GÜNDEM - 20 Temmuz 2014 Pazar 22:19

87 rektör Gazze için harekete geçti

A
A
A
87 rektör Gazze için harekete geçti

87 üniversitenin rektörü, Gazze için ortak bir bildiri yayınladı. İsrail'in Gazze'de yaptığı katliama dur demek için harekete geçen rektörler, İsrail'e çok sert bir dille tepki gösterdi.

Türkiye'deki 87 üniversitenin rektörü İsrail'in Gazze'ye yönelik saldırıları hakkında ortak açıklama yaparak, İsrail'e çok sert bir dille tepki gösterdi. 87 rektör, kamuoyu duyurusuyla aldıkları kararları sıraladı.

Açıklamada şu ifadelere yer verildi:

"Gazze'de büyük bir insanlık dramı yaşanıyor. Bu katliama karşı bütün dünya kör ve sağır gibi davranıyor. İsrail Yönetimi, muhakemeyeteneğini kaybetmiş ve namlunun hedefine çocukları koyarak zalimce saldırıyor. İslam dünyasının mübarek Ramazan ayında, Gazze'de, iftarlar bomba seslerinin eşliğinde keder, acı ve gözyaşları ile açılıyor. Maalesef, zalime ve zulme göz yuman herkes bu vahşetin paydaşı oluyor.

Bütün dünyanın, özellikle de İslam Dünyasının, Müslüman kardeşlerimizi ve İslami değerlerimizi hedef alan İsrail Yönetiminin eylemlerine karşı birlik, beraberlik ve dayanışma ruhu içerisinde ortak bir tavır ve duruş sergileme zorunluluğu bulunmaktadır. İsrail Yönetimi, bu hain saldırılarla hiçbir sonuca ulaşamayacaktır. Ancak; insanlık bu zulme sessiz kaldıkça ve göz yumdukça, hayatını kaybeden çocukların hikâyelerini daha çok dinleyecektir.

Aşağıda imzası bulunan Türkiye Üniversiteleri Rektörleri olarak; işgalci İsrail Yönetiminin, 8 Temmuz 2014 tarihinde Gazze Şeridi'ne yönelik olarak başlatmış olduğu hava ve devamında kara saldırılarını şiddetle kınıyoruz. Aralarında masum çocuk ve kadınların da bulunduğu üç yüz elliden fazla sivil Filistinlinin hayatını kaybettiği ve binlercesinin yaralandığı, Uluslararası hukuka ve temel insan haklarına aykırı saldırıları nefretle telin ediyoruz.

İşgalci İsrail Yönetiminin bu saldırısı ilk değildir ve uluslararası hukukun açıkça bir kez daha ihlalidir. Başta Birleşmiş Milletler olmak üzere, ABD, AB ve Arap Yönetimlerinin önemli bir kısmının bu süreçteki açık destekleri, İsrail'in daha da saldırganlaşmasının temel nedenidir. Uluslararası toplum, İsrail'in insanlık ve savaş suçu olan bu politikalarına göz yummaktadır. Oysa bölgesel ve uluslararası aktörlerin; işgalci İsrail Yönetimine karşı açık tavır alarak, sonuç odaklı baskı politikaları uygulamaları beklenmektedir.
Ayrıca uluslararası nizamı koruma misyonu olan, ancak bu konuda başarısızlığı birçok kez teyit edilen Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi'nin, bu saldırılardan dolayı İsrail'i kınayan ve yaptırımlar öngören bir kararı en kısa zamanda kabul etmesi ve uygulamaya koyması uluslararası kamuoyunca beklenmektedir. Birleşmiş Milletlerin; İsrail Yönetimi aleyhine onlarca kararı olmasına rağmen, BM kararlarını uygulamayan İsrail Yönetimine hiçbir yaptırım uygulamaması ise son derece düşündürücüdür.
Türkiye Üniversiteleri Rektörleri olarak;

• Gazze'deki zulme karşı ulusal ve uluslararası platformda kamuoyu oluşturma konusunda her türlü sorumluluğu alacağımızı,

• Gazze'deki kardeşlerimize destek olmak için ülke çapında tüm üniversitelerimizde destek ve yardım kampanyaları başlatacağımızı,

• Gazze'de hayatını kaybeden ve yaralanan mağdurlar için İsrail Yönetiminin tazminat ödemesi için tüm hukuki yolları kullanacağımızı,

• Katliam emrini veren ve uygulayanların, uluslararası hukuk nezdinde hesap vermelerinin ve cezalandırılmalarının takipçisi olacağımızı,

• Gazze'ye yönelik hukuksuz abluka ve işgalin kaldırılması için uluslararası kamuoyunu harekete geçireceğimizi,

• İşgal edilmiş öz vatanlarında cezaevi hayatı yaşayan kardeşlerimizin, Başkenti Kudüs olan Bağımsız Filistin Devleti kurulması taleplerini desteklediğimizi,

• Gazze'deki kardeşlerimize uygulanan bu insanlık dışı katliam bitinceye ve Gazze ablukası kalkıncaya kadar, İsrail Yönetiminin katliamını kınamayan İsrail'deki üniversitelerle; her türlü akademik, kültürel ve sosyal ilişkilerimizi sonlandıracağımızı,

• İsrail Yönetiminin katliamına karşı tepki koyan, sesini yükselten, protesto eden İsrail Üniversiteleri ve Musevi Bilim insanlarıyla ise her türlü akademik, kültürel ve sosyal ilişkilerimizi devam ettireceğimizi, katliamı sonlandırma ve barış için yapacakları her türlü girişimlerine destek vereceğimizi,

• Kendileri; ülkelerinin dışında barış ve huzur içinde yaşarken, kendi vatanlarında acı çeken ve hayatını kaybeden Filistinli mazlumlar için, İsrail Yönetimine tepki koyan Musevi Cemaatlerine ve vatandaşlarına her türlü desteği vereceğimizi,

kamuoyuna deklare ederken;

Siyonist İsrail Yönetiminin saldırılarında hayatını kaybeden Şehitlerimize Allah'tan rahmet, yakınlarına başsağlığı ve yaralılara acil şifalar dileriz.

Kamuoyuna saygıyla duyurulur.

Türkiye Üniversiteleri Rektörleri

Marmara Üniversitesi Rektörü Prof. Dr.  M. Emin Arat,

Kahramanmaraş Sütçü İmam Üniversitesi Rektörü Prof.Dr. Mehmet Fatih KARAASLAN

Muş Alparslan Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Nihat İnanç,

Yıldız Teknik Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. İsmail Yüksek,

İstanbul Teknik Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Mehmet Karaca,

Hacettepe Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Murat Tuncer,

Ankara Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Erkan İbiş,

Ağrı İbrahim Çeçen Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. İrfan Aslan,

Samsun 19 Mayıs Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Hüseyin Akan,

Sakarya Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Muzaffer Elmas,

Yıldırım Beyazıt Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Metin Doğan,

Galatasaray Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Ethem Tolga,

Gazi Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Süleyman Büyükberber,

İstanbul Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Yunus Söylet,

Ankara Sosyal Bilimler Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Ömer Demir,

Akdeniz Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. İsrafil Kurtcephe,

Bezmialem Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Saffet Tüzgen,

Cumhuriyet Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Faruk Kocacık,

Fatih Sultan Mehmet Vakıf Üniv. Rektörü Prof. Dr. Musa Duman,

Kastamonu Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Seyit Aydın,

Konya Necmettin Erbakan Üniv. Rektörü Prof. Dr. Muzaffer Şeker,

Ordu Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Tarık Yarılgaç,

Adıyaman Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Talha Gönüllü,

Bartın Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Ramazan Kaplan,

Üsküdar Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Nevzat Tarhan,

Abant İzzet Baysal Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Hayri Coşkun,

Karabük Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Burhanettin Uysal,

Tokat Gaziosmanpaşa Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Mustafa Şahin,

Ahi Evran Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Kudret Saylam,

Bülent Ecevit Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Mahmut Özer,

Bingöl Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Gıyasettin Baydaş,

Tunceli Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Durmuş Boztuğ,

Bozok Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Tamer Uçar,

Bilecik Şeyh Edebali Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Azmi Özcan,

Harran Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. İbrahim Halil Mutlu,

Dicle Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. A. Jale Saraç,

Hakkari Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Ebubekir Ceylan,

Hasan Kalyoncu Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Tamer Yılmaz,

Hitit Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Reha Metin Alkan,

Selçuk Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Hakkı Gökbel,

İstanbul Aydın Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Yadigar İzmirli,

Mardin Artuklu Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. S. Bedii Omay,

KTO Karatay Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Ömer Torlak,

Dumlupınar Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Ahmet Karaaslan,

Fırat Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Kutbeddin Demirdağ,

İstanbul Medeniyet Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Hamit Okur,

Siirt Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Murat Erman,

Adana Bilim Teknoloji Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Adem Ersoy,

Yeni Yüzyıl Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. H. Hüsnü Gündüz,

Aksaray Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Mustafa Acar,

İstanbul Medipol Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Sabahattin Aydın,

Yüzüncü Yıl Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Peyami Battal,

Mustafa Kemal Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. H. Salih Güder,

Pamukkale Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Hüseyin Bağcı,

Karamanoğlu Mehmet Bey Üniver. Rektörü Prof. Dr. Sabri Gökmen,

Adnan Menderes Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Mustafa Birincioğlu,

Namık Kemal Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Osman Şimşek,

Kırklareli Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Mustafa Aykaç,

Beykent Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Mehmet Emin Karahan,

Atatürk Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Hikmet Koçak,

Erzurum Teknik Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Muammer Yaylalı,

Çankırı Karatekin Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. A. İbrahim Savaş,

Kafkas Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Sami Özcan,

Süleyman Demirel Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Hasan İbicioğlu,

Uşak Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Sait Çelik,

Şırnak Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Ali Akmaz,

Iğdır Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. İ. Hakkı Yılmaz,

Ardahan Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Ramazan Korkmaz,

Yalova Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Niyazi Eruslu,

Bitlis Eren Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Mahmut Doğru,

Batman Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Abdüsselam Uluçam,

Osmaniye Korkutata Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Orhan Büyükalaca,

Bursa Teknik Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Ali Sürmen,

Niğde Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Adnan Görür,

Sinop Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Recep Bircan,

Artvin Çoruh Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Mehmet Duman,

Gaziantep Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Yavuz Coşkun,

Erzincan Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. İlyas Çapoğlu,

İstanbul Gelişim Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Burhan Aykaç,

Nişantaşı Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Kerem Alkin,

Afyon Kocatepe Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Mustafa Solak,

Karadeniz Teknik Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Süleyman Baykal,

Recep Tayyip Erdoğan Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Hüseyin Karaman,

Süleymanşah Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Hüseyin Ekiz,

Gümüşhane Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. İhsan Günaydın,

Kilis 7 Aralık Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. İsmail Güvenç,

Eskişehir Osmangazi Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Hasan Gönen,

Kırıkkale Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Ekrem Yıldız,
 

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Gaziantep Osmanlı’dan günümüze bakır cezvelerde hazırlanan menengiç kahvesi lezzetiyle dikkat çekiyor Gaziantep’te bulunan Tahmis Kahvesi, Osmanlı’dan günümüze uzanan köklü geçmişiyle bakır cezvelerde hazırlanan menengiç kahvesi lezzetiyle dikkat çekiyor. Osmanlı döneminin ilk kıraathanelerinden biri olarak bilinen Tahmis Kahvesi, bugün hala faal durumda olmasıyla dünyanın en eski kahvehanelerinden biri olarak gösteriliyor. Tarihi mekan, özellikle bakır cezvelerde hazırlanan menengiç kahvesiyle dikkat çekiyor. Gaziantep’e özgü bir lezzet olan menengiç kahvesi, fıstığın yabani türünden elde ediliyor. Bu kahve, geleneksel yöntemlerle bakır cezvelerde ve kısık ateşte hazırlanarak servis ediliyor. Ustalar, bakır cezvenin kahvenin aromasını ve lezzetini en iyi şekilde ortaya çıkardığını belirtiyor. Tahmis Kahvesi’nin sahibi Mehmet Hilmi Bağcı, bir rivayetlere göre Osmanlı padişahlarından 4. Murad, Bağdat Seferi sırasında Tahmis Kahvesi’nde mola vererek kahve içip dinlendiğini söyledi. Bu nedenle Tahmis Kahvesi yalnızca bir kahvehane değil, aynı zamanda Osmanlı kültürünün ve geleneksel sohbet ortamının yaşatıldığı önemli bir tarihi mekan olarak kabul ediliyor. "Osmanlı padişahlarından 4. Murad, Bağdat Seferi sırasında burada durup kahve içerek dinlenmiştir" Tahmis Kahvesi’nin sahibi Mehmet Hilmi Bağcı, menengiç kahvesi ile ilgili bilgi vererek, "Burası Osmanlı döneminin ilk kıraathanelerinden biridir. Günümüzde ise dünyanın bilinen en eski ve hâlâ faal durumda olan kahvehanelerinden biri olarak kabul edilmektedir. Bu mekân özellikle menengiç kahvesi ile ünlüdür. Eski dönemlerden beri menengiç kahvesi, lezzetini artırmak için bakır cezvelerde hazırlanır. Menengiç aslında fıstığın yabani halidir. Bir rivayete göre, Osmanlı padişahlarından 4. Murad, Bağdat Seferi sırasında burada durup kahve içerek dinlenmiştir. Günümüzde de gelen misafirlerimize menengiç kahvesini yine bakır cezvelerde hazırlayıp, geleneksel bir sunumla ikram ediyoruz. Misafirlerimiz bu sunumdan oldukça memnun kalıyor. Bakırın en önemli özelliği iyi bir yalıtım sağlamasıdır. Ayrıca sağlık açısından da iç kısmının kalaylı olması önemlidir. Menengiç kahvesi kısık ateşte pişirildiğinde daha lezzetli olur. Bu nedenle bakır cezveler kahvenin tadını daha iyi ortaya çıkarır. Eskiden olduğu gibi günümüzde de bakır cezveler yeniden rağbet görmeye başlamıştır. İnsanlar farklı malzemelerden yapılan cezveler yerine tekrar bakır cezveleri tercih etmektedir. Bu cezveler tamamen bakırdan yapılır ve iç kısmı kalaylanır. Böylece hem sağlık açısından güvenli olur hem de kahvenin lezzeti korunur" dedi. "400 yıllık bir geçmişe sahiptir ve oldukça nostaljik bir mekandır" Tahmis Kahvesi’nin tarihinin çok eskiye dayandığını ifade eden Bağcı, "Bu kahvehane yaklaşık 400 yıllık bir geçmişe sahiptir ve oldukça nostaljik bir mekandır. İnsanlar buraya sadece kahve içmek için değil, oturmak, dinlenmek ve bu tarihi atmosferi yaşamak için gelirler. Bilindiği gibi ‘Bir kahvenin kırk yıl hatırı vardır.’ Biz de diyoruz ki, Tahmis Kahvesi’nin 400 yıllık hatırası vardır. Bu nedenle burası eski dönemlerden beri kültürel buluşmaların ve sohbetlerin yaşandığı önemli bir mekân olmuştur. Buraya gelen insanlar hem kahvenin tadını çıkarır hem de biraz dinlenme fırsatı bulur. Aslında burada amaç sadece kahve içmek değildir, kahve bir bahanedir. Biz burada menengiç kahvesi başta olmak üzere farklı kahve türleri de sunuyoruz. Türk kahvesi de vardır, ancak menengiç kahvesi bu mekâna özgü en meşhur kahvedir. Hatta bazı misafirlerimiz menengiç kahvesini doğrudan bu isimle istemez. ‘Bize Tahmis kahvesi verin’ derler. Biz de onların aslında menengiç kahvesi istediğini bilir ve ikram ederiz. Şu anda bir fincan kahvenin fiyatı 130 TL’dir. Gelen misafirlerimiz genellikle memnun kalmaktadır. Biz de fiyatları mümkün olduğunca uygun tutmaya çalışıyoruz. Çünkü bizim için önemli olan insanların burada oturup dinlenmesi, keyif alması ve memnun bir şekilde ayrılmasıdır" diye konuştu.
Iğdır Bakü-Nahçıvan seferini yapan yolcu uçağı saldırı nedeniyle Iğdır’a indi İran’dan Nahçıvan Özerk Cumhuriyeti Havalimanı’na insansız hava aracı ile düzenlenen saldırı sonrası havaalanı uçuşlara kapatıldı. Bakü–Nahçıvan seferini yapan yolcu uçağı ise, Iğdır Şehit Bülent Aydın Havalimanı’na yönlendirildi. İran’dan Nahçıvan Özerk Cumhuriyeti Havalimanı’na insansız hava aracıyla düzenlenen saldırıda terminal binasının isabet etmesi sonucu 2 kişi yaralanırken, binada da hasar meydana geldi. Saldırı sonrası güvenlik gerekçesiyle havalimanı geçici olarak uçuşlara kapatıldı. Bu gelişmenin ardından Bakü’den Nahçıvan’a gitmek üzere havalanan iki yolcu uçağı, Iğdır Şehit Bülent Aydın Havalimanı’na yönlendirildi. İki uçak, saat 20.30 ve 23.00 sıralarında 150 yolcusuyla güvenli şekilde iniş gerçekleştirdi. Iğdır’da yetkililer tarafından çiçeklerle karşılanan yolcuların güvenli şekilde ülkelerine ulaşmaları için gerekli tüm tedbirlerin alındığı öğrenildi. Uçaktan inen Nahçıvanlı yolcular, pasaport işlemlerinin ardından Iğdır’da hazır bekleyen otobüslerle Nahçıvan’a hareket etti. Aynı şekilde Nahçıvan’dan Bakü’ye gidecek yolcular da otobüslerle Iğdır’a getirildi. Yolcular burada uçağa binerek Bakü’ye gitti. Dün gece Bakü’den 150 yolcu gelirken, Nahçıvan’dan gelen 166 yolcu ise uçakla Bakü’ye gitti. Azerbaycanlı yolcular, "Güvenli şekilde indik hem de kardeşlerimizi gördük" diyerek memnuniyetlerini dile getirdiler. Karşılıklı seferlerin bir süre devam edeceği öğrenildi.
Bilecik BŞEÜ yemekhanesine sanatsal dokunuş Bilecik Şeyh Edebali Üniversitesi (BŞEÜ) yeni yemekhanesi, Güzel Sanatlar ve Tasarım Fakültesi öğrencilerinin sanatsal dokunuşlarıyla estetik bir görünüme kavuştu. Bilecik Şeyh Edebali Üniversitesi İlbay Vurdular Merkezi Yemekhanesi, Güzel Sanatlar ve Tasarım Fakültesi Seramik ve Cam Bölümü tarafından hazırlanan eserlerle sanatla buluştu. Lisans ve yüksek lisans programlarından mezun öğrencilerin çeşitli seramik çalışmalarından oluşan koleksiyon, üniversitenin yeni yemekhanesinde kalıcı olarak sergilenmek üzere kamusal bir enstalasyona dönüştürüldü. Seramik Teknolojileri, Sanatsal Seramik Tasarımı ve Dekor Uygulamaları gibi alanlarda üretilen çalışmaların yer aldığı eserler, mekânla bütünleşen seramik tabak uygulamalarına odaklanıyor. Öğrencilerin sanatsal üretimlerini kamusal bir alana taşıyan çalışmalar, yemekhanenin farklı noktalarına estetik bir kimlik kazandırdı. Seçilen eserlerin yerleştirilmesi sürecinde Bilecik Şeyh Edebali Üniversitesi Rektör Yardımcısı ve Güzel Sanatlar ve Tasarım Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Murat Yurdakul, Güzel Sanatlar ve Tasarım Fakültesi Seramik ve Cam Bölümü Bölüm Başkanı Doç. Dr. Leyla Kubat, Dr. Öğr. Üyesi Elif Gündüz ve Dr. Öğr. Üyesi Ozan Bebek’in katılımıyla değerlendirme toplantısı gerçekleştirildi. Öğrenciler tarafından üretilen eserler, yapılan değerlendirmeler sonucunda belirlenen alanlarda eş zamanlı olarak yerleştirildi. Çalışmayla üniversite içerisinde sanatın görünürlüğü artırılırken, farklı disiplinler arasındaki iş birliği kültürünün de güçlendirilmesi hedeflendi.
Düzce Tarımsal kalkınmaya destek Düzce Belediyesi tarafından hayata geçirilen Tarım Akademisi, İbn-i Sina Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi öğrencilerine yönelik teorik ve uygulamalı eğitim gerçekleştirdi. Düzce Belediyesi’nin yerel üretimi teşvik etmek ve tarımsal kalkınmayı desteklemek amacıyla kurduğu Tarım Akademisi, gençleri modern tarım teknikleri ile buluşturmaya, mesleki bilgi ve becerilerini geliştirmeye aynı zamanda bilinçli üreticiler kazandırma eğitimlerine tüm hızıyla devam ediyor. Akademinin Aziziye mahallesinde bulunan uygulama alanında ziraat mühendisleri tarafından karşılanan İbn-i Sina Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi öğrencileri, ilk olarak teorik eğitime tabi tutuldu. Slaytlar eşliğinde seracılık, mantar yetiştiriciliği, aşılama teknikleri, budama, bitki koruma yöntemleri, topraksız tarımda yetiştiricilik ve tarla bitkileri konularında bilgilendirilen öğrenciler daha sonra uygulama için sahaya çıkarak budama, çelikle üretim, bitki koruma uygulamaları ve temel tarımsal uygulamaları birebir deneyimleme fırsatı buldu. Gençlere yönelik modern tarım teknikleriyle buluşturmak, mesleki bilgi ve becerilerini geliştirmek ve tarım sektörüne donanımlı, bilinçli üreticiler kazandırmak amacıyla yapılan eğitimlerde ayrıca üniversitelerin Ziraat fakültesi öğrencileri başta olmak üzere peyzaj mimarlığı, süs bitkileri yetiştiriciliği, tıbbi aromatik bitki yetiştiriciliği öğrencilerine hem uygulama hem de teorik olarak staj eğitimi imkanı sunuluyor.
Gaziantep Gaziantep suya doydu, barajlardaki doluluk yüzde 90’a ulaştı Gaziantep’e su sağlayan Kartalkaya Barajı’nın doluluk oranı yağışların ardından yüzde 90’a ulaştı. Geçtiğimiz yıl kuraklığın ciddi anlamda olumsuz etkilediği Gaziantep’te kış mevsimi boyunca etkili olan yağışlar, barajlara yaradı. Gaziantep’in içme suyunun karşılandığı Kartalkaya Barajı’nın doluluk oranı yüzde 90’a ulaştı. Gaziantep’te son yılların en yağışlının kışının yaşanırken, barajlar tam doluluğa ulaştı. Gaziantep Su ve Kanalizasyon İdaresi (GASKİ) verilerine göre, geçtiğimiz yılın ilk 3 ayında yüzde 32 seviyelerine kadar düşen barajlardaki doluluk oranı bu yıl aynı dönemde yüzde 90 seviyesine ulaştı. Geçtiğimiz yıl kurak geçen yaz ayları ve yoğun tarım sulamaları nedeniyle su seviyesinde ciddi düşüş yaşayan Kartalkaya Barajı, bu yıl etkili olan yağmur ve karla yüzde 90 ulaşması yüzleri güldürdü. Gaziantep Büyükşehir Belediyesi Su ve Kanalizasyon İdaresi Genel Müdürü Sevda Usalp, bu yıl yoğun kar ve yağmur sayesinde Kartalkaya Barajı’nın dolduğunu söyledi. Kente yapılan yatırımlar sayesinde Gaziantep’e kuraklığı hissettirmediklerini belirten Usalp, "31 Aralık tarihinden itibaren devam eden yağışlarla baraj doluluk seviyelerimiz yüzde 90 seviyesine ulaştı. Mart ve nisan aylarında oluşacak yağışları da takip etmekteyiz. Yağış verilerini incelediğimizde ise şehrimize 2025 yılı ocak ve şubat aylarında 44 kilogram yağış düşmüştü. 2026 yılında ise bu yağış miktarımız 350 kilograma kadar yükselmiştir" şeklinde konuştu. "Yaptığımız yatırımlar sayesinde şehrimize su sorunu yaşatmadık" 2025 yılının çok kurak geçtiğini belirten Usalp, "Geçtiğimiz yıl meteorolojik verilerde olağanüstü kuraklık olarak tanımlanan, bölgemiz ve özellikle içme suyu havzalarımız açısından son derece zorlu bir süreç yaşanmıştır. Özellikle içme suyu kaynaklarının neredeyse tamamını komşu ilden temin eden bir şehir olduğumuz düşünüldüğünde, yönetilmesi oldukça güç bir tablonun içinde olduğumuz aşikardır. Ancak Büyükşehir Belediye Başkanımız Fatma Şahin’in önderliğinde öngörü belediyeciliği ile yaptığımız yatırımlar sayesinde olağan üstü kurak dönemde şehrimize su sorunu yaşatmadık. Kuraklığın boyutunu anlatacak en çarpıcı veri ise en ciddi yağışların beklendiği 2025 Ocak ayında şehrimize ve su kaynaklarımıza tek bir damla yağışın düşmemiş olmasıdır" dedi. "Kartalkaya Barajı’mızın doluluk oranı yüzde 90 seviyesine ulaştı" Bu yıl yağışların Kartalkaya Barajı’nı doldurduğunu belirten Usalp, "Geçtiğimiz yıl yaşanan olağanüstü kuraklık düşünüldüğünde, bu yılki tablo son derece olumlu gerçekleşmiştir. Ocak ve şubat ayı verileri incelendiğinde yağışların uzun yıllar ortalamasının üzerinde seyrettiği görülmektedir. Bu durum sadece su kaynaklarımız için bir can suyu olmakla kalmamış, en önemlisi rahmet toprakla buluşmuştur. Somut bir kıyaslama yapmak gerekirse Kartalkaya Barajı’mızın doluluk oranı geçtiğimiz yıl bugün yüzde 32 seviyesindeyken, bu yıl aynı dönemde yüzde 90 seviyesine ulaşmıştır. Söz konusu bu hissedilir artışın sadece tek bir noktada değil, tüm su kaynaklarımızda yaşandığını memnuniyetle söyleyebiliriz" ifadelerini kullandı. "Mart ve nisan aylarındaki yağış performansı belirleyici olacaktır" Mart ve Nisan yağmurlarının Kartalkaya Barajı’ndaki doluluk oranını daha da artıracağını belirten Usalp, "Gerçekleşen yağış verileri incelendiğinde şehrimize 2025 yılı ocak ve şubat aylarında toplam 44,6 milimetre 2026 yılının aynı döneminde ise 350,8 milimetre yağış düştüğü görülmektedir. İçme suyu havzalarımız baz alındığında 2025 yılı ocak ve şubat aylarında 497,5 mm olan yağış miktarının, 2026 yılının aynı döneminde 1099 milimetreye çıkmıştır. Ancak yağış sezonunun henüz sonuna gelmediğimiz unutulmamalıdır. Asıl kaynakları dolduracak ve toprağı doyuracak yağışların genellikle mart ve nisan aylarında gerçekleşmesi beklendiğinden, bu aylardaki yağış performansı belirleyici olacaktır. Dolayısıyla mevcut tablo olumlu olsa da süreci ihtiyatla takip etmek ve bahar yağışlarının seyrini göz ardı etmemek gerekmektedir" şeklinde konuştu. "Yaz döneminde 670 bin metreküp su tüketilmektedir" Şehrin su tüketiminin yaz ve kış dönemi olarak iki ayrı kategoride değerlendirildiğini belirten Usalp, "Zira iki dönem arasındaki fark neredeyse küçük ölçekli bir ilin günlük su ihtiyacına denktir. Kış döneminde günlük ortalama 550 bin metreküp tüketim gerçekleşirken, yaz döneminde bu rakam 670 bin metreküp seviyelerine çıkmaktadır. Bölgenin lokomotifi ve cazibe merkezi olan şehrimizin sürekli büyüyen nüfusu da göz önüne alındığında, aradaki bu ciddi makası yönetmek büyük bir teknik kapasite gerektirmektedir. Doğru projelendirme, etkin işletme kabiliyeti ve güçlü iletişim ile kurumumuzun bu dinamik yapıyı şu ana kadar başarıyla yönettiğini söyleyebiliriz" ifadelerinde bulundu. "Boşa akıtılan her damla su geleceğimizden çalınan en kıymetli değerdir" Su israfı konusunda da çağrıda bulunan Usalp, "Bu yıl yağışların bereketli olması, suyun sınırsız olduğu veya iklim krizinin sona erdiği anlamına gelmez. Geçen yıl yoktu, bu yıl var’ rehavetine kapılmadan, suyumuz varken dahi yokmuş bilinciyle hareket etmek zorundayız. Boşa akıtılan her damla su, geleceğimizden çalınan en kıymetli değerdir. Kurum olarak yürüttüğümüz sosyal farkındalık çalışmalarını bu dönemde daha da artırarak, su bilincini kalıcı bir kültüre dönüştürmeyi hedefliyoruz. Bu yıl yağışların bereketli olması, suyun sınırsız olduğu ve iklim krizinin sona erdiği anlamına gelmiyor. Şehrimiz ve tüm Türkiye için suyumuzun bol olduğu, suyumuzun ve yağışların yoğun olduğu dönemlerde dahi suyun farkındalığında olup su tüketimi noktasında elimizden gelen tüm bir tasarruf bilincini harekete geçirmek istiyoruz" diye konuştu.