YEREL HABERLER - 13 Ocak 2012 Cuma 12:30

6 YILDIR ARANAN KATİL ZANLISI YAKALANDI

A
A
A
6 YILDIR ARANAN KATİL ZANLISI YAKALANDI

Şanlıurfa’nın Birecik ilçesinde 6 yıl önce tarla meselesi yüzünden cinayet işlediği öne sürülen bir kişi Osmaniye Emniyet Müdürlüğü tarafından düzenlenen operasyonla yakalandı.
Alınan bilgilere göre, Osmaniye il genelinde firari suçluların yakalanmasına yönelik çeşitli adreslere eş zamanlı operasyon düzenlendi. Yapılan aramalar neticesinde 29 Ocak 2006 yılında Birecik ilçesine bağlı Karkutlu köyünde akrabaları arasında “tarla” meselesi yüzünden cinayet işleyen ve o tarihten bu yana firari olan bir kişi yakalandı.
Kuzeninin adına düzenlenmiş sahte nüfus cüzdanı ile yakalanan zanlı, emniyetteki işlemlerinin ardından “tasarlayarak adam öldürme” suçu şüphesiyle çıkartıldığı adli makamlarca tutuklanarak cezaevine gönderildi.
Osmaniye Emniyet Müdürlüğü’nden konuya ilişkin yapılan yazılı açıklamada, vatandaşın can ve mal güvenliğini sağlamak, suç işlenmesini önlemek ve işlenen suçları aydınlatmak için yapılan çalışmaların süreceği belirtilerek, “Suç ve suçlularla mücadelemiz, Osmaniye halkının huzur ve güvenliği için kararlılıkla devam edecektir.” denildi.
Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Amasya YEDAŞ Amasya Bölge Müdürlüğü’ne Eren Demirkan atandı Yeşilırmak Elektrik Dağıtım A.Ş.(YEDAŞ) Amasya Bölge Müdürlüğü görevine Eren Demirkan atandı. Demirkan, Şubat 2026 itibarıyla yeni görevine başladı. Karadeniz Teknik Üniversitesi Elektrik-Elektronik Mühendisliği bölümünden mezun olan Demirkan, kariyerine Vezirköprü’de orman ürünleri firmasında elektrik bakım mühendisi olarak başladı. 2017 yılında YEDAŞ’a katılan Demirkan, şebeke işletme, bakım ve saha operasyonlarının yönetiminde önemli sorumluluklar üstlendi. Demirkan, 2021-2026 yılları arasında Samsun Çarşamba İşletme Yöneticisi olarak görev yaparak bölgedeki elektrik dağıtım faaliyetlerinin etkin ve kesintisiz şekilde yönetilmesini sağladı. Elektrik dağıtım alanındaki teknik bilgi birikimi ve saha tecrübesiyle öne çıkan Demirkan, yeni görevinde Amasya’daki enerji altyapısının güçlendirilmesi ve hizmet kalitesinin daha da artırılması hedeflerine liderlik edecek. Yeni görevine ilişkin değerlendirmede bulunan Eren Demirkan, "YEDAŞ bünyesinde farklı görevlerde edindiğim tecrübeyi Amasya Bölge Müdürü olarak hizmete dönüştürecek olmaktan büyük mutluluk duyuyorum. Amasya’da vatandaşlarımıza kesintisiz, güvenilir ve kaliteli enerji sunmak için ekip arkadaşlarımızla birlikte sahada güçlü bir koordinasyonla çalışmaya devam edeceğiz. Hizmet kalitesini daha da ileri taşımayı ve bölgenin enerji altyapısını güçlendirmeyi öncelikli hedefimiz olarak görüyoruz" ifadelerini kullandı. YEDAŞ, güçlü insan kaynağı ve mühendislik altyapısıyla Samsun, Ordu, Çorum, Amasya ve Sinop’ta milyonlarca aboneye kesintisiz ve güvenilir elektrik dağıtım hizmeti sunmaya devam ederken, deneyimli kadrosuyla bölgesel operasyonlarını daha da güçlendirmeyi hedefliyor.
Artvin Genç sporcu geri dönüşüm atölyesinde geleceğini şekillendiriyor Artvin’in Hopa ilçesinde yaşayan Hümeyra Öztürk, boş zamanlarını babasının geri dönüşüm atölyesinde çalışarak geçirirken aynı zamanda boks ve okçulukla ilgilenerek hem üretimin hem de sporun içinde çok yönlü bir gelişim sergiliyor. Artvin’in Hopa ilçesinde geri dönüşüm sektöründe faaliyet gösteren bir atölye, sadece atıkların ekonomiye kazandırıldığı bir üretim alanı değil; aynı zamanda bir baba ile kızının birlikte emek verdiği, öğrenmenin ve gelişimin sürdüğü özel bir mekân olarak dikkat çekiyor. Emekli olduktan sonra aktif çalışma hayatını bırakmak istemeyen Hilmi Öztürk’e 15 yaşındaki kızı Hümeyra Öztürk de okuldan arta kalan vakitlerinde atölyede çalışarak hem üretime katkı sağlıyor hem de teorik bilgilerini pratiğe dönüştürüyor. Hurda demir, bakır ve alüminyumun ayrıştırılması, tasnifi ve makineler aracılığıyla işlenmesi süreçlerinde aktif rol alan Hümeyra, küçük yaşına rağmen makine tamiri ve bakımında gösterdiği beceriyle takdir topluyor. Atölyede üretimin bir parçası olan genç öğrenci, hem sorumluluk bilinci kazanıyor hem de teknik anlamda kendini geliştiriyor. Hümeyra Öztürk aynı zamanda, haftanın belirli günlerinde babasının desteğiyle antrenman sahasına giderek boks çalışmalarına katılıyor, kondisyon, dayanıklılık ve teknik üzerine yoğun tempoda idman yapıyor. Eldivenlerini takıp kum torbası karşısında ter döken, ardından okçuluk antrenmanlarında hedefe odaklanarak atış yapan genç sporcu, kazandığı disiplin ve konsantrasyonu babasıyla birlikte çalıştığı hurda metal geri dönüşüm atölyesine de taşıyor. Emekli olduktan sonra kahve köşelerinde vakit geçirmek yerine çalışmayı tercih ettiğini belirten Hilmi Öztürk, "Emekliyim, kahve köşelerinde zaman geçirmektense burada çalışmayı tercih ettim. Zamanımı burada geçirdiğim için çocuklar da yanıma geliyor, burada bir şeyler öğrenmiş oluyorlar. Kızım evde bozulan bir makine görse kendi tamir eder, bu da benim hoşuma gidiyor. Ağır işlerde kendisine yardım ediyorum ama çoğu makinenin tamirini yapabiliyor. Dersleri de iyi, öğretmenleri de kendisinden memnun. Kızıma çok teşekkür ederim, beni hiç mahcup etmiyor. Allah ondan razı olsun" dedi. "Derste öğrendiklerimi burada uygulayabiliyorum" Hopa İmam Hatip Lisesi öğrencisi olan Hümeyra Öztürk ise hem okul hem de atölye hayatını bir arada sürdürdüğünü ifade ederek, "15 yaşındayım. Hayatımı hem okulda hem de geri dönüşüm atölyesinde geçiriyorum. Biz burada hem emeğimizi hem de üretimimizi gerçekleştiriyoruz. Evde boş boş oturacağıma gelip burada kafamı dağıtıyorum. Sosyal medyada pek vakit geçirmiyorum. Okuldaki kimya derslerim bana çok katkı sağlıyor, derste öğrendiklerimi burada uygulayabiliyorum" diye konuştu. Boks ve okçuluk sporlarıyla da ilgilendiğini belirten Öztürk, disiplinli bir yaşam sürmeye gayret ettiğini vurgulayarak, "İnşallah büyüyünce polis olacağım ama bu işten de vazgeçmeyeceğim. İkisini bir arada sürdürmeyi düşünüyorum. Burada çekiç sallarken boksta torbaya yumruk atıyorum. Okçulukta hedefi tam 12’den vurmak gibi makineleri gözümde canlandırarak çalıştırmaya odaklanıyorum. Sürekli kendimi geliştiriyorum. Babamın yanında olmak beni mutlu ediyor" ifadelerini kullandı. Hurda metalin yeniden ekonomiye kazandırıldığı atölyede baba-kızın omuz omuza verdiği emek, genç yaşta üretim bilinci kazanmanın somut örneğini oluşturuyor.
Samsun OMÜ, Hong Kong’da APAIE 2026’da uluslararasılaşma vizyonunu tanıttı Samsun Ondokuz Mayıs Üniversitesi (OMÜ), yükseköğretim alanının en saygın küresel platformlarından biri olarak kabul edilen Asia-Pacific Association for International Education (APAIE) tarafından düzenlenen APAIE 2026 Yükseköğretim Konferansı ve Fuarı’na katıldı. Hong Kong’da, Hong Kong Kongre ve Sergi Merkezi ev sahipliğinde gerçekleştirilen organizasyon; 65 ülkeden 500’ün üzerinde yükseköğretim kurumu ile 2 bin 500’den fazla katılımcıyı bir araya getirdi. OMÜ, fuarda Türkiye Ulusal Ajansı’nın koordinasyonunda oluşturulan "Study in Türkiye" pavilyonunda yer alarak Türkiye’nin yükseköğretim potansiyelini uluslararası paydaşlara tanıttı. OMÜ heyetinde Rektör Prof. Dr. Fatma Aydın, Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Alper Kesten, Rektör Danışmanı Prof. Dr. Emine Şendurur, Uluslararası İlişkiler Birim Başkanı Dr. Öğr. Üyesi Ahmet Aycan ve Erasmus Kurum Koordinatörü Doç. Dr. Mehmet Tütüncü bulundu. OMÜ Heyeti çok sayıda ikili görüşme gerçekleştirdi Fuar süresince Asya-Pasifik başta olmak üzere farklı coğrafyalardan üniversite temsilcileriyle çok sayıda ikili görüşme gerçekleştiren OMÜ heyeti; öğrenci ve personel hareketliliği, ortak araştırma projeleri, çift diploma programları ve akademik iş birlikleri üzerine temaslarda bulundu. Gerçekleştirilen görüşmeler kapsamında mevcut anlaşmaların geliştirilmesi ve yeni kurumsal ortaklıkların tesis edilmesi yönünde önemli adımlar atıldı. "Asya-Pasifik bölgesindeki üniversitelerle akademik ve bilimsel ortaklıklarımızı güçlendirecek verimli görüşmeler yaptık" Fuar hakkında değerlendirmelerde bulunan Rektör Prof. Dr. Fatma Aydın, "APAIE 2026 gibi yükseköğretim alanında küresel ölçekte saygın bir platformda yer almak, üniversitemizin uluslararasılaşma vizyonunun somut bir göstergesidir. OMÜ olarak yalnızca öğrenci ve akademisyen hareketliliğini artırmayı değil; araştırma, inovasyon ve bilgi üretiminde de uluslararası iş birliklerini derinleştirmeyi hedefliyoruz. Hong Kong’da gerçekleştirdiğimiz temaslarda, özellikle Asya-Pasifik bölgesindeki üniversitelerle akademik ve bilimsel ortaklıklarımızı güçlendirecek verimli görüşmeler yaptık. Küresel ölçekte rekabetçi, görünürlüğü yüksek ve iş birliğine açık bir üniversite olma hedefimiz doğrultusunda çalışmalarımızı kararlılıkla sürdüreceğiz" ifadelerini kullandı. Uluslararasılaşmayı stratejik önceliklerinden biri olarak konumlandıran OMÜ, APAIE 2026 katılımıyla hem kurumsal görünürlüğünü artırdı hem de küresel akademik ağlardaki etkinliğini güçlendirdi. Üniversite, önümüzdeki dönemde Asya-Pasifik bölgesiyle akademik ve bilimsel iş birliklerini derinleştirmeyi hedefliyor.
Kayseri Hemoroid sanılan şikayetler ciddi sorunların işareti olabilir Memorial Kayseri Hastanesi Genel Cerrahi Bölümü’nden Op. Dr. Ali Can Yalı, hemoroid ile ilgili önemli bilgiler verdi. Kadınların ve erkeklerin büyük bir bölümünde yaygın bir sorun olan ve halk arasında basur olarak bilinen hemoroid, farklı nedenlere bağlı olarak ortaya çıkıyor. Hemoroid belirtileri, kolon ve rektum kanseri gibi ciddi sorunların belirtilerine benzediği için uzman hekimler tarafından fiziki muayene ve bazı tetkiklerin yapılması hayatı önem taşıyor. Vakaların yüzde 80’inde hastaların kanser ile hemoroidi karıştırdığı biliniyor. Hafif dereceli hemoroidler için ameliyat seçeneğinden önce yaşam tarzı değişiklikleri şikayetlerin hafiflemesini sağlayabiliyor. "Hemoroid toplumda bir tabu gibi görülüyor" Op. Dr. Ali Can Yalı, hemeroidin 2 çeşidi bulunduğunu söyleyerek, "Hemoroidler, anal kanalda doğal bulunan damarlı yapılardır. Vücutta dışkı kontrolüne yardımcı olan yastıkçıklardır. Bu damarlı yapılar şiştiğinde veya iltihaplandığında, ortaya çıkan duruma hemoroid ya da basur denilmektedir. Basur toplumda bir tabudur. Utanma duygusu nedeniyle vakaların büyük bir bölümünde erken teşhis mümkün olmamaktadır. Kaşıntı ve rektal kanama belirtileriyle başlayan hemoroidi hastalar çoğu zaman tuvalette fark etmektedir. Rahatsızlığa neden olan şişmiş damarlar ağrıya de neden olmaktadır. Hemoroidin iki çeşidi bulanmaktadır. Dış hemoroidler, anüs çevresindeki derinin altında oluşan dış kistler, dışarı doğru çıkıntı yapmaktadır. Dış hemoroidler genellikle şişmiş kan damarları veya sert yumrular şeklinde görüldüğü için daha belirgindir. İç hemoroidler de adından da anlaşılacağı gibi rektumun içindedir. Rektumun içinde oluşan iç hücrelerdir. Hastalar genellikle dışkıda kan gördüklerinde veya hemoroidler anüsün dışına doğru şişecek kadar büyüdüğünde iç hemoroidleri olduğunu fark eder" dedi. Hemeroidin birçok nedeni olduğunu söyleyen Ali Can Yalı, "Hemoroidin birçok farklı nedeni vardır, en yaygın olanları şunlardır: Kronik kabızlık veya ishal. Dışkılama sırasında zorlanma. Aşırı derecede kilolu olmak. Tuvalette uzun süre oturma. Gebelik hali. Lif oranı düşük beslenme alışkanlığı. Düzenli olarak ağır kaldırmak. Bu nedenler anüs çevresindeki damarların basınç altında gerilmesine neden olmakta hatta damarların şişmesine ve kabarmasına yol açmaktadır. Alt rektumdaki bu artan basınç, hemoroid oluşumundan sorumlu tutulmaktadır" ifadelerini kullandı. Yalı, hemeroidle karıştırılan sorunlarla ilgili verdiği bilgilerde, "Hemoroid ile benzer semptomlara sahip diğer sorunları ayırt etmek önemlidir. Anüs, rektum ve kolon kanserleri: Bu kanserler rektum yakınlarında ortaya çıkabilmekte ve belirtileri hemoroide benzemektedir. 40 yaş sonrasında çok yaygın olarak görülen rektum ve kolon kanseri erken evrede tespit edilmesi hayati önem taşımaktadır. Düzenli olarak yapılan taramalarla kolorektal kanserlerle mücadelede edilebilmektedir. Bazen bu tümörler iyi huylu olurken, bazen de kötü huylu olabilirler. Bu nedenle, doğru teşhis çok önemlidir. Anal fissürler, anal kanalın iç yüzeyinde oluşan yırtıklar, dışkılama sırasındaki travma nedeniyle oluşur. Ağrının eşlik ettiği yırtıklarda hemoroid belirtisi olan kanama görülebilir. Anal fissürdeki doku yırtılmasıyken, hemoroidlerin ise alt rektumdaki doku yastıklarının zayıflamasından kaynaklandığını söylemek gerekir. Fissürler için yeterli su alımı ve lif açısından zengin besinlerin tüketilmesi gerekir. Kolon poliplerinde de bu polipler kanserli olmayan, çoğu zaman yaş ilerledikçe kolon veya rektumun iç yüzeyinde oluşan büyümelerdir. Bunlar ailevi ya da kalıtsal faktörlere bağlı olabilmektedir. Kolon polipleri olan hastalar, hemoroid semptomlarına benzer ağrı veya rektal kanamayla yüzleşebilirler. Divertiküloz ve divertikülit de ise gastrointestinal sistemin iç yüzeyinin küçük bölgelerinin zayıflaması ve bağırsakta dışa doğru bir kese oluşmasına neden olan bir durumdur. Bu dışa doğru küçük bir kese gibi görünür. Divertiküller en sık kolonda görülmektedir. Gastrointestinal sistemin herhangi bir yerinde de ortaya çıkabilmektedir. Bağırsak perforasyonu, kanama, apse veya darlık gibi bir komplikasyon olmadığı sürece herhangi bir belirti vermez. Bu nedenle hemoroidle karıştırılmaktadır. Makat bölgesinde herhangi bir problem yaşandığında öncelikle bir cerraha muayene olmak önemlidir. Muayene olmak daha sonrasında çıkabilecek sorunların ve gecikmiş teşhisin önüne geçecektir" dedi.
Trabzon Sahile sığmayan şehir yamaçlara tırmanıyor Trabzon’da konut yerleşimi sahil bandında yoğunlaşan yapılaşmadan yamaçlara doğru yön değiştirirken, kentin coğrafi sınırları şehirleşmenin rotasını belirliyor. Bir dönem yoğun şantiye faaliyetlerinin görüldüğü kentte yeni proje sayısındaki azalma, sıfır konut stokunu daraltarak hem fiyat dengesini hem de şehir siluetini etkiliyor. Trabzon’da yerleşim düzeni, kentin coğrafi yapısının etkisiyle sahil bandından yüksek kesimlere doğru yön değiştiriyor. Uzun yıllar Karadeniz kıyısına paralel gelişen yapılaşma modeli, doğuda Yomra, merkezde Ortahisar ve batıda Akçaabat ilçeleri arasında şekillenen konut hattı üzerinden ilerliyor. Bu üçlü aks, kentin konut üretiminde ana omurga niteliği taşıyor. Artan nüfus ve sınırlı düz alanlar nedeniyle sahil şeridindeki genişleme kapasitesi daralırken, yerleşim daha çok yamaçlara doğru kayıyor. Kuzeyde deniz, güneyde yükselen topoğrafya ile çevrili kentte yeni konut alanları eğimli arazilerde yoğunlaşıyor. Bu durum hem şehir siluetini değiştiriyor hem de yapılaşma biçimini dönüştürüyor. Yeni konut üretimindeki düşüş, satış piyasasında ikinci el ağırlığını artırdı Bir dönem doğu-batı hattında yoğun şantiye faaliyetleri dikkat çekerken, son dönemde yeni konut üretimindeki düşüş, satış piyasasında ikinci el ağırlığını arttırdı. Kent genelinde devam eden büyük ölçekli inşaat projelerinin sınırlı olması, sıfır daire stokunu daraltırken mevcut konutların değerini yükseltti. Sektör verilerine göre son aylarda el değiştiren taşınmazların önemli bölümünü ikinci el konutlar oluşturdu. Yeni proje sayısının azalması, özellikle merkezi lokasyonlarda fiyatların yukarı yönlü hareket etmesine neden oldu. Ayhan Taflan: "Bölgemizde konut fiyatları 6-7 milyon TL’den yukarı doğru gidiyor" Trabzon İnşaatçılar ve Emlakçılar Odası Başkanı Ayhan Taflan, kentte hareketli bir konut alım satımının olmadığını dile getirerek, "Bölgemizde konut fiyatları 6-7 milyon TL’den yukarı doğru gidiyor. Vatandaşlar konut fiyatları düşer mi diye soruyor ama kesinlikle düşmesi mümkün değil. İnşaat maliyetlerini, arsa fiyatlarını, diğer giderleri dikkate almak gerekir. Bunları üst üste koyduğumuzda maliyetler çok artmış durumda ve bu durum vatandaşın üstesinden gelmesini daha da zorlaştırıyor. Allah herkesin yardımcısı olsun. İleriki süreçte de öyle çok hareketli bir konut alım satım dönemi beklenmiyor" dedi. "Şu anda Trabzon’da doğru düzgün bir şantiye yok" Geçmiş yıllarda Trabzon’daki Çukurçayır, Boztepe ve Kaşüstü bölgelerinin şantiye alanı gibi olduğuna dikkat çeken Taflan, "Trabzon’un batısı olan Söğütlü- Yıldızlı, doğuda Kaşüstü-Yalıncak yani Yomra ve Akçaabat Trabzon merkez ile birleşti. Kuzeyimiz deniz, güneyimiz yerleşim alanları. Bu yüzden bölgelerin imara açılması, 18. madde uygulamalarının yapılmış olması gerekiyor. Eskiden Çukurçayır, Boztepe ve Kaşüstü’nde adeta bir şantiye gibiydi. Aynı şekilde üst bölgelerde de yeni alanların açılması lazım. Çünkü arsa talep meselesidir. Arz yoksa talebin karşılanması mümkün olmaz. Proje olmayınca olan az sayıdaki arsa ve konut çok kıymetli hale geliyor, fiyatlar da yükseliyor. Rekabet olması ve fiyatların dengelenmesi için şehrin güneyinde daha fazla yapılaşma gerekiyor. Firmalar da elbette gelir-gider dengesine bakıyor. İnşaat maliyetleri bittiğinde satış fiyatlarını o günün şartlarına göre belirlemek zorundalar. Şu anda Trabzon’da doğru düzgün bir şantiye yok. Verilere baktığımızda satılan konutların neredeyse tamamına yakını ikinci el. Bunların bir kısmı 20-30 yıllık binalar da olabilir. Sıfır daire zaten bölgemizde çok az. Bu da fiyatları olumsuz etkiliyor" ifadelerini kullandı.