ASAYİŞ - 17 Ekim 2014 Cuma 14:19

Aşiretlerin ittifakı IŞİD'i püskürtüyor

A
A
A
Aşiretlerin ittifakı IŞİD'i püskürtüyor

Beyt Nahreyn Arap-Arami Birliği’nden yapılan açıklamada, Irak ve Suriye'deki Arap aşiretlerin oluşturduğu ittifakla IŞİD’in bölge halklarına ve inanç topluluklarına karşı uyguladığı katliamı sonlandırma çalışmalarının hızlandırılarak, sonuç aşamasına getirildiği kaydedildi.

Açıklamada, ittifaka katılan El İzze aşiretinin Irak ordusunun da verdiği destekle Mansuriye ve Şuhani bölgelerinde IŞİD üyelerini püskürterek, kontrolü ele aldığına dikkat çekildi. Merkezi Diyarbakır'da bulunan Beyt Nahreyn Arap-Arami Birliği’nce Suriye ve Irak’taki aşiretlerin IŞİD’e karşı yaptığı ittifaklara ve son gelişmelere ilişkin yazılı açıklama yapıldı.

Açıklamada birliğin teknik ve uluslararası destek verdiği Irak ve Suriye'deki Arap aşiretler arasında ittifakı sağlama ve bu ittifakların Kürt, Süryani, Ermeni, Türkmen, Yezidi demokratik güç birleşenleriyle ittifakını sağlamak amacıyla yapılan çalışmaların sonuçlarını vermeye başladığı belirtildi. Daha önce bu çalışmaların sonucunda Suriye'de Sünni Arap Şammar aşireti ve Kürt güçler arasında ittifak gerçekleştirildiği ve sonucunda Ayn-el Arab (Kobani) direnişinin ortaya çıktığı kaydedilen açıklamada, ardından Irak'ta Peşmerge güçleriyle yapılan ittifak sonucunda Rabia kentinin işgalden kurtarıldığı bildirildi.

"İKİ BÖLGEDE IŞİD PÜSKÜRTÜLDÜ"
Son olarak Diyale’nin Mansuriye ve Şuhani bölgelerinde bulunan El İzze aşiretinin IŞİD’e karşı diğer bileşenlerle birlikte harekat başlattığına dikkat çekilen açıklamada, "Diğer aşiretlerden de destek gören Sünni Arap El İzze aşireti üyeleri, Irak ordusunun da verdiği destek üzerine çatışmalara girerek, Mansuriye ve Şuhani bölgelerinde IŞİD üyelerini püskürtüp kontrolü ele aldı" denildi.

El-Cubur aşiret üyelerinin ise Selahaddin’e bağlı ve başkent Bağdat’ın 75 kilometre kuzeyindeki Sünniler’in yoğun yaşadığı Duluiye kasabasında iki aydan beri IŞİD’e karşı savaştığına dikkat çekilen açıklamada, son çatışmalardan sonra bölgede kontrolünün Sünni Arap El-Cubur aşiret üyelerinde olduğu belirtildi. Bu ittifakların yanı sıra, bazı aşiretlerin de kendi olanakları ile çevresindeki bölgeleri IŞİD’in barbar saldırılarından korumaya çabaladığına işaret edilen açıklamada şunlar kaydedildi:

"Sünni Arap El Ker'uyi, El Queysi, El Beyat'ul eb'ul Ferc, El-Hemdani Eb'ul Hebeş, El-Ezi, Rey'aş, Li'heb El-Ubedi, İsrawi, Ebu Es'af ve benzeri aşiretler de ortak koordinasyonla ittifaklara dahil edilerek, barbarların Beyt Nahreyn coğrafyasının halklarına ve inanç topluluklarına karşı uyguladıkları katliamı sonlandırma çalışmaları hızlandırılarak sonuç aşamasına getirildi."

"DİKKATLER DAĞITILMAYA ÇALIŞILIYOR"
Belirli merkezlerce servis edilen haberlerle tüm dikkatlerin bir iki noktada uygulanan barbarca katliamlara yönlendirilerek dağıtılmaya, bölgedeki halkların dinamiklerinin birbirinden koptuğu izlenimi yaratılarak birbirinden koparılmaya çalışıldığına da dikkat çekilen açıklamada,

"Bölgedeki hiçbir katliam, hiçbir direniş birbirinden kopuk değildir. Bölge halklarına ve inanç gruplarına uygulanan katliamlarda bölge halklarının ve inanç gruplarının dinamiklerinin sergilediği onurlu direnişlerde bir bütündür. Bir bütün olarak değerlendirilmeli, birbirinden koparılmamalıdır. Katliamcıların ve uluslararası malum destekçilerinin amacı servis ettikleri haberlerle bu bütünlüğü bozarak, halkların dinamiklerini birbirinden kopararak halkları birbirine düşman ederek, birinci ve ikinci katliam savaşlarında olduğu gibi kendilerine muhtaç ederek, bölgeye kendilerine uygun bir dizayn vermedir.

Bölgede yaşayan Arap-Kürt-Süryani-Ermeni-Türkmen halklar ve Müslüman Sünni, Şii, Alevi, Ezidi, Hristiyan inanç toplulukları bu oyuna gelmemeli. Oluşacak bu dizaynla yüzyıllık halkların köleliği ve düşmanlığı oyununu dinamiklerini birleştirerek birlikte bir bütünlük içinde hareket ederek bozmalıdır" denildi.

MEHMET PİŞKİN
 

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Kastamonu Sokak köpeklerinin saldırısına uğrayan kadını vatandaşlar kurtardı: O anlar kamerada Kastamonu’da sokak köpekleri, önce okula gitmek isteyen öğrencilere, daha sonra da yol kenarında bekleyen bir kadına saldırdı. Kadının sokak köpeklerinden kurtarıldığı anlar ise saniye saniye kameraya yansıdı. Olay, Budamış Mahallesi’nde bulunan Doğakent Sitesi’nde meydana geldi. Edinilen bilgiye göre, sokak köpekleri sabah saatlerinde okula gitmek isteyen öğrencilere saldırdı. Çevredeki vatandaşların bağırmasından korkan köpekler, kaçarak uzaklaştı. Bir süre sonra tekrar site içerisine gelen sokak köpekleri, yol kenarında bekleyen kadına saldırmaya çalıştı. Çantasını sallayarak köpeklerden korunmaya çalışan kadın, çevredeki vatandaşların yardımıyla yara almadan kurtuldu. Sokak köpeklerinin kadına saldırdığı anlar ise cep telefonu kamerasına yansıdı. Görüntülerde köpeklerin yol kenarında bekleyen kadına doğru koştuğu ve daha sonra saldırdığı görülüyor. Kadın çantasıyla kendisini korumaya çalışıyor. Daha sonra yere düşen kadın, bir vatandaşın bağırması ve bir vatandaşın da otomobili köpeklerin üzerine sürmesiyle kurtuluyor. "Arabamla köpeklerin üzerine sürdüm ama köpekler arabaya da saldırdı" Sitede ikamet eden Faruk Fettahoğlu, "Köpeklerin kadın ve çocuklara çok şiddetli bir şekilde bir saldırı, bir tehlike ortamı oluştu. Mümkün olduğunca biz de müdahale etmeye çalıştık ama bayağı tehlike arz eden bir durum oldu. Özellikle kadınlar ve çocuklar sabahları eziyet çekiyor. Hatta köpekler saldırırken videolarını falan da çektik. Hemen buradaki çeşmenin önünde bir kadına saldırdılar. Ben de arabamla köpeklerin üzerine doğru gittim ama arabanın üzerine doğru da saldırıda bulundular. Sürekli tehlike arz ediyor. Bir an önce bunların toplatılması gerekiyor. Yoksa burada çok kişinin canı yanacak. Hem sağlık açısından hem çocukların travmaları açısından sıkıntılı bir durum" dedi. "Köpekler insana saldırıyorlar, buna bir çözüm bulsalar iyi olacak" Sitede yaşayan Mustafa Eskicioğlu ise, "Sabah 5-6 tane köpek öğrenciye saldırdılar. Camları açıp bağırdık, köpekleri o şekilde uzaklaştırabildik. Çeşmenin yanında da bir kadın vardı, köpekler kadına sardı. Allah’tan kadının yakınında da bir adam vardı, kadını da adam kurtardı. Köpeklerden çok korktuk. Çocuklara saldırıyorlar. Sitenin kapısının önünde bir kadın ile öğrenci korkudan dışarı çıkamadı. Bağırınca da kaçmıyorlar. Oradan bir taksici geldi, kadın ile öğrenciyi taksiye aldı. Köpekler insana saldırıyorlar. Buna bir çözüm bulsalar iyi olacak" diye konuştu.
Düzce Ata tohumundan hibritlere Düzce Üniversitesi Bilim İletişimi Ofisi ile Toplumsal Katkı Koordinatörlüğü tarafından, Yükseköğretim Kurulu’nun (YÖK) öncülüğünde hayata geçirilen Bilim Kafe etkinlikleri kapsamında düzenlenen buluşmalara bir yenisi daha eklendi. "Ata Tohumu: Miras mı Bilim mi?" başlıklı Bilim Kafe programı, Bostanlık Köyü’nde köy halkının yoğun katılımı ve ilgisiyle gerçekleştirilen etkinlikte, Ziraat Fakültesi Tarla Bitkileri Bölümü’nden Dr. Öğr. Üyesi Mehmet Can konuşmacı olarak yer aldı. Programın açılış konuşmasını yapan Genel Sekreter Yardımcısı ve Kurumsal İletişim Koordinatörü Öğr. Gör. Duygu Özdemir Cömert, Düzce Üniversitesi’nin toplumsal katkı misyonu doğrultusunda Bilim Kafe etkinliklerinin düzenli olarak gerçekleştirildiğini ifade etti. Tarım ve ata tohumu gibi doğrudan üreticileri ilgilendiren konuların bilimsel bir perspektifle ele alınmasının büyük önem taşıdığını belirten Öğr. Gör. Duygu Özdemir Cömert, "Bilim Kafe etkinlikleriyle vatandaşlarımızın sorularına doğrudan yanıt bulabilecekleri bir paylaşım ortamı oluşturuyoruz" şeklinde konuştu. Ata tohumundan hibritlere Ata tohumu, standart tohum ve hibrit tohum kavramlarına açıklık getirerek konuşmasına başlayan Dr. Öğr. Üyesi Mehmet Can, ata tohumlarının, tarımın başladığı dönemlerden itibaren nesilden nesile aktarılan, gözlem ve seçilim yoluyla korunmuş kadim bir miras olduğunu ifade etti. Standart tohumların belirli özellikleri sabitlenmiş ve standardize edilmiş çeşitler olduğunu belirten Dr. Öğr. Üyesi Mehmet Can, hibrit tohumların ise iki üstün özelliğin tek bir bitkide birleştirilmesiyle elde edildiğini dile getirdi. "Atalarımız yüzyıllar boyunca aslında bir ıslah çalışması yürüttüler" Atalarımızın yüzyıllar boyunca en verimli ve kaliteli bitkileri seçerek sürdürdükleri üretim pratiğinin bir çeşit doğal seleksiyon ve ıslah süreci olduğunu belirten Öğretim Üyesi, modern tarımda da seleksiyonun hala temel yöntemlerden biri olduğunu kaydetti. Konuşmasında artan dünya nüfusuna da değinen Dr. Öğr. Üyesi Mehmet Can, küresel ölçekte gıda üretiminin artırılmasının zorunluluğuna dikkat çekerek, hibrit tohumlar ve modern üretim teknikleri sayesinde 1 tona kadar çıkabildiğini belirtti. "Toprak sağlığı, sürdürülebilir üretimin anahtarı" Sürdürülebilir üretimin temelinde sağlıklı toprak bulunduğunu belirterek, topraktaki organik madde miktarının artırılmasının önemine dikkat çeken Dr. Öğr. Üyesi Can, ahır gübresi, yeşil gübreleme ve hümik asit uygulamalarının toprak yapısını iyileştirmede önemli araçlar olduğunu kaydetti. Bazı kimyasal gübrelerin içerdiği dolgu maddelerinin uzun vadede toprağa zarar verebileceğini belirten Dr. Öğr. Üyesi Mehmet Can, bilinçli ve dengeli gübreleme yapılması gerektiğini vurguladı. Bilim ile toplum arasında güçlü bir köprü Köy halkının yoğun ilgisi ve aktif katılımıyla gerçekleşen programda, vatandaşlar merak ettikleri soruları Öğretim Üyesine yöneltme fırsatı buldu. Bilimsel bilginin toplumla buluşturulması ve tarımsal üretime ilişkin güncel konuların yerinde konuşulması açısından önemli bir buluşma olan "Ata Tohumu: Miras mı Bilim mi?" başlıklı Bilim Kafe buluşması, teşekkür belgesi takdimi ve fotoğraf çekimi ile sona erdi.