POLİTİKA - 30 Mart 2017 Perşembe 20:02

Binali Yıldırım: 'Türkiye olarak masadaki yerimizi en iyi şekilde almamız lazım'

A
A
A
Binali Yıldırım: 'Türkiye olarak masadaki yerimizi en iyi şekilde almamız lazım'

Başbakan Binali Yıldırım, "Dünya değişiyor, dünyada yeni bir düzen kuruluyor, bu değişim de Türkiye’nin etrafında oluyor. Onun için biz Türkiye olarak güçlü olmamız lazım. Masadaki yerimizi en iyi şekilde almamız lazım" dedi.

Kırklareli Şevket Dingiloğlu Parkı’nda düzenlenen mitingde konuşan Başbakan Binali Yıldırım, “Biz nereden geldiğimizi nereye gittiğimiz bir an olsun aklımızdan çıkarmıyoruz. Biz bu millete aşığız. Bu millete biz efendilik yapmaya gelmedik. Bu millete biz hizmetkar olmaya geldik. 15 Temmuz’u unutmayalım. Bazıları bir hayaldi dese de 15 Temmuz alçak FETO örgütünün başta Cumhurbaşkanımız olmak üzere hükümetine karşı darbe girişimidir. Türkiye, işte Kırklareli bu meydanda alçaklara geçit vermediniz, bayrakları indirmediniz, ezanları dindirmediniz. Allah sizden razı olsun. 15 Temmuz bir milattır” dedi.

“AK PARTİ MİLLETE KARŞI SÖZÜNÜN HEP ARKASINDA DURDU”

“Bazıları diyor ki bu anayasayı çok aceleye getirdiniz” diyen Yıldırım, “Hadi oradan canım. Seçimlerden önce bütün partiler bu darbe anayasasını değiştireceğiz demiyorlar mı? Pekiyi seçim geçiyor ne oluyor, verilen sözler unutuluyor ve bir dahaki, seçim yine aynı laflar. Ama AK Parti millete karşı, vatandaşa karşı hep sözünün arkasında durdu, verdiği sözleri hep yerine getirdi. Yapamayacağı işi de söz vermedi” diye konuştu.

Darbe girişiminden sonra da Milliyetçi Hareket Partisi ile bir araya gelerek konuştuklarını ve bu değişikliği yapmaya karar verdiklerini belirten Başbakan Yıldırım, “Bunu da meclise getirdik. Meclis’te görüşmeler oldu o günleri hatırlayın. Ana muhalefet partisinin HDP’nin nasıl ortalığı birbirine kattığını ve kürsüleri nasıl işgal ettiğini nasıl bu anayasa değişikliğinin çıkmaması için ortalığı birbirine kattığını, hatırlayın. Ancak biz dedik ki gönlümüz isterdi ki, Cumhuriyet Halk Partisi de bu değişikliğe katılsın. Bunun için teklif götürdük, ziyaret ettik dedik ki gelin, birlikte yapalım, bu şeref hepimize nasip olsun. Ancak değerli Kırklarelililer ne oldu çağrılarımız sonuçsuz kaldı” şeklinde konuştu.

“SİZ EMRETTİNİZ BİZ YAPTIK”

“Peki dedik, siz bu cumhurbaşkanlığı hükümet sistemine razı değilsiniz, istemiyorsunuz. O halde siz de kendi değişiklik teklifinizi getirin, ikisini birden götürelim. Kırklareli’nin 80 milyonun önüne koyalım, hangisi kabul edilirse, başımızın üstünde yeri var” diyen Başbakan Yıldırım, şunları kaydetti:

“Buna da gelmediler. Peki siz ne için varsınız. Eğer milletin sorunlarını çözmeyeceksiniz, milletin geleceğine yönelik hedefiniz yoksa hayaliniz yoksa siz nasıl iktidar olacaksınız. İşte bunun için millet size 50 senedir iktidar vermiyor. Çünkü milleti inandıramıyorsunuz şimdi bu anayasa değişikliğini Milliyetçi Hareket Partisiyle, milliyetçi, ülkücü kardeşlerimizle geçirdik. Şimdi huzurunuzdayız. Biz AK Parti olarak bugüne kadar milletten kaçmadık bugüne kadar sizin rızanız olmayan hiçbir şey yapmadık. Siz emrettiniz siz istediniz biz onu yaptık. Millet bizden bir şey istemiyorsa, istemediği bir şey varsa biz ona uzak dururuz. Sevgili Kırklarelililer 14 yıllık iktidarın sırrı bu. Daima millet, daima hizmet sırrı bu.”

“Dünya değişiyor, dünyada yeni bir düzen kuruluyor, bu değişim de Türkiye’nin etrafında oluyor. Onun için biz Türkiye olarak güçlü olmamız lazım” ifadelerini kullanan Yıldırım, “Masada yerimizi en iyi şekilde almamız lazım. Yahut da bu ağır aksak giden 82 model Anayasa ile içimize kapanacağız terör belası ile uğraşacağız, ekonomik krizlerle uğraşacağız. Zayıf hükümetlerle darbelerle başa çıkmaya çalışacağız. İki yol var birisi gelecek birisi, mevcudu korumak, geçmişte kalmak. Aydınlık yarınlar için evet mi? Kırklareli, geleceğe hazır mı? Büyük Türkiye için, kalkınan Türkiye için, geleceğimiz için evet mi? Allah sizden razı olsun. Kırklareli işi bitirmiş işte meydan bunu söylüyor” dedi.

“BU SİSTEM TÜRKİYE’YE YAKIŞMIYOR”

Sorunlar çıkartan, çıkan sorunlara çözüm üretemeyen bu sistemin Türkiye’ye yakışmadığını belirten Başbakan Yıldırım, “Türkiye’ye dar geliyor. Türkiye’ye büyük bedeller ödetiyor. En son 15 Temmuz darbesi. Ekonomimiz zarar gördü, şehitlerimiz oldu, gazilerimiz oldu, kardeşliğimiz zarar gördü. Hatırlayın, geçmişe bakalım, zayıf hükümetler, seçim oluyor, hükümet kurulamıyor, aylarca görüşmeler partiler arası bakanlıklar bakan pazarlıkları oluyor, zaman geçiyor. Kaybeden kim oluyor millet oluyor, millet, çocuklarımız oluyor, geleceğimiz oluyor. Diyelim ki zor bela hükümet kuruldu. Bu sefer başbakanlar cumhurbaşkanları ile oturuyorlar. Anlaşmazlığa düşüyorlar. Hatırlayın, Süleyman Demirel ile Tansu Çiller, Tansu Çiller, rahmetli Erbakan koalisyon kurmuş, sonra başbakan değişecek, Demirel, kabul etmiyor. Ben seni kabul etmiyorum, Başbakan yapmıyorum diyor. Güvenoyu var, yeterli sayıda milletvekili var ama keyfine göre, hükümet kurma görevini Tansu Çiller’e vermiyor. Halbu ki, diyordu ki bu benim kızım, ne oldu. Güç maalesef insanları birbirine düşürüyor. Ecevit ile Ahmet Necdet Sezer’i hatırlayın. Bir anayasa kitapçığı fırlatıldı, Türkiye bir günde fakirleşti 23 banka battı, dolar aldı başını gitti, faizler aldı başına gitti. 2002 oldu AK Parti geldi tam 11 yıl bunların bıraktığı bu borcu ödeye ödeye buraya geldik. Tam 638 milyar, biz o dönemden 2001 krizinden borç ödedik. İstiyoruz ki. Bugünleri bir daha yaşamayalım sürekli iktidar olsun sürekli istikrar olsun. Tıpkı Menderes dönemi gibi tıpkı Özal dönemi gibi tıpkı Recep Tayyip Erdoğan dönemi gibi. Her zaman güçlü hükümetler olsun. 1950’den, bugüne Türkiye’de 48, hükümet kurulmuş. Kaç yılda 67 yılda. Yapar 17 ay. Bir buçuk sene bile değil. 17 ayda nasıl hizmet göreceksiniz. 17 ayda ne yapar bir hükümet sadece tebrikleri kabul eder. Brifingleri alır ve arkasından da vedalaşmaya başlar” dedi.

Anayasa değişikliğinden bahseden Başbakan Yıldırım, şunları kaydetti:

“Bakın şimdi ne yapıyoruz, bu değişiklikle 5 yıllığına hükümeti seçiyorsunuz, nerede seçiyorsunuz, sandıkta seçiyorsunuz. Siz seçiyorsunuz, sadece vekilleri seçip göndermiyorsunuz vekilleri de seçiyorsunuz, bir sandıkta da cumhurbaşkanı seçiyorsunuz. Aynı günü seçiyorsunuz. Biri yazın biri, kışın değil, iki sefer sandığa gitmek yok. Bir sefer gideceksiniz cumhurbaşkanı da seçeceksiniz meclisi de seçeceksiniz. Böylece seçtiğiniz Cumhurbaşkanı, yüzde 50, daha fazla oy alacak. Aşağı alırsa, olmaz seçilemiyor. Çünkü güçlü olması lazım, güçlü hükümet olması lazım ki darbelere dirensin, ekonomik krizlere geçit vermesin. Yatırımlar yavaşlamasın, büyüme hızı azalmasın. Daha çok iş, gençlere daha çok gelecek hazırlasın. Söz verilen bütün hizmetler görülecek, eğer çok beğenirseniz onu bir daha seçiyorsunuz. Sandıkta, kendimiz karar veriyoruz, bu sistemin özelliği bu.”

“CUMHURİYETE GÖZ DİKENİN GÖZÜNÜ ÇIKARMAK HEPİMİZİN BOYNUNUN BORCUDUR”

“Bu sistemle beraber meclis de güçleniyor” diyen Başbakan Yıldırım, “Meclis bütün denetim görevlerini, yasama görevlerini, hatta Cumhurbaşkanlığı ve bakanları denetliyor ve icabında yargılıyor. Onun için meclis zayıflatılıyor, meclis ihmal ediliyor bu da kocaman bir yalan. Yalan rüzgarının bir parçası. O halde ne olacak. Türkiye’de istikrar olacak, Türkiye’de kalıcı, güçlü iktidar olacak. 5 yıl boyunca bir dönem daha seçiyorsunuz, toplam 2 dönem üçüncü, isterse yok kardeşim yeter, başkası gelsin. Hani nerede, padişahlık, hani nerede tek adam. Milletin olduğu yerde tek adam olur mu? Çünkü millet patron, oyu veriyor seçiyor. Oy vermiyor geçip gidiyor. Burada padişahlık olur mu? Tek adamlık olur mu? O tutmayınca bu sefer başlıyorlar, rejim değişecek. Kardeşim ne rejimi değişiyor, bunlar daha hükümet sistemiyle rejimin arasındaki farkı bile bilmiyorlar. Atatürk rahmetli hayatta olsa bunları CHP’nin kapısından içeri sokmaz. Bizim rejimimiz Cumhuriyet’tir. Cumhuriyeti de bu millet kurdu. Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün önderliğinde kurtuluş savaşında elde ettiğimiz zaferle kazandık, cumhuriyetimizi kurduk, Cumhuriyetin bekçisi de Kırklareli’dir, 80 milyon vatan evladıdır. Bu cumhuriyete, göz dikenin gözünü çıkarmak hepimizin boynunun borcudur” dedi.

Yıldırım, “Şimdi 18 maddelik bu değişiklik sisteminde ne getiriyoruz. Parlamenter sistemi bırakıyoruz, Cumhurbaşkanının, Başbakanın birbiriyle anlaşamadığı didiştiği o kötü dönemleri geride bırakıyoruz. Güçlü, hükümetin garanti altına alındığı, Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’ne geçiyoruz. Diyoruz ki, hükümetlere herhangi bir müdahale olmasın, kimse müdahale etmesin. İstiyoruz ki hükümetler hızlı karar alsın, zaman kaybetmesin. 14 yıllık AK Parti iktidarı nasıl güçlüyse, bundan sonra tek başına iktidar garanti altına alınsın” diye konuştu.

“HDP 8 HAZİRAN’DA HEMEN DİŞİNİ GÖSTERDİ”

“7 Haziran’da bu ülkenin neler yaşadığını gördünüz” diyen Yıldırım, şunları kaydetti:

“Hiçbir parti işbaşına gelemedi. 5,5 ay Türkiye hükümetsiz kaldı. Kim kaybetti, ülke kaybetti. Kim kazandı, terör örgütleri ortalıkta cirit attı. HDP, Türkiye Partisiyim diye yola çıktı. 8 Haziran’da hemen dişini gösterdi. Sırtımı kandile dayıyorum dedi. Bu değişiklikle, Türkiye istikrarla büyümeye devam edecek. Ekonomik büyümenin önündeki engeller kalkacak. Yatırımcılar, yatırım yaparken, gelecekte ne olacak bu yatırımım acaba? Kriz olacak mı olmayacak mı? Zarar görecek miyim, görmeyecek miyim diye bir korku yaşamayacak. Pekiyi bu sistem başka ne getirecek, terörle mücadelede ülkeyi daha güçlü hale getirecek, terörün kökünü kazıyacak. Bütün devlet kurumları, bütün güvenlik birimleri, güçlü hükümet sayesinde bir olacak, terörle birlikte böyle mücadele edecek. Meclis daha da güçlenecek, meclis üzerindeki hükümet baskısı kalkacak. Çünkü meclisten çıkmıyor hükümet, hükümet ayrı seçiliyor, meclis ayrı seçiliyor. O yüzden de şimdiki sistemde hükümet meclisin üzerinde baskı kuruyor. Bakanlar, aynı zamanda milletvekili. Bu sistemde öyle olmayacak.”

“SEÇİLME YAŞININ 18’E DÜŞÜRÜLMESİNE KARŞI ÇIKIYORLAR”

Seçilme yaşının 18’e düşürülmesiyle ilgili Yıldırım, “Seçilme yaşının 18’e düşürülmesine karşı çıkıyorlar. Buna karşı çıkıyor peki kaç istiyorsun? 25’i doldursun ondan sonra olsun. Senin keyfine göre mi hareket edeceğiz. Gençler, bu ülkenin vatandaşları değil mi? Gençlerin seçilme hakkı yok mu? Bunun cevabını verecek miyiz, gençler. Şimdi bu Kılıçdaroğlu, burada bir arıza yapıyor. Şimdi bu 18 yaşına karşı çıkıyor ya bende açtım baktım. Seçimlerden önce ne vaat etmiş diye baktım. Seçim beyannamesinde seçim vaatlerine baktım diyor ki seçilme yaşını 21’e indireceğiz diyor. Be kardeşim biz indiriyoruz, niye karşı çıkıyorsun, madem söz verdiysen yapamadığını biz yapıyoruz gel destek ver. Bu ne perhiz bu ne lahana turşusu” şeklinde konuştu.

Başbakan Yıldırım konuşmasını şöyle sürdürdü:

“Şimdi bir yalanda efendim, Cumhurbaşkanı meclisi feshedecek böyle bir şey yok.Bu değişiklikte cumhurbaşkanın da meclisin de feshedilmesi yok. Fesih ne demek sona erdirmek. Bu meclis iki kere sona erdirildi, yok oldu. 1960’da darbeyle, ikincisi de 12 Eylül’de fesh oldu. Çünkü parlamento kapatıldı, meclis dağıtıldı. Onun için fesih diye bir şey yok. Ne var meclisi seçime gönderme var. Nasıl olacak. Diyelim ki meclis seçildi çalışıyor, Cumhurbaşkanı da seçildi çalışıyor bir aksilik oldu, Cumhurbaşkanını da sıkıştırıyorlar çalışamaz duruma geldi. O zaman diyor ki, Cumhurbaşkanı, bak, beni engellerseniz, seçime giderim. Seçime gidince ne oluyor hem kendisi seçime gidiyor, hem meclisi seçime hem de kendisi seçime gider. Niye çünkü aynı gün seçim var. Onun için kolay kolay seçim kararı almıyor ve uzlaşıyorlar, krizi çözüyorlar aynı hakkı meclisin de var. Meclis de seçim kararı alabilir. Diyelim ki Cumhurbaşkanı kurduğu hükümetle pek meclisi takmamaya istediğini yapmaya çalışıyor. O zaman da meclis diyor ki bak ayağını denk al kendine gel yoksa seçime giderim. Seçime gidince ikisi birden gidiyor biri gidip biri kalmıyor. Onun için bu sistem, uzlaşmayı getiriyor. Bu sistem, anlaşmayı getiriyor. Hiç kimse kolay kolay sonucu belli olmayan bir karar alamaz. Onun için bunlar sistemin kontrol mekanizmaları denetleme mekanizmaları dolayısıyla bu şekilde kalıcı istikrar sağlanmış oluyor. Gördüğünüz gibi sistem her yönüyle güçlü ekonomi daha hızlı kalkınma ve terörden arınmış güçlü kalkınan Türkiye için olmazsa olmaz bir şeydir. Şimdi Kılıçdaroğlu, son günlerde bir şey daha diyor onu da söyleyeyim de bu faslı bitirelim. Diyor ki ben zaten diyor. 1982 darbe anayasasına o gün hayır demiştim. O zamanlar ama Kenan Evren darbe yaptığı zaman iyi yapmışsın hayır demişsin iyi yapmışsın, uzağı görmüşsün hayır demişsin pekiyi şimdi niye hayır diyorsun. Biz o hayır dediğin, anayasayı değiştiriyoruz, Ey Kılıçdaroğlu, uyan uyan. 1982’de kalmışsın artık uyan, geleceğe bakalım, geleceğe.”

Edirne Kapıkule ile Halkalı arasındaki demiryolu hattının Kırklareli’nden geçeceği müjdesini de veren Başbakan Yıldırım, AK Parti hükümetleri döneminde Kırklareli’ne yapılan yatırımları da sıraladı.

Başbakan Binali Yıldırım mitingin ardından Kırklareli’nden ayrıldı.

Berk Sayar - Serdar Şahin - Yakup Güler

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Muş Muş’un ücra köylerindeki bin çocuğa bayram sevinci Hayır Kapısı Derneği tarafından yürütülen yardım çalışmaları kapsamında Muş’un uzak köylerinde yaşayan çocuklara bayram sevinci yaşatıldı. Dernek gönüllüleri, köy köy dolaşarak yaklaşık bin çocuğa bayramlık kıyafet dağıttı. Bingöl merkezli Hayır Kapısı Derneği gönüllüleri, yıl boyunca yürüttükleri yardım çalışmaları kapsamında Türkiye genelinde 10 bin çocuğa ulaşarak bot, mont, kırtasiye, bayramlık kıyafet ve oyuncak dağıttı. Dernek gönüllüleri, Muş’un uzak köylerinde yaşayan yaklaşık bin çocuğa da bayramlık kıyafet, bayram şekeri ve alışveriş kartı ulaştırdı. Yıl boyunca Türkiye genelinde ihtiyaç sahibi çocuklara yönelik yardım faaliyetleri yürüten Hayır Kapısı Derneği, hayata geçirdiği çalışmalar kapsamında 10 bin çocuğa ulaştı. Hayırseverlerin destekleri ile gönüllü ekipler tarafından bot, mont, kırtasiye malzemeleri, bayramlık kıyafet ve binlerce oyuncak çocuklara ulaştırıldı. Bayram öncesinde Muş’un kırsal ve ulaşımı zor köylerine giden dernek gönüllüleri, burada yaşayan yaklaşık bin çocuğa bayramlık kıyafet dağıtırken gönüllüler ayrıca ailelerin bayram ihtiyaçlarını karşılayabilmesi için alışveriş kartı da dağıttı. Dernek gönüllüsü Birgül Çelik Kıyagan, çocuklara destek olmaya devam edeceklerini belirterek, dayanışma ve paylaşma ruhunu yaşatmak amacıyla çalışmalarını yıl boyunca sürdüreceklerini ifade etti. Kıyagan, özellikle kırsal bölgelerde yaşayan çocuklara ulaşarak onların bayram sevincine ortak olmayı amaçladıklarını ifade ederek, "Almanya’dan geliyorum, Hayır Kapısı Derneği gönüllüsüyüm. Türkiye genelinde çocuklar için bayramlık topladık, 10 bin çocuğa yardım etmek amacıyla. Şu anda da Muş’tayız. Çocukları sevindirmek için bayramlıkları dağıttık. Çocuklar çok sevindi, gerçekten çok mutlu oldular. Biz de onları öyle görünce çok mutlu olduk. Hayır verenlerden Allah razı olsun. Şu anda Muş’tayız, bin çocuğa bayramlık aldık, dağıttık ve onları sevindirdik" dedi. Bayramlığını alan Hayrünisa Erdoğan, çok mutlu olduğunu ifade ederek bayramda bol bol şeker toplayacağını söyledi. Köylerine gelerek kendilerine çeşitli hediyeler veren dernek gönüllülerine teşekkür eden Elif Mendeş de bayramlık elbiseler için çok mutlu olduğunu ifade etti.
Ankara AK Parti Sözcüsü Çelik: "Özel’in silgisi sürekli kaleminden önce bitiyor, bu gidişle CHP’yi de tarihten silecek" AK Parti Sözcüsü Ömer Çelik, "Özel’in silgisi sürekli kaleminden önce bitiyor, bu gidişle CHP’yi de tarihten silecek. Bir bakanla, siyasetçi ile ilgili bir iddia ortaya koyduğu zaman varsa bir delili, belgesi yargıya gitsin" dedi. AK Parti Sözcüsü Ömer Çelik, Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan başkanlığında yapılan AK Parti Merkez Yürütme Kurulu (MYK) toplantısının devam ettiği sırada açıklamalarda bulundu. "BM’nin temsil ettiği kurala dayalı bir düzendir" Çelik, dünyanın çok ciddi tehditlerle karşı karşıya olduğunu ve bütün bu yaşananların içerisinde Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın ilk cumhurbaşkanı Mustafa Kemal Atatürk anısına verilen ’Atatürk Uluslararası Barış Ödülü’nü BM Genel Sekreteri Guterres’e takdim etmesini anlamlı olarak değerlendirdiklerini söyledi. Çelik, "Dünya, kuralların ortadan kalktığı bir düzene doğru gidiyor. Bütün bu kuralsızlığın içerisinde BM düzeni doğrudan Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi üyesi ülkeler tarafından tahrip ediliyor. Halbuki BM’nin temsil ettiği kurala dayalı bir düzendir. Adaletin ve barışın tesisi için Uluslararası düzenin kurallara dayalı olarak işlemesi gerekir" dedi. "Bu gidişin sonu iyi değil" Uluslararası hukuk açısından değerlendirildiği takdirde İran’ın tamamen gayrimeşru bir saldırıyla karşı karşıya olduğunu belirten Çelik, "Rejimle ilgili sorunlar olduğundan bahsediliyor, güvenlikle ilgili sorunlar olduğundan bahsediliyor, nükleer konudan ve füze sisteminden bahsediliyor. Bütün bunların çözüleceği yer müzakere masasıydı. Tam müzakere masası kurulmuşken ve müzakereler devam ederken bütün bunların yapılmış olması aslında barış iradesinin doğrudan hedef alındığı, müzakerelerin hedef alındığı bir tablonun ortaya çıkmasına yol açtı. Ondan sonrasında da şu anda kaosu toparlamak için yeniden müzakere masasının kurulması, yeniden diplomasinin hayata geçirilmesi gerekirken maalesef yapılan daha fazla ülkeden savaş gemisi talep etmek, daha fazla ülkeden savaş uçağı istemektir. Bu gidişin sonu iyi değil" ifadelerine yer verdi. "Bir an evvel savaş durmalıdır, müzakere masası kurulmalıdır" İsrail’in bir devlet olarak suikast yöntemlerine başvurmasına değinen ve devletleri terör örgütlerinden ayıran en önemli durumun kurallı hareket etmeleri olduğunun altını çizen AK Parti Sözcüsü Çelik, "Devletler, devlet gibi hareket etmelidir. Birtakım saldırılar yapıldığında bunların meşru temelleri olur, gayri meşru temelleri olur. Meşru temeli; BM Güvenlik Konseyi kararı olursa ya da bir ülke saldırıya uğrarsa meşru müdafaa hakkını kullanır. Ama İsrail’in yaptığı bütün saldırılar gayri meşrudur. Haksızdır, hukuksuzdur, hakkaniyetsizdir ve vahşidir. Devlet organizasyonu bir terör örgütü gibi hareket etmeye başlarsa, devletle örgüt arasındaki alan bu suikastler vasıtasıyla muğlaklaşırsa maalesef dünyada çok kötü işlerin kapısı açılmış olur. O sebeple bir an evvel bu savaş durmalıdır, müzakere masası kurulmalıdır" değerlendirmesinde bulundu. Bir ülkenin rejiminin değişmesi amacıyla bombalanmasının çok kötü sonuçlara yol açabileceğine vurgu yapan Çelik, bu sürecin hiç kimse için iyi olmayacağını da sözlerine ekledi. "İsrail net bir biçimde Lübnan’ı Gazzeleştirmeye çalışıyor" Çelik, Batı Şeria’da İsrail’in gayrimeşru yerleşim alanlarını genişletme kararını hiçbir hukuki temeli olmayan işgalci bir politika olarak ifade ettiklerini hatırlatarak, "İşgal altındaki topraklara şimdi silahlı sivilleri sokarak Filistinlilerin malına el koyma gibi bir şeye girmesi Gazze’de yapılanların Batı Şeria’da devam ettirilmesi şeklinde bir tutumu ortaya koyuyor. Dünya İsrail’e karşı net bir tutum almaması ve birtakım ülkelerin de ‘İsrail’in kendini savunma hakkı var’ etiketi altına koyması İsrail’i daha vahşi ve hukuksuz davranmaya teşvik etmiş oluyor. Dolayısıyla bu şekilde davrananların da bunda sorumluluğu vardır. Batı Şeria ile ilgili bu gelişmeler olurken İsrail net bir biçimde Lübnan’ı Gazzeleştirmeye çalışıyor. Gazze’de yaptığı gibi Önce Beyrut’un merkezinde komuta merkezlerini vuruyor, sivil altyapıyı vuruyor. Önce hava gücüyle sistematik olarak zayıflatma sonra karadan işgal etme tutumunu Lübnan’a da uyguluyor ve doğrudan sivillerin yaşadığı yerleşim bölgelerini hedef alıyor. Şimdiye kadar 800 bin kişi göç etti. Büyük bir insani facia söz konusu. Gazze’de Hamas’la mücadele ettiğini söyleyip sivilleri yok ediyordu. Lübnan’da da Hizbullahla mücadele ettiğini söyleyip yine sivilleri yok etmeye devam ediyor" açıklamasında bulundu. "Mezhep tartışması açmak son derece yanlış bir yaklaşımdır, bunun Türkiye’ye bir faydası yoktur" Türkiye’nin çevresinde meydana gelen meselelerin iç kamuoyunda değerlendirilirken mezhep tartışmalarından uzak tutulması gerektiğini aktaran Çelik, "Mezheplerle ilgili tartışma yüz yıllardır var. Birtakım siyasi olaylarda da bazı ülkelerin mezhepçi tartışmaları, mezhepçi yaklaşımları görüldü. Bunlarla ilgili fikirlerimizi, eleştirilerimizi, uyarılarımızı defalarca söyledik. Cumhurbaşkanımız her zaman ‘mesele Sünnilik, Şiilik meselesi değil. Mesele Müslüman olma meselesidir, Müslümanların birliğidir ve insanlığın barışıdır’ yaklaşımını ortaya en güçlü şekilde koydu. Komşumuz İran haksız ve hukuksuz bir saldırıya uğrarken bütün bunların içerisinde durulması gereken yerler şöyledir; Türkiye’nin milli güvenliği konusunda kararlı olmak, bölge barışının korunması konusunda kararlı olmak ve küresel barışı da tehdit eden bütün şer şebekelerine karşı durmaktır. Bütün bunların içerisinde mezhep tartışması açmak, mezhepler ya da öne çıkan aktörlerin mezhepleri ve geçmişteki davranışları üzerinden bugün alınması gereken tavrın bağışıklık sistemini zayıflatmaya çalışmak son derece yanlış bir yaklaşımdır. Bunun Türkiye’ye, komşu halklara ve kardeş ülkelere bir faydası yoktur" diye konuştu. "Türkiye ateşten uzak duracaktır" İran’ın Türkiye’yi ve bölge ülkelerini hedef almaması gerektiğini ifade ettiklerini hatırlatan AK Parti Sözcüsü Çelik, "İran tarafı kendilerinin Türkiye’yi hedef alacak bir füze atmadığını söylüyor. Bizim de gördüğümüz durumlar var, bunu radar sistemlerinden görebiliyoruz. Eğer bu durum ayrıksı bir unsurun kendi kendine yaptığı bir iş ya da yolunu şaşırmış bir yaklaşımsa şimdilik Türkiye burada duruyor. Aynı zamanda da Türkiye, dünya üzerinde milli güvenliği açısından en hassas ülkelerden bir tanesidir. Milli güvenliğimiz erteleme kabul etmez, pazarlık kabul etmez. Biz bugün ateşi söndürmeye çalışırken birilerinin yanlış politikalarına da göz yummak zorunda değiliz. Bunu da herhangi bir şekilde kabul etmeyiz. Özellikle birtakım Siyonist çevrelerde Türkiye’yi bu ateşin içine sokmaya çalışan bir takım yaklaşımlar görüyoruz. Türkiye bu ateşten tabii ki ana iradesi itibarıyla uzak duracaktır. Bugün Türkiye’nin bir barış ülkesi, hakkın yanında duran ve doğru diploması yapan bir ülke olma iradesi Cumhurbaşkanımız ve bütün kurumlarımızca en güçlü şekilde korunmaktadır" dedi. "Türkiye ile can Azerbaycan’ı karşı karşıya getirmeye çalışan kampanyaları elimizin tersiyle itiyoruz" Çeşitli politikalar vesilesiyle Türkiye ile Azerbaycan’ın arasını açmaya çalışanların var olduğunu söyleyen Çelik, "İki ayrı ülkeyiz ve her politikamızın aynı olması gerekmiyor ama Azerbaycan’la ebedi bir kardeşliğimiz var. Bunun adını da ‘iki devlet tek millet’ olarak koymuşuz. Aradaki politika farklarını tartışırız. Kurumlarımız ve Cumhurbaşkanımız ile Cumhurbaşkanı Aliyev arasında düzenli ve kardeşane görüşmeler her zaman devam etmektedir. Türkiye ile can Azerbaycan’ı karşı karşıya getirmeye çalışan kampanyaları elimizin tersiyle bir kenara attığımızı ifade etmek isterim" ifadelerine yer verdi. Çelik, gündeme dair açıklamalarının ardından basın mensuplarının sorularını cevapladı. "Özel’in silgisi sürekli kaleminden önce bitiyor, bu kadar çok silgi kullandığı için bu gidişle CHP’yi de tarihten silecek" Bir gazeteci tarafından CHP Genel Başkanı Özgür Özel’in Adalet Bakanı Akın Gürlek’in mal varlığına ilişkin açıklamalarının sorulması üzerine Çelik, şu değerlendirmelerde bulundu: "Bunların hepsi Özgür Özel tarafından iddia edilen herhangi bir belge, delil koyulmayan ve havada kalan iddialar. Bakanımız ‘yargıya gideceğim’ dedi. Bu söylediklerinin yalan olduğunu ifade etti. Özel, Cumhuriyet tarihinde şu rekora sahiptir; silgisi kaleminden önce biten tek siyasetçi. O kadar çok yanlış yapıyor ki sürekli silgi kullanmak durumunda kalıyor. Bizim rakibimiz CHP ama CHP’ye gönül veren vatandaşlarımıza duyduğumuz saygı gereği CHP’nin kurumsal varlığına da saygı duyuyoruz. Özgür Özel’in silgisi sürekli kaleminden önce bitiyor. Bu kadar çok silgi kullandığı için bu gidişle Cumhuriyet Halk Partisi’ni de tarihten silecek. Bir bakanla, siyasetçi ile ilgili bir iddia ortaya koyduğu zaman varsa bir delili, belgesi yargıya gitsin."
Zonguldak BEUN Hastanesinden kalp hastalarına umut; Kriyobalon Ablasyon yöntemi ilk kez Zonguldak’ta Zonguldak Bülent Ecevit Üniversitesi (BEUN) Hastanesi, güçlü akademik kadrosu ve gelişmiş teknolojik altyapısıyla sağlık alanında önemli başarılara imza atmaya devam ediyor. Bu kapsamda kalp ritim bozukluklarının en yaygın türlerinden biri olan atrial fibrilasyonun tedavisinde kullanılan "Kriyobalon Ablasyon Yöntemi", Zonguldak’ta ilk kez BEUN Hastanesi Kardiyoloji Bölümü doktorları tarafından başarıyla uygulandı. Atrial fibrilasyon, kalbin üst odacıklarında oluşan düzensiz elektriksel aktiviteler sonucu ortaya çıkan ve çarpıntı, nefes darlığı, halsizlik gibi şikâyetlere yol açabilen yaygın bir ritim bozukluğu olarak biliniyor. Tedavi edilmediği durumlarda inme başta olmak üzere ciddi sağlık sorunlarına neden olabilen bu rahatsızlık, modern kardiyoloji yöntemleriyle kontrol altına alınabiliyor. Zonguldak Bülent Ecevit Hastanesi Kardiyoloji Bölümü ve Tıp Fakültesi Kardiyoloji Ana Bilim Dalı akademisyenleri tarafından gerçekleştirilen Kriyobalon Ablasyon işlemi, minimal invaziv bir yöntem olarak dikkat çekiyor. İşlem sırasında kalpte ritim bozukluğuna neden olan odaklar, soğuk enerji kullanılarak izole ediliyor ve böylece kalbin normal ritmine dönmesi sağlanıyor. Bu yöntem sayesinde hastalarda ritim kontrolü sağlanırken yaşam kalitesinin de önemli ölçüde artırılması hedefleniyor. BEUN Hastanesinde başarıyla gerçekleştirilen bu işlem, Zonguldak’ta ilk kez uygulanması bakımından büyük önem taşıyor. Yüksek başarı oranı ve kısa işlem süresi ile öne çıkan kriyobalon ablasyon yöntemi sayesinde, uygun hastalar, mega şehirlerdeki ileri merkezlere gitmek zorunda kalmadan modern tedavi imkânlarına Zonguldak’ta ulaşabilecek. Bu gelişme, Batı Karadeniz Bölgesi’nde sağlık hizmetlerinin niteliğini artıran önemli bir adım olacak. Zonguldak Bülent Ecevit Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. İsmail Hakkı Özölçer, Üniversite Hastanesinde ilk kez gerçekleştirilen kriyobalon ablasyon işlemiyle ilgili yaptığı açıklamada şu sözleri dile getirdi: "Üniversite Hastanemiz, güçlü akademik kadrosu, nitelikli sağlık çalışanları ve gelişmiş teknolojik altyapısıyla sağlık alanında yenilikçi uygulamaları hayata geçirmeye devam etmektedir. Atrial fibrilasyon tedavisinde kullanılan kriyobalon ablasyon yönteminin Hastanemizde başarıyla uygulanması, bölgemizde sunulan sağlık hizmetlerinin niteliğini artıran son derece önemli ve gurur verici bir gelişmedir. Bu başarılı uygulamada emeği geçen Kardiyoloji Bölümümüzün kıymetli hekimleri başta olmak üzere tüm sağlık çalışanlarımızı yürekten tebrik ediyorum. Bilimsel bilgi birikimini modern tıbbi teknolojiyle bir araya getirerek hastalarımıza en güncel ve güvenilir tedavi imkânlarını sunan değerli sağlık kadromuz, Üniversite Hastanemizin sağlık alanındaki güçlü konumunu her geçen gün daha da pekiştirmektedir. Üniversite Hastanemizde gerçekleştirilen bu nitelikli girişim sayesinde, yalnızca Zonguldak’taki değil Batı Karadeniz Bölgesi’ndeki hastalarımız da büyük şehirlere gitme zorunluluğu duymadan ileri düzey tedavi hizmetlerine bulundukları bölgede ulaşabilme imkânına kavuşmaktadır. Bu vesileyle tedavi gören hastalarımıza geçmiş olsun dileklerimi iletiyor, sağlık hizmeti almak üzere Hastanemize başvuracak tüm hastalarımıza Yüce Allah’tan acil şifalar diliyorum. Zonguldak Bülent Ecevit Üniversitesi Hastanesi, bölgenin sağlık üssü olma misyonuyla bilimsel gelişmeleri yakından takip ederek modern tıbbın sunduğu en ileri tedavi yöntemlerini vatandaşlarımızla buluşturmaya kararlılıkla devam edecektir."
Ankara Bakan Uraloğlu: "GÖKBEY sadece bir helikopter değil, milletimize hizmet edecek milli gururumuzdur" Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, Türkiye’nin yerli ve milli helikopteri GÖKBEY’e ilişkin, "GÖKBEY sadece bir helikopter değil; sivil havacılıkta bağımsızlığımızın, sağlık, yangın söndürme, genel maksat görevlerinde milletimize hizmet edecek milli gururumuzdur" dedi. Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, düzenlenen törenle Türkiye’nin yerli ve milli helikopteri GÖKBEY’e ilişkin önemli bir belgeyi takdim etti. Bakan Uraloğlu, GÖKBEY helikopterinin hava aracı, motor veya pervane tasarımının ve performansının uçuşa elverişliliğini gösteren sertifikayı, Savunma Sanayii Başkanı Haluk Görgün’e düzenlenen törenle takdim etti. Törende konuşan Uraloğlu, Türkiye’nin havacılık alanında son yıllarda önemli bir ivme yakaladığını belirterek, GÖKBEY’in bu başarının somut örneklerinden biri olduğunu vurguladı. Sertifikanın, helikopterin uluslararası standartlara uygunluğunu ortaya koyduğunu ifade eden Uraloğlu, yerli ve milli üretim hamlelerinin kararlılıkla sürdürüleceğini dile getirdi. Savunma Sanayii Başkanı Görgün ise GÖKBEY’in geliştirilmesinde emeği geçen tüm kişilere teşekkür ederek, alınan sertifikanın Türkiye’nin savunma ve havacılık sanayisine önemli katkı sağlayacağının altını çizdi. "Dünya çapında küresel bir üretici ve ihracat ülkesi olduk" Teknoloji ve savunma mekanizmaları konusunda Türkiye’nin dünyada önde gelen ülkeler arasına girdiğini belirten Uraloğlu, "Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliğinde; son 24 yılda yerli sanayimizi geliştirerek, savunma sanayi ürünleri, makine, medikal, ulaştırma, elektrik-elektronik ve haberleşme sektörleri gibi birçok stratejik alanda yüksek teknolojiye sahip milli ürünlerimizle dünya çapında küresel bir üretici ve ihracat ülkesi olduk. Kendi otomobilimizi, haberleşme ve gözlem uydularımızı, savaş uçaklarımızı, helikopterlerimizi, gemilerimizi, elektrikli trenlerimizi üreterek tarihe damga vuran bir süreç yaşadık. Savunma sanayii alanında dünya güç dengelerini değiştiren İHA/SİHA teknolojilerimizle başladık. Bayraktar TB2, Akıncı, Kızılelma gibi platformlarla gökyüzünde söz sahibi olduk. MİLGEM projesiyle kendi savaş gemilerimizi, TCG Anadolu ile dünyanın ilk SİHA gemisini denize indirdik. Togg ile otomobil hayalimizi gerçeğe dönüştürdük, TÜRKSAT 6A ile uzayda kalıcı iletişim gücümüzü gösterdik ve uydu ihracatçısı ülkeler arasına yükseldik. Elektrikli trenlerimiz, sürücüsüz metrolarımız, milli banliyö trenlerimiz raylara indi. Bu başarılar, milletimizin azmi, devletimizin kararlı desteği ve mühendislerimizin alın teriyle yazılmış hikayelerdir" diye konuştu. "GÖKBEY sadece bir helikopter değil, milletimize hizmet edecek milli gururumuzdur" Türk Havacılık ve Uzay Sanayii A.Ş’nin (TUSAŞ) bu projede önemli bir yere sahip olduğunu da ayrıca ifade eden Uraloğlu, "TUSAŞ’ın 1973’te iki küçük kulübede başlayan bağımsızlık yolculuğu, bugün 4 milyon metrekarelik dev tesislerde, KAAN’dan HÜRJET’e, ANKA’dan ATAK-2’ye kadar dünya çapında projelerle taçlandı. Başlangıçta sivil amaçlı tasarlanan GÖKBEY, 23 Mart 2016’da yapılan başvuruyla başlayan, tam 10 yıllık yoğun bir süreç sonunda Sivil Havacılık Genel Müdürlüğümüzün verdiği tip sertifikasına kavuşmuş oldu. 600’den fazla teknik toplantı, 180’den fazla sertifikasyon testi, yaklaşık 18 bin uçuş test noktası, 800’den fazla uyum dokümanı ve Şubat’ta gerçekleştirilen doğrulama uçuşları. Tüm bunlar, CS-29 standartları başta olmak üzere uluslararası gerekliliklere tam uyumlandı. Üstelik bu süreç, Kamusal Dönüşüm Modeli kapsamında geliştirilen KDM-ERP Sertifikasyon Modülü ile tamamen dijital ortamda, kanıt bazlı ve şeffaf bir şekilde yürütüldü. Artık ABD, Avrupa Birliği ülkeleri, Kanada ve Brezilya gibi köklü havacılık sistemlerinin yanına gururla kendi bayrağımızı da bu şekilde dikmiş oluyoruz. Bu, sadece teknik bir başarı değil; tam anlamıyla teknolojik egemenlik, milli irade ve bağımsızlık manifestosudur. GÖKBEY sadece bir helikopter değil; sivil havacılıkta bağımsızlığımızın, sağlık, yangın söndürme, genel maksat görevlerinde milletimize hizmet edecek milli gururumuzdur" şeklinde konuştu. "İlk helikopteri temmuz ayında Sağlık Bakanlığımıza teslim edeceğiz" GÖKBEY’i ilk olarak Sağlık Bakanlığına teslim edeceklerini ve bugün itibarıyla 75 helikopter için sipariş aldıklarını vurgulayan Savunma Sanayii Başkanı Haluk Görgün ise, "Bugün itibarıyla 75 helikopterimiz için firmamız sipariş almış ve üretime başlamış durumda. İlk helikopteri temmuz ayında Sağlık Bakanlığımıza teslim edeceğiz. Yıl sonuna doğru ikinci helikopteri, 2027 yılı ortalarında da üçüncü helikopteri teslim etmiş olacağız" ifadelerine yer verdi.