YEREL HABERLER - 01 Nisan 2012 Pazar 09:25

HAYAL GÜÇLERİ BONCUKLARA YANSIDI

A
A
A
HAYAL GÜÇLERİ BONCUKLARA YANSIDI

Konak Belediyesi`nin üretimi ve yaratıcılığı destekleyen kursları, katılımcıların iç dünyalarını yansıttığı birer sanat atölyesi haline geldi
Konak Belediyesi Melahat Yılmayan Öğrenme Evi de farklı ve çeşitli kurslarıyla, özellikle kadınların uğrak yeri oldu. Nil Yılmaz`ın eğitmenliğinde takı tasarımı kursuna katılan kadınlar, hobi olarak başladıkları tasarımları sanata dönüştürdü. Güzelyalı`daki binasında hizmet veren Melahat Yılmayan Öğrenme Evi`nde el emeği ile işlenen takılar, kursiyerler arasında oluşan sevgi, dayanışma ve paylaşım ortamını üretime yansıttı.
Konak Belediye Başkanı Dr. Hakan Tartan, belediye semt merkezlerinde kadınların üreten bir değer olduğunu ve ele aldıkları her işte başarıyı yakaladıklarını dile getirdi. Konak Belediyesi semt merkezlerinin, zaman geçirme değil yaşama katılma alanları yarattığını söyleyen Başkan Tartan, ``Anadolu kadını sanatçıdır, yaptığı her işe sevgisini de katar. Biz sadece onların içindeki yeteneği, sanatçı ruhu ortaya koymalarında bir yol arkadaşı olduk. Evlerinden çıkıp, paylaşımı ve dostluğu yaşayabilecekleri mekanlar yarattık. Geri kalan her şeyi emek vererek, fikir üreterek, inanarak başardılar`` dedi.
Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Diyarbakır Diyarbakır’da "17. Tarım, Hayvancılık, Tavukçuluk, Süt Endüstrisi ve Veterinerlik Fuarı" açıldı Diyarbakır Ticaret ve Sanayi Odası tarafından düzenlenen "17. Tarım, Hayvancılık, Tavukçuluk, Süt Endüstrisi ve Veterinerlik Fuarı", yaklaşık 125 firmanın katılımıyla başladı. Fuar ve Kongre Merkezindeki açılışa, Diyarbakır Vali Yardımcısı Aziz Gölbaşı, İl Tarım ve Orman Müdürü Adil Alan, Diyarbakır Ticaret ve Sanayi Odası (DTSO) Başkanı Mehmet Kaya, belediye başkanları, borsa, sivil toplum kuruluşu temsilcileri, firma temsilcileri ve çiftçiler katıldı. Vali Yardımcısı Aziz Gölbaşı burada yaptığı konuşmada, fuarın, potansiyelin ortaya konulduğu, bölge üreticisinin dünyaya açılan penceresi olduğunu söyledi. Valilik olarak, kalkınma önce toprakla başladığını bildiklerini belirten Gölbaşı, "Tarımı güçlü olan bir bölgenin ekonomisi de sosyal hayatı, geleceğe güvenle bakışı da güçlü olur. Bu anlayışla kamu kuruluşlarımız, üniversitemiz, sivil toplum kuruluşlarımız, özel sektörümüz bir araya gelerek bu fuarı bir gelenek haline getirmiştir. Bu fuarın en kıymetli yanı sadece makine ve ekipman sergilenmesi değil, çiftçimizde üreticinin, alıcıyla satıcının bilgi ile tecrübenin buluştuğu eko sistemdir. Bu yıl ki fuarda yurt dışından özelikle komşularımızdan gelen yoğun ilgi bizi ayrıca memnun etmiştir" dedi. "Dünyanın en iyi üç ovasından biri olan Çukurova’ya rakip olarak Mezopotamya Ovası geliyor" İl Tarım ve Orman Müdürü Adil Alan, kentin yaklaşık 6,5 milyon tarım arazisine sahip olup bunun 4 milyon 220 bin dekarı ekonomik olarak sulanabilir durumda olduğunu ifade etti. Bugün itibariyle 1 milyon 587 bin dekarı sulanıyor olup bunun da 1 milyon 23 bin dekarı DSİ tarafından, geriye kalan 564 bin dekarı da çiftçiler tarafından sulanmakta olduğunu aktaran Alan, konuşmasını şöyle sürdürdü: "Yapımı devam eden Silvan Barajıyla birlikte 2 milyon 350 bin dekarlık alınımız daha sulanmaya açılmış olacak ve bu da Türkiye’de ikinci bir Çukurova olacak. Bundan sonraki süreçte dünyanın en iyi üç ovasından biri olan Çukurova’ya rakip olarak Mezopotamya Ovası geliyor. Biz, tarımsal üretimde çok ciddi bir üretim potansiyeline sahibiz. Ancak katma değeri düşük ürünlerimiz var. Bu fuarında ürünlerimizin katma değerini artıracağına, ona vesile olacağına canı gönülden inanıyorum." Diyarbakır Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Mehmet Kaya ise başta valilik, büyükşehir belediyesi olmak üzere bize destek veren, bu fuara güç veren tüm kurum ve kuruluşlara çok teşekkür ettiğini söyledi. Fuarın 5 gün süreceğini belirten Kaya, "Diğer fuara göre daha katılımcının arttığı bir fuar düzenliyoruz. Geçen yıl yaklaşık 126 bin kişinin ziyaret ettiği fuarımıza bu yıl 300 marka burada sergilenecek. Yaklaşık 125 firmamızın çatısı altında 300 marka fuarda çiftçilerimizle buluşacak. Tarım, bu bölgenin vazgeçilmezi" diye konuştu. Silvan Barajının yapılmasıyla birlikte sulanabilir alan 4 milyon dönüm olacağını kaydeden Kaya, "Nerdeyse Hollanda’nın yarısı kadar sulanabilir bir alanımız var. Hollanda’nın ihracatına baktığımız zaman tarım ihracatı 120 milyar avro civarında. Bizde güneş, toprak, beşeri kaynağımız, suyumuz da var. Burada bir yanlış yapıyoruz. Aslında tarımın temel unsurları olan suyu, toprağı, güneşi ve insan kaynağını doğru değerlendirdiğimiz takdirde Türkiye’nin değil ithal etmek, tek başına Diyarbakır bile Türkiye’nin tarım ihtiyacını karşılayacak potansiyelde olduğunu görebiliyoruz. Bu fuarlar tam da bunlar için önemli. Çiftçimizi sıradan üretimlerden çıkarıp modern, ekonomik katma değeri fazla nasıl ürünlere yönlendirebiliriz, bunu yapmamız gerekiyor" şeklinde konuştu.
Diyarbakır Diyarbakır’da "17. Tarım, Hayvancılık, Tavukçuluk, Süt Endüstrisi ve Veterinerlik Fuarı" açıldı Diyarbakır Ticaret ve Sanayi Odası tarafından düzenlenen "17. Tarım, Hayvancılık, Tavukçuluk, Süt Endüstrisi ve Veterinerlik Fuarı", yaklaşık 125 firmanın katılımıyla başladı. Fuar ve Kongre Merkezindeki açılışa, Diyarbakır Vali Yardımcısı Aziz Gölbaşı, İl Tarım ve Orman Müdürü Adil Alan, Diyarbakır Ticaret ve Sanayi Odası (DTSO) Başkanı Mehmet Kaya, belediye başkanları, borsa, sivil toplum kuruluşu temsilcileri, firma temsilcileri ve çiftçiler katıldı. Vali Yardımcısı Aziz Gölbaşı burada yaptığı konuşmada, fuarın, potansiyelin ortaya konulduğu, bölge üreticisinin dünyaya açılan penceresi olduğunu söyledi. Valilik olarak, kalkınma önce toprakla başladığını bildiklerini belirten Gölbaşı, "Tarımı güçlü olan bir bölgenin ekonomisi de sosyal hayatı, geleceğe güvenle bakışı da güçlü olur. Bu anlayışla kamu kuruluşlarımız, üniversitemiz, sivil toplum kuruluşlarımız, özel sektörümüz bir araya gelerek bu fuarı bir gelenek haline getirmiştir. Bu fuarın en kıymetli yanı sadece makine ve ekipman sergilenmesi değil, çiftçimizde üreticinin, alıcıyla satıcının bilgi ile tecrübenin buluştuğu eko sistemdir. Bu yıl ki fuarda yurt dışından özelikle komşularımızdan gelen yoğun ilgi bizi ayrıca memnun etmiştir" dedi. "Dünyanın en iyi üç ovasından biri olan Çukurova’ya rakip olarak Mezopotamya Ovası geliyor" İl Tarım ve Orman Müdürü Adil Alan, kentin yaklaşık 6,5 milyon tarım arazisine sahip olup bunun 4 milyon 220 bin dekarı ekonomik olarak sulanabilir durumda olduğunu ifade etti. Bugün itibariyle 1 milyon 587 bin dekarı sulanıyor olup bunun da 1 milyon 23 bin dekarı DSİ tarafından, geriye kalan 564 bin dekarı da çiftçiler tarafından sulanmakta olduğunu aktaran Alan, konuşmasını şöyle sürdürdü: "Yapımı devam eden Silvan Barajıyla birlikte 2 milyon 350 bin dekarlık alınımız daha sulanmaya açılmış olacak ve bu da Türkiye’de ikinci bir Çukurova olacak. Bundan sonraki süreçte dünyanın en iyi üç ovasından biri olan Çukurova’ya rakip olarak Mezopotamya Ovası geliyor. Biz, tarımsal üretimde çok ciddi bir üretim potansiyeline sahibiz. Ancak katma değeri düşük ürünlerimiz var. Bu fuarında ürünlerimizin katma değerini artıracağına, ona vesile olacağına canı gönülden inanıyorum." Diyarbakır Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Mehmet Kaya ise başta valilik, büyükşehir belediyesi olmak üzere bize destek veren, bu fuara güç veren tüm kurum ve kuruluşlara çok teşekkür ettiğini söyledi. Fuarın 5 gün süreceğini belirten Kaya, "Diğer fuara göre daha katılımcının arttığı bir fuar düzenliyoruz. Geçen yıl yaklaşık 126 bin kişinin ziyaret ettiği fuarımıza bu yıl 300 marka burada sergilenecek. Yaklaşık 125 firmamızın çatısı altında 300 marka fuarda çiftçilerimizle buluşacak. Tarım, bu bölgenin vazgeçilmezi" diye konuştu. Silvan Barajının yapılmasıyla birlikte sulanabilir alan 4 milyon dönüm olacağını kaydeden Kaya, "Nerdeyse Hollanda’nın yarısı kadar sulanabilir bir alanımız var. Hollanda’nın ihracatına baktığımız zaman tarım ihracatı 120 milyar avro civarında. Bizde güneş, toprak, beşeri kaynağımız, suyumuz da var. Burada bir yanlış yapıyoruz. Aslında tarımın temel unsurları olan suyu, toprağı, güneşi ve insan kaynağını doğru değerlendirdiğimiz takdirde Türkiye’nin değil ithal etmek, tek başına Diyarbakır bile Türkiye’nin tarım ihtiyacını karşılayacak potansiyelde olduğunu görebiliyoruz. Bu fuarlar tam da bunlar için önemli. Çiftçimizi sıradan üretimlerden çıkarıp modern, ekonomik katma değeri fazla nasıl ürünlere yönlendirebiliriz, bunu yapmamız gerekiyor" şeklinde konuştu.
Ankara Ankara’da 14 yaşındaki çocuğun ölümüne neden olan sürücü Aloğlu’nun yargılanmasına başlandı Ankara’nın Çankaya ilçesinde 19 Şubat’ta aracıyla Elif Güner’e (14) çarparak ölümüne neden olduğu iddiasıyla hakkında, ’Bilinçli taksirle ölüme neden olma’ suçundan iddianame düzenlenerek dava açılan sürücü Yasin Aloğlu’nun yargılanmasına başlandı. Ankara 68. Asliye Ceza mahkemesinde görülen duruşmaya tutuklu sanık Yasin Aloğlu ile taraf avukatları ve maktul Güner’in ailesi katıldı. Yargılama başlamasıyla mahkeme hakimi salonun yetersiz olması sebebiyle salona basın mensupları ve aile yakınlarının alınmayacağını bildirdi. İddianamenin okunması ve kimlik tespitinin ardından tutuklu sanık Aloğlu’na söz verildi. "Mağdur aracın üzerine çıktı ve kafasını cama çarptı" Aloğlu, "Olay günü arkadaşlarımla buluşmak için evimden çıktım. Seyir halindeyken yaya geçidinin ilerisinde 3 kişi olduğunu gördüm. Kornaya bastım, frenleme yaptım. Bu nedenle aracım kaymaya başladı. Daha sonrasında yaya geçidinin 10 metre ilerisinde mağdura çarptım. Çarpmanın etkisiyle mağdur aracın üzerine çıktı ve kafasını cama çarptı. İleride aracımı durdurduktan sonra mağdur aracın üzerinden yuvarlandı. Önce araçtan ayrılamadım ancak iner inmez ambulansı ve babamı aradım" iddialarında bulundu. Yaşanan olay sebebiyle pişman olduğunu ifade eden Aloğlu, "Olay yeri ekipleri de geldi ve olay yeri incelendi. Sonrasında ben de hastaneye gittim ve benden kan testi aldılar. Ben mağdura yardım etmek istedim ancak kırık ve iç kanama olacağı ihtimalinden dolayı kendisine yardım edemedim" dedi. Yaya geçidi levhasının kör noktada kaldığını iddia eden tutuklu sanık Aloğlu, aracı park ettikten sonra yaya geçidi levhasını fark ettiğini iddia etti. Aloğlu pişmanlığını dile getirerek beraatini talep etti. Beyanların ardından ara kararını açıklayan mahkeme, sanığın tutukluluk halinin devamına karar vererek, tarafların kusur durumunun belirlenmesi amacıyla dosyanın Adli Tıp Kurumu’na gönderilmesine, sanığın kullandığını beyan ettiği telefona ilişkin 19 Şubat 2026 tarihli arama kayıtlarının istenmesine hükmetti. Duruşma, 21 Mayıs 2026 tarihine ertelendi. "Şu an okulda olması gerekiyordu benim kızım ama toprağın altında yatıyor" Yaşanan olayda hayatını kaybeden Elif Güner’in annesi Tuba Güner, duruşma öncesi açıklamalarda bulundu. Güner, "19 Şubat’ta Turan Güneş Bulvarı’nda yaya geçidinden geçerken bir magandanın yarış yaparak, frensiz bir şekilde yüz kilometre hızın üstünde giderken çarpması sonucu kaybettiğimiz Elif’in annesiyim. Adalet için buradayız. Yaya geçitlerindeki ölümlerin kaza olarak geçmesini istemiyoruz. Bu olası kastır. Bu bir cinayettir. Benim çocuğum en güvenli alanda yaya geçidinden geçerken dikkatsiz biri yüzünden bu dünyadan koptu. Şu an okulda olması gerekiyordu. Şu an üstümde benim Elif’in forması var. Şu an okulda olması gerekiyordu benim kızım ama toprağın altında yatıyor. Bir magandanın dikkatsizliği yüzünden hız kurallarına uymadığı için yaya geçide en güvenli yerdir. Benim çocuğum kurallara uyan bir çocuktu. Yaya geçidini sürekli kullanırdı. O kurala uydu ama karşıdan gelen kurala uymadı. Kuralı ihlal etti ve bir ölüme sebep oldu. Başka Elifler ölmesin. Bu kaza olarak nitelendirmesin. Bu bir cinayettir. Cinayet olarak ağır yargılanmasını istiyoruz biz. Ağır cezada yargılanmasını istiyoruz. Adalet savaşımız sürecek. Onun için buradayız" ifadelerinde bulundu. "Sanığın en ağır cezayı alacağını ümit ediyoruz" Güner ailesinin avukatı avukat Tahir Burak Koçak, "14 dört yaşında bir kız çocuğu yaya geçidinden karşıdan karşıya geçerken bir sanığın yüz kilometre üzerinde hızla seyreden makas atarak ilerleyen önündeki araçla tampon tamponu yarışan bir aracın Elif’e çarpması sonucu. Elif kızımız maalesef hayata gözlerini yumdu. Biz bunun bir kaza olmadığını söylüyoruz. Bu bir cinayettir. Bu kişinin basit taksirle veya bilinçli taksirle yargılanıp ceza alması değil en azından olası kastan dolayı ceza almasını talep ediyoruz. Bu şekilde meydana gelecek kazalarının önüne geçmenin şartı budur. Ağır yaptırımları olması gereken bir durum söz konusu. Bunun hukuki mücadelesini veriyoruz. Bugün ilk duruşmamız olacak. İnşallah sanık en ağır cezayı olası kastla ölüme sebebiyet vermeden dolayı en ağır cezayı alacağını ümit ediyoruz" dedi.
Ordu Cumhurbaşkanı Başdanışmanı Saral: "Birçok alanda dezenformasyonla karşı karşıyayız" Ordu’da, Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı Dezenformasyonla Mücadele Merkezi (DMM) ile Ordu Üniversitesi Dezenformasyonla Mücadele Kulübü iş birliğinde düzenlenen "Karadeniz Stratejik İletişim ve Dezenformasyonla Mücadele Forumu" gerçekleştirildi. Forumda konuşan Cumhurbaşkanı Başdanışmanı Oktay Saral, "Ekonomiden dış politikaya kadar birçok alanda dezenformasyonla karşı karşıyayız. Türkiye’nin hedef alındığı bir süreçte bu tür saldırılarla mücadele etmek zorundayız" dedi. Forum, Gençlik ve Spor Bakanlığı’nın UNIDES Programı kapsamında desteklenirken, Ordu Üniversitesi Ünye İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Ahmet Erkan Birben Konferans Salonu’nda yapıldı. "Dezenformasyon, günümüzde özellikle sosyal medyada kullanılıyor" Programın açılışında konuşan Ordu Büyükşehir Belediye Başkanı Mehmet Hilmi Güler, dezenformasyonun günümüzde özellikle sosyal medyada yaygın şekilde kullanıldığına dikkat çekerek, "Dezenformasyon hakikatin çarpıtılmasıdır. Gerçeklere ulaşmanın önünde zihinlerde bulanıklık oluşturan ve düşünceyi deforme eden bir yapı. Günümüzde çok yaygın bir şekilde kullanılıyor, özellikle sosyal medyada kullanılıyor. Aynı zamanda gerçeğe ulaşmadaki en büyük engellerden biridir. Hem ahlaki hem etik hem de inanç açısından problemli bir alan" şeklinde konuştu. "Yalanla asla bir arada bulunamayız" Forumda katılımcıların sorularını yanıtlayan Cumhurbaşkanı Başdanışmanı Oktay Saral ise doğru bilgi akışının önemine vurgu yaptı. Saral, "Doğru bilgiyi halkımıza ulaştırma noktasında Dezenformasyonla Mücadele Merkezimiz ve İletişim Başkanlığımız büyük bir gayretle çalışıyor. Yanlış ve yalan bilgiler adeta sağanak halinde geliyor. İnsanların buna inanabilmesi mümkün; çünkü insanız ve zaaflarımız var. Ancak bizim tarihimiz, inancımız ve kültürümüz doğruya, iyiliğe ve hakka yönelmeyi emreder. Yalanla asla bir arada bulunamayız" ifadelerini kullandı. "Farklı alanlarda dezenformasyonla karşı karşıyayız" Dezenformasyonun farklı alanlarda etkili olduğuna değinen Saral, şunları söyledi: "Ekonomiden dış politikaya kadar birçok alanda dezenformasyonla karşı karşıyayız. Türkiye’nin hedef alındığı bir süreçte bu tür saldırılarla mücadele etmek zorundayız. Bu noktada Dezenformasyonla Mücadele Merkezimiz ve İletişim Başkanlığımız yoğun bir çalışma yürütüyor." Foruma, Rektör Prof. Dr. Orhan Baş, Ünye Kaymakamı Ayhan Işık, Fakülte Dekanı Prof. Dr. Cemal Öztürk, Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı Samsun Bölge Müdürü Ebubekir Ayrancı, Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı Trabzon Bölge Müdürü Murat Güler, diğer ilgililer ile akademisyenler ve öğrenciler katıldı. Program sonunda, Ordu Üniversitesi Rektörü Orhan Baş tarafından Cumhurbaşkanı Başdanışmanı Saral’a plaket takdim edildi.