GENEL - 29 Mart 2012 Perşembe 11:02

2012 ULUSLARARASI KOOPERATİFLER YILI

A
A
A
2012 ULUSLARARASI KOOPERATİFLER YILI

Türkiye Ziraat Odaları Birliği (TZOB) Genel Başkanı Şemsi Bayraktar, kooperatif örgütlenmesinin tarımda olmazsa olmazlardan biri olduğunu bildirerek, "Kooperatifçiliği geliştiremezsek, tarımda ürün pazarlamasında başarı el edemeyiz" dedi.
TZOB Genel Başkanı Bayraktar, `2012 Uluslararası Kooperatifler Yılı` dolayısıyla yaptığı açıklamada, Birleşmiş Milletlerin 18 Şubat 2010 tarihinde yapılan 64. Genel Kurulunda kooperatiflerin sosyal gelişmedeki rolünün desteklenmesi amacıyla 2012`nin `Uluslararası Kooperatifler Yılı` olarak ilan edildiğini belirtti. 2012 yılının Uluslararası Kooperatifler Yılı ilan edilmesinin, `Kooperatif İşletmeler Daha İyi Bir Dünya Kurar` ana temasıyla, kooperatifçiliğe daha fazla ilgi çekmek ve bu konuda farkındalık
yaratmak amacını taşıdığını bildiren Bayraktar, "Kooperatifler, üyeleri arasında işbirliği ve dayanışmayı esas alan, temel amacı kar etmek olmasa da ekonomik amaçla hareket eden demokratik örgütlerdir. Birbirleriyle meslek, sanat ve toplumsal çıkar bağları olan kişi ve grupların güç ve imkanlarını birleştirerek oluşturdukları kuruluşlardır" dedi.
Amacın verimli çalışma, ortakların ihtiyaçlarını karşılama, emek ve ürünleri en uygun şekilde değerlendirme olduğunu anlatan Bayraktar, ortaklarının gereksinim ve yararlarını yüksek kazançtan önde tutan kooperatiflerin, yaşamlarını sürdürebilmesi için başarılı olmanın iki esası olan verimlilik ve etkinlik kurallarının dikkate alınması gerektiğini söyledi.
Dünyada devletlerin bazı fonksiyonlarını sivil toplum örgütlerine devretme eğiliminin giderek arttığını, kooperatiflerin de içinde bulunduğu sivil toplum örgütlerine önemli görevler düştüğünü vurgulayan Bayraktar, şöyle devam etti:
"Dengeli ve adaletli bir toplum için güçlü bir kamu sektörü ve özel sektörün yanı sıra kooperatiflerin ve diğer sosyal ve sivil toplum örgütlerinin güçlü bir yapıda olmalarının önemi açıktır. Türkiye`de kooperatifçilik var olan potansiyeline bakıldığında kendinden beklenen performansı gösterememektedir. Ülkemizde 26 ayrı türde 84 bin 232 kooperatif bulunmaktadır. Kooperatifçilik tarımsal alanlarda ortaya çıkmış ve yoğunlaşmıştır. Var olan kooperatiflerin 13 bini tarımsal amaçlıdır. Kooperatifçiliğimizde
maalesef az ortaklı bir yapı mevcuttur."
"TÜRKİYE`DE TARIMSAL AMAÇLI KOOPERATİFLER 7 KONUDA HİZMET VERİYOR"
Türkiye`de tarımsal amaçlı kooperatiflerin 3 farklı yasa altında, 7 konuda hizmet verdiğini bildiren Bayraktar, birbirinden farklı mevzuatlarla yönetilen kooperatiflerin Türkiye ihtiyaçlarına nazaran çeşit ve sayı yönünden oldukça fazla ve dağınık bir yapı sergilemekle beraber ilgili mevzuatları da güncelliğini yitirdiğini ifade etti. Devletin değişik şekillerde kooperatiflere müdahale etme sürecinin devam ettiğini, kooperatiflerin ise kooperatifçilik bilincinin yerleşmemesinden ötürü ortakların
haklarına ve ellerindeki varlıkların mülkiyetine sahip çıkmadığını, katılımcı anlayıştan uzak bir anlayışı içinde barındırdığını belirten Bayraktar, "Kooperatiflerin kendilerinden beklenen görevleri yerine getirecek yönetim anlayışına, idari kapasiteye ve teknik bilgiye sahip olmaması, egemen pazar güçlerinin kooperatifleri özel sektörün rakibi olarak görme ve göstermeleri kooperatifçiliğin önündeki başlıca engellerdir. Küçük işletmelerin çok yoğun olduğu bu tarımsal yapıda ekonomik örgütlenme yetersiz
kalmış, tarımsal örgütler arasında yeterli koordinasyon sağlanamamıştır" diye konuştu.
"DÜNYADA 750 BİN KOOPERATİF, 800 MİLYON KOOPERATİF ORTAОI VAR"
Gelişmiş ülkelerde kooperatifçiliğin sosyal ve ekonomik açıdan çok önemli bir yere sahip olduğunu, Uluslararası Kooperatifler Birliği (ICA) çatısı altında 750 bin kooperatif ve 800 milyon kooperatif ortağı bulunduğunu kaydeden Bayraktar, dünyadaki her 8-9 kişiden biri kooperatif ortağı olduğunu, yaklaşık 100 milyon kişinin de bu kooperatiflerde çalıştığını ifade etti. Bayraktar, kooperatifçilikte ABD, Almanya, Fransa, İngiltere, İtalya ve Japonya gibi ülkelerin öne çıktığını, İngiltere`nin
kooperatifçiliğin beşiği olduğunu vurgulayarak, Japonya, Kanada ve Norveç`te nüfusunun üçte birinin, ABD ve Almanya`da dörtte birinin, Finlandiya`da ise dörtte üçünün kooperatiflere üye olduğunu belirtti. Bu ülkelerde kooperatiflerin iş hacimlerine bakıldığında ilk sıralarda tarımsal kooperatiflerin yer aldığı görüldüğünü bildiren Bayraktar, Almanya, Fransa ve Hollanda`da kooperatif bankalarının ülkenin en büyük 5 bankası arasında yer aldığı, Fransa`da kooperatiflerin istihdamın yüzde 3,5`i olan 1
milyon kişiye iş imkanı sağladığı bilgisini verdi. İtalya`da tarımsal gıda sektörünün yüzde 50`sini kooperatiflerin yönettiğini, Polonya`da 3 kişiden birinin kooperatiflerin sahip olduğu evlerde yaşadığını ifade eden Bayraktar, "Avrupa Birliği ülkelerinde 123 milyon üyesi olan 160 bin kooperatif, 5,4 milyon kişiye istihdam sağlamaktadır" dedi.
"BİZDEKİ KOOPERATİFÇİLİK İLE DÜNYA KOOPERATİFÇİLİĞžİ ARASINDA CİDDİ FARKLAR BULUNMAKTA"
Türkiye`deki kooperatifçilik hareketinin de adı `Kooperatif` olmasa bile çalışma sistemi itibariyle aynı olan `Memleket Sandıkları`nın kurulmasıyla 1863 yılında başladığını belirten Bayraktar, açıklamasını şöyle sürdürdü:
"Bizdeki kooperatifçilik ile dünya kooperatifçiliği arasında ciddi farklar bulunmaktadır. Gelişmiş ülkelerde kooperatifçiliğe kamu ve özel sektör yanında üçüncü sektör olarak da bakılmaktadır. Ancak ülkemizde kooperatifçiliğe, zaman zaman önem ve öncelik verilmekle birlikte, süreklilik kazandırılamadığından istenilen düzeyde gelişme sağlanamamıştır. Türkiye`de kooperatie farklı yasa altında, 7 konufçiliğin gelişememesinin en önemli sebeplerinden biri, kooperatif kurucu ve ortaklarının eğitim seviyesinin
düşüklüğüdür. Başarılı ve iyi örnek teşkil eden kooperatifler yanında, ortaklık hak ve menfaatleri konusunda yeterli bilgisi olmayan üyelerin, bazı kooperatif kurucuları veya yöneticileri tarafından istismar edilmeleri, ülkemiz kooperatifçiliğinin gelişmesinde olumsuz rol oynayan önemli faktörlerden biri olmuştur. Ancak, son yıllarda eğitim seviyesinin yükselmesi ve ortakların bilinçlenmesine paralel olarak kooperatifçiliğimizde de önemli gelişmeler yaşandığını memnuniyetle müşahede etmekteyiz."
Kooperatifçilik Strateji Belgesi ve Eylem Planı`nda (2012-2016) belirlenen 7 stratejik hedefe ilişkin öncelikli faaliyetlerin belirtildiğine dikkati çeken Bayraktar, "Ancak, kooperatiflerden sorumlu birden fazla bakanlığın olması nedeniyle, uygulamadaki farklılıklar ve koordinasyon eksikliğinin sıkıntılara yol açmaya devam edeceği düşünülmektedir. Bu nedenle Sanayi ve Ticaret Bakanlığı`na bağlı olan Tarım Satış Kooperatifleri ve Birliklerinin Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı`na bağlanması,
koordinasyon bütünlüğünü sağlayarak adımların daha hızlı ve daha etkin olarak atılmasını sağlayacaktır" şeklinde konuştu.
"DEVLETİN MALİ, TEKNİK VE HUKUKİ KATKIDA BULUNMASI ZORUNLU"
Bayraktar, kooperatifçilik sektörünün denetlenmesi, geliştirilmesi, devlet tarafından bu amaçla mali, teknik ve hukuki katkıda bulunulmasının zorunlu olduğunu bildirdi. Bayraktar, devletin, temel olarak yasa koyucu ve yasaları düzenleyici pozisyonunun güçlendirilmesi ve kooperatifleri yasal boşluk ve karmaşıklıklardan kurtarması, devletin kooperatiflere müdahaleci rolü azaltılarak kooperatifleşmenin teşvik edilmesi, kooperatifler mali yönden güçlendirilip, desteklenmesi gerektiğini kaydetti.
Kooperatiflerde iç denetlemenin daha işlevsel bir yapıya kavuşturulması, dış denetlemenin ise bağımsız, yetkili özel şirketler tarafından yapılmasının önem taşıdığını belirten Bayraktar, "Kooperatifçilikte temel sorunlardan birini oluşturan eğitim eksikliğinin giderilmesi için eğitim ve Ar-Ge faaliyetlerini yürütecek bir kurumsal yapının oluşturulması gerekmektedir. Bu çalışmalar mümkün olduğu kadar geniş tabana yayılarak yapılmalı ve üniversiteler dışındaki diğer sivil toplum örgütlerinin de eğitimle
ilgili desteklerinin artırılması sağlanmalıdır" dedi.
"DÜNYADA TARIMSAL KOOPERATİFLER TEK BİR ÇATI ALTINDA ÖRGÜTLENİYOR"
Tarımsal kooperatifçiliğin genel kooperatifçilikten farklı bazı özellikler arz ettiğini, dünyada tarımsal kooperatiflerin genellikle tek bir çatı altında örgütlendiğinin görüldüğünü bildiren Bayraktar, açıklamasında şunları kaydetti:
"İngiltere`de Ulusal Çiftçi Birliği`nin (NFU) bütün tarımsal örgütlerin üst çatısı olduğu görülmektedir. Almanya`da üst çatı örgütü olarak Tarım Konseyi, buna bağlı olarak Alman Kooperatifleri Konfederasyonu (DGRV) ve Alman Çiftçiler Birliği bulunmaktadır. Polonya ve Avusturya`da da aynı örgütlenme modeli vardır. Fransa`da üst çatı örgütü olarak Tarım Konseyi, bunun altında Çiftçi Sendikaları Federasyonu, Genç Çiftçiler Birliği ve Kooperatifçilik-Dernekçilik Faaliyetleri Ulusal Komitesi bulunmaktadır.
Portekiz`de te farklı yasa altında, 7 konuarımsal amaçlı bütün örgütlerin bağlı olduğu bir Portekiz Tarım Konseyi vardır. Türkiye`de ise tarımsal örgütlenme altı ayrı bakanlık bünyesinde yer almaktadır. Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı, Ticaret Bakanlığı, Bilim, Sanayi Bakanlığı, Orman ve Su İşleri Bakanlığı, İçişleri Bakanlığı (525 adet çiftçi derneği) ve Tarımsal Vakıfların (14 adet) bağlı olduğu Başbakanlık var. Tarımsal örgütlenme konusunda bu bakanlıklar arasında bir koordinasyon sağlanması mümkün
olamamaktadır. Bizde de, tarımsal örgütlenmenin AB ülkelerinde olduğu gibi Konsey veya Konfederasyon benzeri bir üst örgütte tek çatı altında toplanması gerekmektedir. Bu yapının da Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığının yetki ve sorumluluk sınırları içinde olması, merkez birliklerinin kooperatiflerin kuruluş ve denetlenmesinde etkili olması sağlanmalıdır."
Kooperatifçilikte en önemli sorun olan kooperatifçilik anlayışının değişmesi gerektiğini, vatandaşın kooperatifçilik konusunda eğitilmesinin bunun en önemli ayağı olduğunu bildiren Bayraktar, Türkiye`de `devletin kaynaklarından nasıl istifade ederiz` zihniyetinden ziyade, `ortakların güç ve kaynaklarını en etkin nasıl harekete geçirebiliriz` anlayışının hakim olduğu bir anlayış ve örgütlenme modeli geliştirilmesi gerektiğini vurguladı. Bayraktar, tarımsal örgütlerin daha fonksiyonel bir yapıya
kavuşturulabilmesi için görev tanımlarının yeniden ele alınarak kayıt tutma ve yayım hizmetleri, Ar-Ge çalışmaları, girdi ve kredi temini, depolama, ambalaj ve pazarlama safhalarında daha aktif rol almalarının sağlanmasının zorunlu olduğuna dikkat çekti. Bayraktar, "Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı`nın bu yöndeki gelişmeleri destekleyici yaklaşım ve girişimlerini memnuniyetle izlemekteyiz. Ülkemizde tarımsal örgütlenmedeki dağınıklığın ele alınarak tartışılması ve AB ülkelerinde olduğu gibi ülkemiz
şartlarına en uygun bir modelin benimsenerek hukuki düzenlemelerin hayata geçirilmesi konularında Hükümetin ve özellikle Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı`nın önderliğine ihtiyaç vardır" dedi.
Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Samsun Başkan Kul: "Bahanelerin arkasına değil, makinelerimizin gücüne ve ekibimizin azmine güveniyoruz" Samsun’un Terme Belediye Başkanı Şenol Kul, "Bahanelerin arkasına değil, makinelerimizin gücüne ve ekibimizin azmine güveniyoruz" dedi. Terme Belediyesi, ilçeye daha hızlı ve etkin hizmet sunmak amacıyla araç filosunu güçlendirmeye devam ediyor. Hizmet kapasitesini artırma hedefiyle son olarak envantere katılan 4 yeni hizmet aracı, Belediye Başkanı Şenol Kul tarafından kamuoyuna tanıtıldı. Tanıtım töreninde konuşan Başkan Kul, "Terme’de yapılacak çok iş vardı ama hamdolsun büyük ölçüde işin belini kırdık. Bugün filomuza kattığımız bu yeni güçlerle artık çok daha hızlı, çok daha güçlü bir Terme Belediyesi sahada olacak" diye konuştu. Göreve geldikleri günden bu yana belediyenin öz kaynaklarını ve ikili ilişkilerini en verimli şekilde kullandıklarını belirten Başkan Kul, "Sadece son iki yıl içerisinde 20’ye yakın aracı belediyemiz envanterine kazandırmanın gururunu yaşıyoruz. Bugün burada sergilediğimiz son model CASE ekskavatörümüzden Mercedes-Benz arazözümüze ve ulaşımda konforu artıracak otobüslerimize kadar her bir araç Terme’nin malıdır, Terme’nin hizmetkarıdır. Bu araçlarla artık mahallelerimizde, sokaklarımızda daha güzel ve kalıcı hizmetler sunacağız. Hemşehrilerimiz müsterih olsun Terme’de her gün bir önceki günden daha iyi hizmet etmek için ter dökeceğiz. Bahanelerin arkasına değil, makinelerimizin gücüne ve ekibimizin azmine güveniyoruz" şeklinde konuştu. Yeni katılan araçların detaylarına değinen Başkan Kul, şunları söyledi: "Türkiye Belediyeler Birliği’nden (TBB) hibe aldığımız 2026 model tam donanımlı ekskavatörümüz, belediyemizin öz kaynaklarıyla bünyemize kattığımız arazözümüz ve filomuza eklenen otobüslerimizle belediyemizin hizmet kapasitesini zirveye taşıdık. Terme üretiyor, Terme güçleniyor. Yol yapımından altyapıya, ulaşımdan temizliğe kadar her alanda bu yeni araçlarımızın izi olacak. Biz sadece bugünü değil, Terme’nin geleceğini inşa ediyoruz."
Niğde Niğde Barosu Başkanı Öztürk: "Mesleğin güçsüzleşmesi, doğrudan vatandaşların adalete erişimini zedeler" Niğde Barosu Başkanı Emin Alper Öztürk, avukatların yargının kurucu unsurlarından biri olduğunu belirterek, mesleğin güçsüzleşmesinin doğrudan vatandaşların adalete erişimini zedeleyeceğini ifade etti. 5 Nisan Avukatlar Günü dolayısıyla Cumhuriyet Meydanı’nda tören düzenlendi. Törene Niğde Barosu Başkanı Emin Alper Öztürk, baro üyeleri ve çok sayıda avukat katıldı. Atatürk Anıtı’na çelenk sunumuyla başlayan programda saygı duruşunda bulunularak, İstiklal Marşı okundu. Törende konuşan Baro Başkanı Öztürk, tüm meslektaşlarının Avukatlar Günü’nü kutlayarak, hukuk devleti ve adil yargılanma hakkının önemine dikkat çekti. Öztürk, avukatların yargının kurucu unsurlarından biri olduğunu belirterek, mesleğin güçsüzleşmesinin doğrudan vatandaşların adalete erişimini zedeleyeceğini ifade etti. Avukatlık mesleğinin yalnızca bireylerin haklarını temsil etmekle sınırlı olmadığını vurgulayan Öztürk, hukukun üstünlüğünün korunması, adaletin sağlanması ve demokratik toplum düzeninin devamı için avukatların kritik bir rol üstlendiğini söyledi. Konuşmasında hukuk eğitimi ve mesleğe giriş sürecine ilişkin değerlendirmelerde de bulunan Öztürk, geçmiş yıllarda dile getirdikleri hukuk fakültesi kontenjanlarının azaltılması, başarı sıralamasının yükseltilmesi ve mesleki kaliteyi artırmaya yönelik adımların önemine değindi. Bu kapsamda atılan bazı adımların umut verici olduğunu belirten Öztürk, hukuk eğitiminde kalite standartlarının belirlenmesi ve akreditasyon sisteminin hayata geçirilmesi gerektiğini kaydetti. Öztürk ayrıca stajyer avukatların eğitim ve ekonomik hakları, kamu avukatlarının özlük hakları ile serbest avukatların CMK ve adli yardım ücretlerine ilişkin sorunların halen çözüme kavuşmadığını ifade etti. Avukatlara yönelik artan şiddet olaylarına da dikkat çeken Öztürk, meslektaşların görevlerini güvenli bir şekilde yapabilmesi için gerekli yasal düzenlemelerin ivedilikle hayata geçirilmesi gerektiğini belirterek, avukatlık mesleğinin korunmasına yönelik uluslararası sözleşmelerin uygulanmasının önemine vurgu yaptı. Meslektaşlarına dayanışma çağrısında bulunan Öztürk, "Bağımsız yargının özgür ve kararlı temsilcileri olarak görevimizin başındayız, sorumluluğumuzun farkındayız" ifadelerini kullandı.