POLİTİKA - 28 Ocak 2016 Perşembe 19:52

Başbakan Davutoğlu'ndan 'PYD' açıklaması

A
A
A
Başbakan Davutoğlu'ndan 'PYD' açıklaması

Başbakan Davutoğlu, Cenevre görüşmeleriyle ilgili, "PYD'nin bu sürece katılmaması için ağırlığımızı koyduk gerekirse bir daha koyarız. Bizim boykot etmemizle birlikte süreç biraz da Birleşmiş Milletler tarafından yürütülecek" dedi.

Başbakan Davutoğlu, "İskele Sancak Başbakan Özel" programında Kanal 7 Ankara Temsilcisi Mehmet Acet'in gündeme ilişkin sorularını yanıtladı. "Türkiye, Cenevre görüşmelerinin başlangıcı ve katılım noktasında istediğini elde etti mi?" sorusu üzerine Davutoğlu, "Zorlu bir süreç, yüzbinlerce kaybedilen insanın, milyonlarca mültecinin olduğu çok büyük, derinleşmiş bir krizden bahsediyoruz. Türkiye olarak en başından itibaren ilkeli bir tavır sergiledik. Önce sistem çökmesin, devlet yapısı dağılmasın diye Suriye rejimini ikna etmeye çalıştık. Halkına karşı savaş yapmaması için. Daha sonra Suriye rejimi kendi halkına zulmetmeye başladığında ve mülteciler Türkiye'ye doğru akın akın gelmeye başladığında bu sefer, 'ılımlı bir muhalefetin varlığı ile belli bir aşamada bir barış sürecinin önünü açabilir miyiz' diye bu muhalefetin ılımlı bir çizgide kalması, iyi organize olması için çaba sarf ettik. Daha sonraki aşamalarda baskı ve zulüm arttıkça ortaya çıkan terör tehditlerine karşı da Türkiye'nin güvnliğini temin edecek adımlar atmakta da tereddüt etmedik. Bugüne kadar da gelindi" yanıtını verdi.

Suriye'de toplumun çok derinden fay hatlarıyla kırılan bir toplum oluştuğunu belirten Davutoğlu, "Bunun en büyük vebali Esad rejimine sonra bu zulme sessiz kalan uluslararası toplumun ve nihayet bu boşlukla birlikte ortaya çıkan ve Esad rejimi kadar barbarca cinayetler işleyen DEAŞ gibi terör örgütlerinin, PYD ve YPG gibi kendi bulunduğu bölgelerde etnik kıyım yapacak şekilde Kürt Suriyelilere de baskı yapan organize gruplarındır" dedi.

MASADA KİMLER OLMALI?

Uzun zamandan beri "Masada kimler olmalı?" sorusuna yanıt arandığını anlatan Davutoğlu, şunları söyledi:
"Bütün bu formatı şekillendiren Cenevre-1 görüşmesini 2012 Haziran'ında Cenevre'de yapmıştık. Çok zorlu bir süreçti. Orada Dışişleri Bakanı olarak ülkemizi temsil etmiştim. Hillary Clinton, Lavrov ve bütün diğer şeylerle zorlu bir çerçeve oluşmuştu. Bu çerçeve şu esasa dayanıyordu: Bir geçiş süreci olsun. Bu geçiş süreci esnasında iki tarafın da kabul edebileceği isimlerden müteşekkil bir geçiş hükümeti kurulsun ve bütün otorite bu geçiş hükümetine devredilsin. Tabi bu Esad'ın gücünü de bu geçiş hükümetine devredeceği bir model öngörüyordu. 2012'den bu yana 3.5 yıl geçti ve 2014 Şubat'ında gene Cenevre'de bir araya gelindi, orada da netice alınamadı. Çünkü rejim bütün bu süreci kendi zulmünün devamı, hükümranlığının devamı için bir araç olarak kullanıyor, gerçek bir müzakereye girmiyor. Şimdi de değişik kanallardan gelen bilgilere baktığımızda rejimin, böyle bir Cenevre mutabakatı çerçevesinde bir adım atacağına dair kesin bir yaklaşımı yok. Bu arada ortaya çıkan bazı grupların burada nasıl yer alacağı... PYD, YPG bunlardan biri. DEAŞ bizim için bir terör örgütü zaten masanın dışında, herkes öyle görüyor fakat biz YPG ve PYD'yi de bir terör örgütü olarak gördüğümüz için masada olmaması konusundaki ilkesel tutumumuzu sergiledik ve önemli bir netice elde ettik."

"YPG VE PYD'YE DAVETİYE GİTMEDİ"

"Terör örgütü PYD ve YPG'ye davet gitmediğini" kesin bir dille ifade eden Davutoğlu, şöyle devam etti:
"Türkiye'nin tutumu kesinlikle Suriyeli Kürt kardeşlerimize karşı değildir. Nitekim Irak'ta Kürt kardeşlerimizi temsil ettiğine inandığımız Kuzey Irak Bölgesel Yönetimi'nin yöneticileri ile Sayın Barzani ile çok yakın işbirliği içindeyiz. Dolayısıyla bizim herhangi bir etnik gruba karşı hele hele ülkesinde en fazla Kürt nüfus barındıran bir ülke olarak Türkiye Cumhuriyeti'nin Kürt'lerin menfaatine karşı Irak, Suriye ve İran'da, herhangi bir yerde tavır alması söz konusu değildir. Aksine Kuzey Irak'ta bir problem olduğunda hem Kürt kardeşlerimiz Türkiye'ye sığınmışlardır hem de bugün bütün imkanlarımızla onlara destek oluyoruz. Karşı çıktığımız husus, PKK ile doğrudan organik bağa sahip olan YPG ve PYD yani YPG silahlı kanadı, PYD de siyasi kanadı."

"Karşı çıkmamız, mutlak bir karşı çıkış değildi başta" diyen Davutoğlu, "2013 yazında Türkiye'deki çözüm süreci bağlamında 'bütün silahlı unsurlar Türkiye'den çıkacak' taahhüdü yapıldığında görüşmeler de sürdü. O zaman PKK'nın bütün silahlı unsurlarını Türkiye'den çıkarıp Türkiye'de bir daha silahlı mücadeleye girmeyeceği taahhüdü vardı. Dolayısıyla PYD'ye de yaklaşımımız aynı değildi. Ama zamanla özellikle 2014 baharından itibaren PYD, PKK ve YPG'nin tutumunda bir değişim gözlendi. O da Suriye'deki konjonktür, DEAŞ'a karşı mücadele için YPG'yi elverişli bir unsur olarak görmeye mütemayil bir ortam doğurduğu için bazı ülkeler nezdinde, başta ABD... Açıkçası PYD, YPG ve PKK, bu durumu fırsata çevirip netice almaya ve Türkiye'yi de hedef almaya başladılar" şeklinde konuştu.

"O ZAMAN PYD'YE ÜÇ ŞART İLERİ SÜRMÜŞTÜK"

Davutoğlu, 2013 yazında PYD'ye üç şart ileri sürdüklerini açıklayarak, sözlerini şöyle sürdürdü:
"Bir, Türkiye'ye karşı hiçbir terörist veya zarar verici eylemde bulunmayacaksınız. Zaten o dönemde PKK da silahlı unsurlarını çekeceği için buna 'evet' diyorlardı. İki, Suriye rejimi ile işbirliği yapıp Suriye halkına zulmetmeyeceksiniz, rejime karşı net tutum tavır koyacaksınız. Bunu yapmadılar. Üç, de facto bir yapı oluşturmaya kalkmayacaksınız. Sonuçta bir masa oluştuğunda o masaya diğer muhaliflerle birlikte oturup birlikte Suriye'yi inşa edeceksiniz, diğerlerini bağlayıcı bir adım atmayacaksınız. Şimdi baktığımızda bu üç şey yapıldı mı? Yapılmadı. Türkiye'ye dönük olarak açık bir tehdit halinde önce Kobani eylemleri bahane edilerek arkasından da 21 Temmuz'dan itibaren daha önce de başlayan 7 Haziran'dan itibaren silahlanma, ayaklanma çağrılarıyla Suriye'deki mücadeleyi Türkiye'ye taşımaya kalkıştılar. Bugün dahi Cizre'de, Silopi'de yapmak istedikleri bu. Suriye'deki yöntemleri Türkiye'ye taşımaya kalktılar. Suriye'den silah aktarma ki artık Suriye-Irak sınırı olmadığı için pratikte, Suriye-Irak sınırı diye bir sınır işlevselliğini kaybettiği için Irak'taki PKK ile Suriye'de PYD arasında bir fark kalmadı. Çatışan militanlar ordan oraya geçiyor, silahlar geçiyor, her iki kanattan Türkiye'ye sokmaya çalışıyorlar."

"BU KONUDA KİMSE HAYAL ALEMİNDE YAŞAMAMALI"

"ABD'ye göre PKK ayrı PYD ayrı" sorusuna yönelik Başbakan Davutoğlu, "Amerika, kendi ulusal tanımlamasını... Joe Biden'le bu konuyu çok açık bir şekilde konuştuk, kendisine elimizdeki tüm belgelerle hangi yollardan nasıl bir PYD ve PKK'nın Türkiye'deki terör faaliyetlerini kanalize ettiklerini gösterdik. Bu konuda kimse hayal aleminde yaşamamalı, istihbarat verileri elimizde" dedi.

"BİDEN, 'BU KONUDA TÜRKİYE'NİN KAYGILARINI ANLADIKLARINI' SÖYLEDİ"

"Bu konuda Biden ne dedi?" sorusu üzerine ise Davutoğlu, şöyle yanıt verdi:
"Bu konuda Türkiye'nin kaygılarını anladıklarını' ifade etti zaten anlamamış olsalardı heralde PYD'nin masaya davet edilmesi için Amerika farklı bir tutum alırdı. Özellikle Sayın Biden'ın ziyaretinde getirdiğimiz argümanların hepsi etkili oldu. Gerek İngiltere'de Almanya'da yaptığımız görüşmeler, ABD ile yaptığımız görüşmeler ve çok net ifadeyle uluslararası basına da söyledim: Suriyeli Kürtler olmadan masa kurulmaz çünkü Suriyeli Kürtler mutlaka masanın parçası olmalıdır; Araplar, Türkmenler, Sünniler, Nusayriler, Hristiyanlar olmalıdır. Bunların hepsi masa etrafında olmadan nihai netice alınmaz. Ama terör unsurları olmamalıdır. Bu anlamda da PYD'nin bu sürece katılmaması için ağırlığımızı koyduk gerekirse bir daha koyarız. Bizim boykot etmemizle birlikte süreç biraz da Birleşmiş Milletler tarafından yürütülecek yani herkesin oturduğu bir masa olmayacak muhtemelen ilk aşamada. Ama muhalefet ki hepsine bu anlamda şuanda toplantı olan Suriye Ulusal Koalisyonu ve Suriye Muhalefet Cephesi'ne, ılımlı cepheye de teşekkür ediyoruz çünkü onlar da Türkiye'nin tavrını benimsediler, Türkiye'ye olan yakınlıklarını, sadakatlerini gösterdiler ve 'PYD masaya oturursa biz masaya gelmeyiz' dediler."

"BİZ TEK BAŞIMIZA MUHATAP ALINACAĞIZ' DİYORLAR"

Muhalefetin taleplerini anlatan Davutoğlu, şunları kaydetti:
"Onlar birkaç unsuru öne çıkarmışlar; bir, Suriye'de rejimin yürüttüğü barbarca saldırıların durması. En çarpıcı olanı da Madaya'da olduğu gibi bir mahalleyi, bir bölgeyi bütün insani yardımlardan, yiyecekten, gıdadan, suyu kesip açlığa mahkum etmek suretiyle Ortaçağ zihniyetini yansıtan bir savaş taktiği uyguluyor. İnsanlar iskeletler haline dönüşmüş, yıllardır bu takip ediliyor. Buna karşı muhalefetin haklı talepleri var. Bu saldırılar durmalı. İkincisi de muhalefet tarafı net olmalı. Yani nasıl rejim bir tarafta oturuyor, muhalefet de karşı tarafta pür ve açık bir şekilde oturmalı. Veya ayrı odalarda ise muhalefetin odası bir oda olmalı. Yani muhalefetin içinde rejimle işbirliği yapan unsurlar olmamalı. Nitekim PYD bu unsurlardan biridir, 'Tensik' denilen grup bu unsurlardan biridir. 'Bunlar olmayacak biz tek başımıza muhatap alınacağız' diyorlar. Şimdi bu görüşlerini olgunlaştırmaları açısından kendi aralarında müzakereler sürüyor, Birleşmiş Milletler'den cevap bekliyorlar. Özellikle insani bakımdan büyük trajedi yaşanan bölgelerde rejimin zulmünün durdurulması ve müzakerelere giderken buralara insani yardımın ulaşması için bir talepleri var. Bunlar yerine getirilmesi durumunda hemen gerekli adımlar atılacak."

"YÜZBİNLERCE İNSANIN CANSIZ BEDENİNDEN BAHSEDİYORUZ"

Başbakan Davutoğlu, Cenevre'deki yapılması planlanan müzakerelerden bir sonuç alınıp alınmayacağına ilişkin, "Ben bu şekilde onlarca müzakerede bulundum açık söylemek gerekirse kısa sürede netice alınmasını kolay görmüyorum. Yani birçok zorlu müzakerelerin içinde bulundum ancak ortada o kadar büyük bir insani suç var ki yüzbinlerce insanın cansız bedeninden bahsediyoruz ve uluslararası toplumun bütün bunlara sessiz kalmasından bahsediyoruz. Dolayısıyla kolay değil. Maalesef Suriye içinde zaten hassas olan etnik ve mezhebi gerilimler derinleşmiş durumda ama başka da bir alternatifi yok. Yani oturulup konuşulacak ve mutlak surette bir geçiş süreci kabul edilerek bu geçiş süreciyle birlikte Suriye'de tekrar yaraların sarılmasını getirecek bir dönemin açılması için gayret sarf edilecek. Bunun başka yolu yok" ifadelerini kullandı. 

“HİÇ KİMSE HAM HAYALE KAPILMASIN, SİLOPİ BÜTÜN SOKAKLARIYLA TEMİZLENDİ”

Başbakan Ahmet Davutoğlu, Şırnak'ın Cizre ve Silopi ile Diyarbakır'ın Sur ilçelerinde yoğunlaşan terör operasyonlarına yönelik, "Hiç kimse ham hayale kapılmasın. Silopi bütün sokaklarıyla temizlendi, şimdi operasyon sonrası sürece geçiyoruz. Birkaç gün içinde Cizre'de de operasyonun tamamlanacağını hesap ediyoruz" dedi. 

"Suriye konusunda ABD ve Rusya'nın anlaştığı" ve "bu iki ülkenin Türkiye'nin pozisyonuna ters düştüğü" iddialarına yanıt veren Davutoğlu, "Bazen bu çok gündeme gelir, 'Zaten herkes anlaştı, Türkiye dışarıda kaldı.' Böyle bir şey yaymak isteyenler var. Şuanda uluslararası konjonktür o kadar dinamik ki Suriye'deki dengeler de o kadar dinamik ki öyle iki tarafın, ABD ile Rusya'nın bir çerçevede anlaştığını ve bunun sabit kalacağını öngörmek mümkün değil" dedi.

"HERKESLE GÖRÜŞÜYORUZ"

3-4 gün önce aynı çevrelerin "PYD masaya gelecek, Türkiye'nin dediği yine olmadı" dediğini ancak sonucun öyle olmadığını belirten Davutoğlu, "Üç gün önce bunu söyleyen şimdi dönüp de 'hata yaptık' demiyor. Yine sanki Türkiye yalnız kalacakmış gibi psikolojik bir ortam oluşturmaya çalışıyorlar. Bunların hiçbirisi doğru değil. Biz herkesle görüşüyoruz tabi Rusya ile şuanda sıkıntılarımız var, o anlamda farklı kanaatlerimiz var. Ama bu farklı kanaatler geçmişte de vardı yani uçak düşmeden önce. Herkes biliyor ki Türkiye'nin kabul etmediği, öngörmediği, arzu etmediği bir çözüm Suriye'nin hiçbir yerinde başarılı olamaz. Mümkün de değildir. Şuanda Suriye nüfusunun yüzde 10'undan fazlasını biz barındırıyoruz. Toplam nüfusun yüzde 12'sini falan barındırıyoruz. Yani Türkiye'yi rahatsız edecek bir çözümün yaşayabilir olması mümkün mü? Onun için son kertede PYD'ye yakın duran kesimler dahi Türkiye'nin net tutumu karşısında yeniden durumu değerlendirme ihtiyacı hissetiler dolayısıyla böyle bir şey söz konusu değil" ifadelerini kullandı.
Başbakan Davutoğlu, uluslararası konjonktürün son derece dinamik olduğunu dile getirerek Türkiye'nin insani ve stratejik olarak en doğru tutumu almaya gayret ettiğini belirtti.

"OLMASI GEREKEN DÜZEYDE CENEVRE'DE OLACAĞIZ"

"Cenevre'de Türkiye adına kim olacak?" sorusu üzerine Davutoğlu, "Öncelikle şu sürecin sonucunda, hangi formatta nasıl bir düzeyde bir şey olacağı... Bunlar belirlenecek. Biz olması gereken düzeyde orada olacağız" yanıtını verdi.

"FIRAT'IN BATISI'NA KİMSE GEÇMEDİ"

Başbakan Davutoğlu, YPG'nin Afrin'in doğusundan sızarak "güvenli bölge" olarak planlanan Cerablus'a saldırması durumunda Türkiye'nin ne yapacağına şöyle yanıt verdi:
"Fırat'ın batısına YPG geçmeyecek. Fırat'ın batısına YPG geçmedi. Bizim sınırımızın çok güneyindeki Teşrin operasyonu esnasında bazı Arap unsurlar da YPG'nin geçtiği bilgisi geldiği anda biz gerekli uyarıları yaptık. Cerablus en kuzeyde, bizim yanımızda, Teşrin güneyde. Ama buradaki DEAŞ mevcudiyeti de orada kalacak anlamına gelmiyor. Biz Mare-Herece-Cerablus ile Mare-Hercele hattının DEAŞ'tan temizlenmesi için ılımlı muhalefete gerekli desteği veriyoruz. Bu anlamda da ılımlı muhalefetin, Özgür Suriye Ordusu'nun (ÖSO) buraları kontrol altına alması bizim öncelikli tercihimizdir. Arfin ile Cerablus arasında zaten çok ciddi mesafe var. Yani arada muhaliflerin kontrolünde olduğu Azzaz ve diğer bölgeler var. Bunlar kolaylıkla oluşacak hususlar değil. Biz sınırımızda ne rejim istiyoruz ne YPG istiyoruz ne DEAŞ istiyoruz. Sadece orada değil Kamışlı'da da Türkiye, kendisine dönük her hareketi gerektiğinde bu hareketi durdurma konusunda her türlü adımı atar. Nitekim DEAŞ'a son 3 hafta içinde, özellikle bu Mare-Hercele hattı dediğimiz bölgede çok yoğun top atışları yapıldı. Kilis'e bir mermi düşmesi üzerine mukabele edilmesinin çok ötesine gidecek şekilde buraya top atışlarıyla cevaplar verildi ve muhalif unsurlar yani Özgür Suriye Ordusu, burada 7-8 yerleşim yerini ele geçirdi ve önemli bir kazanım elde etti. Bunu geçen gelen Avrupa Birliği temsilcilerine de ABD Başkan Yardımcısı Joe Biden'a da söyledim, nasıl Kuzey Irak'ta, Kandil'de Türkiye'ye dönük eylemler gerektiğinde sınır ötesi operasyon yapmaktan çekinmediysek Suriye'de de Türkiye'ye dönük eylemler gerçekleşmesi durumunda, bunu yakından takip ediyoruz, her türlü hakkımızı mahfuz tutuyoruz, her türlü müdahalede bulunuruz. Bizim en asli ve öncelikli görevimiz Türkiye'nin sınırlarını korumak ve Türkiye'nin güvenliğine halel getirecek her türlü eyleme karşı gerekli tedbiri almak."

"YANLIŞ HESAP YAPTILAR"

Terörle mücadele bölgesinde yaşayan halkın rehabilitasyonu ve terör örgütü PKK'nın yakması sonucu kullanılamaz hale gelen evlere dönük kentsel dönüşüm çalışmalarını anlatan Davutoğlu, "Son Bakanlar Kurulumuzda biz zaten 23 Temmuz'da, hemen yandaki salonda karar verdiğimiz zaman operasyon süresi, operasyon sonrası planlamalar yaptık. Kırsal kesimde ne yapılacak, sınır ötesinde ne yapılacak, mücavir alanlarda ne yapılacak ve şehirlerde eğer bir bu anlamda illegal bir eylem gerçekleşirse ne yapılacak? Dolayısıyla bu planlamaları yaptık. Nitekim Cizre'de, Sur'da ve Silopi'de bu tür illegal faaliyetler, çukur kazmak, barikat oluşturmak gibi yoğunlaştığını fark ettiğimiz anda da gerekli müdahalede bulunduk. Bunlar yanlış hesap yaptılar. 7 Haziran'dan sonra özellikle tırmanacak şekilde silahlanma çağrısı yaparken hükümetimizden böyle bir kararlı tutum göreceklerini hesap etmediler. Özellikle de geçiş hükümetleri döneminde ama aynı başbakan yönetimdeydi. Bu anlamda süreklilik devam etti, şuanda da aynısını söyleyebilirim" ifadelerini kullandı.

"HİÇ KİMSE HAM HAYALE KAPILMASI"

"Hiç kimse ham hayale kapılmasın" diye konuşan Davutoğlu, şunları kaydetti:
"Silopi bütün sokaklarıyla temizlendi, şimdi operasyon sonrası sürece geçiyoruz. Birkaç gün içinde de Cizre'de de operasyonun tamamlanacağını hesap ediyoruz, planlıyoruz aynı durumun Sur için de diğer ilçelerde, kırsal kesimde atılacak adımlarla ilgili takvimlendirilmiş adımlar düşünüyoruz. Nitekim bunun birçok boyutu var. Özellikle sosyal destek ve sosyal hizmetlerin planlanması, eğitim faaliyetleri... Şuanda 15 bin öğrenci Batman başta olmak üzere başka illerde eğitime alındı eğitim kaybı yaşanmasın diye. Öğretmenlere, öğrencilerimize teşekkür ediyorum. Ailelerine özellikle teşekkür ediyorum. Bir öğretmen olarak büyük mutluluk duyuyorum, bu 15 günlük süre içinde binlerce öğrencimize bu eğitimi verecek olmaktan. Sağlık hizmetleri bu anlamda yoğun bir şekilde planlanıyor, aile destek programları, insan dönük yardımlar... Sur'dan çıkarak başka yerlerde ikamet etmek zorunda kalan 6 bin aileye kira yardımı yapıyoruz. Otellerde ağırlıyoruz ve masraflarını devlet karşılıyoruz. Kimse sahipsiz değil. Öyle bir hava estiriliyor ki 'bunlar dışarı çıktığı anda sahipsiz.' Hayır, herkese kira yardımı yapılıyor. Bazıları otellerde ağırlanıyor, bize başvuran bu anlamda herkese bu yardım yapılıyor. Türkiye Cumhuriyeti Devleti, teröristle halkı ayırır. Bu anlamda da kira yardımları, bu vatandaşlarımız evlerine, evleri de rehabilite edilip ya da kentsel dönüşümle sağlam evlere girene kadar bu yardımlar yapılacak."

Diyarbakır'ın Sur ilçesindeki iki mahalleyle ilgili aynı tedbirlerin alındığını belirten Davutoğlu, bazı mahallelere olan sızmaların yakından takip edildiğini vurguladı. 

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
İstanbul Fatih’te gençlerle yerel siyaset buluşması Fatih Belediye Başkanı Mehmet Ergün Turan, AK Parti İstanbul Gençlik Kolları Başkanlığı tarafından düzenlenen "Yerel Yönetimler Atölyesi"nde tecrübelerini paylaştı. AK Parti İstanbul Gençlik Kolları Başkanlığı tarafından düzenlenen "Yerel Yönetimler Atölyesi" programında, Mehmet Ergün Turan gençlerle bir araya geldi. "Yerel Siyasette Ahlak, Sadakat ve Kriz Yönetimi" başlığı altında gerçekleştirilen programda Turan, yerel yönetim anlayışının temel ilkelerini, sahada edindiği tecrübeleri ve kriz süreçlerinde izlenen yönetim modellerini katılımcılarla paylaştı. Yerel yönetimlerin vatandaşla en yakın temasın kurulduğu alan olduğuna dikkat çeken Turan, belediyecilikte ahlaki duruşun, güven inşasının ve kamu sorumluluğunun belirleyici rol oynadığını belirtti. Kriz anlarında hızlı ve etkin karar alabilmenin, sahayı doğru okumanın ve güçlü iletişim kurmanın önemine vurgu yapan Turan, yerel siyasetin istikrar ve güven üzerine inşa edilmesi gerektiğini ifade etti. Gençlerin siyaset sahnesindeki rolüne de değinen Turan, yerelde güçlü, sahada kararlı ve gönüllerde karşılığı olan bir siyaset anlayışının gençlerin enerjisi ve heyecanıyla daha da güçleneceğini söyledi. Türkiye’nin yarınlarının genç kadrolarla birlikte inşa edileceğini dile getiren Turan, gençlerin sürece aktif katılımının önemine işaret etti. Yoğun katılımla gerçekleşen program, soru-cevap bölümünün ardından sona erdi. Katılımcılar, yerel yönetim süreçlerine ilişkin merak ettikleri konuları doğrudan Başkan Turan’a yöneltme imkânı buldu.
Manisa Manisalı sağlıkçı, "Eğitim" temalı fotoğraf yarışmasında Türkiye birincisi oldu Manisa Merkezefendi Devlet Hastanesi’nde görev yapan sağlık teknikeri İsmail Aybey’in eseri, ülke genelinde düzenlenen "Eğitimden Bir Kare" konulu fotoğraf yarışmasında yaklaşık 2 bin eser arasından birinci seçildi. Manisa Merkezefendi Devlet Hastanesi’nde sağlık teknikeri olarak görev yapan İsmail Aybey, ülke genelinde düzenlenen, "Eğitimden Bir Kare" konulu fotoğraf yarışmasında büyük bir başarıya imza atarak Türkiye birincisi oldu. Eğitimin değerine dikkat çekmek, eğitim çalışanlarının fedakârlıklarını görünür kılmak, eğitimcilerin çarpıcı hikâyelerini fotoğraf sanatı aracılığıyla aktarmak ve fotoğraf sanatına ilgi duyan eğitim çalışanlarını desteklemek amacıyla Eğitimciler Birliği Sendikası (Eğitim-Bir-Sen) tarafından düzenlenen yarışmanın jüri toplantısı Ankara’da gerçekleştirildi. Türkiye Fotoğraf Sanatı Federasyonu (TFSF) onayı ve iş birliğiyle düzenlenen yarışmanın seçici kurulunda, TFSF Başkanı Mehmet Kılıçoğlu’nun yanı sıra fotoğraf sanatçıları Fırat Yurdakul, Feyzullah Tunç, Hamit Yalçın, Mustafa Binol, Ragıp Sarı ve Elif Öztürk yer aldı. Türkiye’nin dört bir yanından gönderilen yaklaşık 2 bin fotoğraf karesi, jüri üyeleri tarafından titizlikle değerlendirilirken, Manisa Merkezefendi Devlet Hastanesi’nde görev yapan sağlık teknikeri İsmail Aybey, "Merkezefendi Cami Yansıma" adlı eseriyle birincilik ödülüne layık görülürken, Aybey’in bayrak isimli çalışması da sergileme ödülü kazandı.
Elazığ Elazığ’da kaybolan yaşlı adam, 3 gündür aranıyor Elazığ’da üç gün önce kaybolan 74 yaşındaki yaşlı adamı arama çalışmaları 103 kişilik ekiple devam ediyor. Olay, üç gün önce Esentepe Mahallesi’nde meydana geldi. Edinilen bilgiye göre, 74 yaşındaki İbrahim Kaya, saat 10.00 sıralarında evden çıkarak geri dönmedi. Yaşlı adamı bulamayan ailesi durumu 112 Acil Çağrı Merkezi’ne bildirdi. İhbar sonrası harekete geçen ekipler, yaşlı adamı bulmak için çalışma başlattı. AFAD, UMKE, jandarma, polis, Elazığ Belediyesi, karayolları ekipleri, STK’lar ve gönüllülerden oluşan 103 kişilik ekip ile üç gündür yapılan arama çalışmalarında herhangi bir ize rastlanmadı. Kayıp şahıs, karadan iz köpekleriyle, havadan dronlar ile aranırken, Emniyet Müdürlüğü’ne bağlı Su Altı Grup Amirliği ekipleri tarafından da sulak alanlarda aranıyor. Üç günlük arama çalışmalarında 40 kilometrelik alan tarandı. Çalışmalar hakkında bilgiler veren Elazığ AFAD Arama ve Kurtarma Şube Müdürü Süleyman Polat, "Üç gündür amcamızı arama faaliyetlerimiz devam ediyor. 103 personelle birlikte bölgede çalışmalar sürüyor. Arama ve kurtarma faaliyetlerinde AFAD, jandarma, emniyet, karayolları, belediye, milli eğitim, UMKE ve itfaiyeyle birlikte bölgede çalışmalar devam ediyor. Şu an emniyet ekiplerimiz Aydıncık bölgesinde gölet olan bölgede dalgıç ekiplerimiz faaliyetlerini sürdürüyor. Kom deresi dediğimiz bölgede de iz takip köpeklerimiz amcamızı arıyor. İki tane dronumuz havada. Birisi emniyet ekiplerimize ait bir diğeri de AFAD ekiplerimize ait, onlarda havadan çekimlere devam etmektedirler. Aile ile birlikte iş birliği içerisindeyiz. Dün itibariyle 30 kilometrelik alan tarandı, bugün de 10 kilometrelik alanı tarayacağız. Toplamda 40 kilometrelik alan taranmış olacak" dedi.
Kayseri Soğanlı Vadisi’ne ilgi 10 kat arttı "Kapadokya’nın giriş kapısı" olarak nitelendirilen Soğanlı Vadisi’nde başlatılan projeler sayesinde bölgede yerli ve yabancı ziyaretçi sayısı 10 katına çıktı. Kayseri İl Kültür ve Turizm Müdürü Şükrü Dursun, "Her geçen gün Soğanlı Vadisi’nin gelişimi ivme kazanıyor" dedi. Kayseri İl Kültür ve Turizm Müdürü Şükrü Dursun, Soğanlı Vadisi’nde yapılan birçok çalışmanın olduğunu söyledi. Çevre düzenlemeleri, kilise restorasyonu, meydan yürüyüş yolu ve aydınlatma gibi önemli projeleri hayata geçirdiklerini dile getiren İl Müdürü Şükrü Dursun, bu projelerin ardından, Soğanlı Vadisi’nde 1 yılda gelen ziyaretçi sayısında 10 kat artış yaşandığını belirtti. Çalışmaların ve projelerin hız kesmeden devam edeceğini dile getiren Dursun, "Valimiz göreve başladığı dönemden itibaren Soğanlı Vadisi’nde birçok çalışma hayata geçirildi. Orası, Sayın Valimizin gerçekten önemsediği noktalardan bir tanesi. Bakanlığımız, Büyükşehir Belediyemiz ve Yeşilhisar ilçemizde Kaymakamlığımız tarafından farklı projelere de imza atıldı. Orada yapılan birçok noktada çalışmalar var. Meydan düzenlemesi, kilise restorasyonu, meydan yürüyüş yolu ve aydınlatma projeleri gibi birçok proje gerçekleştirildi. Bunlarla da bitmiyor, yeni ve farklı restorasyonlar da yapılıyor. Hazırlıklar yapıldı, gerekli yerlerden izinler de alındı. İnşallah onların da yakın zamanda hayata geçmesi için çalışmalarımız mevcut. Kapadokya Alan Başkanlığı’mız da bölgede gerekli birçok çalışmayı yürütüyor. Bütün bu çalışmalar ve tanıtım faaliyetleri dediğimiz, ilk çalışmalara dönüp baktığımız zaman; daha önce de ziyaret alan bir yerdi, ancak ziyaretçi sayımız şu ankinden çok daha azdı. Bu süreçler açısından, son yılın sonuçlarına baktığımızda aslında iyi bir tanıtım sayesinde Soğanlı’nın birçok kişi tarafından, özellikle şehir içinden ve şehir dışından tanınmasına vesile olundu. O dönemdeki restorasyon çalışmaları ve bu düzenlemelere başlamadan önceki dönemle bugünü kıyasladığımızda, yıllık ziyaretçi sayısında 10 katı aşan bir artış oldu. Eskiden 1 yılda gelen ziyaretçi sayısı, şimdi 10 katını ve daha fazlasını aşmış durumda. Çeşitli Avrupa ülkelerinden, yurt dışından, Orta Amerika ülkelerinden, dünyanın her yerinden gelen insanları görebiliyoruz. Soğanlı’nın hem vadi dokusu hem de oradaki doğal oluşumlar, yerelde ablalarımızın yaptığı Soğanlı bebekleri öne çıkan özellikler arasında" şeklinde konuştu. "Her geçen gün Soğanlı Vadisi’nin gelişimi ivme kazanıyor" Her geçen gün Soğanlı Vadisi’nde ki gelişimin hız kazandığını dile getiren Şükrü Dursun, Soğanlı Vadisi’nin yakınlarındaki böylelerde de önemli çalışmaların yapıldığını aktardı. Erdemli bölgesine olan ilgin arttığını söyleyerek; "Her geçen gün Soğanlı’nın gelişimi ivme kazanıyor. Ancak Soğanlı’nın dışında da farklı noktalarımız var. Hemen yakınında Başköy var, Güzelöz var, Erdemli Vadisi var. Aslında baktığınız zaman Soğanlı’nın yakınlarında ve çevresinde de çok değerli alanlar bulunuyor. Erdemli Vadisi’nde de çok önemli çalışmalar yapıldı. Valiliğimiz ile birlikte çalışmalar gerçekleştirildi. Erdemli’de yapılan çalışmalar güzel meyveler vermeye başladı. Eskiden sadece bilen kişiler gelirken, şu anda hafta içi ve hafta sonu fark etmeksizin Erdemli’ye turlar giriyor ve bölgeye ilgi giderek artıyor. Oranın da kendine özgü güzellikleri ve doğası var. Buradaki en büyük etkenlerden biri Erdemli’ deki ulaşımdı. Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu tarafından yapılan bir yürüyüş yolu var. Bu yürüyüş yolu sayesinde, daha önce tek geçişi suyun aktığı bir dere olan alan, doku bozulmadan ulaşılabilir hâle getirildi. Aziz George Kilisesi restorasyonu devam ediyor. Yaz aylarında tanıtımı yapılmıştı. Oradaki süreçte haziran ayında ihale sürecinin başlatılması hedefleniyor. Orası da tamamlandığında birçok ziyaretçiyi ağırlayacağımız bir yer olacak. Gelen ziyaretçilerimizin bu alanları görmeleri için biz de yönlendirme planları yapmak durumundayız. Başköy ve Güzelöz köyü çok fazla değer taşıyan noktalardan bazıları. Amacımız, gelen ziyaretçilerin bölgede vakit geçirme süresini uzatmak. Ne kadar çok uzatırsak, o kadar çok yer görmelerini sağlamış oluruz" dedi.