POLİTİKA - 01 Nisan 2012 Pazar 13:32

TBMM MECLİS BAŞKANI ÇİÇEK:

A
A
A
TBMM MECLİS BAŞKANI ÇİÇEK:

Türkiye Büyük Millet Meclis (TBMM) Başkanı Cemil Çiçek, omurgası felsefesi ve çerçevesi iyi çizilmiş, halkın katıldığı uzlaşarak ortaya çıkan bir anayasaya ihtiyaç duyulduğunu belirterek, "Bugün 1 Nisan tarihi önemli. Siyaset kurumu bu anayasa konusunu 1 Nisan şakası haline getirmez. Yüzünün akıyla başarıyla sonlandırır. Buna ihtiyacımız vardır" dedi.
Anayasa Platformu tarafından Merinos Atatürk Kongre ve Kültür Merkezi`nde düzenlenen `Anayasa platforlu-vatandaş toplantısı Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) Başkanı Cemil Çiçek ve sivil toplum örgütü temsilcilerinin katılımıyla başladı. Programda konuşan TBMM Meclis Başkanı Cemil Ciçek, hedeflerinin gençlere güzel bir gelecek hazırlamak olduğunu söyledi. Çiçek, bunun birinci ilkesinin, omurgası felsefesi ve çerçevesi iyi çizilmiş, halkın katıldığı uzlaşarak ortaya çıkan bir anayasadan geçtiğini
söyledi. Çiçek, "Bugün 1 Nisan tarihi önemli. Siyaset kurumu bu anayasa konusunda 1 Nisan şakası haline getirmez. Yüzünün akıyla başarıyya sonlandırır. Buna ihtiyacımız vardır. Demokratik standartları yüksek, devletin etkin ve verimli bir şekilde çalışacağı, vatadaşa hizmet üreteceği devlet oluşturnanların erklerin görev yetki sorumluluklarının net olarak belirlendiği her gün yeni bir anayasaya ihtiyacımız olduğ açıktır. bir anayasaya ihtiyaç var. 30 yıl içinde 17 defa değiştirilmek mlecburiyetinde kalan
yeni anayasa günümüzün ihtiyaçlarına cevap vermiyor. Bir ülkenin neleri kaybettiğini herkes iyi anlamalı. yeni bir anayasaya ihtiyaç olduğun uzun uzun anlatmaya gerek yok. Arkadaşların görüşlerine katılıyorum" diye konuştu.
Türkiye`nin 200 yılı aşkın süredir anayasa yapma birikimine sahip olduğunu ifade eden Çiçek, "Un da var şeker de var helvada var bu defa bu işi başaramazsınız vatadaşın kabahati değil talepte bulunanların değil, siyaset kurumunun beceresiksizliğindir. bunun altını çiziyorum. herkesin neye talip olduğunu bugün burada daha iyi anlaması gerek. Bu anayasayı 2012 sonunda belli bir noktaya getirmemiz şart. Yeni bir anayasa size bir lütfu değildir. Bağışı değildir. Size borcudur. Mecliste bulunan siyasi
partiler başta olmak üzere siyaset kurumunun seçimden evvel veridği sözün gereğidir. bunun arkasında durmaları gerekiyor. sizin alacağınızdır. Alacağınızı iyi takip edin. Bu borcu siyaset kurumu öteleyemeyez. Bahane bulamaz ve arayamayaz. Siyasete güveni artırmak adına bu işi başarmak mecburiyetindeyiz" dedi.
"DÜNYA TÜRKİYE`Yİ TAKİP EDİYOR"
Yeni anayasa konusunun iç meselesi olmaktan çıktığını ifade eden Çiçek, "Uluslararası camiada Türkiye`nin nasıl neticelendireceği merak konusudur. Bu işi siyaset kurumu ve dönem parlemantosu başardığınd Türkiye`nin itibarı 5`e katlanacaktır. yeni anayasa sıfır sorunlu tkürkiye anlamına gelmiyor. Bir kısım sorunların anayasadan kaynaklanmadığını biliyoruz. onlardan arta kalan kısımlara bakarsak bugün yaşadığmız bir kısım sorunların zaman zaman krize dönüşen hususların anayasadan kaynaklandığını görüyoruz.
yeni anayasa siyaset kurumunun sorunu ortadan kaldırma konusunda imkanlarını artıracak" dedi.
"SAО DUYULU BİR SİYASET İKLİMİNE İHTİYAÇ VAR"
Meclis`teki 4 siyasi partinin meclis dışında ilk defa Türkiye`nin her tarafında bir arada olduğunu ifade eden Çiçek, "Bu tablonun bizahi kendisi yaptığımız konuşmalardan çok önemlidir. Öfkenin olduğu yerde, öfkenin siyasi atmosferi kuşattığı ortamda anayasa yapmanın zor olduğun belirtmek isteyenlere sesleniyorum. İhtiyaç var talep var. tecrübe var akademeki birikim var. bir de onurlu ve sağduyulu bir siyaset iklimine de ihtiyaç var. Buna itirazınız varsa bunu herkes söylesin. Bizim işimizin ne kadar zor
olduğunu biliyoruz. Sağlıklı bir diyalog ortanmına herkesin ihtiyacı var. Bunun temin edilmesi lazım. Bunu bir şeyin bahanesi olarak söylemiyorum" açıklamalarında bulundu.
"2012 YILI ANAYASA YILI OLACAK"
Meclisteki görüntüleri vatandaşın kendisine sorduğunu hatırlatan çiçek, "Bu ortamda anayasa yapabilecek misiniz diye soruyor. Bu görüntüyü ortadan kaldırmak hepimizin görevidir. Emin olun ki bu tablo bir yıl hakim olsa Türkiye nereye gidiyor sorularının önemli bir kısmının geride bırakmamızı sağlayacak. Türkiye`de bu atmosfer bir yıl egemen olsun bugün tartıştığımız `Türkiye nereye gidiyor` tarzındaki soruları geride bırakacaktır. Yazanlarımızdan ve çizenlerimzden rica ediyorum. böyle bir iklimi
Türkiye`de egemen olmasını istiyorum. Anayasa çalışmalarının olumlu sonuçlanacağına inanıyorum, 2012 yılının anayasa yılı olcağına inanıyorum" dedi.
Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) Başkanı Rıfat Hisarcıklıoğlu, Orhangazi`nin fethettiği ilk Osmanlı başkentinde yeni anayasa için bir araya geldiklerini ifade ederek, "Ülkemizin çok kıymetli siyasetçileri ve sivil toplum liderleri bu şehirde büyüdüler. Celal Bayar gibi birçok insanımızı bu topraklar yetiştirdik. Anayasa platformunun 9. toplantısının Bursa`da yapılması bu yönde çok önemlidir. Bu kuruluşların tamamen farklı dünya görüşleri var. Esnaf da var emekli de var. Tek tek sorarsanız
hepimiz farklı şeyler söyleriz. Ülkemizin geleceği ve yeni anayasa için hepimiz aynı masa etrafında toplandık" dedi.
"ŞU ANKİ HEDEF İÇİME SİNMİYOR"
Hedeflere ulaşmak için yeni bir anayasanın şart olduğunun altını çizen Hisarcıklıoğlu, "Bugün Türkiye`nin dünyanın 17. büyük ekonomisi olmaktır. Ben bunu övünerek bunu söylüyorum. Bu konum içime sinmiyor. Bize yakışan 17.`lik değil, birinci olmaktır. Benim ecdadım bunu yaptı. Bursa bu başarıya şahitlik etti. Bizler hedef koyduk. Dünyanın 100. yılında dünyanın en büyük 100 ekonomisinden biri olmayı hedefledik. Çünkü bu millet bunu hak ediyor. Bunun için de demokrasimizin kalitesi ve ekonomimizin gücünü
artıracak yeni bir anayasaya ihtiyaç var. Bugünkü anayasa pek çok değişiklikle yamalı bohçaya döndü. Bu elbise bize dar geldi. Bu elbiseyle koşamıyoruz. Kaybedecek bir dakikamız bile yok. Muhtıraların ara rejimlerin darbelerin dayattığı değil, halkın iradesinin ortaya çıktığı bir anayasaya ihtiyaç var. Bu anayasa 2023 hedeflerine bizi götürür" açıklamalarında bulundu.
adğını biliyoruz. onlardan arta kalan kısımlara bakar
"BUGÜN KONUŞMA GÜNÜ"
Yeni anayasayı beklenilen maddeleri kağıtlara değil, 74 milyon vatandaşın kalbine yazmak gerektiğini söyleyen Hisarcıklıoğlu, şöyle devam etti:
"Herkesin kabul edeceği bir anayasayı ortaya çıkarmalıyız. Bir elbise dikilecekse, bunu milet dikmelidir. Bu anayasa milletin mutabakatıyla yazılmalıdır. Bugüne kadar hep uzmanlar yazdı. Vatandaş onayladı. Biz fikrimizi söyleyelim. Uzmanlar yazsın. Yöneticinin halka, halkın yargıya sağ duyu düzene ihtiyaç var. Bugün hepimizin konuşma günü. Müzakereci demokrasinin en güzel örneği bu salonlarda yaşanıyor. İçinizden ne geliyorsa hepsini rahatlıkla söyleyin. Yanlış anlaşılırım diye düşünmeyin. Samimi
fikirlerinizi paylaşın. Bugün konuşma günü. Bugün konuşmazsanız vebal sizin. Bu çabanız boşa gitmeyecek. Sesiniz duyulacak. Fikirleriniz Ankara`da yankılanacak. Bu da bizim görevimiz" diye konuştu.
"YENİ ANAYASA İÇİN GÜÇLERİMİZİ BİRLEŞTİRDİK"
TÜRMOB Başkanı Naim Sanlıyeni bir anayasının Türkiye`ye güç katacağını ifade ederek, "Bizler kendi cephelerinde ve tabanlarında bir anayasa yapma imkanına sahipken bundan vazgeçerek, ihtiyacımız olan anayasayı yapmak için güçlerimizi birleştirdik. Kolları sıvadık. Amacımız bir anayasa yazmak değil. Sizin görüşlerinizi alıp derlemek ve toparlamak. TBMM sunmaktır. İfade özgürlüğü, birlikte yaşama, din ve devlet işlerine seçimler ve siyasi partilere doğal ve kültürel varlıklardaki konularda cevaplarınızı
istediğiniz gibi vereceksiniz" ifadelerini kullandı.
HAK-İŞ Genel Başkanı Mahmut Arslan, yeni anayasa fırsatını değerlendirmenin önemine işaret ederek, "Bu fırsatı değerlendirelim. Bu fırsatı elimizden almaya çalışanlara fırsat vermeyelim. Biz STK`lar olarak meclisteki bu sürecçi destekliyoruz. Bu sürecin tamamlanmasını istiyoruz. Yeni bir anayasa diyoruz. Yeni anyasa için sizin desteğinize ihtiyaç vra. Bugün sizin gününüz" açıklamalarında bulundu.
TÜRK-İŞ Başkanı Mustafa Kumlu, yeni anayasının toplumun tüm kesimlerinin hak ve özgürlüklerini güvence altına alınmasını sağlayacağını ifade etti.
Türk Esnaf Sanatkarlar Konfederasyonu (TESK) Başkanı Bendevi Palandöken, yeni anayasa yapmak için toplumun bütün kesimlerinin görüşlerinin alacağının altını çizerek, "Bu bir Nisan şakası değil. Bu ülkenin toplumsal mutabakatını siz yapacaksınız. Önemli katkı vereceksiniz. Bu 1 Nisan şakasının gerçekleşmesi gecikecektir. Yeni anayasanın hayırlı uğurlu olmasını istiyoruz" dedi.
Anayasa Uzlaşma Komisyonu Üyesi Altan Tan, toplumun acilen sıkıntılarını çözecek bir anayasaya ihtiyaç olduğunu söyleyerek, "Toplumun acilen çözüme ihtiyaç sorunları var. eni bir milil mutabakata acilen ihtiyaç var. Bunu yaparken yeni anayasa bütün sorularımızı sir anda çözsecek anlayışında derğiliz. Bazen yeni anayasınn yapılmasından rahatsız olan çevreler bu yeni anayasanın sihirli değnek olmadığını söylüyor. Doığrudur. Ama sorunların yolunu açakacak bir anahtardır. Sorunlarımızı zemeyecek bir anayasa
yeni olma özelliğini de taşımayacak. Asla çekinmeyin. İlgili kanunlar ile bunların tamamını bir kenera bırakıyoruz. yeni bir paradigma ortaya koyuyoruz. Bütün fikirlerinizi en aykırı fikirlerinizi ifade edebilirsiniz. Eğer biz bütün görüşlerimizi bu kadar açık bir şekilde ifade edemezsek bu yeni anayasayı da doğru düzgün yapmamız mümkün değil. BDP Diyarbakın İl Başykanlığının 4 maddelik bir deklerasyonu mizaya çıktı. Valilik bu kampanyayı durdurdu. Serbestçe konuşamazsak hiçbir yerede varakmayız"
Anayasa Uzlaşma Komisyonu Üyesi ve MHP Konya Milletvekili Faruk Faruk Bal, "Anayasa yapmak için ihtilaller yapılırdı. Bugün 1 Nisan. Bursalılar bu yeni anayasaya büyük bir katılım örneği gösterdi. Bu şehirde gurur duyuyorum. anayasayı yapmak zor bir iş değildir. Zordur. En uçtaki düşünceleri ve fikirleri koparmadan, kırıp dökmeden birbirine yaklaştırma işidir. Uzlaşmayı sağlamak için buradayız. Karşındakinin ne düşündüğünü bilmek uzlaşma için önemli bir adımdır. Karşındakini niçin böyle düşündüğünü
sezmek daha büyük bir adımdır. Bir ihtilal anayasassı olan 122 Eylül anayasasının temel hak ve özgürlükleri daraltan yapısını değşitirmek ve bu ülkede yaşayan bütün vatandaşların diline ve ırkına bakılmaksızın hepsinin onurlu olması için yeni anayasaya yansıması lazım" açıklamalarında bulundu.
Anayasa Uzlaşma Komisyonu üyesi ve CHP Milletvekili Atilla Kart, 5 ay içinde toplumda oluşturulan korku ve baskı iklimi sebebiyle insanların düşüncelerini özgürce ifade edemediklerini gördüklerini belirterek, "Toplumsal barıştkan yana isek, insan haklarının gelişmesini istiyorsak ortak değerlerimize ve demokrasiye sahip çıkmamız gerekiyor. İktidar gücü iele ortkak değerlerimizi ayrıştırıyorsak, nefret dili kullanarak toplumu bölüyorsak bu anayasa platformu çöker. Bu engeli hep birlikte aşmak zorundayız.
İktidar gücünün dayatmacı bir anlayışla kullanma girişimi ve talihsizliği anayasa yapım sürecindeki en büyük engeldir. Önümüzü grömek adına bunu ifade ediyorum. Anayasa sürecini sabote eden temel dinamik maalesef budur" dedi.
Bunlar Da İlginizi Çekebilir
İstanbul Beşiktaş, TFF’den Galatasaray maçının VAR odası kayıtlarını talep etti Beşiktaş Kulübü, Türkiye Futbol Federasyonu’ndan Galatasaray ile oynadıkları ve 1-0 mağlup oldukları müsabakanın VAR (Video Yardımcı Hakem) odası ve odanın bulunduğu koridorun kamera kayıtlarını talep etti. Siyah-beyazlı kulüpten yapılan yazılı açıklamada şu ifadelere yer verildi: "Türkiye Futbol Federasyonu’ndan Trendyol Süper Lig’de Galatasaray’la oynadığımız maç sırasında Riva’daki VAR merkezinde yaşananlarla ilgili aşağıdaki sorularımıza cevap vermesini ivedilikle talep ediyoruz. VAR merkezinde ve çevresinde kimler bulunmaktadır, VAR odasını ve odanın bulunduğu koridoru sesli bir şekilde kayıt altına alan kamera veya kameralar bulunmakta mıdır? Portekizli VAR eğitmenleri, maç esnasında VAR odasında yer almakta mıdır? Eğer VAR odasında yer alıyorlarsa karar verme süreçlerine dahil oluyorlar mıdır? Eğitmen adı altında görev yaptıkları söylenen Portekizli eğitmenlerin maç esnasında orada olmalarını gerektiren federasyonda herhangi bir görevleri var mıdır? VAR merkezinin içinde veya koridorunda, maç oynandığı sırada orada bulunmaması gereken kişi veya kişiler var mıdır? Şeffaf ve adil bir yönetim sözüyle göreve gelen Türkiye Futbol Federasyonu yönetiminin sorularımıza hemen cevap vermesi elzemdir. Beşiktaş JK olarak; Galatasaray’la oynadığımız müsabakanın VAR odası ve odanın bulunduğu koridorun kamera kayıtlarının tarafımızla paylaşmasını talep eder, bu talebimizi Türkiye Futbol Federasyonu başta olmak üzere kamuoyunun bilgisine sunarız."
İzmir Alevlere meydan okuyan bir kadının öyküsü İzmir Büyükşehir Belediyesi İtfaiye Dairesi Başkanlığı bünyesinde 9 ay önce göreve başlayan İrem Gül Altundaş, çocukluk hayalini gerçeğe dönüştürdü. Küçük yaşta mahallesinde çıkan yangında alevlerle mücadele eden itfaiyecilerden etkilenen Altundaş, bugün aynı üniformayla kentin güvenliği için zorlu görevlerde yer alıyor. Cesareti ve kararlılığıyla dikkat çeken genç nefer, kadınların zorlu mesleklerdeki varlığına da güçlü bir örnek oluşturuyor. İzmir’de yaşayan 24 yaşındaki İrem Gül Altundaş bundan 9 ay önce Büyükşehir Belediyesi İtfaiye Dairesi Başkanlığı’nda göreve başlayarak çocukluk hayalini gerçeğe dönüştürdü. Erkeklerin egemen olduğu bir meslekte görev yapan genç itfaiyeci, özverili çalışması ve kararlılığıyla dikkat çekiyor. Küçük yaşta mahallesinde çıkan bir yangında itfaiye ekiplerinin mücadelesine tanık olan Altundaş, o günü dün gibi hatırlıyor. Alevlerle savaşan, insanların yardımına koşan itfaiyecileri gördükten sonra bu mesleğe gönül veren genç kadın, yıllar sonra hayalini kurduğunu üniformayla hayat kurtarmaya başladı. Zorlu sınavları geçerek göreve başladı Hayalinin peşinden giderek lise eğitimini itfaiye bölümünde tamamlayan Altundaş, üç yıllık eğitimin ardından staj yaptı. Dokuz aylık staj sürecinin mesleğe olan bağlılığını pekiştirdiğini belirten Altundaş, itfaiyecilikten vazgeçmeyeceğini o dönemde anladığını ifade etti. İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin memur alım ilanını görür görmez başvurduğunu aktaran genç itfaiyeci, girdiği sınavlarda önemli başarılar elde ettikten sonra zorlu eğitimleri tamamlayarak göreve başladı. Altundaş, göreve başladığı günü hayatının en mutlu anlarından biri olarak tanımladı. Halen Narlıdere İtfaiye Grubu’nda görev yapan ve İzmir’de çalışmaktan büyük gurur duyduğunu dile getiren Altundaş, her sabah işine aynı heyecanla başladığını söyledi. "Bu mesleği yapıyorsam güçlü olmak zorundayım" İtfaiyeciliğin yalnızca koruyucu elbiseyi giyip sahaya çıkmaktan ibaret olmadığını vurgulayan Altundaş, mesleğin hem fiziksel hem de psikolojik dayanıklılık gerektirdiğine dikkat çekti. Göreve çıktıkları her olayda farklı ve zorlu şartlarla karşılaşabileceklerini belirten Altundaş, "Gittiğimiz vakalarda her türlü duruma karşı hazırlıklı olmamız gerekiyor. Ekipmanımızı doğru kullanmalı, insanlarla doğru iletişim kurmalıyız. Bu mesleği yapıyorsam güçlü olmak zorundayım" dedi. "İyi ki vazgeçmedim" İtfaiyeciliği seçtiği dönemde çevresinden sık sık "Yapabilir misin" sorusunu duyduğunu anlatan Altundaş, zaman zaman zorlandığını ancak hiçbir zaman pes etmediğini söyledi. İrem Gül Altundaş, "İlk başladığım gün kendime ‘İrem, zor bir meslek, eminsin değil mi?’ diye sordum. Ama bugün ‘İyi ki vazgeçmemişim’ diyorum. Her sabah büyük bir mutlulukla görevime geliyorum" ifadelerini kullandı. Görev yaptığı ekipte tek kadın olduğunu belirten genç itfaiyeci, bugüne kadar herhangi bir ayrımcılıkla karşılaşmadığını da sözlerine ekledi. "Bizi cinsiyetimizle değil, yaptığımız işle değerlendiriyorlar" diyen Altundaş, kadınların her alanda var olabileceğini vurguladı. Altundaş, "Hangi meslek olursa olsun kadınların her şeyin üstesinden gelebileceğine inanıyorum. Tüm kadınlara sesleniyorum; ne olursa olsun yılmayın. Kendimizin en iyi versiyonu için çalışmaya devam edelim" diye konuştu.
Bursa Bursa’da 66 yaşındaki esnaf, oruçlu halde trafiğe takılmamak için iftara koşuyor Bursa’da 66 yaşındaki esnaf Enver Koç, Ramazan ayında hem orucunu tutuyor hem de 10 kilometre uzaklıktaki evine akşam trafiğine yakalanmamak için koşarak gidiyor. Normal zamanlarda da yolunu iki kat uzatarak spor yapan Koç, Ramazan’da iftara yetişebilmek için yaklaşık 45 dakika boyunca aralıksız koşuyor. Bursa’nın merkezindeki tarihi çarşıda esnaflık yapan Enver Koç, 2006 yılında geçirdiği rahatsızlığın ardından hayatında köklü bir değişikliğe gitti. Günde 2 paket sigara içerken sağlık sorunları yaşayan Koç, sigarayı bırakıp fizik tedavi sürecine başladı. Tedavisinin ardından sağlıklı yaşama yönelen Koç, sporu hayatının merkezine aldı. Sabah saat 09.00’da açtığı dükkânında gün boyu çalışan Koç, akşam saatlerinde kepengi kapattıktan sonra spor kıyafetlerini giyip yola koyuluyor. Evi ile iş yeri arası yaklaşık 10 kilometre olmasına rağmen çoğu zaman güzergâhını uzatarak 20 kilometreye kadar çıkaran Koç, özellikle Ramazan ayında ise yoğun akşam trafiğine takılmamak ve iftara zamanında yetişebilmek için mesafeyi koşarak kat ediyor. Yaklaşık 45 dakikalık tempolu koşunun ardından evine ulaşan Koç, iftarını ailesiyle birlikte açıyor. Ramazan ayında oruçlu olmasına rağmen antrenmanlarını aksatmayan 66 yaşındaki esnaf, disiplinli yaşam tarzıyla çevresindekilere örnek oluyor. Koşarak hem trafikten kaçan hem de sağlıklı yaşamını sürdüren Koç, sporu hayatının vazgeçilmez bir parçası olarak görüyor. "Evime koşarak arabalardan daha hızlı gidiyorum" Akşam trafiğine katılmamak için iftara koşarak yetiştiğini söyleyen Enver Koç, "Uzun yıllardan beri sigarayı bıraktıktan sonra antrenmanlara başladım, aşağı yukarı yaklaşık her akşam 15-20 kilometre iş yerimi kapattıktan sonra evime kadar koşuyorum. Oruç tutmakta koşmakta bence mutluluk hormonu sağlıyor ve ben bunların ikisini de yapıyorum. Vücudun bunlara ihtiyacı var, insanlar spor yapmadığı için sağlıksız bir şekilde geziyorlar. Ben her akşam sporu kendime meslek gibi edindim. Buradan iş yerimi kapattıktan sonra koşarak bütün yarışlara katılıyorum. Belgrat’ta, Yunanistan, Bulgaristan, Slovenya, Paris’te, neredeyse dünyanın her yerinde koştum. Evime arabayla gitmeye kalksam arabayla 1 buçuk saatte anca giderim. Şuan oruçlu olduğum için iftara yetişmek istiyorum, 45 dakikada koşarak arabalardan daha hızlı gidiyorum. Oruç olduğumda da zorlanmıyorum, birçok koşuma da oruçlu katıldım. Çevredeki insanlarda benim bu alışkanlığımı çok takdir ediyorlar. Şekerim çıkmıştı daha önce sonrasında spora yapmaya başladığımda şekerimde düştü, sağlığım tekrar yerine geldi" şeklinde konuştu.
Antalya Büyükşehir Belediyesi’nin kadınlara yönelik destekleri istihdama dönüşüyor Antalya Büyükşehir Belediyesi’nin kadın istihdamını artırmaya yönelik uygulamaları, üretime ve girişimciliğe dönüşen başarı hikâyeleriyle dikkat çekiyor. Belediyenin sağladığı destekler, kadınların yalnızca gelir elde etmesine değil; sosyal hayatta daha güçlü, daha görünür ve daha özgüvenli bireyler olarak yer almalarına da imkân tanıyor. Antalya Büyükşehir Belediyesi’nin kadınlara yönelik hayata geçirdiği projeler, kent genelinde üretim ve istihdama katkı sağlamaya devam ediyor. Büyükşehir Belediyesi tarafından kadın kooperatiflerine sağlanan ücretsiz alanlar, üretim ve satış faaliyetlerinin sürdürülebilir şekilde yürütülmesine imkân tanıyor. Bu alanlarda kadınlar gıda üretiminden hizmet sektörüne, el sanatlarından terziliğe kadar farklı alanlarda faaliyet gösteriyor. ATASEM kapsamında verilen ücretsiz eğitimler de kadın istihdamında önemli rol oynuyor. Güzellik ve bakım, tekstil, el sanatları ile çeşitli hizmet alanlarında düzenlenen kurslar, kadınların sertifika alarak iş hayatına katılımını sağlıyor. Kadın kooperatifleri ekonomiye katkı sağlıyor Büyükşehir Belediyesi tarafından kadın kooperatiflerine tahsis edilen ücretsiz üretim ve satış alanları, kadınların kira yükü olmadan üretim yapmasına imkan sağlıyor. Korkuteli ilçesinde Antalya Büyükşehir Belediyesi tarafından ücretsiz olarak tahsis edilen Kadın Kooperatifleri Üretim ve Satış Merkezi’nde üretim yapan kadınlar, sağlanan desteğin hem ekonomik hem de sosyal anlamda önemli olduğunu belirtti. Merkezde üretim yapan Hatice Çetin, "Buraya 7 aydır aileme ve çocuklarıma katkı sağlamak için geliyorum. İş ortamımız, arkadaşlarımız, sosyal hayatımız çok güzel burada. Belediyenin bu desteği bizlere de böyle kazanç kapısı oluyor" dedi. Aynı merkezde üretim yapan Zehra Karagöz ise "Daha önce başka bir yerde çalışmamıştım. Burası ilk iş deneyimim. Çocuklarımı okutuyorum, kendi ihtiyacımı rahat görebiliyorum. Çalışmak güzel bir şey" ifadelerini kullandı. 66 yaşında iş hayatına atıldı Muratpaşa İlçesi’nde bulunan Antalya Büyükşehir Belediyesi Kadın Kooperatifleri Satış Alanı’nda terzilik yapan 66 yaşında Asiye Kutlu ise çalışma hayatının kendisi için önemli bir değişim olduğunu belirterek, "Büyükşehir Belediyesi’nin Kadınlar Kooperatifi’nde bana ayrılan bölümde tadilat işleri yapıyorum. Hem para kazanıyorum, hem sosyalleşiyorum. 66 yaşında iş hayatına atıldım. Hep ev hanımıydım, anneydim, eştim. Şimdi iş hayatındayım. Kendime öz güvenim arttı. Burası bir üretim merkezi. Bayanlar ellerinden ne geliyorsa yapabilirler. Ben yapamam, ben beceremem diye hiçbir şey yok. Buraya tüm kadınların gelip bizlerle çalışmalarını isterim" dedi. "Çalışmak mental olarak iyi geldi" Satış alanında servis hizmeti vererek iş hayatına atılan 50 yaşındaki 3 çocuk annesi Arzu Tay ise "Eğitimli, üniversite okumuş bir insanım ama maalesef yıllarca çocuklarıma bakmak zorunda kaldım. Bundan birkaç yıl önce burada çalışmaya başladım. Burada çalışmak bana mental anlamda çok iyi geldi. Müşterilerimizle bir aile gibi olduk. Buraya çok büyük bir anlam yükledim, çok seviyorum" diye konuştu. Antalya Toptancı Hali içerisinde yine Büyükşehir Belediyesi tarafından tahsis edilen Kadın Kooperatifleri Üretim Merkezi’nde çalışan yazar Gönül Çakır ise "Senelerce yurtdışında kaldım, 5 sene önce geri dönüş yaptım. 2 yıl sadece yazar olarak evde kitabımla uğraştım. 2 yıl önce de burayla tanıştım. Bana çok iyi geldi, yalnızlığıma faydası oldu. Kadınlarla beraber üretim yapıyoruz. Buradan gelen gelirle kendi ev ekonomimiz dışında, kız çocuklarının eğitimine ve yardıma muhtaç kadınlarımıza destek oluyoruz" dedi. ATASEM kursları meslek kazandırıyor Büyükşehir Belediyesi’nin meslek edindirme kursları ATASEM kapsamında verilen ücretsiz eğitimler de kadın istihdamında önemli rol oynuyor. Bu kurslara katılan kadınlardan biri olan Gülşah Gürsoy aldığı eğitim sonrası kendi güzellik salonunu açarak girişimci oldu. Eğitim sürecinde hem mesleki bilgi edindiğini hem de özgüven kazandığını belirten işletme sahibi, kendi iş yerini kurmanın hayatında önemli bir dönüm noktası olduğunu ifade etti. Gürsoy, "Bu sektörde, 29 yaşında ATASEM’den aldığım eğitimler sayesinde bulunuyorum. Bana çok katkısı oldu. Eğitimler gerçekten çok iyiydi. Yıllar boyunca devam ettim. Okula gidiyordum, okul çıkışı direkt ATASEM’e geçiyordum. Kendi ayaklarımın üzerinde durabilen, güçlü bir kadın oldum. Önümdeki süreç için de çok heyecanlıyım ve herkese tavsiye ederim gençlere özellikle. Hiç boş vakit harcamasınlar, direkt ATASEM’e gitsinler, değerlendirsinler" şeklinde konuştu.