GENEL - 01 Aralık 2011 Perşembe 10:50

MEB`İN İLKÖĞRETİM ÖĞRENCİLERİNE YÖNELİK ADEY ANKETİ

A
A
A
MEB`İN İLKÖĞRETİM ÖĞRENCİLERİNE YÖNELİK ADEY ANKETİ

Türkiye Kamu-Sen ve Türk Eğitim-Sen İstanbul İl Başkanı Yrd. Doç. Dr. M. Hanefi Bostan, Aşamalı Devamsızlık Yönetimi (ADEY) anket sorularının ilköğretim öğrencilerine sorulmasının sakıncalı olduğunu belirterek, "Öğretmenlerin iş yükünü gereksiz yere artırmaktadır. Pedagojik kurallara uygun değildir. Anket ve araştırma kurallarına uygun hazırlanmamıştır. Bilgilerin güvenliğinin sağlanamama yayılma riski bulunmaktadır" dedi.
Yazılı bir açıklama yapan Bostan, "İlköğretim Genel Müdürlüğü 25 Ağustos 2011 tarihinde yayınlamış olduğu genelge ile ilköğretim çağındaki çocukların okula devamları ve zamanında diploma alarak okulu tamamlamaları amacına uygun olarak bir çalışma başlatmıştır. Bu çalışmada 1739 sayılı Milli Eğitim Temel Kanunu, 222 sayılı İlköğretim ve Eğitim Kanunu ile İlköğretim Kurumları Yönetmeliği’nin okula erişim ve devamın sağlanmasıyla ilgili maddeleri kendilerine dayanak oluşturmuşlardır" dedi. Aşamalı
Devamsızlık Yönetimi (ADEY) anket sorularının ilköğretim öğrencilerine sorulmasının sakıncalı olduğunu belirten Bostan, "25 Ağustos 2011 tarih, 9982 sayı ve aşamalı devamsızlık yönetimi konulu İlköğretim Genel Müdürlüğü’nün genelgesinde ’Devamsızlık yapan çocuğa yönelik bireyselleştirilmiş uygun müdahalelerin yapılmasını sağlamak ve takibini yapmak amacıyla Aşamalı Devamsızlık Yönetimi (ADEY) geliştirilmiştir’ denilerek ADEY’in amacı açıklanmıştır. Bu amacın gerçekleştirilmesi için de bütün ilköğretim
öğrencilerinin cevaplandırmasının zorunlu tutulduğu 30 soruluk bir anket hazırlanmıştır. Ancak bu soruların ilköğretim öğrencilerine sorulması sakıncalıdır. Çünkü soruların önemli bir kısmı aile mahremiyetine yöneliktir. Aile mahremiyeti anayasamızca teminat altına alınmıştır. ADEY ile ilgili sendikamıza yoğun olarak şikâyet ve endişe taşıyan e-postalar gelmektedir" ifadelerini kullandı.
Sendikaya "ADEY adı altında yapılması istenen anketler neden bütün öğrencilere uygulanmaktadır?" gibi soru ve şikayetlerin geldiğini ifade eden Bostan, şunları kaydetti:
"Gerçekten devamsızlık yönetimi amacıyla yapılan anketler sadece devamsızlığı olan ya da devamsızlık riski olan öğrencilere neden yapılmamaktadır? Bu anketlerin yapılış amacı net değildir. Nitekim sorulan özel ve detaylı sorular öğrencilerin ve ailelerinin bütün boyutlarını açığa çıkarmaya yöneliktir."
Hanefi Bostan, ADEY çalışmalarında öğretmen uzmanlığı olmayan konularda öğrencilere sorular sorulduğunu belirterek, "Öğretmenin bu soruların nasıl soracağı ve sorunun cevabında nasıl bir sonuca varılacağı bilgisi bulunmamaktadır. Örneğin ankette ’Sana dokunan var mı?’ Evet, var öğretmenim (sıra arkadaşım koluma dokundu). Sonuç olarak öğretmen e-okula ’evet’ girer ve çocuk cinsel istismara uğrayan öğrenci konumuna gelmiştir" dedi.
Anket sorularının güvenirliğine de değinen Bostan, sözlerini şu şekilde sürdürdü:
"Hiçbir öğrenci ailesine toz kondurmaz. Örneğin aile içinde fiziki kavga olsa bile öğrenci yok diyecektir. Anlık duygular öğrencilerin vereceği cevapları değiştirebilir. Mesela o gün babasından çikolata alamamış bir öğrenci; ’Ailen seninle ilgileniyor mu?’ sorusuna ’Hayır’ diyebilir. Sonuç; ilgi eksikliği. ADEY soruları yöneltilen öğrenci ile öğretmenin daha sonraki ilişkileri ne duruma gelir? Unutulmamalıdır ki öğrenci-öğretmen ilişkisi sürekli olan bir ilişkidir. Örneğin ailede suç işleyen var mı? İçki
içiyor musun? Ailede fiziki kavga var mı? Sorularına evet cevabını alan bir öğretmen öğrencisine karşı objektif olabilecek mi? Ya da öğrenci bu cevaplara evet cevabını verdikten sonra öğretmene karşı bir utanç hissine kapılmayacak mı?"
Türkiye Kamu-Sen ve Türk Eğitim-Sen İl Başkanı Bostan, ADEY sorularının büyük çoğunluğunun aile mahremiyetine aykırı olduğunu belirterek, "Öğretmen bu çalışmada uygulayıcı olarak aile içine kadar giren ve her ayrıntıyı rapor eden, öğrenci ise ailesini açığa çıkaran konumdadır. Bu noktada yapılan çalışmadan haberdar olan veliler, öğretmen benim aileme nasıl karışabilir düşüncesini rahatlıkla geliştirebilir. ADEY sorularının bir kısmı öğrencilere sorulmaktadır. Bu noktada öğrenci öğretmene cevap verme
konumundadır. Öğretmen aldığı bilgileri kaydetmekle yükümlüdür. Öğrenciye sorulan üç anket ve öğretmenin cevaplayacağı bir anket. Bir öğrencinin ADEY işlemleri 10’ ar dakikadan 40 dakika sürer. 40 kişilik bir sınıfta bu çalışma 40 ders saati demektir. Eğitimin ortalama 40 ders saati aksaması düşünülmemiş ve öğretmene verilen iş yükü de hesaba katılmamıştır" dedi.
ADEY sorunlarının okula ve öğretmene karşı yönlendirici ve suçlayıcı sorular olduğuna dikkat çeken Bostan, "Öğretmenlerini seviyor musun? Kendini okula ait hissediyor musun? Okulu seviyor musun? Öğretmenlerin sana değer veriyor mu? Sürekli tekrar eden ve açık arayan sorular öğrenciyi, okulu ve öğretmenleri suçlamaya yönlendirmektedir. Öğrencinin okulu ve öğretmeni tartışacağı hatta rahatlıkla suçlayacağı sorulardır. Bu anlamda öğretmenler ve halk gözündeki konumları düşünülmemiştir. Bu çalışmayı
hazırlayan komisyonda öğretmen bulunmadığı bellidir. Öğretmen bu tür soruları asla sormaz. Çünkü öğretmen psikolog, öğrenci de hasta değildir. Psikologlara ait soruları öğretmenlerin öğrenciye uygulaması büyük bir hatadır. E- okulda elektronik kayıt altına alınan bilgilerin nasıl korunacağı da ayrı bir sorundur. Nitekim veliler evlerine kadar gelen kitap pazarlamacıları ve dolandırıcılardan dert yanmaktadır. Bu çalışma verileri tüm ülkenin detaylı fotoğrafı olacaktır" dedi.
Hanefi Bostan, "Anayasanın düşünce ve kanaat hürriyeti ile ilgili 25. maddesi şöyledir; herkes, düşünce ve kanaat hürriyetine sahiptir. Her ne sebep ve amaçla olursa olsun kimse, düşünce ve kanaatlerini açıklamaya zorlanamaz; düşünce ve kanaatleri sebebiyle kınanamaz ve suçlanamaz. Yukarıda ifade edilen nedenlerin dışında yapılan bu çalışma anket ve araştırma çalışmalarının vazgeçilmez kuralı olan gönüllülük esasına da aykırıdır. Yine bu anketler amacına uygun değildir ve bütün öğrencilere uygulanmak
istenmesi kötü niyetli bir fişleme çalışması olduğu değerlendirilmektedir. Öğrencilere soramayacağımız, yaşları ve psikolojik gelişimlerine uygun olmayan, sorarken insanın yüzünün kızardığı çeşitli sorulardan oluşan bu anketlerin okul rehberlik servisleri tarafından sürekli devamsızlık yapan öğrencilere uygulanması gerekmektedir. Aksi durumda bütün öğrencilere uygulandığında veli ve öğretmen karşı karşıya gelmekte ciddi sorunlar yaşanmaktadır. İvedilikle bu çalışmanın amacına uygun hale getirilmesi veya
uygulamadan tamamen kaldırılması gerekmektedir" ifadelerini kullandı.
ADEY uygulamasının yasa, yönetmelik ve genelgedeki amaçlara uygun olmadığını belirten Bostan sözlerini şu şekilde tamamladı:
"Anayasanın ilgili maddelerine aykırıdır. Uygulanması güç ve sakıncalıdır. Öğretmenlerin iş yükünü gereksiz yere artırmaktadır. Pedagojik kurallara uygun değildir. Anket ve araştırma kurallarına uygun hazırlanmamıştır. Bilgilerin güvenliğinin sağlanamama yayılma riski bulunmaktadır. Çalışma ilköğretim öğrencilerine uygun değildir."
Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Elazığ Elazığspor Teknik Direktörü Erkan Sözeri: "Elazığspor rakip seçmez, çıkar oyununu oynar" Önlerinde 2 final kaldığını aktaran Elazığspor Teknik Direktörü Erkan Sözeri "Hele bir yerimizi garantileyelim, ondan sonra rakip kim olursa olsun fark etmez. Elazığspor rakip seçmez, çıkar oyununu oynar" dedi. Elazığspor, Nesine 2. Lig Beyaz Grup’un 37. haftasında deplasmanda İskenderunspor ile karşılaşacak. Bordo- Beyazlılar bu maçın hazırlıklarına kendi tesislerinde devam ediyor. İskenderunspor maçı hazırlıklarının çok iyi geçtiğini belirten Sözeri, "12 finalin 10’u tamam. Yola çıkarken 12 finalimiz var demiştik, 10 tanesini alnımızın akıyla geçtik. Şimdi önümüzde 2 final kaldı. Hele bir yerimizi garantileyelim, ondan sonra rakip kim olursa olsun fark etmez. Elazığspor rakip seçmez, çıkar oyununu oynar. 3 puan alırsak kesin, sonuçlara göre 2 puanla da Play-Off’tayız. Ama biz kazanmak için sahada olacağız" şeklinde konuştu. Şehrin desteğinin çok önemli olduğunu vurgulayan Erkan Sözeri, "Bize inanılmaz bir destek verdiler. Taraflarımızın yanımızda olması çok değerli ve kıymetliydi. Bundan sonra da zaten olacaklardır. Bizde zaten hiçbir şeye bakmadan play-off’a kalmış olacağız. Belki sonuçlarda bizi destekleyecektir ama biz 2 puana zaten kalıyoruz. 3 puan alırsak mutlaka play-off’a kalıyoruz. Ondan sonraki süreç tabi ki oyucularımızla biz bir kampa gideceğiz. İnşallah bize bu şampiyonluk nasip olur. Bu çalışma ve irade işi ama nasip olursa da çok mutlu olacağız. Bu şehir özellikle stadıyla camiasıyla büyüklüğüyle gerçekten şampiyonluğu hak ediyor. Elazığspor bir üst ligi değil hatta Süper Ligi hakkediyor. Biz bu yönde çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Oyuncularımızdan çok memnunuz gerçekten çok iyi irade sergiliyorlar. Bazen hata yapsalar da biz bunları tolere ediyoruz" diye konuştu.
İstanbul Kırkpınar Ağası Ufuk Özünlü: Farklı dönemlerde 3 kez kemer alan başpehlivanlarımıza da devlet sporcusu ünvanı verilebilir" Kırkpınar Ağası Ufuk Özünlü: Farklı dönemlerde 3 kez kemer alan başpehlivanlarımıza da devlet sporcusu ünvanı verilebilir" dedi. Kırkpınar Ağası Ufuk Özünlü, D-Smart’ta yayınlanan Spor Ajansı programında gündeme dair açıklamalarda bulundu. ‘Kırkpınar Ağası’ olma hikayesini anlatan Özünlü, "Babam, ‘Kırkpınar Ağası’ olmak istiyordu, rahatsızlanınca ’Bu işi sen yap’ dedi. Aslında ben bu işe öyle başladım. Benden önceki kişi zaten ağabeyim Seyfettin Selim’dir. O yaşayan bir efsane, ağaların ağasıdır. Kendisi bu işi severek ve inanarak yapan birine bırakacağını söylemişti. Orada devraldığım iki miras var; önce buna uygun hareket etmek gerekiyordu" diye konuştu. "Bu işi herkes açısından daha cazip hale getirmeliyiz" Ufuk Özünlü, normal şartlarda Kırkpınar’da 3 kez üst üste şampiyon olan başpehlivanların altın kemerin ebedi sahibi olmasının yanı sıra "Devlet sporcusu" ünvanını da kazandığı belirterek, "Bu milli sporcu statüsüdür ve çok kıymetlidir. Ancak günümüzde altın kemeri almak çok zor olduğu için bu kurala farklı dönemlerde 5 kez kazananlarında altın kemerin ebedi sahibi olması konusunda değişiklik yapıldı. Uluslararası milli müsabaka tekrarlanma sıklığına dikkat edersek şahsi fikrim yağlı güreşin sürdürülebilirliği ve yetişen gençler içinde yağlı güreşi meslek olarak seçmesi açısından 3 yıl farklı dönemlerde Kırkpınar’da birinci olanlara devlet sporcusu ünvanı verilebilir. Başpehlivanlık 40’lı yaşlar kadar süren çok zor bir süreç. Bu işi herkes açısından daha cazip hale getirmeliyiz" açıklamasında bulundu. "Yağlı güreş kendi içinde büyük bir saygı barındırır" Yağlı güreşin birçok yönüyle diğer spor dallarından ayrıldığını belirten Özünlü, "Er meydanı aslında insanın nefsi ile mücadelesidir. Bir meydan okumadır, cesarettir. Bizim güreşlerimizde aynı boyda olanlar arasında sıklet, kilo farkı ya da yaş farkının bir önemi yok. Kendi içinde büyük bir saygı barındırır; kazananın, kaybedenin elini öptüğü bir spor dalıdır. İngiltere’de şampiyon takımı rakibin alkışlaması gibi, bizde de bu centilmenlik ’ata sporu’ ruhuyla hep vardı. Ben kişisel er meydanım olan iş hayatımdaki başarıyı buraya da taşımayı ve bu aile bilincini yukarı taşımayı seviyorum" ifadelerini kullandı. "Matematik ve tarihe atıf yapmayı seviyorum" Ağalık ihalelerinde verdiği rakamları ve içeriklerini de açıklayan Ufuk Özünlü, "İlk ihaledeki 34 milyon 571 bin 952 TL rakamının bir anlamı var. 34, işimizin ve aşımızın olduğu İstanbul’u temsil ediyor. 57, babamın doğum yeri olan Sinop’u ifade ediyor. 1952 ise babamın doğum yılı. Babam ihaleye giremedi ama en azından rakamlarla adını tarihe yazalım istedim. İkinci ihalede verdiğim 40 milyon 664 bin 665 TL ise 40 rakamı Kırkpınar’dan, 664 ve 665 rakamları ise üst üste ağalık yaptığım yıllardan geliyor. Matematik ve tarihe atıf yapmayı seviyorum, önümüzdeki yıl yine sürpriz rakamlarım olacak" diye konuştu. "Kırkpınar Ağalığı bambaşka bir şey" ‘Kırkpınar Ağalık’ kavramının zamanla değiştiğini belirten Özünlü, "Ağalık çok zor bir iş, toplumda her zaman iyi bir karşılığı olmayabiliyor. Günde 50 kez yardım mesajı alıyorum, elimizden geldiğince yapıyoruz ama Kırkpınar ağalığı bambaşka bir şey. Kırkpınar, 665 yıldır süren bir gelenek ve Guinness Rekorlar Kitabı’na girmiş bir marka. Ben kendimi ’kurumsal bir ağa’ olarak konumluyorum ve bu süreci kurumsal yapıda yönetmeyi seviyorum. Seyfettin ağabey daha otoriter ve geleneksel ağa yapısında. Tarzlarımız farklı olsa da cevaplarımız ve hedefimiz her zaman aynıdır" dedi. "Önümüzdeki sezon futbol için ’Er Meydanı Sezonu’ densin isteriz" Ufuk Özünlü; futbol dünyasından Sadettin Saran, Ali Koç, İbrahim Hacıosmanoğlu gibi isimlerle görüştüklerini, gelecek ay da Dursun Özbek ile görüşeceklerini söyledi. Özünlü, sözlerini şöyle sürdürdü: "Sayın Ali Koç, başkan seçilseydi Antalyaspor maçında sahaya çıkan çocuklarımıza kıspet giydirecektik. Kendisi konuya çok ilgili ve bana bu geleneği tekrar anlattırdı. Vedalaşırken de kol bağlayarak güzel bir anımız oldu. Futboldaki herkesin mağdur olduğu ve şikayet ettiği bir ortam var. Artık geçmişe bir sünger çekilsin isteriz. Önümüzdeki sezon futbol için ’Er Meydanı Sezonu’ densin isteriz, bu konuda her türlü desteği sunmaya hazırız. Geçtiğimiz hafta TFF 1. Başkan Vekili Mecnun Otyakmaz ile bir araya geldik. Kendisi de ciddi bir güreşsever. Çok da destekliyor bizi. Bana Türk Milli Takım formasını takdim etti. Ben de onlara üzerine ’Ermeydanı’ ve ’Kırkpınar Türkiye’dir’ yazan atkımızı hediye ettim. İnşallah biz de milli takıma destek olmak ve onların da bize Er Meydanı’nda bir destek göstermesini isteriz." "Söz veriyorum 1 sene boyunca şahsi sponsorları olacağım" Güreşin lig usulüne dönme kararıyla ilgili düşüncelerini de paylaşan Özünlü, "Sponsorluk ve yayın geliri olmadan hiçbir spor büyümez. Onun için liglerin büyütülmesi gerektiğini söyledi. Eğer 4 büyük kulübümüzden biri yağlı güreş branşı açarsa, söz veriyorum 1 sene boyunca şahsi sponsorları olacağım" sözlerini sarf etti. "Bu yıl Kırkpınar’da çok daha fazla seyirci deneyimi olacak" Geçen yıl seyircilerin konforu ve ihtiyaçları için yapılan düzenlemelerin herkes tarafından takdir görmesi üzerine sorulan soruya, her anlamda seyirci açısından geçen yıla göre daha fazla hazırlık yaptıklarını söyleyen Kırkpınar Ağası Ufuk Özünlü seyirciyi daha fazla işin içinde tutacaklarını ve heyecanın dorukta yaşanacağı hazırlıklar yaptıklarını dile getirdi.
İstanbul ‘Ekrem İmamoğlu Çıkar Amaçlı Suç Örgütü’ davasında Bakırköy Belediye Başkan Yardımcısı Ali Rıza Akyüz savunma yaptı ‘Ekrem İmamoğlu Çıkar Amaçlı Suç Örgütü’ duruşmasının 23. oturumunda, Bakırköy Belediye Başkan Yardımcısı tutuklu sanık Ali Rıza Akyüz savunma yaptı. ‘Ekrem İmamoğlu Çıkar Amaçlı Suç Örgütü’ davasının ilk duruşmasının 23. oturumu, İstanbul 40. Ağır Ceza Mahkemesi’nce Marmara Ceza İnfaz Kurumları Yerleşkesi’nde bulunan duruşma salonunda görülmeye devam edildi. Duruşmada Bakırköy Belediye Başkan Yardımcısı tutuklu sanık Ali Rıza Akyüz savunma yaptı. İddianamede sanık Ali Rıza Akyüz hakkında yapılan değerlendirmede, örgütün Bakırköy’deki faaliyetlerinin takibi için Bakırköy Belediye Başkan Yardımcısı olarak görevlendirildiği belirtilmişti. Akyüz’ün, Bakırköy’de bulunan büyük inşaat projelerinin, alışveriş merkezlerinin imar ve ruhsat konusundaki taleplerini örgüt lideri ve yöneticilerine ilettiği, bu bakımdan örgüt lider ve yöneticilerinin talimatlarıyla hareket ettiği iddianamede ifade edilmişti. "Hiçbir kararı kişisel olarak almadım" Capacity AVM’nin sahiplerini otoparkın ruhsat işlemleri için rüşvet vermeye zorladığı ve müştekilerin kabul etmemesi üzerine alışveriş merkezine idari para cezası kesildiği iddialarına karşı savunma yapan Akyüz, "Öncelikle bu iddianamede bana yöneltilen suçlamaları asla kabul etmiyorum. Bu dosyada bana isnat edilen suçları işlemedim. Attığım her imzanın idari prosedüre, mevzuata ve kamu yararına olduğunu öncelikle ifade ediyorum. Bugün burada ayrıyeten mesleki onurumu, yılların emeğini ve vicdani sorumluluğumu ortaya koymak için bulunuyorum. Capaticy Alışveriş Merkezi giriş kapısından dolayı ciddi bir otopark sorunu oluyordu. AVM yönetimi bizzat belediye başkanı ile görüşme yaptı. Ben de toplantıya davet edildim. Başkanlar aralarında konuşurken Capacity AVM Yönetim Kurulu Başkanı, alışveriş merkezinde problem olduğunu, otoparkının mühürlü olduğunu söyledi. Belediye başkanı da ‘evet otopark müdürlü’ dedi. Mühürlü dediği şu; otopark çalışıyor ama giriş çıkış bedava. Belediye başkanı dedi ki ‘bu işleri başkan yardımcısı Ali Rıza Akyüz ile görüşürsünüz’. Ben burada hiçbir kararı kişisel olarak almadım. Biz başkan ile ilk görüşmeyi yaptıktan sonra, bunlar müsaade almadan otoparkı çalıştırmaya başlıyorlar. Belediyeye şikayet oluyor. Belediye mühürlüyor, devam ediyorlar. Biz AVM’ye tebligat çektik. Bunlar bu tebligata bir türlü cevap vermediler. Bütün işlemler Bakırköy Belediyesi İmar Müdürlüğü tarafından yapıldı. Büyükşehir Belediyesi bu işin hiçbir tarafından yok. Capacity AVM kolonlarına baktım, perdelere baktım. Perdeleri öyle çizmişler ki, var diye bakarsan var, yok diye bakarsan yok. Deprem gece 12 ile sabah 5 arasında olabilir diye bir kaide yok. Akşam 06.00’da orada 10 bin kişi varken de olabilir. O yüzden bu iş bu kadar önemli. Bakırköy Belediyesi olarak bir bilirkişi müracaatı da yapıldı. ‘3-4 defa güçlendirme projesi yapacaksın’ dedim ama olmadı" şeklinde konuştu. Akyüz savunmasının devamında, "Benim hakkımdaki iddiaların hiçbir somut delili yok. Hep kendi aralarında konuşmuşlar bunun için benim hakkımdaki iddialar yetmez. Ben kimseden rüşvet veya menfaat talep etmedim, bir beklenti içinde olmadım. Ne kendi adıma ne de üçüncü bir şahıs adına. Şu anda Capacity’nin bu davada ifade veren müştekiler ve bütün mülkiyet sahipleri için, kendi adlarına ve sahip oldukları şirketler adına hepsinin ikişer üçer tane ceza ve idari davaları var. Bunların bizi şikayet etmelerinin temel nedeni, bu idari ve ceza davalarına altlık uygulamaları içindir. Şimdi ben tutuklandım, geldim, buradayım. Ama şu an rahatladım. Niçin rahatladım biliyor musunuz? Artık salon bu olaya ortak. Ben ne kadar düşünüyorsam, bu salondaki herkes de kendini o kadar sorumlu hissetmeli diye düşünüyorum. Üstümden büyük yük kalktı" ifadelerini kullandı. Duruşma sanık Akyüz’ün çapraz sorgusu ile devam edilmek üzere 20 Nisan Pazartesi gününe ertelendi.
Düzce Lisenin maskot kedisi, yavrularını okula emanet etti Düzce’de Güzel Sanatlar Lisesinin maskotu haline gelen "Neva" isimli kedi, bahçede dünyaya getirdiği yavrularını öğretmenler odasındaki geri dönüşüm kutusuna taşıdı. Okul Müdürü Nazmi Bal, "Yaşadığımız bu zor günlerde içimize az da olsa bir umut ışığı serpildi. Okulların ne kadar güvenilir olduğunu hatırlattı" dedi. Bir süredir okul çevresinde görülmeyen Neva isimli tekir kedi, bahçede dünyaya getirdiği yavrularını ağzıyla taşıyarak öğretmenler odasına getirdi. Güvenli bölge olarak seçtiği odada, masanın altında bulunan ve müsvedde kağıtların toplanması için kullanılan kutuya yavrularını yerleştiren kedi, burada yavrularını emzirmeye başladı. Öğretmenler odasında yavrularıyla birlikte kalan kediyi fark eden eğitimciler, anne ve yavruları koruma altına alarak beslemeye başladı. Kedinin yavrularını taşıdığı anlar cep telefonu kamerasıyla da kayda alındı. "Okulların ne kadar güvenilir olduğunu hatırlattı" Güzel Sanatlar Lisesi Okul Müdürü Nazmi Bal, son günlerde eğitim camiasını üzen olaylara değindi. Bal, Türkiye’de yaşanan üzücü hadiseler nedeniyle taziye dileklerini ileterek, "Son günlerde yaşadığımız acı olaylardan dolayı ülkemizin ve eğitim camiamızın başı sağ olsun. Yaşadığımız bu zor günlerde içimize az da olsa bir umut ışığı serpildi. Okul öğrencilerimizin sahiplendiği ve beslediğimiz tekir kedimiz Neva, son birkaç gündür kaybolmuştu, gözükmüyordu. Dün öğretmenler odasında otururken birden öğretmenler odasına geldiğini gördük. Biz ilk başta ağzında fare var zannettik. Bir baktık ki yavrularını doğurmuş. Okulu da önce güzel bir keşfetmiş. Bizim fotokopi makinesi altında atık kağıt kutusu var. Geri dönüşüm için hazırladığımız kağıt kutumuza, teker teker 3 yavrusunu getirdi. Bize teslim etti, bize emanet etti. Okulların ne kadar güvenilir olduğunu hatırlattı, içimize neşe serpti. Bizler içinde mutluluk kaynağı oldu. Bizde onun için uygun bir ortam sağladık. Güzel bir ev sahipliği yapıyoruz" dedi.