MAGAZİN - 06 Ağustos 2018 Pazartesi 09:35

Cüneyt Arkın'dan kötü haber |Cüneyt Arkın Öldü mü, son durumu ne? Cüneyt Arkın kimdir?

A
A
A
Cüneyt Arkın'dan kötü haber |Cüneyt Arkın Öldü mü, son durumu ne? Cüneyt Arkın kimdir?

Son dakika! Cüneyt Arkın'dan kötü haber! Yeşilçam'ın usta oyuncusu Cüneyt Arkın sevenlerini üzüntüye boğdu. Cüneyt Arkın öldü mü? Cüneyt Arkın'ın sağlık durumu nasıl oldu? Cüneyt Arkın'a ne oldu? Magazin dünyası bu haberle sarsıldı. Cüneyt Arkın kimdir, dizileri, filmleri nelerdir, nerelidir, hastalığı nedir merak edilen tüm detaylar haberimizin içeriğinde olacak? Cüneyt arkın son dakika gelişmelerine haberimizden ulaşabilirsiniz...

Cüneyt Arkın'dan kötü haber |Cüneyt Arkın öldü mü? Cüneyt Arkın kimdir?

Türk televizyonlarının efsane oyuncusu Cüneyt Arkın'dan kötü haber Cünety arkın nasıl oldu? Cüneyt Arkın öldü mü? Cüneyt Arkın kimdir? Cüneyt arkın'ın kariyeri ve yaşam hikayesi....  Sanat camiasını üzüntüye boğan haber... Sevenleri ev hayranları Cüneyt Arkın'ın son sağlık durumunu merak ediyor. Cüneyt Arkın'ın doktorundan açıklama geldi mi? Cüneyt Arkın'a ne oldu?

CÜNEYT ARKIN'IN SAĞLIK DURUMUNU ÖĞRENMEK İÇİN TIKLAYINIZ

Yeşilçam'ın usta oyuncusu Cüneyt Arkın, yaşadığı solunum sorunları nedeniyle kaldırıldı. Arkın'ın yoğun bakım ünitesinde tedavisi sürdüğü ifade ediliyor. Son gelişmelere göre Cüneyt Arkın'ın sağlık durumuna ilişkin açıklama yapılacağı bildirildi. İşte detaylar...

CÜNEYT ARKIN'DAN KÖTÜ HABER

Yeşilçam'ın usta oyuncusu Cüneyt Arkın, Silivri’deki yazlığında yaşadığı solunum sıkıntısı yaşamaya başladı. Yakınlarının araması üzerine 81 yaşındaki usta oyuncu, ambulansla özel bir hastaneye kaldırıldı. Burada ilk tetkikleri yapılan Arkın, yoğun bakım ünitesinde tedavi altına alındı. Genel durumu takibe alınan Arkın’ın durumunun iyiye gitmesi halinde yarın yoğun bakımdan çıkarılarak normal odaya alınacağı öğrenildi.

Kontrolleri yapılan sanatçı, rutin uygulama doğrultusunda oksijen aldı ve daha sonra evine geri döndü.

Cüneyt Arkın'ın Instagram hesabından da "Rutin kontrol için hastaneye gidilmiştir. Evde kullanmış olduğu oksijeni hastanede takıldı ve daha sonra evine geri döndü. Her şey yolunda" mesajı paylaşıldı.

Cüneyt Arkın'dan kötü haber |Cüneyt Arkın Öldü mü, son durumu ne? Cüneyt Arkın kimdir?

Murat Arkın'dan açıklama:

"BABAMIN SAĞLIĞI GAYET İYİ"

KOAH hastası olan sanatçı, kontroller için bugün Silivri'deki bir özel hastaneye gitti. Kontrolleri yapılan sanatçı, rutin uygulama doğrultusunda oksijen aldı ve daha sonra evine geri döndü. Son durumu ile ilgili olarak oğlu Murat Arkın, instagram hesabından "Babamın sağlığı gayet iyi. Endişelenecek bir durum yok. Dünden bu yana bizleri mesajları ile, duaları ile yalnız bırakmayan sizler vefasınız, dostluksunuz. Sizler bu ülkede hala güzel bir şeyler olabileceğinin en büyük kanıtısınız. Sağolun" açıklamasını yaptı.

Cüneyt Arkın’ın sağlık durumu hakkında hastaneden açıklama

 Yeşilçam'ın usta oyuncusu Cüneyt Arkın, dün Silivri’deki yazlığında rahatsızlanarak hastaneye kaldırılmıştı. Koah hastası olan Usta Sanatçı solunum yetmezliği ile götürüldüğü hastanede tedavi altına alındı. Arkın’ın sağlık durumuna ilişkin bilgi veren hastane sahibi milletvekili Dr. Hayati Arkaz, “24 saatte beklemediğim şekilde tedavisinde düzelme oldu. Büyük ihtimalle birkaç gün içinde normal servise alacağız” dedi.
Yeşilçam’ın Usta ismi 81 yaşındaki Cüneyt Arkın, dün Slivri’de bulunan yazlığında rahatsızlanarak hastaneye kaldırılmıştı. Özel bir hastanede tedavisine başlanan Arkın’ın sağlık durumuyla ilgili hastane sahibi açıklamalarda bulundu.


Usta sanatçının sağlık durumunun iyiye gittiğini belirten hastane sahibi milletvekili Dr. Hayati Arkaz, "Cüneyt Bey, 16.00 civarı geldi. Şuuru kapalıydı. Koah hastası Cüneyt Bey. Hem kalp hem akciğer yetersizliği var. İlk müdahalenin ardından yoğun bakıma alındı. Şu an yoğun bakımda devam ediyoruz tedavisine. Düne göre daha iyi. Bugün saat 10.00 gibi konuştuk, elimi sıktı. Büyük ihtimalle birkaç gün içinde normal servise alacağız. 24 saatte beklemediğim şekilde tedavisinde düzelme oldu. İyiye gidiyor durumu. Hem kalpte, hem akciğerde sıkıntı var, ne olacağı belli olmaz ama ciddi bir şekilde tedavi ediliyor. Sağlık durumu iyiye gidiyor, elimizden geleni yapıyoruz” diye konuştu.  

 

Cüneyt Arkın'dan kötü haber |Cüneyt Arkın Öldü mü, son durumu ne? Cüneyt Arkın kimdir?

CÜNEYT ARKIN KİMDİR?

8 Eylül 1937 Eskişehir doğumludur. Asıl adı Fahrettin Cüreklibatur olarak bilinmektedir. Liseyi Eskişehir Atatürk Lisesi’nde okumuştur. Üniversitede ise İstanbul Tıp Fakültesi'nden mezun olmuştur. Asıl mesleği doktorluk olan Arkın, 1964 yılında meslektaşı olan Güler Morcan ile evlilik yapmıştır. Bu evliliğinden Filiz adında bir kızı olmuştur. Fakat çift 1968 yılında yollarını ayırmıştır. Bu ayrılıktan 1 yıl sonra Betül Cüreklibatur ile evlilik yapmıştır. Bu evlilikten Kaan ve Murat adında iki oğlu olmuştur. 2002 yılında siyaset ile de uğraşan Arkın, Mesut Yılmaz’dan Eskişehir Milletvekili Adayı olması için teklif almıştır.

Cüneyt Arkın'dan kötü haber |Cüneyt Arkın Öldü mü, son durumu ne? Cüneyt Arkın kimdir?

 

KARİYERİ

Yedek subay olarak vatani görevini yaparken Şafak Bekçileri filminin çekimleri esnasında yönetmen olan Halit Refiğ’in dikkatini çekmiştir. Askerliğini yaptıktan sonra doktorluk yapmaya devam etti. Bir dergi yarışmasında 1. oldu ve doktorluğu bırakıp oyunculuğa başladı. 2 yıl içersinde en az 30 filmde yer almıştır. Genelde aksiyon filmlerinde yer alan Arkın ‘Battalgazi’ ve ‘Malkoçoğlu’ karakterlerine can vermiş ve bu isimlerle tanınmıştır. Kariyeri boyunca hemen her karakterle karşımıza çıkmıştır. Romantik, komedi, aksiyon, dram filmlerinin birçoğunda yer almıştır. Kariyerinde hızla ilerleyen Cüneyt Arkın sinema sektörünün aranan isimleri haline gelmiştir. 12 Mart döneminde 4. Altın Koza Film Festivali'nde ödüle layık görülmüştür. Ancak jüri ilk oylamasında Yılmaz Güney’i seçmiş fakat siyasi sebeplerden dolayı kararda değişiklik yapmıştır bu neden Arkın ödülü reddetmiştir.

Cüneyt Arkın'dan kötü haber |Cüneyt Arkın Öldü mü, son durumu ne? Cüneyt Arkın kimdir?

 

YER ALDIĞI PROJELER (CÜNEYT ARKIN FİLMLERİ-DİZİLERİ)

1994- Uyuşturucu
1995- Bizim Ev- Haşim Deniz bey
2000- Karate Can- Kemal
2002- Reyting Hamdi- Cüneyt
2003- Serseri- Şahin
2004- Cennet Mahallesi- Kendisi
2005- Köpek Kadir Ölümüne Sevdalar- Doğan
2008- Kırmızı Işık- Ekrem
2010- Arka Sokaklar- Boks Antrenörü
2013- Harem- Kale Murat'ın Babası (Sadece 1 bölüm oynamıştır.)
2014- Panzehir- Mafya Lideri Cemal

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Uşak Uşak karavan tutkunlarını ağırlamaya hazırlanıyor Uşak’ın Eşme ilçesinde düzenlenecek Kamp ve Karavan Buluşması, katılımcı sayısı ve kapsamıyla Türkiye’nin en büyük karavan festivallerinden biri olmaya hazırlanıyor. Uşak’ın Eşme ilçesinde düzenlenecek Kamp ve Karavan Buluşması, katılımcı sayısı ve organizasyon kapsamıyla Türkiye’nin en büyük karavan festivallerinden biri olarak öne çıkıyor. Doğayla iç içe gerçekleştirilecek etkinliğin, Türkiye’nin dört bir yanından yüzlerce karavan tutkununu bir araya getirmesi ve bölge turizmine katkı sağlaması bekleniyor. Eşme Belediyesi’nin ev sahipliğinde, Ulusal Kamp ve Karavan Federasyonu ile Uşak Kamp ve Karavan Derneği iş birliğinde hayata geçirilecek organizasyonun, kurumlar arası koordinasyon sayesinde her yıl daha da büyümesi hedefleniyor. Ulusal Kamp ve Karavan Federasyonu Başkanı Mert Okkaoğlu, etkinliğe ilişkin yaptığı açıklamada; "Bu organizasyon yalnızca bir festival değil, aynı zamanda karavan kültürünün yaygınlaşmasına katkı sağlayacak önemli bir buluşma olacak" dedi. Uşak Kamp ve Karavan Derneği Başkanı Serkan Doğan ise; "Etkinliğe yoğun katılım bekliyoruz. Eşme’nin doğal yapısı ve geniş alanlarının bu tür büyük organizasyonlar için önemli bir avantaj sunduğunu kaydetti." dedi. 14-17 Mayıs tarihleri arasında gerçekleştirilmesi planlanan festival kapsamında çeşitli sosyal etkinlikler, doğa aktiviteleri ve karavan yaşamına yönelik paylaşımlar katılımcılarla buluşacak. Eşme Kamp ve Karavan Buluşması’nın, Türkiye genelinden doğa ve karavan tutkunlarını bir araya getiren önemli organizasyonlardan biri olması bekleniyor.
İstanbul Çocuklar 23 Nisan’ı İş Sanat’ta kutluyor Minik sanatseverler 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı’nı İş Sanat’ın müzelerindeki üretici sanat atölyelerinde kutluyor. Tamamı ücretsiz olarak düzenlenen atölye programları çocuklara birbirinden eğlenceli ve öğretici seçenekler sunuyor. Çocuklar, 23 Nisan’ı İş Sanat’ta ücretsiz atölyelerinde kutluyor. Türkiye İş Bankası Resim Heykel Müzesi’nin ’’Renkli Bayramımız, Şehirde Kutlama Var! ve Benim Fırçamdan 23 Nisan’’ gibi atölyelerinde çocuklar önemli sanatçılarla tanışıyor ve bayram coşkusunu sanat dolu birer anıya dönüştürüyor. İş Sanat’ın çocuklara özel hazırlanan Elmamın Rengi: Kırmızı, Kayığımın Rengi: Mavi ve Çizmemin Rengi: Sarı kitaplarının yazarı Burcu Ural Kopan da 23 Nisan’da bir atölye çalışması düzenliyor: Renklerin Dünyasına Yolculuk atölyesinde yazar, çocuklara bu kitaplarına ilham veren eserlerdeki detayları nasıl keşfettiğini anlatacak. Ardından da çocuklar kendi renk üçlemelerini seçerek yepyeni hikâyeler yazacaklar. Miniklerden ‘Geleceğe Mektuplar’ Eminönü’nde bulunan Türkiye İş Bankası Müzesi’nin 23 Nisan’a özel El Ele Gelecek ve Geleceğe Mektup atölyelerinde minik katılımcılar haklarını öğreniyor ve geleceğe dair umutlarını üretici zarf tasarımlarıyla kalıcı birer hatıraya dönüştürüyor. Ankara’da tasarım zamanı Ankara, Ulus’ta bulunan İktisadi Bağımsızlık Müzesi’nin atölyelerinde çocuklar hem el becerilerini geliştiriyor hem de gözlem yeteneklerini pekiştiriyorlar. Bayram coşkusunu 23 Nisan’dan Sevgiler ve Taç Tasarlıyorum atölyelerinde kendi tasarladıkları bayram kartpostalları ve tören taçları ile kutluyorlar. Tüm atölyelerin tarih ve saatlerine İş Sanat’ın internet sitesinden ulaşabilir, ücretsiz olarak rezervasyon yaptırılabilir. Beyoğlu’ndaki Türkiye İş Bankası Resim Heykel Müzesi, 21-26 Nisan tarihleri arasında ücretsiz. İstanbul, Eminönü’ndeki Türkiye İş Bankası Müzesi ve Ankara’daki İktisadi Bağımsızlık Müzesi ücretsiz olarak ziyaret edilebilir.
Antalya YÖREX 22 Nisan’da kapılarını açıyor Antalya Ticaret Borsası’nın (ATB) öncülüğünde, Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği’nin (TOBB) desteğiyle 17 yıl önce başlatılan Yöresel Ürünler Fuarı (YÖREX), 22 Nisan’da ziyaretçilere kapılarını açacak. YÖREX öncesi konuşan ATB Başkanı Ali Çandır, coğrafi işaretli ürünlerde hem tescil hem pazar büyüklüğüne dikkat çekerek, "Dünyadaki 200 milyar dolarlık coğrafi işaretli ürün piyasasından pay almak için çalışıyoruz" diye konuştu. "Sizin oraların nesi meşhur?" sloganıyla hayata geçirilen ve bu yıl 13’üncü kez düzenlenecek YÖREX, ANFAŞ Kongre ve Fuar Merkezi’nde gerçekleştirilecek. Antalya Ticaret Borsası Başkanı Ali Çandır, YÖREX öncesi düzenlenen basın toplantısında, Antalya’da gerçekleştirilen Yöresel Ürünler Fuarı ile Türkiye’nin yerel ürünlerinin coğrafi işaretlerle tescillenmesi, korunması, ekonomik değer kazanması ve hem ulusal hem de uluslararası alanda tanıtılması için yürütülen çalışmalara ilişkin değerlendirmelerde bulundu. "YÖREX, ekonomik kriz döneminde doğdu" YÖREX’in 2008 ekonomik krizi döneminde TOBB’un "Kriz varsa çare de var" kampanyası kapsamında ortaya çıktığını belirten Çandır, o dönemde yerli üretimin geri plana itilmesinin kırsaldaki üretim gücünü de zayıflattığını söyledi. Çandır, "2008 yılında Türkiye’nin yaşadığı ekonomik krizde Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği ’Kriz varsa çare de var’ diye bir kampanya başlatmıştı. O dönemde ekibimizle birlikte dedik ki bizim raflarımızı yabancılar istila etti; bize ait olanları tüketmek yerine yabancıların ürettiklerini tüketiyoruz. Bu tüketim anlayışı üretimden vazgeçilmesine yol açtı. Kırsal boşaldı, kadınlar işsiz kaldı, gençler işsiz kaldı. Kırsalda ekonomik hayat durgunluğa doğru gidiyordu. Biz de 14 bin yıllık Anadolu birikimine güvenerek, medeniyetlerden süzülüp gelen, kıyıda köşede kalmış yöresel ürünleri yeniden hayata geçirmek için çok sevdiğim ve herkes tarafından sevilen, merak uyandıran bir soruyla yola çıktık; ’Sizin oraların nesi meşhur’ dedik. O soruyla, o merakla birlikte Türkiye’nin bu yöresel ürün zenginliğini hep birlikte keşfettik" ifadelerini kullandı. "Coğrafi işaretli ürün sayısı 109’dan bin 832’ye çıktı" Yola çıkıldığında Türkiye’de 109 coğrafi işaretli ürün bulunduğunu hatırlatan Çandır, bugün bu sayının bin 832’ye ulaştığını kaydetti. Coğrafi işaretli ürünlerin Anadolu’nun binlerce yıllık birikimini taşıyan büyük bir ekonomik değer olduğunu vurgulayan Çandır, "Binlerce yıldan süzülüp gelen, onlarca medeniyetin damıtıldığı el emeği, göz nuru ürünlerin aslında müthiş bir sermaye ve büyük bir zenginlik olduğunu bir kez daha keşfettik. O gün harekete geçtik. Türkiye’deki 367 oda ve borsamızın desteğiyle kıyıda köşede kalmış ürünleri Antalya’da vitrine çıkardık. Dünyadaki gelişmeleri de izleyerek coğrafi işaretleme sistemini yeniden keşfettik. O gün 109 olan coğrafi işaretli ürün sayımızı bugün bin 832’ye taşıdık" dedi. Avrupa Birliği nezdinde de tescil süreçlerinin sürdüğünü belirten Çandır, "Dünyadaki 200 milyar dolarlık coğrafi işaretli ürün piyasasından pay almak için Avrupa Birliği’nde tescillerimize başladık. Şu anda 46 ürünümüz Avrupa Birliği’nde tescil edildi, 40 ürünümüzün süreci devam ediyor. Yine 500 yıldır dünyanın her yerinde Türk kahvesi olarak içilen Türk kahvesi de Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği tarafından geleneksel ürün adı olarak tescillendi" diye konuştu. "Coğrafi işaret almak yetmiyor, sistemi güçlendirmemiz gerekiyor" Coğrafi işaretler alanında önemli mesafe katedildiğini ancak hedeflerin henüz uzağında olunduğunu dile getiren Çandır, yönetişim, denetim ve taklit ürünlerle mücadele konusunda yasal altyapının güçlendirilmesi gerektiğini söyledi. Çandır, "Çok yol katettik diye düşünebiliriz ama hayallerimizin çok gerisindeyiz. Coğrafi işaretler sistemiyle ilgili yönetişim mekanizmasının kurulması, denetimin sağlanması ve taklitlerin önüne geçilmesi için daha almamız gereken çok yol var. Geçtiğimiz günlerde de sorumlusu olduğum Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği Marka Patent Meclisi ile birlikte Türk Patent Enstitüsümüz ve Tarım Bakanlığımızla bu konuda çalışmalar yaptık. Kurumsal olarak baktığımızda bu mesele bir yönüyle Sanayi Bakanlığı’nı, bir yönüyle Ticaret Bakanlığı’nı, bir yönüyle de Tarım Bakanlığı’nı ilgilendiriyor. Bu üç kurumu koordine edecek bir yönetişim sistemiyle, bu ürünlerin hakkını hukukunu koruyacak ve geliştirecek düzenlemeleri ortaya çıkarmak için yoğun biçimde çalışıyoruz" dedi. Bu çabanın sadece ekonomik değil, aynı zamanda kültürel bir mücadele olduğunu vurgulayan Çandır, "Bu çaba, bir ustanın ölmesiyle kaybolan bir ürünü ya da bir neslin yok olmasıyla kaybolan bir geleneği yeniden ortaya çıkarma çabasıdır. Anadolu, onlarca medeniyetten gelen birikimiyle bize büyük bir zenginlik sunuyor. Bu fuarla, kıyıda köşede kalmış, kaybolmaya yüz tutmuş birçok ürünün yeniden ekonomiye kazandığını görüyoruz. Birçok kadın kooperatifimiz, birçok işletmemiz bu ürünleri yeniden üretmeye başladı. Bu farkındalık hem üretici hem tüketici nezdinde önemli ölçüde karşılık buldu. Hepimiz artık biliyoruz ki yöresel ürünler ya organik ya da organiğe yakın, geleneksel yöntemlerle üretiliyor. Bu nedenle daha güvenle tüketiyoruz" ifadelerini kullandı. "Antalya coğrafi işaretlerin merkezi oldu" Antalya’nın coğrafi işaretler konusunda önemli bir merkez haline geldiğini belirten Çandır, kentte kamu kurumları, üniversiteler ve meslek kuruluşlarının ortak çalışmalarıyla ciddi ilerleme sağlandığını söyledi. Çandır, "Antalya bu konuda merkez oldu. Gerek üniversitemizdeki merkez, gerek YÜCİTA, gerek Antalya Ticaret ve Sanayi Odamızın çalışmaları, yine valiliğimizin katkılarıyla coğrafi işaretler konusunda önemli yol alıyoruz. 2010 yılında Antalya’nın sadece iki coğrafi işaretli ürünü vardı; bunlardan biri Döşemealtı Halısı, diğeri Finike Portakalı idi. Şu anda 20 ürünümüz coğrafi işaretli. Sayın valimizin yoğun çabası ve tüm kurumların harekete geçmesiyle 182 ürünümüz için de başvuru yapıldı. Bunlar da tescil sırası bekliyor. Bu yönüyle coğrafi işaretler meselesinin merkezi Antalya oldu diyebiliriz" dedi. YÖREX’in sadece bir fuar olmadığını, aynı zamanda kentte yaşayan insanların memleket bağlarını güçlendiren bir işlev de gördüğünü belirten Çandır, "Antalya’nın bir başka özelliği, hem dünyadan hem Türkiye’nin farklı illerinden çok sayıda insanı barındırmasıdır. YÖREX’i gezerken en çok hissettiğimiz şey, Anadolu kokusunun yanında insanların memleketlerine duyduğu özlemdi. Buraya şu ya da bu sebeple göç etmiş insanlar çocuklarına kendi memleketlerini anlatıyor. ‘Benim dedem bunu yapardı, ninem bunu yapardı, annem bu çorbayı yapardı’ diyorlar. Yani YÖREX’in bir anlamda memleket hasretini gideren bir havası da var" diye konuştu. "Üreticiler birlikte hareket etmeli" Coğrafi işaretli üretimin sürdürülebilir hale gelmesi için üreticilerin birlikte hareket etmesini sağlayacak yapılara ihtiyaç olduğunu kaydeden Çandır, "En önemli unsurlardan biri, ‘coğrafi işareti alıyoruz da ne oluyor’ sorusunun cevabını bulabilmek. Bununla ilgili mevzuat çalışmalarımız sürüyor. Ancak tüm yerel yöneticilerimizden ve kamu idarecilerimizden isteğimiz, coğrafi işaretli üretim yapan üreticilerin bir araya geleceği yapıları oluşturmalarıdır. Bunun adına kooperatif diyebiliriz, özel bir model diyebiliriz ama birlikte hareket etmeyi sağlayacak organizasyonlar kurulmalı. O zaman bu ürünlerin hakkını hukukunu daha kolay savunur, daha iyi takip ederiz" dedi. 13 fuarda 2,5 milyonu aşkın ziyaretçi YÖREX’in 17 yıllık süreçte önemli bir birikim ortaya koyduğunu ifade eden Çandır, fuarın bugüne kadar hem katılımcı sayısı hem ziyaretçi sayısı bakımından dikkat çekici rakamlara ulaştığını belirtti. Çandır, "‘Sizin oraların nesi meşhur’ diye sormaya başlayalı yaklaşık 17 yıl oldu. O günden bugüne 13 fuar gerçekleştirdik. Bu 13 fuarımıza 5 bin farklı katılımcı katıldı. 2 buçuk milyonun üzerinde insan fuarımızı ziyaret etti. 81 ilimizin Kuzey Kıbrıs’la birlikte ürünlerini bu platformda insanlarımızla buluşturduk. 2009’da 109 olan coğrafi işaretli ürün sayısı bugün bin 832’ye ulaştı. Avrupa Birliği’nde tescillerimizi aldık. Kısacası, kısa gibi görünen bu çalışma döneminde önemli gelişmeler yaşadık. Ancak dünyadaki 200 milyar dolarlık pastadan daha fazla pay alabilmek için çok daha fazla çalışmamız gerektiğini biliyoruz" şeklinde konuştu. Bu yılki fuarın 22 Nisan’da açılacağını belirten Çandır, "Geçen sefer olduğu gibi yine Anadolu’ya yakışan Anadolu Ateşi gösterisiyle fuarımızı açacağız. Her gün sabah 10.00’dan akşam 20.30’a kadar fuarımız açık olacak. Şu an itibarıyla yaklaşık 70 ilimiz ve 500 civarında katılımcımız var. YÖREX’e gelen herkesi çocuklarını ve gençlerini de getirmeye davet ediyorum. Çünkü bu zenginlikle onları tanıştıramazsak bu ürünlerin üretimini de tetikleyemeyiz. Dolayısıyla annelerimizden, babalarımızdan çocuklarıyla birlikte YÖREX’e gelmelerini bekliyorum" dedi. "Panayır havasındaki etkinlikler, tadım amacıyla yapılmalı" Antalya’da "yöresel günler" adı altında düzenlenen ve kontrol altına alınamayan bazı etkinliklere ilişkin soruyu da yanıtlayan Çandır, fuar adı altında gerçekleştirilen kimi organizasyonların hijyen ve sağlık şartları bakımından sorunlar taşıdığını söyledi. Çandır, "Fuar adı altında çok fazla etkinlik yapıldığını, hijyenin ve sağlık şartlarının geri planda kaldığı, daha çok panayır havasında düzenlenen organizasyonlar olduğunu görüyoruz. Unutulmamalı ki bu etkinlikler tadım ve tanıtım amacıyla yapılmalı. Ancak zaman zaman ticari faaliyete dönüşüyor. O yüzden fuar kanununu koymuşuz. Fakat bu kurallar bazen unutulabiliyor. Bazen kamu yöneticilerinin memleketi olan hemşehri dernekleri, bazen şehirde belli sayıda üyesi olan hemşehri dernekleri bu tarz panayır usulü etkinlikler yapıyor. Ticaret Bakanlığı ile görüşüp bu sorunların önüne geçmek için çaba harcıyoruz" ifadelerini kullandı. "Tüm eksikler giderildi" Basın toplantısında konuşan ANFAŞ Başkanvekili Ziya Özden Tezgel ise ANFAŞ’ın ulaşım ve konum açısından Türkiye’nin en prestijli fuar merkezlerinden biri olduğunu belirtti. Tezgel, ANFAŞ’ın iskân ve işyeri açma belgesine ilişkin sorununun da kalmadığını ifade ederek, "Tüm eksikler yeni yönetmeliğe uygun hale getirildi. Kamu kurum ve kuruluşlarına ANFAŞ’ın kapıları sonuna kadar açıktır" dedi. Konyaaltı ilçesinde düzenlenen basın toplantısına; ATB Başkanı Ali Çandır, ATB Yönetim Kurulu Üyeleri, ANFAŞ Başkanvekili Ziya Özden Tezgel, ATSO Başkanı Yusuf Hacısüleyman ve çok sayıda basın mensubu katıldı.