GENEL - 31 Mart 2012 Cumartesi 15:07

YALOVA`DA TERMİK SANTRAL PROTESTOSU

A
A
A
YALOVA`DA TERMİK SANTRAL PROTESTOSU

Yalova`da termik santral ve kimyasal depolama terminaline karşı çıkan dernekler oturma eylemi yaptı.
Yalova`nın Taşköprü beldesine kurulmak istenen kimyasal depolama terminali ile termik santrale karşı çıkan 38 sivil toplum örgütünün oluşturduğu platform tarafından oturma eylemi düzenlendi. Eyleme; Yalova Belediye Başkanı Yakup Koçal, CHP İl Başkanı Cemil Fitoz, eski AK Parti Yalova Milletvekili Şükrü Önder ile STK`lara üye yaklaşık 300 kişilik bir grup katıldı. Ellerindeki pankartlarla Yalova`da kimyasal depolama ve termik santral istemediklerini dile getiren grup adına açıklamayı Yalova Barosu Çevre
Komisyonu Üyesi Safiye Yüksel Baykara yaptı.
Baykara, "Biz şehrimizde kömür yakıtlı termik santraller ve kimyasal depolama terminallerine yer olmaması yönündeki halk iradesini destekliyoruz. Yalova`nın yerel meclisleri, büyük çabalarla Yalova`nın kendi iradesiyle yaptığı 1/25 binlik çevre düzeni planını korumalı, ilin deprem riskini ve halkın sağlıklı çevrede yaşama hakkını gözetmelidir. 2011 Ocak ayında termik santral ve yeni kimyasal depolamaları sınırlayan plan notları kararlarını alan yerel meclislerimiz, Yalova halkının iradesini göstererek bu
anlamda şehir tarihine önemli bir not düşmüşken, alınan bu kararlardan geri dönüş yapılması asla kabul edilemeyecek bir durumdur. 1999 felaketini, kimyevi sızıntı felaketiyle birlikte yaşayan Yalovalıların daha fazla kapasite artışına ve daha fazla riske tahammülleri yoktur. Termik santral ve kimyasal depolama dayatmasına hayır diyecek irade Yalova siyasetçilerinde vardır ve olmalıdır. Termik santral ve kimyasal depolama için merkezi idare, Yalova siyasetçileri ile halkı karşı karşıya getirmekten
kaçınmalıdır. Söz konusu tesislerin yerleşim alanlarına yakınlığını, sağlık koruma bantlarının olmadığını, taşıdığı riskleri görmezden gelerek çocuklarımızın geleceğini riske atanlar, bu davranışlarının vicdani ve hukuki sonuçlarına da katlanmak durumunda kalacaklardır. Yerel meclislerimizin hiçbir baskıya boyun eğmeden ilimizin menfaatlerini savunma noktasındaki çizgilerini devam ettireceklerine inanıyoruz" ifadelerini kullandı.
Açıklamanın ardından Uğur Mumcu Kültür Merkezi önündeki oturma eylemini bir süre daha devam ettiren platform üyeleri, daha sonra sessizce dağıldı.
Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Sivas Devlet hastanelerinde artık riskli ameliyatlar başarıyla yapılıyor Sivas Numune Hastanesi Kalp ve Damar Cerrahisi Kliniğinde, ileri yaş ve yüksek risk profiline sahip hastalara yönelik nitelikli cerrahi uygulamalar başarıyla gerçekleştiriliyor. Gelişmiş tanı yöntemleri ve modern cerrahi tekniklerin etkin şekilde kullanıldığı klinikte hayati risk taşıyan damar hastalıkları güvenle tedavi ediliyor ve hastaların ameliyat sonrası iyileşme süreçleri titizlikle takip ediliyor. 71 yaşındaki Fahrettin Azimet’e şah damarı ameliyatını başarıyla gerçekleştiren Uzm. Dr. Üzeyir Tapdıglı, "Daha önceden kolon kanseri ve akciğer kanseri nedeniyle ameliyat olmuştu. Akciğer kanserinden sonra hastada pnömonektomi dediğimiz akciğerin bir tanesi, yani bir tarafı alınmıştı sol taraftan. Hastamız bize şah damarında ciddi darlık nedeniyle başvurdu. Nörolojide yapılan tetkikler sonucunda tomografi çekildi ve hastada şah damarında yüzde 80 darlık olduğu tespit edildi. Hastamız bize poliklinikten başvurdu ve hastaya ameliyat olması gerektiğini önerdik. Hastamız hemen ’ne gerekiyorsa yapalım hocam’ dedi bize ve hemen yatırdık servisimize, ameliyat hazırlıklarımızı başladık. Sonra genel anesteziyle ameliyatımızı yaptık. Aynı gün solunum cihazından ayrıldı hasta. Sadece bir gece yoğun bakım takip süremiz oldu. Ondan sonra bir sonraki gün sabahında servisimize çıkardık hastamızı. Herhangi bir komplikasyon ve sıkıntı yaşamadı" dedi. Azimet ise "Hastalığım nedeniyle Sivas Numune Hastanesine başvurduğumda kolon kanseri, bağırsak kanseri ve nitekim en sonunda damar hastalığı oldum. Bunlar da ameliyat sonucu çok şükür kurtardım, bunları da atlattım. Üzeyir hocama ve ekibine çok çok teşekkür ediyorum. Allah razı olsun" şeklinde konuştu. Bypass ameliyatı gerçekleştiren Uzm. Dr. Onur Osman Kaplan ise, "Hastamızın göğüs ağrısı olması nedeniyle kardiyoloji kontrollerinde anjiyo yapılması sonrası bypass ihtiyacı olması nedeniyle tarafımıza devraldık. Hastamızın üç damar lezyonu vardı. Bundan dolayı öncesinde operasyon öncesi bir hazırlık aşamamız var, hazırlık aşamamızı yaptık. Devamında operasyonumuzu gerçekleştirdik. Yoğun bakım takip ve devamındaki servisteki takibimiz sonrasında hastamızın taburculuğunu planlamaktayız. Genel durumumuz iyi" dedi. Hasta Murat Öztürk ise "Onur hocam ve Üzeyir hocama çok teşekkür ediyorum. Onlar gibi dinamik, genç, bilgili hocalarımızı Allah başımızdan eksik etmesin. Onların varlığıyla bizler de hayat buluyoruz, sağlık buluyoruz. Allah her zaman için başımızdan eksik etmesin. Başarılarının devamını her zaman için dilerim. Teşekkür ederim" diye konuştu.
Van 5.2 büyüklüğündeki depremde korku dolu anlar Van’da 4 Nisan sabahı meydana gelen 5.2 büyüklüğündeki depreme kursta yakalanan öğrenciler büyük korku yaşarken, görevli öğretmenlerin canlarını hiçe sayarak öğrencilerini kurtarmak için mücadele etmeleri ise güvenlik kamerasına yansıdı. Tuşba ilçesi merkezli meydana gelen 5.2 büyüklüğündeki deprem büyük korkuya neden olmuştu. Erciş ilçesindeki özel bir kursta sabah saatlerinde depreme yakalanan öğrenciler ise büyük korku yaşadı. Güvenlik kamerasına yansıyan görüntülerde, öğretmenler soğukkanlılık göstererek öğrencilerini güvenli alana yönlendiriyor. Deprem anında öğretmenlerin düşündüğü tek şey onlara emanet edilen canları kurtarmak için verdikleri mücadele ise büyük takdir topladı. Kurs öğretmenlerinden Melike Çelik, "Yaşamış olduğumuz korku, telaş ve kaygıyla beraber aslında soğukkanlılığın ve olay yönetiminin ne kadar önemli olduğunu bir kere daha fark ettik. O esnada aslında düşündüğümüz tek şey yukarıdaki canlardı. Çünkü onlar önce Allah’a sonra bizlere emanet. Biz olay esnasında depremi hissettik. İlk önce ne olduğuna anlam veremedik. Anlam verdikten sonra aklımıza ilk gelen şey öğrencilerimiz oldu. Durumu yönetebilmek adına kendimizi koruma altına almayı bir an olsun düşünmedik. Çünkü bize emanet canlar vardı, onları korumamız gerekiyordu. Biz de üstümüze düşeni yaptık. Burada aile olmanın önemini de tekrar hatırlatmak istiyorum. Biz burada bir aile olduk, depremde bunu hissettim. Çünkü kendimizi dışarı atıp kendi ailelerimizi aramak yerine ilk önce öğrencilerimizi sonra da meslektaşlarımızla birbirimize kenetlendik. Hepimize geçmiş olsun. Allah beterinden korusun" dedi. Kurs öğretmenlerinde Dilek Aydemir ise yaşanan depremden kaynaklı öğrencilerin büyük korku yaşadığını belirterek, "Açıkçası bir öğretmen olarak korkumuzdan önce öğrencilerimizin güvenliğini sağlamak zorundaydık. Bundan dolayı öğrencilerimizin üst katta kontrolünü sağlamak amacıyla en üst kata çıktık. Öğrencilerimizi ilk önce güvenli alana göndermeye çalıştık ve şunun farkına vardık. Gerçekten okul demek sadece öğrenci-öğretmen ilişkisi değil. Gerçekten bir aile olmayı da hedefliyor. Bu şekilde öğrencilerimizle beraber kurduğumuz bağı sergilemiş olduk. Kurs ailesi olarak üstümüze düşen görevlerin hepsini yerine getirdik" diye konuştu.
Sivas Ömrünü anahtara adadı, 84 yaşında hâlâ tezgâh başında Sivas’ta 55 yıldır kendi geliştirdiği torna makinesiyle anahtar üretmeye devam eden 84 yaşındaki Celal Gülseven, modern makinelere güvenmediği için kendi makinesiyle çalışmaya devam ediyor. Sivas’ta yaşayan 84 yaşındaki Celal Gülseven, 55 yıldır sürdürdüğü anahtarcılık mesleğini ilerleyen yaşına rağmen bırakmayarak çalışmaya devam ediyor. 1942 doğumlu Gülseven, yıllardır anahtar ve kilit tamirlerini yaparak geçimini sağlıyor. Mesleğe uzun yıllar önce başladığını belirten Gülseven, anahtarları eski usul makinelerle tek tek işlediğini söyledi. Kendi geliştirdiği 40 yıllık makineyle çalıştığını ifade eden Gülseven, eski makinelerde yapılan işçiliğin daha hassas olduğunu belirterek el ile işlemesi yapılan anahtarlar da hata payının olmadığını ifade etti. Yeni makinelerin de bulunduğunu ancak genellikle eski makineleri kullanmayı tercih ettiğini dile getiren Gülseven, yaptığı işin hata kabul etmediğini vurguladı. Kendi yaptığı makineyle 55 yıldır anahtar üreten Celal Gülseven, "55 yıldır ben bu işi yapıyorum. Vatandaşların anahtarlarını, kilitlerini ve araba anahtarlarını tamir ediyorum. Ben bu makinelerde anahtarları elimle tek tek işliyorum. O yüzden de bu makinelerde yaptığımız anahtarlarda hata payımız olmuyor. Hatasız bir şekilde yapıp vatandaşlara teslim ediyorum. Bizim bu işimiz hata kabul etmez. Anahtarları genellikle eski makinelerimizde yapıyorum. Yeni makinelerimiz de var ancak onları ihtiyaç olduğu zaman kullanıyorum." dedi. Kendi geliştirdiği makineyi 40 yıldır kullanıyor Gülseven, 40 yıldır kendi geliştirdiği makineyi kullandığını belirterek, "Bu makineyi ben yaptım, 1986 tarihli. Ben genellikle bu makineyle çalışıyorum. Eski makinelerimizde yaptığımız işler milimetrik olduğu için hata kabul etmez. O yüzden bu makinelerle yaptığımız anahtarları da özenle yapıp, çalıştırıp müşteriye teslim etmemiz gerekiyor. Alelad bir işçilik yapamayız. Bazen yeni makinelerde dahi yanlış basım ve hatalı baskılar olabiliyor. Ancak bu eski makinelerde her şeyi kendimiz yaptığımız için hata payımız daha az oluyor. Benim dört çocuğum var; ikisi kız, ikisi erkek. Büyük oğlum benim yanımda çalışıp mesleği öğrendi, o da bu işi yaptı. Çocuklarım da çalıştı, emekli oldular. Ancak ben dükkânda kedim olduğu için evde oturup zaman geçiremedim. Onun yerine vatandaşların anahtarlarını yapıp teslim ediyorum" şeklinde konuştu. Gençlerin iş öğrenmeyi, zanaat geliştirmeyi sevmediklerini, bu nedenle çırak bulamadığını ifade eden 80’lik usta şunları söyledi. "Bu şekilde uğraşarak hayatımı devam ettiriyorum. Bu zamanda çırak gelmiyor. Çırak olarak gelmek isteyenler de hemen alacakları paranın haftalık mı aylık mı olacağını ya da yemek olarak ne yiyeceklerini soruyorlar. İş öğrenmek veya zanaat yapmak gibi bir niyetleri yok. Biz eskiden bir zanaatkârın, ustanın yanında iş öğrenelim diye düşünüyorduk. Şimdiki gençler de sadece paraya çalışıyorlar. Senelerdir kaç tanesi bu şekilde geldi geçti"
Muş Muş’ta çiftçiler tarlaya indi: Gübreler imece usulü ile serpildi Muş’un Kırköy beldesinde baharla birlikte çalışmalara başlayan çiftçiler, traktörlerin giremediği çamurlu arazilerde imece usulüyle gübreleme yaptı. Muş’ta baharın gelişiyle birlikte çiftçiler tarlalara inmeye başladı. Kırköy beldesinde üreticiler, sezonun ilk tarla çalışmalarını gübre serperek gerçekleştirdi. Bu yıl etkili olan yoğun yağışlar nedeniyle tarlaların ıslak olması tarım araçlarının araziye girişini zorlaştırdı. Traktörlerin giremediği alanlarda ise iş başa düştü. Beldede bir araya gelen genç çiftçiler, dedelerinden ve babalarından miras kalan imece geleneğini sürdürerek tarlalara gübre serpti. El birliğiyle çalışan gençler, geniş tarlaları kısa sürede gübreleyerek büyük bir yardımlaşma örneği sergiledi. Çiftçiler, yağışların verimi artırmasını beklerken, imece usulü çalışmalar ise işleri kolaylaştırdığı görüldü. Arkadaşları ile birlikte imece usulü ile tarlaya gübre atan çiftçi Ümit Yıldırak, baharın gelişiyle birlikte iş yüklerinin arttığını belirterek, "Bununla beraber bu yıl yağmurların fazla yağması nedeniyle tarlalara traktör giremediği için gübreleri elle serpmeye başladık. Köyde topladığımız arkadaşlarla birlikte bugün benim, yarın ise diğer arkadaşların tarlalarını gübreleyeceğiz. Bu şekilde herkese kolaylık sağlanıyor. Biz birlikte çalışınca işlerimiz de zamanında tamamlanıyor zaten. Gübre attıktan sonra ürünler yeşerecek, kuvvet alacak ve güçlenecek. Buğdaylarımız iyi olacak, boy atacak, başakları da verimli olacak. Bundan sonra biçme zamanı geldiğinde hasadımızı yapacağız. Zaten köyde işlerimiz bu şekilde ilerliyor" dedi.
Bursa Tophane surlarında korku dolu anlar, 4 saat ikna edilmeye çalışıldı, düştü yaralandı Bursa’da Tophane surlarına çıkan ve kendisini terk eden eşi yüzünden intihar tehdidinde bulunan şahıs, ayağının kayması sonucu düştü. İtfaiye ekipleri tarafından kurtarılan şahıs, ekipleri saatlerce uğraştırdı. Bursa’nın Osmangazi ilçesinde bulunan Tophane surlarında yaşanan olay, yürekleri ağıza getirdi. Alkollü olduğu iddia edilen bir şahıs surlara çıkarak elindeki 4-5 adet jiletle kendisini keseceğini ve intihar edeceğini söyledi. Olayı gören vatandaşlardan biri durumu 112 Acil Çağrı Merkezi’ne bildirirken, bir diğer vatandaş ise şahsın elindeki jiletlerden bazılarını almayı başardı. Ancak şahsın surlara çıktığında elinde hala jilet bulunduğu görüldü. Şahıs, olay boyunca "Ezgi" isimli eşinin olay yerine gelmesini istedi. Eşini görmeden bulunduğu yerden inmeyeceğini söyleyen şahıs, borçları olduğunu ve eşini aldatmadığını, kendisini ona ispatlamak istediğini dile getirdi. İhbar üzerine olay yerine çok sayıda polis, sağlık ve itfaiye ekibi sevk edildi. Ekipler çevrede geniş güvenlik önlemi alırken, şahsı ikna etmek için uzun süre çaba sarf etti. Yaklaşık 4 saat süren ikna çalışmalarının devam ettiği sırada şahıs ayağı kayarak surlardan düştü. Düşme sonrası harekete geçen itfaiye ekipleri, şahsı bulunduğu yerden kurtararak sağlık ekiplerine teslim etti. Olay yerinde ilk müdahalesi yapılan şahıs, hastaneye kaldırıldı. Şahsı ikna etmek için dil döken ve onunla konuşan bir kişi de durumu kameralara anlattı. Şahsın hayati tehlikesinin bulunmadığı öğrenildi.