POLİTİKA - 14 Haziran 2016 Salı 17:51

Erdoğan’ın Putin’e gönderdiği mektupta ne yazıyordu?

A
A
A
Erdoğan’ın Putin’e gönderdiği mektupta ne yazıyordu?

AB Bakanı ve Başmüzakereci Ömer Çelik, Slovakya’da yaptığı açıklamada, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Putin’e gönderdiği mektubu değerlendirdi.

AB Bakanı ve Başmüzakereci Ömer Çelik, Slovakya’da yaptığı açıklamada, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Putin’e gönderdiği mektubu değerlendirerek, “Cumhurbaşkanımız bu büyük ilişkiyi bu olay çerçevesinde zarar uğratılmaması gerektiğini, karşılıklı askeri komisyon teknik komisyon olarak bu olayın araştırılmasına hazır olduğumuzu ve Türk-Rus ilişkilerine verdiği önemi ifade etti” dedi.

AB Bakanı ve Başmüzakereci Ömer Çelik, temaslarda bulunduğu Slovakya’da basın mensuplarına açıklamada bulundu. Çelik, yakın gelecekte Suriye’deki krizin ve Irak’taki istikrarsızlığın devam edeceği görüldüğünü belirterek, “Bu bizi daha büyük göç dalgalarıyla, daha büyük insani krizlerle baş başa bırakabilir. Şu anda Slovakya’dayız. Burasının nüfusunun yarısının kadar Suriyeli göçmeni biz misafir ediyoruz” dedi.

Çelik, “Büyük bir Avrupa gücü ve büyük bir Avrupa demokrasisi olan Türkiye’nin AB’ye tam üyelik süreci Türkiye’nin milli çıkarları için gerekli olduğu gibi Avrupa vizyonu için de Avrupa’nın bu büyük krizler karşısında yeni mekanizmaları, yeni ittifak alanları oluşturabilmesi için de son derece gerekli bir süreçtir” dedi.

“RUSYA AB, TÜRKİYE BÜTÜN BU DENKLEM TARİH BOYUNCA DA İÇ İÇE OLMUŞ”

Bakan Çelik, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Putin’e gönderdiği mektupla ilgili soruya, “İlişkilerde kriz noktasını oluşturan Rus uçağının düşürülmesi meselesinde teknik açıklama yapıldı ve denildi ki, biz angajman kuralları çerçevesinde kimliği belli olmayan, Türk hava sahasını ihlal eden bir uçağa dönük olarak bu eylemi gerçekleştirdik ve angajman kuralları çerçevesinde gerçekleşti bu. Bu angajman kuralları işletilirken uçağın Rus uçağı olduğu konusunda bir bilgi yoktu. Bunun Rusya’ya yönelik hasımane bir davranış gibi değerlendirilmemesi gerekir. Uzun bir tarihi ilişkimiz var. Rusya AB, Türkiye bütün bu denklem tarih boyunca da iç içe olmuş. Bazen rekabet düzeyinde, bazen iyi ilişkiler düzeyinde bu ilişki devam etmiş. Cumhurbaşkanımız bu büyük ilişkini bu olay çerçevesinde zarar uğratılmaması gerektiğini, karşılıklı askeri komisyon teknik komisyon olarak bu olayın araştırılmasına hazır olduğumuzu ve Türk-Rus ilişkilerine verdiği önemi ifade etti. Nitekim bugün gelinen noktada Cumhurbaşkanımızın yaklaşımı da şimdiye kadar ifade ettiği çizginin devamı olarak değerlendirilmelidir” yanıtını verdi.

Türk halkı ve Rus halkı arasında yakın bağların olduğunu belirten Çelik, Türkiye ve Rusya arasında hasımane bir ilişki olmasını istemediklerini belirtti. İlişkilerin dostluk çerçevesinde devam etmesi gerektiğini kaydeden Bakan Çelik, ilişkilerin hem dünya barışı açısından hem de bölge barışı açısından korunarak geliştirilmesi gerektiğini sözlerine ekledi. Sorun alanlarının masada konuşulması gerektiğini belirten Çelik, Cumhurbaşkanı ve Başbakanın, Putin ve Medvedev’e yazdığı mektupların bu niyetin en üst düzeydeki göstergesi olduğunu bildirdi.

“BU TİP İFADELER, SON DERECE VİZYONSUZ İFADELER”

Bakan Çelik, Cem Özdemir’in Türkiye’nin AB üyeliğine dair açıklamasına yönelik soruyu şu şekilde yanıtladı:

“Bu AB adına konuşma yetkisi olmayan bir şahıs kendisi adına belki konuşabilir. Partisinin resmi görüşü olup olmadığını da bilmiyoruz. zaten Türkiye ile ilgili bir değerlendirme yapması da doğru olmamış. Fakat, maalesef dar bakış açısı ile yapılan değerlendirmeler.”

“Bu tip ifadeler, son derece vizyonsuz ifadeler bunlar. Ayrıca AB ifadeleri ile uyuşmayan ifadeler” diyen Bakan Ömer Çelik, “Bu tür ifadeleri kimler kullanıyor diye bakarsak. bu ifadede olduğu gibi, Avrupa’da Türkiye karşıtlığını aşırı sağ kesimler, İslamafobik kesimler üretiyorlar. Aslında İslamofibia üretenler, antisemitizmi üretenler, yabancı düşmanlığı üretenler aynı kesimler, aşırı sağdaki bası unsurlar. Bunların bütün bu kapakları kaldırıp baktığınızda kökünde şunları görürsünüz. Aslında Eurofobik kesimlerdir. Dolayısıyla Türkiye karşıtlığı bir şifre haline gelmiştir” dedi.

Bakan Çelik, vize muafiyeti ile ilgili söylediği sözler nedeniyle dönemin AB Bakanı Volkan Bozkır tarafından sert bir şekilde eleştirilen ve geçen ay Dışişleri Bakanlığına çağrılarak kınanan AB Türkiye Delegasyonu Başkanı Büyükelçi Hansjoerg Haber bugün görevinden istifasını da değerlendirdi. Çelik, istifasının vize muafiyeti ile ilgili sarf ettiği sözlerden dolayı olduğunu düşünmediğini belirterek, “Bu bir diplomatın kesinlikle bilmesi gereken ilk kural, bütün diplomatların riayet ettikleri ilk kural. Görev yaptıkları ülkelerin değerlerine, görev yaptıkları ülkenin ortak bir değeri olan cumhurbaşkanı makamına saygıdır. Büyükelçi yaptığı konuşmada bu iki kuralı ihlal etmiştir. Gereken tepkiler kendisine de verilmiştir. Zannediyorum artık Türkiye’de görev yapmasının bir işlevi, bir manası kalmamıştır. O cümlede bir Türkiye eleştirisi değil, Türkiye karşıtlığı cümle gibi konumlanmıştı. AB ilişkileri vize serbestisi bunla bağlantılı olarak değerlendirmemek gerekir. Türkiye’de de dünyada da diplomasisin esası Cumhurbaşkanlığı makamına, o ülkenin esaslarına saygı esastır” ifadelerini kullandı. 

“KEMAL KILIÇDAROĞLU’NUN NE SÖYLEDİĞİNİ TAM ANLAYAMIYORUZ”

AB Bakanı ve Başmüzakereci Ömer Çelik, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun Amerikan tipi başkanlık sistemine destek olabileceklerine dair açıklamasına değinerek, “Kemal Kılıçdaroğlu’nun ne söylediğini tam anlayamıyoruz. Çünkü birbiriyle çelişen ve sık sık kendisini tekzip eden cümleler söylüyor” dedi.

Bakan Çelik Orlando saldırını ve saldırının ardından ABD Başkan Aday Adayı Donald Trump’ın açıklamasına değindi. Bakan Çelik, “Milli Güvenlik Kurulu’nda İslamafobia ile mücadele bağlamında bir karar alınmıştı. AB ile geliştirmeye çalıştığımız bu mekanizmaların ne kadar küresel anlamda da önemli olduğunu gösteriyor. Obama’nın son derece dengeli bir konuşması oldu, ardından Trump ‘Radikal İslami terör ifadesini kullanmadığı için Obama istifa etmelidir’ gibi siyasete çevirdi. Temel bir husus var. Aslında İslamofobia meselesinde, mesele dinler arası çatışmanın görüntüsünde olsa da onun gerisinde yabancı düşmanlığı ve ırkçılık var. İslamofia üretenlere bakın, dindar siyasetçiler mi diye? böyle bir gerçeklik yok. Orada ırkçılaştırma ve nefret söylemine dönüştürme var. Burada buna karşı en güçlü direnişin AB içinde oluşması gerekir” açıklamasını yaptı.

“RADİKAL TERÖRİSTLER İSLAM’I VE MÜSLÜMANLIĞI İSTİSMAR EDİYORLAR”

“Bir takım radikal teröristler İslam’ı ve Müslümanlığı istismar ediyorlar. İşin esası budur” diyen AB Bakanı Çelik, açıklamasını şu şekilde sürdürdü: 

“Ama Müslümanlık ve İslam, radikal teröre dönüşüyor demek işin esasını kaçırmak anlamına gelir. Yani bir takım teröristlerin bir dini, o dinin kutsal sembollerini istismar etmesi üzerinden o dinin isminin terörle yan yana gelmemesi lazım. İslamafobia ile yeterince mücadele etmezseniz bunun bir sonraki alt yazısında anti semitizm vardır, onun alt yazısında yabancı düşmanlığı vardır. Onun alt yazısında da AB düşmanlığı vardır.”
Bakan Çelik, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun Amerikan tipi başkanlığına destek olabileceklerine dair açıklamasına yönelik soruya, “Kemal Kılıçdaroğlu’nun ne söylediğini tam anlayamıyoruz biz. Çünkü birbiri ile çelişen ve sık sık kendisini tekzip eden cümleler söylüyor. Hakikaten ne dediğini derli toplu önümüzde görürsek değerlendirme yaparız. Biz tam değerlendirmeye başlıyoruz, o fikir değiştirmiş oluyor. Onun için onunla fazla zaman kaybetmeyelim. Sistem değişikliği, sistem nedir, rejim nedir, sistem tartışması mı yapıyoruz, rejim tartışması mı yapıyoruz, bu konularda bu kadar köklü bir partinin bu kadar gündemi ıskalayan cümleleri üzerinde çok durmak gerekir. Ana muhalefet partisi bu konuda en çok argüman üreten, en çok değerlendirme üreten odak olması gerekir, normal şartlar altında. Normal bir ana muhalefet gerçekliğinde. Maalesef bununla ilgili katkı göremiyoruz. Ana muhalefet partisi liderinin ağzından demokratik sistem içinde sistem tartışması ile ilgili olarak kan kelimesinin çıkması son derece üzücüdür. O da kötü bir cümle olarak, kötü bire leke olarak geçmiştir siyasete” yanıtını verdi.

“TÜRKİYE’DE GERÇEK MANADA DA HİÇBİR DÖNEMDE DE PARLAMENTER SİSTEM OLMAMIŞTIR”

Bakan Çeklik açıklamasını şu şekilde sürdürdü:
“Türkiye’de maalesef parlamenter sistem içinde güçlü bir güçler ayrılığı olduğunu söylemek mümkün değildir. Siyaset bilimi açısından değerlendirme yapılırsa da Türkiye’de gerçek manada da hiçbir dönemde de parlamenter sistem olmamıştır. Parlamenter sistem geleneğimiz var deniyor ama böyle bir sistem de olmamıştır. Aramamız gereken şey etiketleri çarpıştırmak, etiketleri vuruşturmak değil. içeriye odaklanalım ve şunu söyleyelim. AK Parti olarak başkanlık sistemini savunuyoruz. Diğer partiler de başka sistemleri savunuyorlar. Getirelim toplumun önüne koyalım. Herkes tasarısını getirsin ve biz şuna bakalım, etiketleri ve başlıkları çarpıştırmak yerine kimin önerisi daha kuvvetli bir şekilde kuvvetler ayrılığını temin ediyor, kimin önerisi temel haklar ve yargı düzenini garanti altına alıyor, kimin önerisi yargı bağımsızlığını ve yargı tarafsızlığını garanti altına alıyor. Buna bakalım hangisi daha kaliteliyse, hangisi daha yetkinse onun üzerinden bir tartışma yapalım.” 

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Yozgat Yozgat’ta öğrenciler trafiğe yön verdi Yozgat’ın Sorgun ilçesinde, trafik güvenliğine dikkat çekmek ve çocuklara trafik bilincini aşılamak amacıyla eğitim etkinliği düzenlendi. Sorgun Belediyesi ve Mehmet Akif Ersoy Ortaokulu iş birliğiyle gerçekleştirilen uygulamalı trafik eğitiminde, öğrenciler hem öğrendi hem de çevrelerine örnek oldu. Sorgun Belediyesi Zabıta Müdürlüğü ekipleri ve okul öğretmenleri gözetiminde gerçekleştirilen etkinlikte, öğrencilere yaya güvenliği ve trafik kuralları sahada anlatıldı. Trafik kurallarının sadece teoride kalmaması hedeflenen çalışmada, çocuklara yaya geçitlerinin kullanımı ve levhaların anlamları hakkında detaylı bilgiler verildi. Etkinlik kapsamında fosforlu güvenlik yelekleri giyen öğrenciler, ellerinde ‘Dur’ ve ‘Geç’ levhalarıyla yaya geçitlerinde görev aldı. Sürücülerin dikkatini çekmek için yollara çıkan minikler, yaya önceliği konusunda farkındalık oluşturdu. Renkli görüntülerin oluştuğu etkinlikte, araç sürücüleri de durarak öğrencilerin bu anlamlı çalışmasına destek verdi. "Uygulama mükemmel olmuş" Sürücü Murat Bozkurt "Uygulama mükemmel olmuş. Çünkü uygunsuz park yeri oluyor, uygunsuz çıkışlar oluyor. Mesela öğrenciler geliyor görmeyebiliyor. Burada 2-3 kişi bu işi yaparsa herkesin çocuğu sağlıklı bir şekilde gider gelir inşallah" dedi. "Bütün çocukların görevlendirilmesi lazım" Öğrenci velisi Mezile Genç uygulamanın her zaman olması gerektiğini belirtti. Genç, "Çocuklarımız trafik konusunda çok bilinçli değil. Bu yol hattı da çok yoğun. Her an aniden bir şey olabilir. Çocukların bilinçlenmesi açısından da güzel bir uygulama. Dikkatsiz sürücüler de var. Daha önceleri çok kazalar oluyordu. Bu sene biraz azaldı. Bütün çocukların görevlendirilmesi lazım onlar da bilinçlensin diye" ifadelerini kullandı. "Trafik kurallarını canlandırarak öğrendik" Uygulamada gönüllü olarak görev alan öğrenci Elif Cemre Ünal "Trafik kurallarını gerçeğinden öğrenmiş olduk. Canlandırarak öğrenmemizi daha da kolaylaştırdı. Doğru bilgiler öğrenmemizi sağladı. Bu görevi bize veren öğretmenimize çok teşekkür ediyoruz. Sürücüler de yaya geçidinde durmamaları gerektiğini öğrenmişlerdir" şeklinde konuştu.
Konya Babasını boğup öldürdükten sonra cenazesiyle 1 gün beklemiş Konya’da babasıyla yaşadığı evde çıkan tartışmada babasını boğarak öldürdükten sonra 1 gün babasının cenazesiyle aynı evde kalan zanlı, kardeşini arayarak olayı anlattıktan sonra evden ayrıldı. Şehir değiştirmek için yola çıkan zanlı, Cinayet Büro Amirliği ekiplerince yakalanarak gözaltına alındı. Olay, merkez Meram ilçesi Sahibiata Mahallesi Denizciler Sokak üzerine bulunan 3 katlı binada meydana geldi. Edinilen bilgiye göre, eşiyle ayrılık aşamasında olan 2 çocuk babası 39 yaşındaki Mehmet Akif T., sokak üzerindeki 3 katlı binanın üçüncü katında tek başına yaşayan babası 59 yaşındaki Tahsin Tosun ile kalmaya başladı. Geçtiğimiz pazar günü baba oğul arasında çıkan tartışma sonrası Mehmet Akif T. babasını öldürdü. Daha sonra 1 gün babasının cenazesiyle aynı evde kalan zanlı, dün akşam saatlerinde kız kardeşini arayarak ‘Babamı öldürdüm’ dedikten sonra telefonu kapatarak olay yerinden kaçtı. Babasını boğarak öldürmüş Dün akşam saatlerinde kardeşinin ihbarı üzerine adrese polis ve sağlık ekipleri sevk edildi. Polis ekipleri adrese ulaştığında baba Tahsin Tosun’u hareketsiz olarak buldu. Sağlık ekiplerinin ilk müdahalesinde Tosun’un hayatını kaybettiği belirlendi. Yapılan incelemede Tahsin Tosun’un boğularak öldürüldüğü tespit edildi. Şehir dışına kaçmaya çalışırken yakalandı Babasını öldüren zanlının yakalanması için çalışma başlatan Asayiş Şube Müdürlüğüne bağlı Cinayet Büro Amirliği ekipleri, şahsın gidebileceği adresleri tespit etmesinin ardından çalışma başlattı. Yapılan teknik çalışmanın ardından şahıs, şehir dışına kaçmaya çalıştığı sırada Cinayet Büro Amirliği ekiplerince yakalanarak gözaltına alındı. Emniyetteki işlemleri tamamlanan cinayet zanlısı Mehmet Akif T., hastanede sağlık kontrolünden geçirildikten sonra adliyeye sevk edildi.
İstanbul Türk Telekom patent başvurusunda zirvede Türk Telekom, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı tarafından açıklanan 2025 yılı verilerine göre, patent başvuru sayısında 2024 yılında elde ettiği liderliği 2025’te de sürdürdü ve Ar-Ge ile inovasyondaki yükselişini devam ettirerek bir kez daha zirvedeki yerini aldı. Türkiye’nin ‘Milli Teknoloji Hamlesi’ yolculuğunda önemli bir rol üstlenen Türk Telekom, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı tarafından açıklanan 2025 verilerine göre milli patent başvurularında 921’e ulaşarak bu alandaki liderliğini korudu. Şirket, 2024’te kazandığı Fikri Mülkiyet Liderliği’ni 2025 yılında da sürdürürken uluslararası standartlara katkı ve akademik yayın gibi Ar-Ge çıktılarında da önemli bir ivme yakaladı. Şirketin uluslararası standartlara katkısı yüzde 237 artarken, akademik yayın sayısı yüzde 129 yükseldi. Küresel standartlarda öncülüğünü devam ettiren Türk Telekom, Uluslararası Telekomünikasyon Birliği-Telekomünikasyon Standartlaştırma Birimi’ne (ITU-T) en fazla katkı sağlayan Türk firması olmasının yanı sıra, Üçüncü Nesil Mobil İletişim Ortaklık Projesi (3GPP) ve Avrupa Telekomünikasyon Standartlar Komitesi (ETSI) bünyesinde yürütülen 6G çalışmalarıyla da sektördeki lider konumunu güçlendirdi. "Milli teknolojileri hayatın her alanına taşımaya devam edeceğiz" Türk Telekom Network Genel Müdür Yardımcısı Zafer Orhan, şunları söyledi: "Şirket olarak Türkiye’nin dijital dönüşümüne liderlik ediyor, geleceği şekillendiren yeni nesil teknolojilerin hayata geçirilmesinde öncü çalışmalar yürütüyoruz. 2025 yılında milli patent başvuru sayımızı 921’e ulaştırdık ve bu alandaki liderliğimizi bu yıl da sürdürdük. Bu başarı, inovasyonu kurum kültürümüzün merkezine alan yaklaşımımızın ve güçlü mühendislik kabiliyetimizin bir sonucudur. 5G ve ileri mobil teknolojilerde geliştirdiğimiz milli çözümlerle küresel ölçekte önemli başarılara imza atıyor, bu çalışmalarımızın uluslararası platformlarda ödüllerle taçlandırılmasından gurur duyuyoruz. Teknoloji üretmenin ötesine geçerek geliştirdiğimiz çözümleri küresel ölçekte değer oluşturan ürünlere dönüştürüyoruz. Bu kapsamda Ar-Ge ve inovasyon çalışmalarımızı; 5G ve 6G haberleşme sistemleri, uydu bağımsız iletişim teknolojileri, karasal olmayan ağlar (NTN), yapay zekâ tabanlı ağ yönetimi ile sinyal işleme ve fiber-optik altyapı gibi stratejik teknoloji alanlarında yoğunlaştırıyoruz. Şirket olarak, teknoloji üreten ve ihraç eden Türkiye vizyonu doğrultusunda milli teknolojiler geliştirmeye ve bu teknolojileri hayatın her alanına entegre etmeye kararlılıkla devam edeceğiz." Milli teknoloji hamlesine güçlü katkı Yapılan açıklamaya göre, inovasyonu sahiplenen yaklaşımı, güçlü Ar-Ge altyapısı ve küresel iş birlikleriyle Türk Telekom, geliştirdiği teknolojileri dünya pazarlarına taşıyarak Türkiye’nin yüksek katma değerli teknoloji üretim kapasitesini artırmayı sürdürüyor. 5G çağına öncülük edenlerden olan şirket, bu alanda geliştirdiği çözümler ve hayata geçirdiği uygulamalarla liderliğini güçlendiriyor. 5G kapsamında çevrimiçi uzaktan ameliyattan akıllı tarıma, limanlarda akıllı taşıt takibi ve güvenli ulaşımdan dokunsal eldivenli VR kukla tiyatrosuna, canlı maç yayınından milli endüstriyel 5G şebekeye ve Atatürk Kültür Merkezi’nde VR gözlükle sunulan yenilikçi sanat deneyimine kadar farklı alanlarda uygulamalar hayata geçiren şirket, bu alandaki yetkinliğini uluslararası platformlarda elde ettiği başarılarla da ortaya koyuyor. Türk Telekom Teknoloji ve İnovasyon Merkezi açıldı: Ar-Ge gücünü deneyim merkezine taşıdı Şirket, Ar-Ge ve inovasyon alanındaki gücünü, Gayrettepe Genel Müdürlük yerleşkesinde 5G odağıyla tasarlanan ve yeni nesil bağlantı teknolojilerindeki liderliğini, somut kullanım senaryoları ile gerçek zamanlı uygulamalar üzerinden görünür kılmayı amaçlayan ‘Türk Telekom Teknoloji ve İnovasyon Merkezi’ ile ortaya koydu. 600 metrekarelik bir alan üzerinde hayata geçirilen Türk Telekom Teknoloji ve İnovasyon Merkezi’nde toplam 17 farklı kullanım senaryosu yer alıyor. Merkezde yer alan kullanım senaryoları, Türk mühendislerin geliştirdiği yerli dijital çözümlerden oluşuyor. Merkez, 5G’nin sunduğu yüksek hız, düşük gecikme ve yüksek kapasite gibi avantajların, endüstriyel dönüşümden akıllı şehir çözümlerine, simülasyon teknolojilerinden artırılmış gerçeklik çözümlerine kadar geniş bir yelpazede nasıl değer oluşturduğunu gerçek senaryolar üzerinden deneyimlemeyi sağlıyor. IoT uygulamaları tarafında görüntü işleme çözümleri, alçak seviye uydu iletişim sistemleri ve kestirimci bakım çözümü gibi çözümler yer alırken, deneyim alanını zenginleştiren farklı simülasyon ve etkileşim alanları da merkezin önemli bileşenleri arasında konumlanıyor.
Ordu Ordu’da jandarma aranan 48 şüpheliyi yakaladı Ordu’da jandarma ekipleri tarafından son 1 haftada yürütülen asayiş faaliyetlerinde aranması bulunan ve yakalanan 42 kişiden 18’i tutuklandı. İl Jandarma Komutanlığı ekipleri, sorumluluk bölgesinde son bir haftada yürüttüğü çalışmalar kapsamında 40 bin 976 kişinin sorgusunu gerçekleştirdi. Yapılan kontrollerde çeşitli suçlardan hakkında arama kararı bulunan 42 şüpheli yakalandı. Yakalanan şüphelilerden 18’i tutuklanarak cezaevine gönderildi. Ayrıca trafik faaliyetleri kapsamında 17 bin 741 araç kontrol edildi. 36 şüpheliye uyuşturucudan işlem Uyuşturucu ile mücadele çalışmaları kapsamında gerçekleştirilen 33 operasyonda 36 şüpheli yakalandı. Şüphelilerden 5’i hakkında ‘uyuşturucu madde imal ve ticareti’, 31’i hakkında ise ‘kullanmak için uyuşturucu madde satın almak, kabul etmek veya bulundurmak’ suçlarından adli işlem yapıldı. Yapılan aramalarda 73 gram sentetik kannabinoid, 28 gram kubar esrar, 4 adet sentetik ecza hap, 2 gram metamfetamin, 2 gram kenevir tohumu ve 3 adet uyuşturucu kullanma aparatı ele geçirildi. Kaçakçılık operasyonlarında 4 şüpheliye işlem Kaçakçılık ve organize suçlarla mücadele kapsamında yürütülen operasyonlarda ise 4 şüpheli hakkında adli işlem yapıldı. Operasyonlarda 1 adet gümrük kaçağı araç, 50 bin 480 adet içi tütün doldurulmuş makaron, 10 kilogram tütün ve bin 297 paket kaçak sigara ele geçirildi. Jandarma ekiplerinin il genelinde çalışmalarının devam edeceği bildirildi.
Tokat Uluslararası öğrenciler Tokat’ta Nevruz coşkusuna ortak oldu Tokat Gaziosmanpaşa Üniversitesi’nde düzenlenen Nevruz Bayramı etkinliklerinde uluslararası öğrencilerin de katılımıyla yakılan Nevruz ateşi etrafında oluşan renkli görüntüler coşkuya sahne oldu. Tokat’ta Nevruz Bayramı, coşkulu etkinliklerle kutlandı. Tokat Valiliği, Tokat Belediyesi ve Tokat Gaziosmanpaşa Üniversitesi (TOGÜ) iş birliğinde düzenlenen Nevruz etkinlikleri, TOGÜ Şehit Ömer Halisdemir Konferans Salonu’nda gerçekleştirilen programla başladı. Türk Dünyasında Nevruz konulu konferansta konuşan Gazi Üniversitesi öğretim üyesi Prof. Dr. Oğuzhan Aydın, Nevruz’un tarihi ve kültürel önemine değinerek bayramın Türk dünyasındaki ortak değerleri pekiştirdiğini ifade etti. Program kapsamında Nevruz ateşi yakılırken, geleneksel yarışmalar, halk oyunları gösterileri ve mehteran takımı performansı izleyenlerden büyük ilgi gördü. Katılımcılara geleneksel döner, pilav ve ayran ikramında bulunulurken, Nevruz Ormanı’na fidan dikimi de gerçekleştirildi. Etkinliklere üniversitede eğitim gören uluslararası öğrenciler de yoğun katılım sağladı. Özellikle Afrika kökenli öğrencilerin Nevruz ateşinin üzerinden atladığı anlar renkli görüntülere sahne oldu. Öğrencilerin neşeli anları, etkinliğe katılan vatandaşlar tarafından ilgiyle izlendi. Kültürel kaynaşmanın ön plana çıktığı programda, farklı coğrafyalardan gelen öğrencilerin Nevruz coşkusuna ortak olması dikkat çekti.