GÜNDEM - 25 Şubat 2015 Çarşamba 18:57

Fırat Çakıroğlu'nun annesi konuştu

A
A
A
Fırat Çakıroğlu'nun annesi konuştu

Ege Üniversitesi'nde çıkan olaylarda öldürülen Ülkü Ocakları temsilcisi Fırat Yılmaz Çakıroğlu'nun annesi Özlem Erdem, "İntikam, taşla, sopayla alınmaz. Fırat gibi bilgi sahibi olup, kalemleriyle bir şey yapsınlar. Bu sağ sol davası değildir" dedi.

Geçen cuma günü meydana gelen olayda Ege Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümü 4. sınıf öğrencisi Fırat Yılmaz Çakıroğlu hayatını kaybetmişti. Çakıroğlu, 4 gün önce binlerce kişinin katıldığı törenle İzmir’de toprağa verilmişti.

Çakıroğlu'nun Bursa’da yaşayan annesi Özlem Erdem, 2002 yılından bu yana eşinden ayrı yaşadığını, son 5 yıl içinde babasını, amcasını, amcakızını ve en son oğlunu kaybettiğini söyledi. Acıların peş peşe geldiğini belirten Erdem, “Çok yoğun geçiyor, bütün duyguları aynı anda yaşıyorum. Yüreğimdeki acıyı aynı anda, mutluluğu aynı anda yaşıyorum. Müthiş yüreğim yanıyor, çok acı çekiyorum. Halen kabullenemiyorum. Ama bir taraftan da o sevgi selini görünce bu beni çok mutlu ediyor. Fırat'ın sevildiğini biliyordum, ama bu kadar sevildiğini, bu kadar bir kalabalık topluluğu geleceğini ben düşünmemiştim. Duyuyorum, bazı yerlerde Fırat’ın adını yaşatmaya devam ediyorlar. Bir çok salona Fırat’ın adını vermişler. Bir Türkmen bebeğe Fırat Yılmaz adını vermişler, çok duygulandım. Fırat’la gurur duyuyordum, artık herkes gurur duyuyor” dedi.

“BU SAĞ SOL DAVASI DEĞİL”

Ege Üniversitesi’nde yaşanan üzücü olayın sağ sol çatışması olmadığına dikkat çeken Özlem Erdem sözlerini şöyle sürdürdü:
“Bu sağ sol davası değildir. Biz ailece zamanında halk adamı diye Ecevit’in partisini tutuyorduk. Oğlum gençliğinin verdiği heyecanla MHP’ye yaklaştı. Demokratik bir aileydik Anne baba CHP’li, ama oğlumuz MHP’li. Böyle olmasından her zaman gurur duydum. Çünkü bu dönemde vatanını, toprağını, ülkesini seven insanlar. Eski faşist damgasını yiyen MHP yok artık. Daha bilgili, daha okumuş oranı yüksek gençler var. O yüzden karşıt görüşler denmesine ben çok üzülüyorum. Onun ileriye dönük idealleri vardı. Zaman zaman küçük çatışmalarımız olsa da hep ortada buluştuk. Bizi birleştiren ortak noktamız millet, bayrak ve Atatürk sevgisiydi. Altını çiziyorum, bunu yapanlar benim oğlumu öldürenler PKK yandaşlarıdır. Bizim vatanımızı bölmek isteyen PKK yandaşları işledi bu cinayeti. Ben Diyarbakır’da kaldığım dönemde, benim en samimi arkadaşım Kürt arkadaşımdı. Bütün sırlarımı paylaştığım arkadaşım Kürt idi. Ancak bunu yapanlar vatanı bölmek isteyen hainler. Bunu yapanlar, ortalığı karıştırmak, fitne çıkarmak, barışı huzuru bozmak isteyen insanlardır. Benim oğlumun mücadelesi karşıt görüşe karşı değil, bayrağımızı yakan, Atatürk büstlerini yıkan, vatanımızı bölmeye çalışan bu hainlere karşıydı. Hep diyordu, 'Anne, ben üzerimi değiştireceğim, merak etme sen' diyordu. Böyle konuşuyorduk ama, ölümüyle değiştireceğini hiç düşünmemiştim” dedi.

“2 YILDIR TEHDİT ALIYORDU”

Acılı anne Özlem Erdem, oğlunun uzun süredir tehdit aldığını, bunu okul yönetiminden polislere kadar herkesin bildiğini iddia etti. Oğlunun sınavlara bile arkadaşlarının koruması eşliğinde girdiğini savunan Özlem Erdem, şunları ifade etti:
“Oğlum okuduğu üniversitede Atatürkçü Düşünce Derneği’nin organize ettiği bir yürüyüşe katılmış ve bunu Facebook adresinde fotoğrafla birlikte paylaşmış. Bu fotoğrafın altında “Ege’de ya ezeceğiz, ya ezeceğiz” yazılı tehdit mesajları vardı. Uzun zamandan bu yana bu sıkıntıları devam ediyormuş, ama bunların hiçbirini bana söylememişti. Bu kadar vahim durumda olduğunu bilmiyordum. Aklım hep onda kalıyordu, yüreğim hep ağzımda yaşıyordum. Hep onun ölüm haberini alacağım korkusuyla yaşıyordum. Bu nedenle bana çok fazla anlatmıyordu. Ama şunu söylemişti: ‘Anne, kampusta birçok şenlik adı altında, çadırların içerisinde kaleşnikof tüfekler ve birçok silahlar bulunduruluyor. Biz arkadaşlarla birlikte emniyete gittik, rektörlük bize izin vermeden biz müdahale edemiyoruz’ dediler. Rektöre söyledik rektör hiçbir şey yapmıyor’ demişti. Oğlum Oktay Vural’a kadar herkesi aramış. 2 defa Oktay beyle görüşmüş bu konuyla ilgili. Ama maalesef hiçbir şekilde önlem alınmamış. Bu gerçekten çok üzücü bir durum. Maalesef beklenen sonuç yaşandı, zaten beklenen sonuç buydu. Tehdit vardı. Her şey vardı. Şikayetçi oldum, ihmali olan herkesten şikayetçiyim. Oğlumun vesikalık şeklinde fotoğraflarını asıp üzerlerine çarpı işaretleri yaparak okuldaki sınıflara asmışlar. Bunların hepsini ifademde dile getirdim. Diğer davaları da avukatlar takip ediyor."

“UMARIM BOŞUNA ÖLMEMİŞTİR”

Acılı anne, “Fırat çok farklı bir çocuktu. O zaman da böyle sevgi doluydu. Şimdi resimlerde kalan gözlerinin içi o zaman da gülüyordu. Tuttuğunu koparan bir çocuktu. Çok hareketliydi adı gibi. Fırat gibi yerinde durmaz, deli doluydu. Nasıl Fırat nehri deli doluysa oğlumda öyle bir çocuktu. 6 sene Diyarbakır’da kaldık, ilkokulu orada okudu. Daha sonra öğretmen olarak Almanya’ya gittim, o dönemde benimle birlikte geldi. Üniversiteyi ikinci denemesinde kazandı, okumayı çok seviyordu. Bu yüzden tarih bölümüne büyük bir heyecanla kayıt oldu. Okulunu da çok seviyordu. Derslerinde çok başarılı ve okul birincisiydi. Formasyon derslerinin hepsini alsa bile, ‘Anne, ben senin gibi öğretmen olamam, ben senin kadar sabırlı değilim’ derdi. Aklında akademisyen olmak vardı. Almanya’da Gülay isminde arkadaşım var. Ona seneler önce, ‘Gülay teyze, ben asker olacağım ve şehit düşeceğim’ demiş. Seneler sonra arkadaşım bana bunları söyledi. Benim dedem var, Akşehir’liyiz biz. Dedem Yeşil Ahmet diye bilinir. Akşehir’in ikinci Nasrettin hocası derlerdi. O da 1970 senesinde sağ sol davasının ilk kurbanlarından biri oldu. Öldürüldü. Büyük ağabeyim facebook’ta onun resmini paylaşmış. Fırat, resmin altına, “Ben de Yeşil dedeme çekmişim” şeklinde bir yorum yapmış. Şimdi parçaları oturtuyorum. Bana göre burada bir görevi vardı Fırat’ın. Bunların hepsini bir araya getirdiğimde, bunu düşünüyorum. Fırat dünyaya bu görevi yerine getirmek için geldi. Bana hep, ‘Anne, merak etme, ben bu düzeni değiştireceğim. Yarın öbür gün bir yerlere geleceğiz. Mutlaka bu düzeni değiştireceğim. Sen hiç merak etme’ derdi. Ben bunu Fırat’ın ölümüyle yaptığını düşünüyorum. Gerçekten Türkiye’yi ayağa kaldırdı. Umarım bu bir başlangıç olur. Olumsuz giden bütün olaylara bir son olur. Birlik oluruz. Çünkü beraberlik çok önemli vatan için birlik olmak zorundayız yoksa başa çıkamayız. İnsanlar bazı şeyleri anladı. Umarım Fırat diğer gençlerimiz gibi boşuna ölmemiştir” diye konuştu.

“KEŞKE BU KALABALIK ÖLÜMÜNE DEĞİL DÜĞÜNÜNE GELSEYDİ”

Fırat’ın mezuniyetinin ardından emekli olmayı arzuladığını anlatan acılı anne, “Bu olaydan sonra kesinlikle sağlığım el verdiği sürece devam edeceğim öğretmenliğe, Fırat gibi daha birçok gencin yetişmesi için elimden ne gelirse yapacağım. Vatan sevgisi, bayrak sevgisi, Atatürk sevgisi olan, cumhuriyetine sahip çıkan gençler yetiştirmek istiyorum. Ancak bu şekilde düze çıkacağımızı düşünüyorum. Fırat’ın öncelikli hedefi, okulunu bitirip iyi bir iş sahibi olmaktı. 5 yıllık çok iyi giden bir ilişkisi vardı. Ailece görüştüğümüz çok sevdiği bir nişanlısı vardı. Nişanlısı sanat tarihinde okuyordu. Ancak deşifre olmasın diye Fırat onunla okulda el ele bile yürümezdi. Bir an önce evlenmek hayaliydi. Cenazesindeki kalabalığı görünce keşke bu kalabalık ölümüne değil düğününe gelseydi diye düşündüm. Onunla her zaman gurur duydum en güzel yere geleceğini biliyordum. Öyle de oldu. Umarım şehit mertebesine ulaşmıştır. İlk kez bir MHP taziyesine CHP’liler de geldi. Bu beni çok mutlu etti. Çünkü sağcısı, solcusu, vatanı, milleti bayrağını seven herkes birlik olmalı” dedi.

"İHMALİ OLANLARDAN ŞİKAYETÇİYİM"

Oğlunun ölümüyle ilgili ihmali olan herkesin gerekli cezayı alması gerektiğini dile getiren Özlem Erdem şunları söyledi: 

"Hakkımızı arayacağız. Oğlumun ölümüyle ilgili kimin ihmali varsa, kim bu konuda suçluysa ceza almasını istiyorum. Sağduyu çağrısında bulunuyorum; Fırat'ın bu ölümü güzel bir şekilde anılmasını istiyorum. 'İntikamı bu şekilde alamazsınız, kendinizi bilgiyle donatacaksınız, taşla sopayla bir yerleri yıkmayla bunu elde edemezsiniz. Tam tersine Fırat'ıma zarar verirsiniz. Çünkü Fırat mertti, yiğitti, vatanını, milletini seven delikanlıydı, benim gibi. Kendisini o şekilde yetiştirdim. Onlar da Fırat gibi bilgi sahibi olsun, kalemleriyle bir şey yapmaya çalışsınlar”. 

BERKTUĞ ÖNCÜ

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Bursa Bursa Büyükşehir’de başkanvekilliğine Şahin Biba seçildi Bursa Büyükşehir Belediye Meclisi’nin olağanüstü toplantısında Başkanvekilliğine Şahin Biba seçildi. Meclisin aldığı kararın millet iradesinin bir tecellisi olduğunu vurgulayan Başkanvekili Biba, "17 ilçemizin tamamında hiçbir ayrım yapmadan, hiçbir kesimi dışarıda bırakmadan hizmetlerimizin kesintisiz şekilde sürmesi için çalışacağız" dedi. Bursa Büyükşehir Belediye Meclisi, İçişleri Bakanlığı’nın Mustafa Bozbey’i görevden uzaklaştırmasının ardından Vali Erol Ayyıldız’ın çağrısıyla toplandı. Meclis Başkanvekili ve Yıldırım Belediye Başkanı Oktay Yılmaz’ın başkanlığında toplanan mecliste Cumhur İttifakı, Nilüfer Meclis Üyesi Şahin Biba’yı Bursa Büyükşehir Belediyesi Başkanvekilliğine aday gösterdi. İlk iki turun ardından üçüncü turda toplam 61 oy alan Şahin Biba, Büyükşehir Belediyesi Başkanvekilliğine seçildi. "Karar, milletimin iradesinin tecellisidir" Seçimlerin ardından teşekkür konuşması yapan Başkanvekili Şahin Biba, süreçte kendisine gösterilen güven, destek ve teveccüh için tüm meclis üyelerine teşekkür etti. Demokrasinin milletin temsil vasıtası olduğunu belirten Başkanvekili Biba, "Büyükşehir Belediyesi Meclis Üyeleri de bu temsilin şehirler özelindeki en önemli temsil makamıdır. Büyükşehir Belediye Meclis Üyeleri, Bursalıların temsilcisidir. Bugün Meclisimizin aldığı bu karar da, milletimin iradesinin tecellisidir. Millet iradesine saygı, sandıkla oluşan meclis çoğunluğuna da saygı duymayı gerektirir. Bursa Büyükşehir Belediye Meclisi’nde üye dağılımı bellidir. Çoğunluk Cumhur İttifakı’ndadır. Bursa’nın iradesi sadece bir söylem değil, meclisteki temsil dağılımında da okunur" diye konuştu. "Tüm enerji ve gayretimizi Bursa’ya hizmete ayıracağız" Herkesi, hukuk içinde işleyen demokratik sürece ve milletin meclise yansıyan tercihine saygı duymaya davet eden Başkanvekili Biba, Bursa’nın sıradan bir şehir olmadığının altını çizdi. Bursa’nın tarih, medeniyet ve emanet demek olduğunu vurgulayan Başkanvekili Biba, "Bursa, ecdadın bize bıraktığı kutlu miras, gelecek nesillere taşımakla yükümlü olduğumuz büyük bir değerdir. Bu sebeple bugün burada kurulacak her cümle, alınacak her karar ve atılacak her adım yalnızca bugünü değil, yarını da inşa edecektir. Hepimiz biliyoruz ki makamlar gelip geçicidir. Asıl olan bulunduğumuz görevlerde şehrimize ne kattığımız, insanımıza nasıl dokunduğumuz ve ardımızda nasıl bir hizmet izi bıraktığımızdır. Bizim anlayışımızda görev, unvan değil sorumluluktur. Yetki, ayrıcalık değil millete hizmet vesilesidir. Bu bilinçle hiçbir bahaneye sığınmadan, hiçbir mazeretin arkasına saklanmadan tüm enerji ve gayretimizi Bursa’ya hizmete ayıracağız" dedi. "Nerede bir gönül varsa ona dokunmanın gayretinde olacağız" Siyaset anlayışlarının merkezinde mazeret değil hizmet, polemik değil eser üretmek olduğunu söyleyen Başkanvekili Biba, tek gündemlerinin Bursa olacağını belirtti. Tek önceliklerinin Bursalıların huzuru, refahı ve memnuniyeti olacağını dile getiren Başkanvekili Biba, "Gerçek belediyecilik anlayışıyla 17 ilçemizin tamamında hiçbir ayrım yapmadan, hiçbir kesimi dışarıda bırakmadan hizmetlerimizin kesintisiz şekilde sürmesi için hep birlikte çalışacağız. Nerede bir ihtiyaç varsa orada olacağız. Nerede çözüm bekleyen mesele varsa, ona eğileceğiz. Nerede bir gönül varsa ona dokunmanın gayreti içinde olacağız" diye konuştu. "Destek veren ve dua eden hemşerilerimize şükranlarımı sunuyorum" Her bir Bursalının ve her bir meclis üyesinin fikrini önemsediklerini ifade eden Başkanvekili Şahin Biba, "Bu aşamadan sonra tüm belediye başkanları ve meclis üyeleriyle birlikte hep birlikte ortak akılla belediyemizi daha iyi yerlere getirmeye, daha iyi hizmetler sunmaya çalışacağız. Şahsıma duyulan güven için başta Sayın Cumhurbaşkanımıza teşekkür ediyorum. Bizlere destek veren ve dua eden hemşehrilerimize şükranlarımı sunuyorum. Rabbim bizleri mahcup etmesin. Bu güzel şehre, bu kadim emanete hakkıyla hizmet etmeyi hepimize nasip etsin" dedi. "Bursa halkı için hizmet etmeye devam edeceğiz" AK Parti Grup Sözcüsü Sinan Kahraman, adaletli bir seçimle görevine seçilen Başkanvekili Şahin Biba’ya hayırlı olsun dileyerek başarılar diledi. ‘Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir’ sözünü hatırlatan Kahraman, "Millet iradesine saygıdan söz edenler, önce Bursa Büyükşehir Belediye Meclisi’ndeki demokratik tabloya saygı duymalıdır. Meclis çoğunluğu ortadayken halk iradesini yok saymaya çalışmak, siyasi mağduriyet üretme çabasından başka bir şey değildir. Bursa’da meclis aritmetiği de milleti temsil eden irade de nettir. Bugüne kadar nasıl Bursa için mücadele ettiysek, bundan sonra da Bursa halkına hizmet edeceğiz. Kişiler ve makamlar gelip geçicidir. Bizleri seçen milletimiz, Bursa’ya hizmet için seçmiştir. Siyasi polemiklere bakmadan, siyasi müdahalelere karışmadan bizler Başkanımızın arkasında dimdik durarak Bursa halkı için hizmet etmeye devam edeceğiz. Tekrar hayırlı olsun" diye konuştu. "Bursa’nın geleceğine sahip çıkmak hepimizin asli görevidir" Milliyetçi Hareket Partisi Grup Sözcüsü İsmail Şenol, Bursa Büyükşehir Belediyesi Başkanvekili Şahin Biba’ya bundan sonra süreç için başarılar diledi. Şehrin içinden geçtiği hassas süreci yakından takip ettiklerini belirten Şenol, "Adaletin terazisine herkesin güvenmesi gerektiğini düşünüyoruz. Biz de adaletin terazisine tam olarak güveniyoruz. Bu süreci ‘Belediye çöküyor’ gibi asılsız ve siyasi rant odaklı söylemlerle manipüle etmeye çalışanların karşısında durmak da belediye meclis üyeleri olarak hepimizin sorumluluğudur. Bursa Büyükşehir Belediye Meclisi, halkın iradesinin tecelli ettiği en yüce karar merkezidir. Meclis aritmetiğinde Cumhur İttifakı’nın sahip olduğu nitelikli çoğunluk, bizzat Bursa halkının sandıkta ortaya koyduğu demokratik iradenin yansımasıdır. Bu çatı altında yapılacak her seçim ve alınacak her karar hukuka uygun olduğu kadar demokratiktir ve tam anlamıyla meşrudur. Şehrin enerjisini kaos beklentisine hapsetmeye kimsenin hakkı yoktur. Bursa, siyasi belirsizliklerin gölgesinde zaman kaybedecek bir şehir de değildir. Bursa, sanayi ve emek kentidir. Bizler, hizmette devamlılık ilkesini siyasi bir söylemden öte bir namus borcu olarak görürüz. Hukuki süreçler kendi mecrasında ilerlerken, belediye hizmetlerinin bir an bile sekteye uğramasına izin vermeyeceğiz. Vatandaşımızın mağdur olmaması için üzerimize düşen görevi kararlılıkla yerine getireceğiz. Bu şehirde yaşayan her bir ferdin hakkını korumak ve Bursa’nın geleceğine sahip çıkmak hepimizin asli görevidir. Bursa halkı bizden kaos değil, istikrar ve çözüm beklemektedir. Burada bir seçim yapılmıştır. Bu istikrarı sağlayacak başkanvekilimiz makamına oturmuştur. Hayırlı olsun. Allah utandırmasın" dedi. Büyük Birlik Partisi Grup Sözcüsü Haldun Filizli ise, milletin emanetine sahip çıkarak toplantıya ve seçime katılan tüm meclis üyelerine teşekkür etti. Bundan sonraki sürecin Bursa’ya hayırlı olmasını dileyen Filizli, Başkanvekili Şahin Biba’ya başarılar diledi. Türkiye İttifakı Partisi Grup Sözcüsü Behlül Erkin ve Bağımsız Meclis üyesi Gizem Arda da Başkanvekili Şahin Biba’ya hayırlı olsun temennilerinde bulunarak görevinde başarılar diledi.
İzmir Can dostlar için Menemen’de rekor tedavi sayısına ulaşıldı İzmir’deki ilçe belediyeleri arasında gece de hizmet veren tek hayvan ambulansına sahip Menemen Belediyesi, 2021’den bugüne 50 bini aşkın can dostun tedavisini gerçekleştirdi. Menemen Belediye Başkanı Aydın Pehlivan, "697 kilometrekarelik alanımızdaki her cana karşı sorumluluğumuz var. Patili dostlarımızın da daha sağlıklı ve mutlu olması için Türkiye’nin en modern bakım evindeki çalışmalarımızda hız kesmiyoruz." dedi. Menemen Belediyesi Geçici Hayvan Bakım Evi ve Rehabilitasyon Merkezi; güleryüzlü ve uzman kadrosu ve başarılı çalışmalarıyla örnek gösteriliyor. Seyrek’te 15 bin metrekare arazide kurulu olan merkez; 26 hasta bakım padoku, 15 yarı açık padok ve 7 toprak alanda can dostları ağırlıyor. 4 hekim, 4 tekniker, 4 klinik personeli, 5 hayvan nakil personeli olmak üzere alanında uzman toplam 36 kişinin görev yaptığı tesiste kısırlaştırmadan tedaviye, sahiplendirmeden çip takmaya kadar birçok çalışma gerçekleştiriliyor. İzmir’de tek İzmir’de mesai saatinden sonra gece yarısına kadar her an müdahaleye hazır şekilde hayvan ambulansı bulunduran tek ilçe belediyesi olan Menemen Belediyesi’ne bağlı tesis, hizmet rakamlarıyla da göz dolduruyor. Bu kapsamda 2011 yılında gerçekleştirilen açılıştan 2026’ye dek tam 47 bin 81 muayene gerçekleştirilen tesiste, 5 bin 885 hayvanın da kısırlaştırılması gerçekleştirdi. 6 bin 351 kuduz aşısı, 14 bin 340 parazit uygulaması, 8 bin 836 mikroçip takım işlemi yapılan Geçici Hayvan Bakım Evi ve Rehabilitasyon Merkezi’nde, 732 can dost da sahiplendirilerek yeni yuvalarına kavuşturuldu. "Yeni yer tahsisi için talepte bulunduk" Bakım evine ilişkin konuşan Menemen Belediye Başkanı Aydın Pehlivan, "2011’de Haluk Levent ile açtığımız tesisimiz, bugüne kadar ekibimizin üstün performansıyla bir gurur kaynağı oldu. 500 can dostumuza ev sahipliği yapan tesisimizde, patili dostlarımızın tedavilerini gerçekleştirirken, aynı zamanda sahiplendirme konusunda da yoğun bir çalışma yürütüyoruz. Yaşamımızda bizlere dostluk eden, evimizi bahçemizi sahiplenerek koruyan can dostlarımız için çok daha fazlasını yapmak için de kollarımızı sıvadık. Tarım ve Orman Bakanlığı’mızdan 50 bin metrekarelik arazi tahsis talebinde bulunduk. Talebin kabul görmesiyle birlikte en kısa sürede çok daha büyük bir alanda hizmet vermek adına projemize başlayacağız. Çünkü biliyoruz ki Menemen, tüm canlıların ahengiyle mutlu, can dostlarımızın bizlere sunduğu sonsuz sevgileriyle güzel bir ilçe." ifadelerini kullandı.
Muğla Muğla Büyükşehir kadrolu işçilerine yüzde 53 Zam Muğla Büyükşehir Belediyesi ile DİSK’e bağlı Genel-İş Sendikası Muğla 2 Nolu Şubesi ve Belediye İş Sendikası arasında, 162 kadrolu işçiyi kapsayan toplu iş sözleşmesi imzalandı. Yapılan anlaşma ile işçilerin ücret ve sosyal haklarında önemli iyileştirmelere gidildi. Muğla Büyükşehir Belediyesi ve MUSKİ’de görevli 162 kadrolu işçiyi kapsayan toplu sözleşme imzalandı. Türkan Saylan Çağdaş Yaşam Merkezi’nde gerçekleştirilen toplu sözleşmeye Muğla Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Aras, DİSK Genel İş Muğla 2 Nolu Şube Başkanı Heybet Özman, Belediye İş Sendikası Muğla Şube Başkanı Ender Akbay, Büyükşehir Belediyesi Meclis Üyeleri ve işçiler katıldı. Günlük yevmiye Bin 700 TL oldu İmzalanan toplu sözleşmeye göre kadrolu işçilerin günlük yevmiyesi bin 700 TL olarak belirlendi. Ayrıca sosyal yardım paketi kapsamında çalışanlara 16 bin 500 TL ödeme yapılacak. Yemek yardımı ise günlük 300 TL’ye çıkarıldı. Kıdemi 10 yıl ve üzerinde olan işçiler için 5 bin TL kıdem yardımı öngörülürken, görev unvanlarına göre ücretler de yeniden düzenlendi. Kadrolu işçilere ödenen 52 günlük ilave tediyeye ek olarak, yıllık 24 yevmiye tutarındaki sendika ikramiyesiyle toplam ikramiye sayısı 76 yevmiyeye yükseldi. Maaşlar 68 Bin TL’den başlıyor Yeni düzenlemeler sonucunda 30 günlük net maaşlar önemli ölçüde arttı. En düşük işçi maaşı 68.341,78 TL’ye, en yüksek işçi maaşı ise 89.610,34 TL’ye yükseldi. Toplu iş sözleşmesi ile birlikte işçi maaşlarında ortalama yüzde 53,07 oranında artış sağlanmış oldu. Başkan Aras "Emeğin ve emekçinin yanındayız" İşçilerin emeklerinin verilmesini öncelediklerini belirten Kıyı Ege Belediyeler Birliği ve Muğla Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Aras, "Muğla’mızda yürüttüğümüz her hizmetin temelinde çalışma arkadaşlarımızın emeği var. Gece gündüz demeden çalışan, sorumluluk alan ve bu kente değer katan tüm arkadaşlarımızın haklarını korumak ve geliştirmek bizim önceliğimizdir. Üreten, katkı sunan ve bu kenti ayakta tutan her bir çalışma arkadaşımızın yanında olmaya devam edeceğiz. Bu sözleşmenin tüm çalışma arkadaşlarımıza hayırlı olmasını diliyorum" dedi.