EKONOMİ - 30 Kasım 2016 Çarşamba 10:31

Merkez, Finansal İstikrar Raporu'nu açıkladı

A
A
A
Merkez, Finansal İstikrar Raporu'nu açıkladı

Merkez Bankası'nın Kasım ayı Finansal İstikrar Raporu'na göre son dönemde küresel finansal piyasalarda artan oynaklıklar portföy hareketleri ve varlık fiyatlarında dalgalanmalara yol açtı.

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB), 2016 yılı Kasım ayı 'Finansal İstikrar Raporu'nu açıkladı. Rapora göre, son dönemde küresel finansal piyasalarda artan oynaklıklar portföy hareketleri ve varlık fiyatlarında dalgalanmalara yol açtı. Küresel finansal piyasalar 2016 yılının ikinci yarısı başından ABD seçimlerine kadar olan dönemde görece sakin bir seyir izledi. Bu dönemde, Japonya ve Avrupa Merkez Bankası’nın genişlemeci para politikası uygulamalarını devam ettirmesi küresel likiditeyi destekleyici bir rol oynadı. İngiltere’deki referandumun sonucu piyasalar tarafından olumsuz karşılanmakla birlikte piyasalar üzerindeki etkisi kısa sürdü. ABD seçim sonuçlarının açıklanmasına kadar olan dönemde, uluslararası yatırımcıların risk iştahının ılımlı seyri gelişmekte olan ülkelere yönelik portföy akımlarını destekledi. Ancak, seçim sonuçlarının ABD ekonomi politikaları ile ilgili oluşturduğu belirsizlik algısı piyasalardaki oynaklığı belirgin biçimde artırdı. Bu dönemden itibaren ABD doları gelişmiş ve gelişmekte olan ülke para birimlerine karşı önemli ölçüde değer kazandı. Finansal piyasalarda seçim sonrasında ortaya çıkan olumsuzluklar gelişmekte olan ülkelere yoğun sermaye çıkışları şeklinde yansıdı.

ABD ekonomisinde genişlemeci maliye politikalarının öne çıkacağı görüşünün kuvvetlenmesi enflasyon beklentilerini artırırken, tahvil faizleri üzerinde de yukarı yönlü baskı oluşturdu. ABD tahvil faizlerindeki artışın ve küresel belirsizliğin yoğunlaşması sonucu gelişmekte olan ülke varlıklarına yönelen talepte düşüş yaşandı. Gelişmekte olan ülkelerin tahvil piyasalarında likidite düşerken faiz oranları sert bir şekilde yükseldi. Bu durum gelişmekte olan ülkelerde ihraç piyasasına bağımlılığı yüksek ekonomik birimler için fonlama koşulları açısından önemli bir bozulma anlamına geldi. Kamu borç stokunun düşük seviyelerde seyrettiği, banka ve firma ihraçlarının toplam kaynaklar içindeki payının son derece küçük olduğu Türkiye’de, küresel tahvil piyasasındaki olumsuz gelişmelerin finansmana erişim açısından yansımalarının sınırlı kalacağı öngörüldü. Bununla birlikte, küresel faizlerin yükselmesiyle finansman maliyetlerinin bir miktar artması bekleniyor.

"Türk bankacılık sektörü gerek Euro bölgesi bankalarından gerek İngiltere bankalarından yaptıkları borçlanmaları çevirmekte sorun yaşamıyor"
Son dönemde, küresel likiditenin tahsis ve aracılığında önemli rol oynayan Euro bölgesi merkezli bankalara ilişkin gelişmeler uluslararası finans piyasalarınca yakından takip edildi. Euro bölgesi bankalarıyla ilgili en önemli endişe kaynağı düşük kârlılık oranları oldu. Bu sorunun devamı ilgili bankaların aracılık kapasitesini olumsuz yönde etkileme potansiyeli taşımakta. Öte yandan, Euro bölgesi ekonomik faaliyetinde mütevazı fakat istikrarlı bir biçimde devam eden büyüme eğilimi bölge bankalarının karlılık sorununu hafifletebilecek bir gelişme olarak değerlendirildi. Halihazırda, Türk bankacılık sektörünün gerek Euro bölgesi bankalarından gerek İngiltere bankalarından yaptıkları borçlanmaları çevirmekte herhangi bir sorun yaşamadıkları, ABD seçim sonuçlarının da bu durumu olumsuz etkilemediği açık bir şekilde görüldü. Euro bölgesinden temin edilen borçların bankaların yurt dışı borcu içindeki payı yıllar itibarıyla kademeli olarak azaldı. Bu bağlamda, son yıllarda Türk bankacılık sektörünün dış borç temin ettiği ülke ve banka sayısını istikrarlı bir şekilde artırmış olmasının Euro bölgesi bankacılık sisteminden kaynaklanabilecek risklerin etkilerini hafifletebilecek bir gelişme olduğu vurgulanmalı. Cari açıkta 2012 yılından bu yana görülen iyileşme eğilimi yurt dışı fonlara bağımlılığın azalmasına katkıda bulunmuştur. 2016 yılının ikinci yarısında özellikle turizm gelirlerindeki gerileme ve jeopolitik gelişmelere bağlı olarak, cari dengedeki iyileşme süreci duraksadı.

Merkez Bankası'nın raporunda şu ifadeler yer aldı: "Türkiye’nin en önemli dış pazarı konumundaki Avrupa bölgesinde büyümenin düşük bir ivmeyle de olsa devam etmesi, Rusya’ya yapılan ihracatta toparlanma, enerji fiyatlarının ılımlı seyri ve TL’nin değer kaybıyla artan rekabet gücü orta vadede cari açıktaki azalma eğiliminin devamını sağlayabilecek gelişmelerdir. Bu durumun, küresel finansal piyasalarda belirsizliğin arttığı bir dönemde dış finansman ihtiyacını azaltmak suretiyle finansal istikrara katkı sunması beklenmektedir. Yurt içi ekonomik faaliyetteki yavaşlama tahsili gecikmiş alacaklar (TGA) oranlarında yukarı yönlü eğilimi beslemiştir. Öte yandan gerek uluslararası karşılaştırmalara gerekse tarihsel verilere bakıldığında TGA oranlarındaki artışın finansal istikrar açısından makul düzeylerde olduğu görülmektedir. Yabancı para (YP) kredilerin performansı halen güçlü seyrini sürdürmekte olup, tarihsel veriler de YP cinsinden kredilerin performansının kur gelişmeleriyle ilişkisinin zayıf olduğunu ortaya koymaktadır. Bu durum, YP borcun uzun vadeli olması, borcun büyük şirketlerde toplanması ve şirketlerin döviz riskine karşı ihracat dışında kamu garantileri gibi yollarla da korunmalarından kaynaklanmaktadır. Bankaların mevcut sermaye düzeyi ve son dönemde karlılık oranlarında gözlenen toparlanma, TGA artışına bağlı kayıpların bankaların kredi verme kapasitesi üzerinde anlamlı bir etkiye sahip olmayacağına işaret etmektedir.
Kredi büyüme oranlarında ılımlı seyir devam etmektedir.

2015 yılı ortalarında tarihsel olarak en düşük rakamları kaydeden kârlılık oranları 2016 yılının ikinci yarısından itibaren toparlanmaya başlamıştır. 2016 yılının üçüncü çeyreği itibarıyla kaydedilen kârlılık rakamları, bankaların içsel sermaye birikimiyle yüksek kredi büyüme hızlarını sürdürmelerine olanak verecek düzeydedir. Karlılıktaki güçlü toparlanmada bir defaya mahsus gelişmeler de rol oynamakla birlikte söz konusu gelişmelerin karlılığa katkısı sınırlı düzeydedir. Dolayısıyla, 2016 yılının son çeyreğinde tahvil faizlerindeki gelişmeler nedeniyle menkul kıymet değerleme etkilerine bağlı olarak kârlılıkta sınırlı bir düşüş beklense de karlılıkta oluşan olumlu görünümün önümüzdeki dönemlerde de büyük ölçüde korunacağı değerlendirilmektedir.

Kredi büyüme oranlarında ılımlı seyir devam etmektedir. Tüketici kredileri tarafında konut ve ihtiyaç kredileri, faiz oranlarındaki düşüş ve makro ihtiyati önlemlerdeki gevşeme yönlü adımlarla 2016 yılı Eylül ayından itibaren güçlü bir toparlanma sergilerken, ticari kredilerdeki zayıf seyir sürmektedir. Bu gelişmede talep tarafındaki zayıflık önemli rol oynamakla birlikte, kredi riskine yönelik ihtiyatlı yaklaşımın bankaların kredi verme iştahını azaltmasının da etkili olduğu değerlendirilmektedir. Kredi-mevduat faizleri makasının gelişimi ve kredi eğilim anketlerinin banka kredi standartlarına ilişkin sunduğu bilgiler bankaların duyarlılıklarına işaret etmektedir.

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’nın 2016 yılı Mart-Eylül döneminde gerçekleştirdiği faiz indirimleri, zorunlu karşılıklar aracılığıyla uygulanan destekleyici likidite politikaları, ekonomik faaliyeti canlandırmaya yönelik teşvik edici maliye politikası uygulamaları, makroihtiyati tedbirlerin gevşetilmesi ve sağlam mali yapılarını muhafaza eden kamu bankalarının kredi piyasasına verdiği destek finansal aracılık sisteminin etkinliğini artırmak adına olumlu adımlar olarak görülmektedir. Yakın zamandaki jeopolitik gelişmeler, küresel büyümedeki durgunluk ve yurt içi gelişmelerin etkisiyle zayıflayan ekonomik faaliyetin, gerek iç talebin gerekse ihracat pazarlarındaki görünümün iyileşmesiyle 2017 yılında daha olumlu bir patikaya girmesi muhtemel gözükmektedir. Küresel finansal piyasalarda oynaklığın arttığı, gelişmiş ülkelerdeki büyüme eğiliminin iyileşmekle birlikte halen zayıf seyrettiği ortamda Türk bankacılık sektörünün güçlü görünümünü ve uluslararası piyasalardaki güvenilirliğini koruması öne çıkmaktadır. Bankacılık sektörünün önümüzdeki dönemlerde de aracılık faaliyetlerini sağlıklı bir şekilde yürüteceği öngörülmektedir".
 

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Erzincan Erzincan’da doğa dondu, Girlevik Şelalesi buz kesti Girlevik Şelalesi buz tuttu, 2 metrelik buz sarkıtları oluştu. Erzincan’da etkili olan dondurucu soğuklar, kentin önemli doğal güzelliklerinden Girlevik Şelalesi’ni adeta buzdan bir tabloya dönüştürdü. Gece saatlerinde hava sıcaklığının sıfırın altında 20 dereceye kadar düştüğü kentte, merkezden yaklaşık 30 kilometre uzaklıkta bulunan Çağlayan beldesindeki Girlevik Şelalesi tamamen buz tuttu. Soğuk havanın etkisiyle şelaleden dökülen sular donarken, yer yer uzunluğu 2 metreyi bulan buz sarkıtları oluştu. Kayalıklar ve şelale çevresinde meydana gelen buz tabakaları, ziyaretçilere kartpostallık manzaralar sundu. Kış aylarında "beyaz gelinliğini" giyen Girlevik Şelalesi, bu yıl da soğuk havayla birlikte görsel bir şölen oluşturdu. Bölgeyi gezmeye gelen vatandaşlar, ortaya çıkan eşsiz kış manzarasını hayranlıkla izledi. Bazı vatandaşlar ise Girlevik Şelalesi’nin her mevsim ayrı bir güzelliğe sahip olduğunu belirterek, kış aylarında oluşan buz sarkıtlarının şelaleye farklı bir atmosfer kattığını ifade etti. Yetkililer, soğuk havanın önümüzdeki günlerde de etkisini sürdüreceğini belirterek, vatandaşları buzlanma ve don olaylarına karşı dikkatli olmaları konusunda uyardı. Girlevik Şelalesi’nde oluşan buzlanma nedeniyle ziyaretçilerin özellikle kaygan zeminlere karşı tedbirli olmaları istendi. Dört mevsim yerli ve yabancı turistlerin ilgisini çeken Girlevik Şelalesi, kış aylarında oluşan buz sarkıtlarıyla Erzincan’ın doğal güzellikleri arasında yine ön plana çıktı. Türkiye’nin en soğuk yerleşim yerleri belli oldu Meteoroloji Genel Müdürlüğü’ne (MGM) bağlı Otomatik Meteoroloji Gözlem İstasyonlarından alınan verilere göre, gece saatlerinde Türkiye genelinde etkili olan dondurucu soğuklar birçok yerleşim yerinde rekor seviyelere ulaştı. Ölçümlerde, Türkiye’nin en soğuk yerleşim yeri Sivas’ın Altınyayla ilçesi oldu. Verilere göre Sivas Altınyayla’da hava sıcaklığı eksi 25,2 dereceye kadar düştü. Altınyayla’yı, Rize’nin İkizdere ilçesine bağlı Ovit mevkisi eksi 24,9 derece ile takip etti. Kastamonu’nun Seydiler ilçesinde eksi 24 derece ölçülürken, Bolu’nun Dörtdivan ilçesinde sıcaklık eksi 23,8 derece olarak kaydedildi. Yozgat’ın Boğazlıyan ilçesinde termometreler eksi 23,6 dereceyi gösterirken, Ankara’nın Çamlıdere ilçesine bağlı Çamkoru mevkisi ile Bolu’nun Gerede ilçesine bağlı Samat köyünde sıcaklık eksi 23,2 dereceye kadar düştü. Aksaray’ın Gülağaç ilçesinde eksi 22,7, Nevşehir’in Derinkuyu ilçesinde ise eksi 22,6 derece ölçüldü. Doğu, Güneydoğu ve İç Anadolu’da da soğuk hava etkisini sürdürdü. Ardahan’ın Göle ilçesinde hava sıcaklığı eksi 22 derece olurken, Çorum’un Alaca ilçesi ile Kahramanmaraş’ın Göksun ilçesinde eksi 21,7 derece kaydedildi. Çankırı’nın Çerkeş ilçesinde eksi 21,4 derece ölçülürken, Erzurum Palandöken’de bulunan Doğu Anadolu Gözlemevi’nde sıcaklık eksi 20,6 dereceye düştü. Listede Kayseri’nin Tomarza ilçesi eksi 20,4, Afyonkarahisar’ın Sandıklı ilçesi eksi 20,2, Konya’nın Karapınar ilçesi eksi 19,8 ve Erzincan’ın Refahiye ilçesine bağlı Kayı köyü eksi 19,6 derece ile yer aldı. Meteoroloji yetkilileri, soğuk havanın özellikle gece ve sabah saatlerinde etkisini artırdığını belirterek, don, buzlanma ve ulaşımda yaşanabilecek olumsuzluklara karşı vatandaşların dikkatli ve tedbirli olmaları konusunda uyarıda bulundu.
Samsun Samsun’da gece yarısı korku dolu anlar: Kırsal mahallede iki ev alevlere teslim oldu Samsun’un Vezirköprü ilçesine bağlı Kızılkese Mahallesi’nde gece saatlerinde çıkan yangın, kısa sürede büyüyerek iki ahşap evi küle çevirdi. Yangın, mahalle sakinlerinin ve itfaiye ekiplerinin yoğun çabasıyla çevredeki evlere sıçramadan kontrol altına alındı. Vezirköprü’ye yaklaşık 59 kilometre uzaklıktaki Kızılkese Mahallesi’nde, henüz belirlenemeyen nedenle bir evde yangın çıktı. Gece geç saatlerde başlayan yangın, hızla büyüyerek çevresinde bulunan ve kullanılmayan başka bir eve sıçradı. Ahşap evleri saran yangında alevler göğe yükseldi, geceyi aydınlattı. Alevleri fark eden vatandaşlar, tankerlerle yangına müdahale ederek büyümesini önlemeye çalıştı. Yangın vanası yardımıyla yapılan ilk müdahale sayesinde alevlerin diğer evlere yayılması engellendi. İhbar üzerine bölgeye sevk edilen Samsun Büyükşehir Belediyesi itfaiye ekipleri, yangına müdahale ederek söndürme ve soğutma çalışması gerçekleştirdi. Ekiplerin yoğun çalışması sonucu yangın saat 03.00 sıralarında kontrol altına alındı. Kızılkese Mahallesi Muhtarı Ramazan Karataş, yangının İsmail Ay’a ait evde başladığını, oturulmayan ve Ahmet Öztürk’e ait olan eve sıçradığını belirtti. Karataş, vatandaşların tankerlerle müdahalesinin ardından itfaiye ekiplerinin olay yerine gelerek yangını tamamen söndürdüğünü ve çevredeki evlerin zarar görmesinin önüne geçildiğini ifade etti. Yangın sonucu iki ahşap ev tamamen yanarak kullanılamaz hale geldi. Olayla ilgili inceleme başlatıldı.