GÜNDEM - 17 Nisan 2024 Çarşamba 09:42

Dünyanın en yüksek 3. şelalesi baharla coştu

A
A
A
Dünyanın en yüksek 3. şelalesi baharla coştu

Uluslararası Sakin Kentler Birliğince "Türkiye’nin 11. Sakin Kenti" seçilen Uzundere ilçesinde bulunan Tortum Şelalesi, baharla birlikte ziyaretçilerini mest ediyor.


Doğu Anadolu ve Doğu Karadeniz sınırındaki Uzundere ilçesinde bulunan Tortum Şelalesi, dünyanın en yüksek 3’üncü şelalesi olma özelliğini taşıyor. Erzurum Valiliği koordinesinde Büyükşehir Belediyesi, Uzundere Belediyesi ile Tarımsal ve Kırsal Kalkınmayı Destekleme Kurumu iş birliğinde gerçekleştirilen projeyle çevresi yenilenen Tortum Şelalesi, turistlerin ve doğa severlerin ilgi odağı olmayı sürdürüyor. Çevresine yapılan yürüyüş yolları, restoran, engelli rampaları, mesire alanları ve serinleten suyuyla yazın binlerce turist tarafından tercih edilen şelale, baharla birlikte eriyen kar sularıyla coşmaya başladı.


Bayramı tatili nedeniyle binlerce insanın ziyaret ettiği Tortum Şelalesi, bugünlerde hız kesmeden ziyaretçilerin misafir ediyor. Şelalenin görünümüne ve doğal güzelliğine hayran kalan insanlar buradan ayrılmakta zorlanıyor.



Dünyanın en yüksek 3. şelalesi baharla coştu

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Erzincan “Bağ Küllemesi Hastalıkları” yüzde 90 verim kaybına yol açabilir Üzümlü İlçe Tarım ve Orman Müdürlüğü teknik ekipleri tarafından arazi kontrolleri kapsamında üzüm bağlarında, külleme, mildiyö, ölükol ve salkım güvesinde ilaçlama dönemleri ile ilgili bilgilendirme yapıldı. Tescilli cimin üzümünün bağlarında “Bağ Küllemesi Hastalıkları” ile mücadelenin yapılmaması durumunda yüzde 90 verim kaybı yaşanacağı belirtildi. Bağ Küllemesi, asmanın yaprak, sap, sürgün, salkım gibi tüm yeşil aksamında gelişerek zarar oluşturan önemli bir hastalıktır. Hastalık, iklim şartlarının uygun gittiği ve mücadelesinin doğru yapılmadığı yıllarda yüzde 90’a varan ürün kayıplarına neden oluyor. Erzincan İl Tarım ve Orman Müdürlüğü Bitkisel Üretim ve Bitki Sağlığı Şubesinde Ziraat Yüksek Mühendisi olarak görev yapan Selahattin Albayrak, konu hakkında üreticileri bilgilendirerek şu uyarılarda bulundu; ‘Hastalığın yapraktaki Belirtileri’ “Hastalık başlangıçta yaprakların üst yüzeyinde yağ lekesine benzeyen sarımsı-açık yeşil renk açılmalarına neden olur. İleriki dönemde yaprak parlaklığını ve esnekliğini kaybeder, kalınlaşır, gevrekleşir ve kenardan içe doğru kıvrılır. Hastalığın bulunduğu kısımlarda grimsi-beyaz tozlu bir görünüm oluşur. ‘Hastalığın sürgünlerdeki belirtileri’ Sürgünler üzerinde başlangıçta siyaha yakın koyu renkli lekeler oluşur. Sürgündeki bu lekeler sezon sonuna doğru kırmızımsı kahverengine dönüşmektedir. ‘Hastalığın tanelerdeki belirtileri’ Hastalığa erken yakalanan taneler küçük kalır ve gelişemez. Hastalık tanelerde meyve sapı istikametinde çatlamaya neden olur. Taneler ben düşme dönemine kadar hastalığa duyarlıdır. ‘Mücadelesi ve kültürel önlemler’ Hastalıklı çubuklar budanarak imha edilmelidir. Yetişme sezonu içinde yaprak ve sürgün seyreltmesi yapılarak asmanın iç kısımlarına kadar iyi bir havalanma ve güneşlenme sağlanmalıdır. ‘Kimyasal mücadele’ 1. İlaçlama: Sürgünlerin 25-30 cm uzunlukta olduğu dönemde, 2. İlaçlama: Çiçeklenme öncesi, çiçek tomurcuklarının ayrıldığı dönemde, 3. İlaçlama: Tanelerin saçma iriliğinde olduğu dönemde, 4. ve sonraki ilaçlamalar: Üçüncü ilaçlamadan sonra hastalık gelişimi ve kullanılan ilacın etki süresi dikkate alınarak ben düşme dönemine kadar yapılmalıdır. Son ilaçlama ile hasat arasında gerekli bekleme süresine dikkat edilmelidir.”