EKONOMİ - 28 Haziran 2015 Pazar 11:49

'Ceviz ithalattan kurtulamıyor'

A
A
A
'Ceviz ithalattan kurtulamıyor'

Türkiye Ziraat Odaları Birliği (TZOB) Genel Başkanı Şemsi Bayraktar, cevizde üretim artışının tüketime yetişmediğini belirterek, "Türkiye, cevizin anavatanlarından biri olmasına, üretimde dördüncü sırada bulunmasına rağmen ithalattan kurtulamıyor" dedi.

TZOB Genel Başkanı Bayraktar, yaptığı yazılı açıklamada, sağlık ve beslenme açısından çok önemli bir meyve olan cevizde tüm dünyada tüketimin hızla arttığını belirtti. Fosfor, magnezyum, demir, sodyum ve potasyum gibi mineral maddeler bakımından zengin, A, B1, B2, B6 ve C vitaminleri içeren cevizin, 100 gramının 700 kalori enerji sağladığı bilgisini veren Bayraktar, anavatanı Anadolu, Kafkasya ve İran olan cevizin dünyada 50'den fazla ülkede yetiştiriciliğinin yapıldığını belirtti.

Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü (FAO) verilerine göre, 1995-2012 döneminde kabuklu ceviz üretiminin 3,2 katına çıkarak 1,06 milyon tondan 3,41 milyon tona yükseldiğine dikkat çeken Bayraktar, dünyada ceviz yetiştiriciliği yapılan üretim alanının bu dönemde yüzde 89,2 artışla 526 bin hektardan 995 bin hektara çıktığını vurguladı.

Bayraktar, ceviz üretiminin yarısını Çin'in tek başına karşıladığına işaret ederek, üretimde birinci olan Çin'in 425 bin hektarda 1,7 milyon ceviz ürettiğini belirtti. İkinci sırayı yüzde 13,2 üretim payı ve 450 bin ton üretimle İran, yüzde 12,5 pay ve 425 bin ton üretimle ABD'nin izlediğini kaydeden Bayraktar, Türkiye'nin, yüzde 5,7 üretim payıyla dördüncü, Meksika'nın yüzde 3,2 payla beşinci, Ukrayna'nın yüzde 2,8 payla altıncı, Hindistan'ın yüzde 1,2 payla yedinci, Şili'nin yüzde 1,1 payla sekizinci sırada bulunduğunu açıkladı.
Söz konusu 8 ülkenin dünya ceviz üretimindeki payını 1995-2012 döneminde yüzde 74'den yüzde 89'a çıkardığını bildiren Bayraktar, şöyle konuştu:
"Türkiye 1995 yılında 110 bin ton olan ceviz üretimini yüzde 64,4 artışla 2014 yılında 180 bin 807 tona yükseltti. 2015 yılı birinci tahminlerine göre 2015 yılı ceviz üretimi 190 bin 834 tonu bulacak. Cevizde üretim artışı tüketime yetişmiyor. Cevizin anavatanlarından olmasına, üretimde dördüncü sırada bulunmasına rağmen Türkiye, ithalattan kurtulamıyor. Üretim hızla artan ceviz tüketimini karşılamıyor. Nitekim 2000 yılında 108 bin ton olan ceviz tüketimi, 2013 yılında 218 bin tona, kişi başına ceviz tüketimi de 1,6 kilogramdan 2,9 kilograma yükseldi" açıklamasında bulundu.

"CEVİZ AĞAÇLARININ STANDARDI YOK"
Ülkemizde ceviz ağaçlarının çoğunun tohumla yetişen arazi sınırına dikilen ve doğal olarak yetişmiş milyonlarca ağaçtan oluştuğunu, belli bir standardı olmadığını belirten Bayraktar, şunları kaydetti:
"2000 yılında 3,54 milyon dolar karşılığı 5,6 bin ton olan ceviz ithalatı, 2014 yılında, 112,88 milyon karşılığı 27 bin 458 tona çıkmıştır. Buna karşın, ceviz ihracatı 4 bin 481 ton karşılığı 64,1 milyon dolardır. Ceviz üretiminde 2014 verilerine göre, Antalya 9 bin 354 tonla birinci olurken, bu ile 9 bin 80 tonla Hakkari, 8 bin 40 tonla Karaman izlemiştir. Ülkemizde 2010 yılında 41 bin 393 hektar olan ceviz alanları, 2014 yılında 69 bin 395 hektara yükseldi. Orman ve Su İşleri Bakanlığı ile 2012 yılında imzaladığımız protokol çerçevesinde, Ziraat Odalarımız ceviz plantasyonları oluşturmaktadır. Orman ve Su İşleri Bakanlığı 2014 yılında 2 bin 365 hektar alanda ceviz ağaçlandırması yaptı. Özel ağaçlandırma çalışmaları kapsamında ise 1 bin 382 hektar alanda bu çalışma yürütüldü. 2015 yılında ise 2 bin 647 hektar alanda ceviz ağaçlandırması yapılması planlanıyor."

Türkiye'de ilkbahar geç donlarının sık sık meyve ağaçlarında önemli kayıplara neden olduğunu vurgulayan Bayraktar, cevizde geç çiçeklenen çeşitlerle bahçe tesisi yapma ve bahçeleri dona karşı sigortalamanın çok önemli olduğunu belirtti.

Verimi yüksek, kaliteli, standart ceviz çeşitleriyle kapama bahçe tesisine karar verirken ilkbahar geç donları riski olan bölgelerde geç çiçeklenen çeşitler olmasının önem taşıdığını bildiren Bayraktar, şu açıklamalarda bulundu:
"Türkiye özellikle, her ekolojik bölgenin avantajlarını ve dezavantajlarını tespit ederek yeni yatırımlar yapmalıdır. Mevcut meyve yetiştirme potansiyelini gereği gibi kullanılabilirse bu kesimden gelecek gelir, ülkeye önemli miktarda döviz kazandırır. Ancak bu yetiştiriciliğe girilmeden önce iç ve dış pazarların durumları ve istekleri çok iyi incelenmeli ve pazar boşluklarından yararlanılmalıdır. Üreticilerin pazar hareketleri ve dünya eğilimleri doğrultusunda bahçelerini zaman zaman yenilenmesi de gerekmektedir. Bu amaçla son yıllarda sağlık destek ürünü olarak da kullanımı gittikçe yaygınlaşan ceviz yetiştiriciliği de gündeme gelmiş bulunmaktadır.

Meyve bahçelerinin tesisinde yapılan hataların sonradan telafisinin mümkün olmadığından, üreticilerimizin ceviz bahçesi kurmaya karar verirken mutlaka uzman kişi veya kuruluşlardan teknik bilgi desteği almalıdır. Ceviz bahçesi kurmak isteyen üreticilerimizin fidan alırken dikkatli olmaları, güvenilir fidan kuruluşlarını tercih etmeli, aldıkları fidanlar kaliteli, sağlıklı olmalıdır."
Üreticilere verilen yurt içi sertifikalı fidan ve standart fidan kullanım desteğiyle kapama ceviz bahçelerinin arttığına dikkat çeken Bayraktar, "Ancak, bu yeterli değildir. Ülkemiz öncelikle ceviz üretimin de 'kendine yeter' bir ülke olmalı, sonra cevizden döviz elde eden bir ülke konumuna gelinmesi için fidan, toprak analizi, gübre, mazot desteğinin yanı sıra kapama bahçe tesislerine de destek verilmesi gerekmektedir" dedi. 

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
İstanbul Bakan Işıkhan ve Bakan Göktaş, Darülaceze sakinleriyle iftarda buluştu Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Vedat Işıkhan ile Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş, Darülaceze Sosyal Yaşam Şehri’nde düzenlenen ’Çınarlarımızla Vefa İftarı’ programına katıldı. İstanbul Darülaceze Sosyal Yaşam Şehri’nde "Çınarlarımızla Vefa İftarı" programına Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Vedat Işıkhan ile Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş ve Darülaceze sakinleri katıldı. Bakanlar, buradaki vatandaşlarla aynı sofrada buluştu. Darülaceze’yi kurarak geçmişten bugüne kimsesizleri yuvaya kavuşturan 2. Abdülhamid Han’ı yad eden Bakan Işıkhan, "SGK bütçesinin güçlenmesi emeklilerimize daha iyi imkanlar sunabilmenin en sağlam zeminini oluşturuyor. Önümüzdeki dönemde emeklilerimizin hayat standartlarını yükseltecek ve onların refahını artıracak adımları atacağız. Sosyal güvenlik gelirlerinin giderleri karşılama oranı yüzde 100,64’e, prim gelirlerinin giderlerini karşılama oranımız ise yaklaşık yüzde 80 seviyesine yükselmiş durumdadır. SGK bütçesinin güçlenmesi emeklilerimize yakın zaman içinde daha iyi imkanlar sunabilmenin, onların refah seviyesini kısa zamanda daha yukarıya taşıyabilmenin en sağlam zeminini oluşturuyor. İşte bu güçlü zemin sayesinde, önümüzdeki dönemde emeklilerimizin hayat standartlarını yükseltecek ve onların refahını artıracak adımları atacağız" diye konuştu. Vatandaşların refahını artırmak için birçok adım attıklarını belirten Bakan Işıkhan, "Saygıdeğer Cumhurbaşkanımızın talimatıyla ilk kez kanser ilaçlarını geri ödeme kapsamına aldık. Yurt dışından ilaç teminine yönelik düzenlemeleri hayata geçirdik. İlaç rapor sürelerini uzattık, aile hekimlerimizin yazabileceği ilaç sayısını artırdık. Her bir düzenlememizin merkezine insanı koyarak, ’İnsanı yaşat ki devlet yaşasın.’ diyerek 7’den 70’e tüm vatandaşlarımızın güvencesi ve sığınağı olmaya devam edeceğimizi ifade etmek istiyorum" ifadelerini kullandı. Darülaceze’nin devletin güvenli bir limanı olduğunu söyleyen Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş, "Bu mübarek günlerin milletimize, İslam alemine ve tüm insanlığa hayırlar getirmesini temenni ediyorum. Bizi şefkatiyle saran, duasıyla yolumuzu aydınlatan değerli büyüklerimizin ellerinden öpüyorum. Devletimizin kimseyi yalnız bırakmadığının en kıymetli göstergesi olan Darülaceze, ihtiyaç sahibine önce ’hoş geldin’ diyen koşulsuz bir şefkat kapısıdır. Darülaceze hiçbir ayrım gözetmeden herkese aile sıcaklığını sunan güvenli bir limandır. Barınmadan sağlığa, eğitimden sosyal desteğe kadar geniş bir hizmet ağı bulunuyor. Dünyada bir eşi ve benzeri olmayan bu hayır kurumunu modern imkanlarla güçlendirerek hizmetlerimizi sürdürüyoruz. Bugün Darülaceze Sosyal Yaşam Şehri; geniş yaşam alanları, rehabilitasyon merkezleri, hasta poliklinikleri, çocuk yuvası ve atölyeleriyle örnek bir yaşam modeli sunuyor. Avrupa’nın en büyüğü ve ödüllü bu kurumumuzla 130 yıllık köklü sosyal hizmet geleneğimizi büyük bir özveriyle sürdürüyoruz. Türkiye’nin ilk resmi Alzheimer ve Demans Bakım Merkezi’nde özel ihtiyaçlara yönelik sağlık, rehabilitasyon ve sosyal destek hizmetleri sunuyoruz. Ayrıca geçtiğimiz yıl ilk öğrencilerini kabul eden Arnavutköy Darülaceze Sağlık Hizmetleri Meslek Yüksekokulu ile yaşlı ve engelli bakımı alanında nitelikli insan kaynağının yetişmesini sağlıyoruz. Düzenlememiz yürürlüğe girdiğinde, Darülaceze’nin bakım tecrübesini İstanbul’dan bütün Türkiye’ye, ardından inşallah dünyaya yaygınlaştıracağız. Darülaceze, sosyal devlet vizyonumuzun en seçkin örneklerinden biri olarak güven ve huzur veren bir yuva olmaya devam edecek" diye konuştu.
İstanbul TBMM Başkanı Kurtulmuş STK’lar için düzenlenen iftar programına katıldı Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) Başkanı Numan Kurtulmuş, STK’lar için düzenlenen iftar programı kapsamında "Terörsüz Türkiye" sürecine ilişkin önemli açıklamalarda bulundu. Terör örgütlerinin kendini feshi ve silahların bırakılma sürecinin barış ve kardeşlik içerinde yürütülmesinin önemine dikkat çeken Kurtulmuş, "Bu süreçte şehitlerimizin ruhuna zarar verecek, ailelerini tedirgin edecek ve onların beğenmeyeceği hiçbir şey bu süreçte gündeme gelmemiş; bundan sonra da gelmeyecektir" dedi.Olağan üstü şartlar altında bir dönemde olduğunu belirten Kurtulmuş, "Özellikle önümüzdeki dönemde Türkiye’nin toplumsal dayanışmasının arttırılması, güçlendirilmesi, Türkiye’nin Allah’a çok şükür bölgesinde yıldız bir ülke olarak yükselişe geçtiği bu dönemin şartlarına uygun bir şekilde STK’larımızın da çalışmalarını artırarak sürdürmesini temenni ediyorum. Bölgemizin ve dünyanın olağanüstü şartlar altında olduğu bir dönemdeyiz. Bu dönemde, böyle bir dünyada ve hemen hemen böyle bir coğrafyada bizim Türkiye olarak güçlü olmaktan başka hiçbir şansımız yoktur. Dolayısıyla bizim güçlü olmamız ve bu çerçevede kendimizi, kendi geleceğimizi daha sağlam bir şekilde sürdürme mecburiyetimiz vardır. Bu çerçevede uzunca bir süredir devam ettiğimiz, ilk olarak 2024 yılının Ağustos ayında Sayın Cumhurbaşkanımızın dile getirdiği ve ardından Meclis açılış töreninde gündeme getirdiği Türkiye’nin iç kalesini tahkim etme meselesi, Türk siyasetinin en önemli meselelerinden biri haline gelmiştir. Hemen ardından Sayın Devlet Bahçeli’nin DEM Partisi grubuyla temas etmesi ve arkasından dile getirdiği açılımlarla birlikte Türkiye, "Terörsüz Türkiye’yi inşa etme noktasında önemli adımlar atmıştır" diye konuştu.Çözüm sürecine değinen Kurtulmuş, "Geçtiğimiz sene 27 Şubat’ta İmralı silahları bırakacağını; örgütü feshedeceğini ve bunun da dönemin gereği olduğunu ilan eden bir açıklama yapmıştı. Bu açıklamasında özellikle örgütün kuruluşuna neden olan, ideolojik yapının çöktüğü ve Türkiye’de artık silahlı mücadele döneminin gereğinin kalmadığını; çünkü ilkel politikaları geride kaldığı için Türkiye’de demokratik bir sürecin açılmasıyla ilgili fikirlerini beyan etmişti. Ardından neredeyse bütün siyasi partiler bu sürece sahip çıkan yaklaşımlarıyla sürecin yürümesi için önemli desteklerde bulundular ve sonunda da Türkiye’de ilk defa siyaset bütünüyle sorumluluk alarak, TBMM çatısı altında dayanışma, kardeşlik ve demokrasi komisyonunun kurulduğu ve 5 Ağustos’ta ilk toplantısını yaptığımız komisyon, verimli görüşmeler sonucunda nihai bir rapor hazırlamış oldu.Daha evvelki dönemlerde bu meselenin çözülebilmesi için rahmetli Demirel, Özal, Erdal İnönü ve Erbakan hoca çeşitli kereler hem de örgütle doğrudan temasların da içinde olduğu bir takım adımlar atmışlar; ama dönemin şartları gereği sürecin ilerletilebilmesi için gerekli imkânlar ortaya çıkmamıştır. Burada herkes üzerine düşeni yapmaya çalıştı ve gayretli bir çalışma ortaya konuldu. 21 toplantı sonunda komisyonun ortak raporu kabul edildi. Bu ortak rapor en başta, toplumumuzun bazı kesimlerinde var olan hangi endişe varsa, hiçbirinin geçerli olmadığını ortaya koyan bir rapordur. Bu raporun inşallah gereğinin yapılması ve Türkiye’nin hızlı bir şekilde bu süreci tamamlaması gerektiği kanaatindeyim" ifadelerine yer verdi.İmralı’dan yapılan ikinci açıklama da örgütün tasfiyesi ve silahların bırakılması hakkında yapılan açıklamanın önemi vurgulayan TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş, "Örgütün bütün bileşenlerinin de buradan ilan edilen karara uyması beklenmektedir. Zaten raporun ortak noktalarından birisi de ‘kritik eşik’ olarak tanımladığımız; örgütün feshi ve silahların bırakılmasıyla birlikte gerekli yasal düzenlemelerin yapılmasıdır. Böylece bundan sonraki süreçte örgütün kendini bütün unsurlarıyla birlikte feshi ve silahların bırakılması temin edilecek ve ardından Türkiye, demokratik standartlarımızın yükseltilmesi için gerekli adımları atarak çok kısa süre içerisinde de 103 yıllık Cumhuriyetimizin 50 yılına mal olmuş olan bu ağır faturanın bedellerini bir daha ödemeyecektir. Rahatlıkla söyleyebilirim ki süreç tamamen siyasetin kontrolündedir.Şehitlerimizin ruhuna zarar verecek, ailelerini tedirgin edecek ve onların beğenmeyeceği hiçbir şey bu süreçte gündme gelmemiş; bundan sonra da gelmeyecektir. Dolayısıyla silahların bırakılması ve örgütün feshiyle birlikte Türkiye 50 yılını verdiği, yaklaşık 2 buçuk trilyon dolar gibi çok ağır bir fatura ödediği, on binlerce canın kaybedildiği, çok büyük tedirginlikler yaşadığı ve şehirlerin baskı altında kaldığı o karanlık dönemi geride bırakacaktır. Türkiye’nin bu terör meselesinden kurtulması ve demokratik standartları yüksek; barışın kardeşliği ve toplumsal dayanışmanın artırılmasıyla birlikte her alandaki duruşu ve yürüyüşü çok daha hızlanacak ve güçlenecektir. Ümit ediyorum Türkiye’deki bu gelişmelerle birlikte bölgemizdeki tüm ülkelerde terör tahdidinin ortadan kalkacağını ve huzurun, barışın ve kardeşliğin hakim olacağını hep birlikte göreceğiz" dedi.Suriye’deki devrimden sonra ortaya çıkan gelişmelerin Türkiye’deki bu süreci olumlu etkilediğini ifade eden Kurtulmuş sözlerini şöyle sürdürdü: "Çok şükür devrimin ilk gününden itibaren taraflara tavsiyemiz Suriye’nin toprak bütünlüğünün bozulmaması, Suriye’deki terör örgütlerinin varlığının sona erdirilmesi ve terör örgütlerinin devletin güvenlik birimleri içerisinde entegrasyonunun sağlanmasıydı. Son olarak da Suriye’de gerçek bir devlet yapısının ortaya çıkarılması, güçlendirilmesi ve Suriye’nin ekonomik ve siyasi bakımdan tahkim edilmesiydi.Dünyanın bütün güçlerinin gözünü dikip baktığı ve medeniyetlerin beşiği olan bu coğrafyada inşallah Türkiye dostlarıyla birlikte doğru istikamette yürüyüşüne devam edecek ve inşallah bugün konuştuğumuz sorunların tamamını tasfiye edecek bir güce ve kararlılığa sahip olacaktır.Hep söylediğimiz şey şudur: Türk’ün onurunu ve gururunu korumayan hiçbir söz aslında birliği, beraberliği ve kardeşliği sağlamaz. Bu ülkede yaşayan Kürtler kendilerine her alanda fırsatların eşit olarak verildiği insanlar olduklarını kalben hissedecek ve ona göre hareket edeceklerdir. Ülkenin çoğunluğunu oluşturan Türkler de bütün bu demokratikleşme ve barış süreci içerisinde ülkenin bölünmeyeceğinden, parçalanmayacağından ve kan kaybetmeyeceğinden emin bir şekilde yer alacaklar"İmralı’dan yapılan açıklamanın ardından sürecin daha hızlı ve daha yapıcı bir şekilde devam etmesini ümidinde bulunan başkan Kurtulmuş, "Örgütün bir an evvel silahları bütünüyle bırakmasının ve artık terörün T’sinden bile konuşmadığımız bir Türkiye ve bölge için çabaların ortaya konulması, bu sürecin en önemli gerekliliklerinden birisidir. Her türlü tedirginliğe ve acabaların ortaya çıkmasına; hatta ve hatta bazı çevrelerin kasıtlı olarak dezenformasyonlarına rağmen süreç çok şükür oldukça olumlu bir şekilde yürümüş ve halkımızın büyük bir bölümü bu sürece destek vermiştir. Bu coğrafyanın insanları olarak araya kimseyi sokmadan, elin oğlunun araya girip şeytanlaşmasına müsaade etmeden inşallah bu barış ve kardeşlik sürecini en iyi şekilde değerlendirecek ve sonuç alacağız. Hepinize bu konudaki desteklerinizden dolayı çok teşekkür ediyorum" ifadelerine yer verdi.Program daha sonra STK temsilcilerinin soru cevapları ile devam etti.