GÜNDEM - 23 Ocak 2023 Pazartesi 18:23

Cumhurbaşkanı Erdoğan yeni müjdeleri açıkladı

A
A
A
Cumhurbaşkanı Erdoğan yeni müjdeleri açıkladı

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Kabine toplantısı sonrası müjdeleri peş peşe sıraladı. Erdoğan kamu alacaklarına düzenleme ile ilgili detayları aktardı.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, 3 saat süren Kabine Toplantısı’nın ardından Millete Sesleniş konuşmasını gerçekleştirdi. 3 ayların tüm İslam alemine hayırlar getirmesini dileyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, her sene olduğu gibi bu sene de 3 ayların herkes için sorgulama, arınma, yenilenme, manevi zenginleşme fırsatı olması temennisinde bulundu. Erdoğan, 3 aylar boyunca yapılacak hayırların, ibadetlerin Allah katında kabulünü diledi. Cumhurbaşkanı ve milletvekili seçimlerinin normal tarihinin 18 Haziran olduğunu ancak bu tarihin hem Kurban Bayramı arifesine dolayısıyla hac dönemine, hem üniversiteye hazırlanan öğrencilerin sınav takvimine, ilk ve orta öğretim okullarının tatiline denk gelmesi sebebi ile güncellenmesi ihtiyacı doğduğunu söyleyen Erdoğan, Siyaset kurumu olarak milletin taleplerini karşılamak yanında milli iradenin en yüksek katılımla tecellisini sağlamakla sorumluyuz. Bu anlayışla yaptığımız kapsamlı değerlendirmeler sonunda 14 Mayıs 2023 Pazar gününün her bakımdan seçim için en uygun tarih olduğunu gördük" dedi.

Anayasa’da belirtilen usullere uygun şekilde ülkeyi bu tarihte seçime götürmek istediklerini ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Bu tarih güncellemesini anayasamıza göre beşte üç çoğunlukla Meclisimiz yaparsa memnuniyet duyarız. Mecliste gereken çoğunluğun sağlanamaması halinde Cumhurbaşkanı olarak biz, seçimlerin 14 Mayıs’ta yapılabilmesini temin edecek bir takvimle kararımızı alıp süreci başlatacağız. Cumhuriyetimizin 100. Kuruluş yıldönümün sevinci ve coşkusu ile bütünleşen 2023 seçimlerinin tarihinde yapmayı planladığımız güncellemenin milletimize hayırlı olmasını diliyorum. Bu seçim; yürütmenin temsilcisi, Cumhurbaşkanı ve yasamanın temsilcileri milletvekillerinin aynı gün belirlenmesini sağlayan yeni yönetim sistemimizin 2'nci seçimi olacaktır. Uzunca bir süredir hayata geçirme mücadelesi verdiğimiz 2023 hedeflerimizle bütünleşen bu seçim dönemini ülkemizin ve milletimizin geleceği için yeni bir fırsata dönüştürmenin peşindeyiz" açıklamasını yaptı.

Cumhuriyetin kuruluşunun üzerinden geçen yaklaşık 1 asır içindeki her kazanıma sahip çıktıklarını ifade eden
Cumhurbaşkanı Erdoğan, vatan toprakları üzerindeki son devlet olan Cumhuriyetin ilk asrında yapılan her şeyi bundan sonrasının bir hazırlığı, bir girizgahı olarak kabul ettiklerini söyledi.

Yeni yönetim sisteminin ilk döneminde elde edilen tecrübelerin işaret ettiği iyileştirmeleri de yaparak ülkenin bu tarihi fırsatı değerlendirebilmesi için var güçleriyle çalışacaklarını söyleyen Erdoğan, küresel siyaset ve ekonomi düzeninin her gün bir yenisi zuhur eden krizlerle derinden sarsıldığı bir dönemden geçildiğine dikkat çekti.

Bu kritik süreçte Türkiye'nin her alanda kendi vizyonuna sahip olmasının, kendi programlarının uygulamaya koymasının, kendi hedefleri doğrultusunda yol yürümesinin hayati öneme sahip olduğunu belirten Erdoğan, geçmişte başlattığı her kalkınma atılımının önü darbeden teröre kadar nice engellerle kesilen Türkiye’nin artık özgün politikaları ve eylemleriyle geleceğe yürüme dirayetine kavuştuğunu ifade etti.
Güven ve istikrar ikliminin ülkeye sadece 20 yılda asırlık kazanımlar sağladığını dile getiren Erdoğan, Türkiye’nin bu güçlü ve kararlı duruşunu kabul etmek istemeyenler olduğunu, söyledi.

Erdoğan, “Yıllarca bu ülkenin ve milletin Adeta iliğini sömürerek kendi refahı ve güvenlik düzenlerini sürdürenler kolay kolay vazgeçmeyecektir. Eser ve hizmet altyapısı sağlam, siyasi iradesi kendi elinde, askeri ve teknolojik imkanları artan Türkiye'yi kabullenmeye yanaşmayanlar sonuna kadar direnecektir. Biz, bugüne kadar verdiğimiz mücadele ile kimsenin ne dediğine, ne istediğine, neyi dayattığına bakmadan istiklalimize ve istikbalimize sahip çıkabileceğimizi cümle aleme ispatladık. Allah’ın yardımı ve milletimizin desteği sayesinde üstesinden geldiğimiz her mücadele ile geleceğimize daha bir başka güvenle bakmayı başardık" değerlendirmesinde bulundu.

Erdoğan, geçmişte kendi krizleri içinde boğulup kalan Türkiye’den küresel krizleri fırsata dönüştürebilen Türkiye günlerine gelindiğini belirterek Türkiye’yi kendi sorunları altında ezmek için kullanılan araçların ya tamamen etkisiz hale getirildiğini ya da sınırlar dışına atıldığını söyledi.

Ülkenin terör örgütlerinin tehditlerini bertaraf ederek bölgesel çatışmalara karşı korunaklı hale geldiğini, istikrara destek olacak seviyeye yükseldiğine vurgu yapan Erdoğan, Türkiye ekonomisinin küresel emperyalistlerin, hırslarının ürünü operasyonlara rağmen yatırımı, istihdamı, üretimi, ve ihracatı ile dünyanın takdirini kazanan bir yere geldiğini belirtti.

Eğitimden sağlığa, ulaşımdan enerjiye, tarımdan sanayiye kadar her alanda vizyonları destekleyen yaygınlığa ve etkinliğe kavuşulduğunu dile getiren Erdoğan, Türkiye diplomasisinin bölgede ve dünyada yaşanan her türlü gerilimi, çatışmayı, insani krizi, hakkaniyet ve barış zemininde yönetecek bir itibara sahip olduğunu kaydetti.

Erdoğan, hala çözülmesi gereken sıkıntılar, azaltılması gereken yükler, aşılması gereken handikapların olduğuna dikkat çekerek, Türkiye’nin potansiyelinin ve imkanının hepsinin üstesinden gelmeye yeterli olduğunu söyledi.

Ülkeye 20 yıldır verilen hizmetleri Türkiye Yüzyılı inşasıyla taçlandırmak istediklerini söyleyen Erdoğan, maziden atiye kurulan köprünün kilit taşı olarak gördükleri bu atılımın tamamlandığında tarihe ve millete karşı olan sorumluluğu hakkıyla yerine getirmiş olmanın huzuruna kavuşacaklarını dile getirdi.

"Türkiye Yüzyılı'nı ülkemizin milli vizyonu olarak sizlerin takdirine sunuyoruz"

Cumhurbaşkanı Erdoğan, bu anlayışla Türkiye Yüzyılını herhangi bir siyasi program değil ülkenin milli vizyonu olarak vatandaşların takdirine sunduklarını ifade etti.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, son kabine toplantısından bugüne eser ve hizmetlerle vatandaşlarla bir araya geldiklerini belirterek, geçtiğimiz hafta gerçekleştirdiği programla yönelik açıklamalarda bulundu.
Pazar günü Romanlarla bir araya geldiğini kaydeden Erdoğan," Bizi bağırlarına bastıkları için hepsine teşekkür ederim. Cuma günü sayın Ukrayna Başkanı Zelenskiy ile bir telefon görüşmesi yaptık. Bursa'da da verimli bir gün geçirdik. Toplu açılış törenine katıldık, gençlerle bir araya geldik. Dün de şehir merkezi ile havalimanı arasını konforlu hale getirecek bir projenin açılış törenine katıldık. Paris'te bile yok. Paris'teki metronun çatısı akıyor. Bizim metromuzun durumu her türlü dört dörtlük. Avrasya Tüneli'nin boğazın altından geçirdiğimizde olmaz diyorlardı. Oldu. Siz geçmişinizden bu yana kaç tane köprü yaptınız. Yavuz Sultan Selim Köprümüzü yaptık. Osman Gazi Köprümüzü yaptık. 1915 Çanakkale Köprüsü sayesinde 6 dakika da karşıdan karşıya geçiyorsun. Kağıthane metro hattı her bakımdan yerli ve milli. Bu eserimizle artık otobüs beklemeye gerek yok. Kağıthane'den İstanbul Havalimanı'na 24 dakikada ulaşıyorsunuz. Böyle bir güzelliğe İstanbul’umuz kavuştu. Ulaştırma Bakanlığımızı ve emeği geçenleri tebrik ediyorum. Yarın Kültür Bakanlığımızın ödül törenine katılacak, Çarşamba günü MGK toplantımıza başkanlık edeceğim. Cuma günü Bilecik'teyiz. Cumartesi günü de inşallah Denizli'ye gideceğiz. Bu arada yurt içi ve yurt dışı gündemle ilgili temaslarımız, görüşmelerimiz olacak" dedi.

İsveç'teki provokatif eylemler

İsveç'te yaşanan provokatif eylemlere sert tepki gösteren Erdoğan,İsveş2in NATO üyeliği ile ilgili," Bu süreçte toplantılarımız devam ediyor. Ama üzerinde durmam gereken bir konu İsveç'in Kur'an-ı Kerim'i yakmasına kadar varan eylemleridir. Bireyin hak ve özgürlüklerinin sınırı, diğer insanların hak ve özgürlüklerinin başladığı yere kadardır. Bu anlayışa göre, hiçbir birey ne Müslümanların ne de diğer mensuplarının kutsallarını aşağılama taciz etme hele hele bu yönde eylemde bulunma özgürlüğüne sahip değildir. Nefret ayrımcılık suçu olarak ağır yaptırımlara tabii bu ilke bizce de yerinde bir yaklaşımdır. İsveç’teki çirkin eylem en başta Müslümanlar olmak üzere insan hak ve özgürlüklerine saygı duyan herkese hakarettir. Kur’an- Kerim’ yönelik alçak saldırının Türkiye Büyükelçiliği önünde gerçekleşmesi bizim açımızdan konuyu hem dini hem milli bir mesele haline dönüştürüyor. Haçlı seferlerinden biri Avrupa’da İslam ile Türk kavramının eş tutulduğunu biliyor, bundan da milletçe iftihar ediyoruz. Üstelik bu zihniyet uzunca bir süredir eli kanlı terör örgütlerine kucak açmayı da demokrasi kılıfıyla meşrulaştırma çalışıyor. Milyarlarca Müslüman’ın inancıyla birlikte 85 milyon Türkiye Cumhuriyeti vatandaşının manevi şahsiyetine saldıran bu zihniyetin son eylemi asırlardır bir arpa boyu yol alınamadığının işaretidir. Rabbimizin koruması altındaki Kur’an- ı Kerim bir haçlı artığının onun nüshasını yakmasıyla asla zarar görmez. Bu sapkınlığı teşvik edenler ve ya göz yumanlar hiç şüphesiz sonuçlarını da hesap etmişlerdir. Buna karşı durmak bizim için hem dini hem de milli bir meseledir" diye konuştu.

"Bu taşkınlığa göz yumanlar hiç şüphesiz sonuçlarını hesap etmişlerdir"

Yaşanan aşkınlığa göz yumanların hiç şüphesiz sonuçlarını hesap etmiş olduklarını söyleyen Erdoğan," Ülkemizin Büyükelçiliği önünde, böyle bir kepazeliğin yaşanmasına sebebiyet verenlerin NATO’ya üyelik başvuruları konusunda artık bizden herhangi bir hayırhahlık bekleyemeyecekleri açıktır. Kusura bakmasınlar. Başta söyledik terör örgütlerine caddelerinizde cirit attıracaksınız ondan sonra bizden NATO’ya girme konusunda b destek bekleyeceksiniz, böyle bir desteği bizden beklemeyin. Birileri bize namussuzluk yaptığı zaman, alçaklık yaptığı zaman ona haddini bildiririz.

İsveç yönetiminin bizlere hak ve özgürlükten bahsetmesine hiç gerek yok. Eğer hak ve özgürlüklere bu kadar saygılıysanız, Önce Türkiye Cumhuriyeti’nin ve Müslümanların dini inancına saygı gösterecekseniz. Eğer bu saygı göstermeyeceksiniz kusura bakmayın NATO konusunda herhangi bir destek görmeyeceksiniz" dedi.

Türkiye'nin 2023 yılına girdiği dönemde önceliklerinin en başında tüm unsurlarıyla ekonomiyi Türkiye Yüzyılı’na hazırlama gayretleri olduğuna vurgu yapan Cumhurbaşkanı Erdoğan, geçtiğimiz yıl yaşanan olağanüstü gelişmelerin tesirini gidermek için milletin her bir kesimine yönelik destekler verildiğini belirtti.
En büyük sıkıntı olan enflasyonu yüzde 64'e düşürdüklerini bildiren Erdoğan," İnşallah yüzde 50, yüzde 40'lara indiğini de göreceğiz. 2023'ten ümitli olmak için sebebimiz çoktur. Çünkü iyi bir hazırlık yaptık. İyi bir altyapı kurduk. Geçtiğimiz yıl yaşanan gelişmelerin ülkemiz üzerindeki olumsuzlukların bertaraf etmek için milletimizin her kesime destek paketi hazırladık. Sadece yaptığımız düzenlemelerle ile vazgeçtiğimiz vergi gelirimiz 290 milyar liranın üzerindedir. Bu yöntemle 290 milyar liralık bir kaynağı evinde kullandığı elektrikten marketinde yaptığı alışverişine kadar günlük hayatının pek çok safhasında vatandaşımızın cebinde bıraktık. Hanelerde kullanılan doğalgazın yüzde 80’ini elektriğini yüzde 60’ını sübvanse ederek dünyayı kasıp kavuran enerji krizinin insanımıza etkisini en aza indirmeyi başardık. Bugün evinde kullandığı doğalgaza bin lira ödeyen bir vatandaşımız devletinin hazinesinden üste 4 bin lira daha vererek asıl maliyeti karşıladığını biliyor" ifadelerini kullandı.

Temmuz ayında başlatılan aile destek programının kapsamını genişleterek vatandaşların zor gününde yanında olduklarını kaydeden Erdoğan, “Bu ay itibari ile sosyal yardımlaşma ve dayanışma vakıflarımızın aylık barınma bütçesini artırarak 2 milyar 250 milyon liraya çıkardık. Ocak ayında yeniden düzenlediğimiz haliyle yaşlı aylığını bin 537 liradan yaklaşık 2 bin liraya, yüzde 40 - 60 engelli aylığını 1600 liraya, yüzde 70 üzeri aylığını yaklaşık 2 bin 400 liraya yükselttik. Sadece bu ay 3 buçuk milyon haneye 740 milyon lira elektrik tüketim destek ödemesi yaptık. İhtiyaç sahibi 8 milyon 897 bin kişinin sağlık sigortası için 3. 2 milyar lira ödemede bulunduk. Ücretli çalışanlarımıza, işverenlerin yapacağı gıda yardımlarını gelir vergisinden istisna tuttuk. Kamu görevlilerimize maaş zamları yanında memur ve emeklilerimize de refah payı artışı ile ilave imkan sağladık. Asgari ücreti 8 bin 507 liraya, en düşük emekli aylığı 5 bin 500 liraya çıkardık. Bunu yaparken asgari ücret desteğini 100 liradan 400 liraya çıkartarak işverenlerimizin yükünü azalttık. Gelir ve damga vergisi kesintisini tüm maaşların asgari ücret kadarki kısmından kaldırdık. Temel ihtiyaç ürünleri başta olmak üzere pek çok üründe KDV indirimine gittik. Sözleşmeli kamu görevlilerini kadroya geçirdik. EYT düzenlemesini hazırladık, Meclis çalışmasını takip ediyoruz. Kendi alanında Cumhuriyet tarihimizin en büyük kampanyasını başlattık. Bunları yaparken üretimin ve istihdamın kaynağı olan reel sektörü ihmal etmedik. İş dünyamızın tüm kesimleriyle finansmana erişimini sağlayacak paketleri devreye aldık. Kullanılan kredilerin üretken alanlara yönlendirilmesini sağlayacak mekanizmalar kurduk. Hali hazırdan 14 farklı alanda faaliyet gösteren firmalarımızı kredi politikalarımızla destekliyoruz" açıklamasında bulundu.

Hazine Ve Maliye Bakanlığı tarafından hayata geçilecek bir müjdeyi paylaşan Erdoğan," Vergi daireleri , gümrük müdürlükleri, SGK, belediyeler, il özel idareleri, yatırım izleme ve koordinasyon başkanlıkları gibi kurumlarımızın kamu alacaklarını yeniden yapılandıran bir kanun teklifi hazırlıyoruz. Bu teklifle Vatandaşlarımızın ve şirketlerimizin, vergi ve prim yükümlülükleri başta olmak üzere kamu kurum ve kuruluşlarımıza olan borçlarının cezalarını kaldırıyoruz. Düzenleme ile borçları belirli bir oranla güncelleme ve taksitle ödeme imkanı getiriyoruz. Davalı vergi ve prim dosyaları bu kapsamda olacağı için taraflara itilafları sonlandırma fırsatı sunuyoruz. Yükseköğrenim kredi borçlarının endekse bağlı olarak borçlarına son vermiştik. Artık gençlerimiz ne kadar kredi aldılarsa sadece o rakamı geri ödüyor. Geçmişte endeksle oluşmuş borçları da silmiştik. Bu düzenleme ile endeks dışındaki borcun da yeniden yapılandırılarak taksitle ödenmesini mümkün hale getiriyoruz. Kapsamlı bir uygulama yapılandırma teklifimizin tüm hak sahiplerine hayırlı olmasını diliyorum" dedi.

İcralık borcu olan vatandaşlarla ilgili de bir müjdeyi de paylaşan Erdoğan, "2 bin lirayı aşmayan icralık borçları tasfiye edecek ev takiplerini sonlandıracak bir düzenlemeyi yapmıştık. Aynı uygulamayı vergi dairelerimize vergi, ceza, faiz gibi tüm başlıklarda 2 bin lirayı aşmayan vatandaşlarımız için hayata geçiriyoruz. Bir defaya mahsus olmak Vatandaşlarımızın vergi dairelerimize olan, 31 Aralık 2022 tarihinden önceye ait 2 bin lirayı aşmayan borçlarının cezalarını tahsilden vazgeçiyoruz" ifadelerini kullandı.

Erdoğan son olarak trafik ceza puanları ile ilgili bir müjdeyi de şu sözlerle aktardı:

"Bilindiği gibi ülkemizin karayolu altyapısını yaptığımız bölünmüş yolar, otoyollar ve tünellerle hızlı , konforlu, güvenli yolculuğa uygun hale getirdik. Bu sayede ölümlü trafik kazalarında sadece 5 yılda neredeyse yarı yarıya azalma sağladık. Salgın döneminde artan ihracatımız ve iç piyasadaki canlılık sebebi ile karayollarındaki ticari seferlerde daha büyük bir hareketlilik yaşandı. Bireysel ve ticari karayolu kullanımındaki artış aldığımız tüm tedbirlere rağmen kural ihlalleri sebebi ile sürücülerimizin ceza puanlarında ciddi artışa sebebiyet verdi.

Yapacağımız düzenleme ile sürücülerimizin alkol, uyuşturucu, ölümlü ve yaralanmalı kaza, drift ve aday sürücülük halleri dışındaki ihlallerden kaynaklanan ceza puanlarını siliyoruz. Yaklaşık 2 buçuk milyon sürücümüzün ceza puanının silinmesini geri alınan 10 bine yakın ehliyetin iadesini sağlayacak düzenlemenin ülkemize hayırlı olmasını diliyorum."

Hülya Keklik - Mehmet Kalay
 

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Ankara Bakan Işıkhan: "En düşük emekli aylığına ilişkin TBMM AK Parti Grubu konuya yönelik bir çalışma yürütüyor" Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Vedat Işıkhan, en düşük emekli aylığının artırılması konusunda TBMM AK Parti Grubu tarafından bir çalışma yürütüldüğünü belirterek, "En düşük emekli aylığıyla ilgili düzenlemeyi Meclisimiz gerçekleştirecek ve yasa tasarısına dönüştürüldükten sonra da bunu kamuoyuyla paylaşacaklar" dedi. Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Vedat Işıkhan, katıldığı bir televizyon kanalında gündeme dair açıklamalarda bulundu. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın katılımıyla kamuoyuna tanıtılan ‘Gençliğin Üretim Çağı’ (GÜÇ) programına ilişkin değerlendirmelerde bulunan Işıkhan, programın Türkiye’nin üretim kapasitesini artıracağını ve küresel rekabet gücüne önemli katkılar sunacağını vurguladı. Projenin gençler için gelecek vizyonu oluşturacak şekilde titizlikle tasarlandığını belirten Bakan Işıkhan, GÜÇ programının Türkiye’nin istihdam hamlesinde yeni bir dönemi başlattığını ifade etti. Programın temel amacının gençleri iş gücü piyasasına sağlam temellerle kazandırmak olduğunu kaydeden Işıkhan, "Çalışma Bakanlığı olarak bu projeye başlarken gençlerimizin gelecek vizyonuna önemli katkılar sağlayacak bir yapı tasarladık. Gençlerimizin kalıcı, kayıtlı ve nitelikli istihdam içerisinde yer almasını sağlamak bizim en önemli hedefimizdir. GÜÇ programı, gençliğe holistik yani bütüncül bir bakış açısıyla yaklaşan, eğitimden istihdama, stajdan ilk işe giriş sürecine kadar her aşamayı kapsayan bir projedir" ifadelerini kullandı. "’Gençler bugünümüzdür’ diyoruz" Işıkhan, gençlere yönelik sunulan hizmetlerde ve kamu anlayışında köklü bir değişikliğe gittiklerine dikkati çekerek, "Biz bunu biraz daha ileriye taşıyor ve ’Gençler bugünümüzdür’ diyoruz. Çünkü bugünden başladığımız takdirde gençlerimizin gelecek vizyonuna ve hedeflerine gerçek anlamda katkıda bulunabiliriz" diye konuştu. Programın ayrıntılarının Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından 5 proje başlığı altında açıklandığını hatırlatan Işıkhan, meslek liselerinden üniversitelere kadar geniş bir yelpazede gençlerin yeteneklerini doğru zamanda ve doğru alanlarda değerlendirmek için çaba harcadıklarını bildirdi. GÜÇ sloganıyla hayata geçirilen bu istihdam hamlesinin, gençlerin potansiyelini doğrudan üretime dönüştüreceğini sözlerine ekleyen Bakan Işıkhan, şu ifadelere yer verdi: "Burada aslında bu programda dinamizmi yakalamak çok önemli. Ve kamu kurumlarını da gençlerimizin bu enerjisine, dinamizmine ayak uyduracak şekilde yeniden kurguladık. Bazen gençlik kamu kurumlarının önünde olabiliyor, bazen geride kalabiliyor. Biz bunu fark ettik ve gençlerimizin yanında olmayı, her zaman onlara destek vermeyi bir ilke olarak benimsedik. GÜÇ programı da aslında bu temel başlangıç noktalarından başladığını söyleyebiliriz. Bu bizim için çok önemli; üzerinde yaklaşık 6 aydır çalıştığımız bir projeydi. Bugün de Saygıdeğer Cumhurbaşkanımızın katılımıyla kamuoyuna paylaştık. Aynı zamanda gençlerimiz için şu an ekranları başında TRT Haber’de bizi izleyen gençlerimiz ve onların ailelerinin de biraz kulak kabartmalarını istirham edeceğim. Çünkü artık gençlerimize yönelik farklı bir döneme doğru gidiyoruz. Değişim çağı diyoruz, GÜÇ üretim çağıdır. Artık gençlerimizi biraz daha fazla istihdama katmamız gerektiğini düşünüyoruz." Işıkhan, ’usta-çırak’ kavramını kamu kurumlarında gerçekleştirdikleri İŞKUR Gençlik Programı ve İUP (İşgücü Uyum Programı) kapsamında uyguladıklarını dile getirerek, "Esnek bir çalışma modeli uyguluyoruz ve kontenjanlarımızı kamu kurumlarımız, valiliklerimiz, belediyelerimiz, kaymakamlıklarımızın ihtiyaç duyduğu niteliklere göre belirliyoruz ve kontenjanları veriyoruz. Eğer biz Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı olarak esnek bir model uygulamazsak, uygulayamazsak bu bizim için ciddi anlamda risk ortaya çıkarır. Nasıl bir risk ortaya çıkaracaktır? İşsizlik oranımızın gittikçe artacağı bir vizyon olabilir. Bunu önlemek için de sürekli tek bir hedefimiz var; üretim, üretim ama bu üretime inşallah güçle birlikte gençlerimizi dahil edeceğiz ve artık hızlı tren gibi Allah izin verirse Türkiye Yüzyılı’nın aşamalarını hem vatandaşlarımıza hem de milletimize sunma fırsatı bulacağız inşallah" dedi. "Genç nüfusun azalması, üretime girecek gençlerin sayısının azalması demektir" Türkiye’de demografik bir dönüştüğünü ve bu demografik dönüşümde kadınların doğurganlık oranının gittikçe düştüğünü kaydeden Işıkhan, Türkiye’nin genç nüfus potansiyelinin 10 ile 15 yıl sonra sonlanabileceğini aktardı. Işıkhan, bu demografik projeksiyonları gördüklerini ve buna göre hareket etmek zorunda olduklarını da söyleyerek, "Bu bir risk midir? Risktir. Fırsat mıdır? Bu fırsatı ya biz olumluya çevireceğiz ya da olumsuz şekilde kalacak, bu da bizim Allah korusun hani genç nüfus oranımızın azalması ve üretime girecek gençlerin sayısının azalması demektir. Şimdi Batı Avrupa ülkelerinde; Almanya, Belçika başta olmak üzere istihdama girecek genç nüfus oranı o kadar az ki yok. Yani istese de bulamıyor. Ne yapıyor bu ülkeler? Yurt dışından yabancı iş gücüyle temin ediyor. Bu da bir yöntem ama kendi vatandaşımız, kendi gençlerimizin iş gücü piyasasına girmesi daha anlamlı, daha önemli" değerlendirmesinde bulundu. "Staj bulamıyorum mazeretini ortadan kaldıracağız" Işıkhan, staja gönderilen çocukların ücret ve prim maliyetlerini devletin karşıladığını söyleyerek, "İşverenlerimizin, gerek kamu gerek özel sektörün kapılarını açmalarını bekliyoruz. Zaten zorunluluk var bazı kamu kurumlarında. Bu yüzden gençlerin de artık "staj bulamıyorum" mazeretini ortadan kaldırmış olacağız. Ve gençlerimizi meslek liselerinin son sınıfındayken, meslek yüksekokullarının son sınıfında ya da üniversitenin son dönemindeyken staj yerleriyle buluşturacağız" dedi. "‘Geleceğin Mesleği Programı’nı 81 ili baz alarak, orada gençlerimizle birlikte bu programların tanıtımını gerçekleştireceğiz" ‘Geleceğin Mesleği Programı’nın önemine de değinen Işıkhan, "Burada da 3 yıl içinde tabii, 750 bin gence ulaşmayı hedefliyoruz. Burada bireysel kariyer rehberliği sunuyoruz, CV hazırlama ve işverenlerle bir araya getireceğiz. Kariyer fuarlarımız olacak. İnşallah bu projemizi de 81 ili baz alarak, 7 bölgede illeri belirleyeceğiz ve orada gençlerimizle birlikte bu programların tanıtımını gerçekleştireceğiz" bilgisini paylaştı. Ne eğitimde ne istihdamda olan gençlere (NEET) yönelik ‘İşe İlk Adım’ projesini uygulamaya başlayacaklarını bildiren Işıkhan, "İlk kez işe giren 18-25 yaş arasındaki gençlerimizin asgari ücrete kadar olan desteğini, primlerini biz ödüyoruz. Devlet olarak bizler ödeyeceğiz. 3 yılda da inşallah 750 bin gencimizin istihdama kazandırılmasını hedefliyoruz. Burada ayırdığımız bütçe 215 milyar lira olacak" ifadelerini kullandı. "En düşük emekli aylığına ilişkin TBMM AK Parti Grubu konuya yönelik bir çalışma yürütüyor" Bakan Işıkhan, en düşük emekli aylığında bir düzenleme olup olmayacağına ilişkin soruları da cevaplayarak, "TBMM AK Parti Grubu konuya yönelik bir çalışma yürüttüğünü paylaşmak isterim. Kamuoyumuzla hem emekli vatandaşlarımızla emektarlarımızla ilgili toplantılar da yapıldıktan sonra konuya ilişkin bir açıklama yapılacağını son dakika haberi olarak bunu vermemde bir sakınca yok. Artık en düşük emekli aylığıyla ilgili düzenlemeyi Meclisimiz gerçekleştirecek ve yasa tasarısına dönüştürüldükten sonra da bunu kamuoyuyla paylaşacaklar. AK Parti grubu toplanacak kendi değerlendirmelerini çalışmalarını yapacaklar ondan sonra da kısa süre içerisinde olacağını düşünüyorum meclisimize sunup mecliste çünkü yasal boyuta dönüştürmemiz gerekiyor. İnşallah o da emeklilerimize emektarlarımıza hayırlı olur" şeklinde konuştu. "Haziran ayında durumu kötü olan vatandaşlarımızın düşük emekli aylıklarında gelir desteğini daha da artırmamız söz konusu" Emekliler içerisinde en zengin kişiden, kötü durumda olan emeklilerin olduğunu fakat Bakanlık olarak her kesime eşit yaklaşmak durumunda olduklarını belirten Işıkhan, "Şimdi öyle bir sistem kurgulayalım ki Ekonomi Koordinasyon Kurulu’nda da biz bunları tartışıyoruz Aile Sosyal Hizmetler Bakanlığımızın vermiş olduğu sosyal yardımlar var sosyal destekler var çok önemli. Ama biz burada öyle bir model geliştirmek gayretindeyiz ki inşallah yakın zamanda belki Haziran ayında 2026 yılı içerisinde bu en düşük emekli aylığı durumu kötü olan vatandaşlarımıza bu gelir desteğini daha da artırmamız söz konusu oluyor böyle bir çalışma olduğunu söyleyebiliriz. Yani ama bunun nihai kararını tabii mecliste hep birlikte çalışarak diğer bakanlıklarımızla da Sayın Cumhurbaşkanı Yardımcımızın başkanlığında Ekonomi Koordinasyon Kurulu’nda hep birlikte masaya yatırarak bu en düşük emekli aylığıyla ilgili kalıcı ne yapabiliriz onun gayreti içerisindeyiz" dedi. "Yaşlılarımıza maddi destek sağlayacağız" Yaşlı nüfusun arttığını ve buna yönelik adımlar atıldığını kaydeden Işıkhan, "Aslında Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığımızın sunmuş olduğu bakım hizmetiyle Sağlık Bakanlığımızın sunmuş olduğu sağlık hizmetlerinin bir bileşeni olarak düşünelim. Biz buralardan yararlanan vatandaşlarımıza, yaşlı vatandaşlarımıza, emeklilerimize maddi destek sağlayacağız, sigorta kapsamına alacağız ve hangi ihtiyaç türü, muhtaçlık durumuna göre nasıl bir bakım aldıysa o bakımın maliyetini karşılayacağız. Uzun süreli bakım sigortasını biz öncelikle Ekonomi Koordinasyon Kurulu’nun gündemine getireceğiz. Biz hazırlıklarımızı tamamlamak üzereyiz. Bu alanda sivil toplum kuruluşlarımız, üniversitelerimiz, akademisyenlerimiz, uygulamada bulunan profesyonellerin tüm paydaşların desteğini ve görüşünü almak zorundayız yakın bir zamanda. Genel Sağlık Sigortası’nda nasıl tüm nüfusu bir sosyal güvence şemsiyesine aldıysak, burada da uzun süreli bakım sigortasıyla hem aileleri hem de yaşlı vatandaşlarımızı biz bu sosyal güvenlik şemsiyesi altına almak zorundayız" diye konuştu. "Borçlu belediyelerden 62,7 milyar lira tahsilat yapıldı" Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın 16 Temmuz 2024 tarihinde belediyelerin borçlarını ödemeleri konusunda bir çağrı yaptığını ve o çağrıya uyan belediyelerle ödeme planlarını gerçekleştirdiklerini söyleyen Işıkhan, sözlerine şu şekilde devam etti: "Biz her zaman sosyal diyalogdan yana olduk, hiçbir parti ayrımı gözetmeksizin; onun özellikle altını çizmek istiyorum. Çünkü ben Sosyal Güvenlik Kurumu’nun sürdürülebilirliğinden sorumlu bir bakan, bir kardeşinizim. Eğer biz bu tahsilatı gerçekleştiremezsek, havuzu iyi bir şekilde işletemezsek burada krizlerle karşı karşıyayız. 250 milyara yaklaştı. Birçok belediye, örneğin 161 belediye 33 milyar 600 milyonluk borcu için 226 adet tecil talebinde bulunan belediyelerimiz de oldu. Biz hala kapımızın açık olduğunu tekrar sizin aracılığınızla da vurgulamak istiyorum. Aksi takdirde tecil ve e-mevduat haczi işlemlerini başlatmak zorundayız. Çünkü bizim burada sosyal güvenlik sisteminin sürdürülebilirliği için de gelire ihtiyacımız var. En son 62,7 milyar tutarında bir tahsilat gerçekleşti bu rakamların dışında." "Bir ilacı daha geri ödeme listesine alıyoruz" Geri ödeme listesine eklenen ilaçlara ilişkin de konuşan Işıkhan, yeni bir ilacın daha geri ödeme listesine alındığını bildirerek, "6 Ocak 2026 itibarıyla geri ödeme listesinde 8,476 adet yurt içi ruhsatlı şeylerimiz var. Bunları kapsam içine alıyoruz. Bu yıl da özellikle not aldım: Enzim eksikliğiyle gelişen Fabry hastalığı tedavisinde oral kullanım kolaylığı sağlayacak olan ilaca da hastalarımızın erişimine sunacağız. Bunu da inşallah geri ödeme kapsamına alacağız. Ocak ayındaki ilk geri ödeme listesine aldığımız ilacı da kamuoyuyla, vatandaşlarımızla paylaşıyoruz" açıklamasında bulundu.
Bursa Bursa Büyükşehir Belediye Başkanı Bozbey: "Bunlar bizi asla yıldıramaz, yıldırması da mümkün değildir" Bursa Büyükşehir Belediye Başkanı Mustafa Bozbey, kendisine yönelik fiziki saldırı girişimiyle ilgili, "Kişisel bir saldırıyla karşı karşıya kaldık. Bunlar bizi asla yıldıramaz, asla yıldırması da mümkün değildir" dedi. Bursa’da vatandaşların talep ve önerilerini dinlemek, sorunları yerinde tespit edip hızlı çözümler üretmek amacıyla başlatılan ‘Başkan Bozbey Burada’ projesinin, son durağı Yıldırım ilçesi oldu. Büyükşehir Belediyesi’nin tüm yönetim kadrosu ile birlikte ilçeye çıkarma yapan Bursa Büyükşehir Belediye Başkanı Mustafa Bozbey, gün boyunca toplumun tüm kesimleriyle bir araya geldi. İlerleyen saatlerde Bursa Büyükşehir Belediye Başkanı Bozbey ile görüşmek istediği öne sürülen kişi, saldırı girişiminde bulundu. Yumrukla başkana saldırmak isteyen kişi, polis ve zabıta ekipleri tarafından etkisiz hale getirildi. Yumrukla saldırmak isteyen kişi gözaltına alındı. Saldırı sonrası mahalleden ayrılmayan Bozbey, basın mensuplarına açıklamalarda bulundu. Saldırı girişiminde bulunan şahsı tanıdıklarını kaydeden Bozbey, "Bugün Başkan Bozbey Burada projesi kapsamında Değirmenönü semt pazarında hep beraber güzel güne güzel başladık. Sabahtan kaymakamımızı ziyaret ettim. Yine bu bölgede yapılacak olan işlerimizi, hizmetlerimizi kaymakamımızla paylaştık. Ardından Yıldırım Belediye Başkanımızı ziyaret ettim. Onunla yine Yıldırım’ın durumunu, gelecekle ilgili projelerimizi paylaştık. Ardından muhtarlarımızla bir araya geldik ve muhtarlarımızın sorunlarını, eleştirilerini, önerilerini aldık. Sonrasında da yani sizlerle buluşmaya geldik. Burada da günü sizlerle paylaşırken maalesef menfur bir saldırıyla karşı karşıya kaldık. İlçe başkanımızla birlikte aynen bulunduğumuz ortamda sizlere, hemşehrilerimize hitap ederken, hemşehrilerimizle hem geçmişi hem geleceği paylaşırken, özellikle bölgemizde yaptığımız hizmetleri paylaşırken menfur bir saldırı, kişisel bir saldırıyla karşı karşıya kaldık. Bunlar bizi asla yıldıramaz, asla yıldırması da mümkün değildir. Özellikle şunu söylemek istiyorum muhtarımız, hemşehrilerimiz çok üzüldü, farkındayım. Gerçekten hepsinin farkındayım. Ben de üzülüyorum. Ancak şunu hemşehrilerimiz bilsin ki bu bölge insanı da Bursalının her biri de bizim için kıymetlidir, bizim için değerlidir. Bugün, hiçbir hemşehrimizin böyle bir hakarete, böyle bir olaya tanık olmasını asla istemem. Çünkü insanız, insan olan ve insanlık düşüncesi olan her bir kişi birbirine sarılır. Tartışabilir, varsa sıkıntısı onu dile getirebilir. Eleştirisi varsa eleştirisini dile getirebilir. Konuşabilir. Ancak fiziki müdahaleye gelince bu insanlık dışına çıkmak demektir. Biz asla, asla insanlık dışına çıkan kişileri asla tasvip etmiyoruz ve onların bir daha böyle bir duruma gelmesine de asla izin vermemeliyiz" dedi. "Bildiğimiz, tanıdığımız bir kimlik, daha önceki vukuatlarını da biliyoruz. Onun için bunları emniyetimizle paylaştık. İlgililerle görüştük" ifadelerini kullanan Bozbey, "İzniniz olursa yine bir hastane ziyaretimiz olacak. Bende bir şey yok ama yine de bir tetkik yapalım diyorlar. Çünkü darbeden kaynaklı sağ tarafta herhalde farkında değilim ama kaçarken mi oldu, bir şey mi oldu, o anda farkında değiliz. Bu sebepten kaynaklı izninizi isteyeceğim. Ancak şunu söyleyeyim. Bizi bu tür olayların yıldırması mümkün değil. Ben bu kentte 20 sene Nilüfer’de, iki seneye yakında burada, 22 sene sizlerle birlikte, sizlerin yanında, pazarda, çarşıda, kahvede sürekli beraber olduk. Beraber çok şey paylaştık. Ben hemşehrilerimin hizmetinde, hemşehrilerimin karşısında dik duran, onun sorunlarını hemşehrilerimle birlikte, onların sorunlarını kendine dert edinen ve çözüm konusunda proje üreten o anlayışta biriyim. Onun için bizi bu olayların yıldırması asla mümkün değil. Tam tersine bizi daha fazla hizmet etmeye, daha fazla işlerimizi, hizmetlerimizi vatandaşımıza götürmeye teşvik eder" diye konuştu. Basın açıklamasında CHP Bursa İl Başkanı Nihat Yeşiltaş, Gemlik Belediye Başkanı Şükrü Deviren, Nilüfer Belediye Başkanı Şadi Özdemir, Osmangazi Belediye Başkanı Erkan Aydın, saldırıya uğrayan Bozbey’i yalnız bırakmadı.
Malatya İnönü Üniversitesi Bilimsel ve Teknolojik Araştırma Merkezi törenle hizmete açıldı İnönü Üniversitesi Bilimsel ve Teknolojik Araştırma Merkezi (İBTAM) Bayram Kızılaslan Araştırma Laboratuvarı Ek Binası, düzenlenen törenle hizmete açıldı. Açılış törenine Malatya Valisi Seddar Yavuz, Malatya Büyükşehir Belediye Başkanı Sami Er, İnönü Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Nusret Akpolat, Turgut Özal Üniversitesi Rektörü Recep Bentli, İnönü Üniversitesi Rektör Yardımcıları Prof. Dr. Süleyman Nihat Şad, Prof. Dr. Mehmet Sağlam ile Prof. Dr. Ali Özer, İnönü Üniversitesi önceki dönem rektörü Prof. Dr. Ahmet Kızılay, AK Parti Malatya İl Başkanı Ali Bakan, Genel Sekreter Abuzer Kalkan, Genel Sekreter Yardımcıları Ömer Çelik ile Yaşar Kalkan, İBTAM Müdürü Dr. Öğr. Üyesi Ali Erdoğan, dekanlar, akademik ve idari personel ile çok sayıda davetli katıldı. Saygı duruşu İstiklal Marşı’nın okunmasının ardından Rektör Danışmanı Prof. Dr. İbrahim Türkmen, törene katılamayan hayırsever Bayram Kızılaslan’ın mesajını okudu. Mesajında Kızılaslan şu ifadelere yer verdi: "Bilimsel ve Teknolojik Araştırma Merkezi bünyesinde tamamlanan İBTAM’ın araştırma laboratuvarının açılışında sizlerle birlikte olmayı çok isterdim ancak iş yoğunluğum ve hava muhalefeti nedeniyle aranızda bulunamadım. Bu vesileyle mazeretimi saygıyla arz ediyor, anlayışınıza sığınıyorum. Bilimsel üretimin gelişmesi, nitelikli insan kaynağı kadar bunu destekleyen modern altyapı araştırma imkanları ile mümkündür. Bu laboratuvarın araştırmacılarımıza, öğrencilerimize önemli katkılar sağlayacağına, üniversitemizin araştırma geliştirme kapasitesini daha da ileriye taşıyacağına yürekten inanıyorum. Bu kıymetli yatırımın hayata geçmesinde emeği olan, başta üniversite yönetimimiz olmak üzere tüm akademik idari kadroya, teknik ekiplere ve çalışanlara teşekkür ediyorum. Laboratuvarımızın üniversitemize, şehrimize ve ülkemize hayırlı olmasının, burada yapılacak çalışmaların değerli sonuçlar üretmesini diliyorum. Hepinizi saygı ve muhabbetlerimle selamlıyorum." Törende ilk olarak konuşan İnönü Üniversitesi önceki dönem Rektörü Prof. Dr. Ahmet Kızılay, hayırsever Bayram Kızılaslan’ın mütevazı kişiliğine dikkat çekti. Kızılaslan’a teşekkür eden Kızılay, "Bugün açılışını yaptığımız bu yer sıradan bir öğrenci laboratuvarı değil; tümüyle ileri düzey bir araştırma laboratuvarıdır. Burası İnönü Üniversitesi Bilimsel Araştırma Merkezi’nin (İBTAM) bir devamı niteliğindedir. Bu kıymetli eseri üniversitemize, şehrimize ve bilim dünyasına kazandırdığı için kendisine şükranlarımı sunuyorum" dedi. "Tesisle bilimsel üretkenlik artacaktır" Rektör Akpolat, deprem sonrası Fen Edebiyat Fakültesinin araştırma bloklarının yıkılmasıyla yaşanan bilimsel altyapı kaybına değindi. Bu yeni tesisin üniversitenin "Araştırma Üniversitesi" olma hedefi için hayati önem taşıdığını söyleyerek konuşmasını şu şekilde sürdürdü: "Deprem bölgesinde umutlarımızın tükendiği anda Bayram Kızılaslan bizlere kapılarını açtı. Fen Edebiyat Fakültemizin 7 bloğunun yıkılmasıyla araştırma altyapımız yerle bir olmuştu. Bu 2 bin 400 metrekarelik modern binada fizik, kimya, biyoloji gibi temel bilim dallarından yaklaşık 50 öğretim üyemiz 14 laboratuvar ve 14 ofiste bilimsel üretkenliklerini artıracaklar. Bu tesis hocalarımızın deprem sonrası hissettikleri akademik mutsuzluğu tamamen giderecektir." Malatya Büyükşehir Belediye Başkanı Sami Er de üniversite-şehir entegrasyonuna vurgu yaparak belediye olarak bilimsel projelere tam destek verdiklerini belirtti. Malatya’nın yeniden inşa sürecine ilişkin bilgiler paylaşan Er, "Malatya hızla toparlanıyor. Önümüzdeki yaza yepyeni bir şehirle buluşacağız. Üniversitelerimiz bizim göz bebeğimizdir. Sadece öğrenci yetiştirmekle kalmamalı; şehirle ve sanayiyle entegre çalışarak kente katkı sunmalıdırlar. Belediye olarak üniversitelerimizle sürekli irtibat halindeyiz ve hocalarımızın Malatya’nın geleceği için hazırlayacağı her türlü projeye kapımız sonuna kadar açıktır" diye konuştu. "Bilimsel yapıyı güçlendirmek gerekiyor" Törenin kapanış konuşmasını yapan Malatya Valisi Seddar Yavuz ise bilimin ve teknolojinin önemine değindi. Malatya’nın deprem sonrası toparlanma hızında Türkiye’nin en başarılı şehirlerinden biri olduğunu belirten Yavuz, şu ifadeleri kullandı: "Hür, bağımsız ve onurlu yaşamak istiyorsanız dünyayla rekabet etmeniz, bunun için de bilimsel yapınızı güçlendirmeniz gerekir. Ar-Ge, inovasyon ve dijital çağa yatırım yapmalıyız; aksi takdirde sanayi devrimini kaçırmaktan daha feci bir duruma düşeriz. Malatya, deprem bölgeleri içerisinde en geriden gelip en öne geçen şehirdir. Artık Malatya markasını parlatmaya ve kendimize güvenmeye ihtiyacımız var. Bu vesileyle nezaketi ve zarafetiyle örnek olan hayırseverimiz Bayram Kızılaslan’a teşekkür ediyorum." Konuşmaların akabinde protokol üyeleri merkezin açılışını gerçekleştirdi.