SAĞLIK - 23 Ağustos 2014 Cumartesi 11:46

Diyabetik ayaklara dikkat!

A
A
A
Diyabetik ayaklara dikkat!

Dünyada ve ülkemizde obezite oranların artması beraberinde diyabet hastalığının da yaygınlığını arttırıyor.

Gelişmiş ülkelerde sağlığa yatırılan bütçenin önemli bir kısmı, diyabet hastalığı ve bu hastalığın beraberinde getirdiği körlük, böbrek yetmezliği, kalp hastalıkları gibi ek sağlık problemlerine harcanıyor. Diyabetik ayak da bu problemlerden biri ve diyabetik hastalardaki ciddi sakatlıkların önemli bir sebebi olarak öne çıkıyor.

KÖKLÜ DAMAR TIKANIKLIĞI RİSKİ VAR
Diyabetik ayak’ı diyabet hastalığına bağlı olarak ayaklara uzanan sinir ve damarların bozulması ve bağışıklık sisteminin bozulması sonucu ayaklarda iyileşmeyen açık yaraların, kangrenlerin ve ciddi mikrobik enfeksiyonların ortaya çıkması olarak tanımlayan Başkent Üniversitesi Özel Başkent Uygulama ve Araştırma Merkezi Ortopedi Bölümü doktorlarından Uzman Dr. Mustafa Çağrı Avcı, “Diyabetik ayağın önlenmesi için ilk yapılması gereken kan şekerinin kontrol altında tutulmasıdır. Yeterli tedavi ve kontrol edilmeyen hastalarda sinir ve damarlardaki hasarlar artacak, körlük ve damar tıkanıklığı riski artacaktır” diye konuştu.

AYAKLARDAKİ YARALAR KONTROL EDİLMELİ
Diyabet hastalarının ayaklarındaki kesik, sıyrık, yanık gibi yaraları en az bir kez kontrol etmeleri gerektiğini kaydeden Uzm. Dr. Çağrı Avcı, “ Eğer hastanın gözleri yeterli görmüyorsa başka biri tarafından kontrol edilmelidir. Diyabet hastalarında cilt problemleri normalden daha fazla görülür. Bu nedenle diyabetik hastaların kişisel bakımı ve temizliği önemlidir. Hastalar ayaklarını günde en az bir kez yıkamalı ve tamamen kurulamalılar. Ayak cildinin kuruması ve çatlamasını engellemek için ayaklara nemlendirici uygulanmalıdır” dedi.

ÇIPLAK AYAKLA DOLAŞMAYIN
Diyabet hastalarının ayaklarındaki hislerin sinir hasarına bağlı olarak zamanla kaybolacağı için ayaklarında oluşan yaraları hissetmemeye başladıklarını kaydeden Avcı, konuşmasını şöyle sürdürdü:
“Bu nedenle diyabet hastaları çıplak ayak veya ayaklarını korumayan terliklerle yürümemelidirler. Ayakkabı seçimlerini ayaklarını rahatsız etmeyecek iç kısmı yumuşak, ergonomik ayakkabılar arasında yapmalı ve yeni aldıkları ayakkabıları giydiklerinde sık sık ayaklarda su toplama veya kızarıklıklar olup olmadığını kontrol etmelidirler. Ayakkabıları giymeden içlerinde her hangi bir yabancı cisim olmadığından emin olunmalıdır. Ayaklar üşüdüğünde ayaklar asla sıcak bir cisme dokundurulmamalıdır. Ayaklar çorapla korunmalıdır. Ayaklarda oluşan nasırlara ve yaralara hastalar kendi müdahale etmemelidirler. Ayaklarına hiçbir şekilde tahriş edici ilaç ve karışımlar, asit içeren nasır ilaçları sürülmemelidir.”

AYAK ŞEKLİ DEĞİŞİRSE VAKİT KAYBETMEYİN
Ayaklarda oluşan yaralar ve renk değişikliklerinin önemli olduğunu vurgulayan Avcı, konuşmasının sonunda, Her hangi bir yara oluşmaya başladığı zaman veya yara şekil değiştirirse, kötü kokulu akıntılar oluşursa vakit kaybedilmeden tedaviye başlanmalıdır” şeklinde konuştu.
 

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Erzincan Erzincan’da ramazan hazırlığı: Geleneksel lezzetler imeceyle sofralara taşınıyor Erzincan’da ramazan öncesi ev hanımları kete, börek, baklava, sırın ve katmer hazırlıklarına başladı. İmece usulü yapılan geleneksel lezzetler hem ibadete zaman kazandırıyor hem de kültürel mirası yaşatıyor. Erzincan’da ramazan ayının yaklaşmasıyla birlikte mutfaklarda tatlı bir telaş yaşanıyor. Özellikle Akyazı Mahallesi başta olmak üzere birçok mahalle ve köyde ev hanımları, Ramazan boyunca ibadete daha fazla vakit ayırabilmek için geleneksel lezzetleri önceden hazırlamaya başladı. Kete, börek, baklava, sırın, katmer ve gözleme gibi yöresel tatlar imece usulüyle hazırlanıyor. Kadınlar bir araya gelerek hem üretim yapıyor hem de dayanışma kültürünü canlı tutuyor. Hazırlanan yiyecekler özenle paketlenerek derin dondurucularda muhafaza ediliyor. Böylece Ramazan ayında günlük yemek telaşı azalırken, iftar sofraları da boş kalmıyor. İbadete zaman, sofraya bereket Kalabalık ailelerin vazgeçilmezi olan bu yöresel ürünler, özellikle iftar sofralarında önemli bir yer tutuyor. Önceden yapılan hazırlıklar sayesinde ev hanımları hem zamandan tasarruf sağlıyor hem de Ramazan’ın manevi atmosferine daha fazla odaklanabiliyor. Ev hanımlarından Şehnaz Demirol, her yıl olduğu gibi bu Ramazan öncesinde de hazırlıkları erkenden yaptıklarını belirterek, "Eskiden nenelerimiz, annelerimiz nasıl yapıyorsa biz de aynı şekilde yapıyoruz. Hazır gıda almamak için her şeyi evde hazırlamaya çalışıyoruz." dedi. Münife Demirol ise ramazan hazırlıklarının sadece yemek yapmak olmadığını vurgulayarak, "Ekmek pişiriyoruz, kete yapıyoruz, sırın bağlayacağız. Daha çok ibadet edebilmek için önceden hazırlık yapıyoruz" ifadelerini kullandı. Kültürel miras yaşatılıyor Erzincan’da her yıl tekrar eden bu gelenek, yalnızca mutfak pratiği olarak görülmüyor. İmece usulü yapılan hazırlıklar, kuşaktan kuşağa aktarılan kültürel mirasın da bir parçası olarak değerlendiriliyor. Ramazan öncesi bir araya gelen kadınlar, hem üretmenin hem paylaşmanın bereketini sofralara taşıyor. Bu hazırlıklar sayesinde Erzincan’da Ramazan coşkusu daha gelmeden hissedilirken, birlik ve dayanışma ruhu da güçleniyor.