GENEL - 01 Aralık 2011 Perşembe 10:50

MEB`İN İLKÖĞRETİM ÖĞRENCİLERİNE YÖNELİK ADEY ANKETİ

A
A
A
MEB`İN İLKÖĞRETİM ÖĞRENCİLERİNE YÖNELİK ADEY ANKETİ

Türkiye Kamu-Sen ve Türk Eğitim-Sen İstanbul İl Başkanı Yrd. Doç. Dr. M. Hanefi Bostan, Aşamalı Devamsızlık Yönetimi (ADEY) anket sorularının ilköğretim öğrencilerine sorulmasının sakıncalı olduğunu belirterek, "Öğretmenlerin iş yükünü gereksiz yere artırmaktadır. Pedagojik kurallara uygun değildir. Anket ve araştırma kurallarına uygun hazırlanmamıştır. Bilgilerin güvenliğinin sağlanamama yayılma riski bulunmaktadır" dedi.
Yazılı bir açıklama yapan Bostan, "İlköğretim Genel Müdürlüğü 25 Ağustos 2011 tarihinde yayınlamış olduğu genelge ile ilköğretim çağındaki çocukların okula devamları ve zamanında diploma alarak okulu tamamlamaları amacına uygun olarak bir çalışma başlatmıştır. Bu çalışmada 1739 sayılı Milli Eğitim Temel Kanunu, 222 sayılı İlköğretim ve Eğitim Kanunu ile İlköğretim Kurumları Yönetmeliği’nin okula erişim ve devamın sağlanmasıyla ilgili maddeleri kendilerine dayanak oluşturmuşlardır" dedi. Aşamalı
Devamsızlık Yönetimi (ADEY) anket sorularının ilköğretim öğrencilerine sorulmasının sakıncalı olduğunu belirten Bostan, "25 Ağustos 2011 tarih, 9982 sayı ve aşamalı devamsızlık yönetimi konulu İlköğretim Genel Müdürlüğü’nün genelgesinde ’Devamsızlık yapan çocuğa yönelik bireyselleştirilmiş uygun müdahalelerin yapılmasını sağlamak ve takibini yapmak amacıyla Aşamalı Devamsızlık Yönetimi (ADEY) geliştirilmiştir’ denilerek ADEY’in amacı açıklanmıştır. Bu amacın gerçekleştirilmesi için de bütün ilköğretim
öğrencilerinin cevaplandırmasının zorunlu tutulduğu 30 soruluk bir anket hazırlanmıştır. Ancak bu soruların ilköğretim öğrencilerine sorulması sakıncalıdır. Çünkü soruların önemli bir kısmı aile mahremiyetine yöneliktir. Aile mahremiyeti anayasamızca teminat altına alınmıştır. ADEY ile ilgili sendikamıza yoğun olarak şikâyet ve endişe taşıyan e-postalar gelmektedir" ifadelerini kullandı.
Sendikaya "ADEY adı altında yapılması istenen anketler neden bütün öğrencilere uygulanmaktadır?" gibi soru ve şikayetlerin geldiğini ifade eden Bostan, şunları kaydetti:
"Gerçekten devamsızlık yönetimi amacıyla yapılan anketler sadece devamsızlığı olan ya da devamsızlık riski olan öğrencilere neden yapılmamaktadır? Bu anketlerin yapılış amacı net değildir. Nitekim sorulan özel ve detaylı sorular öğrencilerin ve ailelerinin bütün boyutlarını açığa çıkarmaya yöneliktir."
Hanefi Bostan, ADEY çalışmalarında öğretmen uzmanlığı olmayan konularda öğrencilere sorular sorulduğunu belirterek, "Öğretmenin bu soruların nasıl soracağı ve sorunun cevabında nasıl bir sonuca varılacağı bilgisi bulunmamaktadır. Örneğin ankette ’Sana dokunan var mı?’ Evet, var öğretmenim (sıra arkadaşım koluma dokundu). Sonuç olarak öğretmen e-okula ’evet’ girer ve çocuk cinsel istismara uğrayan öğrenci konumuna gelmiştir" dedi.
Anket sorularının güvenirliğine de değinen Bostan, sözlerini şu şekilde sürdürdü:
"Hiçbir öğrenci ailesine toz kondurmaz. Örneğin aile içinde fiziki kavga olsa bile öğrenci yok diyecektir. Anlık duygular öğrencilerin vereceği cevapları değiştirebilir. Mesela o gün babasından çikolata alamamış bir öğrenci; ’Ailen seninle ilgileniyor mu?’ sorusuna ’Hayır’ diyebilir. Sonuç; ilgi eksikliği. ADEY soruları yöneltilen öğrenci ile öğretmenin daha sonraki ilişkileri ne duruma gelir? Unutulmamalıdır ki öğrenci-öğretmen ilişkisi sürekli olan bir ilişkidir. Örneğin ailede suç işleyen var mı? İçki
içiyor musun? Ailede fiziki kavga var mı? Sorularına evet cevabını alan bir öğretmen öğrencisine karşı objektif olabilecek mi? Ya da öğrenci bu cevaplara evet cevabını verdikten sonra öğretmene karşı bir utanç hissine kapılmayacak mı?"
Türkiye Kamu-Sen ve Türk Eğitim-Sen İl Başkanı Bostan, ADEY sorularının büyük çoğunluğunun aile mahremiyetine aykırı olduğunu belirterek, "Öğretmen bu çalışmada uygulayıcı olarak aile içine kadar giren ve her ayrıntıyı rapor eden, öğrenci ise ailesini açığa çıkaran konumdadır. Bu noktada yapılan çalışmadan haberdar olan veliler, öğretmen benim aileme nasıl karışabilir düşüncesini rahatlıkla geliştirebilir. ADEY sorularının bir kısmı öğrencilere sorulmaktadır. Bu noktada öğrenci öğretmene cevap verme
konumundadır. Öğretmen aldığı bilgileri kaydetmekle yükümlüdür. Öğrenciye sorulan üç anket ve öğretmenin cevaplayacağı bir anket. Bir öğrencinin ADEY işlemleri 10’ ar dakikadan 40 dakika sürer. 40 kişilik bir sınıfta bu çalışma 40 ders saati demektir. Eğitimin ortalama 40 ders saati aksaması düşünülmemiş ve öğretmene verilen iş yükü de hesaba katılmamıştır" dedi.
ADEY sorunlarının okula ve öğretmene karşı yönlendirici ve suçlayıcı sorular olduğuna dikkat çeken Bostan, "Öğretmenlerini seviyor musun? Kendini okula ait hissediyor musun? Okulu seviyor musun? Öğretmenlerin sana değer veriyor mu? Sürekli tekrar eden ve açık arayan sorular öğrenciyi, okulu ve öğretmenleri suçlamaya yönlendirmektedir. Öğrencinin okulu ve öğretmeni tartışacağı hatta rahatlıkla suçlayacağı sorulardır. Bu anlamda öğretmenler ve halk gözündeki konumları düşünülmemiştir. Bu çalışmayı
hazırlayan komisyonda öğretmen bulunmadığı bellidir. Öğretmen bu tür soruları asla sormaz. Çünkü öğretmen psikolog, öğrenci de hasta değildir. Psikologlara ait soruları öğretmenlerin öğrenciye uygulaması büyük bir hatadır. E- okulda elektronik kayıt altına alınan bilgilerin nasıl korunacağı da ayrı bir sorundur. Nitekim veliler evlerine kadar gelen kitap pazarlamacıları ve dolandırıcılardan dert yanmaktadır. Bu çalışma verileri tüm ülkenin detaylı fotoğrafı olacaktır" dedi.
Hanefi Bostan, "Anayasanın düşünce ve kanaat hürriyeti ile ilgili 25. maddesi şöyledir; herkes, düşünce ve kanaat hürriyetine sahiptir. Her ne sebep ve amaçla olursa olsun kimse, düşünce ve kanaatlerini açıklamaya zorlanamaz; düşünce ve kanaatleri sebebiyle kınanamaz ve suçlanamaz. Yukarıda ifade edilen nedenlerin dışında yapılan bu çalışma anket ve araştırma çalışmalarının vazgeçilmez kuralı olan gönüllülük esasına da aykırıdır. Yine bu anketler amacına uygun değildir ve bütün öğrencilere uygulanmak
istenmesi kötü niyetli bir fişleme çalışması olduğu değerlendirilmektedir. Öğrencilere soramayacağımız, yaşları ve psikolojik gelişimlerine uygun olmayan, sorarken insanın yüzünün kızardığı çeşitli sorulardan oluşan bu anketlerin okul rehberlik servisleri tarafından sürekli devamsızlık yapan öğrencilere uygulanması gerekmektedir. Aksi durumda bütün öğrencilere uygulandığında veli ve öğretmen karşı karşıya gelmekte ciddi sorunlar yaşanmaktadır. İvedilikle bu çalışmanın amacına uygun hale getirilmesi veya
uygulamadan tamamen kaldırılması gerekmektedir" ifadelerini kullandı.
ADEY uygulamasının yasa, yönetmelik ve genelgedeki amaçlara uygun olmadığını belirten Bostan sözlerini şu şekilde tamamladı:
"Anayasanın ilgili maddelerine aykırıdır. Uygulanması güç ve sakıncalıdır. Öğretmenlerin iş yükünü gereksiz yere artırmaktadır. Pedagojik kurallara uygun değildir. Anket ve araştırma kurallarına uygun hazırlanmamıştır. Bilgilerin güvenliğinin sağlanamama yayılma riski bulunmaktadır. Çalışma ilköğretim öğrencilerine uygun değildir."
Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Eskişehir Ortaokul öğrencilerinden Eskişehirspor’a coşkulu destek TFF 3. Lig Play-Off mücadelesinde bugün Ayvalıkgücü Belediyespor ile karşılaşacak olan Eskişehirspor’a destek vermek isteyen Murat Atılgan Ortaokulu öğrencileri, okul bahçesinde hep bir ağızdan ’Tükenmiş Nefeslere’ marşını söyledi. Eskişehirspor, geçtiğimiz hafta deplasmanda karşılaştığı Ayvalıkgücü Belediyespor’a 2-0 mağlup olmuştu. Kritik karşılaşmanın rövanşı bugün saat 20.00’da Eskişehir Prof. Dr. Fethi Heper Stadyumu’nda oynanacak. Maç heyecanı Eskişehir genelini sararken, Murat Atılgan Ortaokulu’nda kırmızı şimşeklere destek olmak amacıyla anlamlı bir etkinlik gerçekleştirildi. Eskişehirspor formalarını, atkılarını ve şapkalarını giyen yüzlerce öğrenci, öğle arasında okul bahçesinde toplandı. Aralarında davullu çocukların da bulunduğu öğrenciler, hep bir ağızdan ’Tükenmiş Nefeslere’ marşını söyledi. Coşku dolu anların yaşandığı etkinlikte renkli görüntüler ortaya çıktı. "3-1’lik skorla galip geleceğimizi düşünüyorum" Eskişehirspor’un fanatik taraftarlarından birisi olan 14 yaşındaki öğrenci Asip Havari, "Bu coşkuyu yapmamıza yardımcı olan Liseli Altes tribününden Birkan Özcan abime çok teşekkürlerimi iletiyorum. Buradan oradaki bütün abilerime, herkese sevgilerimi iletiyorum. Bugünkü Ayvalıkgücü maçında 3-1’lik skorla galip geleceğimizi düşünüyorum" dedi. "Eskişehirspor’a moral amaçlı bir kutlama yaptık" Takıma başarı dileklerini ileten 14 yaşındaki Anıl Tezcan, "İnşallah Ayvalıkgücü’nü yenersek finale çıkacağız. Biz de Eskişehirspor’a moral amaçlı bir kutlama yaptık, inşallah bunun karşılığını alırız inşallah. Takımımıza moral oldu inşallah, hepimize başarılar diliyorum. Birkan abimize buradan teşekkür ederiz, paramız cidden yoktu. Gerisi, Es-Es’e kaldı, inşallah Eskişehir beklediğimiz skoru alır inşallah" ifadelerini kullandı. Bu okulda öğrencilere Eskişehirspor sevgisi aşılanıyor Eskişehirspor’un tarihi başarıları ve nasıl fair-play ruhuna uygun taraftar olunacağı Murat Atılgan Ortaokulu’ndaki öğrencilere her sene beden eğitimi derslerinde anlatılıyor. Müzik derslerinde ise ’Tükenmiş Nefeslere’ marşı öğretiliyor. Ayrıca, okulda zil sesi olarak da ’Tükenmiş Nefeslere’ marşı kullanılıyor.
Eskişehir Çocukların suçu yönelimini önlemede hukuk ve eğitim işbirliği şart Eskişehir Valiliği, Milli Eğitim Müdürlüğü ve Eskişehir Adliyesi iş birliği ile "Suça Yönelimi Önlemede Hukuk ve Eğitim İş Birliği Semineri düzenlendi. Gerçekleştirilen programda; çocukların korunması, suça sürüklenmenin önlenmesi, eğitim ve hukuk alanındaki kurumlar arası iş birliğinin güçlendirilmesine yönelik önemli değerlendirmelerde bulunuldu. Seminer kapsamında "Soruşturma Aşamasında Çocuk ve Aile" ile "Çocuk Mahkemelerinde Alınan Tedbirler" başlıklı sunumlar, Eskişehir Cumhuriyet Savcısı Ersin Tosun ve Eskişehir Çocuk Mahkemesi Hakimi Ayşe Betül Akça tarafından katılımcılarla paylaşıldı. "Çocuklarımızı suça sürüklenmekten korumak bir seferberliktir" Programda konuşan Eskişehir Cumhuriyet Başsavcısı Üzeyir Karakülah çocukların sadece toplumun geleceği olmadığını, aynı zamanda toplumun adalet ve vicdanının aynası olduğunu belirterek, "Son dönemde ülkemizin farklı şehirlerinde, okullarımızda yaşanan ve hepimizi derinden sarsan olaylar, bizlere şunu bir kez daha göstermiştir: Çocuklarımızı suça sürüklenmekten korumak, sadece güvenlik birimlerinin veya sadece yargının işi değildir; bu, ailelerimizin, eğitimcilerimiz ve hukukçularımızın omuz omuza vermesi gereken bir seferberliktir" diye konuştu. Programa katılanlara eğitimcilere seslenen Başsavcı Karakülah, "Amacımız; birbirimizden kopuk hareket etmek değil, okulun penceresi ile adliyenin kapısı arasında güvenli bir köprü kurmaktır. Bu iş birliğinin en somut göstergesi, Türkiye’de üçüncüsü şehrimizde hizmete giren Eskişehir Çocuk Adalet Merkezi’dir. Bu merkez, sadece fiziksel bir mekan değil; suça sürüklenen veya suça maruz kalan çocuklarımıza karşı yürütülen adli süreçlerde, çocuğun yüksek yararını gözeten, onarıcı adaleti merkeze alan ve çocuk dostu bir yaklaşımın kalesidir. Merkezimizin sağladığı imkanlar, hukuk ve eğitim camiasının ortak çabasıyla birleştiğinde, çocuklarımızın adliye koridorlarında örselenmeden, rehabilitasyon odaklı bir süreçle topluma yeniden kazandırılmalarına büyük katkı sunmaktadır. Okullarımızda attığımız her önleyici adım, Çocuk Adalet Merkezi’mizde sürdürdüğümüz bu hassas çalışmalarla bütünleşmekte; böylece Eskişehir, çocuk adaleti konusunda ulusal ölçekte örnek teşkil eden bir model ortaya koymaktadır. Çocuklarımızı suçtan uzak, eğitimle iç içe, vicdanlı ve özgüvenli bireyler olarak yetiştirmek temel sorumluluğumuzdur. Bu iş birliğinin, Eskişehir’imizdeki tüm eğitim kurumlarında mevcut olan güvenlik ve huzur iklimini korumasını temenni ediyorum. Seminerimizin verimli geçmesini diliyor, geleceğimizin teminatı çocuklarımız için gösterdiğiniz gayretten ötürü her birinize teşekkür ediyorum" dedi. "Mücadeleyi hep birlikte vermeye devam edeceğiz" Eskişehir Valisi Dr. Erdinç Yılmaz da konuşmasında, dijital çağın çocuklar üzerindeki etkilerine dikkat çekerek, çocukların teknolojiyle iç içe büyüdüğünü ancak bu sürecin doğru yönlendirilmesinin büyük önem taşıdığını ifade etti. Vali Dr. Erdinç Yılmaz, "Bu dijital dünyadan çocuklarımızı tamamen uzak tutmak mümkün değil. Önemli olan, bu imkânları kontrollü ve çocuklarımızın yararına olacak şekilde kullanmalarını sağlamaktır. Bunun mücadelesini hep birlikte vermeye devam edeceğiz." dedi. Öğretmenlerin çocukların hayatındaki belirleyici rolüne vurgu yapan Vali Dr. Erdinç Yılmaz, "Öğretmenlerimiz, çocuklarımızın yetişmesinde ve doğru yönlendirilmesinde en önemli yapı taşlarından biridir. Çocuklarımızla birebir güçlü iletişim kurulduğunda, onların davranışlarını doğru okuyup yanlış yollardan uzaklaştırmak mümkündür. Sizler, birçok evladımızı karanlığa giden yoldan döndürebilecek en güçlü rehberlersiniz." ifadelerini kullandı.
İstanbul Savaş gemilerini yüzen bilgisayara dönüştüren sistem, SAHA EXPO 2026’da yer aldı Türk mühendisler tarafından yerli olarak üretilen ADVENT Ağ Destekli Veri Entegre Savaş Yönetim Sistemi, gemileri adeta yüzen bir bilgisayara dönüştürüyor. SAHA EXPO 2026’da konuşan HAVELSAN Komuta Kontrol Teknolojileri Suüstü C4ISR Direktörü Deniz Remzi Dumlu, "ADVENT Savaş Yönetim Sistemi, bir yazılımdır. Gemilerin, savaş gemilerinin veya savaş platformlarının beyni gibi. Türkiye Cumhuriyeti mühendisleri tarafından, yerli olarak geliştirilmiş bir yazılım. TCG Anadolu’da da ADVENT Savaş Yönetim Sistemi var. Orada daha büyük, kapsamlı işlevleri yerine getirebilen modül şeklinde dizayn edildi" dedi. Türk savunma sanayisi, denizlerdeki vurucu gücünü ve yüksek teknoloji kapasitesini sergilemeye devam ediyor. Savunma sanayisinin yazılım ve sistem entegrasyonu devi HAVELSAN’ın Deniz Kuvvetleri Komutanlığı Araştırma Merkez Komutanlığı ile birlikte geliştirdiği ADVENT Savaş Yönetim Sistemi, Türk Deniz Kuvvetleri’nin modernizasyon projeleri ve MİLGEM gemileriyle doğdu. Bugün küresel bir markaya dönüştü. ADVENT, gemi üzerindeki tüm sensör, radar, silah ve haberleşme sistemlerini tek bir merkezden yönetiyor. İlk adımları 2010 yılında atılan ADVENT (Ağ Destekli Veri Entegre) Savaş Yönetim Sistemi, sunduğu otonom karar verme desteği ile gemileri süper bir güce dönüştürüyor. Yerli ve milli olarak geliştirilen yazılım, entegre edildiği tüm platformların yeteneklerini etkili ve doğru şekilde birleştirerek ortak bir harekât icra etmesini sağlıyor. NATO standartlarına uyumluluk sağlayan yazılım, artırılmış durumsal farkındalık ve gelişmiş harp kabiliyetlerine ve ağ destekli servisler ile kazanılan yeteneklere sahip. Çoklu ve farklı ortamlarda aynı anda tüm görevlere hizmet eden yapı, ortak angajman ve eğitimi de kapsayan görev kuvveti odaklı yetenekler de sunuyor. Harekât ortamındaki istihbarat verileri üzerinde veri madenciliği ve bilgi entegrasyonu servisleri imkanı sunan ADVENT Savaş Yönetim Sistemi ileplatformda harekât görevlerini aksatmadan eğitim yapabilme kabiliyeti sağlanıyor. Küçük botlardan komuta merkezlerine kadar farklı büyüklükteki sistemler için ölçeklenebilir bir mimariye sahip olan ADVENT, tam bütünleşik taktik data linklerle donatıldı. "ADVENT bir Savaş Yönetim Sistemi dediğimiz bir yazılımdır" HAVELSAN Komuta Kontrol Teknolojileri Suüstü C4ISR Direktörü Deniz Remzi Dumlu, "ADVENT bir Savaş Yönetim Sistemi dediğimiz bir yazılımdır. Bu yazılımın özelliği şu. Yani insan gibi düşünürseniz; insanın nasıl gözleri var, diğer duyu organları var, fakat vücudunu hareket ettiren, şu anda ona bir akıl olan bir beyni de var. Savaş Yönetim Sistemi dediğimiz şey de gemilerin, savaş gemilerinin veya savaş platformlarının beyni gibi. Türkiye Cumhuriyeti mühendisleri tarafından, Deniz Kuvvetleri desteğiyle birlikte geliştirilmiş bir yazılım, yerli olarak geliştirilmiş bir yazılım. Bu yazılımın yaptığı şey şu. Herhangi bir gemiye veya platforma koyduğunuzda, o geminin platformundaki bütün sistemlere; yani sensörlere, geminin bir nevi gözüne, kulağına, su altındaki sesleri algılayan sonar sistemlere, radar sistemlerine, elektro-optik sistemlere entegre oluyor, bağlanıyor. Onlardan gelen bilgiyi işleyerek, gemiyi savunmak üzere veya bağlı olduğu platformu savunmak üzere karar verecek olan komutana en doğru bilgilerin ulaştırılmasını sağlayan bir sistem. Komutanın verdiği karardan sonra da buna uygun aksiyonları alan; aksiyonlardan kastım şu, savunma maksatlı olarak. Eğer geminin bir top atışı yapması gerekiyorsa, silah kullanması gerekiyorsa ya da bir güdümlü mermi atışı yapması gerekiyorsa kendisini savunmak üzere, bunları da en optimum şekilde ve en doğru zamanda yapılmasını sağlayan, elektronik ve kendi içerisinde akıl içeren bir sistemdir" ifadelerini kullandı. Gemilerdeki füzelerin ateşlenmesini de ADVENT Savaş Yönetim Sistemi’nin sağladığını belirten Dumlu, "Gemiden ateşlenen güdümlü mermiler için şöyle bir özellik var. Güdümlü mermiler atıldıktan sonra kime atılacağının belirlenmesi lazım. O atacağınız yerin de gerçekten düşman olduğunun belirlenmesi lazım. Daha sonra onun atış mekanizması ve sekansı var, o sekansın işletiliyor olması lazım. Sonra da atılması lazım. Bu süreci gemideki ADVENT Savaş Yönetim Sistemi yönetiyor. Mermi atıldıktan sonra, kendisi belli bir süre gittikten sonra kendi aklıyla beraber hedefe artık ulaşabilir hale geliyor ama hangi hedef olduğunu ilk başta tanımlayan Savaş Yönetim Sistemi ve o kararı veren gemideki karar verici komutan" şeklinde konuştu. "Geleceğin ihtiyaçları göz önüne alınarak çok modüler ve esnek bir yapıda geliştirildi" Dumlu, "Türkiye Cumhuriyeti’nde geliştirildiği için ve geleceğin ihtiyaçlarını göz önüne alındığı için çok modüler ve esnek bir yapıda geliştirildi. Bu sebeple; insansız araçlarda, insanlı su üstü platformlarında, insansız su üstü platformlarında, insansız hava platformlarında, su altındaki denizaltılarımızda, havadaki karakol uçaklarımızda, karadaki yine karargahlarımızda ve merkezlerimizde kullanılabilir halde. Yani geminin büyüklüğüne ve bulunduğu yere bağlı olarak fonksiyon ekliyorsunuz ve o fonksiyonları yerine getirecek şekilde o platformu yüklüyorsunuz. Bu yeteneği sayesinde insansız platformları da kullanabilir, onlardan bilgi alabilir, onlara komut verebilir şekilde yapılandırıldı. Bunun ilk denemesini YONCA TECH ile birlikte geliştirdiğimiz SANCAR İnsansız Deniz Aracımızda gerçekleştirdik. HAVELSAN’ın Savunma Sanayii Başkanlığı koordinesinde ürettiği SANCAR İnsansız Deniz Aracımızı Deniz Kuvvetleri’ne teslim etmiştik geçtiğimiz senenin içinde. İnsansız deniz aracının içindeki akıl da ADVENT, platformdaki akıl da ADVENT. İki ADVENT birbirleriyle çok arka tarafta aynı beyinmiş gibi konuşabilir yapıda dizayn edildikleri için çok birbirlerini etkilemeden birbirlerine bilgi aktarabilir ve birbirini kumanda edebilir vaziyette çalışıyor. İlk deneme orada yapıldı" dedi. "TCG Anadolu’da da ADVENT Savaş Yönetim Sistemi var" Dumlu, "TCG Anadolu’da da ADVENT Savaş Yönetim Sistemi var. Orada daha büyük kapsamlı işlevleri yerine getirebilen modül şeklinde dizayn edildi. TCG Anadolu’ya inen TB3’lerle ilgili de onların ihtiyaç duyduğu bilgileri sağlayan, onların da yine karar vericilere sağlaması gereken bilgileri alıp da yansıtan altyapıyla beraber o sistemle entegre oldu. NATO’yla entegre olmak için, biz NATO üyesi olduğumuz için NATO’nun uyguladığı belli standartları uyguluyor olmamız lazım. Bu uyguladığımız standartlar içerisinde onlarla beraber haberleşmeyi ve tatbikat yapmayı mümkün kılan birtakım standartlar var. Bu haberleşme standartlarını yerine getirecek şekilde ADVENT Savaş Yönetim Sistemi tasarlandı. Bunların sertifikasyonu ve doğrulaması da NATO’yla beraber yapılan birtakım tatbikatlarda icra edilerek deneniyor. Buralarda da HAVELSAN ADVENT Savaş Yönetim Sistemi gerçekten öne çıkar durumda, diğer ülkelerin geliştirdikleri sistemlerin, denedikleri referans sistem olarak kabul edilip kullanılabilecek bir sistem haline ADVENT’i getirebiliyoruz oralarda" dedi.