YEREL HABERLER - 27 Mart 2012 Salı 09:55

ERZURUMGİAD YÖNETİM KURULU BAŞKANI MEHMET NURİ ALİM:

A
A
A
ERZURUMGİAD YÖNETİM KURULU BAŞKANI MEHMET NURİ ALİM:

Erzurum Genç Girişimci İş Adamları Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Nuri Alim, Türkiye`nin ekonomik büyüme anlamında Çin`le birlikte dünyanın liderliğini yaptığını söyledi.
``Ekonomimiz Türkiye Cumhuriyeti tarihinin en parlak dönemini yaşıyor`` diyen Alim, ``2012 yılında Türkiye ekonomisinin yüzde 6 - 6,5 aralığında büyüdüğünü gördüğünüzde sakın şaşırmayın. Türkiye`nin ekonomik anlamda ulaşılması güç bir noktaya emin adımlarla gelmiştir, bu noktada genç işadamlarına önemli görevler düşmektedir. Genel Merkezimiz (TÜGİK) Türkiye Genç İş Adamları Konfederasyonu bağlı Erzurum Genç Girişimci İş adamları üyelerinin tempoyu hiç düşürmeden çalışmaya devam edeceğiz`` diye konuştu.
Erzurum Genç Girişimci İş Adamları olarak kriz söylemlerine itibar etmediklerini dile getiren Alim, ``Ülkemizde ekonomik değerlerin takip edilmesi ve iyileştirilmesine ne kadar önem veriliyorsa, toplumsal olaylara da aynı önemin verilmesinden yanayız. Ancak özellikle hem ekonomiyi hem de toplumsal duyguyu olumsuz etkileyen söylemlerden kaçınmayı tercih eden genç işadamlarıyız. Bu yüzden kriz söylemleri, itibar ettiğimiz söylemler değildir. Biz, dün yaptığımız gibi bugün de işimizi yapmaya, büyütmeye devam edeceğiz. Bu nedenle demokrasiden, anayasadan ve diğer sosyal olaylardan şikayetçi olmak yerine katkı sunmayı tercih ediyoruz.
Yeni Türk Ticaret Kanunu`na yönelik düşüncelerimiz ``Tüm gelişmiş ülkelerin, büyük ekonomilerin sağlam ve kapsamlı bir ticaret kanununa sahip olduğunu unutmayalım. Yeni Türk Ticaret Kanunu, dünyada uygulanan modellerin konsolide edilmiş bir hali olarak değerlendirilebilir. Daha iyi işleyen bir ülke ticareti için bu Kanun zorunluydu ve yapıldı. Yeni TTK ile birlikte ticaret hayatımız da, şirketlerimiz de, ekonomimiz de güçlenecek.`` kayıt dışıyla mücadeleye yönelik olarak yeni Kanun`un önemli getirileri olacaktır
İşsizlik oranının tek haneye düşmesine, Genel Merkezimiz TÜGİK olarak son bir yıl içinde 35 bin ek istihdam yaratarak katkıda bulunduk, bu başarıyı Türkiye ekonomisinin istikrarlı büyümesine borçluyuz ``Ülkemizdeki işsizliğin temel nedeninin mesleksizlik, iş beğenmeme ve yanlış meslek transferleri olduğunu düşünüyorum. Bu nedenle eğitim politikalarımızın da buna yönelik, yeniden yapılanması temel beklentimizdir`` diye konuştu.
TİCARETİ ÜYELERİMİZ İÇİN DAHA KOLAY HALE GETİRECEОİZ
Girişimciliğin önündeki en büyük engellerden birisinin, ülkedeki birikimin sermayeye dönüşmemesi olduğunu anlatan Alim, daha sonra şunları kaydetti;
``Yastık altı olarak tabir ettiğimiz ve mutlak surette ekonomiye kazandırılması gereken paradan söz ediyorum. Vatandaşlarımız parasını mevduata yönlendirmek yerine altına yatırıp, evinde ve banka kasalarında saklıyor. Bu yöntem o kadar çok tercih ediliyor ki, bankalarda özel kasa bulunamadığını görüyoruz.
Yeni dönemde Yönetim Kurulumuz ile birlikte yapacağımız çalışmalarla Türkiye kamuoyu sesimizi daha güçlü duyacaktır. İyi işler, başarılı ve kalıcı çalışmalar üretmek için güçlü bir Yönetim Kurulu oluşturduk. ERZURUMGAİD, ilimiz ve ülkemizin en etkili iş örgütlerinden biri olacak.
Genel Merkezimiz TÜGİK`in 395 farklı sektörü temsil eden 9.000 üyeye sahip dev bir konfederasyondur, üye şirketlerin portföy değerinin 100 milyar doları aştığını ve üyelerinin ticaret hacmini artırmak için yoğun çalışmalar yapılmaktadır. ``Geçtiğimiz dönemde İstanbul`da ``˜Üyeler Arası Ticari İş Görüşmeleri` adını verdiğimiz geniş katılımlı toplantılar gerçekleştirdik ve TÜGİK üyeleri arasında 500 milyon liranın üzerinde ticaretin gerçekleşmesine vesile olmuştur. Önümüzdeki dönemde bu çalışmalarımızı daha yoğun olarak devam ettireceğiz. Daha fazla ticaret yapmak, daha fazla iş bağlantısı oluşturmak için yeni kanallar, yeni yöntemler geliştiriyor olacağız. Ticareti üyelerimiz için daha kolay hale getireceğiz. Genel merkezimiz TUGİK Hem yüz yüze hem de sanal ortamda işbirlikleri oluşturmak için çalışmalarına devam edecektir.
KADINLARIN İŞ DÜNYASINDA DAHA ETKİN ROL ÜSTLENMESİNİN ÖNEMİ DE BÜYÜKTÜR
Üyelerimiz arasında kadın girişimcilerimiz var. Ama artık günümüzde girişimcilik denildiği zaman kadınlarımızın da başarıları akla geliyor. ERZURUMGİAD olarak kadınlarımızın iş dünyasında daha etkili bir şekilde var olması için eğitim ve danışmanlık çalışmaları dahil her türlü gayreti göstereceğiz. Kadın üye sayımızı da artırmak istiyoruz.
Ekonominin en can alıcı konusunun istihdam ve işsizlikle mücadeledir, işsizlik oranının aşağı çekilmesi için izlenecek politikalar kapsamında gençler arasında girişimciliğin geliştirilmesinde kritik önem taşımaktadır. Genç nüfusun bu yoğunlukta olduğu bir ülkede işsizlik problemini aşmak için, istihdamı artıracak önlemlerin yanı sıra özellikle nitelikli işgücünü girişimciliğe yönlendirme gerekmektedir``
Erzurum Genç Girişimci İş adamları olarak Erzurum Atatürk üniversitesinde kurmuş olduğumuz Gençlik konseyi ile İşsizlik sorununa karşı, üniversite gençliğinin girişimcilik perspektifi ile çözüm yolları arayacakları projesi kapsamında Erzurum Atatürk Üniversitesi fakültelerinde öğrencileri çalışma grupları oluşturulması iyi iş fikirleri üreterek Üniversiteli öğrencilerin Girişimciliği özendirmek, Her Fakültenin görmüş oldukları eğitime yönelik olarak Girişimde bulunulması, hem de iş fikirlerinin iş dünyasının içinden gelen Genel Merkezimiz TUGİK` üyelerimizle sağlamasını yapıp destek vermelerini amaçlıyoruz.
Bu proje ile bir yandan farkındalık yaratırken, diğer yandan da işsizlik sorununun çözümü için gençlerle yeni öneriler üretiyor olacağız
İstihdamın artması için büyümenin sürekli olması gerekmektedir, yapısal hale gelmiş işsizlik sorunu açısından bakıldığında da, işgücü piyasalarındaki vasıf uyumsuzluğu ``Eğer yapısal hale gelmiş işsizliğe çözüm istiyorsak, mutlaka üniversite-sanayi işbirliğini gerçekleştirmeliyiz. Erzurum Atatürk üniversitesi Öğretim üyelerin ide bu kapsamında aramızda görmek gerek Üniversite-Sanayi gerekse gençlerimizi girişimciliğe özendirmek hususunda birliktelik sağlamak en büyük temennimizdir. Bizim amacımız. Gençlerin kendilerine ifade etmelerinden yanadır. Ne kadar çok birlikte çalışırsak, ne kadar çok şeyi birlikte yaratırsak ve gençlerin toplumdaki etkinliğini artırırsak Türkiye için o kadar iyi olacak. Gençleri sadece istihdama ya da girişimciliğe hazırlamak değil, sosyal girişimciliğe hazırlamak da çok önemli. Gençlerin örgütlenmelerini, ihtiyaçlarını, beklentilerini ortaya koyabilecekleri ortamları hazırlayabilmeleri Türkiye için çok önemli.``
Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Eskişehir Uzmanından "Açlığı taklit eden diyetle hücresel yenilenme mümkün olabilir" açıklaması Son yıllarda sıkça konuşulan FMD diyetini değerlendiren Acıbadem Eskişehir Hastanesi Beslenme ve Diyet Uzmanı Ayşegül Akkaya Erden, "Fasting Mimicking Diet, tam açlığın zorluklarını ve risklerini bertaraf ederken, vücuda ‘kıtlık varmış’ sinyali gönderir. Bilimsel çalışmalar, periyodik olarak uygulanan FMD diyeti ile enflamasyonun azalmasına, kök hücre bazlı yenilenmenin aktive olmasına ve bilişsel fonksiyonların korunmasına yardımcı olabileceğini göstermektedir" dedi. "Açlığı taklit ederek vücutta onarım sürecini tetikliyor" Beslenme biliminin, son on yılda kabuk değiştirdiğini belirten Erden, "Beslenme bilimi artık yalnızca ne yediğimizle değil, yemediğimiz anlarda vücudumuzda neler olduğuyla daha fazla ilgilenmeye başladı. Odak noktamız sadece tartıdaki rakamlar değil, DNA hasarının onarımı, mitokondriyal verimlilik ve hücresel düzeyde sağlığın sürdürülebilirliği. "Fasting Mimicking Diet" adı verilen FMD diyeti de açlığı taklit ederek vücutta onarım sürecini tetikleyen 5 günlük bir program" diye konuştu. "Hücreye ‘büyümeyi durdur, onarıma geç’ talimatı verir" Vücudumuzun, evrimsel süreç boyunca bolluk ve kıtlık dönemlerine uyum sağlayacak şekilde programlandığına dikkat çeken Erden, "Ancak modern dünyadaki kesintisiz kalori alımı, vücudun hayatta kalma mekanizmalarını pasifize etmektedir. Fasting Mimicking Diet, tam açlığın zorluklarını ve risklerini bertaraf ederken, vücuda ’kıtlık varmış’ sinyali göndererek belirli makro besin dengelerine dayalı bir protokoldür. Besin alımının kontrollü kısıtlanmasıyla birlikte vücutta insülin ve IGF-1 seviyeleri düşer. Bu düşüş, hücreye ’büyümeyi durdur, onarıma geç’ talimatı verir. Aynı zamanda vücut, birincil yakıtı olan glikozdan, yağ asitlerinin oksidasyonu sonucu oluşan keton cisimciklerine geçiş yapar" ifadelerini kullandı. "Hücre içinde biriken hasarlı proteinlerin, işlevini yitirmiş yapıların ve metabolik atıkların parçalanarak enerjiye dönüştürülmesini sağlar" Otofaji sürecine dikkat çeken Erden, "FMD’nin kalbinde yatan en kritik süreç otofajidir. Kelime anlamıyla ’kendi kendini yeme’ olan bu mekanizma, hücre içinde biriken hasarlı proteinlerin, işlevini yitirmiş yapıların ve metabolik atıkların parçalanarak enerjiye dönüştürülmesini sağlar. Bilimsel çalışmalar, periyodik FMD uygulamalarının bu temizlik sürecini tetikleyerek enflamasyonun azalmasına, kök hücre bazlı yenilenmenin aktive olmasına ve bilişsel fonksiyonların korunmasına yardımcı olabileceğini göstermektedir" dedi. "Harika reçete değil, stratejik bir müdahaledir" Klinik sonuçlara değinen Erden, "İnsanlar üzerinde yapılan klinik denemelerde, ayda bir kez uygulanan FMD protokolünün bel çevresinde azalma, kan basıncında iyileşme ve sistemik enflamasyon göstergelerinde düşüş sağladığı gözlemlenmiştir. Ancak bu yaklaşım bir harika reçete değil, stratejik bir müdahaledir" diye konuştu. "Bilinçsiz uygulanması kas kaybına, hormonal dengesizliklere yol açabilir" Risklere dikkat çeken Erden, "Bu tür kısıtlayıcı protokollerin bilinçsiz uygulanması kas kaybına, hormonal dengesizliklere ve özellikle bazı kronik hastalıklarda ciddi sağlık risklerine yol açabilir. Tip 1 diyabet, ileri böbrek yetmezliği veya yeme bozukluğu öyküsü olan bireylerde bu protokoller hayati tehlike oluşturabilir. Dolayısıyla kalori kısıtlamasıyla hücresel yenilenmenin mümkün olup olmadığı sorusunun yanıtı bilimsel olarak şartlı bir evettir. FMD, doğru metabolik profile sahip bireylerde, uzman gözetiminde ve belirli periyotlarla uygulandığında fayda sağlayabilir" dedi. Sürdürülebilirliğe vurgu yapan Erden, "Beslenme biliminin temel taşı sürdürülebilirliktir. Beş günlük bir disiplin, yılın geri kalanındaki kötü beslenme alışkanlıklarını telafi edemez. Gerçek hücresel sağlık, kısa vadeli müdahaleler ile uzun vadeli dengeli beslenme alışkanlıklarının birlikte yürütülmesiyle mümkündür" diye konuştu.
Samsun Çözünebilir lifler kolesterolü düşürebilir Kardiyoloji Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi Yunus Amasyalı, liften zengin tahıl, kepek, fasulye, meyve ve sebzelerin düzenli tüketilmesinin önemli olduğunu, çözünebilir liflerin kan kolesterolünü yüzde 15 kadar düşürebildiğini söyledi. Liv Hospital Samsun, Kardiyoloji Kliniği’nden Dr. Öğr. Üyesi Yunus Amasyalı, Kalp Sağlığı Haftası dolayısıyla bilgilendirmelerde bulunarak "Kırmızı et yerine balık, derisi hariç kümes hayvanları ve az yağlı etleri tercih edin. Günde en az 5 kez sebze ve meyve tüketin. Bunlarda önemli vitamin ve mineraller mevcuttur. Günde en az 8-10 bardak su için. Liften zengin tahıl, kepek, fasulye, meyve ve sebzeleri düzenli tüketin. Çözünebilir lifler kan kolesterolünü yüzde 15 kadar düşürebilmektedir" dedi. Kalp sağlığı için sağlıklı bir beslenme alışkanlığının edinilmesi gerektiğinin altını çizen Dr. Öğr. Üyesi Amasyalı, "Kalp hastalıkları için risk oluşturan yüksek kan basıncı (hipertansiyon), fazla kilo ve yüksek kolesterol durumuna sağlıklı beslenme alışkanlığı ile olumlu bir katkıda bulunulabilir. Kan dolaşımındaki kolesterolün yüzde 75’i karaciğerde, yüzde 25’i ise aldığımız gıdalardan emilir. Gıdalarla aldığımız yağın miktarı ve türü kan kolesterol düzeyine önemli ölçüde etki eder. Dolaşımdaki fazla kolesterol, kalbi besleyen damarların iç yüzeylerinde ’plak’ adı verilen birikimler yapar. Bu plaklar da büyüyerek kan dolaşımını engeller. Ancak kalp hastalığına yol açan asıl etken yağın miktarından ziyade yağın türüdür. Ayrıca günde 6 gramdan fazla tuz tüketilmemelidir" diye konuştu. Yapılması gerekenin günlük kalorinin en fazla yüzde 30’unu yağlardan almak ve ’kötü’ yağları ’iyi’ yağlarla değiştirmek olduğunu söyleyen Dr. Öğr. Üyesi Amasyalı, "Doymuş ve trans yağların tüketimi ’kötü kolesterol’ olarak bilinen LDL kolesterol düzeyini, dolayısıyla kalp hastalığı riskini artırır. Bu tip yağlardan alınan toplam kalorinin yüzde 10’unu aşmaması gerekiyor. LDL kolesterolü yüksek ya da kalp hastası olanlarda bu oran yüzde 7’nin altına, kolesterol alımı ise günde 200 miligramın atına inmelidir. Margarin, kırmızı et, yumurta sarısı, tam yağlı süt ve ürünleri, kızarmış gıdalar, hamburger ve benzerleri, ticari unlu mamuller bu tür ’kötü’ yağların başlıca kaynaklarıdır. Doymamış yağlar ise LDL kolesterol düzeyini düşürürken ’iyi kolesterol’ olarak adlandırılan HDL kolesterolü artırır. Zeytinyağı, fındık yağı, mısırözü yağı, balık, ceviz, soya fasulyesi bu ’iyi’ yağların kaynaklarıdır ve günlük kalorinin en fazla yüzde 30’u olması gereken yağ tüketiminde bunlara ağırlık verilmelidir" şeklinde konuştu. Kalp sağlığını korumak için yapılması gerekenlerden bahseden Dr. Öğr. Üyesi Amasyalı, şunları söyledi: "Orta derecede karbonhidratlar, proteinler ve az miktarda ancak sağlıklı yağlardan oluşan dengeli öğünlerle beslenin. Tam yağlı süt ve ürünleri yerine yağı azaltılmış olanları tercih edin. Haftada 4 yumurtadan fazlasını yemeyin. LDL kolesterolü yüksek kişiler yumurta sarısı bakımından daha da dikkatli olmalıdırlar. Kırmızı et yerine balık, derisi hariç kümes hayvanları ve az yağlı etleri tercih edin. Günde en az 5 kez sebze ve meyve tüketin. Bunlarda önemli vitamin ve mineraller mevcuttur. Günde en az 8-10 bardak su içmelisiniz. Liften zengin tahıl, kepek, fasulye, meyve ve sebzeleri düzenli tüketin. Çözünebilir lifler kan kolesterolünü yüzde 15 kadar düşürebilmektedir."