SAĞLIK - 01 Şubat 2018 Perşembe 09:39

'Kanser ile mücadelede protein ile yoğun ve düzenli beslenmek önemli'

A
A
A
'Kanser ile mücadelede protein ile yoğun ve düzenli beslenmek önemli'

Prof. Dr. Esra Kaytan Sağlam, kanser ile mücadelede protein ile yoğun ve düzenli beslenmenin önemli olduğunu belirtirken, radyasyon onkolojisinin kanser tedavilerindeki en önemli birimlerden bir tanesi olduğunu söyledi.

4 Şubat Dünya Kanser Günü nedeniyle Türk Radyasyon Onkolojisi Derneği Başkanı ve İstanbul Üniversitesi Onkoloji Enstitüsü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Esra Kaytan Sağlam, kanserle mücadele konusunda açıklamalarda bulundu. Prof. Dr. Sağlam, bilinen risk faktörlerinin en başında sigaranın geldiğini, kanserle mücadelede beslenmenin önemi, radyasyon onkolojisinin kanser tedavisindeki yeri, D vitamini eksikliğinin kansere etkisi ve diğer konularda bilgiler verdi.

''Bilinen risk faktörlerinin en başında sigara geliyor''

4 Şubat Dünya Kanser Günü nedeniyle kanserde farkındalık konusunda konuşan Prof. Dr. Esra Kaytan Sağlam, ''Uluslararası Kanser Kontrol Örgütü ve ortak kuruluşlar kanser konusunda çalışmalar yapmaktalar. Önemli olan halkın kanser konusunda farkındalığını ve bilincini arttırmak. Bu senenin sloganı ''Yapabiliriz ve Yapabilirim''. Yapabiliriz aşamasında en önemli unsurlardan bir tanesi, kanser ile ilgili algıları değiştirmek. Kanser hastalığı çözümsüz değildir ve doğru tedavilerle pek hasta tamamen hastalıktan kurtulabilir. Bu bilincin yerleştirilmesi önemlidir.

İkinci en önemli unsur, bilinen risk faktörlerini ortadan kaldırmak. Bilinen risk faktörlerinin en başında sigara geliyor. Sigara ile savaşa devam etmek ve dumansız hava sahalarını arttırmak en önemlilerinden bir tanesi. Düzenli ve uygun beslenme rejimleri ve egzersiz ile kanser hastalarında da daha yüksek kontrol oranları elde etmek mümkün. Güneş enerjisinden faydalanalım ama fazlasından korumakta önemli. Hastaların kendileri için yapacakları ''Yapabilirim''in en önemlilerin bir tanesi kontrollerini yaptırmak ve erken dönemlerde doktora başvurmak'' ifadelerini kullandı.

''Protein ile yoğun ve düzenli beslenmek önemli''

Kanserle savaşmada düzenli ve doğru beslenmenin önemine değinen Prof. Dr. Sağlam, ''Düzenli ve doğru beslenmek, kanser hastaları ve diğer hasta olmayan kişiler içinde önemli. Kanser hastalarında vurgulamak istediğimiz süreç, kanser tedavileri sırasında vücuttaki yıkıma paralel olarak yapım ve onarım oranlarını arttırmamız lazım. Yani protein ile yoğun ve düzenli beslenmek önemli. Daha az tatlı ve şekerli gıdalar, daha az yağlı gıdalar tüketilebilir. Karbonhidratlardan uzak durmak önemlidir. Daha az tuzlu gıdalar tüketilebilir. Hastalarda en sık gördüğümüz ise çok fazla bitkisel ve doğal ürünlere yer vermeleri. Asıl ve esas olan tedavide kür ve hastalarda sağ kalımın sürelerini arttıran onkolojik tedavilerdir'' dedi.

''Bir takım bitkisel ürünlerden, doğal gıdalardan ya da alternatif tıbbi uygulamalardan faydalanabiliriz''
Prof. Dr. Sağlam, sözlerine şöyle devam etti: ''Bu onkolojik tedavilerin yan etkileriyle baş etmekte ya da bu süreci daha rahat geçirmekte bir takım bitkisel ürünlerden, doğal gıdalardan ya da alternatif tıbbi uygulamalardan faydalanabiliriz. Ancak bunlar ana tedavinin tamamlayıcısıdır. Özellikle radyoterapi ve kemoterapi sırasında alınmaması gereken ürünler vardır. Örneğin; ısırgan gibi kanı çok fazla sulandıran, kanamaya neden olan ve trombosit dediğimiz pıhtılaşma hücreleri düşüren hücreleri çok fazla kullanmak tedavi sırasında başka sorunlar da çıkarabilir. Pek çok ot-bitkisel gıdaları bilinçsizce karıştırmak yararlarından çok zararlı ve toksik olabilir. Bazı ürünler tedavilerin yan etkilerini azaltmaya yönelik kullanılırken, radyoterapi tedavisinin etkinliğini de azaltabilir. Bu tip ürünleri kullanırken de mutlaka onkolojideki doktorlarınızla konuşmanız lazım''.

D vitamini eksikliğinin kansere etkisi

D vitamini eksikliğinin kansere etkisini de değerlendirilen Prof. Dr. Sağlam, ''Ülkemiz, Akdeniz ülkesi olmasına rağmen halkımızda D vitamini düşüklüğü oldukça yüksek oranda. Bu vitaminin düşüklüğü meme kanseri, kolon ve barsak kanseri gibi bazı kanserlerle ilintilileştirilebiliyor. Dolayısıyla D vitamini düşüklüğü olan hastaların, bu düşüklüğün dozlarını tespit edip tamamlamalarını önermekteyiz. Gerek damlalarla gerek ampullerle doktor kontrolünde tamamlamak önemlidir. Çünkü aşırı yüksek dozlarda toksik olup hastaya zarar verebilir. Kan sulandırıcı olarak aspirin doktor kontrolünde önerilebilir. Özellikle barsak kanserlerinden ve poliplerin kontrolünde etkili olabilmektedir. Bunları mutlaka doktor kontrolünde planlamak şart'' diye konuştu.

''Radyasyon onkolojisinin kanser tedavilerindeki en önemli birimlerden bir tanesi''

Radyasyon onkolojisinin kanser tedavilerindeki en önemli birimlerden bir tanesi olduğuna dikkat çeken Prof. Dr. Sağlam, ''Günümüzde gerek erken dönemli hastalarda gerekse ileri dönem kanserlerde, mutlaka tedavilerinin bir aşamasında radyasyon ile tedavi yapmamız gerekiyor. Buradaki en önemli hususlardan bir tanesi erken dönemdeki hastalarda radyasyon onkolojisindeki gelişmelere paralel olarak çok iyi lokal kontrol sağlayan radyasyon tedavileri söz konusu. Bundan 5-10 sene öncesine kadar erken evre akciğer tümörlerinde; özellikle ameliyat olamayan hastalarda farklı bir tedavi seçeneği yokken, radyasyon onkolojisindeki nokta atışı yoğun tedavi yaklaşımı ile erken dönemdeki hastalarda cerrahisiz kontrol sağlayabiliyoruz. Türkiye'de birçok merkezde bu tedavi yapılabiliyor. Erken evre akciğer hastalarında standart olan tedavi birinci olarak cerrahi. Ama cerrahinin herhangi bir riski olduğu ve tıbbi olarak tedavi edilemez hastalara radyoterapiyle de çok kısa sürede aynı oranda kontrol sağlayabiliyoruz. Kendi serimizde bu oran yüzde 90'lar ve üzerinde. Bu tip hastaların tedavisinde göğüs cerrahları kadar radyasyon onkologları da etkin bir şekilde rol oynuyor. Gastrointestinal Sistem tümörleri çok sık gördüğümüz ve radyasyon onkolojisinin üzerinde çok emeği olan hastalıklar. Bir kolon tümörü ve rektum tümöründe hastanın kalıcı torba takmadan hayatına devem etmesi, hastalığın küçülerek daha iyi ameliyatlar yapılabilmesi hatta onkolojik tedaviler sonrasında cerrahi olmadan hastalığın kontrol edilebilmesi için bu hastaların mutlaka radyoterapi görmesi ve bazen beraberinde kemoterapi ilaçları kullanmaları gerekiyor. Bu şekilde tedavi yaptığımız rektum tümörlü hastalarımızı, 5 yıl ve üzerinde kontrol ve sağ kalım oranlarımız yüzde 70 ve üzerine çıkıyor'' şeklinde konuştu.

Dernek faaliyetleri hakkında da bilgi veren Prof. Dr. Sağlam, ''Türk Radyasyon Onkolojisi Derneği olarak, radyasyon onkologlarının tüm Türkiye'de standart ve en uygun tedavileri yapabilmeleri açısından mezuniyet sonrası eğitimlerini çok önemsiyoruz. Hemen hemen her ay ücretsiz kurslarımızla radyasyon onkologlarının bilgi ve becerilerini geliştirmeye çalışıyoruz. Çünkü onkolojik tedaviler multidisipliner dediğimiz farklı farklı disiplindeki doktorların ortak olarak yapabilecekleri tedavilerdir. Halka yönelik Radonk TV web sitesi girişimimizle radyasyon tedavileri konusunda halkı bilinçlendirme ile ilgili çalışmalarımız var'' dedi. 

Adem Gürer - Murat Ergin

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Ankara Ataşehir’de rüşvet iddiasında soruşturma dosyasına milyon dolarlık talepler yansıdı İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından Ataşehir Belediyesi’ne yönelik yürütülen rüşvet soruşturmasında, teknik takip kayıtları ve ifadeler dosyaya girdi. Edinilen bilgilere göre, dosyada yer alan iddialarda, ruhsat süreçlerine ilişkin taleplerin toplamda yaklaşık 13,5 milyon dolar seviyesine ulaştığı öne sürüldü. İfadesine başvurulan iş insanı H.Ö., ilk aşamada yaklaşık 6,5 milyon dolar ödeme yaptığını, ikinci aşamada ise 7 milyon dolar civarında yeni bir talep ile karşılaştığını iddia etti. H.Ö.’nün ifadesinde, ruhsat süreçlerine ilişkin şu değerlendirmeleri yaptığı öğrenildi: "İBB operasyonundan sonra kimse imza atmak istemedi. Eskiden bir istiyorlarsa, beş istemeye başladılar. ‘Zaten herkes içeride, parti kimseye sahip çıkmıyor. Bize de operasyon gelmeden ne koparırsak kar’ anlayışındalar. Bu yüzden para vermek zorunda kaldım." Soruşturma dosyasına giren teknik takip kayıtlarında ise taraflar arasında geçtiği öne sürülen bazı diyaloglar şu şekilde yer aldı: M.K. (Avukat): "Ne kadar yonttular seni?" H.Ö. (İş insanı): "265 net rakam. 6 buçuk milyon dolar." H.Ö. (İş insanı): "Fena yani, parçala Behçet oldum resmen." Soruşturmada ağırlamalar ve onaylar arasındaki takvim şu şekilde oluşturuldu: "1. Temmuz 2024: Müteahhit H.Ö., ‘Yapı Tadilat Ruhsatı’ öncesi Belediye Başkan Yardımcısı Birkan Birol Yıldız’ı Bodrum’daki yatında ağırladı. 2. Aralık 2024: Bodrum koylarındaki pazarlık, 6,5 milyon dolarlık rüşvetin ödenmesinin ardından, 16 ve 30 Aralık 2024 tarihlerinde projenin yapı tadilat ruhsatı onaylandı. 3. Temmuz 2025: İskan ruhsatı aşamasında Başkan Yardımcısı Yıldız ile birlikte Belediye Başkanı Onursal Adıgüzel’in sağ kolu olarak bilinen Cengiz Gündoğan, 11-15 Temmuz tarihleri arasında müteahhidin lüks yatında ağırlandı. 4. Ağustos 2025: İkinci yat ağırlamasından bir ay sonra, 26 Ağustos 2025 tarihinde iskan ruhsatı jet hızıyla onaylandı. İkinci blok iskanı için 7 milyon dolarlık rüşvet pazarlığı sürecine girildi. Bir başka görüşmede ise şu ifadelerin yer aldığı iddia edildi: E.C. (Muhasebeci): "Günün bombasını duydun mu? İskan için 7 milyon dolar istiyorlarmış." E.E. (Mühendis): "Ne için istiyorlarmış? E binayı onların üzerine yapalım o zaman. 2-3 milyon dersin bir yere bağlarsın da 7 milyon dolar nedir?" E.C. (Muhasebeci): "Yediden başlayıp bire-ikiye razı edecekler. Pazarlık için yapıyorlar. Ben bu heriflere ‘operasyon siyasi’ diye kızıyordum ama bunlar harbiden hak ediyorlar bazen." Öte yandan soruşturma kapsamında, yapı tadilat ruhsatının Aralık 2024, iskan ruhsatının ise Ağustos 2025 tarihinde onaylandığı, bu süreçlerde taraflar arasındaki temasların ve zamanlamanın da inceleme konusu olduğu öğrenildi. Savcılık tarafından yürütülen soruşturmada, teknik takip kayıtları, seyahat ve konaklama verileri ile diğer belgelerin birlikte değerlendirildiği, rüşvet, irtikap ve görevi kötüye kullanma suçlamalarına ilişkin iddianame hazırlıklarının sürdüğü bildirildi.
Erzurum Erzurum’da "İş Kadınları Platformu" kuruluyor Erzurum’da kadın iş insanları, yalnızca üretimin değil, karar mekanizmalarının da güçlü bir parçası olmak için harekete geçti. Yaklaşık 50 kadın girişimci, "İlhamdan Liderliğe Kadın İzi" sloganıyla Palandöken’in zirvesinde bir araya geldi. Buluşma, sıradan bir toplantının ötesine geçerek, Doğu’da yükselen kadın gücünün somut bir adımına dönüştü. Erzurum’da kadın iş insanlarının bir araya geldiği zirvede ihracattan sanayiye, KOBİ’lerden esnafa kadar pek çok sektörün sorunları ele alındı. Ancak konuşmalar ilerledikçe ortak bir gerçek daha net ortaya çıktı. Kadınlar artık tek tek değil, birlikte daha güçlü olmak istiyor. Bu nedenle toplantının en önemli çıktısı, Erzurum merkezli bir "İş Kadınları Platformu" kurma kararı oldu. Türkiye genelinde kadınların üretime katılım oranı artarken, Doğu Anadolu’da bu yükseliş artık daha görünür ve daha iddialı bir noktaya taşınıyor. Palandöken İnovasyon Kadın Girişimciler Üretim ve İşletme Kooperatifi (PAL-KOOP) ile Genç Finansçılar Derneği’nin ev sahipliğinde düzenlenen zirve, farklı sektörlerden kadın patronları ilk kez bu ölçekte bir araya getirdi. Katılımcılar yalnızca birbirleriyle tanışmakla kalmadı iş birlikleri, ortak yatırımlar ve bölgesel kalkınma için somut adımları da masaya yatırdı. "Hakkımızı almaya geliyoruz" Zirvede söz alan PAL-KOOP Başkanı Işılay Çakır, konuşmasıyla salondaki kararlılığı adeta özetledi: "Amacımız kentte ticaret yapan kadın iş insanlarını bir araya getirip tanışmalarını sağlayarak ticaretlerine katkı sunmaktı. Ancak burada oluşan sinerji ve ortaya çıkan talepler, şehir ekonomisine yön veren kadınların artık güçlenmesi ve örgütlenmesi gerektiğini açıkça gösterdi. Bugün burada sadece mekanın aldığı kadar kadın iş insanını davet edebildik. Yaklaşık 50 iş kadını burada ama toplantıya katılamayan onlarca kadın iş insanı var. Açıkçası ben bu kadar çok olduğumuzu bilmiyordum. Artık bekleme değil, harekete geçme zamanı. Tüm kadın iş insanlarıyla birlikte İş Kadınları Platformu’nu kurmak için yola çıkıyoruz. Biz yok sayılamayacak kadar fazlayız. Siyasette de ticarette de hakkımızı almaya geliyoruz." "Bu zirve bir dönüm noktası" Zirvenin organizasyonunu üstlenen Genç Finansçılar Derneği Başkanı Meryem Bingöl ile Dernek Onursal Başkanı Doç. Dr. Fırat Altınkaynak da yaptıkları konuşmada bu buluşmanın önemine dikkat çekerek "Bugüne kadar birçok ekonomi zirvesi düzenledik. Ancak bu zirvenin yeri bizim için çok farklı. Erzurum’da kadınların, özellikle de iş dünyasında söz sahibi olan kadınların ayağa kalkması, şehir adına son derece kıymetli bir gelişme. Kadın elinin değdiği her şey değişir, gelişir ve güzelleşir. Bu nedenle ‘İşte kadın, işte hayat’ diyerek yola çıktık. Bu zirve bizim için en kıymetli buluşma" dedi. Hedef: Erzurum’dan yükselen bir güç Toplantıda yapılan değerlendirmelerde, Türkiye’de ve özellikle bölgede kadın odaklı güçlü bir ekonomik hareketin eksikliğine dikkat çekildi. Katılımcılar bu eksikliği gidermek için ilk adımın Erzurum’dan atılması gerektiği konusunda hemfikir oldu: "Madem güneş doğudan doğuyor, o halde bu hareket de doğudan başlamalı. Cumhuriyetin temellerinin atıldığı Erzurum’dan kadınların ekonomik gücünü ortaya koyan bir platform kurmak istiyoruz. Biz artık sadece kendi işimizin patronu değiliz, aynı zamanda ekonomiye yön veren bir gücün temsilcileriyiz. Bu şehirden kadın oda başkanları, meclis başkanları, milletvekilleri ve belediye başkanları çıkarmak istiyoruz. Ekonomik gelişmeleri sadece izleyen değil, karar süreçlerinin tam merkezinde yer alan bir yapı olacağız." Platform Erzurum ile sınırlı kalmayacak Kadın iş insanları, kent ekonomisinin gelişimine katkı sunacak projelerde daha aktif rol almak, yatırım süreçlerinde söz sahibi olmak ve bölgesel kalkınmayı hızlandıracak adımların doğrudan parçası olmak istediklerini vurguladı. Bu hedef doğrultusunda kurulacak platformun yalnızca Erzurum ile sınırlı kalmayacağı, tüm Doğu Anadolu’yu kapsayan bir yapıya dönüşeceği ifade edildi. Zirvenin sonunda alınan en somut karar ise merkezi Erzurum’da olacak "İş Kadınları Platformu"nun kurulması oldu. Katılımcılar, bu yapının kısa sürede resmiyet kazanması ve daha geniş katılımlı yeni toplantılarla büyütülmesi konusunda görüş birliğine vardı. Bir sonraki buluşmanın tarihi de belirlenerek süreç resmen başlatıldı. Palandöken’in zirvesinde atılan bu adım, yalnızca bir organizasyonun başlangıcı değil; Erzurum’dan yükselen güçlü, kararlı ve örgütlü bir kadın hareketinin habercisi olarak görülüyor. Kadınlar artık sadece üretimde değil, yönetimde de söz sahibi olmak için sahneye çıkıyor.
Manisa Mesir coşkusu sporla başladı Manisa’da 486’ncısı düzenlenen Uluslararası Mesir Macunu Festivali, satrançtan atıcılığa, briçten gençlik organizasyonlarına kadar uzanan geniş katılımlı spor etkinlikleriyle renkli görüntülere sahne oldu. Bu yıl 486’ncısı gerçekleştirilen Uluslararası Manisa Mesir Macunu Festivali, birbirinden heyecanlı spor organizasyonlarıyla başladı. Türkiye’nin farklı illerinden yüzlerce sporcunun katıldığı satranç, briç, trap ve skeet turnuvaları büyük rekabete sahne oldu. Festival kapsamında bu yıl ikincisi düzenlenen Mesir Satranç Turnuvası, Saruhan Otel’de 178 sporcunun katılımıyla gerçekleştirildi. Turnuvanın açılış hamlesi, Türkiye Satranç Federasyonu (TSF) Eğitim Kurulu Başkanı Gürkan Aydeniz, Yönetim Kurulu Üyesi Olcay Ak Nalbant, Başhakem Hasan Karaköse ve Manisa Büyükşehir Belediyesi Sosyal Projeler, Gençlik ve Spor Şube Müdürü Müjde Günderen tarafından birlikte yapıldı. TSF Yönetim Kurulu Üyesi Olcay Ak Nalbant, geçen yıl ilki düzenlenen turnuvanın bu yıl da aynı kararlılıkla sürdürüldüğünü belirterek destek veren kurumlara teşekkür etti. Müjde Günderen ise bu tür organizasyonların çocuklar ve gençler için önemli fırsatlar sunduğunu ifade ederek, "Amacımız gençlerimizin geleceğe daha umutla bakmasını sağlamak" dedi. Trap ve skeet atışlarında kıyasıya mücadele Festivalin dikkat çeken etkinliklerinden trap ve skeet turnuvaları da yoğun katılımla gerçekleştirildi. Salihli’de düzenlenen trap yarışmasına 85 sporcu katılırken, Manisa merkezde yapılan skeet turnuvasında ise 57 sporcu dereceye girebilmek için yarıştı. Briç turnuvasına yoğun ilgi Zeka sporlarının önde gelen branşlarından briçte ise 220 sporcu mücadele etti. Turnuvanın açılışında konuşan Briç İl Temsilcisi Hasan Ulusoy, spora sağladığı katkılar nedeniyle Manisa Büyükşehir Belediye Başkanı Besim Dutlulu’ya teşekkür etti. Manisa Büyükşehir Belediyesi Sosyal Projeler, Gençlik ve Spor Şube Müdürü Müjde Günderen, belediye olarak spora ve sporcuya desteklerinin artarak devam edeceğini belirterek, tüm katılımcılara başarılar diledi.