YEREL HABERLER - 23 Ekim 2013 Çarşamba 14:47

BU CAMİ KARADENİZ’DE TEK GÜMÜŞHANE’NİN TORUL İLÇESİNE BAĞLI BİN 850 METRE RAKIMDAKİ GÜZELOLUK KÖYÜNDE 131 YIL ÖNCE YAPILAN CAMİDEKİ DEPREM VE HEYELAN UYARI SİSTEMİ DİKKAT ÇEKİYOR

A
A
A
BU CAMİ KARADENİZ’DE TEK
GÜMÜŞHANE’NİN TORUL İLÇESİNE BAĞLI BİN 850 METRE RAKIMDAKİ GÜZELOLUK KÖYÜNDE 131 YIL ÖNCE YAPILAN CAMİDEKİ DEPREM VE HEYELAN UYARI SİSTEMİ DİKKAT ÇEKİYOR

Gümüşhane’nin Torul ilçesine bağlı bin 850 metre rakımdaki Güzeloluk köyünde 131 yıl önce yapılan camideki deprem ve heyelan uyarı sisteminin Karadeniz’de bir benzerinin olmadığı bildirildi.
Gümüşhane Kent Konseyi Başkanı ve köy sakinlerinden Hasan Pir, Gümüşhane’de Osmanlı döneminden kalma nadir camilerden birisi olan Güzeloluk köyü camisinin hicri 1299, miladi 1882 yılında Hekim Hasan Zirver Efendi tarafından yapıldığını söyledi.
Gümüşhane'ye 62, Torul ilçe merkezine ise 35 kilometre mesafedeki köylerinde yapılan caminin tarihinin yanında çok önemli bir özelliği olduğunu kaydeden Pir, bunun da caminin cümle giriş kapısının her iki tarafında mimar tarafından denge taşı adı verilen silindirik taşların yer alması olduğunu ifade etti.
Kapının her iki tarafında bulunan taşların döndüğünü kaydeden Pir, “Bu dönüşün sebebi şu: Caminin oturmuş olduğu zeminde herhangi bir kayma veya bir depremde herhangi bir çökme ve benzeri problem olursa o zaman denge taşları çalışmayacak. Hem sağ hem de sol tarafta bulunan bu taşlar cami yapıldığı tarihten bugüne kadar sürekli dönüyor. Demek ki yüzyıllar boyunca caminin zemininde herhangi bir çökme olmamış” dedi.
TÜRKİYE’DE 3 CAMİDE VAR, KARADENİZ’DE BENZERİ YOK
Denge taşlarının Türkiye’de çok az sayıdaki camide olduğunu kaydeden Pir, “Edindiğimiz bilgiye göre Edirne Üç Şerefeli Cami, İstanbul Nuru Osmaniye Cami ve Manisa Muradiye Camisi'nde var. Ama Torul ilçesine bağlı Güzeloluk köyündeki cami biraz farklı. Türkiye’deki üç camide bu denge taşları mihrabın iki tarafında yer almasına rağmen bu camide denge taşları caminin ana giriş cümle kapısının iki tarafında yer alıyor. Bu özelliği ile Türkiye’de nadir bir örnek. Şunu da rahat söyleyebiliriz bu şekliyle bir caminin Karadeniz bölgesinde başka bir örneği yok” diye konuştu.
RUS İŞGALİNDE MAVZER MERMİSİ KİTABEYE İSABET ETMİŞ
Caminin kitabesinin de tarihi bir özellik taşıdığını dile getiren Pir, Gümüşhane’de Osmanlı döneminden kalma çok az sayıda cami olduğunu belirterek “Caminin kitabesinin alt kısmında ki kırık Rusların Gümüşhane’yi işgali sırasında bu köye kadar yaklaşan Rus askerlerinin karşı dağdan attıkları mavzer mermisiyle kırıldığını biliyoruz” şeklinde konuştu.
CAMİNİN KİTABESİ
Türkçe’ye çevrilerek caminin son cemaat bölümüne asılan kitabesine göre Güzeloluk Camii, 1881-1882 yıllarında Hekim Hasan Zirver Efendi tarafından yapılmış. 8 beyitten oluşan kitabe İsa adında bir şair tarafından kaleme alınmış. Kitabenin birinci beytinde camiyi yapan Hekim Zirver Efendi'nin yaşadığı yüzyıl içinde ikinci Lokman Hekim unvanını aldığı belirtiliyor. Kitabenin ikinci beytinde ise Hekim Zirver Efendi'den övgüyle bahsedilirken, "İçinde bulunduğu yüzyılın, hem Sokrat'ı hem de eski Yunan hekimi Hipokratis'i ve hem de Eflatun'u odur. Bilgisi ve yaptığı güzel hizmetleriyle tıp ilmine onlar gibi düzen vermiştir" deniliyor.
Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Sivas Arazide tek başına yürüyen yavru vaşak, sürüden ayrılan pengueni hatırlattı Sivas’ta sürücünün tarlada fark edip görüntülediği yavru vaşak, arazide uzaklaşırken arkasına dönüp bakmasıyla yıllar sonra yeniden gündeme gelen ’sürüsünden ayrılan penguen’ belgeselindeki sahneyi hatırlattı. Sivas’ta yaşayan Musa Karaçınar, aracıyla Doğanşar ilçesi tarafına doğru seyir halindeyken yolun ortasında su birikintisine benzer koyu renkli bir karartı fark etti. Durumdan şüphelenen Karaçınar, aracını yol kenarına çekerek, karartıyı incelemeye başladı. Yaklaştığında bunun yavru bir vaşak olduğunu anlayan Karaçınar, cep telefonuyla görüntü almaya başladı. Bir süre yol kenarında duran vaşak, daha sonra ağır adımlarla arazinin içine doğru ilerledi. Karaçınar, vaşağı gözden kaybolana kadar bir müddet daha izledi. Arazide uzaklaşan vaşağın ilerlerken bir an arkasına dönüp bakması ise dikkat çekti. Bu anlar, Encounters at the End of the World adlı belgeselde yer alan ve sürüsünden koparak tek başına ters yöne yürüyen penguen sahnesini hatırlattı. Söz konusu penguen görüntüleri, yıllar sonra sosyal medyada yeniden paylaşılarak gündem olmuş, ’sürüsünden ayrılıp kendi yolunu seçen penguen’ olarak geniş kitlelerce konuşulmuştu. "Yavru bir vaşaktı" İlk defa bir vaşak gördüğünü söyleyen Musa Karaçınar, "Doğanşar tarafında aracımla yolculuk yapıyordum. Daha sonra ise yolun ortasında bir vaşak olduğunu fark ettim. Aracımdan inip fotoğraflarını ve videolarını çekmeye çalıştım ama kaçtı. İlk defa vaşak gördüm ve arabadan iner inmez görüntü almaya başladım. Büyük değil yavru bir vaşaktı" dedi.
Elazığ Ramazan soflarının vazgeçilmezi ’Badem Şekerine’ yoğun talep Elazığ’da her Ramazan olduğu gibi bu yıl da kentin ’beyaz altını’ olarak dillendirilen bademin, şeker yolculuğu başladı. Ramazan ayından standart düzeyde yapılan badem şekeri 11 ayın sultanının gelmesiyle rekor üretime geçiyor. Osmanlı döneminde yapıldığı bilinen, Elazığ’da Ramazan ayında hemen her eve giren, yurt dışına da gönderilen badem şekeri, bu yıl da birçok işletmede yapılmaya başlandı. Yılın 11 ayında çok az üretimi olan ve kentte ’beyaz altın’ olarak dillendirilen badem şekerinin üretimi, Ramazan ayında ise rekor kırıyor. Günlük üretim ve tüketimi yaklaşık 5 kat artan badem şekeri için ustalar tatlı bir telaş içine giriyor. Kilogramı 500 liradan alıcı bulan ve ağırlıklı olarak yerli bademle hazırlanan kentin ’beyaz altını’ 3 saatte hazır hale geliyor. Badem, 1 saat boyunca kavrulmasının ardından 2 saat de özel kazanda şekerleniyor. Vatandaşlar, iftardan sonra çayın yanında kan şekerini düzenlediğini belirttikleri badem şekerine rağbet gösteriyor. Tüm İslam aleminin Ramazan ayını kutlayan badem şekeri ustası Coşkun Ceylan, "Badem şekeri, Osmanlı’dan gelen bir gelenektir. Özellikle Elazığ’da normal zamanlarda da talep oluyor ama Ramazan aylarında sofraların olmazsa olmazı oluyor. Orucunu açan mutlaka çayın yanında badem şekerini içiyor. Normalde badem şekerinin en lezzetlisi şekeri az olandır. Çayın yanında o damak tadını oluşturmalıdır. Normal zamanlarda 150-200 kilogram badem şekeri satarken, Ramazan ayında 5 katına 750 kilogram civarında satış gerçekleştiriyoruz. Bu da insanların talepleri üzerine oluyor. Dışarıda yaşayan Elazığlı vatandaşlara da buradan çok gönderiyoruz. Badem şekeri soflardan sonra çayın vazgeçilmezidir. Fiyat, geçen sene badem ağaçlarına don vurmasından dolayı ister istemez badem fiyatlarını yükseltti. Geçen sene kilosunu 300 liraya verdiğimiz badem şekeri 500 liradan satılıyor" dedi.
Bursa Arena Anne-Baba Okulu’nda sertifika heyecanı Arena Eğitim Kurumları’nın, Bursa Uludağ Üniversitesi (BUÜ) iş birliğiyle hayata geçirdiği "Anne Baba Okulu" projesi, ikinci dönemini başarıyla tamamladı. 10 hafta boyunca uzman akademisyenlerden eğitim alan ebeveynler, Arena Okulları Beşevler Kampüsü’nde düzenlenen törenle sertifikalarına kavuştu. Törene BUÜ Eğitim Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Salih Çepni, Arena Eğitim Kurumları Bilim Kurulu Başkanı Prof. Dr. Feyyat Gökçe, Arena Eğitim Kurumları Yönetim Kurulu Başkanı Celal Arslan, BUÜ Öğretim Üyesi Dr. İsmail Çimen kurum yöneticileri ve çok sayıda veli katıldı. Arena Eğitim Kurumları Yönetim Kurulu Başkanı Celal Arslan, projenin hem kurum hem de toplum için taşıdığı değeri vurguladı. Eğitimin evdeki değişimle başladığına dikkat çeken Arslan, "Bugünkü tabloyu kelimelerle anlatmak mümkün değil; bizim için gerçekten çok anlamlı bir gün. 10 hafta boyunca hem Bursa’dan hem de çevre illerden çok değerli hocalarımız velilerimizle buluştu. Projemizdeki temel felsefe ’evi değiştirmekti’. İnanıyoruz ki evdeki ortamı dönüştürebilirsek, çocuklarımız hayata çok daha güçlü adapte olacaklardır. Kendi velilerimizle sınırlı kalmayıp, bu bilinçle Bursa genelinde öncü bir rol üstlenmek ve benzer çalışmalara model teşkil etmek istiyoruz. Çünkü biliyoruz ki çevremiz güzelleşirse biz de güzelleşiriz. Bu toplumsal gelişim vizyonuyla hareket ederek, her yıl daha da güçlenen bu projeyi kentimiz için köklü bir geleneğe dönüştürmeyi amaçlıyoruz. Bu yolda bizden desteğini esirgemeyen, Eğitim Fakültesi Dekanımız Prof. Dr. Salih Çepni ve Bilim Kurulu Başkanımız Prof. Dr. Feyyat Gökçe hocalarımız başta olmak üzere emeği geçen herkese teşekkür ediyorum" ifadelerini kullandı. BUÜ Eğitim Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Salih Çepni ise konuşmasında, projeyle üniversite-şehir iş birliğinin en güzel örneklerinden birinin sergilendiğini belirtti. Ebeveynlerin eğitimdeki rolüne değinen Çepni, "Anne Baba Okulu, iki yıllık süreçte kendi kültürünü ve sistemini oluşturmuş kıymetli bir proje. Bursa Uludağ Üniversitesi Eğitim Fakültesi olarak topluma hizmet etme misyonumuz doğrultusunda, bu çalışmanın bilimsel tarafında yer almayı ve akademik bilgiyi sahaya indirmeyi önemsiyoruz. Velilerimizin ’tüm sorumluluk okulda olsun’ anlayışından uzaklaşarak okul ile aktif bir iş birliği içine girmesi, çocuklarımızın geleceği için en büyük kazanımdır. Bu modelin zamanla daha da zenginleşerek çok daha geniş kitlelere ulaşacağına kalpten inanıyorum" diye konuştu. Program süresince veliler; 21. yüzyılda ebeveynlik, dijital dünyada çocuk yetiştirme, akran zorbalığı, güvenli bağlanma ve etkili iletişim gibi kritik başlıkları ele aldı. Alanında uzman akademisyenlerin sunumlarıyla gerçekleşen eğitimler, ebeveynlere çocuklarının gelişim süreçlerinde karşılaştıkları zorluklara karşı bilimsel ve pratik çözüm yolları sundu. Tören, protokol üyelerinin velilere sertifikalarını takdim etmesi ve çekilen hatıra fotoğrafı ile sona erdi.