POLİTİKA - 25 Mart 2017 Cumartesi 16:00

Başbakan Yıldırım: Said-i Nursi yaşasaydı bunu yanına bile sokmazdı

A
A
A
Başbakan Yıldırım: Said-i Nursi yaşasaydı bunu yanına bile sokmazdı

Başbakan Binali Yıldırım, Fetullahçı terör örgütü elebaşı Fetullah Gülen'in Bitlisli alim Said-i Nursi'yi istismar ettiğini belirterek, "Bu hain FETÖ, Bitlisli Said-i Nursi'nin tırnağı olamaz. Said-i Nursi yaşasaydı bunu yanına bile sokmazdı" dedi.

Başbakan Binali Yıldırım, 16 Nisan'da yapılacak referandum çalışmaları kapsamında düzenlenen mitinge katılmak üzere Bitlis'e geldi. Muş'tan helikopterle Bitlis'e gelen Başbakan Binali Yıldırım'a Sağlık Bakanı Recep Akdağ, Gümrük ve Ticaret Bakanı Bülent Tüfenkci, Genel Başkan Yardımcıları Mehdi Eker ve Vedat Demiröz de eşlik etti. Gökmeydan Miting alanında Bitlislilere hitap eden Başbakan Yıldırım, konuşmasına ilçe isimlerini tek tek sayarak başladı. Bu baharın daha güzel olacağını belirten Yıldırım, "Baharın müjdecisi, nevruzunuz kutlu olsun. Bahar her yerde güzel ama Bitlis'te bir başka güzel. Bahar, Süphan Dağı'nın eteklerinde Nemrut Dağı'nın eteklerinde her yerden daha güzel. Bu bahar inşallah Bitlis'te, ülkemizde, insanlığa huzur kardeşlik bereket bolluk gelecek" dedi

Said-i Nursi'yi örnek gösterdi

Bitlisli alim olan Said-i Nursi'yi örnek gösteren Başbakan Binali Yıldırım sözlerini şöyle sürdürdü:
"Bitlis, Türkiye'nin, bu toprakların en büyük alimlerini, tarihi şahsiyetlerini yetiştirdi. Hepsini rahmetle, minnetle, şükranla anıyoruz. Yakın tarihte yetişmiş büyük bir alim Said-i Nursi'yi burada özellikle yad ediyorum. Allah ondan razı olsun, mekanı cennet olsun. Bu zat Bitlis'in Hizan ilçesinin Nurs köyünde doğdu. Bitlis medreselerinde yetişti. Arkasında onlarca eser bıraktı. Said-i Nursi sadece bir alim değil, aynı zamanda vatansever bir kahramandı. 1915'te Erzurum Hasankale'de Rus işgaline karşı savaştı ve esir düştü. Sibiraya'ya götürdüler, esir kampında tuttular. O, kamptan çıktı bütün Avrupa'yı dolaşarak yeniden memleketine, İstanbul'a döndü."

"Said-i Nursi'yi istismar etti"

FETÖ elebaşı Fetullah Gülen'in, Said-i Nursi'yi istismar ettiğini dile getire Başbakan Yıldırım, "Şimdi, birileri çıktı 'hocayım' dedi, 'Said-i Nursi'nin izindeyim' dedi, Said-i Nursi'yi istismar etti. Said-i Nursi, esir kampından ülkesine geri geldi ama Said-i Nursi'nin izindeyim diyen FETÖ, ülkesinden kaçtı. Pensilvanya'ya sığındı. Said-i Nursi'nin hayatı, CHP'nin tek parti döneminin zulmü altında, hapislerde geçti, sürgünlerde geçti ama bu FETÖ hesap vermek yerine uzaklara kaçtı, ülkesini terk etti. Bitlisli alim Said-i Nursi ülkesi için, vatanı için savaştı ama bu sahtekar, vatanına, milletine, bayrağına savaş açtı. 15 Temmuz'da işte bu Pensilvanya'daki hain asker kılığı içindeki ajanlarını kullanarak bu milletin silahlarını millete doğrultarak 250 kardeşimizi şehit etti, 2 bin 194 kardeşimiz gazi oldu. Bu hain FETÖ, Bitlisli Said-i Nursi'nin tırnağı olamaz. Said-i Nursi yaşasaydı bunu yanına bile sokmazdı" diye konuştu.

"16 Nisan'da 'hayır' çıksın diye canhıraş bir şekilde çalışıyorlar"

Terörist başının yaptıklarının hesabının sorulacağını vurgulayan Yıldırım, "Bakın, bu hain ne demişti, 'Said-i Nursi Kürt olduğu için yanına gitmedim' dedi. Bu kadar saygısız ve hadsiz bir alçak. Kürt olduğu için Saidi Nursi'nin yanına gitmiyorsun ama 10 yıllardır eserleri istismar ediyorsun. Hiç merak etmeyin, bu hainden, yaptıklarını hesabı mutlaka sorulacak. Şehitlerimizin gazilerimizin hesabını mutlaka soracağız. Bu hainin teröristleri Almanya, Hollanda ve diğer ülkelerde Türkiye aleyhine propaganda yapıyor. 16 Nisanda hayır çıksın diye canhıraş bir şekilde çalışıyorlar."

"FETÖ, PKK ile kardeştir, bunlar ikizdir"

FETÖ ile PKK'nın ikiz olduğunu söyleyen Yıldırım şunları kaydetti:
"Biri Said-i Nursi'ye ihanet etti diğeri de Kürt kardeşlerimize ihanet etti. 15 Temmuz akşamında bunlar beraber çalıştılar. O akşam, PKK Kandil'den diyor ki 'askerlere aman saldırmayın, onlar darbe yapacak'. 16 Temmuz sabahı darbe püskürtülünce, hainler tek tek yakalanınca Kandil'den yeni bir mesaj geldi, 'askerlere saldırı serbest.' İşte bu alçaklar, PKK da, FETÖ de 16 Nisan'da hayır çıksın diye kol kola vermişler, omuz omza çalışıyorlar. Kandil her gün açıklama yapıyor 'evet' çıkarsa PKK biter diyorlar. Evet Bitlis diyor ki 'evet' çıkacak PKK da bitecek, FETÖ de bitecek. Bitlis Said-i Nursi'ye ihanet eden FETÖ'ye Kürt kardeşlerimize ihanet eden, PKK'ya cevap vermeye hazır mı? FETÖ'ye gereken cevabı verecek misiniz? PKK'ya hak ettiği cevabı verecek mi? Bitlis, bu şer odaklarına katılan CHP'nin yöneticilerine cevabı verecek mi? Bitlis 'evet' diyecek bir dönemin kapılarını kapatıp inşallah yeni bir dönemin aydınlık kapılarını aralayacak."

"Bu değişiklik yapıldıktan sonra her zaman güçlü hükümetler dönemi başlıyor"

Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemiyle güçlü hükümetlerin kurulacağını belirten Başbakan Binali Yıldırım, "16 Nisan yaklaşıyor. Anayasa değişikliği 16 Nisan'da önümüze geliyor. Türkiye'de artık bu değişiklik yapıldıktan sonra her zaman güçlü hükümetler dönemi başlıyor. Öyle seçim oldu, hükümet kurulmadı güvenoyu almadı, zaman kaybı ortadan kaldırıyor. Hükümetleri kuran da, hükümetlerin de işine sona veren de millet oluyor, patron sizsiniz. Sandıkta karar veriyorsunuz. Geçmişte neler yaşadık biliyorsunuz medya manşetleriyle hükümetler kuruldu, devrildi. Yargı müdahaleleriyle hükümetlerin alanları daraltıldı. Hatta yargı darbesi yapılmaya kalktı. Türkiye'de birçok darbeyi gördük. Sizin seçtiğiniz hükümetler darbeyle işbaşından uzaklaştırıldı. İşte bu mevcut Anayasa 82 model artık her tarafı dökülen darbe Anayasası iş görmüyor. Sürekli arıza yapıyor, kriz üretiyor. Mevcut sistem ülkenin sorunlarına kalıcı çözüm üretemiyor. Ekonomi yeteri kadar büyümüyor. AK Parti döneminde son 15 yılda ekonomiyi 3 kat büyüttük. Eğer bu engellerle karşılaşmasaydık sürekli taciz etmeseydik inanıyorum ki en az 5 kat büyüyecekti. 14 yıldır sizlere hizmet üretiyoruz, projeler yapıyoruz. Bir yandan hizmet yapıyoruz ama şeytan taşlıyoruz. Şeytan taşlamadan zaman buldukta yollar yapıyoruz, hastaneler, okullar yapıyoruz. Milletimizin hayatını kolaylaştırıyoruz. Biz iş yapalım dedikçe onlar hep olmaz dediler, hayır dediler. Yol, tünel, köprü yapalım dedikçe hayır dediler engel koydular" ifadelerini kullandı.

"Milletin patron olduğu yerde tek adam olmaz"

CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu'nu da eleştiren Başbakan Yıldırım, "Şimdi Cumhurbaşkanlığı hükümet sistemiyle artık bu engelleri ortadan kaldırıyoruz. Siz, doğrudan sandıkta Cumhurbaşkanını da seçeceksiniz, hükümetine de karar vereceksiniz, meclisi seçeceksiniz. Sizin seçtiklerinize kimse karışamayacak, burnunu sokamayacak. 5 yıl boyunca güçlü hükümetler hizmet üretecek bahane üretmeyecek. 5 yıl sonra beğenirseniz yine seçeceksiniz ama üçüncü sefer yok ondan sonra değiştireceksiniz CHP genel başkanı tek adam diyor, tek adam görmek istiyorsa aynaya baksın. Seçim olan yerde tek adam olmaz, milletin patron olduğu yerde tek adam olmaz. Hükümetler, seçim kaygısı olmadan, kriz düşüncesi olmadan 5 yıl çalışacak hizmet üretecek, iş üretecek, Bitlislinin gönlünü yapacak. 5 yıl sonunda da gelip hesabı size verecek. Cumhurbaşkanı hükümet sistemiyle Türkiye'nin bekleyen birçok sorununa köklü çözüm geliyor. Ekonomi şaha kalkacak, Türklerin, Kürtlerin, Arapların, Alevilerin, Sünnilerin, Zazaların, herkesin sorunu bir olacak bütün vatandaşlar Kürt, Türk, Arap demeden başımızın tacı olacak. Hepsi birinci sınıf insan olacak" dedi.

"Kürtlüğünüzle iftihar edin"

Meydanı dolduranlara 'Kürtlüğünüzle iftihar edin' diyen Başbakan Yıldırım, "Kürtlülüğünüzle iftihar edin. Kürtlüğünüz sizin herhangi bir eksikliğiniz değildir ama bir şeyle de iftihar edin o da ay yıldızlı bayrağımızdır. Alçak PKK görsün bunları. Hem Kürtlüğümüzle iftihar edeceğiz hem de devletimizle iftihar edeceğiz. Çünkü biz bin yıldır bu topraklardayız. Savaşta, neşede, yasta beraber olduk. Bundan sonra da devamlı beraber olacağız. Aramızı bozmaya çalışan alçak terör örgütünü aramızdan çekip alacağız. Bu CHP, HDP, Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemiyle ilgili hiç bir şey konuşmuyorlar. İşleri güçleri yalan dolan. Mecliste bu değişiklikler görüşülürken CHP, HDP neredeydi. Onlar kürsü işgal etmekle, kelepçelemekle, insanları yumruklamakla meşguldü. Ne yaptıklarını gördünüz. Her türlü çirkinliği yaptılar. Kürsüyü parçaladılar kelepçelediler şimdi çıkmışlar utanmadan sıkılmadan anayasa değişikliği meclisi zayıflatacak diyorlar. Meclisi zayıflatan, itibarını azaltan sizsiniz. Bu sistemle, meclisin gücü daha da artıyor, etkisi daha da artıyor. Meclis hükümeti denetliyor, milletvekillerinin yetkisi artıyor. Çünkü milletvekilleri artık kanun yapacak. CHP bir de tutturmuş cumhurbaşkanı meclisi feshedecek. Yok böyle bir şey, tamamen yalan. Cumhurbaşkanı meclisi seçime götürebilir, eğer seçim kararı alırsa, kendisi de gidiyor. Çünkü seçim aynı anda, aynı gün oluyor. Meclis de seçim kararı alırsa bu sefer cumhurbaşkanı da gidiyor. Dolayısıyla bu sistem uzlaşma getiriyor, anlaşma getiriyor. Kılıçdaroğlu çıkmış bu anaysa değişikliğinde ne yoksa ondan bahsediyor. Yalan diyorsun deyince de televizyonlara çıkıp tartışalım diyor. Açıp şu anayasa değişikliğini okumamış, neyin getirdiğini bilmiyor. Ömrünüz konuşarak, tartışarak geçti. Bizim tartışacak vaktimiz yok, millet hizmet bekliyor, iş bekliyor, ülkenin koşar adımlarla gitmesini bekliyor" şeklinde konuştu.

"Sırtlarını Kandil'e dayadılar"

HDP'nin 7 Haziran seçimlerinin ardından Kürtlere ihanet ederek sırtını Kandil'e dayadığını söyleyen Yıldırım, "HDP'nin durumunu anlatmaya bile gerek yok. Bunlar geldi dediler ki 'biz artık Türkiye partisi olduk, Kürtlerin dertlerine derman olacağız' dediler. 7 Haziran çıktı hemen gittiler Kandil'e teslim oldular, size ihanet ettiler. Sırtlarını terör örgütlerine dayadılar, sırtlarını Avrupa'ya dayadılar, anayasayı yok saydılar, yasaları yok saydılar, şehirlere çukurlar kazdılar, tarumar ettiler, yakıp yıktılar. Soruyorum bir belediyenin işi çukur kazmak mı teröristlere lojistik destek sağlamak mı, onlara kaynak aktarmak mı. Milletten oy alacaksın, yol, park, sosyal alan yapacaksın diye insanların daha rahat yaşamasını sağlayacaksın diye sana oy veriyor sen de milletten topladığın paraları dağa, teröristlere aktarıyorsun. Yok öyle yağma. İşte bunun hesabını şimdi veriyorlar, verecekler. Bitlis'te bazı ilçelerimizde bunları gördük ve gereğini yaptık. Belediyelerimiz şu anda vatandaşa iş üretiyor. Teröristlerin yıktığı altayapıyı düzeltiyor daha iyisini yapmaya gayret ediyoruz. Biz Türkiye'yi de Kürt Türk kardeşlerimizi bu beladan kurtaracağız. İşte bu muhteşem tablo bunun müjdecidir. Her karış toprağımıza huzur gelecek, barış gelecek, bir olacağız, iri olacağız, diri olacağız, birlikte Türkiye olacağız. Türkiye düşmanlarının taşeronluğunu yapan PKK, FETÖ de başımızın belası olmayacak" şeklinde konuştu.
Mitingin ardından İhlasiye Medresesi'ne geçen Başbakan Binali Yıldırım ve beraberindekiler, daha sonra helikopterle Siirt'e hareket etti.

Vahit Olcay - Gürkan Olcay - Nejdet Armağan - Hakan Okay 

 

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Manisa Ağrılarından kapalı ameliyatla kurtuldu Manisa’da şiddetli ağrı şikayetiyle hastaneye başvuran Havva Ulukan, Manisa Şehir Hastanesi’nde gerçekleştirilen başarılı kapalı ameliyatla (laparoskopik) sağlığına kavuşurken, operasyonu gerçekleştiren ekibin klinik çalışmaları ise ulusal kongrede ödüllendirildi. Manisa’da yaşayan Havva Ulukan, sağ tarafındaki şiddetli ağrılar nedeniyle Manisa Şehir Hastanesi Üroloji Kliniği’ne başvurdu. Yapılan tetkikler sonucunda sağ böbreğinin fonksiyonunu yitirdiği (atrofik böbrek) belirlenen Ulukan’ın kapalı yöntemle ameliyat edilmesine karar verildi. Uzm. Dr. Yunus Erol Bozkurt ve ekibi tarafından gerçekleştirilen laparoskopik nefrektomi operasyonu başarıyla tamamlandı. Ameliyat korkusunu doktoruna olan güveniyle yendiğini belirten Havva Ulukan, yaşadığı süreci şu sözlerle anlattı: "Şiddetli ağrılarım vardı ve bu nedenle doktora başvurarak Manisa Şehir Hastanesi’ne geldim. İlk başta internette araştırma yaparken çok korkuyordum ama sonrasında Yunus Bey’i duydum ve kendisine geldim. Ameliyat oldum ve şimdi iyi ki olmuşum diyorum. Doktorumdan Allah razı olsun. Şu an hiçbir şikayetim yok. Sanki hiç ameliyat olmamışım gibi hissediyorum. Çok kısa sürede ayağa kalktım ve tamamen iyiyim. Yunus Erol Bozkurt sayesinde kendimi çok iyi hissediyorum. İyi ki kendisini tanımışım" Operasyonu gerçekleştiren Uzm. Dr. Yunus Erol Bozkurt, yöntemin hastaya sağladığı konfora dikkat çekerek şu bilgileri verdi: "Hastamız Havva Ulukan sağ tarafta ağrı şikayetiyle kliniğimize başvurdu. Yapılan tetkiklerde sağ böbreğinde atrofik, yani çalışmayan bir böbrek olduğunu tespit ettik. Bunun üzerine hastamıza laparoskopik nefrektomi ameliyatı uyguladık ve operasyonumuzu başarıyla tamamladık. Bu ameliyat halk arasında kapalı yöntem olarak bilinen, küçük kesilerden kamera ve özel cerrahi aletlerle gerçekleştirdiğimiz modern bir cerrahi yöntemdir. Özellikle ameliyat yerinin küçük olması, kanamanın daha az olması ve hastanın günlük yaşama daha hızlı dönmesi bizim için önemli avantajlar sağlıyor. Tüm ekip arkadaşlarıma teşekkür ediyor, Manisa halkına modern ve konforlu cerrahi hizmet sunmaya devam edeceğimizi belirtmek istiyorum." Sürecin anestezi aşamasını yöneten Uzm. Dr. Hasan Barış Eryılmaz ise "Ameliyatın türüne ve hastamızın genel durumuna göre en uygun anestezi yöntemini belirliyoruz. Gerektiğinde yoğun bakım desteği sağlıyor, ihtiyaç olmayan durumlarda ise hastalarımızı ameliyat sonrası doğrudan servise çıkarıyoruz. Amacımız hastalarımızın ameliyat sürecini güvenli ve konforlu şekilde geçirmesi. Tüm hastalarımıza geçmiş olsun dileklerimi iletiyorum" ifadelerini kullandı. Klinik başarısı ulusal kongrede ödüllendirildi Havva Ulukan’ın sağlığına kavuştuğu Manisa Şehir Hastanesi Üroloji Kliniği, aynı zamanda akademik bir başarıya da imza attı. Kliniğin bir yıllık laparoskopik cerrahi deneyimi, Antalya’da düzenlenen 9. Minimal İnvaziv Üroloji Kongresi’nde Uzm. Dr. Yunus Erol Bozkurt tarafından sunuldu ve çalışma Türkiye genelinde üçüncülük ödülüne layık görüldü. Prof. Dr. Bilal-i Habeş Gümüş, "Bugün kliniğimizde uyguladığımız modern cerrahi yöntemlerden biri olan laparoskopik cerrahiden bahsetmek istiyorum. Laparoskopik cerrahi 1991 yılında tıp dünyasına girdi ancak özellikle 2000’li yıllardan sonra yaygın şekilde uygulanmaya başladı. Günümüzde tıptaki gelişmeler o kadar hızlı ilerliyor ki bazen yalnızca takip etmek bile insanı hayrete düşürüyor. Biz de kliniğimizde laparoskopik cerrahi başta olmak üzere birçok modern cerrahi yöntemi başarıyla uyguluyoruz. Bize bu imkanı sağlayan hastane idaremize, hemşire arkadaşlarımıza ve ameliyathanede bizim adeta sağ kolumuz olan anestezi ekibimize teşekkür ediyorum. Bu ameliyatlar tamamen ekip işi. Bu nedenle klinik olarak Ege Bölgesi’nin güçlü merkezlerinden biri olduğumuzu düşünüyoruz. Katkı sunan tüm ekip arkadaşlarıma teşekkür ediyor, hastalarımıza acil şifalar diliyorum" dedi. Uzm. Dr. Cemil Öztürk de kliniğin gelişiminde emeği geçenlere teşekkür ederek, "Kliniğimizde laparoskopik ürolojik ameliyatların tamamını başarıyla gerçekleştiriyoruz. Laparoskopik cerrahinin kliniğimizde gelişmesi adına Yunus arkadaşımız çok büyük emek verdi. Kendisine özellikle teşekkür etmek istiyorum. Hocamız ve ekip arkadaşlarımızın desteğiyle üroloji alanında yapılabilecek pek çok ameliyatı başarıyla uyguluyoruz. Bunlar arasında böbrek alınması ameliyatları, böbrek darlığı ameliyatları, böbrek taşlarının çıkarılması ve böbrek tümör cerrahileri yer alıyor. Tüm bu ameliyatları ekip çalışmasıyla gerçekleştiriyoruz ve bundan sonra da aynı şekilde devam edeceğiz" dedi.
Mersin Mersin’de engeller sanat ve müzikle aşıldı Mersin Büyükşehir Belediyesi tarafından ‘Engelliler Haftası’ kapsamında düzenlenen etkinliklerde engelli bireyler ve aileleri, konserden sergiye, halk oyunlarından ritim gösterilerine kadar birçok etkinlikle bir araya geldi. Büyükşehir Belediyesinin ’Engelleri birlikte aşacağız’ mottosuyla gerçekleştirdiği programlar renkli görüntülere sahne oldu. Mersin Büyükşehir Belediyesi Sağlık İşleri Dairesi Başkanlığı Engelliler Şube Müdürlüğü koordinesinde gerçekleştirilen etkinliklerde, özel gereksinimli bireylerin sosyal yaşama tam ve engelsiz katılımına dikkat çekildi. Kültür Park Amfi Tiyatroda düzenlenen programda Büyükşehir Belediyesi Türk Müziği Orkestrası konser verirken, özel bireyler ve aileleri müzik eşliğinde keyifli anlar yaşadı. El emeği ürünler sergilendi Etkinlik alanında ayrıca Engelsiz Yaşam Parkı ile Engelsiz Yaşam Merkezinde eğitim alan özel gereksinimli bireyler ve ailelerinin hazırladığı el emeği ürünler sergilendi. Sabun, çanta, paspas, dekoratif objeler, duvar süsleri, makrome ürünleri ve seramik çalışmalarının yer aldığı sergi ziyaretçilerden yoğun ilgi gördü. Halk oyunları ve ritim gösterileri ilgi topladı Program kapsamında Engelsiz Yaşam Parkından faydalanan bireylerin halk oyunları gösterisi ile Engelsiz Yaşam Merkezi öğrencilerinin ritim performansı da izleyenlerden büyük alkış aldı. Etkinlikler boyunca engelli bireylerin sahnedeki performansları dikkat çekti. "Engelsiz ve erişilebilir bir Mersin için çalışıyoruz" Sağlık İşleri Dairesi Başkanlığı Engelliler Şube Müdürü Fatma Akgün Hörlek, ‘Engelliler Haftası’nı dolu dolu etkinliklerle geçirdiklerini belirterek, çocuklar ve aileleri için konserler, oyun alanları, spor parkurları ve sergiler düzenlediklerini söyledi. Hörlek, "Çocuklarımızın hazırladığı gösterileri sunduk. Hem ailelerimiz hem de çocuklarımız çok mutlu oldu. Engelsiz ve erişilebilir bir Mersin için çalışmaya devam edeceğiz" dedi. Velilerden teşekkür Velilerden Handan Gökdemir, özel gereksinimli bireylerin unutulmamasının kendileri için çok kıymetli olduğunu ifade ederek, düzenlenen etkinliklerin aileleri umutlandırdığını söyledi. Engelsiz Yaşam Merkezi ve Engelsiz Yaşam Parkının hem çocuklara hem de ailelere katkı sunduğunu kaydeden Gökdemir, Büyükşehir Belediyesine teşekkür etti. Velilerden Nuray Sarıdağ ise etkinliklerin çocuklar kadar aileleri de mutlu ettiğini belirterek, "Engelsiz bir şehirde yaşamak bana iyi hissettiriyor" ifadelerini kullandı. Etkinliklere katılan özel gereksinimli bireylerden İhsan Efe Tektaş, arkadaşları ve öğretmenleriyle bir arada olmaktan mutluluk duyduğunu belirterek, "Bu etkinliklerle Mersin’in engelsiz bir şehir olduğunu gösteriyoruz" dedi.
Samsun OMÜ’lü milli sporcu iki branşta Türkiye derecesi elde etti Ondokuz Mayıs Üniversitesi (OMÜ) Yaşar Doğu Spor Bilimleri Fakültesi Antrenörlük Bölümü öğrencisi milli sporcu Fırat Çekim, samboda 71 kiloda Türkiye şampiyonu, judoda ise 66 kiloda Türkiye üçüncüsü olarak iki farklı branşta önemli başarı elde etti. Spor hayatına küçük yaşlarda judo ile başladığını belirten Fırat Çekim, zamanla sporun hayatının merkezine yerleştiğini söyledi. Sporun kendisi için yalnızca bir hobi olmadığını ifade eden Çekim, sporun kendisi için yaşam tarzına dönüştüğünü, disiplin, mücadele ve sürekliliğin bu yolculuğun temel taşları olduğunu kaydetti. İki farklı branşta mücadele etmenin ciddi denge gerektirdiğini söyleyen milli sporcu, judonun teknik disiplin, denge ve zamanlama konusunda katkı sunduğunu, sambonun ise mücadele sertliği ve geçiş teknikleri bakımından kendisini geliştirdiğini aktardı. Farklı sıkletlerde mücadele etmenin fiziksel açıdan önemli değişimler oluşturduğuna dikkat çeken Çekim, "66 kiloda daha çevik ve hızlı hissederken, 71 kiloda daha güçlü ve dirençli oluyorum. Bu nedenle beslenme, toparlanma ve kuvvet antrenmanlarını dikkatli planlıyorum" diye konuştu. Sambo Türkiye Şampiyonası’nda elde ettiği şampiyonluğun planlı ve sistemli çalışmanın sonucu olduğunu dile getiren Çekim, hazırlık sürecinde kondisyon, maç temposu ve mental dayanıklılığa yoğunlaştığını belirterek, "Maç anında sakin kalabilmek en büyük avantajlardan biri oldu" ifadelerini kullandı. Haftanın 6 günü çift antrenman yaptığını söyleyen milli sporcu, sabah kuvvet ve kondisyon çalışmaları gerçekleştirdiğini, akşam ise teknik ve maç taktikleri üzerine yoğunlaştığını ifade etti. Judo ve Sambo antrenmanlarını dengeli şekilde sürdürdüğünü kaydeden Çekim, her iki branşta da gelişimini devam ettirmeyi hedeflediğini dile getirdi. Uluslararası hedeflerine de değinen Fırat Çekim, Avrupa ve Dünya Şampiyonalarında Türkiye’yi temsil etmek istediğini sözlerine ekleyerek, hangi branşta olursa olsun hedefinin Türk bayrağını en iyi şekilde temsil etmek olduğunu söyledi. Birden fazla dövüş sporuyla ilgilenmek isteyen genç sporculara tavsiyelerde bulunan Çekim, sağlam bir temel oluşturmanın önemine dikkat çekerek, "Önce bir branşta iyi bir temel oluşturup ardından diğer branşlara geçmek gerekiyor. Disiplin, sabır ve süreklilik bu işin en önemli üç kuralı" şeklinde konuştu. Milli sporcu ayrıca başarısında emeği bulunan antrenörü Sinan Sandal’a teşekkür etti.