ASAYİŞ - 01 Aralık 2011 Perşembe 00:28

BİNGÖL`DEKİ TERÖR OPERASYONU

A
A
A
BİNGÖL`DEKİ TERÖR OPERASYONU

Bingöl’de düzenlenen operasyonda eylem hazırlığında olan 2 terörist ile bu teröristlere yardım ve yataklık yaptığı değerlendirilen 2 kişi gözaltına alındı.
Edinilen bilgiye göre, saat 23.00 sıralarında bir ticari taksi ile şehre giriş yapan 2 terörist ile onlara yardım ve yataklık yaptığı değerlendirilen 2 kişi, polisin takibi sonucu yakalandı. Saray Mahallesi Seyran Sokak’ta ticari taksiye düzenlenen operasyonda, biri yabancı uyruklu 2 terörist ile onlara yardım ve yataklık yaptıkları değerlendirilen 2 kişi, sağ olarak ele geçirildi. Daha önce keşif yaptıkları bölgeye eylem yapmak için geldikleri öğrenilen teröristlerin sırt çantasında yapılan aramada, 2
adet kaleşnikof, 1 adet uzi silah, 2 adet tabanca, 6 adet el bombası, A-4 patlayıcıyla güçlendirilmiş patlatılmaya hazır bomba düzeneği ve 1 adet telsiz ele geçirildi.
Yoğun güvenlik önlemlerinin alındığı bölgede yaklaşık 2 saat süren çalışmaların ardından hayat normale döndü.
Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Antalya Alanya’da kurban pazarının gözdesi 1 ton 200 kilogramlık dana 450 bin TL’ye alıcı buldu Antalya’nın Alanya ilçesinde 2026 yılı Kurban Bayramı’na sayılı günler kala kurban pazarları hareketlenmeye başladı. İlçede kurulan kurban satış alanlarında küçükbaş ve büyükbaş hayvanlar görücüye çıkarken, üreticiler alıcılarını bekliyor. Pazarda küçükbaş hayvan fiyatları 15 bin TL’den başlayıp 35 bin TL’ye kadar çıkarken, büyükbaş hayvanlarda ise fiyatlar 100 bin TL’den başlayıp 450 bin TL’ye kadar ulaşıyor. Pazarın en dikkat çeken kurbanlığı ise 1 ton 200 kilogramlık dev dana oldu. Özel olarak beslenen ve vatandaşların yoğun ilgi gösterdiği dana, 450 bin TL’ye satıldı. Alanya’da Kurban Bayramı öncesi kurulan pazarlarda besiciler, aylarca emek vererek yetiştirdikleri hayvanları satışa sundu. Sabahın erken saatlerinden itibaren pazara gelen vatandaşlar hem fiyat araştırması yaptı hem de kurbanlıkları yakından inceleme fırsatı buldu. Pazarda özellikle büyükbaş hayvanlar yoğun ilgi görürken, üreticiler yem ve bakım maliyetlerindeki artışın fiyatlara yansıdığını söyledi. Küçükbaş hayvanlarda koyun ve keçilerin fiyatı ortalama 15 bin TL ile 35 bin TL arasında değişirken, büyükbaş hayvanlarda fiyatlar hayvanın kilosu ve cinsine göre farklılık gösteriyor. Pazarda en düşük büyükbaş hayvanın 100 bin TL’den satışa sunulduğu öğrenildi. Öte yandan, pazarın yıldızı haline gelen dev dana ise boyutu ve heybetiyle vatandaşların ilgi odağı oldu. Yaklaşık 1 ton 200 kilogram ağırlığında olduğu belirtilen dana, pazarın en yüksek fiyatla satılan kurbanlığı olarak dikkat çekti. Besicisi tarafından özenle yetiştirilen dana, 450 bin TL’ye alıcı buldu. Diyarbakır’dan Alanya’ya kurbanlık getiren Abdullah Elligül, satışlardan memnun olduklarını belirterek, "Diyarbakır’dan geliyorum. 25 kurbanlık getirdim. Allah’a şükür 22’sini sattım. 3 tane düve hala duruyor, müşteri var ama ben vermedim. Bu sene iyi verdik. Her şeyi ikiye katlamışlar ama biz hayvanımıza iyi fiyat verdik. En düşüğü 100 bin TL’ye verdim, en yükseği 315 bin TL’ye verdim" dedi. Demirtaş Mahallesi’nde çiftliği bulunan Zeki Tunç ise pazarın en büyük kurbanlığını sattığını ifade ederek, "Benim çiftliğim Demirtaş’ta. 1 ton 200 kilogramlık danayı 450 bin TL’ye sattım. Normalde değeri 600 bin TL’ydi. Bu danayı doğudan, Diyarbakır’dan getiriyorum ve Alanya’da bakıyorum. Allah’a çok şükür satışlarımız iyi geçti. İnşallah seneye de herkesi bekliyoruz" diye konuştu. Aksaray’ın Kutlu köyünden geldiğini söyleyen Aydın Bolakar da Alanya kurban pazarına 5 yıldır katıldığını belirterek, "Aksaray Kutlu köyünden geliyorum. Alanya pazarına 5 yıldır hayvan getiriyorum. Bu yıl 150 tane hayvan getirdim, 10 tanesini sattım. Kurbanlıklarımız her bütçeye uygundur. Fiyatlar 20 bin TL’den başlar 12- 13 bin TL’ye kadar kurbanlıklar var" ifadelerini kullandı.
Ankara Ankara’da "Tütün Kontrolü Sempozyumu" düzenlendi Ankara Atatürk Sanatoryum Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde "Tütün Kontrolü Sempozyumu" düzenlendi. Ankara Atatürk Sanatoryum Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde düzenlenen sempozyumda tütün kontrolü konusunda uzman isimler sunum yaptı. Oturum başkanlığını Ankara Atatürk Sanatoryum Eğitim ve Araştırma Hastanesi Başhekimi Prof. Dr. Aydın Yılmaz ve Göğüs Hastalıkları Eğitim Sorumlusu Prof. Dr. Pınar Ergün’ün yaptığı sempozyuma ilgi oldukça yoğun oldu. Başhekim Prof. Dr. Aydın Yılmaz, yaptığı konuşmada sempozyumun öneminin altını çizerek, katılımcılara teşekkür etti. Hacettepe Üniversitesi Halk Sağlığı Ana Bilim Dalı’nın emekli hocalarından Prof. Dr. Nazmi Bilir, ’’Tütün Kontrolü Neden Gereklidir’’ konulu sunumunu gerçekleştirdi. Halk sağlığı alanında yürüttüğü çok yönlü çalışmalarıyla Türkiye’de koruyucu sağlık politikalarının şekillenmesinde öncü rol üstlenen ve Cumhurbaşkanlığı Sağlık Politikaları Kurulu üyeliği, Sağlık Bilimleri Üniversitesi Bulaşıcı Olmayan Hastalıklar ve Risk Faktörlerinin Önlenmesi Kontrolü ve Yönetimi Uygulama ve Araştırma Merkezi Müdürlüğü görevini yürüten Prof. Dr. Toker Ergüder de "Tütün Kontrolü Konusunda Uluslararası Düzenlemeler’’ konulu sunum yaptı. 22. ve 23. dönem Trabzon, 24. dönem Ankara milletvekili, Sağlık Bilimleri Üniversitesi kurucu rektörü ve kapalı alanlarda sigaranın yasaklanmasının önderi olan Prof. Dr. Cevdet Erdöl, ’’Tütün Kontrolünde Ulusal Mevzuat’’ konulu sunumunu yaptı. Çeşitli ikramların olduğu kısa bir aranın ardından yıllardır tütün ve tütün bırakma konusunda mücadele veren hastanenin Tütünle Mücadele ve Türün Bırakma Polikliniği sorumlusu Göğüs Hastalıkları Uzmanı Uzm. Dr. Burcu Cirit "Sigara Bırakma Uygulamalarında İlaçlar’’ konulu sunumunda katılımcılara bilgiler verdi. Göğüs hastalıkları ve özellikle tütünün bırakılması konusunda ciddi mücadeleler vermiş bir isim olan Göğüs Hastalıkları Uzmanı Uzm. Dr. Özlem Sönmez ise, "Sigara Bırakmada Davranış Terapisi’’ başlığıyla sunumunu gerçekleştirdi. Sempozyum hatıra fotoğrafı çekimiyle sona erdi.
Ankara TEÇ-SEN Genel Başkanı Demirel: "Son yapılan unvan değişikliği sınavının üzerinden 5 yıldan fazla zaman geçmiştir" Devlet Memurları Konfederasyonu’na bağlı Tüm Eğitim Çalışanları Sendikası (TEÇ-SEN) Genel Başkanı Ümit Demirel, Görevde Yükselme ve Unvan Değişikliği Sınavı hakkında, "Son yapılan unvan değişikliği sınavının üzerinden 5 yıldan fazla zaman geçmiştir. 5 yıl, bir çalışanın hayatında çok büyük bir süredir" dedi. TEÇ-SEN üyeleri, Görevde Yükselme ve Unvan Değişikliği Sınavı’nın 5 yıldır yapılmaması nedeniyle Milli Eğitim Bakanlığı önünde eylem gerçekleştirdi. Türkiye genelinde yapılan eş zamanlı eylemlerde sendika üyeleri, diplomalarını çamaşır ipine asarak tepkilerini dile getirdi. TEÇ-SEN Genel Başkanı Ümit Demirel, son yapılan unvan değişikliği sınavının üzerinden 5 yıl geçtiğini, bu 5 yılın bir çalışan için uzun bir süre olduğunu ve bu mağduriyetin giderilmesi gerektiğini ifade etti. "Son yapılan unvan değişikliği sınavının üzerinden 5 yıldan fazla zaman geçmiştir" Kariyer hakkının sadece bireysel bir mücadele olmadığını ifade eden Demirel, "Son yapılan unvan değişikliği sınavının üzerinden 5 yıldan fazla zaman geçmiştir. 5 yıl, bir çalışanın hayatında çok büyük bir süredir. 5 yıl içinde insanlar evlenir, çocuk sahibi olur, şehir değiştirir, aile düzeni kurar, ekonomik plan yapar, kariyer hedefi belirler. 5 yıl içinde kurumların ihtiyaçları değişir. Personel planlaması değişir. Teknik hizmet ihtiyacı artar. İdari kadrolarda boşluklar oluşur ama ne yazık ki bu süre içinde kariyer sınavları düzenli ve öngörülebilir bir zemine kavuşturulamamıştır. Bu yalnızca çalışan açısından kayıp değildir. Bu aynı zamanda kurum açısından da büyük bir kayıptır. Çünkü yıllardır bekleyen nitelikli personel, hak ettiği unvanlara kavuşamadığı için kurum içi verimlilik düşmektedir. Eğitimini tamamlamış, diplomasını almış, teknik bilgiye sahip, idari tecrübeye sahip binlerce eğitim çalışanı, kuruma daha fazla katkı sunabilecekken bekletilmektedir" diye konuştu. "Bin 552 memur ve 288 şef kadrosunun önemli bir bölümü boş kalmıştır" Sınav sorularının görev tanımlarıyla aynı paralelde ilerlemesi gerektiğini dile getiren Demirel, "Son yapılan görevde yükselme sınavlarında ilan edilen bin 552 memur ve 288 şef kadrosunun önemli bir bölümü boş kalmıştır. Çünkü sınav sorularının zorluk derecesi, sınav süreçlerindeki sorunlar ve uygulamadaki aksaklıklar nedeniyle binlerce çalışan bu kadrolara ulaşamamıştır. Bir sınavın amacı liyakati ölçmek, bilgi ve tecrübeyi adil biçimde değerlendirmek, görevin gerektirdiği yeterliliği tespit etmektir ama sınavlar, kadroların boş kalmasına yol açacak kadar aşırı zorlaştırılırsa, burada ölçme değerlendirme değil, mağduriyet oluşur. Sınav soruları görev tanımlarıyla uyumlu olmalıdır. Sorular açık, anlaşılır, ölçülebilir olmalıdır. Biliyoruz ki görevde yükselme ve unvan değişikliği sınavları bir çalışan için yalnızca bir sınav değildir. Bu sınav, yılların emeğinin karşılığıdır. Bu sınav, çocuklarının geleceği için mücadele eden bir memurun umududur" şeklinde konuştu. "Görevde Yükselme ve Unvan Değişikliği Sınavları, standart biçimde yapılmalıdır" Bu sınavların objektif bir biçimde yapılması gerektiğini aktaran Demirel, "Görevde Yükselme ve Unvan Değişikliği Sınavları merkezi, standart, objektif ve adil biçimde yapılmalıdır. Tüm kamu kurumlarında ortak esaslar belirlenmelidir. Sınav süreçleri tek merkezden, eşit standartlarla yürütülmelidir. Derece sınırlamaları ve keyfi uygulamalar ortadan kaldırılmalıdır. Sınavla atanması gereken kadrolara sınavsız atama yapılmasının önüne geçilmelidir. Çünkü kamu yönetiminde güven, ancak adaletle sağlanır. Çünkü liyakat, sadece söylemde değil, uygulamada hayat bulmalıdır. Sınava tabi kadrolara sınav yapılmadan atama yapılması kabul edilemez. 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun 76. maddesi ileri sürülerek sınavla atanması gereken kadrolara yapılan atamalar, kariyer ve liyakat ilkesine zarar vermektedir. Bu uygulamalar çalışanların devlete olan güvenini sarsmaktadır" ifadelerini kullandı.
Balıkesir Balıkesir’de bu lokantanın işletmecisi de çalışanları da kadın Burhaniye ilçesinde, Sanayi Caddesinde Ege Mutfağı adlı lokantanın işletmecide çalışanları da kadınlardan oluşuyor. Nagihan Kirlioğlu, 4 yıl önce babası Enver Küçük’ den devraldığı lokantayı başarılı bir şekilde işletirken, çalışanlarını da kadınlardan oluşturdu. Burhaniye Sanayi Caddesinde 20 yıl lokanta işleten 74 yaşındaki Enver Küçük, lokantayı 4 yıl önce, yanında çalıştırdığı kızı Nagihan Kirlioğlu’na devretti. Kirlioğlu, 5 çalışanını kadınlardan oluştururken, lokantası da ilgi gördü. Babasından öğrendiği lezzetli yemekleri yapan Nagihan hanım babasının izinde devam ettiğini söyledi. İşini sevdiğini kaydeden Nagihan Kirlioğlu, "Babamla birlikte 20 yıldır bu işi yaptım. Babam 4 yıl önce işi bize devretti. Eşim de bana yardımcı oluyor. İşimi severek yapıyorum. İnşallah, bende babam gibi uzun yıllar bu işi sürdürürüm" diye konuştu. Baba Enver Küçük de, " Ben 1999 yılından beri lokanta çalıştırdım. Bu arada kızımı yetiştirdim. Şimdi kızım çalıştırıyor. Gayet iyi yürütüyor. Müşterilerimize teşekkür ediyorum. Allah’ım, birlik ve beraberliğimizi i devam ettirsin" dedi. Lokantanın müşterisi olduğunu kaydeden İsmail Çokgider ise, " Ben yıllardır burada yemek yerim. Enver usta emekli oldu. Şimdi kızı işletiyor. Çalışanlarda kadınlardan oluşuyor. Bayan eli değince daha güzel oluyor. Yemekleri de çok lezzetli. Babasının yemeklerini aratmıyor. Lokanta ilgi görüyor. Bazen oturacak yer bulunmuyor" dedi.
İstanbul Savcının sorusuna sanıktan "ticari sır" yanıtı ‘Ekrem İmamoğlu Çıkar Amaçlı Suç Örgütü’ duruşmasının 41. oturumunda tutuklu sanık Şeyhmus Sarıboğa, Cumhuriyet savcısının sorduğu "BFK şirketini kaç TL vererek devraldın?" sorusuna "Bu ticari sır. Elden ödeme yaptım" dedi. ‘Ekrem İmamoğlu Çıkar Amaçlı Suç Örgütü’ davasının ilk duruşmasının 41. oturumu, İstanbul 40. Ağır Ceza Mahkemesi’nce Marmara Ceza İnfaz Kurumları Yerleşkesi’nde bulunan duruşma salonunda görülmeye devam edildi. Duruşmada tutuklu sanık iş insanı Şeyhmus Sarıboğa savunma yaptı. İddianamede Şeyhmus Sarıboğa’nın sanık Murat Kapki’nin şirketinde çalışan olduğu ve sahte fatura yöntemiyle haksız gelirin nakde çevrilmesi sürecindeki bankasal işlemleri takip ettiği belirtilmişti. Sarıboğa’nın nakde çevrilen paraları Murat Kapki’nin Acarkent’te bulunan villasına taşıdığı, Murat Kapki tarafından paranın kaynağını gizlemek için adına şirket devredilmesine veya kurdurulmasına göz yumduğu iddianamede açıklanmıştı. Sarıboğa hakkında iddianamede ifadesine yer verilen Güngör Gürman, "Murat Kapki, kanunsuz işlerini Şeyhmus üzerinden yapıyordu. Beykoz Acarkent’te bulunan villasının inşaatı sürecinde imarla ilgili yaşanan bir sıkıntıda sahte kontrat düzenleyerek sorumluyu Şeyhmus olarak gösterdi. Ayrıca bütün banka işleri genellikle Şeyhmus Sarıboğa ile gerçekleştirirdi" demişti. "Murat Kapki’nin yasadışı bir talimatı olmamıştır" Şeyhmus Sarıboğa savunmasında "Daha önce verem geçirdim. Şeker hastasıyım. Şeker iğnelerimi düzenli kullanamadım. Bu yüzden Ocak ayında düştüm kaburgamı kırdım. Nefes aldıkça acı çekiyorum. Zorlandığımı bilmenizi isterim. Cezaevi şartlarında tedavi edilebilecek şeyler değil. Tutukluluğuma itiraz ediyorum. Daha önce adli kontrol kararı verildiğinde kaçmadım. Murat Kapki’nin yanında 13 sene çalıştım. Bankada bu süreçte işlem yaptığım oldu. Bunlar yasal işlemler. Savcılık ifadem alınırken bana sahte fatura gösterilmedi. Güngör Gürman’ın ifadesinin üzerine suç örgütüne üye olmaktan tutuklandım. İddianamede Murat Kapki’ye para taşıdığım iddia ediliyor. Benim çanta ile Murat Kapki’ye para götürdüğüm söylenmiş. Ben böyle bir şey yapmadım. Murat Kapki’nin yasadışı bir talimatı olmamıştır. Ben bankadan para çalmadım. Para çektim makbuzları var. Ortada işlediğim bir suç yok. Bir örgüt falan bir bilgim yok benim. Benim İBB ile bir alakam yok. Ne sahte fatura ile ilgili bir işlem yaptım ne yasadışı para taşıdım" dedi. Ardından cumhuriyet savcısı tarafından tutuklu sanık Şeyhmus Sarıboğa’ya Güngör Gürman’ın iddianamede yer alan "Murat Kapki, kanunsuz işlerini Şeyhmus üzerinden yapıyordu. Beykoz Acarkent’te bulunan villasının inşaatı sürecinde imarla ilgili yaşanan bir sıkıntıda sahte kontrat düzenleyerek sorumluyu Şeyhmus olarak gösterdi. Ayrıca bütün banka işleri genellikle Şeyhmus Sarıboğa ile gerçekleştirirdi" ifadesi soruldu. Soruya sanık Sarıboğa "Böyle bir şey olsa direkt suç duyurusu yapması gerekmiyor mu? Ama Acarkent’e gittiğim doğru. Ev kiralayıp kaldım" yanıtını verdi. "Bu ticari sır, elden ödeme yaptım" Cumhuriyet savcısı tarafından "BFK şirketini kaç TL vererek devraldın?" sorusu üzerine sanık Sarıboğa, "Bu ticari sır. Elden ödeme yaptım. Her şeyiyle devraldım" dedi. Duruşmaya Sarıboğa’nın avukatının savunması ile devam edilmek üzere ara verildi.