına yol açtı. 1 Nisan’da açılan sezonda az balık çıkması ve yüksek talebin etkisiyle turnanın kilosu 600 liraya ulaştı. Balıkçılar birkaç güne fiyatların düşmesini bekliyor Gölyazı Mahallesi’nde göl kıyısında mezattan balık alıp ziyaretçilere satan Bülent Liman, bu yıl fiyatların pahalı açıldığını söyledi. Balığın şu anda çok çıkmadığını belirten Liman, "Hem az hem de talep fazla. Özlem var turnaya. Günde 50 kilogram ancak çıkıyor. Gölyazı’da 30 esnaf var, hepsi müşterilerine vermek için balık almaya çalışıyor. Tüketiciler de evinde pişirmek için istiyor. Böyle olunca fiyatlar yükseldi. 550-600 lira arasında alıyor tüketici. Fiyatlar şu anda çok pahalı evet ama 3-5 güne 200-300 liraya kadar düşer. Bizler de 600 liraya alışkın değiliz. Maksimum 300 lira. Fazla fiyat olunca biz de müşteriye yüksek fiyatları söylemekte zorlanıyoruz. Hesaplı olsun, herkes yesin istiyoruz turnayı" dedi. "Seneye en fazla 200 lira olur" Liman, şu andaki fiyatların kimseyi yanıltmamasını isteyerek, "Yeterli seviyede çıkmadığından böyle birkaç güne fiyatlar geriler. Önümüzdeki yıl daha bol olur turna. Bu suyun gelmesi balık için harika oldu. Seneye daha bol olur, çünkü bol yumurta bıraktı. Allah izin verirse seneye en pahalısı 200 lira olur. Herkes doya doya yer" ifadelerini kullandı. Balıkçı Müjdat Suyabatmaz ise gölde su miktarının artmasının sevindirici olduğunu belirterek, "Gölde su fazla ve kapladığı alan çok genişledi. Bu yüzden balık tutmak çok zor, çünkü sıkışmıyor, rahat bir gezinme alanı var. Fiyatlar da gayet iyi. Balıkçılardan 300 ile 500 liradan çıkıyor kilosu. Ama bu fiyatlar kalmaz" dedi. Gölyazı Mahallesi Muhtarı Mustafa Cihanoğlu, turna ve turizm sezonunun açıldığını belirterek, gölün en lezzetli balığını yemek için turistleri Gölyazı’ya davet etti.
İzmir Sürdürülebilir geleceğin yol haritası masaya yatırıldı Ege Genç İş İnsanları Derneği (EGİAD), iş dünyasında sürdürülebilirlik odağında dönüşen iş yapış biçimlerini ve döngüsel ekonomi yaklaşımının neden olduğu stratejik fırsatları ele almak amacıyla, CILAB-Döngüsel İnovasyon Ekonomisi Platformu iş birliğiyle ’Döngüsel Etki Paneli’ düzenledi. EGİAD merkezinde, alanında uzman isimlerin katılımıyla düzenlenen panelde; döngüsel ekonomi perspektifinin iş dünyasına etkileri, sürdürülebilirlik odaklı dönüşüm süreçleri ve bu dönüşümün kurumlara sunduğu rekabet avantajları çok boyutlu bir yaklaşımla ele alındı. İklim mevzuatının iş dünyasına yansımalarından yeşil dönüşüm uygulamalarına, finansman olanaklarından sürdürülebilir marka algısının nörobilim perspektifiyle nasıl şekillendiğine kadar farklı disiplinleri bir araya getiren başlıklar, katılımcılar tarafından yoğun ilgiyle takip edildi. Panelde; Gıda Mühendisi Dr. Murat Hocalar, Doç. Dr. Kadir Bektaş, Endüstri Mühendisi Murat Talu ve Dr. Fulya Şenbağcı Özer bilgi ve deneyimlerini paylaşarak iş dünyasının dönüşüm yolculuğuna ışık tuttu. Sürdürülebilirlik artık kurumsal stratejinin merkezinde Panelin açılış konuşmasını gerçekleştiren EGİAD Yönetim Kurulu Başkanı Kaan Özhelvacı, küresel ekonominin yalnızca büyüme hedefleriyle değil, büyümenin niteliği ve sürdürülebilirliği ile yeniden tanımlandığını vurgulayarak şu değerlendirmelerde bulundu: "Bugün dünya ekonomisi yalnızca ne kadar büyüdüğümüzle değil, nasıl büyüdüğümüzle ölçülüyor. Kaynakların sınırlı olduğu, iklim krizinin etkilerinin her geçen gün daha görünür hale geldiği bir dönemde; döngüsel ekonomi ve sürdürülebilirlik kavramları iş dünyasının merkezine yerleşmiş durumda. Artık sürdürülebilirlik bir iyi niyet göstergesi değil, doğrudan rekabet gücünün belirleyicisidir." Özhelvacı, özellikle Avrupa Birliği Yeşil Mutabakatı başta olmak üzere küresel düzenlemelerin şirketlerin üretim süreçlerinden ihracat stratejilerine kadar pek çok alanı doğrudan etkilediğini belirterek, sürdürülebilir dönüşümü doğru okuyabilen kurumların gelecekte güçlü bir konum elde edeceğini ifade etti. Döngüsel ekonomi, risk yönetimi ve dayanıklılık stratejisidir Küresel jeopolitik gelişmelerin ve enerji maliyetlerindeki artışın iş dünyasında yeni bir paradigmaya nede olduğuna dikkat çeken Özhelvacı, döngüsel ekonomi yaklaşımının yalnızca çevresel bir sorumluluk değil, aynı zamanda ekonomik dayanıklılığın temel unsurlarından biri olduğunu dile getirdi. Özhelvacı, "Enerji arzı ve maliyetlerindeki dalgalanmalar, iş dünyasını sürdürülebilir kaynaklara yönelmeye zorlayan yapısal bir dönüşümün habercisi. Bu nedenle döngüsel ekonomi yaklaşımı; sadece çevresel bir bakış açısı değil, aynı zamanda jeopolitik risklere karşı güçlü bir dayanıklılık stratejisidir. Bu dönüşümü doğru yöneten şirketler, yalnızca riskleri azaltmakla kalmayacak; aynı zamanda yeni iş modelleri ve yatırım alanları yaratacaktır." dedi. EGİAD: Dönüşümü takip eden değil, şekillendiren bir kurum EGİAD’ın 35 yıllık kurumsal birikimiyle iş dünyasında dönüşüm odaklı bir vizyon geliştirdiğini belirten Özhelvacı, derneğin yalnızca bir iş dünyası platformu değil, aynı zamanda bir liderlik ve dönüşüm merkezi olduğunu vurgulayarak, "EGİAD olarak bizler; dijital dönüşüm, yeşil dönüşüm ve toplumsal dönüşümü birlikte ele alan bütüncül bir yaklaşımı benimsiyoruz. Çünkü geleceğin liderleri; bu üç dönüşümü aynı anda okuyabilen, riskleri fırsata dönüştürebilen ve sürdürülebilir değer üretebilen bireyler olacaktır. Düzenlediğimiz bu panel, üyelerimizin bu dönüşümü daha doğru analiz etmesine ve stratejik karar süreçlerini güçlendirmesine katkı sunan önemli bir platformdur." diye konuştu. Panelde yapılan değerlendirmelerde, döngüsel ekonomi yaklaşımının yalnızca çevresel bir sorumluluk alanı olmadığı, maliyet yönetimi, tedarik zinciri güvenliği, inovasyon kapasitesi ve marka değeri açısından şirketlere önemli avantajlar sunduğu vurgulandı. Katılımcılar, sürdürülebilirlik odaklı dönüşümün önümüzdeki dönemde iş dünyasının rekabet gücünü belirleyen temel faktörlerden biri olacağı konusunda görüş birliğine varırken, kurumların bu dönüşümü stratejik bir perspektifle ele almasının kritik önem taşıdığı ifade edildi.