POLİTİKA - 13 Mart 2017 Pazartesi 12:40

Kılıçdaroğlu: 'Hollanda ile ilişkilerin tamamını alın askıya'

A
A
A
Kılıçdaroğlu: 'Hollanda ile ilişkilerin tamamını alın askıya'

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, “Hollanda ile ilişkilerin tamamını alın askıya” dedi.

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Ankara'da muhtarlar ile buluşmasında konuştu. Kılıçdaroğlu, birbirlerinin boğazını sıkacak, kavga edecek hallerinin olmadığını belirterek, “Medeni insanlar gibi oturacağız, tartışacağız. Mecliste sizlerin arasına geleceğiz, oturacağız, konuşacağız. Ben isterdim ki bu toplantıda benim gibi düşünmeyen bir siyasi parti lideri de olsun, oturup burada konuşalım medeni insanlar gibi. Ne eksiğimiz var? Avrupalı konuşuyor da biz niye konuşmayacağız? Dolayısıyla koalisyonlar ne zaman biter? Zaten koalisyonlar 15 yıldır yok, bu anayasa değişikliği de öyle koalisyonları bitirmek için gelen bir düzenleme değil. Dün Adana’da söyledim, lafla peynir gemisi yürümez. Bir şeyi yapacaksanız, oturup yapacaksınız. Rahmetli Ecevit, Kıbrıs’a çıkarken önceden açıkladı mı ben Kıbrıs’a çıkacağım diye? Hayır. Ne zaman açıkladı? Bizim askerler Kıbrıs’a ayak bastığı gün dedi ki; ‘Biz Kıbrıs’tayız’, bitti. Doğru mudur? Doğrudur. Şimdi bakanımız gidiyor Almanya’ya, bakanımız gidiyor Hollanda’ya, içeri almıyorlar, uçağı geri çeviriyorlar. Bu bizim onurumuza dokunuyor. Efendim en ağır şekilde bedelini ödeyecekler, nasıl ödeyecekler? Bekleyin, 16 Nisan’dan sonra. Niye 16 Nisan’dan sonra? İktidar tamam, muhalefet destek veriyor, sonuna kadar destekliyoruz. Niye o zaman gereğini yapmıyorsun? Hollanda ile ilişkilerin tamamını alın askıya. Almıyorlar. Niçin? Ben size bir örnek vereyim; İsrail bizim 9 vatandaşımızı açık denizde katletti mi? Katletti. Ezanı yasakladı mı? Yasakladı. Ne dediler? ‘Gazze’de abluka kalkmazsa İsrail’le bir araya gelmeyeceğiz’ dediler mi? Dediler, en yetkili ağızlar söyledi. Sonra ne oldu? Abluka kalktı mı? Kalkmadı. Türkiye’nin itibarı kaça satıldı? 20 milyon dolara, alın dediler 20 milyon doları sesinizi kesin. Bu benim ağırıma gidiyor” ifadelerini kullandı.

“İncirlik Üssü’nde Alman askeri var mı? Var. Çıkarıyor musun? Çıkarmıyorsun, konuşuyorsun”

“Almanya’ya gidildi, bakanımız alınmadı, propaganda yapamazsınız denildi” diyen Kılıçdaroğlu, sözlerini şöyle sürdürdü:“Ne yapacaksınız? Almanya gününü görecek, nasıl görecek? İncirlik Üssü’nde Alman askeri var mı? Var. Çıkarıyor musun? Çıkarmıyorsun, konuşuyorsun. Ya bu millet konuşmaktan bıktı, ne yapacaksan çık adam gibi yap. Bu kadar açık. Biz de sana her türlü desteği vereceğiz. Efendim yapacağız, ne zaman? 16 Nisan’dan sonra. 16 Nisan’dan sonra diyecekler ki; ya bunu yine FETÖ karıştırdı, böyle bir şey olmaz, kusura bakmayın, gelin hep beraber tokalaşalım, bu işi idare edelim. Bakın burada söylüyorum, 16 Nisan’dan sonra göreceksiniz. Bunlar, Türkiye’nin itibarına gölge düşürüyor, doğru değildir bu davranışlar. Sadece muhtarları değil hiçbir insanı, hiçbir canlıyı küçük görme hakkımız yoktur ama bulunduğumuz yere ve ortama göre dilimiz vardır. Diplomasinin de bir dili vardır, Türkiye’de konuştuğun gibi Birleşmiş Milletlerde rahat konuşamazsın. Diplomasinin dili ayrıdır, doktorların dili vardır, onların dili de ayrıdır, avukatların dili vardır, onların da dili ayrıdır. Burada oturup konuşabiliriz, tartışabiliriz ama BM’de konuştuğunuz zaman konuşmanın içeriği dolu olmalı. Herkes demeli ki helal olsun şu cumhurbaşkanı haklı, bütün dünyaya ders verdi, bilgisiyle, birikimiyle, konuşmasıyla, irfanıyla ders verdi. BM kürsüsünde iç politika yaparsanız bu doğru değildir, orada dünyaya konuşuyorsunuz, Türkiye’ye değil. Kastettiğim odur, burada biz konuşuyoruz, benzer bir konuşma bana deseler ki BM’de yap, orada daha farklı bir dil kullanırım, kullanmak zorundayım. Diplomasinin dili vardır, büyükelçi bizim istediğimiz gibi konuşamaz. Bu sadece bizim ülkemize ait bir dil midir? Hayır, bütün dünyada böyledir.”

“Siyasi Ahlak Kanunu çıkması lazım”

İçinde yaşanılan sistemin mükemmel olmadığını söyleyen Kılıçdaroğlu, “Yüzde 1 oy alan partinin genel başkanı Türkiye Büyük Millet Meclisine gelmeli. Yani Saadet Partisinin genel başkanı, Vatan Partisinin genel başkanı yüzde 1 oy aldığı taktirde Meclise gelip konuştuğunda ne eksiğimiz olur? Soru şu; yüzde 10 seçim barajını kim getirdi? Ben mi getirdim? Hayır. İktidar mı getirdi? Hayır. Kenan Evren ve arkadaşları, darbeciler getirdi. Biz darbeye karşı değil miyiz? Darbeye karşıyız. Darbe hukukuna karşı değil miyiz? Darbe hukukuna karşıyız. O zaman gelin değiştirelim. Hayır değiştirmeyelim. Niye? O zaman sen darbecileri savunuyorsun. Değiştirelim, yüzde 1 oy alan partinin genel başkanı Meclise gelsin, Mecliste konuşma yapsın. Mecliste konuşsun, onun da düşüncelerini alalım. Akıl akıldan üstündür, belki benim bir eksiğim var o tamamlayacak. Bugünkü sistemin eksiği, Siyasi Ahlak Kanunu çıkması lazım. Yani siyasetçilerin ahlaklı olması lazım, siyasetçilerin ihale takipçisi olmaması lazım, siyasetçilerin yolsuzluk yapmaması lazım, siyasetçilerin kul hakkı yememesi lazım ve siyasetçinin hesap vermesi lazım. Siyasi Ahlak Kanunu var mı? Yok. Niye yok? Hazırlıyoruz, her seferinde veriyoruz, teklif ediyoruz, sağ olsun Sayın Ahmet Davutoğlu da dedi bunu getireceğim, söz verdi, o da gitti. Siyasi Ahlak Kanunu’na ihtiyacımız var. Siyasi Partiler Kanunu’nun değişmesine ihtiyacımız var, siyasetin finansmanı ile ilgili kanun değişikliğine ihtiyacımız var, bunlar olursa Parlamento daha güzel olur” şeklinde konuştu.

“Hiç kimse kendi görevinin dışına çıkmazsa çift başlılık olmaz”

“141 yıllık parlamento deneyimimiz var” diyen Kılıçdaroğlu, şunları kaydetti: “141 yıllık deneyimi kaldırıyoruz, dünyanın hiçbir ülkesinde uygulanmayan yeni bir model diyoruz. Anayasa değişikliği, efendim bu değişiklik çıkarsa çift başlılık olmaz. Şimdi elinizi vicdanınıza koyun ve benim bu sorumu cevaplayın, bugün çift başlılık mı var? 15 yıldır çift başlılık mı var? 20-30 yıldır çift başlılık mı var? Herkes kendi işini yaparsa biter, nerede çift başlılık? Sayın Cumhurbaşkanı kendi görevini yapar, Sayın Başbakan kendi görevini yapar, bakanlar kendi görevini yapar, ana muhalefet, muhalefet partileri kendi görevini yapar, her birisinin görevi kanunlarla, anayasayla belirlenmiştir. Hiç kimse kendi görevinin dışına çıkmazsa çift başlılık olmaz. Yeni modelde diyorlar ki; hem başkan olacak hem tarafsız olacak hem partili genel başkanı olacak. O zaman nasıl tarafsız olacak? Ben tarafsız mıyım? Hayır. Ben TBMM’de tarafsızlık üzerine yemin mi ediyorum? Hayır. Bizim yeminimizde tarafsızlık kuralı yoktur, tarafsızlık kuralı cumhurbaşkanınındır. Çünkü cumhurbaşkanı, 80 milyonu temsil eder. Peki cumhurun başkanı olan birisi aynı zamanda bir partinin başkanı olursa çift başlı olmaz mı? Çift başlı olur. Hem partisinin genel başkanı hem de cumhurun başkanı.”

“Hani diyorduk ya çatışma olmasın, en büyük çatışmayı getirecek”

Bu değişiklikle birlikte başka bir sorunun daha ortaya çıkacağını savunan Kılıçdaroğlu, “Diyelim ki seçim oldu, onun partisinin başkanı değil başka birisi kazandı, o zaman başkan ayrı telden, çoğunluk partisinin başkanı ayrı telden çalacak. Asıl büyük yarılma oradan olacak, bunu anlatmaya çalıştım, olay budur. Bu kadar basittir. Bu neyi getirir? Hani diyorduk ya çatışma olmasın, en büyük çatışmayı getirecek. Biz bu tehlikeye dikkati çekmek istedik, doğrusu da bu tehlikeyi bütün vatandaşlarımın bilmesini isterim. Başkanla, bugünkü modeldeki cumhurbaşkanıyla Mecliste çoğunluğu olan parti birlikte ülkeyi çok daha zor yöneteceklerdir. Bugünkü modelde nedir? Cumhurbaşkanı tarafsızdır, başbakan çoğunluk partisini temsil eder, istediği kanun tasarısını Meclise getirir, Mecliste oturulur, tartışılır ve çözülür” dedi.

“Bütün muhtarların ömrü bir kararnameye bağlı”

Başkanlık sitemi geldiğinde muhtarlığın kalkıp kalkmayacağını sorduklarını ifade eden Kılıçdaroğlu, “Bu modelde başkan, arzu ettiği zaman TBMM’yi feshediyor. Hiçbir gerekçeye ihtiyaç duymadan. Çünkü anayasada şu gerekçeyle iptal edeceksin veya bu sorun çıktığında iptal edeceksin diye bir düzenleme yok. Mevcut anayasada diyor ki; evet cumhurbaşkanı Meclisi feshedebilir, yeni seçime götürebilir ama 45 gün içinde hükümet kurulmazsa. Yeni modelde bu yok. Muhtar kardeşlerim elini vicdanına koyup sorsunlar bu doğru mudur yanlış mıdır? Efendim muhtarlık kalkacak mı? Başkanın takdirine bağlı. Bütün muhtarların ömrü bir kararnameye bağlı, bir kararname çıkar, muhtarlıklar kaldırılmıştır, bitti, o kadar. Yetki veriyor muyuz? Veriyoruz tabii ki. Böyle bir yetkiyi bir kişiye vermek doğru mudur? Yanlış mıdır? Bir kişiye bu yetkiyi vermek yanlıştır diyorsanız hayır oyu kullanacaksınız, doğrudur diyorsanız gidip evet oyu kullanacaksınız bu kadar basit. Belki bazı muhtar arkadaşlarımız diyebilir, efendim olur mu muhtarlık çok eski bir kurumdur, demokrasinin en köklü kurumlarından birisidir, en temiz demokrasi burada tecelli eder, kimse muhtarlığı kaldıramaz. Size şu söylenecek, ya kardeşim diyecek başkan ben TBMM’yi fesih yetkisine sahibim muhtarlığı mı feshetmeyeceğim? Hepinizin düşünmesi lazım, ben size düşünerek sandığa gidin diyorum. Elimizi vicdanımıza koyacağız, düşünerek sandığa gideceğiz. Bu bir siyasi parti seçimi değildir. Bunun partilerle ilgisi yok, bu bütün partileri ilgilendiriyor Mecliste olsun olmasın, bütün vatandaşları ilgilendiriyor. Hepimizin oturup doğru karar vermesi lazım” açıklamasını yaptı.

“Başkanlık sistemi, bugünkü model dünyanın hiçbir ülkesinde uygulanmayan bir modeldir”

Anayasa değişikliğinde partilerin neden bir araya gelmediğinin sorulduğunu söyleyen Kılıçdaroğlu, “Evvelki yasama döneminde 4 siyasi parti bir araya geldi, anayasanın 80 maddesinin değiştirilmesi konusunda görüş birliği sağlandı ama çıkmadı. Sonradan dediler ki oturalım konuşalım. 15 Temmuz darbesinden sonra biz saraya gittik, Sayın Cumhurbaşkanı çağırdı ve oraya gittik. Ben, Sayın Cumhurbaşkanına, Sayın Başbakana, Sayın Devlet Bahçeli’ye, Cumhurbaşkanı Sözcüsü Sayın Kalın da oradaydı ve Cumhurbaşkanlığı Sayın Genel Sekreteri de oradaydı, yargı bağımsızlığının ne kadar önemli olduğunu anlattım. Yargı bağımsızlığı sağlanabilirse bu memlekette mahkemeler adalet dağıtır dedim ve gelin anayasada önce bu yargı bağımsızlığını sağlayacak düzenlemeleri yapalım, tamam dediler. Hepimiz anlaştık, ben de teşekkür ettim. İki toplandık, ondan sonra kimse toplantıya gelmedi, kabul edilmedi. Sonra dediler ki anayasa değişikliği için buyurun gelin, başkanlık sistemini getireceğiz. Dedik ki, biz başkanlık sistemine karşıyız, parlamenter demokratik sistemde neyi öngörüyorsanız gelin oturalım, konuşalım 140 yıllık tecrübemiz var. Olur ya bizim eksiğimiz, yanlışımız da olabilir, bir araya gelelim, oturalım, konuşalım, biz bu sorunu çözelim. Hayır dediler biz başkanlığı getireceğiz, biz onu uygun görmüyoruz dedik. Olay budur. Dolayısıyla başkanlık sistemi, bugünkü model dünyanın hiçbir ülkesinde uygulanmayan bir modeldir.

Başkanlık sisteminin gerçek anlamda uygulandığı bir ülke var, o da Amerika Birleşik Devletleri. Neden? Çünkü kendi tarihi şartları onu öngörüyor. Bir başkan var, eyaletler var, eyaletlerin valileri var, eyaletlerin parlamentoları var, her parlamento kendi eyaletinin kanununu çıkarır. Yani çok parçalı bir yapı vardır. Zaten Birleşik Devletleri diyor, her bir eyaletin ayrı bayrağı da var. Şimdi biz bu başkanlık sistemini Türkiye’nin geleceği açısından, Türkiye’nin bekası açısından sağlıklı görmüyoruz, doğru da görmüyoruz. Yanlış görüyoruz” dedi.  

Goncagül Özcan - Pelin Üzek

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Antalya Joao Pereira: "İlk yarı ve ikinci yarı tamamen geceyle gündüz gibiydi" Corendon Alanyaspor Teknik Direktörü Joao Pereira, Galatasaray yenilgisinin ardından, "İlk yarı ve ikinci yarı tamamen geceyle gündüz gibiydi" dedi. Ziraat Türkiye Kupası A grubu son maçında Corendon Alanyaspor, evinde karşılaştığı Galatasaray’a 2-1 mağlup oldu. Maçın ardından düzenlenen basın toplantısında konuşan Corendon Alanyaspor Teknik Direktörü Joao Pereira, "Devre arası biraz soyunma odasında konuştuk. İlk yarıyı kesinlikle kabul etmediğimi söyledim. Benim sorumluluğum, ama birinci yarı yaptığımız şeyler beni ve ekibimi kesinlikle yansıtmıyor. Çünkü sahada hiç hırs yoktu. İkinci yarı farklı bir görüntü sergiledik gol attık, bir tane daha gol atabilirdik, iki gol de yiyebilirdik. Sonuç olarak sahada bir ruh vardı. Herkes koşuyordu, kötü durumlar olsa bile pes etmiyorlardı. Zaten Galatasaray da son dakikalarda zaman geçirmeye başladı, çünkü bizi hissettiler. Tabii ki ne olursa olsun ilk maçımız kadar iyi oynadığımızı düşünmüyorum. Ama ikinci yarı ne olursa olsun daha iyiydik. İlk yarı ve ikinci yarı tamamen geceyle gündüz gibiydi" dedi. "Hala gruptan çıkma ihtimalimiz var" "Her maç savaşmanız gerekiyor" diyerek sözlerini sürdüren Pereira, "Bir savaşta olursunuz, bazen öldürürsünüz, bazen ölürsünüz ama mücadele etmeden ölemezsiniz. Ben öleceksem her şeyimi vererek ölmeliyim. Pes etmeyi asla kabul edemem. O yüzden birinci yarı bizim için utanç verici de olsa zor bir gün benim için. İkinci yarı daha iyiydik ama maalesef şimdi diğer sonuçlara diğer gruplarda maçlara bakmamız gerekiyor, kupada devam edeceğimizi görebilmemiz için. Son olarak da unutmayayım grubumuz Galatasaray, Trabzonspor, Başakşehir ve biz vardık. Grupta bugünkü maça lider çıkma ihtimali olarak çıktık aslında ve üçüncü bitirdik. İlk grubu gördüğümde insanlar bize şans vermediler ama son maça lider olma umuduyla çıktık ve hala gruptan çıkma ihtimalimiz var" ifadelerine yer verdi.
Manisa Manisa FK’den hakem kararlarına ilişkin açıklama Manisa Futbol Kulübü, son haftalarda karşılaşmalarda verilen bazı hakem kararlarına ilişkin yazılı bir açıklama yaptı. Manisa Futbol Kulübü, son haftalarda aleyhlerine verilen hakem kararlarına ilişkin yazılı bir açıklama yaparak tartışmalı pozisyonları bundan sonraki süreçte kamuoyuyla paylaşacaklarını duyurdu. Manisa FK’den yapılan yazılı açıklamada şu ifadelere yer verildi: "Sezon başından bu yana karşılaşmalarımızda yaşanan bazı hakem kararlarını büyük bir sükûnetle takip etmiş ve sürecin doğal akışı içerisinde değerlendirilmesini tercih etmiş bulunmaktayız. Ancak son haftalarda yaşanan ve aleyhimize sonuçlar doğuran kararların artması üzerine görüşlerimizi kamuoyu ile paylaşma gereği doğmuştur. Türk hakemlerine olan güvenimizin tam olduğunu özellikle vurgulamak isteriz. Futbolun doğası gereği hakem kararlarının insani hata payı taşıyabileceğinin bilincindeyiz. Bununla birlikte, oyunun adalet duygusunu güçlendirmek ve Türk futbolunun gelişimine katkı sağlamak adına, tartışmaya açık pozisyonların şeffaflık çerçevesinde değerlendirilmesinin önemli olduğuna inanıyoruz. Son karşılaşmamızda rakip takımın penaltısında net kanıt olmamasına rağmen kolayca penaltı verilmesi; maçın ikinci yarısında ise oyuncumuz Ayberk Karapo’ya yapılan benzer müdahalede incelemeye dahi gerek duyulmaması spor kamuoyunda farklı değerlendirmelere yol açmıştır. Pozitif futbol anlayışı ve altyapısından yetiştirdiği genç oyuncularla Türk futboluna katkı sunmayı sürdüren Manisa Futbol Kulübü olarak, bundan sonraki süreçte karşılaşmalarımızda yaşanan ve değerlendirmeye açık gördüğümüz pozisyonları kamuoyu ile paylaşacağımızı saygıyla bildiririz. Sporun birleştirici gücüne olan inancımızla, kamuoyunun takdirine saygıyla sunarız."
Nevşehir Önce kaza, sonra kavga ettiler: 2 yaralı Nevşehir’de alkollü sürücünün direksiyon hakimiyetini kaybetmesi sonucu park halindeki araçlara çarpmasıyla meydana gelen kazanın ardından taraflar arasında kavga çıktı. Olayda 2 kişi yaralandı. Olay, Cevher Dudayev Mahallesi Vatan Caddesi üzerinde meydana geldi. Edinilen bilgiye göre, 50 ACJ 893 plakalı minibüs sürücüsü Melih Ç., seyir halindeyken cadde üzerinde park halinde bulunan 50 AAR 540 plakalı çekici ve buna bağlı 50 ACJ 302 plakalı römorka çarpmamak için manevra yaptığı sırada direksiyon hakimiyetini kaybetti. Kontrolden çıkan minibüs, park halinde bulunan 41 BT 607 plakalı Volkswagen marka otomobile çarptı. Çarpmanın etkisiyle savrulan otomobil de arkasında park halinde bulunan 50 HO 1043 plakalı halk otobüsüne çarptı. Minibüs ise çarpmanın ardından KGYS kameralarının panolarına çarparak kaldırıma çıkarak durabildi. Kazayı gören vatandaşların ihbarı üzerine olay yerine sağlık ve polis ekipleri sevk edildi. Kazada yaralanan minibüs sürücüsü Melih Ç. ile yanında yolcu olarak bulunan bir kişi, iddiaya göre kaza sonrası araçtan inerek park halindeki otomobilin sürücüsüne saldırdı. Kısa sürede büyüyen olayda tarafların yakınları da bölgeye gelince kavga çıktı. Park halindeki otomobilin sürücüsü Turan Köstekçi, "Biz aracımızı park edip eve gidiyorduk. Yukarıdan son sürat geldi. Önce aracımıza çarptı, sonra da bize saldırdı. Daha sonra 10 kişi çağırarak yeniden saldırdılar. Arabamız perte çıktı. Sürücü alkollüydü, aracın içi alkol şişeleriyle dolu" dedi. Sağlık ekipleri tarafından ilk müdahaleleri yapılan 2 yaralı, ambulansla Nevşehir Devlet Hastanesi’ne kaldırıldı. Öte yandan, minibüs sürücüsü Melih Ç.’nin yapılan alkol kontrolünde 180 promil alkollü olduğu tespit edildi. Sürücüye alkollü araç kullanmaktan 25 bin lira para cezası uygulanırken, sürücü belgesine de 6 ay süreyle geçici olarak el konuldu. Olayla ilgili soruşturma başlatıldı.
İstanbul Fatih Tekke: "Çeyrek finale yükseldiğimiz için çok mutluyuz" Trabzonspor Teknik Direktörü Fatih Tekke, Türkiye’deki en güçlü kadrolardan birine karşı oynadıkları söyleyerek, "Çeyrek finale yükseldiğimiz için çok mutluyuz" dedi. Trabzonspor, Ziraat Türkiye Kupası A Grubu 4. ve son maçında deplasmanda RAMS Başakşehir’i 4-2 mağlup etti. Mücadele sonrası düzenlenen basın toplantısında açıklamalarda bulunan Trabzonspor Teknik Direktörü Fatih Tekke, "Çeyrek finale yükseldiğimiz için çok mutluyuz. Olması gereken de buydu ama zor bir karşılaşma oldu. Zor olacağını biliyorduk. Türkiye’deki en güçlü kadrolardan birine karşı oynadık. Alternatifleri ve yeteneği açısından da iyi kadroları var. Genel hatlarıyla oyun içindeki alan olarak top bizde olduğu durumlarda final öncesi yapamadığımız şeyler var. Bizim açımızdan belli süreleri sene boyunca göremeyen oyuncuların sürelerini artırmak gibi bir durum da vardı. Oyuncularımız ellerinden gelenin en iyisini yaptı" değerlendirmesinde bulundu. "Şu an beklentilere göre önde gidiyoruz, inşallah böyle devam eder" İkinci yarının başında beklemedikleri bir gol yediklerini aktaran Tekke, "Arkasından hızlı hücumdan bir gol daha yedik. Akabinde giren oyuncuların coşkusuyla oyun bizim lehimize döndü. Teknik adam takımıyla oynadık. Onlara da başarılar dilerim. İyi bir karşılaşma oldu. Çeyrek finale çıktık. Şimdi lige döneceğiz, sakatlarımız ve hazır olmayanlar var. Önümüzde zor maçlar var. Mental ve fiziksel hazırlanmaya devam edeceğiz. Oyun evriliyor, oyun değişiyor. Birkaç formasyon üzerinden oynanıyor, tek formasyon değil. İyi yoldayız. Kesinlikle daha iyi olabiliriz. Taraftarımız çok coşkuluydu, sağ olsunlar. Oyuncularım iyi çalışıyor. Herkes ciddi pozitif enerji saçıyor ama burada beklenti ne? Ben beklentiyi gerçekçi düzleme oturttuğumda insanlar bana kızıyor. Şu an önde gidiyoruz. İnşallah böyle devam eder" ifadelerini kullandı. "Onuachu’ya sahip olduğumuz için çok şanslıyız" Nijeryalı santrfor Paul Onuachu’nun son haftalarda yüklesen performansıyla ilgili de konuşan Tekke, şunları söyledi: "Onuachu’nun bence daha fazla gol atması lazım. Öyle bir oyuncu. Onuachu’nun antrenmanı her şeyiyle antrenman. Tam bir profesyonel antrenman. Onuachu her antrenmanda yüzde yüzünü veriyor. Maçta istediklerimin bazen çok azını yapıyor, beni kızdırıyor ama antrenmanı yüzde yüz. Gol atma isteği hep var. Saygıyı, alkışı hak ediyor. İlla gol atması gerekmiyor. O mücadeleyi bize verince bize geçiyor. Ona sahip olduğumuz için çok şanslıyız."