DÜNYA - 05 Mart 2017 Pazar 11:32

Almanya ile Türkiye arasında krizler bitmek bilmiyor

A
A
A
Almanya ile Türkiye arasında krizler bitmek bilmiyor

Önce Adalet Bakanı Bekir Bozdağ, ardından Ekonomi Bakanı Nihat Zeybekci'nin Almanya’daki konuşmalarının iptal edilmesi, Türkiye ile Almanya arasında son yıllarda yaşanan krizi bir adım daha tırmandırdı.

Türkiye ile Almanya arasında iki yıldır devam eden kriz, bakanların konuşmaları iptal edilince tavan yaptı. Alman tarafı görüşmelerin kesilmemesi ve sorunların diyalog yoluyla hallolmasını isterken, krizi derinleştiren yasakların ise ardı arkası kesilmiyor. Önce Adalet Bakanı Bekir Bozdağ, ardından Ekonomi Bakanı Nihat Zeybekci'nin konuşma yapacağı iki salon güvenlik gerekçesiyle iptal edildi. Şimdi ise Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu'nun Hamburg'da yapacağı toplantı iptal edildi. Federal yetkililer ‘iptal kararı mahalli idarelere aittir’ derken, mart ayında Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın Kuzey Ren Vestfalya eyaletinde Türk vatandaşlarıyla bir araya geleceği haberleri ise haftalarca Alman medyasında “gelmesin istemiyoruz” yorumlarıyla yer aldı. 

Son bir buçuk yılda Türkiye'yi 5 kez ziyaret eden Almanya Başbakanı Angela Merkel, 12 yıllık AK Parti iktidarı döneminde 9 kez Türkiye'yi ziyaret etti. Merkel’in Türkiye’yi bu kadar sık ziyaret etmesine rağmen Türkiye ile Almanya arasındaki ilişkilerde bir iyileşme görülmezken, son 2 yıldır özellikle Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan hakkında Alman medyasında 2 milyon 260 bin olumsuz haber yer aldı. Arama motoruna “Obama 2016” yazıldığında 440 bin, “Putin 2016” yazıldığında 146 bin haberin yapıldığı görülürken, Türkiye yazıldığında Alman medyasında çıkan haberlerin 44 bin 700 olduğu görülüyor.

Alman seçiminin malzemesi “Türkiye ve Erdoğan”

24 Eylül’de Almanya'da genel seçimler yapılacak. Üç dönemdir ülkeyi yöneten Angela Merkel, dördüncü dönem için de aday oldu. Merkel'in partisi Hıristiyan Birlik Partileri CDU/CSU'nun oy oranı yüzde 31 dolayında. En yakın takipçisi Sosyal Demokrat Partinin ise 2016 yılı sonunda oy oranı yüzde 21 civarındaydı. Sosyal Demokrat Partinin başbakan adayı olarak Avrupa Parlamentosu eski Başkanı Martin Schulz'u göstermesi kısa bir zamanda SPD'ye yüzde 10'luk gibi bir katkı getirdi. SPD, yıllar sonra ilk kez Merkel'in partisinin önüne geçti. Schulz bolca sosyal devlet sözü vererek oy toplamaya çalışırken, Merkel bir taraftan AB geleceğini kurtarmaya, diğer taraftan da ülkeyi idare etmeye çalışıyor. Her iki partinin birbirine üstünlük sağlaması radikal oylara bağlı. Bunun için Türkiye'ye karşı sert tepki ve sert sözler söylemek Almanya'da pirim yapıyor. Sosyal Demokratların hedefi, Türkiye aleyhtarı söylemlerle aşırı solcuların oylarını alarak Merkel'in birkaç puan önüne geçmek. Hıristiyan Demokratlar ise Türkiye ve Erdoğan düşmanlığı yaparak aşırı sağcı oyları alarak seçimden birinci parti olarak çıkmayı hedefliyor. ‘PKK terör örgütü olmaktan çıkarılsın’ diyen Sol Parti ve Yeşiller Partisi ise Almanya'daki sol görüşlü Alman vatandaşlığına geçmiş olan Kürt kökenlilerin oylarını alabilmek için Türkiye ve Erdoğan düşmanlığı yaparak oy toplamaya çalışıyor. Bu iki partinin de yüzde 5'lik barajı aşamama endişeleri bulunuyor. Diğer yandan Almanya için Alternatif Partinin (AfD) eyalet meclislerinden sonra genel seçimlerde Federal Meclise de girme ihtimalleri çok yüksek. Şu anda yapılan kamuoyu araştırmalarında AfD'nin oy oranı yüzde 12 civarında bulunuyor. AfD seçim kampanyasını ‘AB'ye ve euroya hayır’, ‘Radikal İslam'a ve mültecilere hayır’ söylemleriyle yürüterek üyor taraftar toplamaya çalışıyor. AfD oylarını hem Angela Merkel'in partisi CDU/CSU'dan hem de Martin Schulz'un partisi SDP'den alıyor.

Almanya ile krize neden olan olaylar

Tahrik ve saldırıların fitilini ilk kez 17 Mart 2016’da Alman NDR televizyonunda bir mizah programında yayınlanan Cumhurbaşkanı Erdoğan’a yönelik ağır eleştiriler içeren video ateşledi. Türkiye de duruma sert tepki gösterdi.

Can Dündar ve Ankara Temsilcisi Erdem Gül’ün 25 Mart’ta İstanbul Adliyesindeki duruşmasına, Alman Büyükelçi Martin Erdmann da katıldı. Erdmann, yargıya müdahale edici davranışlarda bulunduğu gerekçesiyle Dışişleri Bakanlığına çağrıldı. Hakkında yakalama kararı bulunan Can Dündar, Haziran 2016’dan bu yana Almanya’da yaşıyor. Almanya Cumhurbaşkanı Joachim Gauck tarafından saraya davet edilen Dündar, ardından Alman Adalet Bakanlığındaki resepsiyona konuşmacı olarak davet edildi.

Alman Parlamentosu, 1 Haziran 2016’da 1915 olaylarını 'soykırım' olarak nitelendiren tasarıyı onayladı. 1915-1916 yıllarında Osmanlı İmparatorluğu'nda Ermenilere ve diğer Hıristiyan azınlıklara uygulanan sözde soykırımın hatırlanması ve anılması kararlaştırıldı. Federal Meclisin bu tavrı üzerine Türkiye, Berlin Büyükelçisini Ankara'ya geri çağırdı.

Temmuz ayında İncirlik’teki Alman askerlerini ziyaret etmek isteyen Alman Savunma Bakanlığı Müsteşarlığına bağlı Savunma Komisyonu milletvekillerinden oluşan bir heyetin talebi ‘İncirlik askeri bir tesistir. Sivillerin germesi yasaktır’ denilerek reddedildi.

Temmuz ayında Köln’de yapılması planlanan “Darbeye karşı demokrasi mitingine” telekonferans yöntemiyle katılacak olan Erdoğan’ın bu izni iptal edildi.

15 Temmuz darbe girişiminin ardından Almanya'ya sığınan FETÖ'ye mensup bazı isimlerin Almanya’da barınması da, Türkiye ile Almanya arasındaki ilişkileri gerdi. Türkiye, FETÖ mensuplarının iade edilmesini talep etti. Fakat Alman tarafı hukuk sürecini gerekçe göstererek Türkiye'nin talebini geri çevirdi. Almanya, FETÖ'nün yanı sıra Türkiye'nin PKK, DHKP-C ve aşırı sol örgütlerin Almanya'da bulunan elebaşlarını talep etmesine karşın ‘hukuk süreci’ni gerekçe göstererek talebi yerine getirmedi.

HDP Eş Genel Başkanlarının tutuklanması ve bazı medya kuruluşunun kapatılması üzerine Berlin’den tepkiler geldi. Türk Büyükelçiliği Maslahatgüzarı, Alman Dışişleri Bakanlığına çağrıldı. Bakanlıktan, “HDP'li politikacılar ve milletvekillerinin gece vakti tutuklanması Bakanlık nazarında durumu daha ciddi bir boyuta taşımıştır” denildi.

Almanya’ya giden AK Partili milletvekili ve TBMM Başkanvekili Ayşenur Bahçekapılı’nın pasaportunu çaldırdığı için aldığı geçici pasaport sebebiyle Köln Havalimanında saatlerce alıkonulması Türkiye'nin tepkisine neden oldu. Türkiye'nin tepkisi üzerine Almanya, olaya neden olan kişinin “pasaport polisi” olduğunu kaydederek skandalı bir memura yükledi.

Alman Federal Mahkemesi tarafından Diyanet İşleri Türk İslam Birliği (DİTİB) camilerinde görev yapan bazı imamlar hakkında FETÖ'ye mensup isimleri takip edip Ankara’ya bildirdiği gerekçesiyle “casusluk” iddiasıyla soruşturma başlatıldı. Evlerine baskın düzenlenerek aramalar yapıldı.

İki ülke arasında ekonomik, kültürel, siyasi ve toplumsal bağlar bulunuyor >

Almanya, Türkiye için önemli ülkelerin başında geliyor. Türkiye ve Almanya arasında ekonomik, kültürel, siyasi ve toplumsal bağlar bulunuyor. İki ülke arasında yıllık 35 milyar dolarlık ihracat yapılıyor. Türkiye'ye yılda 4 milyona yakın Alman turist geliyor. Türkiye'ye 6 bin 500 Alman iş adamı yatırım yapıyor. Almanya'da 3 milyonun üzerine Türk vatandaşı yaşıyor. 80 bine yakın Türk işletmesi Almanya'da faaliyet gösteriyor, 350 binin üzerinde istihdam sağlıyor. 100 milyar euroya yakın yıllık ciroları bulunuyor. Türk-Alman evliliklerinin sayısı 200 bine yakın. Türk-Alman evliliklerinden 150 bin çocuk dünyaya geldi. Türkiye'de ise 70 binin üzerinde Alman yaşıyor. Almanya, Türkiye için “akraba ülkeler” arasında bulunuyor. 

Mehmet Koca

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Aydın AYSO Meclis ve Müşterek Komite Toplantısı gerçekleştirildi Aydın Sanayi Odası (AYSO) Meclis ve Müşterek Komite Toplantısı Meclis Başkanı Hakkı Gözlüklü başkanlığında gerçekleştirildi. Toplantının açılışında Meclis Başkanı Hakkı Gözlüklü, meclis ve komite üyelerine katılımlarından dolayı teşekkür ederek, ülke ekonomisinde son dönemde yaşanan gelişmeleri değerlendirdi. Ardından Yönetim Kurulu Başkanı Gökhan Maraş söz alarak AYSO’nun gelir-gider durumu, dönem içi çalışmaları ve devam eden projeleri hakkında meclis ve komite üyelerine bilgilendirmelerde bulundu. Yaklaşan AYSO olağan seçimlerine de değinen Yönetim Kurulu Başkanı Gökhan Maraş, göreve devam etme iradelerini ortaya koyarak, "Yıl sonuna doğru yapılması planlanan AYSO olağan seçimlerinde mavi liste ile seçime gireceğiz. Rengimiz mavi olacak. Bugüne kadar olduğu gibi önümüzdeki dönemde de Aydın sanayisi için birlik, istişare ve ortak akıl anlayışıyla çalışmaya devam edeceğiz" dedi. Toplantıda, AYSO tarafından makine imalatı ve tedarikçileri sektörüne yönelik yürütülen UR-GE Projesi kapsamında 15-23 Nisan 2026 tarihleri arasında Çin’e gerçekleştirilen fuar ve iş gezisi hakkında da değerlendirmelerde bulunuldu. Programa katılan UR-GE üyesi sanayicileri, Çin’de edindikleri temaslar, fuar ziyaretleri ve sektörel kazanımlar hakkında görüşlerini paylaşarak projenin hayata geçirilmesinde emeği geçenlere teşekkür etti. AYSO Yönetim Kurulu Başkanı Gökhan Maraş, Çin programına ilişkin yaptığı değerlendirmede şu ifadeleri kullandı: "Makine İmalatı ve Tedarikçileri sektörüne yönelik yürüttüğümüz UR-GE Projemiz, üyelerimizin uluslararası pazarlara açılması, yeni iş bağlantıları kurması ve küresel rekabet gücünü artırması açısından son derece kıymetlidir. Çin programında da temel amacımız, üyelerimizin yanında olmak, onlara öncülük etmek ve Aydın sanayisinin uluslararası alandaki görünürlüğünü artırmaktı. Bu kapsamda UR-GE üyelerimiz proje desteklerinden yararlanırken, AYSO heyetinde yer alan bizler tüm seyahat masraflarımızı kendi imkanlarımızla karşıladık. Dolayısıyla bu konuda kamuoyunda oluşabilecek yanlış algıların önüne geçmek isteriz. Aydın Sanayi Odası olarak her zaman şeffaflık, hesap verebilirlik ve üyelerimizin menfaatini önceleyen bir anlayışla hareket ediyoruz." Toplantının konuk konuşmacı bölümünde Aydın Ticaret İl Müdürü Arif Aksu, UR-GE projelerinin firmaların ihracat kapasitesine ve kurumsal gelişimine sağladığı katkılara değinerek, bu tür projelerin sanayiciler açısından önemli fırsatlar sunduğunu ifade etti. AYSO Genel Sekreteri Çetin Aykırı ise komite üyelerine yönelik GZFT (SWOT) Analizi sunumu gerçekleştirdi. Sunumda sektörlerin güçlü ve gelişime açık yönleri, karşılaşılabilecek fırsatlar ve riskler değerlendirilerek komite üyelerinin görüşleri alındı. Toplantı, Meclis ve komite üyelerinin değerlendirmeleri, görüş ve önerilerinin alınmasının ardından sona erdi.
İzmir Dikili’de kafedeki saldırıya 6 tutuklama İzmir’in Dikili ilçesinde bir kafede çıkan tartışma sonrası yaşanan kavgada, olaya karışan 8 şüpheliden 2’si adli kontrol şartı ile serbest kalırken, 6 kişi ise tutuklanarak cezaevine gönderildi. Dikili ilçesine bağlı Çandarlı Mahallesi’nde geçtiğimiz günlerde meydana gelen olayda, iddiaya göre bir kafede iki taraf arasında çıkan tartışma daha sonra kavgaya dönüştü. İlerleyen dakikalarda taraflardan birine destek için otobüsle olay yerine gelen kalabalık grubun kavgaya karışması üzerine sandalyeler havada uçuştu. Tekme ve yumruklarla taraflar birbirine girerken, olayda bir kişi bıçakla yaralandı. Bir şahsın cep telefonu kamerasına yansıyan görüntülerde, yaşanan arbede sırasında tarafların birbirini kovaladığı ve çevrede büyük panik yaşandığı görüldü. Bazı kişilerin yere düştüğü ve kalabalığın içinde sürüklendiği anlar dikkat çekti. Olayın ardından kavgaya karışanlar tek tek gözaltına alındı. Mahkemeye sevk edilen 8 şüpheliden T. A. ve U. A., haklarında adli kontrol tedbiri uygulanarak serbest bırakılırken, Nesimi K., Şerif A. G., Hüseyin K. Mehmet A. K., Mustafa Ç. ve Sezer K. tutuklanarak cezaevine gönderildi. Olayla ilgili güvenlik kamerası görüntülerinin de incelemeye alındığı öğrenilirken, soruşturmanın çok yönlü olarak sürdüğü belirtildi. Öte yandan, olay sonrası bazı sosyal medya hesapları üzerinden halkı kin ve düşmanlığa sevk edebilecek içeriklerle ilgili de tahkikat başlatıldığı bildirildi.
Ankara Cengiz Gökay: "İbrahim Hacıosmanoğlu’nun meselesi şahsi değil, tamamen Türk futbolunun geleceğiyle ilgili" Türkiye Futbol Federasyonu (TFF) Futbol Altyapı ve Gençlik Projelerinden Sorumlu Yönetim Kurulu Üyesi Cengiz Gökay, Türkiye Futbol Federasyonu (TFF) Başkanı İbrahim Hacıosmanoğlu ile ilgili, "Türk futboluna ve milletine aşık bir adamı herkese beğendirmek kolay değildir. Futbola duygusal bağlılığı olan insanlar bazen yanlış anlaşılır. Fakat onun meselesi şahsi değil, tamamen Türk futbolunun geleceğiyle ilgili" dedi. Türkiye Futbol Federasyonu (TFF) Futbol Altyapı ve Gençlik Projelerinden Sorumlu Yönetim Kurulu Üyesi Cengiz Gökay, Türkiye A Milli Futbol Takımı’nın Dünya Kupası’na katılımı ve TFF gündemine dair değerlendirmelerde bulundu. Gökay, son 2 yıldır Türk futboluna adaletli, şeffaf ve herkese eşit bir mesafede duran bir yönetim kurulu oluşturduklarını kaydederek, "Olumsuzluklar olacak, eksiklerimiz, hatalarımız olacak ama her şeyden önce başkanın da dediği gibi biz çoluğumuza çocuğumuza itibar ve namuslu, haysiyetli bir geçmiş bırakmak istiyoruz. Bu makamların tamamı gelip geçici. Biz bu süreçlerde sürekli kendi aramızda istişare ediyoruz. Bu makamları gelip geçiciliğini her gün dillendiriyoruz. O yüzden bu makamlarda kalırken bu makamlarda bulunurken bizler bu vatana millete hizmet etmekten ve bunu düşünmekten başka bir ceddimiz ya da gayretimiz yoktur" diye konuştu. "İnşallah Dünya Kupası’ndan çok iyi bir sonuçla döneceğiz" Bu süreçte Dünya Kupası’na katılmanın nasip olduğunu söyleyen Gökay, "Ömründe 3 kere gitmeye hak kazanmış 2 kere gitmiş. Üçüncüsünü Allah nasip ederse 24 yıl sonra bu yönetime nasip oldu. İnşallah oraya gittiğimizde de çok iyi bir sonuçla döneceğiz" şeklinde konuştu. "Dünya Kupası’nda final maçını yapıp döneceğiz" Türkiye’nin Dünya Kupası grubundan çıkacağını tahmin ettiğini belirten Gökay, "Gruptan çıktıktan sonra da ilk elemeyi Allah’ın izniyle geçip son 16, son 8, son 4 ve finalde inşallah New York’ta temmuz aynın ortasında o final maçını yapıp döneceğiz. Ülkenin buna çok ihtiyacı var. Bu kadar futbolla içli dışlı olan başka ülke yok gibi. O yüzden bizim ülkemizin bu gurura bu mutluluğa ihtiyacı var. Bizim işimizi gücümüzü bırakıp tek bir şeye konsantre olmamız lazım. Bu süreçte ciddi bir sonuç alıp buradan Allah’ın izniyle döneceğiz" ifadelerini kullandı. "İbrahim Hacıosmanoğlu’nun meselesi şahsi değil, tamamen Türk futbolunun geleceğiyle ilgili" Türk milletinin delikanlı ve dürüst insanı sevdiğine inandığını aktaran Gökay, İbrahim Hacıosmanoğlu’nun en büyük farkının da burada ortaya çıktığını dile getirerek şöyle konuştu: "Çünkü o iki yüzlü bir profil çizmedi hiçbir zaman. Herkese duymak istediğini söyleyen biri olmadı. Bence en büyük gücü de tam olarak bu. Bugün birçok insan günü kurtarmak için konuşuyor. O ise bazen geç anlaşılmayı göze alıyor ama samimiyetinden taviz vermiyor. Çünkü alışılmış düzenin dışında bir karakter ama şunu unutmamak lazım; sadece Türk futboluna ve milletine aşık bir adamı herkese beğendirmek kolay değildir. Futbola duygusal bağlılığı olan insanlar bazen yanlış anlaşılır. Fakat onun meselesi şahsi değil, tamamen Türk futbolunun geleceğiyle ilgili. Ben bunu farklı okuyorum. Bazen milletin umuduna zarar gelmemesi için susarsınız. Her tartışmaya girmezsiniz. Çünkü bazı insanlar laf yetiştirerek değil, sorumluluk taşıyarak mücadele eder. İbrahim Hacıosmanoğlu’nun da böyle düşündüğünü düşünüyorum. Türk futbolunun yeniden ayağa kalkmasının bu millet için ne kadar önemli olduğunu biliyor. Bu başarıya insanların gerçekten ekmek ve su kadar ihtiyacı var. Tek yüzlü olması çünkü tek yüzlü adamların kaderi bazen eleştiri almaktır. Ama ben samimiyetin eninde sonunda kazandığına inanıyorum. Kalbi doğru olan insanların hakkı, onları eleştirenler tarafından bile bir gün teslim edilir. Ben şuna inanıyorum; milletini güldürmek için gerekirse kendi bedel ödeyecek insanların kıymeti geç anlaşılır. Ama Türk milleti zamanı geldiğinde kimin samimi olduğunu çok iyi görür."
İstanbul Ekrem İmamoğlu Suç Örgütü duruşmasında ‘söz hakkı’ konusu nedeniyle gerginlik yaşandı ‘Ekrem İmamoğlu Çıkar Amaçlı Suç Örgütü’ duruşmasının 30. oturumunda, tutuklu sanık Ekrem İmamoğlu, kendisine söz hakkı verilmesini istedi. Mahkeme başkanının söz hakkı verilmeyeceğini ifade etmesi üzerine duruşmada gerginlik yaşandı. Ekrem İmamoğlu mahkeme başkanına "Bu dava bu şekilde yürümez, başka bir motivasyon ile mi buradasınız sayın başkan? Sizin 15 dakika olsa Ekrem İmamoğlu’nu dinlemekten kaçınmanız kamuoyu nezdinde size zarar verir" ifadelerini kullandı. Mahkeme başkanı ise duruşmada sesini yükselten Ekrem İmamoğlu’na "Ekrem Bey bu şekilde bağırmaya devam ederseniz salondan çıkaracağız. Size özel bir ayrımcılık yapmamıza gerek yok" dedi. ‘Ekrem İmamoğlu Çıkar Amaçlı Suç Örgütü’ davasının ilk duruşmasının 30. oturumu, İstanbul 40. Ağır Ceza Mahkemesi’nce Marmara Ceza İnfaz Kurumları Yerleşkesi’nde bulunan duruşma salonunda görülmeye devam edildi. Duruşmada Ekrem İmamoğlu, mahkemenin tutukluluk değerlendirmesi öncesi kendisine söz hakkı verilmesini istedi. Mahkeme başkanının söz hakkı verilmeyeceğini ifade etmesi üzerine duruşmada gerginlik yaşandı "Bağırmaya devam ederseniz salondan çıkaracağız" Ekrem İmamoğlu’nun söz hakkı istemesi üzerine mahkeme başkanı "Kimseye ayrıcalık tanımayacağız böyle. Buranın bir düzeni var. Daha önce söz hakkı verilmesi konusunda avukatlarımız da taleplerini dile getirdiler, aynı hususu dile getirdik. Ekrem Bey size özel bir ayrımcılık yapmamıza gerek yok" dedi. Ekrem İmamoğlu bunun üzerine "İddianame zaten ayrıcalığı yapmış" diyerek sesini yükseltti. Mahkeme başkanı ise "Ekrem Bey bu şekilde bağırmaya devam ederseniz salondan çıkaracağız" dedi. Başkan: "Bu üslupla devam ederseniz salondan dışarı alacağım sizi" İmamoğlu "Bu dava bu şekilde yürümez başka bir motivasyon ile mi buradasınız sayın başkan. Ben burada yaşanan duyguları size aktarmak ile yükümlüyüm" dedi. Mahkeme başkanı ise "Talebinizi dile getirdiniz biz bunu uygun görmedik. Her seferinde ayrıca söz hakkı verilmeyeceğini söyledim" dedi. Ekrem İmamoğlu "Sizin 15 dakika olsa Ekrem İmamoğlu’nu dinlemekten kaçınmanız kamuoyu nezdinde size zarar verir" ifadelerini kullandı. Mahkeme başkanı "Şimdi şunu yapıyorsunuz, kimse konuşmayacak ben konuşacağım. Ekrem Bey bu üslupla devam ederseniz salondan dışarı alacağım sizi" dedi. İmamoğlu’nun "kimi" demesi üzerine mahkeme başkanı "Sizi" şeklinde cevap verdi. Başkan: "Biz burada neden istisna yapacağız" Başkan devamında "Sizin burada bir sanık sıfatınız var. Sizin bu kadar diyaloğa bile girememeniz lazım. Uyarıyorum devam ediyorsunuz. Bu diyalog bu şekilde devam edemez. Söz hakkı vermek konusunda kimseye bir sınırlama yapmıyorum. Şu an mevcut bir uygulamaya karar verdik. Biz burada neden istisna yapacağız?" dedi. Ekrem İmamoğlu: "Kararınızı değiştirmeniz umuyorum" Ekrem İmamoğlu ise "Burada 90’a yakın insan tutsak. Bu iddianameye göre Ekrem İmamoğlu’nun kendi adına konuşmayacağını, buradaki insanlar adına konuşacağını biliyorsunuz. Bugün alacağınız karara katkı sunacak İmamoğlu’nun size beyan edeceği 15 dakikalık bir duygu, insan haklarına da katkı sunacaktır. Bugün vereceğiniz bu karar sizinle gelir, eksik olur. Ne için katkı sunacağım biliyor musunuz? Millet için. Kararınızı değiştirmeniz umuyorum" ifadelerini kullandı. Duruşma avukat beyanları ile sürüyor.
Denizli Merkezefendi Basketbol Takımı eğitime destek amacıyla parkeye çıktı Yukatel Merkezefendi Belediyesi Basket Takımı ile Denizli Genç İş İnsanları Derneği Basket Takımı arasında düzenlenen ’Eğitime Destek Maçı’, PAÜ Arena’da oynandı. Merkezefendi Belediye Başkanı Şeniz Doğan, "Dayanışmayı büyütmeye, gençlerimizin yanında olmaya devam edeceğiz" dedi. Merkezefendi Belediyesi’nin eğitime destek çalışmaları kapsamında, Denizli Özel Cerrahi Hastanesi sponsorluğuyla ’Eğitime Destek Maçı’ düzenlendi. Yukatel Merkezefendi Belediyesi Basket Takımı ile Denizli Genç İş İnsanları Derneği Basket Takımı oyuncularının karma olarak karşılaştığı maçlar keyifli anlara sahne oldu. Dostluk ve dayanışmanın ön planda olduğu karşılaşmalar ile farkındalık oluşturuldu. Karşılaşmadan elde edilen tüm gelir, Türk Eğitim Vakfı aracılığıyla üniversite öğrencilerinin eğitimine destek olmak üzere bağışlanacak. Zerrin Çelik: "Sosyal sorumluluğun bilinciyle projelere destek sağlamaya devam edeceğiz" Öğrencilere burs sağlamak amacıyla düzenlenen etkinliğe ana sponsor olmaktan büyük mutluluk duyduklarını ifade eden Denizli Özel Cerrahi Hastanesi Yönetim Kurulu Başkanı Dr. Zerrin Çelik, "Denizli Özel Cerrahi Hastanesi olarak, Türk Eğitim Vakfı aracılığı ile öğrencilere destek amacıyla düzenlenen böyle bir etkinliğe sponsor olmaktan büyük mutluluk duyuyoruz. Eğitim, bizim çok değer verdiğimiz ve son derece önemsediğimiz bir konu. Bu doğrultuda gençlere katkı sağlamak ve eğitimi desteklemek adına etkinliğin ana sponsoru olmaktan ayrıca memnuniyet duyuyoruz. Bu tür etkinlikleri her zaman desteklemeyi isteriz. Toplumsal görevlerinin ve sosyal sorumluluğunun bilincinde olan bir kuruluş olarak, bundan sonra da benzer projelere katkı sunmaya devam edeceğiz" şeklinde konuştu. Şeniz Doğan: "Gençlerimize destek olmaktan büyük mutluluk duyuyoruz" Merkezefendi Belediye Başkanı Şeniz Doğan ise eğitime verilen desteğin önemine dikkat çekti. Başkan Doğan, "Gençlerimizin eğitimine katkı sunmak, onların yarınlara daha güçlü hazırlanmasına destek olmak hepimizin sorumluluğu. Sahaya çıkan sporcularımıza, katkı sunan paydaşlarımıza ve tribünlerde bizleri yalnız bırakmayan tüm hemşehrilerimize teşekkür ediyorum. Sporun birleştirici gücüyle bir araya gelerek gençlerimizin eğitimine katkı sağlamaktan büyük mutluluk duyuyoruz. Bu tür sosyal sorumluluk projelerini sürdürmeye devam edeceğiz" ifadelerini kullandı.