POLİTİKA - 06 Nisan 2012 Cuma 13:08

ERDOОAN`DAN KILIÇDAROОLU`NA: "TİLKİ YETİŞEMEDİĞžİ ÜZÜME `KORUK` DERMİŞ"

A
A
A
ERDOОAN`DAN KILIÇDAROОLU`NA: "TİLKİ YETİŞEMEDİĞžİ ÜZÜME `KORUK` DERMİŞ"

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Fatih Projesi`yle ilgili kendilerini eleştiren CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu için, "Tilki yetişemediği üzüme `koruk` dermiş" dedi. Erdoğan, Kılıçdaroğlu`nun iddialarını ispatlamak durumunda olduğunu belirterek, "Elinde hangi belge varsa ver dilekçeni oraya, şu iktidarı onlar yargılasınlar. Meydanlarda konuşmakla bir yere varılamaz" diye konuştu.
Başbakan Erdoğan, Grand Cevahir Otel ve Kongre Merkezi`nde düzenlenen "1. Uluslararası Teknoloji Bağımlılığı Kongresi"ne katıldı. Kongrede Milli Eğitim Bakanı Ömer Dinçer, İstanbul Valisi Hüseyin Avni Mutlu, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Kadir Topbaş, Başbakan Erdoğan`ın kızı Sümeyye Erdoğan ve çok sayıda davetli de hazır bulundu. Kongrede konuşan Başbakan Erdoğan, son 200 yıl içinde dünyanın geçirdiği değişimin, insanlık tarihi boyunca yaşanan en keskin değişim süreçlerinden biri olduğunu
belirtti. Son yüzyıllarda coğrafi keşifler, bilimsel araştırmalar, icatlar ve özellikle de savaşların insanlık tarihinin yönünü değiştirdiğini anlatan Erdoğan, artık Türkiye`nin hiçbir yerinde kullanılmayan kağnı ve karasabanın insanlık tarihinin en eski tarım araçları olarak anılacağını söyledi.
Kendisinin ve yaşıtlarının sınırlı imkanlara sahip bir ülkenin çocukları olarak dünyaya geldiklerini ifade eden Erdoğan, ekonomik krizlerin, çok ağır savaşların yaşandığı, sadece Türkiye`de değil dünyada büyük sorunların olduğu bir dönemde hayata gözleriniz açtıklarını belirtti.
Başbakan Erdoğan, çocukken kağıt yumaklar ve bez parçalarından futbol topu yaparak sokak aralarında futbol oynadıklarını anlatarak, "Forma, şort, tozluk, spor ayakkabı, çim saha, halı saha böyle bir şey hak getire. Uzun zaman bunlara sahip olamadık. Ben 15-16 yıl futbol oynadım. Şimdi hepsi suni veya doğal çim sahada futbol oynuyor. Şu andaki Çırağan Sarayı`nın orada Şeref Stadı vardı. Orada bir düştüğünde ayağınızın, bacağınızın tüm derisi soyulmuş ve günlerce geceleri yatağınızın içerisinde kıvranır
dururdunuz, yeniden kabuk bağlayana kadar. Uzunca bir telin ucuna özellikle de tahtadan veya telden iki teker takardık, tozlu sokaklarda araba diye oynardık. Eskiden 3 tane rulman bulursak, Perşembe Pazarı bunun şahididir, bir tahtanın altına bunu yerleştirir yokuş aşağı giderdik. Uçurtma yapmak, mavi göklerde uçurmak en büyük eğlencemizdi. Bununla başka bir zevki yaşardık. Ama bunu da gidip kırtasiyeden almazdık. Undan yapıştırıcı yapardık, gazete kağıtlarından oluşturduğumuz uçurtmalarla bunu sağlardık.
Parası olanlar uçurtmalarını temin ederdi. Yoksa o zaman evde anacıklarımızın bize verdiği desteklerle undan yapıştırıcı, gazete kağıdından bunu yapardık" diye konuştu.
"ÇOCUKKEN EN BÜYÜK ZEVKİMİZ GAZOZ KAPAОI VE MİSKETTİ"
Çocukken en büyük zevklerinin misket, gazoz kapağı ve topaç olduğunu belirten Erdoğan`ın çocukluk anılarını anlattığı sırada salonda duygusal anlar yaşandı. Bazı davetliler gözyaşlarını tutamazken, konuşmasını sürdüren Erdoğan, şunları söyledi;
"Bizim sokaklarda körebece oynamalarımız çok meşhurdu. Ama şimdi böyle bir şey de kalmadı. Çelik çomak, üç taş, beş taş, dokuz taş bizim oyun araçlarımızdı. Bunlarla çocukluğu yaşadık. Ama bugünün çocukları için maalesef bunlar bir anlam ifade etmiyor. Bu oyunların birçoğunu
inanın bugünün çocukları ne yazık ki bilmiyor. Ben televizyonla birlikte sokakların nasıl boşaldığını, sokaktaki çocuk cıvıltısının nasıl azaldığını, hatta tamamen kesildiğini hatırlıyorum. Şu anda hemen her evde televizyon var. Bir tane değil, birkaç tane. Salonda, yatak odasında, özel çalışma odası varsa bir de orada var. Odaların sayısına göre çoğaltılabilir çünkü odadan televizyon odasına ve salona gitmek yorucu olur. Şu anda bu gidiş hayra alamet mi? Mümkün değil. Hemen her evde babanın, annenin ve
belli bir yaşın üstündeki çocukların cep telefonu var. Bilgisayar ve bilgisayar oyunları hızla yayılıyor. İnternet tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde de süratle yayılıyor. Bugünün çocuklarının meşgul olması, oynaması için gerçekten sayısız seçenek var. Ama şunu ben çok rahatlıkla, kesin bir ifadeyle söylüyorum; bütün yokluğa yoksulluğa, imkansızlığa rağmen bizim çocukluğumuz bugünün çocuklarına göre insanın dolu dolu geçti, daha neşeli, daha unutulmaz anılarla geçti. Bizim oyun alanımız sokak, uçsuz bucaksız
mavi gökyüzünün altıydı. Bir futbol maçının ardından mahalle bakkalından alıp içtiğimiz ucuz gazozun tadını inanın şimdi ben hiçbir içecekte bulamıyorum. Hiçbir zaman biz tek başımıza kalmadık ve tek başımıza da oynamadık. Bir anda onlarca çocuk bir araya gelirdik, akşamın nasıl olduğunu anlayamazdık. Annelerimiz kapıya çıkar oradan çağırır, biz `geliyorum` gibi oyalamalarla sonunda gitmek durumunda kalıyorduk. Sokakta dayanışmayı, paylaşmayı öğreniyorduk. Hava eğer yağışlıysa, çamur içinde kalmışsak benim
annem evde değilse komşumuz Ayşe Hanım beni alır yıkar evime gönderirdi. Aynı şekilde onun çocuğu çamurluysa benim annem onu alır, tertemiz piripak yapar ondan sonra evine gönderirdi. Böyle bir dayanışma, paylaşım vardı. Kardeşliği, dostluğu, rekabeti de muhabbeti de sokakta öğreniyor, orada adeta geleceğin bir provasını yapıyor ve geleceğe, hayata öğle hazırlanıyorduk."
"BAKTERİLERİ, MİKROPLARI BİZ ÜRKÜTTÜK"
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, bezden yapılmış bir topun bugünün bilgisayar oyunlarıyla kıyaslanamayacak ölçüde keyif verici ve öğretici olduğunu ifade ederek, çocukluk yıllarında 5 kuruşa aldıkları sakızın, bugünün pahalı çikolatalarından, ekmek arası köfte hamburgerden çok daha lezzetli olduğunu anlattı. Çocukken maçlara giderken sloganlarının "köfte ekmek hazır yemek" olduğunu ve yedikleri ekmek arası köftenin tadının bambaşka olduğunu dile getiren Erdoğan, "Diyorlar ya `şunu alma hasta olursun` diye.
Biz hasta olmadık. Belki de bakterileri biz ürküttük, mikropları ürküttük. Doğallık bambaşkaydı. Elbette değişimin önünde durmak, değişime set çekmek mümkün değil. Ama bizim değişimi kontrol etmek, değişimi yönlendirmek, sağlıklı şekilde kanalize etmek gibi bir sorumluluğumuzun olduğuna inanıyorum. Sadece hükümetin değil, sadece siyaset kurumunun değil, üniversitelerin, okulların en önemlisi de anne ve babaların böyle bir sorumluluğu var. Biz değişimin bir gereği olarak en ileri teknolojiyi çocuklarımıza
sunmak, bunun alt yapısını onlara sağlamak zorundayız. Ama aynı zamanda çocuklarımızın kendilerine, ailelerine, çevrelerine yabancılaşmalarını engellemek, teknolojinin esiri olmalarını da önlemek durumundayız" dedi.
"Teknoloji bize değil, biz teknolojiye hükmetmek zorundayız" diyen Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, bazı çocukların bütün günlerini, hatta bazen aralıksız birkaç günlerini bilgisayar başında geçirdiklerine dikkat çekti. Erdoğan, sadece bilgisayar terimleriyle konuşan ve artık anlaşılmaz bir dil kullanan çocuklar olduğunu belirten Erdoğan, "Yüz yüze oturdukları halde konuşmayan, ellerindeki telefonlar aracılığıyla birbiriyle oyunlar oynayan hatta birbirleriyle cep telefonu mesajlarıyla iletişim kuran
çocuklar var. Bilgisayar yüzünden, bilgisayar oyunları yüzünden çocuklar huzursuz, sıkıntılı, öfkeli ve mutsuz bir şekilde büyüyor.
Kontrolsüz bilgisayar kullanımı nedeniyle çocukların eğitimi ciddi şekilde aksıyor. Önemli sağlık problemleri ortaya çıkabiliyor. Hatta dünyanın kimi bölgelerinde bilgisayar başında ölen insanlar olduğunu görüyor ve biliyoruz. Eğer robotların egemenliği ele geçirmesi diye bir şey varsa bunu bugün dünya kısmen yaşıyor. İnsanın, insan aklının, insan becerisinin ürettiği teknoloji bilinçsiz kullanıldığında hiç farkına varmadan insanı esir alıyor" diye konuştu.
"MAHALLEM İŞGAL ALTINDA"
Erdoğan, dün akşam eski mahallesine gittiğini de belirterek, sokaklardaki parklaşma nedeniyle şok olduğunu söyledi. Yaşadığı mahallenin eskiden çıplak olduğunu, bugün ise işgal altında olduğunu dile getiren Erdoğan, "Bu bir yanıyla bu işgal güzel bir şey. Çünkü refah seviyesi artmış ki sokağın içinde bir tarafta bir dizi, öbür tarafta bir dizi araba var. Belediyelerimiz, başta şahsım olmak üzere kusura bakmasınlar çünkü hiçbir imar, proje onaylanırken ne yazık ki evlerin altına garajlar konmadığı için
veya mahallelerde garajlar olmadığı için ne yazık ki sokaklar işgal altında. İki araç yan yana rahat geçecekken geçemiyorsun. Neredeyse boş yer yok. Bir taraftan sevindim demek ki ülke refah ddüzeyi yükselmiş ki herkes bu kadar arabayı alabiliyor. Ama bir taraftan da sokaklar iEşgal altında. Biz özellikle yerel yöneticiler olarak bunun adımlarını da atmak durumundayız. Evlerin altına garaj mecburiyeti olduğu halde, bunun farkı alındığı halde o zaman biz o mahallede, o sokaklarda niye garajları yapmıyoruz?
Demek ki merkezi yönetimler olarak bizlere burada bir yasa düzenlemesi getirmek düşüyor. Bunun da adımını atmak durumundayız, buna mecburuz" şeklinde konuştu.
Bundan 30-40 yıl önce kadınların bugüne göre vakitlerinin daha fazla olduğunu dile getiren Erdoğan, eşi Emine Erdoğan`ın da elde çamaşır yıkadığını anlattı. O dönemde çocuk bezi olmadığı için 4 çocuğu için "Amerikan bezi" denilen bezden alıp kullandıklarını anlatan Erdoğan, "O bezlerden alırdık, onlar kaynatılır, elde ovuşturulurdu. Hakikaten çok çileler çektiler. 4 tane çocuğumu eşim böyle büyüttü ama şimdiki annelerin işi kolay. Hemen çocuk bezi, katla at çöpe yenisiyle devam et.
Ama şimdikiler bir tane, iki tane çocuk yeter diyor. En az 3 tane yap, şartlar bak çok kolaylaştı. Bu ülkenin de ona ihtiyacı var." dedi.
Erdoğan, kadın gibi erkeklerin de bugün sahip oldukları hayatı kolaylaştıran imkanların çoğundan bugün mahrum olduklarını belirten Erdoğan, "Ama evlerine, ailelerine daha fazla vakit ayırıyorlardı. Ama şahsım müstesnadır. Ben o kadar vakit ayıramıyordum. Çünkü yaptığım iş, sosyal faaliyetler, siyasetle ilgileniyordum. Bundan dolayı da çocuklarımın benim üzerimde hakları var, eşimin üzerimde hakkı var. Bir gece de yatak odamın kapısında büyük kızımın pusulasını gördüm. `Babacım bir geceni de bize ayır`
demişti. Onu ayırmamanın da hüznü içerisinde bu günlere geldik. Onlarda herhalde babalarının nerede olduğunu bildikleri için bize haklarını helal ediyorlar" ifadelerini kullandı.
"TEKNOLOJİYE HÜKMETMEK DURUMUNDAYIZ"
"Evimize gelen bir teknolojinin bize, çocuklarımıza hükmetmesinin önüne geçmek, tam tersine teknolojiye hükmet durumundayız" diyen Erdoğan, Fatih projesiyle Türkiye`nin tüm okullarının eğitim alt yapısını değiştirdiklerini ifade etti. 4+4+4 ile ilgili CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu`nun eleştirilerine de karşılık veren Erdoğan, "Tilki yetişemediği üzüme `koruk` dermiş. Ana muhalefet lideri ikide bir 4+4+4 ile ilgili olarak kalkıyor onun önüne hemen getiriyor 20 milyar dolarlık bir meseleden
bahsediyor. TL mi diyor, dolar mı diyor? TL ise avantajdayız. Böyle bir şeyi ikide bir söyleyip duruyor. İddia eden, iddiasını ispatla mükelleftir. Senin böyle bir iddian varsa iddianı ispatlayacaksın. Bu ülkede sonra yargı ne iş yapar? Savcılar seni bekliyor, git yap müracaatını bildir, ver dilekçeni oraya. Elinde hangi belge varsa ver dilekçeni oraya, şu iktidarı onlar yargılasınlar. Meydanlarda konuşmakla bir yere varılamaz. Biz Fatih Projesiyle ve eldeki tabletlerle bir çağı geride bırakıyoruz, bir çağı
açıyoruz. Bu çağ, özgüven çağıdır. Bu çağ, aynı anda bizim yavrularımızın dünyayla hemen aynı anda onlara ulaşabilme çağıdır, buluşma çağıdır. Biz Ankara`da açılışını yaptığımız gün ki o gün 12 bin tablet dağıttık. Çocuklarımızdaki o özgüveni, neşeyi görmek, hakikaten sizler de orada bizimle olun isterdim" dedi.
Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Sinop Hayırseverlerin destekleri ihtiyaç sahiplerine ulaştı Sinop’un Erfelek ilçesinde, İlçe Müftülüğü ile Türkiye Diyanet Vakfı (TDV) Erfelek Şubesi iş birliğinde Ramazan ayı dolayısıyla ihtiyaç sahibi ailelere gıda yardımı ulaştırıldı. Erfelek İlçe Müftülüğü ile Türkiye Diyanet Vakfı Erfelek Şubesi tarafından "Kardeşini Unutma" ve "Beklenen Sensin" sloganıyla yürütülen yardım çalışması kapsamında, ihtiyaç sahibi aileler için hazırlanan Ramazan hediye paketleri dağıtıldı. Erfelek İlçe Müftüsü Hikmet Bektaş, gıda kolilerinin dağıtımı öncesinde yaptığı açıklamada, hayırsever vatandaşların destekleriyle hazırlanan yardım paketlerinin ihtiyaç sahiplerine ulaştırıldığını belirtti. Bektaş, "Bu yıl da müftülüğümüz ile Türkiye Diyanet Vakfı Erfelek Şubemizin iş birliği ve hayırsever kardeşlerimizin destekleriyle hazırladığımız 160 bin TL değerindeki gıda kolilerini, köy ve mahallelerimizde görev yapan hocalarımız aracılığıyla tespit edilen 160 ihtiyaç sahibi ailemize ulaştırmanın mutluluğunu yaşıyoruz" dedi. Ramazan ayının paylaşma ve dayanışma ayı olduğuna dikkat çeken Bektaş, "Ramazan ayı oruç ayıdır, Kur’an ayıdır, cennet kapılarının açıldığı, günahların bağışlandığı; aynı zamanda imkânı olanla olmayan arasında gönül köprülerinin kurulduğu müstesna bir aydır. Biz de Erfelek Müftülüğü olarak bütün dini ve hayri hizmetlerimizi Türkiye Diyanet Vakfı Erfelek Şubemizin imkanları, hayırsever vatandaşlarımızın destekleri ve gönüllü hocalarımızın gayretleriyle en güzel şekilde yerine getirmeye çalışıyoruz" ifadelerini kullandı. Yapılan çalışma kapsamında hazırlanan Ramazan gıda kolilerinin, ilçeye bağlı 46 köy ve 3 mahallede yaşayan toplam 160 ihtiyaç sahibi aileye ulaştırıldığı bildirildi.
Samsun Başkan Kul’dan tasarruf Samsun Terme Belediye Başkanı Şenol Kul’un Ankara temaslarında konaklama ve harcırah giderlerini belediye bütçesine yansıtmadığı, Mart ayı meclis toplantısında muhalefetin denetim notlarıyla tescillendi. Başkan Kul, "Terme’nin geleceği için şahsi imkânlarımızı seferber etmekten onur duyuyoruz" dedi. Terme Belediye Meclisi Mart ayı toplantısı, alışılmışın dışında bir "şeffaflık" tablosuna sahne oldu. Meclis toplantısında söz alan muhalefet meclis üyesi ve Denetim Komisyonu Üyesi Neslihan Özdemir, Başkan Şenol Kul’un Ankara ziyaretlerindeki harcamalarını denetlediklerini ve belediye bütçesinden konaklama bedeli ödenmediğini bizzat açıkladı. Muhalefetten hakkı teslim eden açıklama Denetim komisyonundaki incelemelerini meclis huzurunda paylaşan Meclis Üyesi Neslihan Özdemir, "Denetim komisyonunda gördüm, Ankara ziyaretleri için evrakta mecburiyetten sadece 1 TL sembolik rakam yazılmış. Ne kadar harcadığınızı, aslında belediyeye bir yük getirmediğinizi bizzat gördüm. Muhalefet olarak uyumuyoruz, her şeyi takip ediyoruz ama bu noktada hakkınızı teslim etmek istiyorum" ifadelerini kullandı. "Terme için kendi evimizi, kendi imkanımızı kullanıyoruz" Harcırah ve konaklama giderleri konusundaki hassasiyeti üzerine açıklama yapan Başkan Şenol Kul, Terme’nin menfaatlerini her şeyin üzerinde tuttuklarını vurguladı. Başkan Kul; "Ben Ankara’ya gittiğimde kendi evimde kalıyorum. Yanımda gelen mesai arkadaşım, meclis üyemiz veya ilçe başkanımız da benim evimde kalıyor. Belediye bütçesine yük olmamak adına il dışı harcırahı almıyorum. Terme’nin geleceği için ne yapmam gerekiyorsa, hangi imkânı seferber etmem gerekiyorsa onu yapıyorum. Bizim tek derdimiz Terme etrafında birleşmektir" diye konuştu. Siyaset üstü Terme vurgusu Başkan Kul, meclisteki bu diyaloğun ardından birlik mesajı vererek, "Yaptığımız işlerin şeffaf bir şekilde denetlenmesi ve takdir edilmesi bizleri mutlu ediyor. Biz sadece belediyecilik yapmıyoruz, emaneti koruyoruz. Şimdi hep birlikte, Terme’nin başarılarına yenilerini ekleme zamanıdır" şeklinde konuştu.
Aydın Koçarlılı üreticilere uygulamalı budama eğitimi Aydın’ın Koçarlı ilçesinde üreticiler, ilçe tarım müdürlüğü koordinesinde düzenlenen teknik gezi programı kapsamında İzmir Zeytincilik Araştırma Enstitüsü’nü ziyaret ederek zeytinde bakım, hastalıklarla mücadele ve doğru budama teknikleri konusunda uygulamalı eğitim aldı. Koçarlı İlçe Tarım ve Orman Müdürlüğü ile Koçarlı Ziraat Odası Başkanlığı iş birliğinde düzenlenen "Çiftçi Teknik Gezisi Programı" kapsamında Koçarlı’daki zeytin üreticileri İzmir Zeytincilik Araştırma Enstitüsü Müdürlüğü’nü ziyaret etti. Program kapsamında üreticilere zeytinde bakım ve besleme, zeytin hastalık ve zararlılarıyla mücadele ile doğru budama teknikleri konularında eğitim verildi. Uzmanlar tarafından verilen eğitimler hem teorik anlatımlarla hem de bahçede gerçekleştirilen birebir uygulamalı çalışmalarla desteklendi. Uygulamalı budama eğitiminde üreticiler, zeytin ağaçlarında doğru budama yöntemlerini sahada görerek öğrenme fırsatı buldu. Bahçede yapılan uygulamalar sayesinde çiftçiler, budama tekniklerini uzmanlar eşliğinde pratiğe dökerek bilgi ve becerilerini geliştirdi. Üreticilerin bilgi ve tecrübesini artırmayı amaçlayan programın verimli geçtiği belirtilirken, eğitimlerde emeği geçen İzmir Zeytincilik Araştırma Enstitüsü uzmanlarına ve katkılarından dolayı Koçarlı Ziraat Odası Başkanı Taner Güneş’e teşekkür edildi. Program sonunda katılımcı üreticilere bereketli ve verimli bir üretim sezonu temennisinde bulunuldu.
Kayseri Başkan Büyükkılıç: "Kadınlarımızla daha güçlü bir Kayseri" Kayseri Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Memduh Büyükkılıç; 8 Mart Dünya Kadınlar Günü dolayısıyla yayımladığı mesajda Türk kadınının fedakârlığı, emeği ve azmiyle hem ailenin hem de toplumun en güçlü temeli olduğunu vurgulayarak, "Kadınlarımızın emeği ve gücüyle Kayseri’miz daha da büyüyor, daha da güçleniyor" ifadelerini kullandı. Başkan Büyükkılıç 8 Mart Dünya Kadınlar Günü dolayısıyla yayımladığı mesajında; kadınların toplumun temeli olan aile yapısının en güçlü unsuru olduğunu belirterek, tüm kadınların bu özel gününü kutladı. Büyükkılıç mesajında, Türk kadınının tarih boyunca yalnızca aile hayatında değil, milletin yazısını belirleyen kritik dönemlerde de büyük fedakârlık ve kahramanlık gösterdiğini vurguladı. Vatanın bağımsızlığı ve milletin geleceği söz konusu olduğunda Türk kadınının her zaman en ön safta yer aldığını belirten Büyükkılıç, şunları kaydetti; "Milletimizin tarihine baktığımızda fedakârlığı, cesareti ve azmiyle destan yazan kadınlarımızı görürüz. Kurtuluş mücadelesinden sosyal hayata kadar pek çok alanda iz bırakan kadınlarımız, bu toprakların ruhunu ve gücünü temsil etmektedir. Kahramanlıklarıyla hafızalara kazınan Nene Hatun, Kara Fatma, Şerife Bacı gibi isimlerin yanı sıra Kayseri’nin tarihine damga vuran Mahperi Hatun, Fatma Bacı ve Gevher Nesibe Sultan gibi değerli şahsiyetler, Türk kadınının gücünün ve azminin en önemli sembolleri olmuştur." Kayseri’nin geçmişten bugüne kadar geçirdiği değişim ve gelişim süreçlerinde kadınların emeğinin büyük payı olduğuna dikkat çeken Büyükkılıç, Büyükşehir Belediyesi olarak kadınların ticari, sosyal ve kültürel hayatta daha güçlü yer almaları için her zaman destek verdiklerini ifade etti. Kadınlara yönelik projelerin artarak devam ettiğini belirten Büyükkılıç, "Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın ortaya koyduğu vizyon doğrultusunda, Kayseri Büyükşehir Belediyesi olarak kadınlarımızı sosyal hayatta daha görünür kılmayı ve aile yapısını güçlendirmeyi hedefleyen çok sayıda projeyi hayata geçirdik" dedi. Bu kapsamda ’Anne Ulaşım Kartı’, ’Beslenmem Çantamda Belediyem Yanımda’ projesi, öğrencilere ulaşım kartı desteği, annelere süt yardımı ve çeşitli nakdi desteklerle ailelerin yanında olduklarını kaydeden Büyükkılıç, kadın girişimciliğinin güçlenmesi için de önemli çalışmalar yürüttüklerini belirtti. Büyükkılıç, kadın kooperatiflerine her türlü desteği sağladıklarını ifade ederek, e-ticaret ve pazarlama eğitimleri sayesinde kadınların dijital dünyada da güçlü şekilde yer almalarına katkı sunduklarını söyledi. "Kadın eli değen her yer güzelleşiyor" Büyükşehir Belediyesi bünyesindeki KAYMEK aracılığıyla on binlerce kadına mesleki eğitim, sanat kursları, seminerler ve atölye çalışmaları düzenlediklerini belirten Büyükkılıç, ilçelerde faaliyet gösteren kadın ve gençlik merkezlerinde kadınların hem mesleki hem de kişisel gelişimlerine katkı sağlayacak eğitim programlarının sürdüğünü dile getirdi. Tarım ve üretim alanında da kadınlara destek verdiklerini ve kadın eli değen her yerin güzelleştiğini ifade eden Büyükkılıç, tavuk, koyun, manda ve arılı kovan dağıtımlarıyla yüzlerce kadın üreticiye katkı sağladıklarını vurguladı. Toplumsal dayanışma ve aile yapısının güçlendirilmesine yönelik projelere de değinen Büyükkılıç, Engelsiz Yaşam Merkezi ile özel bireylere ve ailelerine eğitim, rehabilitasyon ve psikolojik destek sunduklarını, KAYMEK bünyesinde hizmet veren Aile Akademisi ile evlilik öncesi eğitimden çift danışmanlığına kadar ücretsiz danışmanlık hizmetleri verdiklerini ifade etti. Türk kadınının toplumsal hayattaki yerinin önemine vurgu yapan Büyükkılıç mesajının sonunda şu ifadeleri kullandı; "Cumhuriyetimizin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk’ün büyük değer verdiği Türk kadını, birçok dünya ülkesinden önce siyasi ve toplumsal hayatta söz sahibi olmuştur. Bugün de Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın ortaya koyduğu güçlü vizyon doğrultusunda kadınlarımızın her alanda daha ileriye taşınması için çalışıyoruz. Çünkü biliyoruz ki kadınlarımızın emeği, azmi ve üretkenliği güçlü aileyi; güçlü aile ise güçlü toplumu ve güçlü Türkiye’yi inşa eder. Bu duygu ve düşüncelerle başta şehit annelerimiz olmak üzere başımızın tacı olan tüm kadınlarımızın 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nü en içten dileklerimle kutluyorum."