GÜNDEM - 20 Nisan 2016 Çarşamba 09:15

Havayı en çok dizel ve benzinli araçlar kirletiyor

A
A
A
Havayı en çok dizel ve benzinli araçlar kirletiyor

Sağlık Bakanı Mehmet Müezzinoğlu’nun Türkiye’de hava kirliliğinin insan sağlığını tehdit ettiğini söylemesi ve önlem için ‘temiz akaryakıta’ vurgu yapması üzerine uzmanlardan ‘LPG’li ve doğalgazlı araç ’ çağrısı yapıldı.

Kirliliğin havaya karışan kükürt dioksit, ağır metaller gibi etkenlerle gerçekleştiğini söyleyen uzmanlar, havayı en çok dizel ve benzinli araçların kirlettiğini vurguluyor ve LPG, doğalgaz gibi alternatif yakıtlarla çalışan araçların teşvik edilmesini tavsiye ediyor.

 “LPG’Lİ ARAÇ SAHİPLERİNE ENGELLER ÇIKARILIYOR”

BRC Türkiye distribütörü 2A Mühendislik A.Ş. Yönetim Kurulu Başkanı Kadir Örücü, son teknolojik gelişmelerle LPG’li araçların artık benzinli araçlardan daha güvenilir olduğunu belirterek, “Maalesef ülkemizde temiz yakıt kullanan doğalgazlı ya da LPG’li araç sahiplerine bazı engeller çıkarılıyor. Bütün dünyada çevreci yakıtlar teşvik ediliyor. Ülkemizde de aynı şekilde bu teşviklerin hayata geçirilmesini bekliyoruz. Özellikle LPG’li araç tercih eden vatandaşlarımızın kapalı otoparklara girememe sorunları var. Motorlu taşıtlar vergisinde indirim bekliyorlar. Otoyollarda ve köprü geçişlerinde indirim bekliyorlar. En azından bu tip basit teşviklerle LPG’li doğalgazlı araçların kullanımının teşvik edilebileceğini düşünüyoruz.”dedi.

“DIZEL ARAÇLARIN DA DOĞALGAZ DÖNÜŞÜMLERI MÜMKÜN’’

BRC Türkiye distribütörü 2A Mühendislik A.Ş. Yönetim Kurulu Başkanı Kadir Örücü, “120 kat daha fazla partikül salınımı ile havayı en çok ağır vasıta dizel araçlar kirletiyor. Çift yakıtlı sistemle birlikte bu araçların da doğalgaz dönüşümleri mümkün. Ayrıca temiz hava için olmazsa olmaz yöntem CNG’li araçların hayata geçirilmesidir. Yeni teknolojiler sayesinde artık benzinli araçlardan farksız olarak otomobil firmalarının verdiği garantilerle güvenli, ekonomik ve performansı öne çıkaran sistemler mevcuttur. Önemli olan halkımızın yaygın, tanınmış ve güvenilir markaları tercih etmesidir. Ayrıca periyodik bakımlarını zamanında yaptırılması gerekiyor. Oto gaz dönüşüm sistemlerinde güvenlik konusunda bütün endişeleri giderecek tedbirler alınmaktadır ve en az benzinli araçlar kadar güvenlidir. Halkımız gönül rahatlığıyla LPG’li ve doğalgazlı araçları tercih edebilir. Bu sayede de çevremizi ve havayı daha temiz hale getirme şansı yakalamış olacağız” diye konuştu.

“KİRLİ HAVA DOLAYISIYLA DÜNYADA HER YIL 3 MİLYON KİŞİ HAYATINI KAYBEDİYOR”

2A Mühendislik A.Ş. Genel Müdür Yardımcısı Genci Prevazi, “Son zamanlarda Türkiye’de astım, bronşit gibi kronik rahatsızlıkların arttı ve kirli hava sebebiyle her yıl dünyada 3.7 milyon kişi hayatını kaybediyor.  Hava kirliliği nedeniyle Londra’ da her yıl 7500 kişi ölüyor. Geçtiğimiz kış mevsiminde İstanbul başta olmak üzere büyük şehirlerde hava kirliliğine dair acil durum alarmı verildi. 2050 yılında dünya nüfusu 9,2 milyar olacak ve bunun 6.3 milyarı şehirlerde yaşayacak. 2 Milyardan fazla hafif araç yollarda olacak. Bu yüzden geç kalmadan artık bir şeylerin önlemini almak zorundayız” ifadelerinde bulundu.

“LPG YÜZDE 50’YE YAKIN TASARRUF SAĞLIYOR”

LPG’li araçların daha avantajlı olduğunu dile getiren Prevazi, “LPG tercih edildiği takdirde hem bireysel hem de ülke olarak ekonomimize de katkı yapmış olacağız. Çünkü nerdeyse yüzde 50 oranında cebimizden az para çıkmış oluyor.. Aynı zamanda Türkiye’de 10 binden fazla LPG istasyonu var. Ülkenin neresine gidersiniz gidin gönül rahatlığı ile her yerden yakıtınızı temin edebilirsiniz. Aynı zamanda LPG’li araçlar diğer araçlardan \%22 daha az karbondioksit ve çok daha az Azot Oksit çıkartıyor. Ayrıca LPG’ li araçlarda dizel araçlara göre 120 kat daha az partikül salınımı var.  Gelecekte de yaşanılabilir bir çevre için LPG’ nin daha çok teşvik edilmesi gerekiyor" şeklinde konuştu. 

ŞEYDA CEYLAN

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
İstanbul Bakırköy’de otoparktaki araçlardan 30 milyon dolar çalındığı iddiasına ilişkin 9 tutuklama talebi İstanbul Bakırköy’de site otoparkındaki iki araçtan 30 milyon dolar çalındığı iddiasına ilişkin gözaltına alınan şüpheli sayısı 11’e yükseldi. Emniyette işlemleri tamamlanan şüphelilerden 9’u tutuklanma talebiyle, 2’si de adli kontrol talebiyle Sulh Ceza Mahkemesine sevk edildi. Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından 11 Şubat’ta Şenlikköy Mahallesi Ekşi Nar Sokağı’nda bulunan sitenin otoparkında park halindeki iki araçtan 30 milyon dolar çalındığı iddiasına ilişkin başlatılan soruşturmada gözaltına alınanların sayısı 11’e yükseldi. Asayiş Şube Müdürlüğü Hırsızlık Büro Amirliği ekiplerince yakalanarak gözaltına alınan 11 şüpheli, emniyetteki işlemleri tamamlanarak Bakırköy Adliyesine sevk edildi. Savcılık ifadelerinin ardından şüphelilerden K.K. "örgüt kurmak ve yönetmek", "nitelikli hırsızlık", "nitelikli hırsızlığa teşebbüs", "suç delillerini yok etme, değiştirme veya gizleme", R.S. isimli şahıs ise "suç işlemek amacıyla kurulan örgüte üye olma", "nitelikli hırsızlık" ve "nitelikli hırsızlığa teşebbüs", E.K. "suç işlemek amacıyla kurulan örgüte üye olma" ve "nitelikli hırsızlığa teşebbüs", Ş.K. isimli şüpheli "suç işlemek amacıyla kurulan örgüte üye olma" ve "nitelikli hırsızlık" suçlarından, E.K, M.G, B.B, R.K, O.D. ise "suç işlemek amacıyla kurulan örgüte yardım etmek" suçlarından tutuklamaları talebiyle sulh ceza hakimliğine sevk edildi. Savcılık, şüphelilerden Ö.F.S. ve E.Ç. hakkında ise adli kontrol tedbiri uygulanmasını talep etti. Olaya ilişkin 6 şüphelinin yakalanmasına ilişkin çalışmalar devam ediyor. Öte yandan, olay sonrası şüpheli şahısların adreslerinde yapılan aramalarda yeni detaylara ulaşıldı. Ekipler, olayla bağlantısı olduğunu değerlendirilen şüpheli K.K.’nın gözaltına alınmasının ardından yaşadığı sitenin de güvenlik kamera kayıtlarını incelerken, şüpheliye ait giriş-çıkış görüntülerinin silindiği ortaya çıktı. Aralarında site yöneticileri ve güvenlik görevlilerinin de yer aldığı 5 şüpheli, bu kayıtları silerek delilleri yok ettikleri iddiasıyla gözaltına alındı. Evinde yapılan aramada 1 milyon 670 bin 500 dolar ve 20 bin TL bulunan şüpheli K.K’nın emniyetteki ifadesinde tekstil işi yaptığını, paraların bir kısmını ticaretten, bir kısmını da ev satışıyla eşinin altınlarını bozdurması sonucu elde ettiğini söylediği öğrenildi. Şüphelilerden Ş.K.’nın evinde ise 5 bin 500 dolar, 3 bin 200 TL, 860 adet uyuşturucu hap, 1 adet kurusıkı tabanca ve 1 adet ruhsatsız tabanca ele geçirildi. Şüphelilerin tamamının emniyetteki ifadelerinde suçlamaları reddettiği öğrenildi.
Ankara Süleyman Soylu ve Mansur Yavaş arasındaki tazminat davasında karar bozuldu Ankara Bölge Adliye Mahkemesi, Süleyman Soylu’nun Mansur Yavaş’a tazminat ödemesine hükmeden kararı kaldırdı. Mahkeme, Soylu’nun ifadelerini "siyasi polemik" saydı. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 25. Hukuk Dairesi, Mansur Yavaş ile Süleyman Soylu arasında görülen manevi tazminat davasında yerel mahkemenin Yavaş lehine verdiği 20 bin TL’lik tazminat kararını kaldırarak, davanın reddine hükmetti. Mahkeme Süleyman Soylu’nun Mansur Yavaş’a yönelik sözlerinin hukuka uygun olduğuna karar verirken, daha önce ödenen tutarın da iadesinin yolu açılmış oldu. 49 bin TL ödenmişti, karar bozuldu Dava, 30 Nisan 2023 gecesi özel bir televizyon kanalında yayınlanan bir programda Süleyman Soylu’nun Mansur Yavaş’a yönelik yaptığı siyasi eleştiriler üzerine açılmıştı. Yavaş, bu açıklamaların kişilik haklarını hedef aldığını ileri sürerek, manevi tazminat davası açmıştı. İlk derece mahkemesi, Soylu’nun 20 bin lira manevi tazminat ödemesine hükmetmiş, karar icraya konularak, faiz ve yargılama giderleriyle birlikte yaklaşık 49 bin tahsil edilmişti. Soylu’nun istinaf başvurusu üzerine dosyayı inceleyen Bölge Adliye Mahkemesi, bu kararı hukuka aykırı bularak, tamamen kaldırdı. İstinaf kararında, tarafların siyasetçi olduğu vurgulandı. Mahkeme, sert siyasi eleştirilerin demokratik toplumlarda ifade özgürlüğü kapsamında olduğunu belirterek, Soylu’nun sözlerinin hakaret değil, siyasi polemik ve eleştiri niteliğinde olduğu sonucuna vardı. Bu nedenle manevi tazminat şartlarının oluşmadığı ifade edildi. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi’nin 3 Şubat 2026 tarihli kararıyla yerel mahkeme hükmü kaldırıldı ve davanın reddine karar verildi. Bu kararla birlikte Mansur Yavaş’ın açtığı dava sonuçlanmış olurken, Süleyman Soylu hukuken haklı bulundu.