POLİTİKA - 28 Mart 2017 Salı 15:29

Başbakan Binali Yıldırım: 'Avrupa’yı uyarıyorum!'

A
A
A
Başbakan Binali Yıldırım: 'Avrupa’yı uyarıyorum!'

Başbakan Binali Yıldırım, Avrupa’yı referandum konusunda taraf olmaması konusunda uyararak, “Türkiye’nin iç meselesi olan bu halk oylaması konusunda Avrupa’yı uyarıyorum. İç işimize karışmayın, kendi işinize bakın” dedi.

Başbakan Binali Yıldırım, Aktekke 15 Temmuz Demokrasi Meydanı’nda halka hitap ederek, “Türkiye’ye uzanan zalimlerin ellerini kırmaya hazır mısın? 16 Nisan da bağımsız Türkiye için, güçlü Türkiye için evet diyecek miyiz?

Karaman işi bitirmiş, Karaman’a yakışan da budur. 16 Nisan’da Karaman’da sandıklar evet oylarıyla dolup taşacak mı? 16 Nisan’da mühürler Türkiye’nin geçeği için basılacak mı? 16 Nisan’da millet vesayet odakları da kırmızı kartı görecek ve Türkiye geleceği doğru emin adımlarla ilerleyecek. Büyük değişime sayılı günler kaldı. Bugün 19 günümüz var.

Şimdi hayır şarkısını söyleyenler baktı ki millet bunlara aldırış etmiyor evet demeye karar vermiş, telaşlandılar. Ne diyeceklerini ne yapacaklarını şaşırdılar. Acaba bugün hangi yalanı uydursam diye her gün saatlerce düşünüyorlar” dedi.

Geleceğin teminatının gençler olduğunu ifade eden Başbakan Yıldırım, “Ama bu Kılıçdaroğlu da maşallah yalanda. Şimdi öyle gün görmemiş yalan var bunda. Bu sabah diyor ki sadece cumhurbaşkanı, sadece vali, sadece büyükelçi bu değişiklik olursa Türk bayrağı taşıyacak başka kimse taşımayacak. Şu bayrakları bir kaldırın da Kılıçdaroğlu görsün.

Bu bayrağa laf edenin, bu bayrağa göz dikenin canına okur Karaman. Bu bayrak inmez, ezanlar dinmez. Bu bayrağa laf edemezsiniz. Ağzından çıkanı kulağı duymuyor. Aşağı mahalle ede bir yalan söylüyor yukarı gelmeden unutuyor, tekrar yalan söylüyor.

Hem evet diyenlere vatan haini diyeceksin. Sen önce meydanlara çık ve evet oyu verenler haindir cümlesinin hesabını ver. İşi gücü milletin faydasına olmayan işlerle uğraşmak kafa karıştırmak” diye konuştu.

“YENİ ANAYASADA İŞİN SAHİBİ MİLLET OLACAK”

Başbakan Yıldırım konuşmasını şöyle sürdürdü:

“Cumhurbaşkanımız ile bu kutlu yürüyüşe çıktığımızda bir söz verdik. Dedik ki, biz milletten başka kimseyi tanımayız. Biz, hakkın ve halkın hizmetkarıyız. Tek adresimiz millettir. Patron da millettir. Bugüne kadar bu prensibimizi bozmadık.

Şimdi yeni anayasa da işin sahibi millet olacak. Patron siz olacaksınız. Yeni anayasayla milletin iradesine ortak olmaya çalışanlar 15 Temmuz’u planlayanlar, 17-25 olaylarını planlayanlar, gezi olaylarını, 12 Eylül’ü 28 Şubat’ı planlayanlar artık miadını dolduruyor ve tarihi çöplüğünde yerlerini alıyorlar. Kılıçdaroğlu buna karşı çıkıyor. Çünkü o tek başına çalışarak iş başına gelme gibi bir hedefi yok. 15 Temmuz’da halkın gücü tankın gücünü yendi. Yeni anayasayla devlet içindeki paralel yapılanmalar, çeteler tamamen bitecek.

Yeni anayasayla medya plazalarında hükümetler kurma, yıkma dönemi sona erecek. Manşetlerin söylediği değil milletin söylediği olacak. Kılıçdaroğlu muhtarlarla bir araya geliyor ve diyor ki; ey muhtarlar 16 Nisan’da evet çıkarsa 17’sinde muhtarlıklar çıkacak. İşte yalan 1. Yalan 2, minibüsçülerin durağına gidiyor ve diyor ki ‘evet’ verirseniz sizin minibüs hatlarınız iptal olacak. Yalan 3, iş adamları ile toplantı yapıyor. Onlara 16 Nisan’da evet verirseniz bir gün sonra bütün fabrikalarına el konacak, iş yerleriniz elinizden çalınacak.

Yalan 3 değil 33 tane yalan var. Ayaküstü 40 tane yalan söylüyor. Bırakalım onunla uğraşmayalım, işimize bakalım. Bunlar pimi çekilmiş bomba gibi. Bakın, mevcut sistem de bugünlere geldi AK Parti. 14 yıldır biz millete hizmet ediyoruz ama bir yandan da şeytan taşlıyoruz. Şeytan taşlamadan vakit kaldığı zaman da hastane, yol, milletin gönlünü yapıyoruz. Bu yeni sistemle beraber bunlar bitiyor. Şeytan taşlamak yok artık yeni sistemle.

Artık engelsiz koşu var. Belirsizlikler ortadan kalkacak. Cumhurbaşkanı, Başbakan anlaşmazlığı diye bir şey kalmıyor. Gücü sandıkta siz belirliyorsunuz. Memleketi kim yönetecek sizin oylarınız belirleyecek. Yüzde 540 ile Cumhurbaşkanını seçiyor 5 yıl boyunca çalışıyor ve sizin hizmetlerini yerine getiriyor. Diyelim ki iyi çalıştı. Bir 5 yol daha seçebiliyorsunuz. 3’üncü 5 yıl isterse yok kardeşim, iki dönem yeter. İstiyorlar ki bütün bu olumsuzluklara rağmen, bu 82 model anayasayla yola devam edelim. Kimse bu anayasaya dokunmasın istiyorlar.

Çünkü bu haliyle anayasa milli iradeyi engellemek için iyi bir araç. İşlerine geldiği zaman hemen 367 icadı, yargı icadı çıkarıp parti kapatmaya çalışıyorlar. 2008’de Türkiye’nin en büyük iktidar partisine kapatma davası açmadı mı bunlar. Bu anayasayla mahkemelere koşup büyük projeleri engelliyorlar, Türkiye’nin gelişmesini yavaşlatıyorlar. Manşetlerle hükümetler artık düşmeyecek.

Milletvekili transferleriyle, siyasetle oynanmayacak ve güvenoyunu meclis değil milletin kendisi sandıkta verecek, siz vereceksiniz. İşte bütün bunlar olurken CHP’nin de HDP’nin de uykuları, keyfi kaçıyor. 2 partinin de söylemlerine bakın birbiriyle aynı. Gücümüz millet, kararımız evet. Bunların sicili bozcuk. Marmara’yı yapacağız karşı çıkıyorlar. 3’üncü havalimanına yine hayır, Avrasya Tüneli yapıyoruz yine hayır. Osmangazi, dünyanın 3’üncü büyük köprüsünü yapıyoruz ki yine hayır. Şehir hastanelerine hayır. Otoyollara hayır Kuvvetler ayrılığı en net şekilde ortaya konacak. Yani meclis işini yapacak, hükümet ve yargıda işini yapacak. Yargın hem bağımsız hem de tarafsız oluyor. Biz sadece yaratanın huzurunda eğiliriz. Yargıda birliği sağlıyoruz. Öyle ayrı ayrı yok.

Herkes için adalet, rütbeye göre adalet olmaz. Milletvekilleri yasaları yapacak. Cumhurbaşkanı hükümeti kuracak ve icraat, proje yapacak. Vatandaşa verdiği sözleri bir bir yerine getirecek. Mecliste kanun yapacak ve hükümeti de denetleyecek. Sizin vekilleriniz denetleyecek. Milletvekilleri artık Cumhurbaşkanı yardımcılarına ve bakanlara istedikleri soruyu soracak, yöreleri ile ilgili problemlerini aktaracak ve 15 gün içinde de bunun cevabını verecek. Kılıçdaroğlu bunu da çarpıtıyor. Milletvekilleri soru soramıyor. Erzurumlu pehlivan duysa pataklar onu vallahi. Aslında yeni sistemde Cumhurbaşkanı hem yetkili hem de sorumlu oluyor.

Şu anda yetkili fakat sorumlu değil. İşte yeni anayasanın özelliği millete hesap vermeyi getiriyor. Oyu veren hesabı da sorar. Hükümetler mevcut sistemle çok kısa oluyor. Bakın Türkiye’de 1950’den bu tarafa 67 yıl geçti. 48 hükümet kuruldu. 17 ayda bir hükümet. Öyle hükümetler var ki 25 gün. 17 ayda ne yapacaksınız. Hiçbir şey yapamazsınız. Tebrikleri kabul eder ve vedalaşırsınız. Hizmet nerede, hak getire İşte şimdi siz seçeceksiniz, 5 yıllığına seçeceksiniz ve 5 yıl boyunca kesintisiz hizmet, görev yapacak. Fark bu işte.”

“PARTİLERİ SEÇMEYECEĞİZ, TÜRKİYE’NİN GELECEĞİNİ OYLAYACAĞIZ”

Cumhurbaşkanı ve meclis seçiminin aynı anda olacağını belirten Başbakan Yıldırım, “Böylece hem meclis belli olacak, hem de 5 yıllığına Türkiye’yi kim yönetecek belli olacak. Daha sonra meclise efendim hükümet kuruldu kurulmadı, güvenoyu aldı almadı gibi zaman kaybı yok. Cumhurbaşkanı seçildikten hemen sonra göreve başlıyor ve çalışıyor.

Vesayetin tuttuğu kapılan vatandaşın önünde sonuna kadar açılıyor. Belirsizlik dönemi yok oluyor ve yeni anayasa bu yeniliklerle Türkiye’nin aydınlık yarınlarına ışık tutacak. Bu değişikliklerle Türkiye’de yepyeni bir sayfa açıyor. Türkiye’nin muasır medeniyetler seviyesine ulaşacağı hedeflerini hiçbir engele takılmadan bir şekilde gerçekleştirmeyi sağlayacak. Şunu da söyleyeyim ki, 16 Nisan bir genel seçim değil. Partileri seçmeyeceğiz,

Türkiye’nin geleceğini oylayacağız. Burada parti, adaylar yok. Sadece Türkiye var. Patinaj yapmaya, bozuk arabayla yola gitmeye devam mı edecek yoksa kesintisiz hedeflerine yürüyecek mi? Hepimizin farklı fikri olabilir, farklı görüş olabilir. Demokrasinin güzelliği de budur. Ama bütün bunları bir kenara bırakacağız, mesele memleket meselesi deyip kararımızı vereceğiz. İster MHP, ister HDP veya diğer partilere, kime gönül verirlerle versinler, genel seçimde ona görev, oyunu verir. Ama 16 Nisan Türkiye’nin geleceğinin seçimi. Onun için kararımız evet.

Dün itibari ile yurt dışı temsilcilik ve gümrük kapılarında oy verme işlemi başladı. Milyonlarca gurbetçi vatandaşlarımızın kalbi, kulağı Türkiye’de ve kalpleri Türkiye sevdasıyla atıyor. Sandığa gittiler ve oylarını verdiler. Özellikle Avrupa ülkelerinin Türkiye’de yapılacak 16 Nisan oylamasına nasıl dahil olduklarını takip ediyorsunuz. Türkiye demokratikleşme yolunda mesafeler kat ettikçe Avrupa’nın bazı ülkelerinde ırkçı söylemler artmaya başladı.

Erdoğan düşmanlığı moda oldu. Terör, örgütlerini, PKK’nın, FETÖ’nün adamları rahatça hayır propaganda yapıyor, bölücü başının posterlerini taşıyor ama evet demek yasaklanıyor. Bunun adı düpedüz ırkçılıktır. Bizim Türkiye olarak hiçbir ülkeyle alıp veremediğimiz yok. Türkiye meselelere bu kadar sükunet ile sağduyuyla yanaşırken inatla kriz çıkarmaya çalışanlara bu millet eyvallah etmez. 54 yıldır, ha bugün ha yarın Türkiye’yi Avrupa Birliği üyelik için oyalıyor.

Türkiye ile ilişkileri bozmak bize 1 kaybettirir ama Avrupa Birliği’ne daha çok kaybettirir. Türkiye’nin iç meselesi olan bu referandum için Avrupa’yı uyarıyorum, işinize bakın. Herkes yerini yurdunu bilsin, PKK’ye eylem yaptırmak size mi düştü. PKK’ya kol kanat germek size mi düştü? 15 senedir dur durak bilmeden çalıştık ve ülkemizi kalkındırdık. 1 Türkiye’yi 3 Türkiye yaptık. Eğer önümüze çıkanlar olmasaydı 3 değil 5 Türkiye yapacaktık. Ama artık bu günler bitiyor. 16 Nisandan sonra hızımızı kesmeye, engel koymaya hiç kimsenin gücü yetmeyecek” diye konuştu.

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Muş Muş’un ücra köylerindeki bin çocuğa bayram sevinci Hayır Kapısı Derneği tarafından yürütülen yardım çalışmaları kapsamında Muş’un uzak köylerinde yaşayan çocuklara bayram sevinci yaşatıldı. Dernek gönüllüleri, köy köy dolaşarak yaklaşık bin çocuğa bayramlık kıyafet dağıttı. Bingöl merkezli Hayır Kapısı Derneği gönüllüleri, yıl boyunca yürüttükleri yardım çalışmaları kapsamında Türkiye genelinde 10 bin çocuğa ulaşarak bot, mont, kırtasiye, bayramlık kıyafet ve oyuncak dağıttı. Dernek gönüllüleri, Muş’un uzak köylerinde yaşayan yaklaşık bin çocuğa da bayramlık kıyafet, bayram şekeri ve alışveriş kartı ulaştırdı. Yıl boyunca Türkiye genelinde ihtiyaç sahibi çocuklara yönelik yardım faaliyetleri yürüten Hayır Kapısı Derneği, hayata geçirdiği çalışmalar kapsamında 10 bin çocuğa ulaştı. Hayırseverlerin destekleri ile gönüllü ekipler tarafından bot, mont, kırtasiye malzemeleri, bayramlık kıyafet ve binlerce oyuncak çocuklara ulaştırıldı. Bayram öncesinde Muş’un kırsal ve ulaşımı zor köylerine giden dernek gönüllüleri, burada yaşayan yaklaşık bin çocuğa bayramlık kıyafet dağıtırken gönüllüler ayrıca ailelerin bayram ihtiyaçlarını karşılayabilmesi için alışveriş kartı da dağıttı. Dernek gönüllüsü Birgül Çelik Kıyagan, çocuklara destek olmaya devam edeceklerini belirterek, dayanışma ve paylaşma ruhunu yaşatmak amacıyla çalışmalarını yıl boyunca sürdüreceklerini ifade etti. Kıyagan, özellikle kırsal bölgelerde yaşayan çocuklara ulaşarak onların bayram sevincine ortak olmayı amaçladıklarını ifade ederek, "Almanya’dan geliyorum, Hayır Kapısı Derneği gönüllüsüyüm. Türkiye genelinde çocuklar için bayramlık topladık, 10 bin çocuğa yardım etmek amacıyla. Şu anda da Muş’tayız. Çocukları sevindirmek için bayramlıkları dağıttık. Çocuklar çok sevindi, gerçekten çok mutlu oldular. Biz de onları öyle görünce çok mutlu olduk. Hayır verenlerden Allah razı olsun. Şu anda Muş’tayız, bin çocuğa bayramlık aldık, dağıttık ve onları sevindirdik" dedi. Bayramlığını alan Hayrünisa Erdoğan, çok mutlu olduğunu ifade ederek bayramda bol bol şeker toplayacağını söyledi. Köylerine gelerek kendilerine çeşitli hediyeler veren dernek gönüllülerine teşekkür eden Elif Mendeş de bayramlık elbiseler için çok mutlu olduğunu ifade etti.
Ankara AK Parti Sözcüsü Çelik: "Özel’in silgisi sürekli kaleminden önce bitiyor, bu gidişle CHP’yi de tarihten silecek" AK Parti Sözcüsü Ömer Çelik, "Özel’in silgisi sürekli kaleminden önce bitiyor, bu gidişle CHP’yi de tarihten silecek. Bir bakanla, siyasetçi ile ilgili bir iddia ortaya koyduğu zaman varsa bir delili, belgesi yargıya gitsin" dedi. AK Parti Sözcüsü Ömer Çelik, Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan başkanlığında yapılan AK Parti Merkez Yürütme Kurulu (MYK) toplantısının devam ettiği sırada açıklamalarda bulundu. "BM’nin temsil ettiği kurala dayalı bir düzendir" Çelik, dünyanın çok ciddi tehditlerle karşı karşıya olduğunu ve bütün bu yaşananların içerisinde Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın ilk cumhurbaşkanı Mustafa Kemal Atatürk anısına verilen ’Atatürk Uluslararası Barış Ödülü’nü BM Genel Sekreteri Guterres’e takdim etmesini anlamlı olarak değerlendirdiklerini söyledi. Çelik, "Dünya, kuralların ortadan kalktığı bir düzene doğru gidiyor. Bütün bu kuralsızlığın içerisinde BM düzeni doğrudan Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi üyesi ülkeler tarafından tahrip ediliyor. Halbuki BM’nin temsil ettiği kurala dayalı bir düzendir. Adaletin ve barışın tesisi için Uluslararası düzenin kurallara dayalı olarak işlemesi gerekir" dedi. "Bu gidişin sonu iyi değil" Uluslararası hukuk açısından değerlendirildiği takdirde İran’ın tamamen gayrimeşru bir saldırıyla karşı karşıya olduğunu belirten Çelik, "Rejimle ilgili sorunlar olduğundan bahsediliyor, güvenlikle ilgili sorunlar olduğundan bahsediliyor, nükleer konudan ve füze sisteminden bahsediliyor. Bütün bunların çözüleceği yer müzakere masasıydı. Tam müzakere masası kurulmuşken ve müzakereler devam ederken bütün bunların yapılmış olması aslında barış iradesinin doğrudan hedef alındığı, müzakerelerin hedef alındığı bir tablonun ortaya çıkmasına yol açtı. Ondan sonrasında da şu anda kaosu toparlamak için yeniden müzakere masasının kurulması, yeniden diplomasinin hayata geçirilmesi gerekirken maalesef yapılan daha fazla ülkeden savaş gemisi talep etmek, daha fazla ülkeden savaş uçağı istemektir. Bu gidişin sonu iyi değil" ifadelerine yer verdi. "Bir an evvel savaş durmalıdır, müzakere masası kurulmalıdır" İsrail’in bir devlet olarak suikast yöntemlerine başvurmasına değinen ve devletleri terör örgütlerinden ayıran en önemli durumun kurallı hareket etmeleri olduğunun altını çizen AK Parti Sözcüsü Çelik, "Devletler, devlet gibi hareket etmelidir. Birtakım saldırılar yapıldığında bunların meşru temelleri olur, gayri meşru temelleri olur. Meşru temeli; BM Güvenlik Konseyi kararı olursa ya da bir ülke saldırıya uğrarsa meşru müdafaa hakkını kullanır. Ama İsrail’in yaptığı bütün saldırılar gayri meşrudur. Haksızdır, hukuksuzdur, hakkaniyetsizdir ve vahşidir. Devlet organizasyonu bir terör örgütü gibi hareket etmeye başlarsa, devletle örgüt arasındaki alan bu suikastler vasıtasıyla muğlaklaşırsa maalesef dünyada çok kötü işlerin kapısı açılmış olur. O sebeple bir an evvel bu savaş durmalıdır, müzakere masası kurulmalıdır" değerlendirmesinde bulundu. Bir ülkenin rejiminin değişmesi amacıyla bombalanmasının çok kötü sonuçlara yol açabileceğine vurgu yapan Çelik, bu sürecin hiç kimse için iyi olmayacağını da sözlerine ekledi. "İsrail net bir biçimde Lübnan’ı Gazzeleştirmeye çalışıyor" Çelik, Batı Şeria’da İsrail’in gayrimeşru yerleşim alanlarını genişletme kararını hiçbir hukuki temeli olmayan işgalci bir politika olarak ifade ettiklerini hatırlatarak, "İşgal altındaki topraklara şimdi silahlı sivilleri sokarak Filistinlilerin malına el koyma gibi bir şeye girmesi Gazze’de yapılanların Batı Şeria’da devam ettirilmesi şeklinde bir tutumu ortaya koyuyor. Dünya İsrail’e karşı net bir tutum almaması ve birtakım ülkelerin de ‘İsrail’in kendini savunma hakkı var’ etiketi altına koyması İsrail’i daha vahşi ve hukuksuz davranmaya teşvik etmiş oluyor. Dolayısıyla bu şekilde davrananların da bunda sorumluluğu vardır. Batı Şeria ile ilgili bu gelişmeler olurken İsrail net bir biçimde Lübnan’ı Gazzeleştirmeye çalışıyor. Gazze’de yaptığı gibi Önce Beyrut’un merkezinde komuta merkezlerini vuruyor, sivil altyapıyı vuruyor. Önce hava gücüyle sistematik olarak zayıflatma sonra karadan işgal etme tutumunu Lübnan’a da uyguluyor ve doğrudan sivillerin yaşadığı yerleşim bölgelerini hedef alıyor. Şimdiye kadar 800 bin kişi göç etti. Büyük bir insani facia söz konusu. Gazze’de Hamas’la mücadele ettiğini söyleyip sivilleri yok ediyordu. Lübnan’da da Hizbullahla mücadele ettiğini söyleyip yine sivilleri yok etmeye devam ediyor" açıklamasında bulundu. "Mezhep tartışması açmak son derece yanlış bir yaklaşımdır, bunun Türkiye’ye bir faydası yoktur" Türkiye’nin çevresinde meydana gelen meselelerin iç kamuoyunda değerlendirilirken mezhep tartışmalarından uzak tutulması gerektiğini aktaran Çelik, "Mezheplerle ilgili tartışma yüz yıllardır var. Birtakım siyasi olaylarda da bazı ülkelerin mezhepçi tartışmaları, mezhepçi yaklaşımları görüldü. Bunlarla ilgili fikirlerimizi, eleştirilerimizi, uyarılarımızı defalarca söyledik. Cumhurbaşkanımız her zaman ‘mesele Sünnilik, Şiilik meselesi değil. Mesele Müslüman olma meselesidir, Müslümanların birliğidir ve insanlığın barışıdır’ yaklaşımını ortaya en güçlü şekilde koydu. Komşumuz İran haksız ve hukuksuz bir saldırıya uğrarken bütün bunların içerisinde durulması gereken yerler şöyledir; Türkiye’nin milli güvenliği konusunda kararlı olmak, bölge barışının korunması konusunda kararlı olmak ve küresel barışı da tehdit eden bütün şer şebekelerine karşı durmaktır. Bütün bunların içerisinde mezhep tartışması açmak, mezhepler ya da öne çıkan aktörlerin mezhepleri ve geçmişteki davranışları üzerinden bugün alınması gereken tavrın bağışıklık sistemini zayıflatmaya çalışmak son derece yanlış bir yaklaşımdır. Bunun Türkiye’ye, komşu halklara ve kardeş ülkelere bir faydası yoktur" diye konuştu. "Türkiye ateşten uzak duracaktır" İran’ın Türkiye’yi ve bölge ülkelerini hedef almaması gerektiğini ifade ettiklerini hatırlatan AK Parti Sözcüsü Çelik, "İran tarafı kendilerinin Türkiye’yi hedef alacak bir füze atmadığını söylüyor. Bizim de gördüğümüz durumlar var, bunu radar sistemlerinden görebiliyoruz. Eğer bu durum ayrıksı bir unsurun kendi kendine yaptığı bir iş ya da yolunu şaşırmış bir yaklaşımsa şimdilik Türkiye burada duruyor. Aynı zamanda da Türkiye, dünya üzerinde milli güvenliği açısından en hassas ülkelerden bir tanesidir. Milli güvenliğimiz erteleme kabul etmez, pazarlık kabul etmez. Biz bugün ateşi söndürmeye çalışırken birilerinin yanlış politikalarına da göz yummak zorunda değiliz. Bunu da herhangi bir şekilde kabul etmeyiz. Özellikle birtakım Siyonist çevrelerde Türkiye’yi bu ateşin içine sokmaya çalışan bir takım yaklaşımlar görüyoruz. Türkiye bu ateşten tabii ki ana iradesi itibarıyla uzak duracaktır. Bugün Türkiye’nin bir barış ülkesi, hakkın yanında duran ve doğru diploması yapan bir ülke olma iradesi Cumhurbaşkanımız ve bütün kurumlarımızca en güçlü şekilde korunmaktadır" dedi. "Türkiye ile can Azerbaycan’ı karşı karşıya getirmeye çalışan kampanyaları elimizin tersiyle itiyoruz" Çeşitli politikalar vesilesiyle Türkiye ile Azerbaycan’ın arasını açmaya çalışanların var olduğunu söyleyen Çelik, "İki ayrı ülkeyiz ve her politikamızın aynı olması gerekmiyor ama Azerbaycan’la ebedi bir kardeşliğimiz var. Bunun adını da ‘iki devlet tek millet’ olarak koymuşuz. Aradaki politika farklarını tartışırız. Kurumlarımız ve Cumhurbaşkanımız ile Cumhurbaşkanı Aliyev arasında düzenli ve kardeşane görüşmeler her zaman devam etmektedir. Türkiye ile can Azerbaycan’ı karşı karşıya getirmeye çalışan kampanyaları elimizin tersiyle bir kenara attığımızı ifade etmek isterim" ifadelerine yer verdi. Çelik, gündeme dair açıklamalarının ardından basın mensuplarının sorularını cevapladı. "Özel’in silgisi sürekli kaleminden önce bitiyor, bu kadar çok silgi kullandığı için bu gidişle CHP’yi de tarihten silecek" Bir gazeteci tarafından CHP Genel Başkanı Özgür Özel’in Adalet Bakanı Akın Gürlek’in mal varlığına ilişkin açıklamalarının sorulması üzerine Çelik, şu değerlendirmelerde bulundu: "Bunların hepsi Özgür Özel tarafından iddia edilen herhangi bir belge, delil koyulmayan ve havada kalan iddialar. Bakanımız ‘yargıya gideceğim’ dedi. Bu söylediklerinin yalan olduğunu ifade etti. Özel, Cumhuriyet tarihinde şu rekora sahiptir; silgisi kaleminden önce biten tek siyasetçi. O kadar çok yanlış yapıyor ki sürekli silgi kullanmak durumunda kalıyor. Bizim rakibimiz CHP ama CHP’ye gönül veren vatandaşlarımıza duyduğumuz saygı gereği CHP’nin kurumsal varlığına da saygı duyuyoruz. Özgür Özel’in silgisi sürekli kaleminden önce bitiyor. Bu kadar çok silgi kullandığı için bu gidişle Cumhuriyet Halk Partisi’ni de tarihten silecek. Bir bakanla, siyasetçi ile ilgili bir iddia ortaya koyduğu zaman varsa bir delili, belgesi yargıya gitsin."
Zonguldak BEUN Hastanesinden kalp hastalarına umut; Kriyobalon Ablasyon yöntemi ilk kez Zonguldak’ta Zonguldak Bülent Ecevit Üniversitesi (BEUN) Hastanesi, güçlü akademik kadrosu ve gelişmiş teknolojik altyapısıyla sağlık alanında önemli başarılara imza atmaya devam ediyor. Bu kapsamda kalp ritim bozukluklarının en yaygın türlerinden biri olan atrial fibrilasyonun tedavisinde kullanılan "Kriyobalon Ablasyon Yöntemi", Zonguldak’ta ilk kez BEUN Hastanesi Kardiyoloji Bölümü doktorları tarafından başarıyla uygulandı. Atrial fibrilasyon, kalbin üst odacıklarında oluşan düzensiz elektriksel aktiviteler sonucu ortaya çıkan ve çarpıntı, nefes darlığı, halsizlik gibi şikâyetlere yol açabilen yaygın bir ritim bozukluğu olarak biliniyor. Tedavi edilmediği durumlarda inme başta olmak üzere ciddi sağlık sorunlarına neden olabilen bu rahatsızlık, modern kardiyoloji yöntemleriyle kontrol altına alınabiliyor. Zonguldak Bülent Ecevit Hastanesi Kardiyoloji Bölümü ve Tıp Fakültesi Kardiyoloji Ana Bilim Dalı akademisyenleri tarafından gerçekleştirilen Kriyobalon Ablasyon işlemi, minimal invaziv bir yöntem olarak dikkat çekiyor. İşlem sırasında kalpte ritim bozukluğuna neden olan odaklar, soğuk enerji kullanılarak izole ediliyor ve böylece kalbin normal ritmine dönmesi sağlanıyor. Bu yöntem sayesinde hastalarda ritim kontrolü sağlanırken yaşam kalitesinin de önemli ölçüde artırılması hedefleniyor. BEUN Hastanesinde başarıyla gerçekleştirilen bu işlem, Zonguldak’ta ilk kez uygulanması bakımından büyük önem taşıyor. Yüksek başarı oranı ve kısa işlem süresi ile öne çıkan kriyobalon ablasyon yöntemi sayesinde, uygun hastalar, mega şehirlerdeki ileri merkezlere gitmek zorunda kalmadan modern tedavi imkânlarına Zonguldak’ta ulaşabilecek. Bu gelişme, Batı Karadeniz Bölgesi’nde sağlık hizmetlerinin niteliğini artıran önemli bir adım olacak. Zonguldak Bülent Ecevit Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. İsmail Hakkı Özölçer, Üniversite Hastanesinde ilk kez gerçekleştirilen kriyobalon ablasyon işlemiyle ilgili yaptığı açıklamada şu sözleri dile getirdi: "Üniversite Hastanemiz, güçlü akademik kadrosu, nitelikli sağlık çalışanları ve gelişmiş teknolojik altyapısıyla sağlık alanında yenilikçi uygulamaları hayata geçirmeye devam etmektedir. Atrial fibrilasyon tedavisinde kullanılan kriyobalon ablasyon yönteminin Hastanemizde başarıyla uygulanması, bölgemizde sunulan sağlık hizmetlerinin niteliğini artıran son derece önemli ve gurur verici bir gelişmedir. Bu başarılı uygulamada emeği geçen Kardiyoloji Bölümümüzün kıymetli hekimleri başta olmak üzere tüm sağlık çalışanlarımızı yürekten tebrik ediyorum. Bilimsel bilgi birikimini modern tıbbi teknolojiyle bir araya getirerek hastalarımıza en güncel ve güvenilir tedavi imkânlarını sunan değerli sağlık kadromuz, Üniversite Hastanemizin sağlık alanındaki güçlü konumunu her geçen gün daha da pekiştirmektedir. Üniversite Hastanemizde gerçekleştirilen bu nitelikli girişim sayesinde, yalnızca Zonguldak’taki değil Batı Karadeniz Bölgesi’ndeki hastalarımız da büyük şehirlere gitme zorunluluğu duymadan ileri düzey tedavi hizmetlerine bulundukları bölgede ulaşabilme imkânına kavuşmaktadır. Bu vesileyle tedavi gören hastalarımıza geçmiş olsun dileklerimi iletiyor, sağlık hizmeti almak üzere Hastanemize başvuracak tüm hastalarımıza Yüce Allah’tan acil şifalar diliyorum. Zonguldak Bülent Ecevit Üniversitesi Hastanesi, bölgenin sağlık üssü olma misyonuyla bilimsel gelişmeleri yakından takip ederek modern tıbbın sunduğu en ileri tedavi yöntemlerini vatandaşlarımızla buluşturmaya kararlılıkla devam edecektir."
Ankara Bakan Uraloğlu: "GÖKBEY sadece bir helikopter değil, milletimize hizmet edecek milli gururumuzdur" Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, Türkiye’nin yerli ve milli helikopteri GÖKBEY’e ilişkin, "GÖKBEY sadece bir helikopter değil; sivil havacılıkta bağımsızlığımızın, sağlık, yangın söndürme, genel maksat görevlerinde milletimize hizmet edecek milli gururumuzdur" dedi. Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, düzenlenen törenle Türkiye’nin yerli ve milli helikopteri GÖKBEY’e ilişkin önemli bir belgeyi takdim etti. Bakan Uraloğlu, GÖKBEY helikopterinin hava aracı, motor veya pervane tasarımının ve performansının uçuşa elverişliliğini gösteren sertifikayı, Savunma Sanayii Başkanı Haluk Görgün’e düzenlenen törenle takdim etti. Törende konuşan Uraloğlu, Türkiye’nin havacılık alanında son yıllarda önemli bir ivme yakaladığını belirterek, GÖKBEY’in bu başarının somut örneklerinden biri olduğunu vurguladı. Sertifikanın, helikopterin uluslararası standartlara uygunluğunu ortaya koyduğunu ifade eden Uraloğlu, yerli ve milli üretim hamlelerinin kararlılıkla sürdürüleceğini dile getirdi. Savunma Sanayii Başkanı Görgün ise GÖKBEY’in geliştirilmesinde emeği geçen tüm kişilere teşekkür ederek, alınan sertifikanın Türkiye’nin savunma ve havacılık sanayisine önemli katkı sağlayacağının altını çizdi. "Dünya çapında küresel bir üretici ve ihracat ülkesi olduk" Teknoloji ve savunma mekanizmaları konusunda Türkiye’nin dünyada önde gelen ülkeler arasına girdiğini belirten Uraloğlu, "Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliğinde; son 24 yılda yerli sanayimizi geliştirerek, savunma sanayi ürünleri, makine, medikal, ulaştırma, elektrik-elektronik ve haberleşme sektörleri gibi birçok stratejik alanda yüksek teknolojiye sahip milli ürünlerimizle dünya çapında küresel bir üretici ve ihracat ülkesi olduk. Kendi otomobilimizi, haberleşme ve gözlem uydularımızı, savaş uçaklarımızı, helikopterlerimizi, gemilerimizi, elektrikli trenlerimizi üreterek tarihe damga vuran bir süreç yaşadık. Savunma sanayii alanında dünya güç dengelerini değiştiren İHA/SİHA teknolojilerimizle başladık. Bayraktar TB2, Akıncı, Kızılelma gibi platformlarla gökyüzünde söz sahibi olduk. MİLGEM projesiyle kendi savaş gemilerimizi, TCG Anadolu ile dünyanın ilk SİHA gemisini denize indirdik. Togg ile otomobil hayalimizi gerçeğe dönüştürdük, TÜRKSAT 6A ile uzayda kalıcı iletişim gücümüzü gösterdik ve uydu ihracatçısı ülkeler arasına yükseldik. Elektrikli trenlerimiz, sürücüsüz metrolarımız, milli banliyö trenlerimiz raylara indi. Bu başarılar, milletimizin azmi, devletimizin kararlı desteği ve mühendislerimizin alın teriyle yazılmış hikayelerdir" diye konuştu. "GÖKBEY sadece bir helikopter değil, milletimize hizmet edecek milli gururumuzdur" Türk Havacılık ve Uzay Sanayii A.Ş’nin (TUSAŞ) bu projede önemli bir yere sahip olduğunu da ayrıca ifade eden Uraloğlu, "TUSAŞ’ın 1973’te iki küçük kulübede başlayan bağımsızlık yolculuğu, bugün 4 milyon metrekarelik dev tesislerde, KAAN’dan HÜRJET’e, ANKA’dan ATAK-2’ye kadar dünya çapında projelerle taçlandı. Başlangıçta sivil amaçlı tasarlanan GÖKBEY, 23 Mart 2016’da yapılan başvuruyla başlayan, tam 10 yıllık yoğun bir süreç sonunda Sivil Havacılık Genel Müdürlüğümüzün verdiği tip sertifikasına kavuşmuş oldu. 600’den fazla teknik toplantı, 180’den fazla sertifikasyon testi, yaklaşık 18 bin uçuş test noktası, 800’den fazla uyum dokümanı ve Şubat’ta gerçekleştirilen doğrulama uçuşları. Tüm bunlar, CS-29 standartları başta olmak üzere uluslararası gerekliliklere tam uyumlandı. Üstelik bu süreç, Kamusal Dönüşüm Modeli kapsamında geliştirilen KDM-ERP Sertifikasyon Modülü ile tamamen dijital ortamda, kanıt bazlı ve şeffaf bir şekilde yürütüldü. Artık ABD, Avrupa Birliği ülkeleri, Kanada ve Brezilya gibi köklü havacılık sistemlerinin yanına gururla kendi bayrağımızı da bu şekilde dikmiş oluyoruz. Bu, sadece teknik bir başarı değil; tam anlamıyla teknolojik egemenlik, milli irade ve bağımsızlık manifestosudur. GÖKBEY sadece bir helikopter değil; sivil havacılıkta bağımsızlığımızın, sağlık, yangın söndürme, genel maksat görevlerinde milletimize hizmet edecek milli gururumuzdur" şeklinde konuştu. "İlk helikopteri temmuz ayında Sağlık Bakanlığımıza teslim edeceğiz" GÖKBEY’i ilk olarak Sağlık Bakanlığına teslim edeceklerini ve bugün itibarıyla 75 helikopter için sipariş aldıklarını vurgulayan Savunma Sanayii Başkanı Haluk Görgün ise, "Bugün itibarıyla 75 helikopterimiz için firmamız sipariş almış ve üretime başlamış durumda. İlk helikopteri temmuz ayında Sağlık Bakanlığımıza teslim edeceğiz. Yıl sonuna doğru ikinci helikopteri, 2027 yılı ortalarında da üçüncü helikopteri teslim etmiş olacağız" ifadelerine yer verdi.