POLİTİKA - 30 Temmuz 2016 Cumartesi 08:04

Erdoğan: 'Türkiye'de oynanan oyunu bozduk, şimdi sıra orada'

A
A
A
Erdoğan: 'Türkiye'de oynanan oyunu bozduk, şimdi sıra orada'

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, “Ülkemizde oynanan oyunu bir kez daha bozduk. Bundan sonra inşallah Suriye’deki oyunu da bozacağız, Irak’ta oynanan oyunu da bozacağız, Libya’da oynanan oyunu da bozacağız. Orta Doğu’da, Kuzey Afrika’da, dünyanın her yerinde mazlumların ve mağdurların tek bir gözyaşı kaybetmemesi adına oynanan oyunları bozacağız" dedi.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'nde bulunan Beştepe Millet Kongre ve Kültür Merkezi açılışı ile Şehitleri Anma Programı’nda, 15 Temmuz şehitlerinin yakınları, gaziler ve ailelerinin yanı sıra vatandaşlarla bir araya geldi. Programa TBMM Başkanı İsmail Kahraman, Başbakan Binali Yıldırım, Bakanlar Kurulu üyeleri, Genelkurmay Başkanı Orgeneral Hulusi Akar ile kuvvet komutanları, Diyanet İşleri Başkanı Mehmet Görmez, milletvekilleri ve çok sayıda davetli katıldı.

Türkiye’nin FETÖ ile mücadele sürecinde, tehdit oluşturan diğer terör örgütleriyle de mücadele etmekten kaçınmayacağının altını çizen Erdoğan, “Darbecilerden, onların iç ve dış destekçilerinden hesap sorarken intikam değil, adalet peşinde olacağız. FETÖ, PKK, DAİŞ, DHKP-C, ülkemizin ve milletimizin bekası için tehdit oluşturan tüm terör örgütlerinin başını ezmekte en küçük bir tereddüt göstermeyeceğiz. Düşman tek değil, düşman çok. ‘Ey düşmanım, sen benim ifadem ve hızımsın; gündüz geceye muhtaç, bana da sen lazımsın’ diyor üstat. Onun için Türk Silahlı Kuvvetlerimizde bu malum yapının dışında vatanına, milletine sahip çıkan kardeşlerimle, emniyet teşkilatımızda o takımın dışındaki polislerimizle, tüm korucularımızla birlikte bu bölücü terör örgütlerine karşı Türkiye’nin dört bir yanında mücadelemizi sürdüreceğiz. Bu ülkenin huzuruna, bu milletin refahına kastetmeye kimsenin hakkı yok. Bir olacağız, iri olacağız, diri olacağız, kardeş olacağız, hep birlikte Türkiye olacağız” diye konuştu.

“Darbe girişimi sürecinde dahi hukuktan tek bir taviz vermedik”

Türkiye’nin darbe girişimi sürecinde dahi hukuk sınırlarından dışarı çıkmadığını ve atılan her adımın kanunlara uygun olduğunu aktaran Erdoğan, “Türkiye bir hukuk devleti. Dikkat ederseniz darbe girişimi sürecinde dahi hukuktan tek bir taviz vermedik. Attığımız her adım, aldığımız her karar, hayata geçirdiğimiz her uygulama anayasaya, kanunlara uygundur. Meclisimizde, Milli Güvenlik Kurulumuzda, Bakanlar Kurulumuzda, Bakanlıklarımızda, tüm kurumlarımızda çalışmalarımızı hukuk sınırları içinde yürütüyoruz. Yaşanan olağanüstü dönemde yapılan eksikler, hatalar olursa, onlar için de hukuk yolu açıktır, açık kalmaya devam edecektir. Ama adaleti tesis etmek de boynumuzun borcudur. Ne diyor herkes? ‘İdam, idam, idam’ burası demokratik bir parlamenter sistemle yönetilen bir demokratik hukuk devletidir. Öyleyse burada hükümetin yapacağı bir şey var. Bu talebi alıp parlamentoya taşır ve parlamento bunu tartışır, bu yolda verilen karara da herkes uyar. Az önce yaralı kardeşim meseleyi açıkladı. Dedi ki; ‘Eğer bu konuda hükümetimiz sıkıntıya düşmeyecekse parlamento idamın dışında verilecek en ağır ceza neyse onun kararını alsın’ Orada problem yok. Diğeri de milletimizin talebidir. Bu talep de parlamentoya gelir ve parlamento bunu müzakere eder, ona göre de adımını atar. Kimse de ‘niye bu adımı attın’ deme hakkına sahip değildir. Bugün dünyanın büyük çoğunluğunda bu var mı, var. Türkiye’de de bu müzakere edilir, tartışılır ve adımı ona göre atılır. Mevlana hazretlerinin ifadesiyle ‘Bir şeyi yerli yerine koymak, bir şeyi olamaması gereken yere koymak’ adaleti böyle tanımlıyor. Bütün bunlar zulümden de ağırdır, bundan kaçınacağız. Olması gereken yere koyarak adaleti, olmaması gereken yerden de kaçınarak zulümden kaçınacağız. Milletimizin 15 Temmuz gecesi sergilediği birliğe, beraberliğe, dayanışmaya, kardeşliğe uygun şekilde hedeflerimiz sürekli büyüterek, adımlarımızı sıklaştırarak yolumuza devam edeceğiz” şeklinde konuştu.

“15 Temmuz gecesi dünyanın farklı yerlerinde yüz binlerce insanın kalbi bizim için atıyordu”

Yaptığı konuşmada, “Ülkemizde oynanan oyunu bir kez daha bozduk. Bundan sonra inşallah Suriye’deki oyunu da bozacağız, Irak’ta oynanan oyunu da bozacağız, Libya’da oynanan oyunu da bozacağız” diyenErdoğan, şunları söyledi:

“Sadece Fetullahçı Terör Örgütüyle değil, diğer terör örgütleriyle ve onların arkalarındaki güçlerle mücadelemizi daha güçlü, daha etkin bir şekilde sürdüreceğiz. Ülkemizde oynanan oyunu bir kez daha bozduk. Bundan sonra inşallah Suriye’deki oyunu da bozacağız, Irak’ta oynanan oyunu da bozacağız, Libya’da oynanan oyunu da bozacağız. Orta Doğu’da, Kuzey Afrika’da, dünyanın her yerinde mazlumların ve mağdurların tek bir gözyaşı kaybetmemesi adına oynanan oyunları bozacağız. Bunların hiçbiri ülkemizde yaşananlardan bağımsız değildir. Hepsi aynı senaryonun farklı sahnelerinden ibarettir. 15 Temmuz gecesi sadece Ankara’da, İstanbul’da değil, dünyanın farklı yerlerinde pek çok şehirde yüz binlerce insanın kalbi bizim için atıyordu. Elleri bizim için semaya kalkıyordu. Bu millet dünyada farklı bir yere oturdu. Bu insanlar Türkiye’deki mücadelenin 79 milyonla birlikte kendi istiklal ve istikbal mücadelesi olduğunu biliyordu. Ülkemize husumet besleyenler, teröristlerini üzerimize salanlar kendilerini dev aynasında görebilirler. Ama bu milletin arkasında çok daha büyük güç, çok daha büyük bir destek var. O da mazlumların duasıdır.”

“Siper ettiniz ve bu hayasızca akın durdu”

Erdoğan, İstiklal Marşı’nın üçüncü, dördüncü ve beşinci dörtlüklerini okuduğu konuşmasında, “Akif çok güzel ifade ediyor: ‘Ben ezelden beridir hür yaşadım, hür yaşarım. Hangi çılgın bana zincir vuracakmış, şaşarım. Kükremiş sel gibiyim, bendimi çiğner aşarım. Yırtarım dağları, enginlere sığmam taşarım. Garbın afakını sarmışsa çelik zırhlı duvar. Benim iman dolu göğsüm gibi serhaddim var. Ulusun, korkma nasıl böyle bir imanı boğar. Medeniyet dediğin tek dişi kalmış canavar. Arkadaş yurduma alçakları uğratma sakın siper et gövdeni dursun bu hayasızca akın.’ Siper ettiniz ve bu hayasızca akın durdu. ‘Doğacaktır Sana vaat ettiği günler Hakk’ın. Kim bilir belki yarın, belki yarından da yakın.” İşte bunu yazdınız, aynen İstiklal Marşı’nda olduğu gibi. Biz Hakk’ın vaat ettiği günlerin yakın olduğuna inanıyoruz” diye konuştu.


“Türkiye’deki demokrasiden, milletimizin hayat hakkından endişe duymayan hiçbir ülke lideri bizim dostumuz değildir”

Erdoğan darbe girişimine sessiz kalan batılı ülkeleri, “15 Temmuz darbe girişimi ve sonrasında dünyada aslında zaten bildiğimiz ama bu derece açık olarak ifade edilebileceğine ihtimal vermediğimiz pek çok tavra şahit olduk. Dostlarımızın samimi desteğini bir kenara koyarak söylüyorum. Pek çok devletin, pek çok devlet yetkilisinin ülkemizdeki darbe girişimine karşı tavrı demokrasi adına bir utanç belgesidir. Vatandaşlarımızın, asker elbisesi girmiş teröristlerin tanklarının altında ezilmesi, silahlarıyla vurulması, helikopterleriyle taranması, uçaklarıyla bombalanması maalesef bunların dikkatini çekmedi. Buna karşılık darbecilerle çok yakından alakadar oldular. Darbe girişimine karşı aldığımız Olağan Üstü Hal kararı, onları birden çok endişelendirdi. Benzer şeyler Amerika’da yok mu, Fransa’da, Almanya’da yok mu? Birçok yerde var. Ama hiçbirisinde bizim gibi yaşanan bir darbe girişimi yok. Alçakça katledilen 237 vatandaşımıza baş sağlığı, yaralanan 2 bin 191 insanımıza şifa dilemeyenler darbecilerin kötü muamele görme ihtimali karşısında adeta teyakkuza geçmiştir. Darbecilerin akıbetlerinden endişe ettikleri kadar Türkiye’deki demokrasiden, milletimizin hayat hakkından, geleceğinden endişe duymayan hiçbir ülke lideri bizim dostumuz değildir. Bunu böyle bilsinler. Bu ülkelerle diplomatik ilişkilerimiz mutlaka devam edecektir. Ama onların kalbimizdeki yeri asla yoktur ve farklıdır” ifadeleriyle suçladı.

Erdoğan: 'Türkiye'de oynanan oyunu bozduk, şimdi sıra orada'

“Zerre kadar demokrasi inançları varsa, gelsinler burayı görsünler”
15 Temmuz’da darbe girişiminde bulunan FETÖ mensuplarına, Ankara Savaşı sırasında Timur’un ordusunun tarafına geçen askerler benzetmesi yapan Erdoğan, “Bugün bir komutanımız ‘Akıncı meydanını mürtet olarak çevirelim’ dedi. Biz zaten aramızda müzakereye başladık. Orası mürtet. Yani kendi milletine, kendi ordusuna ihanet edip yani irtidat edenlerin, Timur’un yanına geçenler sebebiyle oraya mürtet adı konulmuş. Dönekler, işte şimdi de dönekler. Hatırlamamız lazım. O meşhur günden beri uluslararası medyayı takip edenler Türkiye’nin terör, darbe ve işgal girişimleri karşısındaki sağlam duruşunu hazmedemeyenlerin hezeyanlarına, ikiyüzlülüklerine ilişkin sayısız örnek göreceklerdir. İsterdim ki demokrasiden, demokratik parlamenter sistemden bahsedenler önce gelsinler de bizim parlamento binamızı bir görsünler. Zerre kadar demokrasi inançları varsa, gelsinler burayı görsünler. Ama gelmediler. Bunların içinde darbe girişiminde bulunanları önce niçin şahsımı öldürmedikleri için eleştirecek, onlara akıldanelik yapacak kadar niyetlerini açık edenler var. Açık açık söylediler. ‘Yanlış yaptınız, önce Erdoğan’ı öldürmeliydiniz’ dediler. Bu kadar ileri gidenler de oldu. Bizim dediğimiz zaten o değil ki. Biz kefenimizi giyerek yola çıktık zaten. Az önce de ‘Şehitlerimizi kıskanıyorum’ dedim. Çünkü o makam herkese nasip olmaz. Özellikle batılı ülke liderlerinin yaşadıklarımız için üzüntülerini ifade etmekten ziyade, bundan sonraki süreç için endişelerini ifade etmeleri gerçekten ibret verici. Türkiye’nin yaşadığı tehlikeyle mukayese edilemeyecek tehditler karşısında olağan üstü önlemler alarak tam destek verenler darbe girişimine rağmen ülkemizi eleştirerek samimiyetsizliklerini ortaya koyuyorlar. İşte Avusturya, işte Almanya, oralarda miting, yürüyüş yapmak isteyen bizim vatandaşlarımız, ama onların da vatandaşı, çifte vatandaşlara müsaade etmiyorlar. Evlerde Türk bayrağı asmalarını yasaklayacak kadar. Bunlar bu şekilde demokratlar. Karşılaştığımız bu tablo karşısında şaşırdık mı? Hayır. Peki, üzüldük mü? Evet. Her şeye rağmen birazcık hakkaniyet, birazcık empati beklemekten kendimizi alıkoyamıyoruz. 15 Temmuz’da gördük ki kimseden ne hakkaniyet, ne yardım, ne destek, ne anlayış bekleyemeyiz. 3 milyon mülteci ülkemizde var. Bunun için dünyadan bize gelen bir destek var mı? Yok. Sadece konuşuyorlar, sadece söz yapıyorlar. Ama biz şu anda STK’lar ve milli bütçemizden yaptığımız yatırımlarla neredeyse 20 milyar doları aştık. Biz, dünya elini uzatacak diye bu adımları atmadık. Dedik ki; ‘Bizim medeniyetimizde Ensar’lık farklı bir şey’ Biz Ensarız ve Muhacir’lere elimizi açtık, göğsümüzü açtık ve onları ülkemizde ağırlıyoruz. Ne yapacaksak kendimiz yapacağız. Bunun için uzun süredir yerli ve milli vurgusu yapıyoruz. Bunun için ‘Kendi göbeğimizi kendimiz kesmemiz lazım’ diyorum. Sanayide, ticarette, ihracatta, savunma sanayinde, yüksek sanayide, tarımda, hayvancılıkta velhasıl her alanda dışarıya bağlı olan değil, dışarıya veren durumuna gelmek mecburiyetindeyiz” değerlendirmelerinde bulundu.

“Toplu iğneyi dahi üretemeyen bir Türkiye’den buralara geldik”
Türkiye’ye yönelik saldırıların, Türkiye’nin güçlenmesinden endişe duyan kimseler tarafından gerçekleştirildiğinin altını çizen Erdoğan, “Son bir yıldır bölücü terör örgütüyle yürüttüğümüz mücadelede bu gerçeğin sayısız örneğine şahit olduk. Şayet ekonomide, savunma sanayinde belli bir duruma gelmemiş olsaydık ne terör örgütünün eylemlerinin, ne de bu darbe girişiminin altından kalkabilirdik. Ülkemize yönelik saldırıların böylesine pervasız hale gelmesi büyüyen, güçlenen, kendi kendine yeten Türkiye’den duyulan rahatsızlıktan kaynaklanıyor. Türkiye dünkü her şeyiyle dışa bağımlı Türkiye olsaydı, mücadeleyi daha başlamadan kaybetmiştik. Toplu iğneyi dahi üretemeyen bir Türkiye’den buralara geldik. Şu anda ideal bir seviyede olmayabiliriz. Ama en azından kritik dönemlerde kendi ayaklarımızın üzerinde durabilecek güce sahibiz. Her fırsatta 2023 diyoruz. Bu hedefe ulaşacağız. O seviyeyi ülkemizin geleceği için yeni bir dönemin başlangıcı olarak görüyoruz. Ne yaparlarsa yapsınlar, hangi tuzakları kurarlarsa kursunlar, hangi oyunları oynarlarsa oynasınlar Allah’ın izni ve yardımıyla 2023 hedeflerimize ulaşacağız” dedi.
Erdoğan konuşmasını Arif Nihat Asya’nın 'Dua' şiiri ile sonlandırdı.

Caner Ünver
 

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Ankara Gölbaşı için temizlik seferberliği Gölbaşı Belediyesi, Taşpınar Mahallesi’nde kapsamlı bir temizlik çalışması gerçekleştirdi. Baharın gelişiyle birlikte Gölbaşı’nda temizlik çalışmaları hız kesmeden devam ediyor. Gölbaşı Belediyesi ekipleri, ilçe genelinde sürdürülen temizlik seferberliği kapsamında Taşpınar Mahallesi’nde temizlik çalışması gerçekleştirdi. Ekipler tarafından yürütülen çalışmalarda mahalle yolları tazyikli suyla yıkanarak hijyenik hale getirilirken, süpürme makineleri ile cadde ve sokaklarda biriken toz ve kirler temizlendi. Üfleme makineleri ve çalı süpürgeleri kullanılarak çevredeki çöpler titizlikle toplanırken, yol kenarlarında biriken atık malzemeler de araçlara yüklenerek bölgeden kaldırıldı. Yapılan çalışmalarla Taşpınar Mahallesi daha temiz, düzenli ve ferah bir görünüme kavuştu. "Sahada yoğun bir şekilde çalışıyoruz" Gölbaşı Belediye Başkanı Yakup Odabaşı, temizlik çalışmalarının yıl boyunca aralıksız sürdürüldüğünü vurgulayarak, "Gölbaşı’mız doğasıyla, havasıyla ve yaşam kalitesiyle Ankara’nın en özel ilçelerinden biri. Bizler de bu güzel ilçemize yakışır bir çevre oluşturmak için ekiplerimizle sahada yoğun bir şekilde çalışıyoruz. Taşpınar Mahallemizde gerçekleştirdiğimiz kapsamlı temizlik çalışması bu anlayışımızın bir parçasıdır. Amacımız sadece bugünü değil, yarını da temiz ve yaşanabilir kılmak. Bu nedenle temizlik faaliyetlerimizi belirli periyotlarla tüm mahallelerimizde sürdürüyoruz. Temizlik sadece belediyenin değil, hepimizin ortak sorumluluğudur. Bu noktada hemşehrilerimizin de çevreye duyarlı davranarak çalışmalarımıza destek vermesi bizler için çok kıymetli. Gölbaşı’nı birlikte daha temiz, daha düzenli ve daha güzel bir ilçe haline getireceğimize inanıyorum" dedi.
Denizli Ulayıcılık ve dokuma gençler tarafından ilgi görmüyor Denizli’nin Buldan ilçesinde dokuma ve ulama ustası Ahmet Salih, ata mesleğinin ilgi görmediğini ve mesleğin son zamanları olduğunu belirtti. Buldan ilçesinde 59 yaşındaki dokuma ve ulama ustası Ahmet Salih Gümüşkaya, baba mesleğini sürdürüyor. 6 yaşından beri dokumacılıkla uğraştığını belirten Gümüşkaya, ulama mesleğinin artık vatandaşlar tarafından heves eden olmadığı dile getirdi. El tezgahlarında Buldan bezi, peştamal, şal, fular gibi ürünleri dokuduğunu ifade eden usta Gümüşkaya, "Bizde elimizden geldiğince, sağlığımız elverdiğince bu ata mesleğimizi sürdüreceğiz" dedi. "Yeni nesil yetişmiyor, şu anda çalışanlar 60 ve üstü yaşlardaki dokumacılar" 45 yıldır hem dokumacılık hem de ulayıcılık yaptığını belirten Ahmet Salih Gümüşkaya, "Ulayıcılık, dikkat, sabır, el çabukluğu ve iyi bir göze sahip olmakla gerçekleşir. Ben bu işi babamdan öğrendim. 6 yaşından beri dokumacılıkla uğraşıyorum. Hem ulayıcılık hem de dokumacılık baba mesleğimdir. Buldan kültüründe dokumacılık çok önemlidir. Yumak bittiğinde dokumacılar beni arar haber verirler. Zaten şu anda bu işi yapan kişiler çok azaldı. Zamanında ulayıcılıktan çok ekmek yedim. El tezgahları ve motorlu tezgahlarda azaldı. Artık eskisi gibi dokumacılığa heves eden yok. Yeni nesil yetişmiyor. Şu anda çalışanlar 60 ve üstü yaşlardaki dokumacılar. Bu meslekte artık eski bir sanat oldu. Otomatik tezgahlarda çok daha fazla üretim yapıldığı için el tezgahlarında ve kara tezgahlarda dokuma yapan sayısı azaldı. El tezgahlarında Buldan bezi, peştamal, şal, fular dokunuyor. Biz de elimizden geldiğince, sağlığımız elverdiğince bu ata mesleğimizi sürdüreceğiz" diye konuştu.
İstanbul Vestel Mobilite ve Chint Power’dan stratejik iş birliği Vestel Mobilite, Chint Power ile gerçekleştirdiği iş birliği kapsamında Chint Power’ı enerji depolama sistemi ürünlerini Türkiye’de üretecek. İş birliği kapsamında Chint Power hem iç pazarda hem de yakın coğrafyalarda artan enerji depolama talebine Türkiye’nin yerli üretim gücüyle yanıt vermeyi hedefliyor. Vestel Mobilite, global enerji çözümleri sağlayıcısı Chint Power ile batarya enerji depolama sistemleri alanında stratejik iş birliğine imza attı. Türkiye ve Avrupa’nın elektrikli araç şarj altyapısında önemli projelere imza atan, enerji depolama sistemlerinde uzun yıllardır yatırım yapan şirket, iş birliği kapsamında Chint Power tarafından geliştirilen endüstriyel, ticari ve şebeke ölçekli batarya enerji depolama sistemlerini (EDS) Türkiye’de üretecek. Küresel pazarlarda faaliyet gösteren ve 5 üretim tesisi, 2 Ar-Ge merkezi, 255 teknik patent, 400’ün üzerinde üretim ekipmanı ve 300’ün üzerinde test ekipmanına sahip olan Chint Power; BloombergNEF Tier-1 listesinde yer alan önemli bir inverter ve enerji depolama çözümleri sağlayıcısı olarak hem küresel pazarlarda hem de Türkiye’deki faaliyetlerini aktif şekilde sürdürüyor. Gerçekleştirilen anlaşma kapsamında, Chint Power’ın ana ekipmanları kullanılarak Türkiye’de OEM üretimi yapılacak ve artan pazar talepleri yerli üretim gücüyle karşılanması hedefleniyor. Anlaşma; şebeke ölçekli enerji depolama sistemleri, ticari ve endüstriyel enerji depolama çözümleri, evsel enerji depolama sistemleri ve şarj istasyonlarını kapsıyor. Şirketin küresel deneyimi ile Vestel Mobilite’nin mühendislik ve üretim gücünü birleştirecek iş birliği sayesinde tüketicilere yüksek kalite ve güvenilir çözümler sunulması hedefleniyor. İstanbul’da 8-10 Nisan tarihleri arasında düzenlenen Solarex Fuarı’nda gerçekleştirilen imza töreniyle resmiyet kazanan iş birliği kapsamında Vestel Mobilite, yerli üretim altyapısını kullanarak Chint Power’ın enerji depolama sistemlerini Türkiye’de üretecek. Üretim kabiliyetini dünya standartlarına taşıyan ve pazar ağını dünyanın farklı coğrafyalarına yayan şirket, iş birliğiyle yalnızca Türkiye pazarındaki ihtiyaçlara değil, Avrupa başta olmak üzere yakın coğrafyalarda artan enerji depolama talebine de yanıt vermeyi amaçlıyor. "Enerji depolama sistemleri, enerji dönüşümünün en kritik bileşenlerinden biri haline geldi" Vestel Mobilite Genel Müdürü Ender Yüksel, iş birliğine ilişkin değerlendirmesinde, "Enerji depolama sistemleri, enerji dönüşümünün en kritik bileşenlerinden biri haline geldi. Şirket olarak bu alanda geliştirdiğimiz çözümleri, güçlü iş birlikleriyle daha geniş pazarlara taşıyoruz. Chint Power ile gerçekleştirdiğimiz iş birliği sayesinde, global ölçekte kabul görmüş enerji depolama sistemlerini Türkiye’de üretirken hem yerli pazarda hem de çevre coğrafyalarda artan talebe hızlı ve rekabetçi çözümler sunacağız. Üretim gücümüz, lojistik avantajımız ve mühendislik altyapımızla bu alanda önemli değer oluşturacağımıza inanıyoruz" diye konuştu. "Türkiye’nin enerji dönüşüm sürecinde enerji depolama sistemlerine olan ihtiyaç her geçen gün artıyor" Chint Power Yönetim Kurulu Başkanı Ercüment Kaya ise yaptığı açıklamada, "Türkiye’nin enerji dönüşüm sürecinde enerji depolama sistemlerine olan ihtiyaç her geçen gün artıyor. Chint Power olarak sahip olduğumuz küresel bilgi birikimi ve teknoloji / üretim gücünü, Vestel Mobilite’nin yerli üretim kabiliyetiyle bir araya getirerek önemli sinerji oluşturuyoruz. İş birliği kapsamında Türkiye’de gerçekleştireceğimiz üretim ile hem iç pazardaki artan talebe hızlı yanıt vermeyi hem de bölge ülkelere rekabetçi çözümler sunmayı hedefliyoruz. Güçlerimizi birleştirdiğimiz bu değerli iş birliğinin ülkemize ve tüm paydaşlarımıza hayırlı ve uğurlu olmasını diliyoruz" dedi. Enerji santralleri için yüksek kaliteli çözümler Söz konusu iş birliği, şirketin kendi Ar-Ge çalışmalarıyla geliştirdiği enerji depolama sistemlerine ek olarak, batarya alanında OEM üretim modeline geçişini de temsil ediyor. Enerji depolama sistemlerine yönelik talebin hızla arttığı Türkiye pazarında, özellikle depolamalı enerji santralleri için yüksek kaliteli çözümlere duyulan ihtiyaç da bu iş birliği ile karşılanacak. Vestel Mobilite ve Chint Power’ın iş birliği, teknik ve ticari avantajları bir araya getirerek yatırımcılar için rekabetçi ve güvenilir çözümler sunmayı da hedefliyor. CHINT Grubu hem küresel pazarlarda hem de Türkiye’de, yenilenebilir enerji alanında uçtan uca çözümler sunan global bir oyuncu olarak; bugün güneş paneli, inverter ve enerji depolama sistemlerini ve güneş enerjisi yatırımlarını kapsayan geniş ürün ve hizmet portföyüyle öne çıkıyor.
Gaziantep ’İletişimin Yeni Yüzyılı’ eğitim programı Gaziantep’te düzenlendi "İletişimin Yeni Yüzyılı" Güçlü İletişim, Etkin Kamu, Gaziantep eğitim programı, İletişim Başkanlığı Gaziantep Bölge Müdürlüğü ev sahipliğinde düzenlendi. T.C. Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı Gaziantep Bölge Müdürlüğü tarafından kamu kurum ve kuruluşlardaki basın ve halkla ilişkiler bölümünde görev yapanlara yönelik "İletişimin Yeni Yüzyılı" Güçlü İletişim, Etkin Kamu Gaziantep eğitim programı düzenlendi. Panorama müzesi toplantı salonunda düzenlenen programda, kurumsal kimlik disiplini, resmi yazışma kuralları, basın kartları, sosyal medyanın etkili kullanımı, stratejik metin yazımı, modern iletişim araçları ve kurumlar arası iş ve söylem birliği gibi konular ele alındı. "Kurumsal kapasitemizi en üst seviyeye çıkaracak başlıkları masaya yatırıyoruz" Kapsamlı şekilde hazırladıkları eğitim programı çerçevesinde, kurumsal kapasiteyi en üst seviyeye çıkaracak başlıkların konuşulacağını belirten T.C. İletişim Başkanlığı Başkan Yardımcısı İlhami Giray Şahin, "Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı olarak bizler, yalnızca bilgi aktaran bir kurum değil, aynı zamanda Cumhurbaşkanımızın ve devletimizin hakikati koruma misyonunda öncülük yapıyoruz. Millet-devlet iletişimini sağlayarak; vatandaşımızın devlete açılan kapısı olmaya devam ediyoruz. Kapsamlı şekilde hazırladığımız eğitim programı çerçevesinde, kurumsal kapasitemizi en üst seviyeye çıkaracak başlıkları masaya yatırırken aynı zamanda kurumlar arası iş ve söylem birliği hususlarına da vurguda bulunacağız. Eğitimimizde şu konuları ele alacağız. CİMER platformu hepinizin bildiği gibi, vatandaşlarımızın talep ve görüşlerini ilettiği önemli bir iletişim kanalıdır, millet-devlet iletişiminin de dayanağıdır. GENCİMER ile özellikle gençlerimize dokunan yeni nesil iletişim dilimizi daha da geliştireceğiz. Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın ifade ettiği gibi: gençlerle aynı yöne bakıyor, aynı duyguları paylaşıyor, aynı hayallerin peşinden gidiyoruz. Birileri sosyal medya mecralarında kendilerini gaza getirirken biz gençlerimizle yüz yüze, göz göze, diz dize, el ele, gönül gönüle Türkiye Yüzyılı’na yürüyoruz. Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığımız, faaliyetlerini ve görev alanını gençlerimize ilk elden aktarırken aynı zamanda hakikati koruma misyonunun kendileri için ne anlama geldiğini de ortaya koyacaktır" dedi. "Basın kartları resmi kimlik sayılacak" Doğru ve güvenilir bir habercilik anlayışıyla hareket eden basın mensuplarının güçlendirilmesi için faaliyetleri sürdürdüklerini aktaran Şahin, basın kartlarının resmi kimlik sayıldığını söyleyerek, "Devlet geleneğimizin ve kurumsal disiplinimizin temeli, kamuda söylem birliğidir. Yazışmalardaki nezaket dili, hukuki hassasiyet ve anlam bütünlüğü devletimizin vakarına yakışır şekilde sürdürülmelidir. Bugün burada vereceğimiz eğitimler, resmi yazışmaların bürokratik birer süreç olmanın ötesinde kamuda söylem birliğinin temelinde yer alan kritik bir iletişim süreci olduğunu da ortaya koyacaktır. Milletimizin sesi olan, kamunun vicdanı olan, mazlumların sesi olan, doğru ve güvenilir bir habercilik anlayışıyla hareket eden değerli basın mensuplarımızın güçlendirilmesi için faaliyetlerimizi sürdürüyoruz. Bu anlamda, İçişleri Bakanlığımızın da basın kartlarının resmi kimlik olduğuna dair hatırlatmasının Başkanlığımızın çalışmalarıyla eşgüdümlü şekilde gerçekleştiğini ifade etmek isterim. Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığımızın yerel medya ile olan ilişkilerinin geliştirilmesi için Bölge Müdürlüklerimizle koordineli çalışmalara devam ediyoruz" ifadelerini kullandı. "Sosyal medyanın etkili kullanılmasına ilişkin eğitim düzenlenecek" Sosyal medyanın etkili kullanılmasına ilişkin eğitim düzenleneceğini aktaran Şahin, "Sosyal medya kullanımının artmasıyla birlikte dezenformasyonun da yaygınlaştığı ve enformatik cehaletin hakim hale geldiği görülmektedir. Kamu kurumlarımız ve personelimiz dezenformasyon tehdidiyle dolu bu mecrayı, doğru ve etkili kullanmakla yükümlüdür. Bugün burada Cumhurbaşkanımızın çizdiği sınırlar ve ortaya koyduğu hassasiyetler çerçevesinde sosyal medyanın etkili kullanılmasına ilişkin eğitim düzenlenecektir. Bunu özellikle belirtmek isterim ki; bu program dinamik bir süreçtir ve sizin bu husustaki hassasiyetleriniz çalışmalarımıza değer katacaktır. Umut ediyorum ki faydalı bir etkinlik gerçekleştirmiş olacağız, bu vesileyle tüm katılımcılara teşekkür ediyor, hepinizi en içten duygularımla selamlıyorum" şeklinde konuştu. Gaziantep Büyükşehir Belediye Başkan Vekili Halil Uğur, düzenlenen eğitimin kamu kurumu ve kuruluşlarıyla yerel basın ve ulusal basındaki etkileri ve aradaki bağı güçlendirmek adına önemli olduğunu vurguladı. Resmi yazışmaların önemine dikkat çeken Gaziantep Vali Yardımcısı Abdullah Şen ise 3 etapta yapılacak eğitimlerin ve sosyal medya iletişiminin çok önemli olduğunu ifade etti. Program, katılımcılara CİMER eğitimi verilmesinin ardından son buldu. Düzenlenen programa, T.C. İletişim Başkanlığı Başkan Yardımcısı İlhami Giray Şahin, Gaziantep Vali Yardımcısı Abdullah Şen, Gaziantep Büyükşehir Belediye Başkan Vekili Halil Uğur ve Gaziantep Bölge Müdürü Mücahit Taşkın ile kurumların personeli katıldı.