YEREL HABERLER - 04 Kasım 2012 Pazar 13:49

AYVALIK`TA KASAİD`İN YENİ DÖNEM ÇALIŞMALARI

A
A
A
AYVALIK`TA KASAİD`İN YENİ DÖNEM ÇALIŞMALARI

Balıkesir`in Ayvalık ilçesinde, aktif faaliyetleriyle dikkatleri üzerinde toplayan Kadının Sosyal Hayatını Araştırma ve İnceleme Derneği (KASAİD) Şubesi yeni dönemde yeni faaliyetler için düğmeye bastı.
Ayvalık`ta şiddet gören kadınlara ücretsiz olarak hukuki ve psikolojik desteklerde bulunmasının yanı sıra açtığı el sanatları ile el emeği, göz nuru işlemelere ait kursların ardından yetişkin kursiyerlere atölyesinde öğrendiklerini yapıp, yapılanların satışına ön ayak olarak dernek üyesi kadınlara ekonomik kazanç kapısı olmayı başaran KASAİD Şubesi, yeni sezonda, geçen yıl başlattığı dokuma şal ve üç boyutlu resim üretimine ağırlık vermeyi amaçlıyor. Dantel Angles, makrome, kırk yama, tel kırma, folklorik bebek ve vazo ile seramiklerin üzerine süsleme gibi el sanatları alanlarında yaptığı çalışmalarla ilçedeki kadınlara ekonomik kazanç kapılarını aralayarak kucak açan KASAİD, kadınların ürettiklerini ise pazarlayarak, elde edilen gelirin tamamını da emeğin sahibi kadınların olmasını sağlayan sosyal çalışmalarıyla dikkatleri üzerinde topluyor.
Dernek üyesi kadınların; dernek binasındaki atölyede 22 dalda bilgi sahibi dernek başkan yardımcısı Aysel Güngör`ün gönüllü eğitmenliği öncülüğünde öğrendikleriyle hummalı bir çalışma içinde bulundukları gözlenirken, dernek yönetimi öncülüğünde bu yıl açılan kurslara ilginin ise oldukça yoğun olduğu belirtiliyor.
BAŞKAN KARAYELLİ GÖSTERİLEN İLGİDEN MEMNUN
Açılacak kursların her hafta Pazartesi, Salı ve Cumartesi günleri saat 13.00`den sonra ilçe merkezindeki Vehbibey Mahallesi, Barbaros Caddesi 3. Sokak No: 4 adresindeki dernek binasında Haziran ayının sonuna kadar süreceğini kaydeden KASAİD Ayvalık Şube Başkanı Filiz Karayelli ise yeni dönem için gördükleri yoğun ilgiden oldukça memnun görünüyor. Amaçlarının kursiyer kadınların ev ekonomilerine ciddi ekonomik katkı sağlayabilmek olduğunu vurgulayan Karayelli, yaptıkları çalışmaların gelecekte ilçe kadınları gerçek birer iş sektörü olacağından ise neredeyse hiç kuşku duymuyor.
Kendi ayakları üzerinde durarak, hiçbir kurumdan destek beklemeden yoluna devam eden Atatürk`ün manevi kızı Afet İnan tarafından kurulan KASAİD`in Ayvalık Şubesi bir yandan yeni sezon faaliyetlerini başlatırken, diğer yandan da 23 Kasım`da dernek binasında saat 14.00`de, çoğunluk sağlanamazsa, 30 Kasım`da aynı yer ve saatte yapılacak 3.Olağan Genel Kurul hazırlıklarını da tüm hızıyla sürdürüyor.
Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Düzce Doğa ile insan arasındaki dengeyi kurmada kritik rol DÜZCE(İHA) – Düzce Üniversitesi Orman Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Engin Eroğlu dünya peyzaj mimarlığı ayına dair açıklamalarda bulunarak peyzaj mimarlığının doğa ile insan arasındaki dengeyi kurmada kritik rol oynadığını söyledi. Düzce Üniversitesi Orman Fakültesi Peyzaj Mimarlığı Bölüm Başkanı Prof. Dr. Engin Eroğlu, Dünya Peyzaj Mimarlığı Ayı ve 13 Mayıs Ulusal Peyzaj Mimarlığı Günü kapsamında değerlendirmelerde bulundu. Peyzaj Mimarlığı mesleğinin önemine dikkat çeken Prof. Dr. Eroğlu, mesleğin tanınırlığının artırılması ve toplumsal farkındalığın güçlendirilmesi açısından bu tür özel günlerin önemli bir fırsat sunduğunu ifade etti. Dünya Peyzaj Mimarlığı Ayı’nın, Amerikan Peyzaj Mimarları Derneği (ASLA) tarafından mesleğin kurucusu olarak kabul edilen Frederick Law Olmsted’in doğduğu ay olan Nisan ayında kutlandığını belirten Eroğlu, bu kapsamda peyzaj mimarlığının doğa ile insan arasındaki dengeyi kurmadaki rolünün daha görünür hale geldiğini vurguladı. Türkiye’de peyzaj mimarlığı alanındaki örgütlenme sürecine de değinen Eroğlu, 1966 yılında Peyzaj Mimarisi Derneği ile başlayan sürecin, 13 Mayıs 1994 tarihinde TMMOB Genel Kurulu’nda Peyzaj Mimarları Odası’nın kurulmasının onaylanmasıyla daha güçlü bir yapıya kavuştuğunu belirtti. 2026 yılı Dünya Peyzaj Mimarlığı Ayı temasının "Kurakçıl Peyzaj ve Su Yönetimi" olarak belirlendiğini ifade eden Eroğlu, peyzaj mimarlarının doğal, kırsal ve kentsel alanları planlama, tasarlama ve yönetme süreçlerinde ekolojik sürdürülebilirliği esas aldıklarını dile getirdi. Peyzaj mimarlarının; iklim değişikliği, ekosistem dengesi, toplum sağlığı ve refahı gibi çok boyutlu konularda farklı disiplinlerle iş birliği içerisinde çalıştığını belirten Eroğlu, doğal ve kültürel ekosistemler arasındaki ilişkilerin sürdürülebilir bir yaklaşımla ele alındığını ifade etti. Peyzaj: insan ve doğanın buluştuğu bir mozaik Peyzajı, farklı ekosistemlerin bir araya geldiği bir mozaik olarak nitelendiren Engin Eroğlu, bu bütüncül yapı içerisinde insan-doğa etkileşiminin dengeli bir şekilde yönetilmesinde peyzaj mimarlarının kritik bir rol üstlendiğini ifade etti. Değer üretmeye devam ediyor Türkiye’de peyzaj mimarlığı eğitiminin başlamasının 57. yılına ve Düzce’de bu eğitimin 32. yılına ulaşıldığını belirten Prof. Dr. Engin Eroğlu, Peyzaj Mimarlığı Bölümü’nün Düzce Üniversitesi’nin ilk akredite bölümü olarak ilimize, bölgemize ve ülkemize değer katmaya devam ettiğini vurgulayarak açıklamasını tamamladı.
Düzce Osmanlı’dan Cumhuriyet’e çocuk politikaları konuşuldu Düzce Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi ile Sanat Tasarım ve Mimarlık Fakültesi tarafından, TBMM’nin açılışının 106. yıl dönümü ve 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı dolayısıyla düzenlenen, "Ulusal Egemenliğin Dayanağı: Çocuklar" başlıklı panel öğrencilerin yoğun ilgisiyle gerçekleştirildi. Düzce Üniversitesi İstiklal Konferans Salonu’nda ki phrograma; Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Emrah Evren Kara, akademisyenler ve öğrenciler katılım sağladı. Sanat Tasarım ve Mimarlık Fakültesi Müzik Bölümü Başkanı Prof. Dr. Haluk Yücel ve öğrencilerinin konseri ile başlayan panelin moderatörlüğünü Fen Edebiyat Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Sabit Dokuyan gerçekleştirirken, Fen Edebiyat Fakültesi’nden Prof. Dr. İsmail Yaşayanlar ve Dr. Öğr. Üyesi Sibel Küçükkülahlı konuşmacı olarak yer aldı. Osmanlı döneminde çocukluk politikaları ve toplumsal yaklaşım Panelin ilk konuşmacısı Prof. Dr. İsmail Yaşayanlar "Osmanlı Dönemi Çocuk Tarihi Çalışmaları" başlıklı sunumunda, çocukluk kavramının yalnızca bireysel bir gelişim süreci olarak değil; devletin ve toplumun çocuğa bakışını yansıtan bir alan olarak değerlendirilmesi gerektiğini ifade etti. Osmanlı’da çocuklara yönelik politikaların büyük ölçüde nüfus, vergi ve askerlik gibi devletin devamlılığını ilgilendiren unsurlar çerçevesinde şekillendiğini belirten Yaşayanlar, özellikle 19. yüzyılda çocuk nüfusunun artırılması ve korunmasına yönelik çeşitli düzenlemelerin hayata geçirildiğini vurguladı. Çocuk ölümlerinin azaltılması ve aşılama uygulamalarının yaygınlaştırılması gibi adımların dikkat çektiğini ifade eden Prof. Dr. Yaşayanlar, toplumsal dönüşüm sürecinde çocuk yetiştirme, sağlık ve aile yapısına ilişkin bilinç oluşturmak amacıyla çeşitli yayınların çıkarıldığını da belirtti. Erken Cumhuriyet döneminde çocuk ve nüfus politikaları Programın ikinci konuşmacısı Dr. Öğr. Üyesi Sibel Küçükkülahlı ise "Erken Cumhuriyet Döneminde Çocuk Politikası" başlıklı sunumunda ise, çocukluk kavramının modern dünyada ortaya çıkan bir anlayış olduğunu ve çocuğun bağımsız bir birey olarak kabul edilmesinin tarihi bir dönüşüm sürecinin sonucu olduğunu ifade etti. Erken Cumhuriyet döneminde çocuk nüfusunun korunması ve artırılmasının temel devlet politikalarından biri olduğunu vurgulayan Küçükkülahlı, savaşlar ve zor ekonomik şartlar nedeniyle çocuk ölümlerinin yüksek seviyelerde seyrettiğini ve bu durumun nüfus yapısını doğrudan etkilediğini belirtti. Cumhuriyet yönetiminin sağlıklı ve güçlü nesiller yetiştirme hedefi doğrultusunda sağlık politikalarına, aşılama çalışmalarına ve anne eğitimine büyük önem verdiğini ifade eden Küçükkülahlı, çocukların korunmasının yalnızca devletin değil, toplumun tüm kesimlerinin ortak sorumluluğu olduğuna dikkat çekerek konuşmasını tamamladı.
Antalya Antalya’da 23 Nisan kutlamaları çelenk sunma töreniyle başladı Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin açılışının 106’ncı yıl dönümü ve 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı kutlamaları, Antalya’da çelenk sunma töreniyle başladı. Ellerinde Türk bayraklarıyla törene katılan öğrenciler, kırmızı-beyaz kıyafetleriyle bayram coşkusunu yaşarken, törenin ardından konuşan ilkokul öğrencileri, "Atatürk bize bu bayramları verdi, bizim sevinmemizi sağladı" sözleriyle duygularını dile getirdi. 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı dolayısıyla Antalya’daki ilk tören, Cumhuriyet Meydanı’nda bulunan Ulusal Yükseliş Anıtı önünde gerçekleştirildi. Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin açılışının 106’ncı yılı dolayısıyla düzenlenen törende, öğrenciler ellerinde Türk bayraklarıyla alanda yer aldı. Kırmızı-beyaz kıyafetleriyle bayram sevincini yansıtan öğrenciler, saygı duruşunda bulunup İstiklal Marşı’nı okudu. Töreni, yerli ve yabancı vatandaşlar da ilgiyle izledi. Törende Antalya İl Milli Eğitim Müdürü Mehmet Yasin Eriş, bir öğrenciyle birlikte meydanda bulunan Atatürk heykeline çelenk sundu. Törenin ardından Antalya Mehmet Kesikçi İlkokulu öğrencileri, 23 Nisan Bayramı dolayısıyla yaşadıkları mutluluğu dile getirdi. Öğrenciler, Cumhuriyetin kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün kendilerine armağan ettiği bayramın sevincini yaşadıklarını belirterek, "Bayramı burada kutlamak çok güzeldi, çok sevindik buraya geldiğimiz için. Çok mutluyuz, bizim bayramımız olduğu için çok seviniyoruz. Atatürk bize bu bayramları verdi, bizim sevinmemizi sağladı. Atatürk şu an burada olsa ona sıkı sıkı sarılırdım, onu çok seviyorum. Atatürk gerçekten iyi ki var, bu çok güzel bir bayram, ona çok teşekkür ederiz" dedi. Ekinlikler Konyaaltı sahilinde düzenlenecek olan Anaokulları Şenliği ve Olbia Kent Meydanı’ndaki SOLO Türk gösterisiyle devam edecek.
Düzce Sebze üretimi yapan çiftçilere fide dağıtıldı Düzce İl Tarım ve Orman Müdürlüğü tarafından, Tarım ve Orman Bakanlığı Bitkisel Üretim Genel Müdürlüğü destekleriyle yürütülen Tarım Arazilerinin Kullanımının Etkinleştirilmesi (TAKE) projeleri kapsamında sebze üretimi yapan çiftçilere fide dağıtımı gerçekleştirildi. Düzce’de sebze üretimi yapan 300 üreticiye toplam 110 bin adet sertifikalı fide dağıtıldı. %75’i Bakanlık hibesi, %25’i çiftçi katkısı ile temin edilen fidelerin yer aldığı TAKE projesinin toplam bütçesinin 1 milyon 880 bin TL olduğu bildirilirken, rakamın 1 milyon 410 bin TL’sinin Tarım ve Orman Bakanlığı, 470 bin TL’sinin ise üreticiler tarafından karşılandığı bildirildi. Fide dağıtım programında konuşan Vali Mehmet Makas, Düzce’nin üretim gücüne vurgu yaparak tarımın ülke ekonomisi ve geleceği için hayati öneme sahip olduğunu dile getirdi. Çiftçilerin emeğinin büyük değer taşıdığını ifade eden Vali Makas, "Türkiye’nin tarımda kendi kendine yeten bir ülke olma hedefini sürdürmesi gerekiyor. %75 hibeli fide desteğinin üretimi artırmada önemli bir katkı sağlayacağına inanıyoruz. Projede emeği geçenlere teşekkür ediyor ve üreticilerimize bereketli bir sezon diliyorum" dedi. ‘TAKE projesi daha etkin kullanılmalı’ TAKE projeleri ile üretim alanlarının daha etkin kullanılması, verimliliğin artırılması ve üreticilere doğrudan destek sağlanmasının hedeflendiğini ifade eden İl Tarım ve Orman Müdürü Esra Uzun, ‘Düzce’de yaklaşık 9 bin 200 dekar alanda yıllık 21 bin ton sebze üretimi yapılıyor. Verilen desteklerle bu üretimin daha da artırılmasını amaçlıyoruz. Tarımın gıda güvenliği ve kırsal kalkınmanın ülkemiz için stratejik olarak da önemi var" ifadelerini kullandı. ‘İl Özel İdaresi tarıma destek veriyor’ İl Genel Meclis Başkanı Fazlı Koç ise tarımın milli güvenlik açısından stratejik bir sektör olduğuna dikkat çekerek, ‘Özel İdaresi olarak çiftçilere verilen desteklerimiz artarak devam edecek. Son yıllarda arıcılık, süt üretimi, manda yetiştiriciliği, kestane ve çeltik üretimi gibi alanlarda önemli projelere destek verdik. Dağıtılan fidelerin üreticilere bol kazanç getirmesini temenni ediyorum" şeklinde konuştu. Program, fide dağıtımının gerçekleştirilmesiyle sona erdi. Düzenlenen programa Düzce Valisi Mehmet Makas, Vali Yardımcısı Ömer Sağlam, İl Genel Meclis Başkanı Fazlı Koç, İl Tarım ve Orman Müdürü Esra Uzun, protokol üyeleri ve çok sayıda üretici katıldı.
Düzce Vefatının 700. yılında Şeyh Edebali’nin düşünce dünyası ele alındı Düzce Üniversitesi tarafından düzenlenen Vefatının 700. yılında Şeyh Edebali’yi anlamak başlıklı panel gerçekleştirildi. Düzce Üniversitesi İstiklal Konferans Salonu’nda Panele; İlahiyat Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Ali Ertuğrul, Rektör Danışmanı Prof. Dr. Vildan Coşkun, İlahiyat Fakültesi Dekan Yardımcısı Doç. Dr. Emine Gümüş Böke, akademisyenler ve öğrenciler katılım sağladı. İlahiyat Fakültesi Dekanı ve Fen Edebiyat Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ali Ertuğrul’un yönetiminde gerçekleştirilen panelde; Atatürk İlkeleri ve İnkılap Tarihi Bölümü’nden Öğr. Gör. Dr. Tuğba Aşan ve Öğr. Gör. Dr. Filiz Tapan, Türk Dili Bölümü’nden Öğr. Gör. Dr. Aslıhan Haznedaroğlu ile Öğr. Gör. Dr. Ayşe Ulu konuşmacı olarak yer aldı. Anadolu’nun Dönüşüm Süreci ve Şeyh Edebali’nin Rolü Programın açılış konuşmasını gerçekleştiren Ali Ertuğrul, Anadolu’nun Türkleşmesi ve İslamlaşması sürecinin kısa sürede gerçekleşen bir olgu olmadığını, yüzyıllara yayılan tarihi bir dönüşümün sonucu olduğunu ifade etti. Malazgirt Zaferi sonrasında Anadolu’nun siyasi yapısında önemli değişimler yaşandığını belirten Ertuğrul, özellikle Moğol istilasının yol açtığı göç hareketlerinin Anadolu’nun sosyal, kültürel ve ekonomik yapısını derinden etkilediğini dile getirdi. Bu süreçte Şeyh Edebali’nin Osmanlı’nın kuruluş sürecine rehberlik eden önemli bir şahsiyet olarak öne çıktığını belirtti. 13. Yüzyıl’da Anadolu ve manevi yükseliş Panelin ilk konuşmacısı Öğr. Gör. Dr. Tuğba Aşan, "13. Yüzyıl Anadolu’su ve Şeyh Edebali" başlıklı sunumunda, Osmanlı Devleti’nin ortaya çıktığı dönemin siyasi ve toplumsal yapısını ele aldı. 13. yüzyılın, bir yandan Moğol istilası ve iç karışıklıklarla şekillenen buhranlı bir dönem olduğunu, diğer yandan ise tasavvuf düşüncesinin Anadolu’nun her köşesine yayıldığı bir manevi yükseliş sürecini barındırdığını ifade etti. Moğol baskısı sonucu Anadolu’ya yönelen göçlerin, özellikle ahi teşkilatlarının ve zanaatkârların Batı Anadolu’da yerleşmesine zemin hazırladığını ifade eden Öğr. Gör. Dr. Tuğba Aşan, bu durumun hem ekonomik hem de toplumsal yapıyı güçlendirdiğini ifade etti. Osmanlı kuruluş anlatılarında Şeyh Edebali Panelin bir diğer konuşmacısı Öğr. Gör. Dr. Filiz Tapan, "Osmanlı Kuruluş Efsanelerinde Şeyh Edebali Gerçeği" başlıklı sunumunda, Osmanlı’nın kuruluş dönemine ilişkin tarihi kaynakların sınırlılığına dikkat çekti. Bu nedenle söz konusu dönemin anlatımında efsane ve menkıbe unsurlarının öne çıktığını ifade eden Tapan, Şeyh Edebali’nin tarihi kişiliğinin bu anlatılar içinde şekillendiğini belirtti. Osmanlı’nın küçük bir beylikten büyük bir devlete dönüşüm sürecinin açıklanmasında bu anlatıların işlevsel olduğunu da ifade eden Tapan, tarihi gerçekliğin her zaman sorgulanması gerektiğini vurgulayarak konuşmasını tamamladı. Kimlik inşasında kuruluş anlatılarının yeri Panelin diğer konuşmacısı Öğr. Gör. Dr. Aslıhan Haznedaroğlu ise "Dede Korkut’tan Şeyh Edebali’ye Kuruluş Anlatılarının Kimlik Tasavvurundaki Yeri" başlıklı konuşmasında, tarihi kimliğin sabit değil; değişken ve çok katmanlı bir yapı olduğuna dikkat çekti. Osmanlı kimliğinin farklı dönemlerde farklı referanslarla şekillendiğini söyleyen Haznedaroğlu, Dede Korkut anlatılarından Şeyh Edebali figürüne uzanan sürecin bu dönüşümün önemli bir parçası olduğunu ifade etti. Şeyh Edebali’nin nasihatlerinin modern yorumu Panelin son konuşmacısı Öğr. Gör. Dr. Ayşe Ulu, "Geçmişin Bilgeliği ve Bugünün Psikolojisi: Şeyh Edebali’nin Nasihatlerinin Modern Yorumu" başlıklı sunumunda, Şeyh Edebali’ye atfedilen nasihatleri çağdaş bir perspektifle değerlendirdi. Nasihatlerin bireysel gelişim, liderlik, sabır, adalet ve hoşgörü gibi değerleri merkeze aldığını ifade eden Ayşe Ulu nasihatlerin, bireyin iç dünyasını düzenlemesine katkı sağlayan psikososyal bir rehber niteliği taşıdığını dile getirerek bu öğretilerin günümüz insanının anlam arayışına da ışık tuttuğunu belirtti.