EĞİTİM - 22 Kasım 2016 Salı 11:21

Elektrik-elektronik alanında dev adım

A
A
A
Elektrik-elektronik alanında dev adım

İstanbul Rumeli Üniversitesi ile Türkiye Elektrik Elektronik ve Benzerleri Teknisyenleri Esnaf ve Sanatkârları Federasyonu arasında,Ulusal Meslek Standardı ve Ulusal Yeterlilik Hazırlama İşbirliği Protokolü imzalandı.

İstanbul Rumeli Üniversitesi proje, eğitim ve istihdam arasındaki ilişkiyi güçlendirmek için Türkiye Elektrik Elektronik ve Benzerleri Teknisyenleri Esnaf ve SanatkârlarıFederasyonu ile Ulusal Meslek Standardı ve Ulusal Yeterlilik Hazırlama İşbirliği Protokolü imzaladı.

Bu protokolle eğitim ve istihdam arasındaki ilişkiyi güçlendirmek, hayat boyu öğrenmenin yaygınlaştırılmasını sağlamak ve Avrupa Yeterlilik Çerçevesi ile uyumu desteklemeyi hedeflemek, ülkemizde ki mesleki ve teknik eğitim farklılıklarının ortadan kaldırılmasını, bireyler arası aynı yeterliliğe sahip olunmasını ve belgelendirmelerde şeffaflığı sağlamak amaçlanıyor. Ayrıca alanında uzmanlaşmış, pratik ve teorik bilgisi, alanının sınırlarıyla ilgili farkındalığın bilincinde; yaratıcı, bilişsel ve pratik becerisi; sorumluluk, yönetim, denetim, değerlendirme ve geliştirme yetkinliğine sahip bireyler topluma kazandırılacaktır. Hayat boyu öğrenme ilkesine uygun olarak bireyin kendisini geliştirmesi ve mesleğinde ilerlemesi de sağlanacak.

"Federasyonumuzun arkasında olacağız"
Silivri Kampüsü'nde gerçekleşen imza töreninde konuşan İstanbul Rumeli Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Salih Aynural yapılan bu iş birliğinden duyduğu mutluluğu dile getirerek, "Mesleki yeterlilik noktasında değerli dostlarımıza hem akademik camiamızla hem de tecrübelerimizle katkıda bulunmak istiyoruz. Böylece artık Avrupa standartlarına uygun hale gelen ilk belgelendirme olacak. Hem sınav sorularının hazırlanması, hem danışmanlık, hem de bilimsel destek verme açısından federasyonumuzun her zaman arkasında olacağız. Birçok yeni projelerde de birbirimize destek vereceğiz. Bu bakımdan da bu protokolün ülkemiz, üniversitemiz ve federasyonumuz açısından hayırlı olmasını temenni ediyorum. İnşallah güzel işler çıkarırız diye umuyorum" açıklamalarında bulundu.

Türkiye'de bir ilk
Ülkemizde ilk defa elektrik - elektronik dalında mesleki yeterlilik projesi verileceğini belirten Türkiye Elektrik Elektronik ve Benzerleri Teknisyenleri Esnaf ve Sanatkârları Federasyonu Başkanı Osman Yeşilyurt, "Ülkemizde mesleki yeterlilikle ilgili Ulusal Yeterlilik Projesi'nde İstanbul Rumeli Üniversitesi ile beraber çalışacağız. Bundan sonra elektrik - elektronikle alakalı mesleklerde yeterlilik sınavlarını, federasyonumuz ve İstanbul Rumeli Üniversitesi ile ortaklaşa hazırlayıp vereceğiz. Daha önce diplomaları olan kişilerin yeterlilik belgeleri yoktu. Bizim diplomalarımız yurtdışında maalesef geçerli olmuyordu. Buradaki esnafımız çok büyük sıkıntı yaşıyordu. Ama bu günden sonra yaptığımız protokolle mesleki yeterlilik belgelerini vermeye başladığımızda diplomaları tüm dünyada geçerli hale gelecek. Bu konuda bize destek verdiği için üniversitemize sonsuz teşekkür ediyoruz" şeklinde konuştu.
SİNEM ERYILMAZ

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Muğla Ahmet Aras: "Askeri lisede bambaşka bir dünyaya adım attım" Muğla Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Aras, Muğla Gençlik Meclisi’nin "PodGenç" programında çocukluk yıllarından askeri lise dönemine, spor tutkusundan belediye başkanlığı anlayışına kadar bilinmeyen yönlerini anlattı. Bodrum’daki çocukluk yıllarını özlemle yad eden Aras, askeri liseye başladığı dönemi "Bambaşka bir dünyaya adım attım" sözleriyle dile getirdi. Muğla Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Aras, Muğla Gençlik Meclisi’nin "PodGenç" programına konuk olarak Azra Hilal Coşkun’un sorularını yanıtladı. 14 yaşından 43 yaşına kadar Silahlı Kuvvetler bünyesinde görev yapan Aras, "Disiplini yanlış anlıyorlar. Benim için disiplin, kurallara uymaktır" diyerek sivil hayattaki yönetim felsefesine ışık tuttu. "Çocukluğumu çok özlüyorum" Çocukluk yıllarına duyduğu özlemi dile getirerek konuşmasına başlayan Başkan Ahmet Aras, Bodrum’un eski günlerini şu sözlerle yad etti: "1970 yılında Bodrum’da doğdum. Köyümüzün eski ismi Miskebi’ydi, sonra Ortakent oldu; şimdi tekrar eski ismini geri getirdiler. Köyümüzde o kadar güzel bir yaşantımız vardı ki...Komşularımızla, akrabalarımızla, köylülerimizle beraber hem köyün merkezinde hem mandalina bahçelerimizde, zeytinliklerimizde, dağlarda ve deniz kıyısında çok güzel bir çocukluk geçirdim. 14 yaşına kadar Bodrum’da kaldım. İlkokula Ortakent’te başladım, sonra Bodrum merkeze taşındık. Ortaokulu bitirene kadar Bodrum’un en eski sokaklarından, Saray Sokak’ta yaşadık." Ortaokuldan sonra girdiği sınavlarda hem Fen Lisesini hem de askeri liseyi kazandığını belirten Aras, askeri hayatı seçiş hikayesini ve yaşadığı adaptasyon sürecini paylaştı: "İzmir Atatürk Lisesi’ne kaydımı yaptırmıştım ancak askeri liseyi de kazandığıma dair evrak gelince merak edip Güzelbahçe’deki okula bakmaya gittim. Deniz manzarasını görünce ’Ben buraya kaydolacağım’ dedim. Pişman da değilim, çok güzel bir dönem geçirdim. Tabii ki kolay değildi. Bodrum gibi bir yerden gitmişsin; ailen seni el üstünde tutarken orada birdenbire bambaşka bir dünyaya adım atıyorsun. Boyun kadar tüfek veriyorlar eline. Postal giyiyorsun, saçlar kazınıyor, her şey disipline giriyor. Yat, kalk, eğitim, spor... Acayip bir dönem geçirdik ama yılmadım." "Disiplin kurallara uymaktır" 30 yılını Silahlı Kuvvetler’e verdiğini ve 43 yaşında emekli olduğunu hatırlatan Başkan Aras, askeri geçmişinin bugünkü belediye başkanlığına yansımasını ve ’disiplin’ kavramına bakışını net bir dille özetledi: "Disiplini zannederler ki şekil disiplinidir; esas duruş, selam dur... Hayır, disiplin o değildir. Disiplin şudur: Amirlere, emirlere, kanunlara, nizamlara mutlak itaat; astın ve üstün hukukuna riayettir. Bunun neresi kötü? Kanunlara, yönetmeliklere uymanın neresi kötüdür? Astına, onun hukukuna ve rütbesine saygı göstereceksin. Bir şirkette veya belediyede kurallara uymayıp kafana göre takılamazsın. İşte disiplin budur. Ancak askerlikteki sert tutum sivil tarafta çalışmaz. Askerlikte herkes aynı tornadan çıkmıştır, görev bellidir. Ama sivil hayat özgür fikirlerin uçuşacağı, yeni projelerin ortaya çıkacağı bir alan." "Her şeyi ben bilemem, uzmanına bırakırım" Belediyedeki yönetim modelinde liyakate ve uzmanlığa önem verdiğini belirten Aras, daire başkanlarına ve personeline tanıdığı özgürlük alanını şu örneklerle anlattı: "Ben Harbiye mezunuyum, sistem mühendisliği bölümünü bitirdim. Bir organizasyonu kurmak ve yönetmekle ilgili uzmanlığım var. Ama ben fen işlerinde asfaltın nasıl yapılacağını, park bahçelerde bitkinin nasıl dikileceğini bilemem. Oraya koyduğun daire başkanı bu işin uzmanı olacak. Arkadaşlarıma şunu söylüyorum: Kendi yetki alanınızda tamamen özgürsünüz. Bütçenizi, aracınızı, ekibinizi veririm; görevinizi kanunlara uygun ve usulünce yapın. Herkes benden talimat beklerse bu iş yürümez. Benim tek kırmızı çizgim; iş hayatında herkesin birbirine saygı duyması, egolarından arınması ve hedefin halka hizmet olduğunu bilmesidir. Dedikodu, çekişme ve küçük hesapları tamamen reddediyorum, bu konularda hiç tavizim yoktur." Hayatı boyunca görev yaptığı her bölgenin şartlarına göre farklı spor dallarıyla ilgilendiğini belirten Başkan Aras, "Çocukken deniz kenarında ahtapot yakalamak, balık bulmak için çok dalardım; yüzmeyi böyle öğrendim. Askeri lisede yüzme takımındaydım. İlk görev yerim Ardahan’da ve Sarıkamış’ta kayak yapmayı öğrendim. Bodrum’a tayin olduğumda sörf, yelken yapmaya başladım. Sivas Zara’ya gittiğimde dağlarda trekking yapar, zirveye çıkardık. Ankara’da ise komşularım sayesinde tenise başladım ve uzun süre oynadım. Kosova’da bile devam ettim. Emeklilikten sonra turizm sektörünün yoğunluğundan sporu biraz erteledim ama Muğla’da reformer pilatese başladım. Şimdilerde ise yeniden tenise döndüm; fırsat buldukça yoğun antrenman yapıyoruz. Gonca Başkan ile de doğada ve kıyılarda yürümeyi çok seviyoruz." dedi. Başkan Aras, gençlik yıllarında kendisini en çok etkileyen kişi sorusuna ise şu yanıtı verdi: "Gençliğimde beni en çok etkileyen kişi, askeri lisedeki İngilizce öğretmenim Erhan Yüzbaşı’ydı. Allah selamet versin, inşallah hayattadır. Onu çok severdim ve her zaman onun gibi biri olmak istemişimdir. Çok iyi niyetliydi ve gerçekten konusuna inanılmaz hakimdi."
Kastamonu Samanlıkta öldürdüğü kişiyi çuvala koyup dereye atan sanık için haksız tahrik indirimi istendi Kastamonu’da samanlıkta balta ile öldürüldükten sonra çuvala konulup dereye atılan şahsın öldürülmesi olayıyla ilgili yargılanan sanıklar hakkında Cumhuriyet savcısı, mütalaasında haksız tahrik indirimi talep etti. Olay, 17 Temmuz 2023 tarihinde Kastamonu’nun merkez ilçesine bağlı Ahlat köyünde meydana geldi. Edinilen bilgiye göre, evden ayrıldıktan sonra bir daha kendisinden haber alınamayan 57 yaşındaki Satı Doğruoğlu’nun cenazesi, Kastamonu İl Jandarma Komutanlığı ekipleri tarafından dere yatağındaki çuval içerisinde bulundu. Çuvalın izlerini takip eden ekipler, izlerin köyün yaklaşık 300 metre yakınındaki Behice Ç.’ye ait evin samanlığına kadar devam ettiğini tespit etti. Jandarma ekipleri, samanlıkta yaptıkları incelemede, 57 yaşındaki Satı Doğruoğlu’nun balta ile öldürüldükten sonra cesedinin çuvala koyulduğu ve sürüklenerek dereye atıldığını belirledi. Olayın ardından gözaltına alınan samanlığın sahipleri Behice Ç. ile eşi Bayram Ç. ve oğlu Ümit Ç., adli makamlarca tutuklandı. Olayın ardından şüpheliler hakkında "kasten öldürme" suçundan, Kastamonu Ağır Ceza Mahkemesinde ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası talebiyle açılan davanın 11’inci duruşması görüldü. Duruşmaya tutuklu sanık Behice Ç. ile yargılama sürecinde tahliye edilen Bayram Ç. ve oğlu Ümit Ç. ile maktul Satı Doğruoğlu’nun oğlu O. Doğruoğlu ile kızı N.K. ile avukatlar katıldı. Mütalaa da sanıklar hakkında haksız tahrik indirimi talep edildi Duruşmada mütalaasını açıklayan Cumhuriyet savcısı, "Alınan ifadeler, tanık beyanları, otopsi raporları, keşif tutanakları, bilirkişi raporları, HTS kayıtları dosya kapsamında değerlendirildiğinde; sanık Behice’nin her ne kadar maktulü kendisinin öldürdüğünü beyan etse de mahkemece düzenlenen keşifte maktulün sürüklendiği yerin taşlık olduğu ve düzgün olmadığı, ağaç ve tümsekle kaplı olduğu değerlendirilerek, tek başına erkek olan maktule yönelik kafasından balta ile öldürmesi sonrası, sürükleyerek taşımasının hayatın olağan akışına aykırıdır. Sanık Behice’nin anlatımından farklı olarak yapılan otopsi raporunda maktulün başında birden çok vuruş izine rastlanıldığının görüldüğü, Behice’nin ise soruşturma aşamasında maktulün başına bir kez vurduğunu beyan etti. Sanık Ümit ile babası Bayram’ın birlikte köyden ayrılarak kesim alanına gittiklerini beyan etmesine rağmen HTS kayıtlarının incelemesi sonucu düzenlenen analiz raporunda; sanıkların telefonlarının köy sınırları içerisinden sinyal verdikleri, bu doğrultuda Bayram ve oğlu Ümit’inde kesim alanında olmadıkları, öldürülen Satı Doğruoğlu ile birlikte köy sınırları içerisinde olduklarının tespit edilmiştir. Otopsi raporunda maktulün kafa bölgesinde balta ve ya nacak benzeri bir alet ile en az 3 defa vurulmuş olduğu kanaatine varıldı. Maktulün bulunduğu konumun samanlığa olan uzaklığının toplam 293 metre olarak ölçüldüğü, taşınma istikametinin engellerden oluştuğu, yaklaşık 80 kilogram ağırlığındaki maktulü, Behice’nin kaldırmak ve sürüklemek sureti ile taşıyamayacağı, samanlık bölgesindeki delil niteliği taşıyabilecek emarelerin şüphelilerce yer değiştirdiği kanaatine varılmıştır. Behice’nin olayda kullanmış olduğu baltayı yüksek olan tezgahın üzerinde saklamıştır. Olayda kullanılan uzun saplı balta üzerinde sanıklardan herhangi birinin parmak izinin tespit edilememesi, sanığın ölüm zamanının tam olarak bilinememesi, maktulün başında birçok kez vuruş izine rastlanılması, HTS kayıtlarına göre sanıkların cep telefonlarının aynı bölgelerden sinyal vermeleri ve tüm dosya kapsamı hep birlikte dikkate alındığında açıklanan sebeplerle mevcut delil ve tespitler karşısında maktulün tek bir kişi tarafından öldürülmediği, maktul Satı Doğruoğlu’na karşı balta ile birden çok seferde kafa bölgesine vurulması ve devamında maktulü cesedin bulunduğu bölgeye taşıyıp sürükleyerek ve bu suretle süreç içerisinde ölümüne sebebiyet verilmesi olayında tüm sanıkların fikir ve eylem birliği içerisinde hareket ederek üzerlerine atılı kasten öldürme suçunu iştirak halinde işledikleri, aşamalarda alınan savunmalar ile mevcut dosya kapsamı dikkate alındığında suça konu eylemin haksız tahrik altında gerçekleştirildiği değerlendirildiğinde sanıklar Behice, eşi Bayram ve oğlu Ümit’in haksız tahrik altında kasten öldürme suçundan ayrı ayrı 12 yıldan 18 yıla kadar hapis cezasıyla cezalandırılmasına, hükümle birlikte adli kontrol şartı uygulanan Ümit ve Bayram’ın da tutuklanması mütalaa ve talep olunur" denildi. "Maktul samanlığıma gelerek bana tecavüz etmeye kalktı, namusumu korudum" Mütalaayı kabul etmediğini söyleyen sanık Behice Ç., "Katılanların verdikleri ifadelerin hiçbirini kabul etmiyorum, maktul benim samanlığıma gelerek bana tecavüz etmeye kalktı, ben namusumu korudum. Bir kere değil bin kere yemin ederim oğlum ve eşimin bu olayda hiçbir bilgisi ve alakası yoktur. Ben 60 yaşındayım, katılanların derdi babalarının ölümü değil para peşindedirler, başkaca bir diyeceğim yoktur, beraatımı istiyorum" dedi. Sanık Bayram Ç. ise, iddia makamının mütalaasını kabul etmediğini belirterek, beraatımı talep etti. Sanık Ümit Ç. de, "Üzerime atılı hiçbir somut delil olmaksızın yapılan suçlamaları kabul etmiyorum, aksine olay günü ve olay saatinde evde olmadığıma dair gerek tanık beyanları, gerek güvenlik kamerası görüntüleri ve HTS kayıtları ile sabittir. Üzerime atılan suçlamaları kabul etmiyorum, yüce mahkemenizden beraatımı talep ediyorum" şeklinde konuştu. Katılan N.K. ise, "Ben de ilk aşamalardan beridir sanık Behice’nin değişik ifadelerini takip ediyoruz, bu eylemi tek başına yapmadığını düşünmekteyim, tek isteğim suçluların bulunması ve mahkemenizce gerekli cezanın verilmesidir" dedi. Katılan O. Doğruoğlu da, "Biz raporu bekliyorduk, zaten rapor da dosyaya geldi, ilk gün de söyledik, şimdi de söylüyoruz, bu kadın bu işi tek başına yapamaz, benim babam 180 boyunda iri yarı bir adamdı, mahkemeniz adaletine güveniyoruz, tüm sanıkların cezalandırılmasını talep ediyoruz" diye konuştu. Katılan Vekili Av. Osman Yiğit Çınaroğlu ise, "Mütalaayı dinlerken gözlerim doldu. 11. Celsedeyiz. Bu aşamaya kadar tüm beyanlarımızda vicdani yükünü ben üzerimde hissetmiştim, çok mücadele ettik, mütalaa ile birlikte bu yüküm hafifledi, mütalaaya katılıyoruz. Cinayetin sanıklar tarafından birlikte işlendiğine dair deliller ve ayrıntılı değerlendirme mütalaa içerisinde olduğundan sanıkların ayrı ayrı cezalandırılmasına karar verilmesini, tutuklu sanığın tutukluluk halinin devamına diğer sanıkların da hüküm ile birlikte tutuklanmalarına karar verilmesini talep etmekteyiz" şeklinde konuştu. Sanık Av. Mehmet Çiftci de, "İddia makamının esas hakkındaki mütalaasını kabul etmiyoruz, mütalaaya karşı yazılı savunmalarımızı hazırlamak üzere süre talebimiz vardır. Tutuklu kalınan süre, delillerin toplanmış olması ve suç vasfının müvekkil lehine değişme ihtimali göz önüne alınarak Behice’nin tahliyesini talep ediyoruz" dedi. Sanık Av. Özlem Çiftci ise, "İddia makamının mütalaasını kabul etmiyoruz, süre talebimiz vardır. Biz, iddia makamına müvekkillerimizin bu olaya ne şekilde ve hangi hareketleri ile iştirak ettikleri hususunu sormak istiyoruz. Bu kısımlar açıklanamamak ile birlikte müvekkillerimin olay saatinde olay yerinde olmadıklarını birçok maddi delil ile ispat etmiş durumdayız. Buna tanık anlatımları, HTS kayıtları, kamera görüntüleri dahildir. Hukuk sistemimizde iddia makamının müvekkillerimin suçlu olduğunu ispat etmesi gerekirken biz, suçsuzluğumuza ilişkin tüm delilleri dosyaya sokmuş durumdayız. Atılı eylemler burada iki insanın hayatını karartacak niteliktedir, iddia makamı sadece katılan tarafın delillerini toplamak durumunda değildir. İki tarafında delillerini toplamak durumundadır, olay yerinde dahi olmayan müvekkillerimin bu suça nasıl iştirak ettiklerine dair bir anlatım olmadan kasten öldürme suçundan cezalandırılmasını istiyor, ayrıntılı yazılı savunmamızı vereceğiz" diye konuştu. Mahkeme heyeti, avukatların süre talebinde bulunması üzerine duruşmayı ileri bir tarihe erteleyerek, sanık Behice Ç.’nin tutukluluğuna, Bayram Ç. ile oğlu Ümit Ç.’nin de adli kontrol şartlarının devamına karar verdi.
Muğla Muğla’nın Hokey yıldızları Avrupa sahnesine çıkıyor Bodrum Gündoğan ve Ege Yıldızları Spor Kulübü forması giyen 5 başarılı hokey sporcusu, Ümit Milli Hokey Takımı’na seçilerek Ay-yıldızlı formayı giymeye hak kazandı. Türkiye Hokey, Ümit Milli Hokey Takımı kadrosunu açıkladı. Muğlalı sporcular Aleyna Satılmış, Sıla Aleyna Çelebi, Nilay Nur Öztürk, Nur Nebi Baran ve Rüveyda Duruakan, gösterdikleri üstün performansla milli takım kadrosuna adlarını yazdırmayı başardı. Milli takıma seçilen Bodrum Gündoğan ve Ege Yıldızları Spor Kulübü sporcuları, Temmuz ayında Avusturya’nın başkenti Viyana’da düzenlenecek olan U21 Kadınlar Hokey Avrupa Şampiyonası’nda Türkiye’yi temsil edecek. Dev şampiyona öncesinde Ay-yıldızlı formayla sahaya çıkacak olan Muğlalı yıldızlar, Haziran ayında Alanya’da gerçekleştirilecek olan milli takım kampına katılacak. Alanya’daki yoğun sürecin ardından kendi illerinde çalışmalarına ara vermeden devam edecek olan sporcuların, şampiyona öncesi planlanan toplam iki kampın ardından Avrupa Şampiyonası hazırlıklarını noktalayacağı bildirildi. Konuya ilişkin önemli açıklamalarda bulunan Bodrum Gündoğan Spor Kulübü ve Ege Yıldızları Spor Kulübü Başantrenörü Serkan Şen, Muğla’da hokey sporunun geldiği noktaya dikkat çekti. Muğla Valiliği, Muğla Milletvekilleri, Gençlik ve Spor İl Müdürlüğü ile Muğla Büyükşehir Belediyesi’nin destekleriyle çocukları sporla buluşturmaya devam ettiklerini belirten Şen, şunları söyledi: "Hokey sahamızın yapımı hızla devam ediyor. Bugüne kadar 50’nin üzerinde, Muğlalı çocuğumuzu milli takımlara kazandırmanın gururunu yaşıyoruz. Bizim asıl amacımız yalnızca sportif başarılar elde etmek değil; Muğlalı çocukların hayatlarına dokunmak, onları geleceğe çok daha güçlü ve özgüvenli hazırlamaktır. Yeni sahamız tamamlandığında daha çok oyuncuyu milli takıma kazandırmak istiyoruz. Bu vizyoner yolda yanımızda olan ve bize destek veren tüm kurumlarımıza ve herkese yürekten teşekkür ediyorum" dedi.
Gaziantep Ağabeyini öldüren sanık hakim karşısında Gaziantep’te tartıştığı ağabeyini silahla vurarak öldüren Ahmet S. hakim karşısına çıktı. Gaziantep’te tartıştığı ağabeyi Mehmet S.’yi silahla vurarak öldürdüğü iddiasıyla tutuklanan kardeş Ahmet S., yargılandığı davada hakim karşısına çıktı. Gaziantep 4. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen duruşmada sanık Ahmet S. ve sanık avukatı hazır bulundu. Mahkemede savunma yapan sanık, olayın tartışma sırasında yaşandığını öne sürdü. "Oğlumdan şikayetçi değilim" Duruşmada olay gününü anlatan baba Hüseyin S., "Çocuklarım zaman zaman kendi aralarında tartışırlardı. Vefat eden oğlum Mehmet, genelde küfür eden biriydi. Olay günü küçük oğlum Yusuf beni arayarak kavga ettiklerini söyledi. Bunun üzerine Mehmet’i aradım. Mehmet telefonda bana, ‘Ahmet beni öldürmezse’ diyerek küfürlü ifadeler kullandı. Mehmet’in küfür eden bir yapısı vardı. Daha sonra oğlumu tekrar aradım. Olay yerine gittiğimde olay gerçekleşmişti. Ambulansı Ahmet aradı. Olayda kullanılan pompalı tüfek Ahmet’e aitti. Mehmet, Ahmet’e ağır hakaretlerde bulunuyordu. Oğlumdan şikayetçi değilim" dedi. "Onunla birlikte hastaneye gitmek istedim" Duruşmada savunma yapan sanık Ahmet S., "Olay günü çalışıyordum. Kardeşim Yusuf, olaydan birkaç gün önce bana şaka yapmıştı. Ben de ona şaka yaptım. Şakanın büyümesi üzerine küçük kardeşim Yusuf bana kırıldı. Daha sonra ağabeyim Mehmet iş yerine gelerek Yusuf’a daha düzgün davranmam gerektiğini söyledi. Ben de aramızda şakalaştığımızı anlattım. Ancak Mehmet ağabeyim bana hakaret etmeye devam etti. Bana, eşime ve küçük kız çocuğuma küfür etti. Özellikle kızıma küfür edince buna dayanamadım ve aramızda kavga çıktı. Kavga sırasında çevredeki esnaf arkadaşlar gelip bizi ayırdı. Beni dışarı çıkardılar. Ben de dışarı çıkıp motosikletimin üzerine oturdum. O sırada Mehmet ağabeyim tekrar yanıma gelerek benimle kavga etmeye çalıştı. Bana, ‘Şerefin, namusun varsa gidip bana sıkarsın, namusunu temizlersin’ şeklinde ifadeler kullandı. Bunun üzerine eve gittim. Eşim üç aylık hamileydi. Mehmet ağabeyimin tekrar gelip tartışma çıkaracağından korktuğum için silahı alıp arabaya koydum. Amacım silahı satmaktı. Daha sonra babam beni arayarak dükkana gelip sakin şekilde konuşmamızı istedi. Mehmet ağabeyimle evlerimiz altlı üstlü olduğu için ondan korkuyordum. Dükkana gittiğimde Mehmet ağabeyim yine bana hakaret etti ve ‘Namusunu temizliyormuşsun’ tarzında ağır ithamlarda bulundu. Bunun üzerine arabada bulunan silahı alıp getirdim ve rastgele ateş ettim. O an gözümü kapatmıştım. Gözümü açtığımda ağabeyimin yerde yattığını gördüm. Hemen yanına giderek kanı durdurmak için kolunu bağladım. Daha sonra ambulansa taşıdım ve sağlık ekiplerine yardımcı oldum. Ambulansta ben de onunla birlikte hastaneye gitmek istedim ancak izin vermediler. Sonrasında polise konum attım. Olay bu şekilde gerçekleşti. Çok pişmanım. Ağabeyimi öldürmek değildi amacım. Öldürmek gibi bir kastım da yoktu. Pişmanım" ifadelerini kullandı. Olay yerinde keşif yapılacak Savunmayı dinleyen mahkeme heyeti, dosyadaki eksik hususların giderilmesine, tanıkların dinlenmesine, olay yerinde keşif yapılmasına, HTS kayıtlarının incelenmesine ve sanığın tutukluluk halinin devamına karar vererek duruşmayı ileri bir tarihe erteledi. Olayın geçmişi Olay, 19 Kasım 2025’te Şahinbeyilçesi 75. Yıl Mahallesi’nde meydana geldi. İddiaya göre, Ahmet S. (24) ile ağabeyi Mehmet S. (29) arasında bilinmeyen bir nedenle tartışma çıktı. Kısa sürede büyüyen tartışma kavgaya dönüştü. Kavga sırasında Ahmet S.’nin ateşlediği silahtan çıkan kurşunlar ağabeyine isabet etti. Olay sonrası katil zanlısı kardeş kaçarken ihbar üzerine bölgeye polis ve sağlık ekipleri sevk edildi. Ağır yaralanan Mehmet S., olay yerinde yapılan ilk müdahalenin ardından Gaziantep Şehir Hastanesi’ne kaldırıldı. Mehmet S. yapılan tüm müdahalelere rağmen kurtarılamayarak olaydan bir gün sonra hayatını kaybetti. Cenaze, adli tıp kurumunda tamamlanan işlemlerin adına defnedilmek üzere yakınlarına teslim edildi. Öte yandan olay sonrası kaçan katil zanlısı kardeş Ahmet S., Asayiş Şube Müdürlüğü Cinayet Büro Amirliği ekiplerince yakalandı. Katil zanlısı kardeş, emniyette tamamlanan işlemlerin ve sağlık kontrollerinin ardından sevk edildiği adli makamlarca tutuklanarak cezaevine gönderilmişti.