YEREL HABERLER - 26 Aralık 2011 Pazartesi 08:59

GÜMÜŞHANELİ DAĞCILAR SARIÇİÇEK KÖYÜNE YÜRÜDÜ

A
A
A
GÜMÜŞHANELİ DAĞCILAR SARIÇİÇEK KÖYÜNE YÜRÜDÜ

Gümüşhane Dağcılık ve Doğa Sporları Kulübü (GÜDAK) üyesi sporcular bu hafta sonu usta ile çırağın yaptığı tarihi Sarıçiçek köy odalarının bulunduğu bölgeye yürüyüş düzenledi.
Kulüp üyesi 17 sporcunun katıldığı yürüyüş Bayburt il sınırında yer alan Güvercinlik köyünden başladı. Vauk dağı sırtından başlayan yürüyüşte ilk saatlerde kar yağışı altında yürüyen sporcular, Kılıçören, Duymadık, Gökler (Bayburt) köyleri kırsalından Karakaban mevkiine ulaştı. Buradan son durak olarak Sarıçiçek köyüne varan sporcular, tamamı karlı 12 kilometrelik parkuru yaklaşık 4 saatte tamamladı.
Köy sakinlerinin rehberliğinde yürüyüşü gerçekleştiren sporcular daha sonra yanlarında getirdikleri ve köylüler tarafından kendilerine ikram edilen gıdaları tüketti. Sporcular, Sarıçiçek köyünde Gümüşhane’nin önemli kültürel turizm değerlerinden olan Sarıçiçek Köy Odalarını gezdikten sonra araçlarla Gümüşhane’ye döndü.
Kulüp olarak düzenledikleri yürüyüşlerin en büyük amacının tarihi ve kültürel turistik güzellikleri daha geniş kitlelerle paylaşmak, daha yakından görüp incelemek olduğunu kaydeden kulüp başkanı Mustafa Akbulut, “Sarıçiçek köyümüzde atalarımızın ahşap nakış ve işlemeciliğinde ne kadar mahir olduklarını görüp gururlandık ve göremeyenlere şehrimize çokta uzak olmayan bu köyümüzü ziyaret edip hem ahşap nakış işlemeciliğini hemde bölgemiz insanının misafirperverliğni yerinde görmelerini tavsiye ediyoruz. İlgi ve alakalarından dolayı Sarıçiçek köylülerimize teşekkür ediyoruz” dedi.
Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Erzurum Kent Konseyi Başkanı Başkan Tanfer’den Ramazan Bayramı mesajı Erzurum Kent Konseyi Başkanı Hüseyin Tanfer, Ramazan Bayramı dolayısıyla bir mesaj yayınladı. Başkan Tanfer mesajında şu ifadeleri kullandı: ’’Milletimizin yaşamında önemli yeri bulunan bayramlarımız, mutlulukların paylaşıldığı, birlik, beraberlik, kardeşlik, dostluk duygularının güçlendirildiği, dargınlık ve kırgınlıkların unutulduğu, insanların kaynaşmasına ve huzurlu yaşamın tesisine vesile olan müstesna günlerdir. Dayanışma gibi yüce bir duygunun tezahür ettiği bu kutsal günlerde, bizleri bir arada tutan değerlerimizi yaşatmak, birlik ve beraberliğimizi korumak, huzur ve barış ortamını sürdürmek, kardeşlik duygularımızı geliştirmek için daha çok çaba göstermeliyiz. Her bayram olduğu gibi, bu bayramda da kırgınlıkları, küskünlükleri ve dargınlıkları bir kenara bırakarak, gönül kapılarımızı ardına kadar açık tutalım. Yaşamımızı zenginleştiren ve renklendiren bayramları, insanların birbirine yakınlaşması, kaynaşması, üzüntülerin yerini sevincin alması, kardeşlik ve dostluk bağlarının canlanması, birliğimizin daha da güçlenmesi için önemli birer fırsat olarak değerlendirelim. Kimsesizlerimizi unutmayıp, büyüklerimizin gönüllerini alalım, yüreklerinden kopup gelen hayır dualarına mazhar olalım. Hep birlikte can olalım, canan olalım, bayramla huzur bulalım ve huzuru yaşatalım. Bu duygu ve düşüncelerle, Şehitlerimizi rahmetle, gazilerimizi minnetle yâd ediyorum. Ramazan Bayramı’nın Erzurumlu hemşerilerim başta olmak üzere, ülkemiz, İslam âlemi ve insanlık için, dostluk ve barışa, sevgi ve kardeşliğe vesile olması temenni ediyor, milletçe geçireceğimiz sağlık, mutluluk ve huzur içerisinde nice bayramlar diliyorum. Bayramınız mübarek olsun.’’
Hatay Ziraat mühendisliğini 7 yılın ardından bırakarak devlet desteğiyle kurduğu çiftliğinde ‘hiçbir zaman pişman olmayacağım bir iş’ dediği hayvancılığa başladı Hatay’ın Kırıkhan ilçesinde 7 yıl boyunca ziraat mühendisliği yaptıktan sonra mesleği bırakan Halil Ateş, "Hayvancılık işi zor bir iş ama hiçbir zaman pişman olmayacağım bir iş" diyerek devlet desteğiyle kurduğu çiftliğinde hayvancılığa başladı. Severek yaptığı hayvancılıkta 30 angusunun sayısı kısa sürede 100’ e çıkarmayı hedefleyen Ateş’in 3 ay içerisinde 27 buzağısı oldu. Kırıkhan ilçesi Ilıkpınar Mahallesi’nde yaşayan Halil Ateş, 7 yıl boyunca özel sektörde ziraat mühendisliği yaparak geçimini sağladı. Depremde önce hem ziraat mesleğini hem de hayvancılık yapan Ateş, deprem olduktan sonra hayvancılık mesleğini bırakmak zorunda kaldı. Ziraat mühendisliğini 7 yıl yaptıktan sonra kendi iş yerini açan Ateş, depremden 3 yıl sonra Tarım ve Orman Bakanlığının ‘Kırsalda Bereket Küçükbaş Hayvancılığa Destek Projesi’ne başvurup onay aldı. Başvurusu onaylandıktan sonra hayvancılığa ilk adımını atan Ateş, 5 ay önce kurduğu ahırına Iğdır’dan Angus cinsi 30 büyükbaş hayvan satın aldı. Çocukluğundan beri hayvancılık mesleğini seven Ateş, gebe angusların birçoğunu doğumu gerçekleşirken ahırdaki hayvan sayısını 100 çıkarak kendi buzağılarını üretmeyi amaçladığını söyledi. "Yaklaşık 3 ay önce ahırımızı kurduk ve Iğdır’dan 30 gebe angus cinsi büyükbaş hayvan aldık" Ziraat mühendisliğini 7 yıl yaptıktan sonra hayvancılığa başlayan Halil Ateş, "Biz çocukluğumuzdan beri hayvancılık yapıyoruz. Depremden sonra hayvancılığı bırakmıştık. Ben ziraat mühendisiyim ve yaklaşık 7 yıl özel sektörde çalıştım. Depremden önce de ziraat üzerine kendi işyerimi açmıştım. Devletimizin sağladığı kırsalda bereket hayvancılığı destek programına katılmak istedik. Buraya yaklaşık 3 ay önce ahırımızı kurduk ve kırsalda bereket hayvancılığı destek programı onaylanmıştı. Iğdır’dan 30 gebe angus cinsi büyükbaş hayvan aldık. Gebe angus cinsi büyükbaşlarda doğumlarımız devam ediyor. Hayvanlarımızdan memnunuz ve ürküp kaçacak hayvanlar değiller. Doğum yaptığında gidip yavrusuna dokunabiliyorsunuz. Burada büyükbaşlardan 10’unun doğumu gerçekleşti ve birkaçı doğuramadı veya ölü olarak doğdu. İlk gebelerde böyle sıkıntılar yaşanılabiliyor" dedi. "Amacımız bu ahırda 100 hayvana çıkarak kendi buzağımızı kendimiz üretmek istiyoruz" Ahırdaki hayvan sayısını çoğaltarak kendi buzağılarını üretmeyi hedefleyen Halil Ateş, "Hayvancılığı şu anda tek yapıyorum, hiçbir iş kolay değil ama bu işi sevmek gerekiyor. Burada ilk doğumumuz gerçekleşti. Doğum gerçekleşince bambaşka bir his oluyor. Bir şeyleri yetiştirmek, üretmek veya o buzağının sana muhtaç olması, senin ona bakman bunlar ayrı güzel duygulardır. Bu hayvancılık işi zor bir iş ama hiçbir zaman pişman olmayacağım bir iş. Biz ziraat mühendisi olarak çok gezdiğimiz için doğa ile iç içeyiz. Diğer meslek gruplarına göre doğayı geziyoruz. Kuraklık ve maddi sıkıntılardan dolayı işyerindeki stresi hayvanlarla ilgilenerek atabiliyoruz. Burada 30 gebe angusumuz vardı ve doğumları gerçekleşti. 7 buzağı ile birlikte 20 buzağımız var. Burada besi hayvanı yetiştireceğiz. Amacımız bu ahırda 100 hayvana çıkarak kendi buzağımızı kendimiz üretmek istiyorum" ifadelerini kullandı. (RMZ-VK-