GÜNDEM - 16 Ocak 2009 Cuma 10:43

Erdoğan: İsrail'in pervasızlığı diğer ülkelerin umursamazlığı

A
A
A
Erdoğan: İsrail'in pervasızlığı diğer ülkelerin umursamazlığı

Başbakan Erdoğan, AK Parti Genel Merkezi'nde belediye başkan adaylarının açıklanacağı toplantıda konuştu. Başbakan konuşmasının ilk bölümünü İsrail'in Gazze saldırılarına ayırdı.

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, İsrail'in Gazze'ye yönelik saldırıları karşısında Tevrat'tan alıntı yaparak, İbranice seslendi. Erdoğan, "Tevrat'taki 10 emirden altıncısı 'öldürmeyeceksin' yani 'lo teer tsakh'. İngilizcesi de 'You shall not kill'. Tevrat da, İncil de, Kuran-ı Kerim de insan hayatına kastetmeyi en büyük günah kabul eder" diyerek İsrail'i saldırıları bir an önce durdurmaya çağırdı. Erdoğan, İslam dünyasını da sert bir dille uyararak, "Bölük pörçük İslam dünyasında bir bütünlük yok. Arap Ligi bölünmüş durumda. Bölge ülkeleri arasındaki ayrışmalar Filistinli kardeşlerimizin acılarını daha da arttırıyor" dedi.

Erdoğan, BM Genel Sekreteri'nin bölge ziyareti sırasında BM binasının vurulmasına da tepki göstererek, "BM Güvenlik Konseyi son bir karar aldı. Bu karar bağlayıcı olmasına rağmen BM hala bu noktada seyrediyor. Niye? Bade harab-ül Basra olana kadar bu sessizlik devam ediyor. BM Genel Sekreteri İsrail'deyken Gazze'deki BM binası vuruluyor, bu açıkça dünyaya meydan okumadır, dünya ile dalga geçmektir" dedi.  

AK Parti Genel Merkezi'nde partisinin bazı belediye başkan adaylarını açıklayan Başbakan Erdoğan, İsrail'in Gazze saldırısı karşısındaki tepkisini bugün de sürdürdü.  

FİLİSTİNLİ YARALININ 'ŞEHADETE KADAR GİDERİM' SÖZÜ DUYGULANDIRDI...  

İsrail'in Gazze operasyonu 3. haftaya girdiğini, dün itibariyle hayatını kaybedenlerin sayısının bini aştığını, yaralı sayısının da 4 bine ulaştığını belirten Başbakan Erdoğan, 10 kişilik Gazzeli yaralı grubunu ve refakatçileri hava ambulansıyla Türkiye'ye getirdiklerini, daha fazlasını istediklerini ancak şu ana kadar alamadıklarını bildirdi. Salı günü Filistinli yaralıları hastanede ziyaret ettiğini belirten Erdoğan, "Gördüğüm manzarayı ifade etmekten, gönlümün derinliklerinde hissettiklerimi dile getirmekte zorlanıyorum. Duygu ve düşüncelerimi anlatmakta gerçekten kelimeler kifayetsiz kalıyor. Şüphesizki 10 yaralının içinde vücudu tamamen felç haline gelen var, ayakları kopan var, o fosforlu bombalar altında yanan Filistinli kardeşlerim var. Hele hele yeni evli bir genç kızımız var ki, 1 aylık yavrusunu kaybetti. Yanında ailesi var, aileden 9 kişi şehit olmuş. Fakat o hala rağmen annenin şu ifadeleri çok önemliydi. Anne şunu söylüyordu. 'Hiçbir yerden gıda yardımı gelmese de, hiçbir şey gelmese de ağaç yapraklarıyla beslenir ve sonuna kadar, şehadete kadar bu mücadelemizi sürdürürüz' diyordu" diye konuştu.  

TEVRAT'TAN SESLENDİ...  

İsrail'in askeri tesisleri, silahlı grupların karargahlarını vurmadığına dikkat çeken Erdoğan, "Çünkü Hamas'ta böyle şey ne gezer? Nerede olacak böyle birşey?" dedi. İsrail'in sivil yerleşim yerlerini, hastaneleri, camileri, okulları vurduğunu dile getiren Erdoğan, Filistin Kızılayı'nın hastanesinin, BM Mülteciler Sığınma Binası'nın, medya mensuplarının bulunduğu binanın vurulduğunu söyledi. "Bu saldırılar neyle izah edilebilir, bu vahşet hangi gerekçeyle meşrulaştırılabilir?" diyen Erdoğan, gencecik insanların, yaşlıların, kadınların, çocukların o bombalara maruz kalmasını, bedenlerinin yanıp tutuşmasını kimin neyle açıklayabileceğini ifade etti. Çağdaş dünyanın uzun zamanlardan süzülüp gelen kurallara, geleneklere, değerlere sahip olduğunu belirten Erdoğan, konuşmasında Tevrat'tan bir bölüm okudu. Erdoğan, "Savaşın bir hukuku vardır, operasyon yapmanın da bir hukuku vardır. Bizim öğrendiğimiz, bildiğimiz her semavi din insan hayatını kutsal sayar. İnsan hayatına kastetmeyi en büyük günah kabul eder. Tevrat da, İncil de, Kuran-ı Kerim'de bu böyledir. 10 emirden 6. derki, Tevrat'tan okuyorum şu anda. 'Öldürmeyeceksin'. İngilizce 'You shall no kill', İbranice 'Lo teer tsakh'. BM İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi de, İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi de, insanlık tarihinin tüm hak, hukuk belgeleri de masumiyete, yaşam hakkına veya yaşam hakkına tartışmasız şekilde önem verir. Bu apaçık hükümlere, kurallara rağmen o masum çocukları katletmeyi hangi dine, hangi hukuka, hangi insanlığa, hangi vicdanlığa sığdırabiliyorsunuz? İsrai'lin pervasızlığı bir tarafa dünya kamuoyunun tepkisizliği insanı daha fazla üzüyor. Gözümüzün önünde insanlık değerleri tükeniyor, ölüyor. Bu dram bütün insanlığın gözü önünde yaşanıyor. Bütün insanlık televizyonlarının karşısında her gün, her saat, canlı yayında bu trajedeyi izliyor" diye konuştu.  

'DÜNYA MEDYASI İSRAİL KONTROLÜ ALTINDA'  

Dünya medyasını da sert bir dille eleştiren Erdoğan, televizyonların çok ciddi bir kısmının da görüntü yayınlamadığını ve susturmak istediğini kaydeden Erdoğan, bunları da dünyanın görmediğini söyledi. İsrail'in kontrolü altında bir dünya medyası olduğunu dile getiren Erdoğan, "Bunlar objektif olarak bu yayınlarını yapabilseler o zaman olay çok farklı boyuta ulaşır. Ama hiç kimsenin sesi çıkmıyor, hiç kimse bu insafsızlığa dur demiyor" diye tepki gösterdi. Birleşmiş Milletler'i olaylar karşısında seyirci kalmakla suçlayan Başbakan Erdoğan, "BM Güvenlik Konseyi son bir karar aldı. Bu karar bağlayıcı olmasına rağmen BM hala bu noktada seyrediyor. Niye? Bade harab-ül Basra olana kadar bu sessizlik devam ediyor" dedi. AB'nin tutumuna da sert bir dille eleştiren Erdoğan, 18-19 Ocak'ta Brüksel'de olacağını ve bu konuları konuşacağını belirterek, AB'nin de seyirci kaldığını söyledi.  

'İSLAM DÜNYASI BÖLÜK PÖRÇÜK'  

Başbakan Erdoğan, İsrail'in Gazze saldırısı karşısında İslam dünyasının tavrını da sert bir dille eleştirdi. Başbakan Erdoğan, şöyle konuştu: "İslam dünyasına bakıyorsunuz, bölük pörçük, bir bütünlük yok. BM Genel Sekreteri İsrail'deyken Gazze'deki BM binası vuruluyor, bu açıkça dünyaya meydan okumadır, dünya ile dalga geçmektir. İsrail'e ben bir kez daha seslenmek istiyorum. Daha fazla can kaybı olmadan, daha fazla ocak sönmeden, daha fazla çocuklar ölmeden bu savaşı durdurun. Buradan bütün dünyaya sesleniyorum. Bu vahşete göz yummayın, bu katliama sessiz kalmayın. Çünkü sessiz kalan, susan bu yanlışa, bu ayıba ortak olur. Bizim Türkiye olarak şu andaki önceliğimiz derhal ateşkesin tesis edilmesidir. Bu amaçla operasyon başladığından beri çok yoğun diplomatik trafik sürdürüyoruz. Son olarak Özel Temsilcim başkanlığındaki heyeti bölgeye gönderdim. 11 Ocak Pazar gününden bu yana aralıksız çalışan ve yoğun bir mekik diplomasi yürüten heyetim Kahire, Şam ve Tel Aviv tarafıyla görüşerek, ateşkesin sağlanmasına yönelik bir çözüm önerisi ortaya çıktı. Bu çerçevede tüm taraflarla temaslar gerçekleştiriliyor, devam ediyor. Gün herkesin olup bitenler karşısında ortak bir tavır sergilemesi günüdür. Özellikle bölge ülkelerinin de birlik içinde hareket etmeleri, aralarındaki görüş ayrılıklarını bir tarafa bırakarak Gazze'deki trajediye derhal çözüm bulunabilmesi için gayret göstermeleri, enerjilerini bu yönde kullanmaları en büyük beklentimizdir. Bölge ülkeleri arasındaki ayrışmalar Gazze'deki Filistinli kardeşlerimizin çektikleri acıları daha da arttırıyor. Bu itibarle bölgedeki tüm ülkeleri ve halkları barış için birlikte çalışmaya davet ediyorum. Arap ligi bölünmüş durumda. Bugün 14 Arap ülkesi Doha'da birarada geliyor. BM Genel Sekreteri ve KKTC Cumhurbaşkanı burkada olacağı için Cemil Bey'i oraya gönderdim. Yine Arap Ligi'nin diğer ülkeleri ne yazıkki duyarsız kalıyor. İslam dünyasına bakıyorsunuz, orada da çok büyük ölçüde, büyük katılımla İslam ülkeleri parlamentolararası toplantı İstanbul'da yapıldı. Uluslararası camia da ateşkesin bir an önce tesis edilmesi için elinden gelen gayreti esirgememeli, bu insanlık dramına son verilmesine yardımcı olmalıdır."  

'İSRAİL HALA BM KAPISINDAN NASIL GİRİYOR?'  

Başbakan Erdoğan, dün akşam İspanya Başbakanı ile bir telefon görüşmesi yaptığını belirterek, İspanya Başbakanı'nın kendisine 'Bana ne düşüyorsa, ben de yapacağım ve gerekli çalışmaları yürütüyorum. Çok yoğun bir irtibat halinde olalım, bu diplomatik irtibatımızı farklı ülkelere de yansıtalım' dediğini açıkladı. BM Güvenlik Konseyi'nin ateşkes kararının hala uygulanamamış olmasının kabul edilemez olduğunu vurgulayan Erdoğan, "Fakat İsrail buna alıştı. İsrail bugüne kadar 100'e yakın BM kararını uygulamamış ülkedir. BM'ye sesleniyorum. BM Güvenlik Konseyi kararlarını bu denli hiçe sayan, yok kabul eden, uygulamayan ülke BM kapısından nasıl giriyor? Bu soruyu ben kendime soruyorum. Bir taraftan BM Güvenlik Konseyi kararı bağlayıcıdır, diyeceksiniz, öbür taraftan bu karara uymayan ülke çıkacak" diye konuştu. Erdoğan, bu noktadaki düşüncelerin BM Genel Sekreteri'ne de aktaracağını söyledi.  

'ÜLKEMDEKİ MUSEVİLERİN GÜVENCESİ TÜRKİYE CUMHURİYETİ DEVLETİ VE HÜKÜMETİDİR'  

Gazze'de yaraların sarılması için uluslararası camianın elbirliğiyle çalışmaya çağıran Erdoğan, Türkiye'nin de istikrar, barış ve huzurun sağlanmasi için elinden gelen gayreti göstereceğini kaydetti. "Bunu yaparken çıkar veya siyasi mülahaza göstermediğimizi, sadece insani ve vicdani duyarlılıkla hareket ettiğimizi, tüm ülkelerden de aynı yaklaşımı beklediğimizi ifade etmek isterim" diyen Başbakan Erdoğan, anti-semitizmin bir insanlık suçu olduğunu kaydetti. Bunu ilk söyleyen liderlerden biri olduğunu, bunu bölgede gür sesle dile getiren bir Başbakan olduğunu belirten Erdoğan, bunu söylerken dünyayı da İslamifobia karşısında duyarlılığa davet ettiğini bildirdi. İslamifobia'yı da büyük tehlike olarak gördüklerinin altını çizen Erdoğan, "Bu topraklar tarihin hiçbir döneminde bu insanlık suçuna iştirak etmemiş, göz yummamış, müsamaha göstermemiştir. Tam tersine Yahudiler kovulduğunda onlara kucak açan aziz ecdadımız olmuştur" dedi. Etnik ayrımcılığı, dinsel ayrımcılığı, mezhep ayrımcılığını asla kabul edemeyeceklerini ifade eden Erdoğan, şu mesajları verdi: "Bu ülkenin, bu bayrağın altında toplanmış herkes bizim birinci sınıf vatandaşımızdır. Hepimiz aynı havayı soluyoruz, aynı gök kubbe altında yaşıyoruz. Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlığı üst kimliğinde bir ve beraber olarak kader ortaklığı yapıyoruz. Bu toprakların, bu medeniyetin hoşgörü ikliminden hepimiz eşit derecede nasipleniyoruz. Ülkemdeki Musevi vatandaşlarım da insanlığa kasteden her türlü davranış karşısında onurlu bir duruş sergiliyor. Türkiye'de tüm azınlıkların Ermenilerin, Musevilerin, Hıristiyanların huzur ve güvenliğinin güvencesi Türkiye Cumhuriyeti devleti ve hükümetidir."  

'ERMENİLER GİREMEZ, KÖPEKLER GİRER' PANKARTINA KIZDI...  

Başbakan Erdoğan, Eskişehir'de Ermeniler de, Yahudiler de giremez, köpekler girer' diye pankart açan Osmangazi Kültür Dernekleri'ne de sert tepki gösterdi. Erdoğan, tepkisini şu sözlerle ortaya koydu: "Bu çok yanlış bir ifadedir. Böyle bir ifadeyi kullanmak duyarlı olan, Türkiye Cumhurniyeti vatandaşlığı hassasiyetini yakalayan, Türk milletinin tarihten gelen hoşgörü anlayışını yakalayan insanların yapacağı iş değil. Kusura bakmasınlar. Ama eminimki bizler bu hassasiyeti gösteren vatandaşlarımla herşeyi akıl, bilgi, tecrübe, kendi medeniyet değerlerimizle ölçerek biçerek insana öyle yaklaşacağız. Çünkü bizler yaradılanı yaradandan ötürü seven bir anlayışın mensuplarıyız. 70 milyon vatandaşımızın hak ve hukuku bizim güvenvemiz altındadır. Ülkemde hiçbir vatandaşımın baskı altında görmesini kabul edemem. Bu ülkede Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlığı üst kimliği altında toplanan herkes bizim birinci sınıf vatandaşımızdır, ülkemize gelen insanlar da aynı derecede bizim için önemlidir. Aynı tderecede bizim için güvence altındadır. Protestolar, tepkiler kendi vatandaşlarımızı incitmemelidir. Ülkemizin vatandaşlarına karşı da bir diğer vatandaş gruplarını tahrik etmek doğru değil. Asla evet diyemeyiz. Bu ülkenin engin hoşgörüsünü töhmet altında bırakacak hiçbir girişime evet diyemeyiz."

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Ankara Gölbaşı için temizlik seferberliği Gölbaşı Belediyesi, Taşpınar Mahallesi’nde kapsamlı bir temizlik çalışması gerçekleştirdi. Baharın gelişiyle birlikte Gölbaşı’nda temizlik çalışmaları hız kesmeden devam ediyor. Gölbaşı Belediyesi ekipleri, ilçe genelinde sürdürülen temizlik seferberliği kapsamında Taşpınar Mahallesi’nde temizlik çalışması gerçekleştirdi. Ekipler tarafından yürütülen çalışmalarda mahalle yolları tazyikli suyla yıkanarak hijyenik hale getirilirken, süpürme makineleri ile cadde ve sokaklarda biriken toz ve kirler temizlendi. Üfleme makineleri ve çalı süpürgeleri kullanılarak çevredeki çöpler titizlikle toplanırken, yol kenarlarında biriken atık malzemeler de araçlara yüklenerek bölgeden kaldırıldı. Yapılan çalışmalarla Taşpınar Mahallesi daha temiz, düzenli ve ferah bir görünüme kavuştu. "Sahada yoğun bir şekilde çalışıyoruz" Gölbaşı Belediye Başkanı Yakup Odabaşı, temizlik çalışmalarının yıl boyunca aralıksız sürdürüldüğünü vurgulayarak, "Gölbaşı’mız doğasıyla, havasıyla ve yaşam kalitesiyle Ankara’nın en özel ilçelerinden biri. Bizler de bu güzel ilçemize yakışır bir çevre oluşturmak için ekiplerimizle sahada yoğun bir şekilde çalışıyoruz. Taşpınar Mahallemizde gerçekleştirdiğimiz kapsamlı temizlik çalışması bu anlayışımızın bir parçasıdır. Amacımız sadece bugünü değil, yarını da temiz ve yaşanabilir kılmak. Bu nedenle temizlik faaliyetlerimizi belirli periyotlarla tüm mahallelerimizde sürdürüyoruz. Temizlik sadece belediyenin değil, hepimizin ortak sorumluluğudur. Bu noktada hemşehrilerimizin de çevreye duyarlı davranarak çalışmalarımıza destek vermesi bizler için çok kıymetli. Gölbaşı’nı birlikte daha temiz, daha düzenli ve daha güzel bir ilçe haline getireceğimize inanıyorum" dedi.
Denizli Ulayıcılık ve dokuma gençler tarafından ilgi görmüyor Denizli’nin Buldan ilçesinde dokuma ve ulama ustası Ahmet Salih, ata mesleğinin ilgi görmediğini ve mesleğin son zamanları olduğunu belirtti. Buldan ilçesinde 59 yaşındaki dokuma ve ulama ustası Ahmet Salih Gümüşkaya, baba mesleğini sürdürüyor. 6 yaşından beri dokumacılıkla uğraştığını belirten Gümüşkaya, ulama mesleğinin artık vatandaşlar tarafından heves eden olmadığı dile getirdi. El tezgahlarında Buldan bezi, peştamal, şal, fular gibi ürünleri dokuduğunu ifade eden usta Gümüşkaya, "Bizde elimizden geldiğince, sağlığımız elverdiğince bu ata mesleğimizi sürdüreceğiz" dedi. "Yeni nesil yetişmiyor, şu anda çalışanlar 60 ve üstü yaşlardaki dokumacılar" 45 yıldır hem dokumacılık hem de ulayıcılık yaptığını belirten Ahmet Salih Gümüşkaya, "Ulayıcılık, dikkat, sabır, el çabukluğu ve iyi bir göze sahip olmakla gerçekleşir. Ben bu işi babamdan öğrendim. 6 yaşından beri dokumacılıkla uğraşıyorum. Hem ulayıcılık hem de dokumacılık baba mesleğimdir. Buldan kültüründe dokumacılık çok önemlidir. Yumak bittiğinde dokumacılar beni arar haber verirler. Zaten şu anda bu işi yapan kişiler çok azaldı. Zamanında ulayıcılıktan çok ekmek yedim. El tezgahları ve motorlu tezgahlarda azaldı. Artık eskisi gibi dokumacılığa heves eden yok. Yeni nesil yetişmiyor. Şu anda çalışanlar 60 ve üstü yaşlardaki dokumacılar. Bu meslekte artık eski bir sanat oldu. Otomatik tezgahlarda çok daha fazla üretim yapıldığı için el tezgahlarında ve kara tezgahlarda dokuma yapan sayısı azaldı. El tezgahlarında Buldan bezi, peştamal, şal, fular dokunuyor. Biz de elimizden geldiğince, sağlığımız elverdiğince bu ata mesleğimizi sürdüreceğiz" diye konuştu.
İstanbul Vestel Mobilite ve Chint Power’dan stratejik iş birliği Vestel Mobilite, Chint Power ile gerçekleştirdiği iş birliği kapsamında Chint Power’ı enerji depolama sistemi ürünlerini Türkiye’de üretecek. İş birliği kapsamında Chint Power hem iç pazarda hem de yakın coğrafyalarda artan enerji depolama talebine Türkiye’nin yerli üretim gücüyle yanıt vermeyi hedefliyor. Vestel Mobilite, global enerji çözümleri sağlayıcısı Chint Power ile batarya enerji depolama sistemleri alanında stratejik iş birliğine imza attı. Türkiye ve Avrupa’nın elektrikli araç şarj altyapısında önemli projelere imza atan, enerji depolama sistemlerinde uzun yıllardır yatırım yapan şirket, iş birliği kapsamında Chint Power tarafından geliştirilen endüstriyel, ticari ve şebeke ölçekli batarya enerji depolama sistemlerini (EDS) Türkiye’de üretecek. Küresel pazarlarda faaliyet gösteren ve 5 üretim tesisi, 2 Ar-Ge merkezi, 255 teknik patent, 400’ün üzerinde üretim ekipmanı ve 300’ün üzerinde test ekipmanına sahip olan Chint Power; BloombergNEF Tier-1 listesinde yer alan önemli bir inverter ve enerji depolama çözümleri sağlayıcısı olarak hem küresel pazarlarda hem de Türkiye’deki faaliyetlerini aktif şekilde sürdürüyor. Gerçekleştirilen anlaşma kapsamında, Chint Power’ın ana ekipmanları kullanılarak Türkiye’de OEM üretimi yapılacak ve artan pazar talepleri yerli üretim gücüyle karşılanması hedefleniyor. Anlaşma; şebeke ölçekli enerji depolama sistemleri, ticari ve endüstriyel enerji depolama çözümleri, evsel enerji depolama sistemleri ve şarj istasyonlarını kapsıyor. Şirketin küresel deneyimi ile Vestel Mobilite’nin mühendislik ve üretim gücünü birleştirecek iş birliği sayesinde tüketicilere yüksek kalite ve güvenilir çözümler sunulması hedefleniyor. İstanbul’da 8-10 Nisan tarihleri arasında düzenlenen Solarex Fuarı’nda gerçekleştirilen imza töreniyle resmiyet kazanan iş birliği kapsamında Vestel Mobilite, yerli üretim altyapısını kullanarak Chint Power’ın enerji depolama sistemlerini Türkiye’de üretecek. Üretim kabiliyetini dünya standartlarına taşıyan ve pazar ağını dünyanın farklı coğrafyalarına yayan şirket, iş birliğiyle yalnızca Türkiye pazarındaki ihtiyaçlara değil, Avrupa başta olmak üzere yakın coğrafyalarda artan enerji depolama talebine de yanıt vermeyi amaçlıyor. "Enerji depolama sistemleri, enerji dönüşümünün en kritik bileşenlerinden biri haline geldi" Vestel Mobilite Genel Müdürü Ender Yüksel, iş birliğine ilişkin değerlendirmesinde, "Enerji depolama sistemleri, enerji dönüşümünün en kritik bileşenlerinden biri haline geldi. Şirket olarak bu alanda geliştirdiğimiz çözümleri, güçlü iş birlikleriyle daha geniş pazarlara taşıyoruz. Chint Power ile gerçekleştirdiğimiz iş birliği sayesinde, global ölçekte kabul görmüş enerji depolama sistemlerini Türkiye’de üretirken hem yerli pazarda hem de çevre coğrafyalarda artan talebe hızlı ve rekabetçi çözümler sunacağız. Üretim gücümüz, lojistik avantajımız ve mühendislik altyapımızla bu alanda önemli değer oluşturacağımıza inanıyoruz" diye konuştu. "Türkiye’nin enerji dönüşüm sürecinde enerji depolama sistemlerine olan ihtiyaç her geçen gün artıyor" Chint Power Yönetim Kurulu Başkanı Ercüment Kaya ise yaptığı açıklamada, "Türkiye’nin enerji dönüşüm sürecinde enerji depolama sistemlerine olan ihtiyaç her geçen gün artıyor. Chint Power olarak sahip olduğumuz küresel bilgi birikimi ve teknoloji / üretim gücünü, Vestel Mobilite’nin yerli üretim kabiliyetiyle bir araya getirerek önemli sinerji oluşturuyoruz. İş birliği kapsamında Türkiye’de gerçekleştireceğimiz üretim ile hem iç pazardaki artan talebe hızlı yanıt vermeyi hem de bölge ülkelere rekabetçi çözümler sunmayı hedefliyoruz. Güçlerimizi birleştirdiğimiz bu değerli iş birliğinin ülkemize ve tüm paydaşlarımıza hayırlı ve uğurlu olmasını diliyoruz" dedi. Enerji santralleri için yüksek kaliteli çözümler Söz konusu iş birliği, şirketin kendi Ar-Ge çalışmalarıyla geliştirdiği enerji depolama sistemlerine ek olarak, batarya alanında OEM üretim modeline geçişini de temsil ediyor. Enerji depolama sistemlerine yönelik talebin hızla arttığı Türkiye pazarında, özellikle depolamalı enerji santralleri için yüksek kaliteli çözümlere duyulan ihtiyaç da bu iş birliği ile karşılanacak. Vestel Mobilite ve Chint Power’ın iş birliği, teknik ve ticari avantajları bir araya getirerek yatırımcılar için rekabetçi ve güvenilir çözümler sunmayı da hedefliyor. CHINT Grubu hem küresel pazarlarda hem de Türkiye’de, yenilenebilir enerji alanında uçtan uca çözümler sunan global bir oyuncu olarak; bugün güneş paneli, inverter ve enerji depolama sistemlerini ve güneş enerjisi yatırımlarını kapsayan geniş ürün ve hizmet portföyüyle öne çıkıyor.
Gaziantep ’İletişimin Yeni Yüzyılı’ eğitim programı Gaziantep’te düzenlendi "İletişimin Yeni Yüzyılı" Güçlü İletişim, Etkin Kamu, Gaziantep eğitim programı, İletişim Başkanlığı Gaziantep Bölge Müdürlüğü ev sahipliğinde düzenlendi. T.C. Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı Gaziantep Bölge Müdürlüğü tarafından kamu kurum ve kuruluşlardaki basın ve halkla ilişkiler bölümünde görev yapanlara yönelik "İletişimin Yeni Yüzyılı" Güçlü İletişim, Etkin Kamu Gaziantep eğitim programı düzenlendi. Panorama müzesi toplantı salonunda düzenlenen programda, kurumsal kimlik disiplini, resmi yazışma kuralları, basın kartları, sosyal medyanın etkili kullanımı, stratejik metin yazımı, modern iletişim araçları ve kurumlar arası iş ve söylem birliği gibi konular ele alındı. "Kurumsal kapasitemizi en üst seviyeye çıkaracak başlıkları masaya yatırıyoruz" Kapsamlı şekilde hazırladıkları eğitim programı çerçevesinde, kurumsal kapasiteyi en üst seviyeye çıkaracak başlıkların konuşulacağını belirten T.C. İletişim Başkanlığı Başkan Yardımcısı İlhami Giray Şahin, "Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı olarak bizler, yalnızca bilgi aktaran bir kurum değil, aynı zamanda Cumhurbaşkanımızın ve devletimizin hakikati koruma misyonunda öncülük yapıyoruz. Millet-devlet iletişimini sağlayarak; vatandaşımızın devlete açılan kapısı olmaya devam ediyoruz. Kapsamlı şekilde hazırladığımız eğitim programı çerçevesinde, kurumsal kapasitemizi en üst seviyeye çıkaracak başlıkları masaya yatırırken aynı zamanda kurumlar arası iş ve söylem birliği hususlarına da vurguda bulunacağız. Eğitimimizde şu konuları ele alacağız. CİMER platformu hepinizin bildiği gibi, vatandaşlarımızın talep ve görüşlerini ilettiği önemli bir iletişim kanalıdır, millet-devlet iletişiminin de dayanağıdır. GENCİMER ile özellikle gençlerimize dokunan yeni nesil iletişim dilimizi daha da geliştireceğiz. Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın ifade ettiği gibi: gençlerle aynı yöne bakıyor, aynı duyguları paylaşıyor, aynı hayallerin peşinden gidiyoruz. Birileri sosyal medya mecralarında kendilerini gaza getirirken biz gençlerimizle yüz yüze, göz göze, diz dize, el ele, gönül gönüle Türkiye Yüzyılı’na yürüyoruz. Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığımız, faaliyetlerini ve görev alanını gençlerimize ilk elden aktarırken aynı zamanda hakikati koruma misyonunun kendileri için ne anlama geldiğini de ortaya koyacaktır" dedi. "Basın kartları resmi kimlik sayılacak" Doğru ve güvenilir bir habercilik anlayışıyla hareket eden basın mensuplarının güçlendirilmesi için faaliyetleri sürdürdüklerini aktaran Şahin, basın kartlarının resmi kimlik sayıldığını söyleyerek, "Devlet geleneğimizin ve kurumsal disiplinimizin temeli, kamuda söylem birliğidir. Yazışmalardaki nezaket dili, hukuki hassasiyet ve anlam bütünlüğü devletimizin vakarına yakışır şekilde sürdürülmelidir. Bugün burada vereceğimiz eğitimler, resmi yazışmaların bürokratik birer süreç olmanın ötesinde kamuda söylem birliğinin temelinde yer alan kritik bir iletişim süreci olduğunu da ortaya koyacaktır. Milletimizin sesi olan, kamunun vicdanı olan, mazlumların sesi olan, doğru ve güvenilir bir habercilik anlayışıyla hareket eden değerli basın mensuplarımızın güçlendirilmesi için faaliyetlerimizi sürdürüyoruz. Bu anlamda, İçişleri Bakanlığımızın da basın kartlarının resmi kimlik olduğuna dair hatırlatmasının Başkanlığımızın çalışmalarıyla eşgüdümlü şekilde gerçekleştiğini ifade etmek isterim. Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığımızın yerel medya ile olan ilişkilerinin geliştirilmesi için Bölge Müdürlüklerimizle koordineli çalışmalara devam ediyoruz" ifadelerini kullandı. "Sosyal medyanın etkili kullanılmasına ilişkin eğitim düzenlenecek" Sosyal medyanın etkili kullanılmasına ilişkin eğitim düzenleneceğini aktaran Şahin, "Sosyal medya kullanımının artmasıyla birlikte dezenformasyonun da yaygınlaştığı ve enformatik cehaletin hakim hale geldiği görülmektedir. Kamu kurumlarımız ve personelimiz dezenformasyon tehdidiyle dolu bu mecrayı, doğru ve etkili kullanmakla yükümlüdür. Bugün burada Cumhurbaşkanımızın çizdiği sınırlar ve ortaya koyduğu hassasiyetler çerçevesinde sosyal medyanın etkili kullanılmasına ilişkin eğitim düzenlenecektir. Bunu özellikle belirtmek isterim ki; bu program dinamik bir süreçtir ve sizin bu husustaki hassasiyetleriniz çalışmalarımıza değer katacaktır. Umut ediyorum ki faydalı bir etkinlik gerçekleştirmiş olacağız, bu vesileyle tüm katılımcılara teşekkür ediyor, hepinizi en içten duygularımla selamlıyorum" şeklinde konuştu. Gaziantep Büyükşehir Belediye Başkan Vekili Halil Uğur, düzenlenen eğitimin kamu kurumu ve kuruluşlarıyla yerel basın ve ulusal basındaki etkileri ve aradaki bağı güçlendirmek adına önemli olduğunu vurguladı. Resmi yazışmaların önemine dikkat çeken Gaziantep Vali Yardımcısı Abdullah Şen ise 3 etapta yapılacak eğitimlerin ve sosyal medya iletişiminin çok önemli olduğunu ifade etti. Program, katılımcılara CİMER eğitimi verilmesinin ardından son buldu. Düzenlenen programa, T.C. İletişim Başkanlığı Başkan Yardımcısı İlhami Giray Şahin, Gaziantep Vali Yardımcısı Abdullah Şen, Gaziantep Büyükşehir Belediye Başkan Vekili Halil Uğur ve Gaziantep Bölge Müdürü Mücahit Taşkın ile kurumların personeli katıldı.