GENEL - 29 Mart 2012 Perşembe 11:02

2012 ULUSLARARASI KOOPERATİFLER YILI

A
A
A
2012 ULUSLARARASI KOOPERATİFLER YILI

Türkiye Ziraat Odaları Birliği (TZOB) Genel Başkanı Şemsi Bayraktar, kooperatif örgütlenmesinin tarımda olmazsa olmazlardan biri olduğunu bildirerek, "Kooperatifçiliği geliştiremezsek, tarımda ürün pazarlamasında başarı el edemeyiz" dedi.
TZOB Genel Başkanı Bayraktar, `2012 Uluslararası Kooperatifler Yılı` dolayısıyla yaptığı açıklamada, Birleşmiş Milletlerin 18 Şubat 2010 tarihinde yapılan 64. Genel Kurulunda kooperatiflerin sosyal gelişmedeki rolünün desteklenmesi amacıyla 2012`nin `Uluslararası Kooperatifler Yılı` olarak ilan edildiğini belirtti. 2012 yılının Uluslararası Kooperatifler Yılı ilan edilmesinin, `Kooperatif İşletmeler Daha İyi Bir Dünya Kurar` ana temasıyla, kooperatifçiliğe daha fazla ilgi çekmek ve bu konuda farkındalık
yaratmak amacını taşıdığını bildiren Bayraktar, "Kooperatifler, üyeleri arasında işbirliği ve dayanışmayı esas alan, temel amacı kar etmek olmasa da ekonomik amaçla hareket eden demokratik örgütlerdir. Birbirleriyle meslek, sanat ve toplumsal çıkar bağları olan kişi ve grupların güç ve imkanlarını birleştirerek oluşturdukları kuruluşlardır" dedi.
Amacın verimli çalışma, ortakların ihtiyaçlarını karşılama, emek ve ürünleri en uygun şekilde değerlendirme olduğunu anlatan Bayraktar, ortaklarının gereksinim ve yararlarını yüksek kazançtan önde tutan kooperatiflerin, yaşamlarını sürdürebilmesi için başarılı olmanın iki esası olan verimlilik ve etkinlik kurallarının dikkate alınması gerektiğini söyledi.
Dünyada devletlerin bazı fonksiyonlarını sivil toplum örgütlerine devretme eğiliminin giderek arttığını, kooperatiflerin de içinde bulunduğu sivil toplum örgütlerine önemli görevler düştüğünü vurgulayan Bayraktar, şöyle devam etti:
"Dengeli ve adaletli bir toplum için güçlü bir kamu sektörü ve özel sektörün yanı sıra kooperatiflerin ve diğer sosyal ve sivil toplum örgütlerinin güçlü bir yapıda olmalarının önemi açıktır. Türkiye`de kooperatifçilik var olan potansiyeline bakıldığında kendinden beklenen performansı gösterememektedir. Ülkemizde 26 ayrı türde 84 bin 232 kooperatif bulunmaktadır. Kooperatifçilik tarımsal alanlarda ortaya çıkmış ve yoğunlaşmıştır. Var olan kooperatiflerin 13 bini tarımsal amaçlıdır. Kooperatifçiliğimizde
maalesef az ortaklı bir yapı mevcuttur."
"TÜRKİYE`DE TARIMSAL AMAÇLI KOOPERATİFLER 7 KONUDA HİZMET VERİYOR"
Türkiye`de tarımsal amaçlı kooperatiflerin 3 farklı yasa altında, 7 konuda hizmet verdiğini bildiren Bayraktar, birbirinden farklı mevzuatlarla yönetilen kooperatiflerin Türkiye ihtiyaçlarına nazaran çeşit ve sayı yönünden oldukça fazla ve dağınık bir yapı sergilemekle beraber ilgili mevzuatları da güncelliğini yitirdiğini ifade etti. Devletin değişik şekillerde kooperatiflere müdahale etme sürecinin devam ettiğini, kooperatiflerin ise kooperatifçilik bilincinin yerleşmemesinden ötürü ortakların
haklarına ve ellerindeki varlıkların mülkiyetine sahip çıkmadığını, katılımcı anlayıştan uzak bir anlayışı içinde barındırdığını belirten Bayraktar, "Kooperatiflerin kendilerinden beklenen görevleri yerine getirecek yönetim anlayışına, idari kapasiteye ve teknik bilgiye sahip olmaması, egemen pazar güçlerinin kooperatifleri özel sektörün rakibi olarak görme ve göstermeleri kooperatifçiliğin önündeki başlıca engellerdir. Küçük işletmelerin çok yoğun olduğu bu tarımsal yapıda ekonomik örgütlenme yetersiz
kalmış, tarımsal örgütler arasında yeterli koordinasyon sağlanamamıştır" diye konuştu.
"DÜNYADA 750 BİN KOOPERATİF, 800 MİLYON KOOPERATİF ORTAОI VAR"
Gelişmiş ülkelerde kooperatifçiliğin sosyal ve ekonomik açıdan çok önemli bir yere sahip olduğunu, Uluslararası Kooperatifler Birliği (ICA) çatısı altında 750 bin kooperatif ve 800 milyon kooperatif ortağı bulunduğunu kaydeden Bayraktar, dünyadaki her 8-9 kişiden biri kooperatif ortağı olduğunu, yaklaşık 100 milyon kişinin de bu kooperatiflerde çalıştığını ifade etti. Bayraktar, kooperatifçilikte ABD, Almanya, Fransa, İngiltere, İtalya ve Japonya gibi ülkelerin öne çıktığını, İngiltere`nin
kooperatifçiliğin beşiği olduğunu vurgulayarak, Japonya, Kanada ve Norveç`te nüfusunun üçte birinin, ABD ve Almanya`da dörtte birinin, Finlandiya`da ise dörtte üçünün kooperatiflere üye olduğunu belirtti. Bu ülkelerde kooperatiflerin iş hacimlerine bakıldığında ilk sıralarda tarımsal kooperatiflerin yer aldığı görüldüğünü bildiren Bayraktar, Almanya, Fransa ve Hollanda`da kooperatif bankalarının ülkenin en büyük 5 bankası arasında yer aldığı, Fransa`da kooperatiflerin istihdamın yüzde 3,5`i olan 1
milyon kişiye iş imkanı sağladığı bilgisini verdi. İtalya`da tarımsal gıda sektörünün yüzde 50`sini kooperatiflerin yönettiğini, Polonya`da 3 kişiden birinin kooperatiflerin sahip olduğu evlerde yaşadığını ifade eden Bayraktar, "Avrupa Birliği ülkelerinde 123 milyon üyesi olan 160 bin kooperatif, 5,4 milyon kişiye istihdam sağlamaktadır" dedi.
"BİZDEKİ KOOPERATİFÇİLİK İLE DÜNYA KOOPERATİFÇİLİĞžİ ARASINDA CİDDİ FARKLAR BULUNMAKTA"
Türkiye`deki kooperatifçilik hareketinin de adı `Kooperatif` olmasa bile çalışma sistemi itibariyle aynı olan `Memleket Sandıkları`nın kurulmasıyla 1863 yılında başladığını belirten Bayraktar, açıklamasını şöyle sürdürdü:
"Bizdeki kooperatifçilik ile dünya kooperatifçiliği arasında ciddi farklar bulunmaktadır. Gelişmiş ülkelerde kooperatifçiliğe kamu ve özel sektör yanında üçüncü sektör olarak da bakılmaktadır. Ancak ülkemizde kooperatifçiliğe, zaman zaman önem ve öncelik verilmekle birlikte, süreklilik kazandırılamadığından istenilen düzeyde gelişme sağlanamamıştır. Türkiye`de kooperatie farklı yasa altında, 7 konufçiliğin gelişememesinin en önemli sebeplerinden biri, kooperatif kurucu ve ortaklarının eğitim seviyesinin
düşüklüğüdür. Başarılı ve iyi örnek teşkil eden kooperatifler yanında, ortaklık hak ve menfaatleri konusunda yeterli bilgisi olmayan üyelerin, bazı kooperatif kurucuları veya yöneticileri tarafından istismar edilmeleri, ülkemiz kooperatifçiliğinin gelişmesinde olumsuz rol oynayan önemli faktörlerden biri olmuştur. Ancak, son yıllarda eğitim seviyesinin yükselmesi ve ortakların bilinçlenmesine paralel olarak kooperatifçiliğimizde de önemli gelişmeler yaşandığını memnuniyetle müşahede etmekteyiz."
Kooperatifçilik Strateji Belgesi ve Eylem Planı`nda (2012-2016) belirlenen 7 stratejik hedefe ilişkin öncelikli faaliyetlerin belirtildiğine dikkati çeken Bayraktar, "Ancak, kooperatiflerden sorumlu birden fazla bakanlığın olması nedeniyle, uygulamadaki farklılıklar ve koordinasyon eksikliğinin sıkıntılara yol açmaya devam edeceği düşünülmektedir. Bu nedenle Sanayi ve Ticaret Bakanlığı`na bağlı olan Tarım Satış Kooperatifleri ve Birliklerinin Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı`na bağlanması,
koordinasyon bütünlüğünü sağlayarak adımların daha hızlı ve daha etkin olarak atılmasını sağlayacaktır" şeklinde konuştu.
"DEVLETİN MALİ, TEKNİK VE HUKUKİ KATKIDA BULUNMASI ZORUNLU"
Bayraktar, kooperatifçilik sektörünün denetlenmesi, geliştirilmesi, devlet tarafından bu amaçla mali, teknik ve hukuki katkıda bulunulmasının zorunlu olduğunu bildirdi. Bayraktar, devletin, temel olarak yasa koyucu ve yasaları düzenleyici pozisyonunun güçlendirilmesi ve kooperatifleri yasal boşluk ve karmaşıklıklardan kurtarması, devletin kooperatiflere müdahaleci rolü azaltılarak kooperatifleşmenin teşvik edilmesi, kooperatifler mali yönden güçlendirilip, desteklenmesi gerektiğini kaydetti.
Kooperatiflerde iç denetlemenin daha işlevsel bir yapıya kavuşturulması, dış denetlemenin ise bağımsız, yetkili özel şirketler tarafından yapılmasının önem taşıdığını belirten Bayraktar, "Kooperatifçilikte temel sorunlardan birini oluşturan eğitim eksikliğinin giderilmesi için eğitim ve Ar-Ge faaliyetlerini yürütecek bir kurumsal yapının oluşturulması gerekmektedir. Bu çalışmalar mümkün olduğu kadar geniş tabana yayılarak yapılmalı ve üniversiteler dışındaki diğer sivil toplum örgütlerinin de eğitimle
ilgili desteklerinin artırılması sağlanmalıdır" dedi.
"DÜNYADA TARIMSAL KOOPERATİFLER TEK BİR ÇATI ALTINDA ÖRGÜTLENİYOR"
Tarımsal kooperatifçiliğin genel kooperatifçilikten farklı bazı özellikler arz ettiğini, dünyada tarımsal kooperatiflerin genellikle tek bir çatı altında örgütlendiğinin görüldüğünü bildiren Bayraktar, açıklamasında şunları kaydetti:
"İngiltere`de Ulusal Çiftçi Birliği`nin (NFU) bütün tarımsal örgütlerin üst çatısı olduğu görülmektedir. Almanya`da üst çatı örgütü olarak Tarım Konseyi, buna bağlı olarak Alman Kooperatifleri Konfederasyonu (DGRV) ve Alman Çiftçiler Birliği bulunmaktadır. Polonya ve Avusturya`da da aynı örgütlenme modeli vardır. Fransa`da üst çatı örgütü olarak Tarım Konseyi, bunun altında Çiftçi Sendikaları Federasyonu, Genç Çiftçiler Birliği ve Kooperatifçilik-Dernekçilik Faaliyetleri Ulusal Komitesi bulunmaktadır.
Portekiz`de te farklı yasa altında, 7 konuarımsal amaçlı bütün örgütlerin bağlı olduğu bir Portekiz Tarım Konseyi vardır. Türkiye`de ise tarımsal örgütlenme altı ayrı bakanlık bünyesinde yer almaktadır. Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı, Ticaret Bakanlığı, Bilim, Sanayi Bakanlığı, Orman ve Su İşleri Bakanlığı, İçişleri Bakanlığı (525 adet çiftçi derneği) ve Tarımsal Vakıfların (14 adet) bağlı olduğu Başbakanlık var. Tarımsal örgütlenme konusunda bu bakanlıklar arasında bir koordinasyon sağlanması mümkün
olamamaktadır. Bizde de, tarımsal örgütlenmenin AB ülkelerinde olduğu gibi Konsey veya Konfederasyon benzeri bir üst örgütte tek çatı altında toplanması gerekmektedir. Bu yapının da Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığının yetki ve sorumluluk sınırları içinde olması, merkez birliklerinin kooperatiflerin kuruluş ve denetlenmesinde etkili olması sağlanmalıdır."
Kooperatifçilikte en önemli sorun olan kooperatifçilik anlayışının değişmesi gerektiğini, vatandaşın kooperatifçilik konusunda eğitilmesinin bunun en önemli ayağı olduğunu bildiren Bayraktar, Türkiye`de `devletin kaynaklarından nasıl istifade ederiz` zihniyetinden ziyade, `ortakların güç ve kaynaklarını en etkin nasıl harekete geçirebiliriz` anlayışının hakim olduğu bir anlayış ve örgütlenme modeli geliştirilmesi gerektiğini vurguladı. Bayraktar, tarımsal örgütlerin daha fonksiyonel bir yapıya
kavuşturulabilmesi için görev tanımlarının yeniden ele alınarak kayıt tutma ve yayım hizmetleri, Ar-Ge çalışmaları, girdi ve kredi temini, depolama, ambalaj ve pazarlama safhalarında daha aktif rol almalarının sağlanmasının zorunlu olduğuna dikkat çekti. Bayraktar, "Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı`nın bu yöndeki gelişmeleri destekleyici yaklaşım ve girişimlerini memnuniyetle izlemekteyiz. Ülkemizde tarımsal örgütlenmedeki dağınıklığın ele alınarak tartışılması ve AB ülkelerinde olduğu gibi ülkemiz
şartlarına en uygun bir modelin benimsenerek hukuki düzenlemelerin hayata geçirilmesi konularında Hükümetin ve özellikle Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı`nın önderliğine ihtiyaç vardır" dedi.
Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Kayseri İl Başkanı Okandan: "AK Parti, siyaseti kapalı salonlardan değil milletin içinde, milletle birlikte ve millet için yürütmüştür" AK Parti Kayseri İl Başkanı Hüseyin Okandan, Yargıtay tarafından açıklanan parti üye sayısının artması ile ilgili yaptığı açıklamasında, "AK Parti, siyaseti kapalı salonlardan değil milletin içinde, milletle birlikte ve millet için yürütmüştür" dedi. Başkan Okandan açıklamasında şu ifadelere yer verdi: "Yargıtay Başkanlığı tarafından 2 Ocak 2026’da açıklanan resmî verilere göre, AK Parti’nin üye sayısı 664 bin 568 artarak 11 milyon 543 bin 301’e ulaşmıştır. Bu artış, Türkiye siyasi tarihinde güçlü bir toplumsal karşılığın ve sahaya dayalı siyaset anlayışının somut bir göstergesi olmuştur. AK Parti, kurulduğu günden bu yana siyaseti milletin gündeminden koparmadan yürütmeyi esas almış; talep ve beklentileri doğrudan sahadan okuyarak karar süreçlerini bu iradeyle şekillendirmiştir. Atılan her adımda milletle kurulan bu güçlü bağ, AK Parti’yi Türkiye’nin en geniş tabanlı siyasi hareketi hâline getirmiştir. Genel Başkanımız ve Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliğinde geçen iktidar yılları boyunca AK Parti, siyaseti kapalı salonlardan değil; milletin içinde, milletle birlikte ve millet için yürütmüştür. Açıklanan üye artışı, yalnızca sayısal bir büyümeyi değil; bu liderliğe, bu anlayışa ve ortaya konulan istikrarlı vizyona duyulan güveni de açıkça ortaya koymaktadır. AK Parti, farklı sosyal kesimleri ve hayat tarzlarını ortak hedefler etrafında buluşturan, "Biz Büyük Bir Aileyiz" anlayışıyla yoluna devam eden güçlü bir siyasi harekettir. Türkiye Yüzyılı hedefleri doğrultusunda kararlılıkla ilerleyen AK Parti, bugüne kadar olduğu gibi bundan sonra da milletin taleplerini merkeze alan bir siyaset anlayışıyla çalışmalarını sürdürecektir. Teşkilatlarımızın sahadaki gayreti, üyelerimizin fedakârlığı ve milletimizin desteğiyle büyüyen bu yapı, ülkemizin geleceği için aynı inanç ve azimle çalışmaya devam edecektir. Yargıtay’ın açıkladığı tablo göstermektedir ki AK Parti, milletimizin partisidir ve milletimizin partisi olmaya devam edecektir. Partimizin Kayseri’deki güncel üye sayısı 199.052’ye ulaşmıştır. Bu rakam, teşkilatlarımızın sahadaki emeğinin, milletimizle kurduğumuz güçlü gönül bağının somut bir sonucudur. Bu tablo, partimizin Kayseri’de ne kadar güçlü bir toplumsal zemine sahip olduğunun açık bir göstergesidir. Son 6 ay içerisinde 13.741 yeni üyemizin partimize katılması, bu güvenin artarak devam ettiğini ortaya koymaktadır. Bu başarı; masa başında değil, sahada; kapı kapı, gönül gönüle yürütülen çalışmaların sonucudur. Kadın Kollarımızın özverili gayreti, Gençlik Kollarımızın dinamizmi ve teşkilatlarımızın kararlı duruşu bu artışın temelini oluşturmaktadır. Kayseri teşkilatlarımız, Genel Merkezimizin ortaya koyduğu vizyon doğrultusunda; milletle temas eden, dinleyen, anlayan ve çözüm üreten bir siyaset anlayışıyla çalışmalarını sürdürmektedir. Bu vesileyle, emeği geçen milletvekillerimize, belediye başkanlarımıza, tüm teşkilat mensuplarımıza, kadın ve gençlik kollarımıza ve partimize gönül veren tüm hemşehrilerimize şükranlarımı sunuyorum. AK Parti, Kayseri’de olduğu gibi Türkiye’nin her köşesinde milletin partisi olmaya devam edecektir."
Erzurum Küçükoğlu; "Erzurum’da 128 bin 427 üyeye ulaştık" AK Parti Erzurum İl Başkanı İbrahim Küçükoğlu, il binasında yaptığı açıklamada Türkiye siyasi tarihinde güçlü bir toplumsal karşılığı olduklarını ve sahaya dayalı siyaset anlayışını benimsediklerini dile getirdi. AK Parti İl Başkanlığı’nda düzenlenen basın toplantısına AK Parti İl Başkanı İbrahim Küçükoğlu, AK Parti Erzurum Milletvekili Mehmet Emin Öz, Eski Sağlık Bakanı Recep Akdağ, Aziziye Belediye Başkanı Emrullah Akpunar, Palandöken Belediye Başkanı Muhammet Sunar, Yakutiye Belediye Başkan Mahmut Uçar, teşkilat yöneticileri ve parti mensupları katıldı. "Türkiye’nin en geniş tabanlı siyasi hareketiyiz" Yargıtay Başkanlığı tarafından 2 Ocak 2025 tarihinde açıklanan "Siyasi Parti Üye Sayıları" neticesinde AK Parti’nin 11 milyon 543 bin üyeye ulaşarak yeni bir rekora imza attığını vurgulayan AK Parti Erzurum İl Başkanı İbrahim Küçükoğlu, "Yargıtay Başkanlığı tarafından 2 Ocak 2026’da açıklanan resmî verilere göre, AK Parti’nin üye sayısı 664.568 artarak 11 milyon 543 bin 301’e ulaşmıştır. Erzurum’da ise göreve geldiğimiz 01 Mart 2023 tarihinden itibaren üye sayımız 104 bin 777 iken 23 bin 650 artarak 128 bin 427 üyeye ulaşmıştır. Sadece 2025 yılında 9 bin 905 yeni üyemizle birlikte bölge 1.si olduk. Bu artış, Türkiye siyasi tarihinde güçlü bir toplumsal karşılığın ve sahaya dayalı siyaset anlayışının somut bir göstergesi olmuştur. AK Parti, kurulduğu günden bu yana siyaseti milletin gündeminden koparmadan yürütmeyi esas almış; talep ve beklentileri doğrudan sahadan okuyarak karar süreçlerini bu iradeyle şekillendirmiştir. Atılan her adımda milletle kurulan bu güçlü bağ, AK Parti’yi Türkiye’nin en geniş tabanlı siyasi hareketi hâline getirmiştir" dedi "Biz büyük bir aileyiz, güçlüyüz" Açıklanan tablonun AK Parti’nin, milletin partisi olduğunu ve olmaya devam edeceğinin gösterdiğini ifade eden Başkan Küçükoğlu, "Genel Başkanımız ve Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliğinde geçen iktidar yılları boyunca AK Parti, siyaseti kapalı salonlardan değil; milletin içinde, milletle birlikte ve millet için yürütmüştür. Açıklanan üye artışı, yalnızca sayısal bir büyümeyi değil; bu liderliğe, bu anlayışa ve ortaya konulan istikrarlı vizyona duyulan güveni de açıkça ortaya koymaktadır. AK Parti, farklı sosyal kesimleri ve hayat tarzlarını ortak hedefler etrafında buluşturan, "Biz Büyük Bir Aileyiz" anlayışıyla yoluna devam eden güçlü bir siyasi harekettir. Türkiye Yüzyılı hedefleri doğrultusunda kararlılıkla ilerleyen AK Parti, bugüne kadar olduğu gibi bundan sonra da milletin taleplerini merkeze alan bir siyaset anlayışıyla çalışmalarını sürdürecektir. Teşkilatlarımızın sahadaki gayreti, üyelerimizin fedakârlığı ve milletimizin desteğiyle büyüyen bu yapı, ülkemizin geleceği için aynı inanç ve azimle çalışmaya devam edecektir" şeklinde konuştu.
Adana AK Parti’nin Adana’daki üye sayısı 328 bin 629 oldu AK Parti Adana İl Başkanı Tamer Dağlı, Adana’daki toplam üye sayısının 328 bin 629’a yükseldiğini açıkladı. Yargıtay Başkanlığı tarafından 2 Ocak 2026 tarihinde açıklanan resmi verilere göre, AK Parti’nin üye sayısı 664 bin 568 artarak 11 milyon 543 bin 301’e ulaştı. AK Parti Adana İl Başkanı Tamer Dağlı, konuyla ilgili basın toplantısı düzenledi. Dağlı, Kadın ve Gençlik Kolları ile ilçe teşkilatlarının sahadaki yoğun çalışmaları sonucunda 11 bin 891 yeni üye kaydı yapıldığını belirterek, Adana’daki toplam üye sayısının 328 bin 629’a yükseldiğini ifade etti. AK Parti’nin kurulduğu günden bu yana siyaseti milletin gündeminden koparmadan yürüttüğünü vurgulayan Dağlı, "AK Parti, karar süreçlerini sahadan aldığı talep ve beklentiler doğrultusunda şekillendiren bir siyasi anlayışın temsilcisidir. Milletle kurulan bu güçlü bağ, partimizi Türkiye’nin en geniş tabanlı siyasi hareketi haline getirmiştir" dedi. Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliğinde, siyasetin kapalı salonlardan değil, milletin içinde ve milletle birlikte yürütüldüğünü belirten Dağlı, üye sayısındaki artışın yalnızca rakamsal bir büyüme olmadığını aynı zamanda liderliğe, vizyona ve istikrarlı yönetime duyulan güvenin açık bir göstergesi olduğunu ifade etti. AK Parti’nin farklı sosyal kesimleri ve hayat tarzlarını ortak hedefler etrafında buluşturan büyük bir siyasi aile olduğuna dikkat çeken Dağlı, "Türkiye Yüzyılı hedefleri doğrultusunda, milletin taleplerini merkeze alan siyaset anlayışımızla çalışmalarımıza kararlılıkla devam edeceğiz" şeklinde konuştu. Teşkilatların sahadaki özverili çalışmaları, üyelerin fedakarlığı ve milletin desteğiyle büyüyen AK Parti’nin, ülkenin geleceği için aynı inanç ve azimle yoluna devam edeceğini vurgulayan Dağlı, Yargıtay tarafından açıklanan verilerin AK Parti’nin milletin partisi olmaya devam ettiğini bir kez daha gösterdiğini sözlerine ekledi.