POLİTİKA - 01 Nisan 2017 Cumartesi 16:59

Başbakan Binali Yıldırım: Terörün efendilerinin Kandil’ini mutlaka söndüreceğiz

A
A
A
Başbakan Binali Yıldırım: Terörün efendilerinin Kandil’ini mutlaka söndüreceğiz

Başbakan Binali Yıldırım, "Herkes şunu bilsin ki o kandil sönecek. Kandili söndüreceğiz. Terörün efendilerinin Kandil’ini mutlaka söndüreceğiz. Kardeşliğin, birliğin, beraberliğin rüzgarı o Kandil’i söndürecek" dedi.

Başbakan Binali Yıldırım, AK Parti Van İl Başkanlığı tarafından Beşyol Meydanında düzenlenen toplu açılış törenine katıldı. Tek tek üst aramasından geçirilerek alana alınan on binlerce Vanlı, ellerindeki Türk bayraklarıyla referandumda ‘evet’ diyeceklerini hep bir ağızdan haykırdı. Başbakan Binali Yıldırım’ın eşi Semiha Yıldırım ile birlikte Vanlıları selamlamasının ardından saygı duruşunda bulunularak İstiklal Marşı okundu. Ardından konuşan Binali Yıldırım, toplam 1,5 milyarlık yatırımın açılışını Vanlılarla birlikte gerçekleştireceklerini belirterek, hayırlı olması temennisinde bulundu. 117 eserin Van’a yakıştığını ifade eden Yıldırım, "Cumhurbaşkanımız bugün burada olacaktı, ancak Diyarbakır’a gitti. Ben buraya geldim. Cumhurbaşkanımızın size bol bol selamını getirdim" dedi.

Platforma çıkarak konuşma yapan minik Ömer Faruk’un da kendi danışmanı olduğunu belirten Yıldırım, "Sevginin, muhabbetin şehri Van, eşsiz güzellikleriyle Van, ne muhteşemsin Van. Şu muhteşem tabloya bak, sizlerle gurur duyuyorum. Allah’ınıza kurban. ‘Vanlıyam, şanlıyam, darbelere karşıyam’ diyen, 15 Temmuz’da darbecilere darbe vuran Van, sizleri bugün binlerce yıllık kardeşliğimizin samimiyetiyle selamlıyorum" diye konuştu.

Yarın 2 Nisan olduğunu da hatırlatan Yıldırım, "2 Nisan Van’ın kurtuluşu, işgalin sona ermesi. Allah bir daha bu millete esaret yüzü göstermesin. Hürriyeti için 15 Temmuz’da destan yazan bu millet, bir daha darbelerle imtihan olmasın, hainlere rabbim fırsat vermesin" ifadelerini kullandı.

"Kürt’ün Türk’ten, Laz’ın Çerkez’den üstün olduğunu kim söyleyebilir?" diyen Başbakan Yıldırım, "Birinin üstün olduğunu söylemek Cenab-ı Allah’ın iradesine saygısızlık değil mi? Allah’ın yarattığını hor görmek değil mi? ‘Her türlü ırkçılığı, ayrımcılığı ayaklarımın altına aldım’ diye Peygamberimize hürmetsizlik değil mi? Allah’tan, Peygamberden böyle bildik biz. Dini, ırkı inkar etmenin insanlık suçu olduğunu biliyoruz. Bizi kardeş kılan Hz. Peygambere ümmet kılan Allah’a hamd olsun. Türk de bizim, Kürt de bizim, İzmir de bizim, Van da bizim, Türkiye de bizim, Türkçe de bizim Zazaca da bizim" dedi.

"Herkes şunu bilsin ki o kandil sönecek"

"Alpaslan’ın Selahaddin Eyyübi’nin torunlarıyız" ifadelerini kullanan Yıldırım, "Sevgili Vanlılar, oynanan oyunu görelim, farkına varalım. Herkes şunu bilsin ki o kandil sönecek. Kandili söndüreceğiz. Terörün efendilerinin Kandil’ini mutlaka söndüreceğiz. Kardeşliğin, birliğin, beraberliğin rüzgarı o Kandil’i söndürecek. Sevgili Vanlılar, her şeyin en iyisine layıksınız. İş, aş sahibi olsun isteriz. Esnaftan zorla para toplayan, milleti kimin tehdit ettiğini biliyorsunuz? İş adamlarının yatırımları yarıda bırakarak zarara uğratıldığını biliyorsunuz? Vatandaşlarımızın göç etmek zorunda kaldığını biliyoruz. Vanlılar asla unutmayın, devletin şefkatli eli hep sizinle beraber olacak, ancak demir yumruğu da teröristin, sizin hayatınızı zorlaştıranların tepesinde patlayacak. Güvenlik güçlerimiz, yabancı istihbaratçıların tetikçiliğini yapanları kaçtıkları deliğe kadar kovalayacak ve o delikte etkisiz hale getirecek. Onları sadece Van’ı, Türkiye’yi değil, dünyayı dar edeceğiz. Biz Menderesiz, Özal’ız, Necmettin Erbakan’ız, biz gönüller yapmaya geldik diyenlerdeniz. Ahmed-i Hani, Fakiye Teyran’ız, aynı ezgilerle yürek tellerimize dokunan Ahmet Kaya ve Şivan Perver’iz, Neşat Ertaş’ız, Nazım Nikmet’iz. Olduğu gibi görünün, göründüğü gibi olan biz; kardeşiz, biriz, beraberiz" diye konuştu.

"Onlara bu toprakları dar edeceğiz"

Van depreminde hayatını kaybedenleri bir kez daha rahmetle anan Yıldırım, konuşmasına şöyle devam etti:
"Medeniyet şehri Van; Kudüs’ün, Arıkan’ın, Saraybosna’nın kardeşi Van. İşte Van ayakta, 16 Nisan’a hazır mıyız? Maşallah. Van işi bitirmiş. Van ‘evet’ diyor. Onlara bu toprakları dar edeceğiz. Onlar bu toprakların başının belası olmaktan çıkacak. AK Parti eski Türkiye alışkanlıklarını değiştirirken; kan ve gözyaşı siyaseti yapanlar rahatsız oldu. Kimsenin söylemediğini söyleyen, aklıyla yüreğiyle bir lider çıktı. Elini Van’a uzattı ve Van’da onun elini tuttu. O elin sahibi Recep Tayyip Erdoğan’dır. AK Parti, bölge insanının yaralarını sararken, karanlık odaklar kirlik emellerine devam ettiler. Büyük şair Ahmet Arif, kardeşliğimize kast eden bu alçaklar için ne güzel demiş. ‘Bunlar çıyan ve engereklerdir.’ Van’ın güzel evlatları, gün uyanık olma günüdür."

"Bunların dengesi, feleği şaştı"

Cezayir’de halkın ikiye bölündüğünü dile getiren Yıldırım, "Şimdi bizi de Kürtler ve Türkler diye ayrıştırmak istiyorlar. Biliyorum ki Kürt kardeşlerimiz bu oyunlara gelmez. Tuzaklarını başlarına geçirecek, gereken dersi Van verecek mi? Türkiye AK Parti’yle geliştikçe; bunların dengesi, feleği şaştı. Eski Türkiye siyasetinin çare bulamayanları, bugün üzerimize geliyorlar. Van ile olan hukukumuz bunların oyunlarını bozacak. Van; 17-25 kumpasında, 15 Temmuz’daki darbe girişimi gecesinde burada nöbetteydi. Van, Pensilvanya’daki ihanet şebekesine karşı 16 Nisan’da gereken cevabı verecek misin? Sandıklara giderek binlerce yıllık kardeşliğimizi daha da güçlendirmeye var mısın? Kardeşliğimiz, birlik ve beraberliğimiz, Suriyeli, Filistinli ve diğer mazlumlar için, çocuklar yetim büyümesin, demokrasi için, birlikte Türkiye olmak için, dünya duysun Van ile biriz, iriyiz, diriyiz, birlikte Türkiye’yiz" ifadelerini kullandı.

"HDP ve CHP milleti tehdit edip, korku salıyor"

16 Nisan'da anayasa değişikliğinin oylanacağını anımsatan Yıldırım, şöyle konuştu:
"Eminim ki demokrasiye, 2007’de Van yüzde 94 destek verdi. Van aynı desteği 16 Nisan’da göstermeye hazır mı? Şimdi biz yeni anayasa dedikçe; HDP ve CHP milleti tehdit edip, korku salıyor. Gerçekten uzak, hayal alemi içerisinde geziyorlar. Bunlar artık ikiz kardeş olmuşlar. Biri ayağını kaldırıyor, diğeri basıyor. Van’ın işe, yeni eserlere, projelere ihtiyacı var. Bunların savunduğu anayasa, 1980 darbe sonrası işkencelerle anılan bir ülke haline getirilen darbe anayasasını savunuyorlar. Bizim savunduğumuz anayasada; kavga, bölünme, çukurculara, hendekçilere yer yok. Millete hizmetkar olacaklara yer var."

"Kalem tutması gereken ellere silah tutuşturanlardan elbette hesap soracağız"

Van’ın en büyük yaralarından birinin Van depremi olduğunu dile getiren Binali Yıldırım, "Acınızı biliyoruz. Erzincan depremini bilen biri olarak Van depreminin ne demek olduğunu çok iyi biliyorum. Her yaralı yüreğe ilgi gösteren Recep Tayyip Erdoğan’la birlikte hemen Van’a geldik. 4 saat sonra Van’daydık yaraları sarmak için Van’daydık. Çetin kış mevsimine rağmen 20 bin konutu yaptık, hak sahiplerine teslim ettik. Gelirken gördüm, ne kadar güzel olmuş. Çadırda, konteynerde kalanları sıcak yuvalarına kavuşturduk. Biz sizleri seviyoruz, Allah sevgimizi daim etsin. Neden Van huzur, refahın merkezi olmasın? Van neden doğunun Antalya’sı, İstanbul’u olmasın. Neden Van Denizi turizme, su sporlarına ev sahipliği yapmasın, neden ticaretin merkezi olmasın. Kalkınan, herkesin iş aş sahibi olduğu bir şehir olmasın. Hükümetimiz bu memlekete hizmet yaparken, diğer yandan bu terörist PKK alçakları iş makinelerini yakarak, çalışanları kaçırarak, millete, Van’a, Türkiye’ye zarar veriyor. Biz yaparken onlar yıkıyor, biz düzeltirken onlar bozuyor. Milleti haraca bağlayanlar, en çok bu memleketin mazlum halkına, Vanlıya zarar vermedi mi? Kepenk kapattırarak, terörle bölgedeki ticareti durma noktasına getirenler en çok size zarara vermediler mi? Çocuklarımızı dağa kaldırarak, ellerine silah vererek insanlarımıza saldırtanlar en çok Kürtlere, Türklere zarar vermediler mi? Okulları yakanlar bunlar değil mi? Yollar, tüneller yapılmasın diye mühendisleri kaçıranlar bu alçaklar değil mi? Peki bundan en çok Kürtler zarar görmedi mi? Kalem tutması gereken ellere silah tutuşturanlardan elbette hesap soracağız" dedi.

"Sizin paranızı yediler, teröre verdiler"

Başbakan seçilerek göreve geldiğinde terör belasını mutlaka sona erdireceğini ve milletin başından bu belayı def edeceğini dile getirdiğini kaydeden Yıldırım, konuşmasını şöyle sürdürdü:
"Siz de şahit olun ki annelerin gözyaşları dinecek, terörün gençlerimizi kullanmasına asla izin vermeyeceğiz. Cazibe Merkezi Programına Van’ı da dahil ettik. AK Parti iktidarı olarak dedik ki, Van doğunun parlayan yıldızı, büyükşehir olsun. Daha da gelişsin, kardeşlerimizin yüzü gülsün diye Van’ı büyükşehir belediyesi yaptık. HDP’den belediye başkanı seçtiniz. Gelen trilyonları; Van’ı güzelleştirmek için, Van’ı güzel bir şehir yapmak için harcayacaklarına paraları teröristlere gönderdiler. Her yıl 400 trilyon para geliyor, 750 trilyon borç taktılar. Sizin paranızı yediler, teröre verdiler. Bu alçaklardan bunun hesabını soracak mıyız? Şimdi bunların bir de destekçisi tünedi. Avrupa ülkeleri; işi gücü bıraktılar, bunların reklamını yapıyor. Biz Van’ın gençlerine iş aş temin ederken, Avrupa’daki bazı ülkeler Vanlı gençlerin geleceğini karartanlarla iş tutuyor. Bu çifte standarttır, iki yüzlülüktür, kardeşliğimize nifak sokmaktır."

"Vicdansız katiller merhamet beklemesin"

"6-8 Ekim’de kandırdıkları çocukların ellerine tutuştukları patlayıcılarla ne yaptıklarını biliyorsunuz" diyen Yıldırım, "İş yerlerini yakarak, sokak başlarını tutmadılar mı? İşinize, gücünüze gitmenize engel olmadılar mı? Çarşı pazarı yangın yerine çevirmediler mi? Yasin Börü ve arkadaşlarını öldürmediler mi? Vicdansız katiller merhamet beklemesin. Özalp’ta evinde çocuklarının gözleri önünde kurşunlanan Aydın Muştu’nun katilleri bizden asla merhamet beklemesin. Şimdi teker teker yakalandılar, hesap veriyorlar. Kim Vanlı kardeşlerimize yan bakarsa, tehdit ederse, adaletin kılıcını, Türkiye Cumhuriyeti Devletini karşısında bulacak. Hala kapınıza gelip haraç isteyen, tehdit eden olursa, katiyen bunlara prim vermeyin. Bize haber verin, tepelerine binelim, canlarını okuyalım. Köylerde tehdit edenler olursa muhakkak bilmek isteriz, bunların gözlerinin yaşına bakmayacağız" ifadelerini kullandı.

"Bizim anayasamız değişecek Avrupa yerinde duramıyor"

Meselenin Kürt meselesi olmadığını söyleyen Yıldırım, konuşmasına şöyle devam etti:
"Mesele Türkiye’nin güçlenerek büyümesinin engellenmesi, insan zenginliği, her alanda gelişmesinin hazmedilememesidir. Varsa sorunumuz, kendimiz çözeceğiz. Sorunların üzerine birlikte gideceğiz. Çünkü biz birlikte Türkiye’yiz. PKK, HDP ve DEAŞ neden bu değişikliğe hayır diyor? Terör örgütleri binlerce genci dar ağacına gönderen anayasanın değişikliğine ‘hayır diyor.’ Avrupa neden ‘hayır’ diyor? Atları ve itlerini neden sürüyorlar biliyor musun? Türkiye büyümesin, güçlenmesin diye. Terör örgütlerine izin veriyorlar, bakanlarımıza neden izin vermiyorlar? Avrupa ülkeleri de PKK ve HDP gibi aynı şarkıyı söylüyor. Anayasada onlarla ilgili bir madde mi var? Neden teröristlerle kol kola. Bizim anayasa değişecek Avrupa yerinde duramıyor. Elbette bunun cevabını buluyorsunuz, onlar Türkiye’nin büyümesini istemiyor, istese de istemese de Türkiye büyüyecek, muasır medeniyetler seviyesine ulaşacak."

"Bu CHP, HDP ile haşırneşir olduğu için eş başkanlığa kafayı takmış"

15 Temmuz hain darbe girişimine de değinen Yıldırım, "PKK ve FETÖ’ye dünyayı dar etmeye var mısınız? Kavgaları bitti şu sıralar, hesap yapıyorlar. En hayırlı hesabı Allah yapar. Türkiye’nin 240 evladını şehit eden FETÖ’ye dur diyecek misiniz? Bölücülere ‘artık yeter’ diyecek misiniz? Bu anayasa değişikliğiyle de Türkiye’nin önündeki engelleri kaldırıyoruz. Yeni anayasada; yargıda bağımsızlık, tarafsızlık var. Artık milletin iktidarı var. Yeni anayasada iktidar millet oluyor. Millet iktidara geliyor. Nasıl oluyor? Siz hükümeti de meclisi de seçeceksiniz. Sadece milletvekillerini seçip ne olacaksa olsun demeyeceksiniz. Bir sandıkta milletvekili, bir sandıkta Cumhurbaşkanını seçeceksiniz. ‘Güven oyu yok’ diyorlar, siz güven oyu vereceksiniz. Sizin güven oyu verdiğinize başkasının güven oyu vermesine gerek var mı?
Tek adam diyorlar, keyfiniz için iki tane mi Cumhurbaşkanı seçelim. Bu CHP HDP ile haşırneşir olduğu için eş başkanlığa kafayı takmış. Eş Cumhurbaşkanı olsun diyor. İşte HDP’nin sonu, sende böyle yapmaya devam edersen, millette gereken dersin sana verir. Cumhurbaşkanı tek olacak, ama 80 milyon patron olacak" şeklinde konuştu.

"Van’da terörün bittiğinin en güzel resmidir"

Kürtçe, ‘Ere, ere, ere, hezar cari ere (evet, evet, evet, bin kere evet)’ diyen Başbakan Binali Yıldırım, Gönülleri birleştirdik. Yolları böleriz ama Türkiye’yi böldürtmeyiz. Van’ın gençlerine, çocuklarına daha zengin bir ülke, demokrasisi gelişmiş bir Türkiye bırakmak istiyoruz. Geçenlerde 21 Mart’ta nevruzu kutladık. Bugün Van’da yüz bin İranlı misafirimiz var, hoş geldiniz. Doğunun başkenti Van’ı şenlendirdiniz. Van’da terörün bittiğinin en güzel resmidir. 100 bin turist tatil yapmaya geldi" dedi.
Van Valisi İbrahim Taşyapan’ın açılış konuşmasının ardından kürsüye çıkan AK Parti Van Milletvekili Beşir Atalay ise, Binali Yıldırım’ın Başbakan olurken ikinci ziyaretini Van’a yaptığını belirterek, "Bundan dolayı kendisine teşekkür ederim. Bugün büyük hizmetlerin açılışını yapıyoruz. AK Parti hükümeti Van’da bütün alanlarda önemli hizmetler yaptı. 1,5 milyar TL olan yatırımların açılışını yapacağız. Hükümetimiz son altı ayda Van’a özel iki tane Bakanlar Kurulu kararı çıkardı. Hiçbir il için böyle özel kararlar çıkarılmaz. Çevre yola tıkanmıştı. Belediye engelliyordu, ama biz ‘yolların kıralı’ diyoruz, o da ‘yolların kıralı değil, kuralı olur’ der. Belediye engelini kaldırmak için Bakanlar Kurulu kararıyla yetki Çevre ve Şehircilik Bakanlığına verildi. Çevreyolu şimdi çok hızlı devam ediyor. Sayın Başbakanım, çevreyolumuzun çok hızlı bitirilmesini istiyoruz. Çevreyolunun bitmesiyle şehir içi trafik rahatlayacak. Bir diğeri de Van Gölü sahilinde afet kodu kararıydı. Bu kod da Bakanlar Kurulu kararıyla düzenlendi. Bu kararlar Van için çok önemlidir. Van’da dün et kombinasının ihalesi yapıldı. Hükümetimiz bu kararı aldı. Şimdi Alaköy Mahallesi tarafında daha büyük bir Et ve Süt Kurumunun ihalesi yapıldı. Van’ın bütün konularında Başbakanımız, hükümetimiz çok duyarlıdır. Van bu defa büyük bir sürpriz yapacaktır" dedi.

AK Parti Van Milletvekili Burhan Kayatürk ise, Van halkının kadirşinas bir halk olduğunu belirterek, "Van halkı bugün 1,5 milyar TL’lik açılış için geldiğinizi iyi biliyor. Deprem döneminde Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan, sizin ve hükümetimizin yaptıklarını unutmadı, unutmayacak. Bu sefer teşkilatlarımız, tüm halkımız çok güçlü bir evet verecek ve üzerine düşeni yapacaktır. Şeref verdiğiniz için size, değerli bakanlarımıza ve Van halkımıza saygılarımı sunuyorum. Hoş geldiniz sefa getirdiniz" diye konuştu.

Van’a iki yeni hastane müjdesi

Sağlık Bakanı Recep Akdağ ise, Van’ın Doğu Anadolu’nun incisi bir şehir olduğunu belirterek, "Van bizim için çok kıymetli. Cumhurbaşkanımız ve Başbakanımızın talimatıyla Van’a yaptığımız sağlık yatırımlarını katlayarak devam edeceğiz. Acı günler geçirdik, ama o acı günlerden sonra hep Van’ımızın yanında durduk. Günlerce Van’da sizin yaralarınızı sarmak için çalıştık. 2002 yılında Van’da sağlık alanında 1900 kişi vardı, bugün bu sayı 8 bin oldu. Sizin bu güzelliğinize elbette bu hizmetler yakışır. Önümüzde mükemmel bir fizik tedavi ve psikiyatri hastanesi var. Bizim için size hizmet etmek en büyük şereftir. Rabbim ayağınızı taşa değdirmesin, Van’ın gönlü 16 Nisan’da da bizden yana olacağından şüphemiz yoktur" diye konuştu.
Başbakan Yardımcısı Mehmet Şimşek de, Kürtçe ‘hoş geldiniz’ diyerek, "Bugün Van bir ayrı güzel. Allah’ın izniyle 16 Nisan’da güçlü bir evet, Türkiye’nin önünü açacak. Ere ere ere, hezar cari eri (evet evet evet, bin kere evet). Kardeşlik, barış, istikrar için ere ere ere, hezar cari ere. Hepinizi tekrar sevgiyle saygıyla selamlıyorum" ifadelerini kullandı.

5'inci sınıf öğrencisinden CHP’ye eleştiri

Platforma çıkan 5'inci sınıf öğrencisi Ömer Faruk Danışman da, bugün Van’ın hazır olduğunu belirterek, "CHP Van’a ne yapmış ki gelip Van’da oy istiyor. İşte bunlar böyle, ‘hizmet’ diyorlar, ama hizmeti de yapan biziz. Hizmet bizim işimiz. Zaten bizim anlatamadığımızı CHP anlatıyor. Bir de bu sistem Erdoğan için değil, her doğan içindir. Bu sistemi Van’ın onaylayacağını biliyorum. Van’ın bu referandumda ‘evet’ diyeceğine çok eminim. Sayın Başbakanımıza çok teşekkür ederim. Cumhurbaşkanımız maalesef Van’a gelemedi. Onun yerine ben size hitap ettim. Burada ona çok selam gönderiyorum. Keşke o da burada olsaydı. Sizin bu sevginizi, bu kardeşliğinizi görseydi. Eminim çok heyecanlanırdı. Allah’ın izniyle her şeyi Van’ın ayağına getireceğiz. Biz hizmet getireceğiz, biz CHP gibi boş laflarla konuşmayız. Bu CHP neyin ne olduğunu bilmiyor" dedi.

Konuşmaların ardından Başbakan Binali Yıldırım ve beraberindekiler 1,5 milyarlık yatırımların toplu açılışını yaptı. Açılış ardından Başbakan Yıldırım Van Valiliğine geçti.
Toplu açılış törenine Başbakan Yardımcısı Veysi Kaynak, Gençlik ve Spor Bakanı Akif Çağatay Kılıç, AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Fatih Şahin, Van milletvekilleri, Milli Eğitim eski bakanı Hüseyin Çelik, Gümrük ve Ticaret Bakan Yardımcısı Fatih Çiftci de katıldı.

Mehmet Salih Akkuş - Atilla İdiz - Murat Dalgın 

 

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Muş Muş’un ücra köylerindeki bin çocuğa bayram sevinci Hayır Kapısı Derneği tarafından yürütülen yardım çalışmaları kapsamında Muş’un uzak köylerinde yaşayan çocuklara bayram sevinci yaşatıldı. Dernek gönüllüleri, köy köy dolaşarak yaklaşık bin çocuğa bayramlık kıyafet dağıttı. Bingöl merkezli Hayır Kapısı Derneği gönüllüleri, yıl boyunca yürüttükleri yardım çalışmaları kapsamında Türkiye genelinde 10 bin çocuğa ulaşarak bot, mont, kırtasiye, bayramlık kıyafet ve oyuncak dağıttı. Dernek gönüllüleri, Muş’un uzak köylerinde yaşayan yaklaşık bin çocuğa da bayramlık kıyafet, bayram şekeri ve alışveriş kartı ulaştırdı. Yıl boyunca Türkiye genelinde ihtiyaç sahibi çocuklara yönelik yardım faaliyetleri yürüten Hayır Kapısı Derneği, hayata geçirdiği çalışmalar kapsamında 10 bin çocuğa ulaştı. Hayırseverlerin destekleri ile gönüllü ekipler tarafından bot, mont, kırtasiye malzemeleri, bayramlık kıyafet ve binlerce oyuncak çocuklara ulaştırıldı. Bayram öncesinde Muş’un kırsal ve ulaşımı zor köylerine giden dernek gönüllüleri, burada yaşayan yaklaşık bin çocuğa bayramlık kıyafet dağıtırken gönüllüler ayrıca ailelerin bayram ihtiyaçlarını karşılayabilmesi için alışveriş kartı da dağıttı. Dernek gönüllüsü Birgül Çelik Kıyagan, çocuklara destek olmaya devam edeceklerini belirterek, dayanışma ve paylaşma ruhunu yaşatmak amacıyla çalışmalarını yıl boyunca sürdüreceklerini ifade etti. Kıyagan, özellikle kırsal bölgelerde yaşayan çocuklara ulaşarak onların bayram sevincine ortak olmayı amaçladıklarını ifade ederek, "Almanya’dan geliyorum, Hayır Kapısı Derneği gönüllüsüyüm. Türkiye genelinde çocuklar için bayramlık topladık, 10 bin çocuğa yardım etmek amacıyla. Şu anda da Muş’tayız. Çocukları sevindirmek için bayramlıkları dağıttık. Çocuklar çok sevindi, gerçekten çok mutlu oldular. Biz de onları öyle görünce çok mutlu olduk. Hayır verenlerden Allah razı olsun. Şu anda Muş’tayız, bin çocuğa bayramlık aldık, dağıttık ve onları sevindirdik" dedi. Bayramlığını alan Hayrünisa Erdoğan, çok mutlu olduğunu ifade ederek bayramda bol bol şeker toplayacağını söyledi. Köylerine gelerek kendilerine çeşitli hediyeler veren dernek gönüllülerine teşekkür eden Elif Mendeş de bayramlık elbiseler için çok mutlu olduğunu ifade etti.
Ankara AK Parti Sözcüsü Çelik: "Özel’in silgisi sürekli kaleminden önce bitiyor, bu gidişle CHP’yi de tarihten silecek" AK Parti Sözcüsü Ömer Çelik, "Özel’in silgisi sürekli kaleminden önce bitiyor, bu gidişle CHP’yi de tarihten silecek. Bir bakanla, siyasetçi ile ilgili bir iddia ortaya koyduğu zaman varsa bir delili, belgesi yargıya gitsin" dedi. AK Parti Sözcüsü Ömer Çelik, Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan başkanlığında yapılan AK Parti Merkez Yürütme Kurulu (MYK) toplantısının devam ettiği sırada açıklamalarda bulundu. "BM’nin temsil ettiği kurala dayalı bir düzendir" Çelik, dünyanın çok ciddi tehditlerle karşı karşıya olduğunu ve bütün bu yaşananların içerisinde Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın ilk cumhurbaşkanı Mustafa Kemal Atatürk anısına verilen ’Atatürk Uluslararası Barış Ödülü’nü BM Genel Sekreteri Guterres’e takdim etmesini anlamlı olarak değerlendirdiklerini söyledi. Çelik, "Dünya, kuralların ortadan kalktığı bir düzene doğru gidiyor. Bütün bu kuralsızlığın içerisinde BM düzeni doğrudan Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi üyesi ülkeler tarafından tahrip ediliyor. Halbuki BM’nin temsil ettiği kurala dayalı bir düzendir. Adaletin ve barışın tesisi için Uluslararası düzenin kurallara dayalı olarak işlemesi gerekir" dedi. "Bu gidişin sonu iyi değil" Uluslararası hukuk açısından değerlendirildiği takdirde İran’ın tamamen gayrimeşru bir saldırıyla karşı karşıya olduğunu belirten Çelik, "Rejimle ilgili sorunlar olduğundan bahsediliyor, güvenlikle ilgili sorunlar olduğundan bahsediliyor, nükleer konudan ve füze sisteminden bahsediliyor. Bütün bunların çözüleceği yer müzakere masasıydı. Tam müzakere masası kurulmuşken ve müzakereler devam ederken bütün bunların yapılmış olması aslında barış iradesinin doğrudan hedef alındığı, müzakerelerin hedef alındığı bir tablonun ortaya çıkmasına yol açtı. Ondan sonrasında da şu anda kaosu toparlamak için yeniden müzakere masasının kurulması, yeniden diplomasinin hayata geçirilmesi gerekirken maalesef yapılan daha fazla ülkeden savaş gemisi talep etmek, daha fazla ülkeden savaş uçağı istemektir. Bu gidişin sonu iyi değil" ifadelerine yer verdi. "Bir an evvel savaş durmalıdır, müzakere masası kurulmalıdır" İsrail’in bir devlet olarak suikast yöntemlerine başvurmasına değinen ve devletleri terör örgütlerinden ayıran en önemli durumun kurallı hareket etmeleri olduğunun altını çizen AK Parti Sözcüsü Çelik, "Devletler, devlet gibi hareket etmelidir. Birtakım saldırılar yapıldığında bunların meşru temelleri olur, gayri meşru temelleri olur. Meşru temeli; BM Güvenlik Konseyi kararı olursa ya da bir ülke saldırıya uğrarsa meşru müdafaa hakkını kullanır. Ama İsrail’in yaptığı bütün saldırılar gayri meşrudur. Haksızdır, hukuksuzdur, hakkaniyetsizdir ve vahşidir. Devlet organizasyonu bir terör örgütü gibi hareket etmeye başlarsa, devletle örgüt arasındaki alan bu suikastler vasıtasıyla muğlaklaşırsa maalesef dünyada çok kötü işlerin kapısı açılmış olur. O sebeple bir an evvel bu savaş durmalıdır, müzakere masası kurulmalıdır" değerlendirmesinde bulundu. Bir ülkenin rejiminin değişmesi amacıyla bombalanmasının çok kötü sonuçlara yol açabileceğine vurgu yapan Çelik, bu sürecin hiç kimse için iyi olmayacağını da sözlerine ekledi. "İsrail net bir biçimde Lübnan’ı Gazzeleştirmeye çalışıyor" Çelik, Batı Şeria’da İsrail’in gayrimeşru yerleşim alanlarını genişletme kararını hiçbir hukuki temeli olmayan işgalci bir politika olarak ifade ettiklerini hatırlatarak, "İşgal altındaki topraklara şimdi silahlı sivilleri sokarak Filistinlilerin malına el koyma gibi bir şeye girmesi Gazze’de yapılanların Batı Şeria’da devam ettirilmesi şeklinde bir tutumu ortaya koyuyor. Dünya İsrail’e karşı net bir tutum almaması ve birtakım ülkelerin de ‘İsrail’in kendini savunma hakkı var’ etiketi altına koyması İsrail’i daha vahşi ve hukuksuz davranmaya teşvik etmiş oluyor. Dolayısıyla bu şekilde davrananların da bunda sorumluluğu vardır. Batı Şeria ile ilgili bu gelişmeler olurken İsrail net bir biçimde Lübnan’ı Gazzeleştirmeye çalışıyor. Gazze’de yaptığı gibi Önce Beyrut’un merkezinde komuta merkezlerini vuruyor, sivil altyapıyı vuruyor. Önce hava gücüyle sistematik olarak zayıflatma sonra karadan işgal etme tutumunu Lübnan’a da uyguluyor ve doğrudan sivillerin yaşadığı yerleşim bölgelerini hedef alıyor. Şimdiye kadar 800 bin kişi göç etti. Büyük bir insani facia söz konusu. Gazze’de Hamas’la mücadele ettiğini söyleyip sivilleri yok ediyordu. Lübnan’da da Hizbullahla mücadele ettiğini söyleyip yine sivilleri yok etmeye devam ediyor" açıklamasında bulundu. "Mezhep tartışması açmak son derece yanlış bir yaklaşımdır, bunun Türkiye’ye bir faydası yoktur" Türkiye’nin çevresinde meydana gelen meselelerin iç kamuoyunda değerlendirilirken mezhep tartışmalarından uzak tutulması gerektiğini aktaran Çelik, "Mezheplerle ilgili tartışma yüz yıllardır var. Birtakım siyasi olaylarda da bazı ülkelerin mezhepçi tartışmaları, mezhepçi yaklaşımları görüldü. Bunlarla ilgili fikirlerimizi, eleştirilerimizi, uyarılarımızı defalarca söyledik. Cumhurbaşkanımız her zaman ‘mesele Sünnilik, Şiilik meselesi değil. Mesele Müslüman olma meselesidir, Müslümanların birliğidir ve insanlığın barışıdır’ yaklaşımını ortaya en güçlü şekilde koydu. Komşumuz İran haksız ve hukuksuz bir saldırıya uğrarken bütün bunların içerisinde durulması gereken yerler şöyledir; Türkiye’nin milli güvenliği konusunda kararlı olmak, bölge barışının korunması konusunda kararlı olmak ve küresel barışı da tehdit eden bütün şer şebekelerine karşı durmaktır. Bütün bunların içerisinde mezhep tartışması açmak, mezhepler ya da öne çıkan aktörlerin mezhepleri ve geçmişteki davranışları üzerinden bugün alınması gereken tavrın bağışıklık sistemini zayıflatmaya çalışmak son derece yanlış bir yaklaşımdır. Bunun Türkiye’ye, komşu halklara ve kardeş ülkelere bir faydası yoktur" diye konuştu. "Türkiye ateşten uzak duracaktır" İran’ın Türkiye’yi ve bölge ülkelerini hedef almaması gerektiğini ifade ettiklerini hatırlatan AK Parti Sözcüsü Çelik, "İran tarafı kendilerinin Türkiye’yi hedef alacak bir füze atmadığını söylüyor. Bizim de gördüğümüz durumlar var, bunu radar sistemlerinden görebiliyoruz. Eğer bu durum ayrıksı bir unsurun kendi kendine yaptığı bir iş ya da yolunu şaşırmış bir yaklaşımsa şimdilik Türkiye burada duruyor. Aynı zamanda da Türkiye, dünya üzerinde milli güvenliği açısından en hassas ülkelerden bir tanesidir. Milli güvenliğimiz erteleme kabul etmez, pazarlık kabul etmez. Biz bugün ateşi söndürmeye çalışırken birilerinin yanlış politikalarına da göz yummak zorunda değiliz. Bunu da herhangi bir şekilde kabul etmeyiz. Özellikle birtakım Siyonist çevrelerde Türkiye’yi bu ateşin içine sokmaya çalışan bir takım yaklaşımlar görüyoruz. Türkiye bu ateşten tabii ki ana iradesi itibarıyla uzak duracaktır. Bugün Türkiye’nin bir barış ülkesi, hakkın yanında duran ve doğru diploması yapan bir ülke olma iradesi Cumhurbaşkanımız ve bütün kurumlarımızca en güçlü şekilde korunmaktadır" dedi. "Türkiye ile can Azerbaycan’ı karşı karşıya getirmeye çalışan kampanyaları elimizin tersiyle itiyoruz" Çeşitli politikalar vesilesiyle Türkiye ile Azerbaycan’ın arasını açmaya çalışanların var olduğunu söyleyen Çelik, "İki ayrı ülkeyiz ve her politikamızın aynı olması gerekmiyor ama Azerbaycan’la ebedi bir kardeşliğimiz var. Bunun adını da ‘iki devlet tek millet’ olarak koymuşuz. Aradaki politika farklarını tartışırız. Kurumlarımız ve Cumhurbaşkanımız ile Cumhurbaşkanı Aliyev arasında düzenli ve kardeşane görüşmeler her zaman devam etmektedir. Türkiye ile can Azerbaycan’ı karşı karşıya getirmeye çalışan kampanyaları elimizin tersiyle bir kenara attığımızı ifade etmek isterim" ifadelerine yer verdi. Çelik, gündeme dair açıklamalarının ardından basın mensuplarının sorularını cevapladı. "Özel’in silgisi sürekli kaleminden önce bitiyor, bu kadar çok silgi kullandığı için bu gidişle CHP’yi de tarihten silecek" Bir gazeteci tarafından CHP Genel Başkanı Özgür Özel’in Adalet Bakanı Akın Gürlek’in mal varlığına ilişkin açıklamalarının sorulması üzerine Çelik, şu değerlendirmelerde bulundu: "Bunların hepsi Özgür Özel tarafından iddia edilen herhangi bir belge, delil koyulmayan ve havada kalan iddialar. Bakanımız ‘yargıya gideceğim’ dedi. Bu söylediklerinin yalan olduğunu ifade etti. Özel, Cumhuriyet tarihinde şu rekora sahiptir; silgisi kaleminden önce biten tek siyasetçi. O kadar çok yanlış yapıyor ki sürekli silgi kullanmak durumunda kalıyor. Bizim rakibimiz CHP ama CHP’ye gönül veren vatandaşlarımıza duyduğumuz saygı gereği CHP’nin kurumsal varlığına da saygı duyuyoruz. Özgür Özel’in silgisi sürekli kaleminden önce bitiyor. Bu kadar çok silgi kullandığı için bu gidişle Cumhuriyet Halk Partisi’ni de tarihten silecek. Bir bakanla, siyasetçi ile ilgili bir iddia ortaya koyduğu zaman varsa bir delili, belgesi yargıya gitsin."
Zonguldak BEUN Hastanesinden kalp hastalarına umut; Kriyobalon Ablasyon yöntemi ilk kez Zonguldak’ta Zonguldak Bülent Ecevit Üniversitesi (BEUN) Hastanesi, güçlü akademik kadrosu ve gelişmiş teknolojik altyapısıyla sağlık alanında önemli başarılara imza atmaya devam ediyor. Bu kapsamda kalp ritim bozukluklarının en yaygın türlerinden biri olan atrial fibrilasyonun tedavisinde kullanılan "Kriyobalon Ablasyon Yöntemi", Zonguldak’ta ilk kez BEUN Hastanesi Kardiyoloji Bölümü doktorları tarafından başarıyla uygulandı. Atrial fibrilasyon, kalbin üst odacıklarında oluşan düzensiz elektriksel aktiviteler sonucu ortaya çıkan ve çarpıntı, nefes darlığı, halsizlik gibi şikâyetlere yol açabilen yaygın bir ritim bozukluğu olarak biliniyor. Tedavi edilmediği durumlarda inme başta olmak üzere ciddi sağlık sorunlarına neden olabilen bu rahatsızlık, modern kardiyoloji yöntemleriyle kontrol altına alınabiliyor. Zonguldak Bülent Ecevit Hastanesi Kardiyoloji Bölümü ve Tıp Fakültesi Kardiyoloji Ana Bilim Dalı akademisyenleri tarafından gerçekleştirilen Kriyobalon Ablasyon işlemi, minimal invaziv bir yöntem olarak dikkat çekiyor. İşlem sırasında kalpte ritim bozukluğuna neden olan odaklar, soğuk enerji kullanılarak izole ediliyor ve böylece kalbin normal ritmine dönmesi sağlanıyor. Bu yöntem sayesinde hastalarda ritim kontrolü sağlanırken yaşam kalitesinin de önemli ölçüde artırılması hedefleniyor. BEUN Hastanesinde başarıyla gerçekleştirilen bu işlem, Zonguldak’ta ilk kez uygulanması bakımından büyük önem taşıyor. Yüksek başarı oranı ve kısa işlem süresi ile öne çıkan kriyobalon ablasyon yöntemi sayesinde, uygun hastalar, mega şehirlerdeki ileri merkezlere gitmek zorunda kalmadan modern tedavi imkânlarına Zonguldak’ta ulaşabilecek. Bu gelişme, Batı Karadeniz Bölgesi’nde sağlık hizmetlerinin niteliğini artıran önemli bir adım olacak. Zonguldak Bülent Ecevit Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. İsmail Hakkı Özölçer, Üniversite Hastanesinde ilk kez gerçekleştirilen kriyobalon ablasyon işlemiyle ilgili yaptığı açıklamada şu sözleri dile getirdi: "Üniversite Hastanemiz, güçlü akademik kadrosu, nitelikli sağlık çalışanları ve gelişmiş teknolojik altyapısıyla sağlık alanında yenilikçi uygulamaları hayata geçirmeye devam etmektedir. Atrial fibrilasyon tedavisinde kullanılan kriyobalon ablasyon yönteminin Hastanemizde başarıyla uygulanması, bölgemizde sunulan sağlık hizmetlerinin niteliğini artıran son derece önemli ve gurur verici bir gelişmedir. Bu başarılı uygulamada emeği geçen Kardiyoloji Bölümümüzün kıymetli hekimleri başta olmak üzere tüm sağlık çalışanlarımızı yürekten tebrik ediyorum. Bilimsel bilgi birikimini modern tıbbi teknolojiyle bir araya getirerek hastalarımıza en güncel ve güvenilir tedavi imkânlarını sunan değerli sağlık kadromuz, Üniversite Hastanemizin sağlık alanındaki güçlü konumunu her geçen gün daha da pekiştirmektedir. Üniversite Hastanemizde gerçekleştirilen bu nitelikli girişim sayesinde, yalnızca Zonguldak’taki değil Batı Karadeniz Bölgesi’ndeki hastalarımız da büyük şehirlere gitme zorunluluğu duymadan ileri düzey tedavi hizmetlerine bulundukları bölgede ulaşabilme imkânına kavuşmaktadır. Bu vesileyle tedavi gören hastalarımıza geçmiş olsun dileklerimi iletiyor, sağlık hizmeti almak üzere Hastanemize başvuracak tüm hastalarımıza Yüce Allah’tan acil şifalar diliyorum. Zonguldak Bülent Ecevit Üniversitesi Hastanesi, bölgenin sağlık üssü olma misyonuyla bilimsel gelişmeleri yakından takip ederek modern tıbbın sunduğu en ileri tedavi yöntemlerini vatandaşlarımızla buluşturmaya kararlılıkla devam edecektir."
Ankara Bakan Uraloğlu: "GÖKBEY sadece bir helikopter değil, milletimize hizmet edecek milli gururumuzdur" Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, Türkiye’nin yerli ve milli helikopteri GÖKBEY’e ilişkin, "GÖKBEY sadece bir helikopter değil; sivil havacılıkta bağımsızlığımızın, sağlık, yangın söndürme, genel maksat görevlerinde milletimize hizmet edecek milli gururumuzdur" dedi. Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, düzenlenen törenle Türkiye’nin yerli ve milli helikopteri GÖKBEY’e ilişkin önemli bir belgeyi takdim etti. Bakan Uraloğlu, GÖKBEY helikopterinin hava aracı, motor veya pervane tasarımının ve performansının uçuşa elverişliliğini gösteren sertifikayı, Savunma Sanayii Başkanı Haluk Görgün’e düzenlenen törenle takdim etti. Törende konuşan Uraloğlu, Türkiye’nin havacılık alanında son yıllarda önemli bir ivme yakaladığını belirterek, GÖKBEY’in bu başarının somut örneklerinden biri olduğunu vurguladı. Sertifikanın, helikopterin uluslararası standartlara uygunluğunu ortaya koyduğunu ifade eden Uraloğlu, yerli ve milli üretim hamlelerinin kararlılıkla sürdürüleceğini dile getirdi. Savunma Sanayii Başkanı Görgün ise GÖKBEY’in geliştirilmesinde emeği geçen tüm kişilere teşekkür ederek, alınan sertifikanın Türkiye’nin savunma ve havacılık sanayisine önemli katkı sağlayacağının altını çizdi. "Dünya çapında küresel bir üretici ve ihracat ülkesi olduk" Teknoloji ve savunma mekanizmaları konusunda Türkiye’nin dünyada önde gelen ülkeler arasına girdiğini belirten Uraloğlu, "Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliğinde; son 24 yılda yerli sanayimizi geliştirerek, savunma sanayi ürünleri, makine, medikal, ulaştırma, elektrik-elektronik ve haberleşme sektörleri gibi birçok stratejik alanda yüksek teknolojiye sahip milli ürünlerimizle dünya çapında küresel bir üretici ve ihracat ülkesi olduk. Kendi otomobilimizi, haberleşme ve gözlem uydularımızı, savaş uçaklarımızı, helikopterlerimizi, gemilerimizi, elektrikli trenlerimizi üreterek tarihe damga vuran bir süreç yaşadık. Savunma sanayii alanında dünya güç dengelerini değiştiren İHA/SİHA teknolojilerimizle başladık. Bayraktar TB2, Akıncı, Kızılelma gibi platformlarla gökyüzünde söz sahibi olduk. MİLGEM projesiyle kendi savaş gemilerimizi, TCG Anadolu ile dünyanın ilk SİHA gemisini denize indirdik. Togg ile otomobil hayalimizi gerçeğe dönüştürdük, TÜRKSAT 6A ile uzayda kalıcı iletişim gücümüzü gösterdik ve uydu ihracatçısı ülkeler arasına yükseldik. Elektrikli trenlerimiz, sürücüsüz metrolarımız, milli banliyö trenlerimiz raylara indi. Bu başarılar, milletimizin azmi, devletimizin kararlı desteği ve mühendislerimizin alın teriyle yazılmış hikayelerdir" diye konuştu. "GÖKBEY sadece bir helikopter değil, milletimize hizmet edecek milli gururumuzdur" Türk Havacılık ve Uzay Sanayii A.Ş’nin (TUSAŞ) bu projede önemli bir yere sahip olduğunu da ayrıca ifade eden Uraloğlu, "TUSAŞ’ın 1973’te iki küçük kulübede başlayan bağımsızlık yolculuğu, bugün 4 milyon metrekarelik dev tesislerde, KAAN’dan HÜRJET’e, ANKA’dan ATAK-2’ye kadar dünya çapında projelerle taçlandı. Başlangıçta sivil amaçlı tasarlanan GÖKBEY, 23 Mart 2016’da yapılan başvuruyla başlayan, tam 10 yıllık yoğun bir süreç sonunda Sivil Havacılık Genel Müdürlüğümüzün verdiği tip sertifikasına kavuşmuş oldu. 600’den fazla teknik toplantı, 180’den fazla sertifikasyon testi, yaklaşık 18 bin uçuş test noktası, 800’den fazla uyum dokümanı ve Şubat’ta gerçekleştirilen doğrulama uçuşları. Tüm bunlar, CS-29 standartları başta olmak üzere uluslararası gerekliliklere tam uyumlandı. Üstelik bu süreç, Kamusal Dönüşüm Modeli kapsamında geliştirilen KDM-ERP Sertifikasyon Modülü ile tamamen dijital ortamda, kanıt bazlı ve şeffaf bir şekilde yürütüldü. Artık ABD, Avrupa Birliği ülkeleri, Kanada ve Brezilya gibi köklü havacılık sistemlerinin yanına gururla kendi bayrağımızı da bu şekilde dikmiş oluyoruz. Bu, sadece teknik bir başarı değil; tam anlamıyla teknolojik egemenlik, milli irade ve bağımsızlık manifestosudur. GÖKBEY sadece bir helikopter değil; sivil havacılıkta bağımsızlığımızın, sağlık, yangın söndürme, genel maksat görevlerinde milletimize hizmet edecek milli gururumuzdur" şeklinde konuştu. "İlk helikopteri temmuz ayında Sağlık Bakanlığımıza teslim edeceğiz" GÖKBEY’i ilk olarak Sağlık Bakanlığına teslim edeceklerini ve bugün itibarıyla 75 helikopter için sipariş aldıklarını vurgulayan Savunma Sanayii Başkanı Haluk Görgün ise, "Bugün itibarıyla 75 helikopterimiz için firmamız sipariş almış ve üretime başlamış durumda. İlk helikopteri temmuz ayında Sağlık Bakanlığımıza teslim edeceğiz. Yıl sonuna doğru ikinci helikopteri, 2027 yılı ortalarında da üçüncü helikopteri teslim etmiş olacağız" ifadelerine yer verdi.