TEKNOLOJİ - 21 Haziran 2017 Çarşamba 09:44

Kontrolsüz teknoloji aile içi iletişimi etkiliyor

A
A
A
Kontrolsüz teknoloji aile içi iletişimi etkiliyor

Özellikle büyük şehirlerdeki çocukların zamanlarının büyük bir kısmını bilgisayar ya da tablet karşısında geçirdiğini belirten uzmanlar, uzun süreli bilgisayar ve internet kullanımının aile içi iletişimi olumsuz etkilediğine dikkat çekti.

Çocukların bilgisayar, tablet ya da internet başında kontrolsüz, verimsiz geçirdikleri zamanda, en temel sorunun ise aile içi iletişimsizlik olduğunu ifade eden Yaşar Üniversitesi İletişim Fakültesi Halkla İlişkiler ve Reklamcılık Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Ferah Onat, “Daha bebekken oyalansın diye cep telefonundan video izletilen, eline tablet verilip ‘Benim çocuğum çok akıllı, çok iyi bilgisayar kullanıyor, çok uslu’ diyerek kendileri de ekranlara gömülen aileler, bu iletişimsizliğin temel nedenlerinden. Çocuk ile ailesi arasındaki duygusal ve bedensel iletişim kopukluğunun nedeni, genellikle çocuğun değil büyüklerin internet kullanımı oluyor” dedi.

Başka bir dünya olduğunu çocuklarınıza gösterin
İnternetin, sosyal medyanın tüm dünyayı ayaklarımıza getiren müthiş bir olanak olduğunu belirten Onat, “Zaman ve maddi olanakların darlığı, beraber vakit geçirilebilecek imkanları daraltsa da örneğin beraber müzeleri gezmek, alışverişe çıkmak, parka veya semt pazarına gitmek bile günün yarısını beraber geçirebilecekleri bir alternatif olabilir. Birlikte sosyal, duygusal ve fiziksel pek çok farklı deneyim yaşayabilirler. Burada amaç, çocuklarımızın sosyal medya ve dijital oyunların dışındaki hayatı da olabildiğince deneyimlemelerini sağlayabilmek” diye konuştu.

“Ceza vermek yerine doğru yönlendirin”
Çocukların bilgisayarları genellikle oyun oynamak, arkadaşlarıyla görüşmek ve video izlemek amaçlı kullandığını kaydeden Onat, “Video izleme oranları günümüzde çok yükseldi. İnternet trafiğinin yaklaşık yüzde 70’i videolardan oluşuyor ve genç yaş grubunda internet videoları izlemek televizyon izlemekten daha yaygın hale gelmiş durumda. Özellikle çocuklar, internet videolarında gördükleri pek çok şeyi taklit etme, öykünme eğiliminde. Videolarda gördükleri insanların yaptıklarını yapmak, onlar gibi olmak istiyorlar. Bu bir yandan çocukların vizyonlarını genişletirken öte yandan da eğer kontrolsüz ve zararlı içeriklere maruz kalıyorlarsa onlara zarar da verebilir. Bu yaralanma ve ölüm riski içeren davranışları taklit etmekten, siber zorbalıklardan, tacize ve Türkçe’nin yanlış kullanımına kadar değişen pek çok riski barındırabilir. Bu durumda ebeveynler çocuklarının hangi tür içeriklere maruz kaldığına, sosyal medyada kimlerle iletişim kurduğuna mutlaka dikkat etmeli. Toptancı bir yaklaşımla yasaklar koymak yerine, uzaktan izlemeyi ve gereken yerlerde çocukla birebir iletişim kurarak onları bilinçlendirerek daha doğru alternatiflere yönlendirmeliler” ifadelerini kullandı.

“Ailelerin verdiği cezalar arasında üst sıralarda”
Türkiye İstatistik Kurumu Aile Yapısı Araştırması 2016 sonuçlarına göre, anne veya babaların çocuklarına verdikleri ceza türleri incelendiğinde, ikinci sırada yüzde 48,7 ile internetin yasaklanması ve üçüncü sırada ise yüzde 40,8 ile TV izlenmesine izin verilmemesi cezalarının ön plana çıktığını hatırlatan Ferah Onat, “Aynı araştırmada ceza nedenlerine baktığımızda da birinci sırada yüzde 65,9 ile çocuğun eğitimini ihmal etmesi olduğu görülürken bunu sırasıyla yüzde 46 ile çocuğun internette ya da bilgisayarda çok fazla oyun oynaması izliyor” diyerek cezalandırma eğiliminin yüksekliğine dikkat çekti.
Onat, sosyal medyayı ve dijital teknolojileri kullanmanın günümüzde okur-yazarlıkla eşdeğer tutulduğunun unutulmaması ve çocuklara temel etik ilkelerin ve mahremiyet sınırlarının öğretilmesi gerektiğini belirtti.
 

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Ankara Adalet Bakanı Akın Gürlek Türk Hukuk Enstitüsü heyetini kabul etti Adalet Bakanı Akın Gürlek, Türk Hukuk Enstitüsü heyetini kabul etti ve "Yargının hızlandırılması için gerekli adımları atacağız" dedi. Adalet Bakanı Gürlek, Türk Hukuk Enstitüsü heyetini Bakanlıkta kabul etti. Türk Hukuk Enstitüsünün kökleri, tarihi ve gelenekleri olan bir kurum olduğunun altını çizen Bakan Gürlek, "İnşallah biz de beraber çalışacağız. Sizin fikirleriniz, çalışma planlarınız bizim için önemli. Biliyorsunuz şu an yargıda bir reform stratejisi bir reform hamlesi yaptık. Özellikle yargının sorunlarına ilişkin, yargının hızlandırılmasına ilişkin bir kısım önemli adımlar daha atmayı düşünüyoruz" dedi. "Avukatlarımıza biz yardımcı olmak istiyoruz" Avukatların son zamanlarda yaşadıkları sorunları çok iyi bildiklerini vurgulayan Bakan Gürlek şöyle konuştu: "Biz adalet ailesiyiz. Bu adalet ailesinde 209 bin avukatımız, 212 bin hakim, savcı ve adliye personelimiz var. Burada hep birlikte bir çalışma yapmamız gerekiyor. Özellikle avukatlarımızın son zamanlarda yaşadığı sorunları çok iyi biliyoruz. Düzenleyeceğimiz paketlerde hem hukuk yargılamasını hızlandırmak istiyoruz, hem de bir anlamda avukatlarımıza maddi anlamda dokunmak istiyoruz." Bakan Gürlek, avukatlık mesleğinin tüm dünyada kaliteli, nitelikli, elit bir meslek olduğunu ifade etti. "Hukuk mesleği giriş sınavında kalite arttı" Hukuk mesleğine giriş sınavlarının kalitesinin arttığını dile getiren Bakan Gürlek, "Biliyorsunuz hukuk mesleklerine giriş sınavı yapıldı. Biraz zor bir sınav. Evet barajları da yüksek ama bu kesinlikle bu mesleğin nitelikli ve elit bir meslek haline gelmesi gerektiriyor" diye konuştu. "Avukatlarımızın sorunlarını biliyoruz" Bakan Gürlek, hukuk fakültelerine giriş başarı sıralamasının 125 binden 100 bine çekildiğini belirterek, bu rakamı daha da düşürmek istediklerini ifade etti. Bakan Gürlek, avukatlık mesleğinin elit bir meslek olduğuna vurgu yaptı. Savunma makamının kutsal olduğunu söyleyen Bakan Gürlek, "Burada zaten üç tane sacayağı birlikte işlerse yargıda başarı sağlanır. Burada elbette avukatlarımızın sorunlarını biliyoruz. Uygulamadaki mahkeme kalemlerinde çektiği sorunları da biliyoruz" dedi. E-Duruşma ile daha etkin adli süreçler Adli süreçleri daha etkin ve hızlı hale getiren e-Duruşma uygulamasının özellikle hukuk davalarında önemli ölçüde kullanıldığını belirten Bakan Gürlek, e-Duruşmada da kapsamı genişletmeyi düşündüklerini kaydetti. Bakan Gürlek, 12. Yargı Paketinde e-duruşma yoluyla ön inceleme duruşmasına katılabilme imkanı getirmeyi planladıklarını söyledi.
Denizli Serinhisar’a özgü yöresel ürünler Leader zirvesinde beğeniye sunuldu Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı’nın katılımıyla Ankara’da gerçekleştirilen Leader Projesi Lansmanında sergilenen serinhisar leblebisi, yatağan bıçağı, kızılhisar bardağı ve yatağan kemik tarağı gibi yöresel ürünleri beğeni topladı. Tarım ve Orman Bakanlığı ile Tarım ve Kırsal Kalkınmayı Destekleme Kurumu (TKDK) tarafından düzenlenen "IPARD III Programı Leader Projesi Tanıtım Programı" Türkiye’nin 60 şehrinden gelen 155 YEG Derneği’ni buluşturdu. Toplam 35 milyon avroluk destek paketinin açıklandığı dev organizasyonda Kızılhisar YEG Derneği sergilediği performansla zirvenin parlayan yıldızı olmayı başardı. Serinhisar Tanıtım Standı Etkinlik kapsamında ilçe tanıtım standı kuran 7 YEG Derneği’nden biri Kızılhisar YEG Derneği oldu. Kurulan tanıtım standında Serinhisar Leblebisi, Yatağan Bıçağı, Kızılhisar Bardağı ve Yatağan Kemik Tarağı gibi Serinhisar’a has ürünler sergilendi. Stant ziyaretçilerine Leader Projesi kapsamında geliştirilen Leblebi Çorbası ikram edildi ve Yatağan Çakısı hediye edildi. Tarım ve Orman Bakanı’na Yatağan Kılıcı Takdimi Etkinliğin açılışında yaşanan ve katılımcıların büyük ilgisini çeken sembolik anlarda da derneğimizin imzası vardı. Tarım Reformu Genel Müdürü Osman Yıldız’ın, Sayın Bakan İbrahim Yumaklı’ya takdim ettiği ve Serinhisar’ın 850 yıllık kadim demircilik mirasını simgeleyen Yatağan Kılıcı, Kızılhisar YEG Derneği tarafından özel olarak temin edildi. Kırsal kalkınmanın yereldeki yeni modelini başarıyla uygulayan Kızılhisar YEG Derneği, sunduğu projelerle Bakan düzeyinde tam not aldı. Bakan Yumaklı, derneğimizin bölgeye kattığı katma değeri ve stratejik önemini şu sözlerle takdir etti: "Denizli’de Kızılhisar Yerel Eylem Grubu özellikle Serinhisar’ın adeta nişanesi olan leblebinin, yenilikçi ürün geliştirme faaliyetleri ile katma değerini artırdı. Derneğimizin başarılarını Türkiye gündemine daha fazla taşıyacağımızı ifade etmek isterim. Yerelin gelişmesine katkı koyan başarılar Türkiye’nin gündemine girmeli. Bu başarılar üreticilerimizin kendine güvenini de üst düzeye taşıyacaktır." Konuşmaların ardından temsili çek takdimine geçildi. Kızılhisar YEG Derneği yönetici İlker Özmen temsili sözleşme çekini Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı ile Tarım ve Kırsal Kalkınmayı Destekleme Kurumu (TKDK) Başkanı Ahmet Antalyalı’nın elinden teslim aldı. Gelecek 5 yılın temelleri atıldı Etkinliğin ikinci gününde IPARD II döneminde faaliyet gösteren YEG Derneklerinin deneyimlerini paylaştığı "Tecrübe ve Bilgi Paylaşımı" oturumu yapıldı. Kızılhisar YEG Derneği yöneticisi İlker Özmen, tecrübe ve bilgi birikimini paylaşmak üzere bu prestijli oturuma davet edilen 5 panelistten biri olarak oturumdaki yerini aldı. Özmen, yaptığı açıklamada; "Bu başarılarla birlikte önümüzdeki 5 yıllık uygulama dönemine güçlü bir giriş yapan Kızılhisar YEG Derneği, yerel dinamikleri harekete geçirmeye ve Serinhisar’ın ekonomik, sosyal ve kültürel kalkınmasına öncülük etmeye devam edecektir. Ankara’da tescillenen bu başarı, sadece Kızılhisar YEG Derneği’nin değil, tüm Serinhisar halkının ve üreticilerimizin ortak gururudur. ‘Birlikte üreten, birlikte yöneten ve birlikte büyüyen bir kırsal yapı’ vizyonuyla, bölgemizin değerlerini dünya standartlarında projelerle taçlandırmayı sürdüreceğiz" dedi.