POLİTİKA - 28 Mart 2017 Salı 15:29

Başbakan Binali Yıldırım: 'Avrupa’yı uyarıyorum!'

A
A
A
Başbakan Binali Yıldırım: 'Avrupa’yı uyarıyorum!'

Başbakan Binali Yıldırım, Avrupa’yı referandum konusunda taraf olmaması konusunda uyararak, “Türkiye’nin iç meselesi olan bu halk oylaması konusunda Avrupa’yı uyarıyorum. İç işimize karışmayın, kendi işinize bakın” dedi.

Başbakan Binali Yıldırım, Aktekke 15 Temmuz Demokrasi Meydanı’nda halka hitap ederek, “Türkiye’ye uzanan zalimlerin ellerini kırmaya hazır mısın? 16 Nisan da bağımsız Türkiye için, güçlü Türkiye için evet diyecek miyiz?

Karaman işi bitirmiş, Karaman’a yakışan da budur. 16 Nisan’da Karaman’da sandıklar evet oylarıyla dolup taşacak mı? 16 Nisan’da mühürler Türkiye’nin geçeği için basılacak mı? 16 Nisan’da millet vesayet odakları da kırmızı kartı görecek ve Türkiye geleceği doğru emin adımlarla ilerleyecek. Büyük değişime sayılı günler kaldı. Bugün 19 günümüz var.

Şimdi hayır şarkısını söyleyenler baktı ki millet bunlara aldırış etmiyor evet demeye karar vermiş, telaşlandılar. Ne diyeceklerini ne yapacaklarını şaşırdılar. Acaba bugün hangi yalanı uydursam diye her gün saatlerce düşünüyorlar” dedi.

Geleceğin teminatının gençler olduğunu ifade eden Başbakan Yıldırım, “Ama bu Kılıçdaroğlu da maşallah yalanda. Şimdi öyle gün görmemiş yalan var bunda. Bu sabah diyor ki sadece cumhurbaşkanı, sadece vali, sadece büyükelçi bu değişiklik olursa Türk bayrağı taşıyacak başka kimse taşımayacak. Şu bayrakları bir kaldırın da Kılıçdaroğlu görsün.

Bu bayrağa laf edenin, bu bayrağa göz dikenin canına okur Karaman. Bu bayrak inmez, ezanlar dinmez. Bu bayrağa laf edemezsiniz. Ağzından çıkanı kulağı duymuyor. Aşağı mahalle ede bir yalan söylüyor yukarı gelmeden unutuyor, tekrar yalan söylüyor.

Hem evet diyenlere vatan haini diyeceksin. Sen önce meydanlara çık ve evet oyu verenler haindir cümlesinin hesabını ver. İşi gücü milletin faydasına olmayan işlerle uğraşmak kafa karıştırmak” diye konuştu.

“YENİ ANAYASADA İŞİN SAHİBİ MİLLET OLACAK”

Başbakan Yıldırım konuşmasını şöyle sürdürdü:

“Cumhurbaşkanımız ile bu kutlu yürüyüşe çıktığımızda bir söz verdik. Dedik ki, biz milletten başka kimseyi tanımayız. Biz, hakkın ve halkın hizmetkarıyız. Tek adresimiz millettir. Patron da millettir. Bugüne kadar bu prensibimizi bozmadık.

Şimdi yeni anayasa da işin sahibi millet olacak. Patron siz olacaksınız. Yeni anayasayla milletin iradesine ortak olmaya çalışanlar 15 Temmuz’u planlayanlar, 17-25 olaylarını planlayanlar, gezi olaylarını, 12 Eylül’ü 28 Şubat’ı planlayanlar artık miadını dolduruyor ve tarihi çöplüğünde yerlerini alıyorlar. Kılıçdaroğlu buna karşı çıkıyor. Çünkü o tek başına çalışarak iş başına gelme gibi bir hedefi yok. 15 Temmuz’da halkın gücü tankın gücünü yendi. Yeni anayasayla devlet içindeki paralel yapılanmalar, çeteler tamamen bitecek.

Yeni anayasayla medya plazalarında hükümetler kurma, yıkma dönemi sona erecek. Manşetlerin söylediği değil milletin söylediği olacak. Kılıçdaroğlu muhtarlarla bir araya geliyor ve diyor ki; ey muhtarlar 16 Nisan’da evet çıkarsa 17’sinde muhtarlıklar çıkacak. İşte yalan 1. Yalan 2, minibüsçülerin durağına gidiyor ve diyor ki ‘evet’ verirseniz sizin minibüs hatlarınız iptal olacak. Yalan 3, iş adamları ile toplantı yapıyor. Onlara 16 Nisan’da evet verirseniz bir gün sonra bütün fabrikalarına el konacak, iş yerleriniz elinizden çalınacak.

Yalan 3 değil 33 tane yalan var. Ayaküstü 40 tane yalan söylüyor. Bırakalım onunla uğraşmayalım, işimize bakalım. Bunlar pimi çekilmiş bomba gibi. Bakın, mevcut sistem de bugünlere geldi AK Parti. 14 yıldır biz millete hizmet ediyoruz ama bir yandan da şeytan taşlıyoruz. Şeytan taşlamadan vakit kaldığı zaman da hastane, yol, milletin gönlünü yapıyoruz. Bu yeni sistemle beraber bunlar bitiyor. Şeytan taşlamak yok artık yeni sistemle.

Artık engelsiz koşu var. Belirsizlikler ortadan kalkacak. Cumhurbaşkanı, Başbakan anlaşmazlığı diye bir şey kalmıyor. Gücü sandıkta siz belirliyorsunuz. Memleketi kim yönetecek sizin oylarınız belirleyecek. Yüzde 540 ile Cumhurbaşkanını seçiyor 5 yıl boyunca çalışıyor ve sizin hizmetlerini yerine getiriyor. Diyelim ki iyi çalıştı. Bir 5 yol daha seçebiliyorsunuz. 3’üncü 5 yıl isterse yok kardeşim, iki dönem yeter. İstiyorlar ki bütün bu olumsuzluklara rağmen, bu 82 model anayasayla yola devam edelim. Kimse bu anayasaya dokunmasın istiyorlar.

Çünkü bu haliyle anayasa milli iradeyi engellemek için iyi bir araç. İşlerine geldiği zaman hemen 367 icadı, yargı icadı çıkarıp parti kapatmaya çalışıyorlar. 2008’de Türkiye’nin en büyük iktidar partisine kapatma davası açmadı mı bunlar. Bu anayasayla mahkemelere koşup büyük projeleri engelliyorlar, Türkiye’nin gelişmesini yavaşlatıyorlar. Manşetlerle hükümetler artık düşmeyecek.

Milletvekili transferleriyle, siyasetle oynanmayacak ve güvenoyunu meclis değil milletin kendisi sandıkta verecek, siz vereceksiniz. İşte bütün bunlar olurken CHP’nin de HDP’nin de uykuları, keyfi kaçıyor. 2 partinin de söylemlerine bakın birbiriyle aynı. Gücümüz millet, kararımız evet. Bunların sicili bozcuk. Marmara’yı yapacağız karşı çıkıyorlar. 3’üncü havalimanına yine hayır, Avrasya Tüneli yapıyoruz yine hayır. Osmangazi, dünyanın 3’üncü büyük köprüsünü yapıyoruz ki yine hayır. Şehir hastanelerine hayır. Otoyollara hayır Kuvvetler ayrılığı en net şekilde ortaya konacak. Yani meclis işini yapacak, hükümet ve yargıda işini yapacak. Yargın hem bağımsız hem de tarafsız oluyor. Biz sadece yaratanın huzurunda eğiliriz. Yargıda birliği sağlıyoruz. Öyle ayrı ayrı yok.

Herkes için adalet, rütbeye göre adalet olmaz. Milletvekilleri yasaları yapacak. Cumhurbaşkanı hükümeti kuracak ve icraat, proje yapacak. Vatandaşa verdiği sözleri bir bir yerine getirecek. Mecliste kanun yapacak ve hükümeti de denetleyecek. Sizin vekilleriniz denetleyecek. Milletvekilleri artık Cumhurbaşkanı yardımcılarına ve bakanlara istedikleri soruyu soracak, yöreleri ile ilgili problemlerini aktaracak ve 15 gün içinde de bunun cevabını verecek. Kılıçdaroğlu bunu da çarpıtıyor. Milletvekilleri soru soramıyor. Erzurumlu pehlivan duysa pataklar onu vallahi. Aslında yeni sistemde Cumhurbaşkanı hem yetkili hem de sorumlu oluyor.

Şu anda yetkili fakat sorumlu değil. İşte yeni anayasanın özelliği millete hesap vermeyi getiriyor. Oyu veren hesabı da sorar. Hükümetler mevcut sistemle çok kısa oluyor. Bakın Türkiye’de 1950’den bu tarafa 67 yıl geçti. 48 hükümet kuruldu. 17 ayda bir hükümet. Öyle hükümetler var ki 25 gün. 17 ayda ne yapacaksınız. Hiçbir şey yapamazsınız. Tebrikleri kabul eder ve vedalaşırsınız. Hizmet nerede, hak getire İşte şimdi siz seçeceksiniz, 5 yıllığına seçeceksiniz ve 5 yıl boyunca kesintisiz hizmet, görev yapacak. Fark bu işte.”

“PARTİLERİ SEÇMEYECEĞİZ, TÜRKİYE’NİN GELECEĞİNİ OYLAYACAĞIZ”

Cumhurbaşkanı ve meclis seçiminin aynı anda olacağını belirten Başbakan Yıldırım, “Böylece hem meclis belli olacak, hem de 5 yıllığına Türkiye’yi kim yönetecek belli olacak. Daha sonra meclise efendim hükümet kuruldu kurulmadı, güvenoyu aldı almadı gibi zaman kaybı yok. Cumhurbaşkanı seçildikten hemen sonra göreve başlıyor ve çalışıyor.

Vesayetin tuttuğu kapılan vatandaşın önünde sonuna kadar açılıyor. Belirsizlik dönemi yok oluyor ve yeni anayasa bu yeniliklerle Türkiye’nin aydınlık yarınlarına ışık tutacak. Bu değişikliklerle Türkiye’de yepyeni bir sayfa açıyor. Türkiye’nin muasır medeniyetler seviyesine ulaşacağı hedeflerini hiçbir engele takılmadan bir şekilde gerçekleştirmeyi sağlayacak. Şunu da söyleyeyim ki, 16 Nisan bir genel seçim değil. Partileri seçmeyeceğiz,

Türkiye’nin geleceğini oylayacağız. Burada parti, adaylar yok. Sadece Türkiye var. Patinaj yapmaya, bozuk arabayla yola gitmeye devam mı edecek yoksa kesintisiz hedeflerine yürüyecek mi? Hepimizin farklı fikri olabilir, farklı görüş olabilir. Demokrasinin güzelliği de budur. Ama bütün bunları bir kenara bırakacağız, mesele memleket meselesi deyip kararımızı vereceğiz. İster MHP, ister HDP veya diğer partilere, kime gönül verirlerle versinler, genel seçimde ona görev, oyunu verir. Ama 16 Nisan Türkiye’nin geleceğinin seçimi. Onun için kararımız evet.

Dün itibari ile yurt dışı temsilcilik ve gümrük kapılarında oy verme işlemi başladı. Milyonlarca gurbetçi vatandaşlarımızın kalbi, kulağı Türkiye’de ve kalpleri Türkiye sevdasıyla atıyor. Sandığa gittiler ve oylarını verdiler. Özellikle Avrupa ülkelerinin Türkiye’de yapılacak 16 Nisan oylamasına nasıl dahil olduklarını takip ediyorsunuz. Türkiye demokratikleşme yolunda mesafeler kat ettikçe Avrupa’nın bazı ülkelerinde ırkçı söylemler artmaya başladı.

Erdoğan düşmanlığı moda oldu. Terör, örgütlerini, PKK’nın, FETÖ’nün adamları rahatça hayır propaganda yapıyor, bölücü başının posterlerini taşıyor ama evet demek yasaklanıyor. Bunun adı düpedüz ırkçılıktır. Bizim Türkiye olarak hiçbir ülkeyle alıp veremediğimiz yok. Türkiye meselelere bu kadar sükunet ile sağduyuyla yanaşırken inatla kriz çıkarmaya çalışanlara bu millet eyvallah etmez. 54 yıldır, ha bugün ha yarın Türkiye’yi Avrupa Birliği üyelik için oyalıyor.

Türkiye ile ilişkileri bozmak bize 1 kaybettirir ama Avrupa Birliği’ne daha çok kaybettirir. Türkiye’nin iç meselesi olan bu referandum için Avrupa’yı uyarıyorum, işinize bakın. Herkes yerini yurdunu bilsin, PKK’ye eylem yaptırmak size mi düştü. PKK’ya kol kanat germek size mi düştü? 15 senedir dur durak bilmeden çalıştık ve ülkemizi kalkındırdık. 1 Türkiye’yi 3 Türkiye yaptık. Eğer önümüze çıkanlar olmasaydı 3 değil 5 Türkiye yapacaktık. Ama artık bu günler bitiyor. 16 Nisandan sonra hızımızı kesmeye, engel koymaya hiç kimsenin gücü yetmeyecek” diye konuştu.

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Çanakkale Çanakkale Valiliği uyardı, ormana girişler yasaklandı Çanakkale Valiliği tarafından orman yangınlarına karşı alınan tedbirler çerçevesinde ormana girişler 1 Haziran-30 Eylül tarihleri arasında yasaklandı. Çanakkale’de orman yangınlarına karşı mücadele çalışmaları sürüyor. Yangın sezonunun başlamasıyla beraber il ve ilçelerde uzman personel ile beraber çok sayıda toplantı gerçekleştirildi. Çanakkale Valiliğinin son aldığı karara göre ise orman yangınları açısından yüksek risk oluşturan meteorolojik şartlar nedeniyle Çanakkale il genelindeki ormanlık alanlara görevli personel haricindeki girişler 1 Haziran-30 Eylül tarihleri arasında yasaklandı. Çanakkale Valiliğinden yapılan açıklamada, "İlimiz genelinde orman yangınları bakımından yüksek risk oluşturan meteorolojik şartların (yüksek sıcaklık, düşük nem ve kuvvetli rüzgâr) oluşması beklendiğinden, ilave tedbirlerin alınmasına ihtiyaç duyulmuştur. Bu kapsamda, 6831 sayılı Orman Kanunu’nun ilgili maddesi uyarınca; kuraklık, yangın riski veya henüz tamamen söndürülmemiş yangınların mevcut olduğu olağanüstü durumlarda mülki amirler tarafından belirli süreyle ormanlara girişin yasaklanabileceği hükmüne istinaden, Valiliğimiz kararıyla; Çanakkale ili sınırları içerisindeki ormanlık alanlara görevli personel haricinde 1 Haziran - 30 Eylül 2026 tarihleri arasında girişler yasaklanmıştır. Tüm vatandaşlarımızın yeşil vatanımızın korunması, can ve mal güvenliğimiz adına kısıtlama kararına hassasiyetle uymaları, herhangi bir duman veya yangın belirtisi görmeleri halinde gecikmeksizin 112 Acil Çağrı Merkezine ihbarda bulunmaları büyük önem arz etmektedir" ifadelerine yer verildi.
Ankara Şehit aileleri ve gazi yakınları bayram arefesinde şehitlikleri ziyaret etti Şehit aileleri ve gaziler, Kurban Bayramı arefesinde şehitlikleri ziyaret ederek kabir başında dua etti ve Kur’an-ı Kerim okudu. Şehit yakınları, Kurban Bayramı arefesinde şehitlikleri ziyaret etti. Şehit yakınları, sabahın erken saatlerinden itibaren Cebeci Askeri Şehitliğine geldi. Kabir başında Kur’an-ı Kerim okuyan ziyaretçiler, şehitler için dua etti, etrafını temizledikleri mezarlara su döktü. Türkiye Gaziler ve Şehit Aileleri Vakfınca şehitlikte düzenlenen programlarda kabirlere karanfil bırakıldı, çocuklara hediye ve bayram harçlığı verildi. Bedel ödeyen tüm kahraman şehitlere rahmet dileyen Türkiye Gaziler ve Şehit Aileleri Vakfı Genel Başkanı Gazi Lokman Aylar, vatan toprağının her bir karışında şehit kanı olduğuna değindi. "Türkiye Cumhuriyeti Devleti hep var olacaktır, var olmaya devam edecektir" Bir şehit annesinin gözyaşını anlayabilmek, bir şehit babasının dimdik duruşunun ardındaki hüznü hissedebilmek için şehitlikte olunması gerektiğine vurgu yapan Aylar, "Bugün biz burada şehitlerimizle bayramlaşıyoruz. Şehit annelerimizin şehit babalarımızın ellerini milletimizin adına öpüyoruz. Ben tüm şehitlerimizden Allah rahmet diliyorum. Şehit annelerimize, şehit babalarımıza uzun ömürler diliyorum, sabırlar diliyorum. Şehit annesinin gözyaşı, gazimizin fedakarlığı, bu milletin onuru ve gururudur. Şehit ailesi ve gazilerimizin bizim için de bu ülke için şehit olmak, gazi olmak da şeref ve onurdur. Çünkü Türkiye Cumhuriyeti Devleti hep var olacaktır, var olmaya devam edecektir. Şehitlerimizin emanetine yani vatana, bayrağa, devlete ve şehit emanetlerimize sahip çıkmak bütün milletimizin boynunun borcudur. Şehitliğin ve gazinin karşılığı sadece Allah’ın makamındadır" dedi. Terörsüz Türkiye hedefine vurgu yapan Aylar, çocukların daha güvenli bir geleceğe sahip olmasını istediklerini belirtti. Aylar, "Biz terörün olmadığı, terörsüz Türkiye’nin olduğu çocuklarımıza yarınlarının geleceklerini daha iyi sağlayabilmek için şehit ve gazi olduk. İnşallah biz bugün de terörsüz Türkiye’nin desteklenmesini istiyoruz ve destekliyoruz. Bir daha şehitlerimiz, bir daha gazilerimiz gelmesin. Bir daha çocuklar gelip burada babalarının başında mezar taşlarında bayramlaşmak zorunda kalmasınlar" ifadelerini kullandı. Bu hedef doğrultusunda terörsüz Türkiye’yi önemsediklerini ve desteklediklerini belirten Aylar, toplumun her kesiminin bu sürece katkı sunması gerektiğini vurguladı. "Terörsüz Türkiye’yi hep birlikte inşa ettiğimizi bir dahaki bayramda tamamıyla bu işin bittiğini görmeyi arz ediyoruz" Terörsüz bir Türkiye’yi hep beraber inşa edilmesi hususuna dikkat çeken Aylar, "Bu noktaya gelinmiş ise bu şehitlerin ve gazilerimizin fedakarlığı sayesinde gelinmiştir. Bunu heba etmeyeceğiz. Ben milletime sesleniyorum. Bir daha şehitlerin bir daha gazinin gelmediği Türk bayrağımızın şanıyla dalgalandığı bu vatanımızın daha güçlü olabilmesi için hep birlikte terörsüz Türkiye’ye taşın altına elimizi koyalım ve hep birlikte bir bunu inşa edelim. Nasıl ki dün kurşunlara karşı durmuşsak şehit ve gazi olmuşsak bugün de yine bu misyonumuzu devam ettirip bu terörsüz Türkiye’yi hep birlikte inşallah inşa ettiğimizi bir dahaki bayramda tamamıyla bu işin bittiğini görmeyi arz ediyoruz. Ben tüm şehit ailelerim, şehit babalarımız, şehit çocuklarımızla tüm bu ülkeye bedel ödeyen kahraman, şehit ve gazilerimiz adına büyük Türk milletinin de bayramını buradan kutluyorum" ifadelerinde bulundu. Bayram arefesi oğlunu ziyarete gelen şehit annesi Güldeste Aydın, "Hep buradayız. Dün buradaydım, bugün buradayım, yarın yine buradayım. Hep buradayım. Hiçbir şeyini unutmuyorum ki yavrum. Hiçbir şeyini unutmuyorum. Hep aklımızda. Hiç çıkmadı, çıkmayacak da. Onunla beraber bizler de girdik toprağın altına. Çok zekiydi. Çok akıllıydı. Mükemmel bir çocuktu. Mükemmel bir evlattı" diye konuştu. "Şehit olacağını hissetmişti" 1071 yılından itibaren şehit verdiğimizden bahseden şehit yakını Tuğrul Mert, "Her bir şehit, bu ülkenin tapusuna atılmış bir imzadır. Şehit aileleri de bu şehitlerin şahitleridir. Bu yüzden ne kadar şehit verildiğini ifade etmek kolay değildir. Burada adı bilinenler var, adı bilinmeyenler var bu coğrafyada. Bu şehitlerin hepsi, bu toprakların bizim olduğunun kanıtıdır. Allah onlardan razı olsun. Allah gani gani rahmet eylesin. Şehit ailelerimizin hepsinin başı sağ olsun. Allah onları Peygamberimize komşu eylesin. Öncelikle inançlı bir insandı. Allah yolunda, vatan uğrunda şehit oldu zaten. Daha önceden de sanki kendisi hissetmiş gibiydi bu durumu. Herhalde şehit olacak kişiler bunu hissediyor. Daha önceden de bunları duymuştum zaten, başkalarından da duyuyorduk. Ancak başımıza gelince daha iyi anladık. Şehitlik herkese nasip olmuyor. Allah onlara herhalde yanına gideceklerine dair bir işaret veriyor. Şehidimiz de bunu hissetmiş anlaşılan. Aradan çok da uzun bir zaman geçmeden şehitlik mertebesine ulaştı" dedi.
Ankara Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Göktaş, bayram ziyaretlerinde bulundu Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş, Kurban Bayramı dolayısıyla devlet himayesindeki kız çocuklarıyla kahvaltı yaptı, huzurevi sakinlerini, şehit ailesini ve üç kuşak bir arada yaşayan bir aileyi ziyaret etti. Bakan Göktaş, Kurban Bayramı dolayısıyla ilk olarak İhsan Yazman Çocuk Evi’ni ziyaret ederek, devlet himayesindeki kız çocuklarıyla kahvaltıda buluştu. Çocuklarla tek tek bayramlaşarak onlarla yakından ilgilenen Göktaş, sohbet edip sorularını yanıtladı. Bayramların birlik ve beraberlik bağlarını güçlendirdiğini vurgulayan Göktaş, "Bayram, sevgiyi ve sofrayı paylaştıkça güzelleşir. Biz de bugün sizlerle aynı sofranın etrafında buluşmak istedik. Sizinle geçirdiğimiz her an bizim için çok kıymetli" ifadelerini kullandı. "Bizlere emanet edilen kıymetli çınarlarımızsınız" Ardından Seyranbağları Huzurevi Yaşlı Bakım ve Rehabilitasyon Merkezi’ni ziyaret eden Göktaş, yaşlıların ellerini öperek bayramlarını kutladı. Huzurevi sakinlerine çiçek hediye eden Göktaş, her biriyle sohbet ederek onlara sağlıklı ve huzurlu ömürler diledi. Huzurevi sakinleriyle bir arada olmaktan büyük memnuniyet duyduğunu dile getiren Göktaş, şunları kaydetti: "Sizlerin hayır duasını almak ve bayram sevincini paylaşmak bizim için çok değerli. Sizler geçmişimiz ile geleceğimiz arasındaki en güçlü bağımız, başımızın tacısınız. Bu toplumun hafızası, bizlere emanet edilen kıymetli çınarlarımızsınız. Devlet olarak her an, her ihtiyacınızda yanınızdayız. Rabbim sizlere sağlıklı, huzurlu ömürler versin. Bayramımız mübarek olsun." Üç kuşak bir arada yaşayan Yıldız ailesine ziyaret Bakan Göktaş, bayram programı kapsamında bakanlığın engelli evde bakım yardımı hizmetinden yararlanan Yıldız ailesinin evine misafir oldu. Çocukları ve torunlarıyla birlikte üç kuşak aynı çatıda yaşayan aile sakinleriyle bayramlaşan Göktaş, ailenin taleplerini dinleyerek bayram sevinçlerine ortak oldu. Şehit ailesini ziyaret etti Bakan Göktaş, bayram ziyaretleri kapsamında 15 Temmuz şehidi Mehmet Kocakaya’nın ailesini de ziyaret etti. Şehidin ailesi ile yakından ilgilenen Bakan Göktaş, ailenin bayramını kutladı. Bakan Göktaş, şehidin annesine Kur’an-ı Kerim ve Türk bayrağı takdim ederken, çocuklara ise çeşitli bayram hediyeleri verdi.