- 08 Ekim 2017 Pazar 12:25

Geleceğin ’umutlu’ doktorları: EMSA Atatürk

A
A
A
Geleceğin ’umutlu’ doktorları: EMSA Atatürk

Herkesin bildiği tıp öğrenci profilini düzenledikleri sosyal projelerle yerle bir eden EMSA Atatürk Kulübü üyeleri, ‘EMSA Atatürk Tanışma Kahvaltısı’nda bir araya geldi.

Herkesin bildiği tıp öğrenci profilini düzenledikleri sosyal projelerle yerle bir eden EMSA Atatürk Kulübü üyeleri, ‘EMSA Atatürk Tanışma Kahvaltısı’nda bir araya geldi.


Atatürk Üniversitesi’nin en aktif öğrenci kulüplerinden olan EMSA Atatürk, okulları gezerek belli konularda etkinlik yapmaya devam ediyor.


Avrupa Tıp Öğrencileri Birliği (EMSA)’nin Atatürk Üniversitesi kolu olan EMSA Atatürk’ün faaliyetleri dur durak bilmiyor. Yaptığı sosyal sorumluluk projeleriyle gerek köy okullarında ve gerek özel okullarda fark oluşturan EMSA Atatürk Kulübü, kahvaltıda bir araya geldi. Tıp öğrencileri, 2017 - 2018 eğitim öğretim yılında yapmayı planladıkları sosyal projeleri değerlendirdiler.


EMSA Atatürk Başkanı Ertan Çavdar, “European Medical Students Association (Avrupa Tıp Öğrencileri Birliği) ve amacı Avrupa tarafından Tüm Dünya’daki sağlık ve güncel olaylarla ilgili farkındalık oluşturmak. Aynı zamanda Tıp öğrencilerinin ortak bir şekilde hareket etmesi ve kişisel anlamda kendilerini geliştirmesidir. EMSA yaptığı etkinliklerle tıp fakültesi öğrencilerinin sosyal ilişkilerini güçlendirmesine, bilimi takip etmesine ve hekimliğin inceliklerini öğrenmesine yardımcı olmaktadır” dedi.


Çavdar, EMSA’nın Türkiye’de 28 üniversitenin Tıp Fakültesi’nde bulunduğunu belirterek, “Bu kulübün, biz de Atatürk Üniversitesi şubesiyiz. Aynı zaman da 26 tane de Avrupa ülkesi bulunuyor. Amaç tıp fakültesi öğrencilerinin genel bir platform da, kongreler de buluşması. EMSA’da ki tüm üniversiteler de halk sağlığı, tıp eğitim, tıp bilimi, Avrupa entegrasyonu, insan hakları ve kültürü olmak üzere 5 tane koordinatörlüğü var. Biz genelde etkinlikler yapıyoruz. Mesela iki tane köy oluna gidip çocuklara yardım ettik. Üniversitede ki hocalarımızla birlikte tıbbi sohbetler yapıyoruz. İlkokulda ki çocuklarda doktor korkusu var, bunları aşmalarına sağlayarak gelecekte doktor olmalarına teşvik etmeye çalışıyoruz. Yine insanları bilinçlendirme adına broşürler dağıtıyoruz. 100’den fazla aktif üyemiz var. Şuanda ki yaptığımız iş Tıp fakültelerinde ‘sosyal doktor bir adım öndedir’ sloganıyla insanlara yardımcı olmak. Etkinliklerimiz de birçok uzmanlar, tanınan simalar yer alıyor” diye konuştu.


Halk Sağlığı Koordinatörü Adem Deniz’de, “Avrupa Tıp Öğrencileri Birliğinin (EMSA) İngilizce baş harflerinin kısaltılmış halidir. Amacı; insanlara umut olacak tıp öğrencilerine sosyallik, kendini iyi ifade edebilme, gelişime açıklık, geniş perspektifte düşünüp karar vermek gibi yetiler kazandırarak onları toplumla barışık bir birey bir doktor haline getirmektir” şeklinde konuştu.


Öğrenciler kendilerine yol gösteren Danışman hocaları Tıp Fakültesi, Temel Tıp Bilimleri, Anatomi bölümünden Doç. Dr. İsmail Malkoç’a teşekkür ederek EMSA’nın yönetim kadrosunu şöyle sıraladılar:


“EMSA Atatürk Başkanı Ertan Çavdar, Başkan Yardımcısı Candaş Tan, EMSA Atatürk’e bağlı birim koordinatörleri Adem Deniz, Kübra Kalem, Ertuğrul Yurdakul, Ecenur Ceylan, Ceyda Gürgülüoğlu ve Hasbican Kocaman”

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Kocaeli 641 yıllık türbede Selçuklu, Osmanlı ve Bizans izleri bir arada Kocaeli’nin Gebze ilçesinde yer alan 14. yüzyıl eseri Malkoçoğlu Mehmet Bey Türbesi, Selçuklu kümbet geleneği ile erken Osmanlı mimarisini bir arada barındırıyor. 1940’lı yıllarda yıkılma tehlikesi geçiren ve restorasyonlarla yeniden ayağa kaldırılan 641 yıllık türbe, yapımında kullanılan Bizans dönemine ait devşirme taşlar ve halk arasındaki "Kırgızlar Mezarlığı" isminin aslında "Kırk Kızlar" olması gibi ilginç tarihi detaylarıyla dikkati çekiyor. Gebze’de bugün "Çamlık Parkı" olarak bilinen tepe noktasında yükselen Malkoçoğlu Mehmet Bey Türbesi, yüzyıllar öncesine uzanan çok katmanlı tarihin izlerini taşıyor. 1385 yılına tarihlenen yapı, Anadolu Selçuklu kümbet mimarisinin karakteristik özelliklerini yansıtırken, Osmanlı’nın kuruluş dönemine ait yapı anlayışıyla da benzerlik gösteriyor. Zaman içinde büyük tahribatlar yaşayan türbe, 1940’lı yıllarda neredeyse tamamen yıkılarak yalnızca tek bir sütunun ayakta kaldığı bir harabeye dönüşse de, 1960’lı yıllarda başlatılan restorasyon süreciyle yeniden hayat buldu. "Bu yapı hem Selçuklu hem erken Osmanlı izlerini taşıyor" Türbenin mimari açıdan önemli bir yapı olduğunu belirten Tarihçi-Yazar Dr. Recep Kankal, "Bulunduğumuz türbe, Anadolu Selçuklu dönemindeki kümbetlerin benzerlerinden biri. Aynı zamanda Osmanlı’nın kuruluş dönemindeki yapılarla da ciddi benzerlikler gösteriyor. Bu yönüyle hem Selçuklu geleneğini hem de erken Osmanlı mimarisini bir arada barındıran nadir yapılardan biri. 1385 yılında vefat eden Malkoçoğlu Mehmet Bey’e ait olduğunu da dönemin belgeleri ve kitabeler doğruluyor" dedi. "641 yıllık geçmişi belgelerle ortaya konuluyor" Yapının tarihine ilişkin somut veriler bulunduğunu ifade eden Kankal, "Bu yapı günümüzden yaklaşık 641 yıl öncesine uzanıyor. 1912 yılında Halil Ethem Bey’in Gebze’ye gelerek yaptığı incelemeler ve sonrasında kaleme aldığı ‘787 tarihli kitabe’ çalışmasıyla türbenin kime ait olduğu ortaya konuluyor. Hicri 787 tarihi miladi olarak 1385’e denk geliyor ve burada Malkoçoğlu Mehmet Bey’in yattığı anlaşılıyor" diye konuştu. Malkoçoğulları’nın, Osmanlı’nın özellikle Balkanlar’daki fetihlerinde aktif rol oynayan Evrenosoğulları ve Mihaloğulları gibi önemli bir akıncı ailesi olduğunu kaydeden Kankal, türbede yatan Mehmet Bey’in de bu geleneğin bir parçası olduğunu ifade etti. 1940’larda tek bir sütunu kalmıştı Kankal, 1920’li yıllarda ayakta olan yapının 1940’lara gelindiğinde büyük ölçüde yıkıldığını ve fotoğraflarda sadece tek bir sütunun ayakta kaldığının görüldüğünü dile getirerek, şu bilgileri paylaştı: "O dönemlere ait fotoğraflarda sadece tek bir sütunun ayakta kaldığı görülüyor. Kubbesi dahil diğer tüm bölümler çökmüş durumda. Kitabenin de bu süreçte kaybolduğu, daha sonra bir okulun deposuna kaldırıldığı tespit ediliyor. 1948’de Zeki Ergezen restitüsyon çalışmalarını yapıyor, 1960’lı yıllarda ise Cahide Tamer tarafından kapsamlı bir restorasyon gerçekleştiriliyor. 1960’lı yıllarda yapılan çalışmalarla türbe yeniden ayağa kaldırılıyor. Bu süreçte mevcut kalıntılar esas alınarak yapı yeniden şekillendiriliyor ancak tamamen özgün haliyle bitirilemiyor. 1980’lerde bazı ek onarımlar yapılıyor. Son olarak 2011 yılında gerçekleştirilen restorasyonla yapı bugünkü görünümüne kavuşuyor." "Kırgızlar değil, aslında ’Kırk Kızlar Mezarlığı’" Bölgeyle ilgili doğru bilinen yanlışlara da değinen Dr. Recep Kankal, halk arasında "Kırgızlar Mezarlığı" olarak bilinen alanın asıl adının "Kırk Kızlar Mezarlığı" olduğunu, zamanla telaffuzun değiştiğini ve bu tür örneklere Anadolu’nun farklı bölgelerinde de rastlandığını belirtti. Kankal, "Buraya halk arasında ’Kırgızlar Mezarlığı’ deniyor ama bu doğru değil. Aslında buranın adı ’Kırk Kızlar Mezarlığı’. Anadolu’nun farklı bölgelerinde de benzer isimlendirmeler var. Zamanla telaffuz değişmiş ve bu şekilde anılmaya başlanmış. Bu tür örnekleri Tokat, İznik ve Manisa gibi farklı bölgelerde de görüyoruz" dedi. "Bizans dönemine ait devşirme taşlar kullanılmış" Kankal, yapının inşasında geçmiş medeniyetlerin izlerinin de bulunduğuna dikkati çekerek, "Türbenin bazı bölümlerinde Bizans dönemine ait devşirme taşlar kullanılmış. Bu taşlar Bizans dönemine ait. Sütun başlıklarında haç motifleri ve farklı bezemeler görüyoruz. Ayrıca tuğla dizimlerinde de Bizans dönemine özgü almaşık teknik dikkat çekiyor. Bu da bölgedeki eski yapıların malzemelerinin burada kullanıldığını açıkça gösteriyor" ifadelerini kullandı.
İstanbul İslami değerlere hakaret eden sosyal medya sayfasına suç duyurusu Arnavutköy’deki bir sosyal medya sayfasının İslam’a yönelik hakaret paylaşımları yaptığı için Gaziosmanpaşa Adliyesinde suç duyurusunda bulundu. MİL Diyanetsen Manevi İlkeli Liyakatli Sendikası Arnavutköy Temsilcisi Akın Altun, "Son günlerde inanç değerlerimize yönelik hakaret ve aşağılayıcı ifadelerde yaşanan artış, toplumsal hassasiyetleri zedelemekte; birlik, beraberlik ve kardeşlik iklimine zarar vermektedir. "Arnavutköy Duysun" isimli sosyal medya hesabında İslam dinine yönelik hakaret içeren paylaşımlar üzerine, söz konusu içeriklere tepki olarak Arnavutköy Temsilciliği tarafından ilgili kişi hakkında suç duyurusunda bulunulmuştur. Dinimize ve inançlarımıza yönelik her türlü hakaret, karalama ve aşağılayıcı söylemin karşısında olduğumuzu açıkça ifade ediyor, başlatılan hukuki sürecin sonuna kadar takipçisi olacağımızı kamuoyuna saygıyla bildiriyoruz" dedi. Açıklamasına devam eden Akın Altun, "Diğer taraftan, Türkiye Cumhuriyeti’nin bir hukuk devleti olması sebebiyle sadece burada değil, hukuki mecralarda da bugüne kadar olduğu gibi bundan sonraki süreçte de milli ve manevi değerlerimizin her daim savunucusu olacağımızı; mukaddesatımıza saldıranların her daim bizi karşılarında bulacaklarını ifade etmek istiyoruz. İnançlara yönelik saygının, toplumsal huzurun en temel unsurlarından biri olduğuna inanıyor; ayrıştırıcı, nefret dili içeren ve toplumsal barışı zedeleyen her türlü söyleme karşı sağduyuyu ve sorumluluk bilincini ön planda tutmaya devam edeceğimizi vurguluyoruz" diye konuştu.