EKONOMİ - 11 Ocak 2016 Pazartesi 14:29

Dünya maden piyasası zor günler geçiriyor

A
A
A
Dünya maden piyasası zor günler geçiriyor

Dünyanın sayılı akır madenlerinden bir tanesi olan ve Türkiye’nin en büyük metal madeni olan Çayeli Bakır İşletmeleri Genel Müdürü Lain Anderson, Çin’deki hammadde talebinin düşmesi ile dünya piyasalarında metal fiyatlarının en düşük seviyelere gerilediğini söyledi.

Çayeli Bakır İşletmeleri 10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü dolayısı ile Rize’de grev yapan basın mensupları ile bir araya geldi. Burada Çayeli Bakır İşletmeleri Genel Müdürü Lain Arderson basın mensuplarının sorularını yanıtladı. Arderson, Çin’deki hammadde talebinin azalması ile dünya metal piyasasının 2015 yılı içerisinde önemli sıkıntılar yaşadığını ifade ederek sektörün yüzde 50 oranında daralma yaşadığını kaydetti.
Arderson yaptığı açıklamada, “Bakır metal fiyatları, oluşan talep global olarak ortaya çıkıyor. Türkiye ekonomisinin belirlediği bir fiyat değil. İnşallah metal fiyatlarının iyileşeceğini bekliyoruz. Metal fiyatlarını arz talep dengesi belirliyor. Dünyadaki belli başlı ekonomistler dünyadaki ekonominin nasıl olduğunu bakır fiyatlarına bakarak yorumluyor. Aslında bakır fiyatları, ekonominin sağlığını test etme bakımından 'doktor bakır' olarak uluslararası terminolojide kullanılıyor. Eğer bakır fiyatları düşüyorsa dünya ekonomisinin çok iyi olmadığı pek çok kez ortaya çıkıyor. Bakır fiyatlarının ne olacağına dair öngörüde bulunan kuruluşların üç aydan daha uzun vadeli isabetli öngörüde bulunamadığını görüyoruz. Bakır fiyatlarının ne olacağını tahmin etmek kolay değil. Bakır fiyatlarının nasıl bir seyir alacağı konusunda öngörüyü bıraktık. Çünkü gerçekten öngörüde bulunmak imkansız. Önümüzdeki 4-5 yıl içerisinde üretilecek bakır miktarında düşüş olsa da piyasanın ihtiyacını karşılayacak miktarda bakır olacak. Kaynak eksikliğinden bahsetmek doğru olmaz" şeklinde konuştu.

ÇİN YATIRIMCILARIN VAZGEÇİLMEZİ
Anderson, Çin’deki üretim maliyeti ve işçilik ücretlerindeki artışın üretimde azalmalara neden olduğu ve bu azalmanın dünya piyasalarındaki olumsuz etkilerine rağmen Çin’in halen yatırımcılar için tercih edilen bir ülke olduğunu ifade ederek “Çin'de de yerel talep düşüyor. Yerel talep düşünce üretim de düşüyor. Madencilik sektörüne talepler düşüyor. Çin gibi önemli pazarlarda da farklı alanlara yöneliş var" dedi.
Ardenson metal piyasalarında yaşanan olumsuzluklardan dolayı dünyanın en büyük metal üreticisi olan firmanın bile 150 bin civarındaki işçisinden 80 bin işçisini işten çıkartmak zorunda kaldığını, bir çok firmanın iflas ettiğini, Türkiye’de ise bazı firmaların faaliyetlerine ara verdiğini kaydetti. Anderson “Biz yaklaşan tehlikeyi gördük ve ona göre tedbirler aldık. Maliyetlerimizi yüzde 50 oranında azalttık. Aldığımız bu tedbirler dolayısı ile krizden diğer firmalar kadar etkilenmedik. Üretimimize devam ediyoruz ve işçi çıkartmak zorunda kalmadık” diye konuştu.

DÖRT YIL İÇİNDE ÇAYELİ BAKIR KAPANABİLİR
Bölgede yaptıkları tüm sondaj çalışmalarına rağmen yeni cevherler bulamadıklarını, mevcut cevherle ise 4 yıl içerisinde bölgedeki faaliyetlerinin son bulabileceğini belirten Anderson “Hali hazırda arayışlarımızda yeni bir kaynak bulmuş değiliz. Biz kendi ruhsat sahamız içerisinde yeni maden sahası arayışını sürdürüyoruz. Maalesef bir sonuç elde edemedik. Önceliğimiz mevcut rezervinin verimliliğinin artırarak daha fazla üretim yapabilmek. Maden ömrünü uzatma yönünde bir gayretimiz var. Maden ömrünü yaptığımız çalışmalarla 1-2 yıl ne kadar mümkünse o kadar uzatmaya çalışıyoruz. Hali hazırda 4 yıl daha üretim yapacak bir rezerve sahibiz. Bu cevherinin tamamını üretme gayretindeyiz" ifadelerini kullandı.  

GÖKTÜRK FIRAT
 

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
İstanbul Suudi Arabistan Pro Lig’de şampiyon Al Nassr Suudi Arabistan’da Teknik Direktörlüğünü Jorge Jesus’un yaptığı Al Nassr, Pro Lig’de Damac’ı 4-1 mağlup ederek şampiyonluğa ulaştı. Karşılaşmada 2 kez fileleri sarsan Cristiano Ronaldo ise bu ligde ilk şampiyonluğunu yaşadı. Suudi Arabistan Pro Lig’de geçtiğimiz hafta oynanan Riyad derbisinde 90+8’de yediği golle şampiyonluğu son haftaya bırakan Al Nassr, Damac FC’yi konuk etti. Al-Awwal Park’ta oynanan karşılaşmada ev sahibi 34. dakikada Sadio Mane’nin golüyle 1-0 öne geçti. İlk yarısı bu skorla geçilen maçın 52. dakikasında Kingsley Coman sağ kanattan getirdiği topla ceza yayına ilerledi ve yaptığı vuruşla farkı 2’ye çıkardı. Konuk ekip VAR kontrolüyle kazandığı penaltıda 58’de skoru 2-1’e getirse de Al Nassr, 63. dakikada golü buldu. Sol çaprazdan kazanılan serbest vuruşta topun başına geçen Cristiano Ronaldo, dar açıdan topu filelere gönderdi. Maçın 81. dakikasında Ronaldo, kendisinin iki, takımının dördüncü golünü kaydetti. Jorge Jesus’un öğrencileri sahadan 4-1 galip ayrıldı. Bu galibiyetle puanını 86’ya yükselten sarı-mavililer şampiyonluğunu ilan etti. Al Hilal, namağlup 2. oldu Aynı saatle başlayan ve şampiyonluk yarışı veren Al Hilal, Al Fayha’yı deplasmanda yenerek 84 puanla sezonu ikinci bitirdi. İtalyan teknik adam Simone Inzaghi’nin çalıştırdığı ve milli futbolcu Yusuf Akçiçek’in de formasını giydiği Al Hilal, sezonu namağlup tamamladı. Bu süreçte 25 galibiyet, 9 beraberlik elde etti. Jorge Jesus, son 3 yılda 2. kez şampiyon Teknik adamlık kariyerinde 2022-2023 sezonunda Fenerbahçe’yi de çalıştıran Jorge Jesus, 2024 yılında Al Hilal ile elde ettiği şampiyonluğun ardından Suudi Arabistan’da 2 farklı takımla şampiyonluk yaşadı. Jesus, Temmuz 2025’te geldiği Al Nassr’ı ilk sezonunda şampiyon yaptı. Al Nassr’ın ligde 11. şampiyonluğu Son yıllarda yapılan yatırımlar, yıldız futbolcu transferleriyle dikkat çeken Al Nassr, 6 sezon sonra Pro Lig’in en büyüğü oldu. Riyad ekibi, 2018-2019 sezonunda elde ettiği şampiyonluğun ardından mutlu sona ulaştı. Cristiano Ronaldo başta olmak üzere kadroda bulunan Sadio Mane, Joao Felix, Marcelo Brozovic, Kingsley Coman gibi yıldız futbolcular da Al Nassr’da ilk şampiyonluklarını elde etti. Al Nassr, tarihinde 11. lig şampiyonluğunu kazandı. Suudi Arabistan Ligi’nde Al Hilal 21 şampiyonlukla zirvede yer alırken, Al Ittihad’ın 14, Al Ahli’nin 9 şampiyonluğu bulunuyor. Ronaldo, Arabistan’da da şampiyonluk yaşadı Cristiano Ronaldo, bireysel ve kulüp başarılarına bir yenisini daha ekledi. 2023 yılının başında Suudi Arabistan ekibine imza atan Ronaldo, Pro Lig’de ilk şampiyonluğunu yaşadı. Bu takımda ilk kupasını 12 Ağustos 2023’te Arap Kulüpler Şampiyonası finalinde almıştı. 41 yaşındaki futbolcu kariyerinde Manchester United (İngiltere Premier Lig), Real Madrid (İspanya La Liga), Juventus’un (İtalya Serie A) ardından Al Nassr ile de lig şampiyonluğuna ulaştı. Cristiano Ronaldo, bu sezon ligde 30 maçta 28 gole imza attı. 41 yaşındaki Portekizli yıldız, Suudi Arabistan ekibinde bugüne kadar 129 gole imza atarken, kariyerinin 973. golünü de şampiyon olduğu mücadelede ulaştı. En golcü Ronaldo Al Nassr bu sezon ligde oynadığı 34 maçta rakip filelere 91 gol gönderirken, kalesinde 28 gol gördü. Bu süreçte Cristiano Ronaldo 28 golle takımının en golcü ismi oldu. Vatandaşı Joao Felix 20 gol, 13 asistle ön plana çıkarken, Kingsley Coman 10 gol, 10 asist, Sadio Mane de 10 gol, 5 asistlik katkı sağladı.
Balıkesir Ören’de Türk Mutfağı Haftası lezzet şöleni Türk Mutfağı Haftası etkinlikleri kapsamında Burhaniye’nin turizm merkezi Ören’de düzenlenen gastronomi programı, büyük ilgi gördü. Karakaş Otel’de düzenlenen tadım programa katılan Balıkesir Valisi İsmail Ustaoğlu, Türk mutfağının asırlık bir medeniyet mirası olduğunu vurguladı. Ören Mahallesi’nde bulunan Karakaş Otel’in ev sahipliğinde gerçekleştirilen tadım programında; usta şefler, akademisyenler, ilçe protokolü ve davetliler bir araya gelerek geleneksel Türk lezzetlerinin izini sürdü. Ören’de adeta bir gastronomi şölenine dönüşen etkinliğe protokol üyeleri yoğun ilgi gösterdi. Karakaş Otel’deki anlamlı buluşmaya; Balıkesir Valisi İsmail Ustaoğlu, Balıkesir İl Emniyet Müdürü Şükrü Yaman, Burhaniye Kaymakamı Cumali Atilla, Burhaniye Belediye Başkanı Ali Kemal Deveciler, Burhaniye İlçe Emniyet Müdürü Faik Karabaş, Burhaniye İlçe Jandarma Komutanı Yarbay Ünal Bayhan, Balıkesir İl Turizm Müdürü Neslihan Vurucu ile Balıkesir Üniversitesi Burhaniye Uygulamalı Bilimler Fakültesi (BUBYO) Dekanı Prof. Dr. Mehmet Oğuzhan İlban ve çok sayıda davetli katılım sağlayarak sektöre destek verdi. Türk mutfağının birbirinden özel ve geleneksel reçetelerinin titizlikle hazırlanarak sunulduğu etkinlikte, ev sahibi Karakaş Otel’in işletme sahibi Demet Yağcı sergilediği performansla göz doldurdu. Ünlü şeflerin Balıkesir Kuzu’sunda yaptığı yöresel Sura yemeği, bölgenin çeşitli otlarından kavurmalar, enginar ve kabak çiçeği dolması katılımcılara ikram edildi. Ayrıca etkinlikte zeytinyağlı bademli baklava ile lor tatlısı tadımı da yapıldı. Ege’nin eşsiz lezzetleri başarılı şeflerin ellerinde bir kez daha damak çatlatan lezzetlere dönüştü.
İstanbul Emine Erdoğan: "Türk mutfağı, Anadolu’nun ruhunu ve vicdanını dünyanın dört bir yanına taşıyan en latif kültür elçimizdir’’ Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın eşi Emine Erdoğan, Türk mutfağının, lezzetlerinin yanında manevi bağlamı, aile bağları, paylaşım kültürü ve kolektif üretim gücüyle başlı başına bir yaşam sanatı olduğunu belirterek, "Türk mutfağı, Anadolu’nun ruhunu ve vicdanını dünyanın dört bir yanına taşıyan en latif kültür elçimizdir" dedi. İstanbul’da, "Türk Mutfağı Haftası" kapsamında düzenlenen "Bir Sofrada Miras" programı gerçekleşti. Programa Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın eşi Emine Erdoğan, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır, Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, İstanbul Valisi Davut Gül ve eşi, büyükelçiler, konsoloslar, sektör temsilcileri katıldı. Yemekten önce etkinlik alanını gezen Emine Erdoğan "Birikim Mutfaktan", "AnadoludaKİLER", "Bereketli Hilal Sofrası", "Şark Sofrası", "Kardeşlik ve Birlik Sofrası", "Yörük Sofrası", "Karadeniz Sofrası", "Rumeli Sofrası", "Sıfır Atık Vakfı" ve "Milli Saraylar Başkanlığı" stantlarını ziyaret etti. Siirt, Bursa, İzmir, Kafkas ve Trabzon halk oyunları gösterisiyle başlayan programda Bakan Kacır ve Bakan Ersoy, Emine Erdoğan’ın ardından birer konuşma gerçekleştirdi. Programda konuşan Erdoğan, İstanbul’un, yeryüzünün en eski şahitlerinden biri, medeniyetlerin, halkların, tarihin buluştuğu bir insanlık sofrası olduğunu söyledi. Türk mutfağının güçlü bir medeniyet mirası olduğunun yeniden hatırlandığını kaydeden Erdoğan, bu mirasın Türkiye’nin sadece yemeklerini değil yerelden evrensele uzanan kültürel zenginliğini de temsil ettiğini belirtti. Yurtdışındaki etkinliklerle Türk Mutfağı Haftası’nı kutlayan dış temsilciliklere selam gönderen Erdoğan, "Mutfak, insanlık tarihinin en eski arşivlerinden biridir. Kurulan her sofrada bir toplumun inançlarını, kültürel kodlarını ve coğrafyayla kurduğu ilişkiyi satır satır okumak mümkündür. Söz konusu Türk mutfak mirası olduğunda, yüzyıllarla ifade edilen bir medeniyet yürüyüşünden bahsederiz. Türk mutfağının kapısı, Türkistan’dan açılır, göçlerle Anadolu’ya uzanır, oradan Osmanlı coğrafyasının her bir köşesine Balkanlar’a, Doğu Avrupa’ya, Orta Doğu’ya ve Kuzey Afrika’ya kadar yayılır. Bu tarihsel hat boyunca, farklı kültürler birbirine temas eder, birbirinden öğrenir, birbirini, zenginleştirir" diye konuştu. "Türk mutfağı, adeta insanlığın asırlara yayılan gönül birliğinin en görünür olduğu vitrindir" Çok kültürlülüğün Türk mutfağının en güçlü ve ayırt edici vasıflarından biri olduğunun altını çizen Erdoğan, Osmanlı medeniyetine bakıldığında farklı dinlerin, dillerin ve kimliklerin asırlar boyunca bir arada yaşayabildiği barış dolu bir kültür iklimi görüldüğünü, bunun en zarif tezahürlerinden birinin Anadolu mutfağı olduğunu anlattı. Anadolu’da, farklı kökenlerden insanların aynı mahallede kapı komşusu olduğunu kaydeden Erdoğan, "Haşlanmış buğday taneleri bir evde aşure olurken, yan komşuda ’koliva’, karşı komşuda, ’anuşabur’ diye pişmiş, birbirine ikram edilmiştir. Şam Tatlısı, arnavutciğeri, tatar böreği, Acem pilavı, çerkes tavuğu gibi yemekler isimleri değişmeden, sofrada yerini almıştır. Kürt tandır ekmeği, Laz böreği, Boşnak mantısı aynı sofrada buluşmuştur. Her kültür kendi kimliğini koruyarak ortak bir lezzete katkı sunuyor. Mesela dünyaca ünlü baklavamızın kat kat açılan yufkalarında, Türkistan’dan taşıdığımız hamur işi geleneğinin izleri vardır. Üzerine dökülen şerbet kökleri Romalılara uzanan, daha sonra Arap mutfağında geliştirilen, hamur işine bal şerbet dökme geleneğiyle doğrudan bağlantılıdır. Zaten, soframıza asıl tadını, tuzunu veren de işte bu birlikte yaşama kültürü ve birlikten doğan kuvvettir. Kaynayan tencereler, kültürlerarası etkileşimi ve diyaloğu güçlendiren bir medeniyet dilidir. O nedenle Türk mutfağı, adeta insanlığın asırlara yayılan, gönül birliğinin en görünür olduğu vitrindir. Sadece ne yediğimizi değil nasıl yaşadığımızı, neye inandığımızı, hangi değerleri baş tacı yaptığımızı da anlatır" dedi. "Türk sofralarının, içinde yaşadığımız çağa söyleyecek çok güçlü sözleri olduğuna inanıyorum" Emine Erdoğan, "Bugün insanlık, farklılıkların çatışma sebebi değil, zenginlik kaynağı olduğu bir dünyanın arayışı içinde ön yargılarla çoraklaşan insaniyet toprağını şifalandırmanın, bir arada yaşamayı başarmanın yollarını arıyor. Fakat ne yazık ki çok kültürlülük çoğu zaman, teorik bir kavram olarak kalıyor. Çünkü insanların yaşanmış örneklere, gerçek hayat tecrübelerine ihtiyacı var. Bu anlamda Türk sofralarının, içinde yaşadığımız çağa söyleyecek çok güçlü sözleri olduğuna inanıyorum. Çünkü buğdayın ilk kez ekmeğe dönüştüğü bu kadim topraklar insan odaklı bir yaşam tasavvurunu yüzyıllardır sofraya taşımaya devam ediyor. Çünkü Anadolu’da gönüller birbirine eklenir ve ortaya muhteşem bir insanlık zinciri çıkar. Hayatın yükü, omuz omuza veren insanların dayanışmasında kuş tüyü kadar hafifler. Nişan, düğün, sünnet gibi özel günlerde ve cenazelerde komşular hiçbir yardım talebi gelmesini beklemeden bir araya gelir, ev sahibinin işlerini sırtlanırlar. Kadınlar, kışlık hazırlığı, yaprak sarma, ekmek pişirme, Ramazan hazırlıkları gibi emek yoğun işleri imece usulü yaparlar" diye konuştu. Bunun en güzel örneklerinden birinin de, UNESCO’nun somut olmayan, kültürel miras listesinde yer alan "keşkek" olduğunu kaydeden Erdoğan, "Türk mutfağı, lezzetlerinin yanında manevi bağlamı, aile bağları, paylaşım kültürü ve kolektif üretim gücüyle başlı başına bir yaşam sanatıdır. Türk mutfağı, Anadolu’nun ruhunu ve vicdanını dünyanın dört bir yanına taşıyan en latif kültür elçimizdir. Bize düşen görev ülkemizin gastronomi imajını dünyaca bilinen birkaç yemekle sınırlı olmaktan çıkarıp, ’anlam, kültür ve değer mutfağı’ olarak, dünyada hak ettiği konuma taşımaktır" ifadelerini kullandı. Gaziantep, Hatay ve Afyonkarahisar’ın, UNESCO Özgün Şehirler Ağı’nda gastronomi alanında yer almasının gurur verici olduğun vurgulayan Erdoğan, "İnanıyoruz ki her şehrimiz dünya gastronomi haritasında güçlü bir cazibe merkezi olabilecek potansiyele sahiptir. Yeter ki mutfağımızı doğru bir gastronomi anlatısıyla buluşturalım. Atıksız, israfsız, sürdürülebilir, çevre dostu, sağlıklı ve her beslenme tercihine cevap verebilen yönlerini ön plana çıkaralım. İklim krizinden, yerel kimliklerin korunmasına kadar pek çok küresel mesele için ilham veren bir yaşam modeli olarak sunabilelim" değerlendirmesinde bulundu. "Mutfak mirasımızın korunması ve tanıtılmasına yönelik 381 projeye 1 milyar 400 milyon lira lira destek sağladık" Bakan Kacır ise, "Anadolu’nun her bölgesinin kendine özgü üretim bilgisini, yerel lezzetlerini, geleneksel yöntemlerini ve kuşaktan kuşağa aktarılan mutfak mirasını yansıtan tescilli bin 847 coğrafi işaret ve geleneksel ürüne sahibiz. Avrupa Birliği nezdinde tescilli 46 coğrafi işaretli ürünümüzle, Anadolu’nun lezzet hafızasını küresel ölçekte güçlü biçimde temsil ediyoruz. Kalkınma ajanslarımız ve bölge kalkınma idarelerimiz eliyle, bugüne dek mutfak mirasımızın korunması ve tanıtılmasına yönelik 381 projeye 1 milyar 400 milyon lira destek sağladık. Hanımefendinin öncülüğü ve himayelerinde yürüttüğümüz Anadoludakiler Projemizle de; yerel üreticimizin emeğini görünür kılmak, Anadolu’nun özgün değerlerini markalaştırmak ve kadim birikimimizi yeni nesillere bir kalkınma hikâyesi olarak aktarmak üzere adım attık" diye konuştu. "Türkiye, gastronomi turizminde dünyanın en güçlü potansiyellerinden birine sahip" Bakan Ersoy da, "Bakanlık olarak, Somut Olmayan Kültürel Miras Türkiye Ulusal Envanter Sistemi’nde ‘Türk Mutfağında Geleneksel Sofra Kültürü: Sosyal Pratikler ve Ritüeller’ grup başlığı altında 87 adet yaşayan miras unsurunu kayıt altına almış bulunuyoruz. Ayrıca Mesir Macunu Festivali’nden İftar ve İftar ile İlgili Sosyo-Kültürel Gelenekler’e kadar 7 farklı mutfak kültürümüz UNESCO Somut Olmayan Kültürel Miras Listeleri’ne kaydettirilmiştir. Bu yıl ‘Türk Mutfağında Geleneksel Sofra Kültürü: Sosyal Pratikler ve Ritüeller’ adlı aday dosyamızı da UNESCO’ya sunduk. 2028’de UNESCO İnsanlığın Somut Olmayan Kültürel Mirası Temsili Listesi’ne kaydedilmesini bekliyoruz. Türkiye; sahip olduğu eşsiz coğrafi çeşitlilik, dört mevsime yayılan tarımsal üretim kapasitesi, yerel ürün zenginliği, coğrafi işaretli değerleri, bölgesel mutfak kimlikleri ve binlerce yıllık mutfak geleneğiyle gastronomi turizminde dünyanın en güçlü potansiyellerinden birine sahiptir" dedi. Türk ve Osmanlı Mutfağı yemeklerinin servis edilmesinin ardından Cumhurbaşkanlığı Senfoni Orkestrası’nın konseri ve aile fotoğrafı çekimiyle sona erdi.