POLİTİKA - 02 Kasım 2014 Pazar 22:42

'Necip Fazıl'ın miras bıraktığı fikir namusunu daha iyi anlıyorum'

A
A
A
'Necip Fazıl'ın miras bıraktığı fikir namusunu daha iyi anlıyorum'

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Star Gazetesi’nin düzenlediği “Necip Fazıl Ödülleri 2014”ün takdim törenine katıldı. Erdoğan, 'Necip Fazıl'ın miras bıraktığı fikir namusunu daha iyi anlıyorum' dedi.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, “Necip Fazıl için fikir çilesi de, fikir namusu da son derece önemli kavramlardır. Hata yaptığında hatasını kabul eden ama doğru bildiğinden de asla vazgeçmeyen bir fikir namusuna sahipti. Şuanda esen her rüzgarın önünde eğilen, çıkarlarına göre tavır belirleyen, dün söylediğinin tam tersini söylemekten kaçınmayanlara bakınca Necip Fazıl’ın ve onun geçmişten alıp bugüne miras bıraktığı fikir namusunu daha iyi anlıyorum” dedi. 

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Star Gazetesi’nin düzenlediği “Necip Fazıl Ödülleri 2014”ün takdim törenine katıldı. Haliç Kongre Merkezi’nde düzenlenen törene Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın yanı sıra eşi Emine Erdoğan, Milli Eğitim Bakanı Nabi Avcı, Kültür ve Turizm Bakanı Ömer Çelik, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Kadir Topbaş, Fatih Belediye Başkanı Mustafa Demir, AK Parti İl Başkanı Aziz Babuşçu, Star Medya Grup Başkanı Mustafa Karaalioğlu, Şair Necip Fazıl Kısakürek’in oğlu Mehmet Kısakürek ile şair, yazar, araştırma ve fikir insanları ile davetliler katıldı. TV spikeri Beyza Hakan Özek’in sunumuyla başlayan tören, Şair Necip Fazıl Kısakürek’in ‘Kaldırımlar’ adlı şiirinin sinevizyon gösterimi ile devam etti. Törende ilk kürsüye davet edilen Milli Eğitim Bakanı Avcı, yaptığı konuşmada, “Sevgili Mustafa Karaalioğlu konuşurken, üstadın hatırasına bugüne kadar gereğince sahip çıkamadığımızı söylerken doğrusu bu ihmalde veya gecikmede en büyük payı Milli Eğitim Bakanlığı’nın aldığını düşünmeden edemedim” dedi. Sözlerinin alkışlanması üzerine Avcı, “Şimdi burada bu ihmali alkışlamadığınızı biliyorum. Bu ihmalin farkına varmış olmanızı alkışladığınızı bilerek inşallah 10 yıldır özellikle sosyal bilimler liselerimizde, imam hatip liselerinde üstadın özlediği gençlerin mayasının tutmakta olduğunu ama bununda yeterli olmadığını, bütün eğitim sistemimizin üstadın özlediği Türkiye’ye yakışan gençleri yetiştirmeye vakıf olması gerektiğini bilerek çalıştığımızı, bu tam üstada yakışan uzunlukta bir cümle oldu, bilmenizi isterim” dedi.

Avcı, “Allah’tan rahmet diliyorum. Herhalde pek az mütefekkir, rahmetlinin sevdiği tabirle mütefekkir böylesine bir başarıya imza atmıştır. Bugün Türkiye’yi yöneten kadroları tek tek gözden geçirdiğimizde her birimizin başta Sayın Cumhurbaşkanımız olmak üzere tüm bu kadroların üstadın seçmesinden geçtiğini, o bereketle buralara hizmetlere imza attıklarını hepimiz biliyoruz. Bu sebeple Allah’tan rahmet diliyorum. Gerçekten üstat yine kendisinin çok sevdiği tabirle bir kelimeyle özetlerse, herhalde itiraz kelimesiyle vasfedilebilirdi. İtiraz adamıydı ve o itiraz milletin çok tarihi dönemecinde çok gerekli bir itirazdı. O dönemde herkesin her şeye kolayca evet dediği o dönemlerde ‘Hayır o öyle değil’ diyen bir Necip Fazıl olmasaydı bugün Türkiye çok farklı bir yerde olabilirdi” diye konuştu.

Ardından kürsüye davet edilen Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerine ödül törenini düzenleyen ve ödüle layık görülen yazar, şair ve mütefekkirlere teşekkür ederek başladı. Erdoğan, “Bir büyük umudu, aşkı, sevgiyi büyüten, ölüme, bilime ve aşka düğüne gider gibi gideriz diyen bir modern dervişi, Hüseyin Atlansoy’u tebrik ediyorum. Yalnızlığa, ölüme, yabancılaşmaya bir pencere açan, o pencereden umuda, sevgiye ve geleceğe bakan genç yazarımız Nuray Süngü’yü aynı şekilde tebrik ediyorum. Bize medeniyetimizin zirvesi Mimar Sinan’ı hatırlatan, tarihi ve bugünü kucaklaştıran değerli akademisyenimiz Gülru Necipoğlu yine bu ödüle layık görüldüğü için kutluyorum. Bir kitap aşığı olan, kültürümüze, medeniyetimize eşsiz katkılar sunan ve aynı zamanda sahip olduğu hazineyi öğrenci yetiştirmek suretiyle genç nesillere de aktaran akademisyenimiz İsmail Erünsal hocamızı aynı şekilde tebrik ediyorum” dedi.

Yazar Nuri Pakdil’den övgüyle bahseden Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Necip Fazıl Saygı Ödülü ilk olarak kime verilmeli diye sorulduğunda sanırım herkesin aklına o gelecektir. Selamlamasını dahi ‘Dostlarım sizi antifaşist, antiemperyalist, antikapitalist ve antifiravonist duygularımla’ diye yapan ‘İnsanın en çok kalbi temiz olmalıdır’ diyen sevgili Nuri Pakdil’i özellikle kutluyorum” diye konuştu.

Erdoğan, “Hiç şüphesiz Türkiye’nin, Türkiye’deki kültür, sanat ve fikir hayatının böyle bir ödüle ihtiyacı vardı. Şahsen bu ödülü son derece önemli ve anlamlı buluyorum. Türkiye değişirken, Türkiye artık zincirlerinden, prangalarından ve dar kalıplarından kurtulurken, kültür sanat ve fikir hayatının da kendisine musallat olan vesayetten kurtulmasının zamanı gelmişti. Türkiye’de ve dünyada şairlerin, yazarların, mütefekkirlerin adına çok sayıda ödül veriliyor. Bu ödüllerin birçoğuna baktığınızda belli kalıpları aşamadığını, belli ideolojik gözlüklerini atamadığını, kendisine musallat olan vesayetten kurtulamadığını görüyoruz. Ödüllerin sadece ödüllerde değil, teşviklerin, kayırmaların, desteklerin, belli çevrelerde belli camiaların içine hapsolduğuna ve çıkamadığına şahit oluyoruz. İşte Necip Fazıl Kısakürek Ödülleri en başta bu dar kalıpları parçalayacak, kültür ve sanat dünyasındaki vesayete karşı çıkacak, sanatta, fikirde dahi egemen olan al gülüm ver gülüm anlayışını inşallah ortadan kaldıracak. Bu ödüllerin aydın baskısına, aydın vesayetine karşı bir itiraz olduğu umudunu taşıyorum” dedi.

Şair Necip Fazıl Kısakürek’ten övgüyle bahseden Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Düşünün ki cümlelere, kelimelere, harflere en ağır baskıların uygulandığı bir dönemde kahramanca öne çıkıp ben varım diyebilen. Madem ki ben varım o zaman Türkiye vardır diyebilen. Hatta benim olmadığım yerde kimse yoktur diyebilen bir özgüven abidesiydi. Bakın bazıları onun şiirlerini ve yazılarını okumamış ve dinlememiş olabilir. Ama inanın bugün sahip olduğumuz fikir, aksiyon, dimdik duruş ve özgüven onun verdiği mücadelenin bir eseridir. Bugün eğer dünün ezilmişleri, mazlumları, ötekileştirilmişleri, siyasette bende varım diyor, adaletle yönetme mücadelesi veriyorsa bunda Necip Fazıl’ın aşıladığı özgüvenin etkisi vardır. Bugün eğer yerli, milli değerlerle örtüşen şiirler yazılıyor, romanlar, hikayeler yazılıyor, filimler yapılıyorsa bunda Necip Fazıl duruşunun etkisi vardır. Bugün eğer Türkiye’nin belli bir kesimini, sessiz yığınlarını, köylü, taşralı, cahil, geri kafalı diye tahkir edenlerin karşısında ‘hadi oradan sen de kimsin’ diyebilen bir cesaret ve güven varsa inanın bunda Necip Fazıl’ın çok büyük bir etkisi vardır” şeklinde konuştu.

Erdoğan, “Necip Fazıl için fikir çilesi de, fikir namusu da son derece önemli kavramlardır. Hatta şunu da söylemem lazım. Hata yaptığında hatasını kabul eden ama doğru bildiğinden de asla vazgeçmeyen bir fikir namusuna sahipti. Şuanda esen her rüzgarın önünde eğilen, çıkarlarına göre tavır belirleyen, dün söylediğinin tam tersini söylemekten kaçınmayanlara bakınca Necip Fazıl’ın ve onun geçmişten alıp bugüne miras baktı fikir namusunu daha iyi anlıyorum” dedi.

Erdoğan, “İşte en son birisi çıktı, yazdığı bir makalede devletin geleceği adına seküler güçleri sorumluluk almaya davet etti. Bundan 7 yıl önce kendisinden başkasına hayat hakkı tanımayan ırkçı işçi kesimler ‘ordu göreve’ diye çağrılar yapıyorlardı. Zamanın cilvesine bakın ki bugünde aynı şekilde kendisinden başkasına hayat hakkı tanımayan aynı şekilde ırkçı zihinler devletin geleceği adına seküler güçleri göreve davet ediyor. Eğer fikrin namusu yoksa, ahlakı yoksa, fikrin ruhu yoksa işte böyle insan en uçlarda döner durur. Bir gün bakarsınız devlet düşmanı olmuş, bir gün bakarsınız darbecilik yapıyor. Bir gün bakarsınız barış güvercini olmuş, bir gün bakarsınız eline taş almış askere atarak teröristlik yapıyor. Bir gün bakarsınız ırkçılıktan şikayet ediyor, bir gün de bakarsınız kendisinden nefret eden ırkçılardan darbe dileniyor. Bununla da asla bir tek kişiyi kast etmiyorum. Türkiye’nin son 12 yılına bakın orada çok sayıda böyle örnek göreceksiniz. En uç fikirlerin ortak çıkarlar söz konusu olunca nasılda fikri ve fikrin namusunu bir kenara bırakıp ittifaklar kurduklarını göreceksiniz. Necip Fazıl kendisinden öncekiler gibi bize ahlakı olmayan her mücadelenin yanlış olduğunu öğretir” şeklinde konuştu.

Erdoğan’ın konuşmasının ardından ödül törenine geçildi. Necip Fazıl Şiir Ödülü’ne Hüseyin Atlansoy layık görüldü. Atlansoy’a ödülünü Necip Fazıl Kısakürek’in oğlu Mehmet Kısakürek takdim etti. Necip Fazıl Hikaye Ödülü’ne ise Günay Süngü layık görüldü. Sahneye davet edilen Süngü’ye ödülünü İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Topbaş takdim etti. Fikir Araştırma dalında Prof. Dr. Gülru Necipoğlu ile Prof. Dr. İsmail Erünsal ödüle layık görüldü. Necipoğlu ve Erünsal’a ödüllerini Bakan Avcı takdim etti.

ERDOĞAN, PAKDİL’İ AYAKTA DİNLEDİ

Necip Fazıl Ödülleri 2014 Ödülü’ne ise Yazar Nuri Pakdil layık görüldü. Pakdil’in ödülünü Cumhurbaşkanı Erdoğan takdim etti. Sahneye davet edilen Pakdil, ödülünü almadan önce bir konuşma yaptı. Pakdil’in konuşması boyunca Erdoğan’ın Pakdil’i ayakta dinlediği görüldü. Pakdil, ardından ödülünü Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın elinden aldı. Tören, ödüle layık görülen diğer isimlerin tek tek sahneye davet edilmesi ile son buldu. 

OĞUZCAN YAZAR

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
İstanbul İstanbul’un kentsel dönüşümüne küresel sermaye Türkiye’nin inşaat ve gayrimenkul sektörü, sadece yerel dinamiklerle değil, uluslararası yatırım ağlarıyla entegre bir büyüme sürecine giriyor. Bu sürecin merkezinde yer alan İstanbul 2020 A.Ş., "Selvi" markası çatısı altında geliştirdiği projelerle hem kentin çehresini değiştiriyor hem de yabancı sermayenin Türkiye’ye gelişinde önemli bir rol üstleniyor. İstanbul 2020 A.Ş., Selvi Park Evleri, Selvi Comfort ve Selvi Konakları ile başladığı yolculuğuna, Selvi markası adı altında hayata geçireceği çok sayıda yeni projeyi eklemeyi planlıyor. Yapılan açıklamaya göre, şirketin belirlediği pusula; sadece modern konutlar inşa etmek değil, toplu konut hamleleriyle İstanbul’un en kritik ihtiyacı olan kentsel dönüşüm sürecine kalıcı çözümler sunuyor. Bu vizyon doğrultusunda planlanan yeni projeler, deprem dirençli ve modern şehircilik anlayışına uygun yapısıyla İstanbul’un geleceğine dair somut bir vizyon çiziyor. Şirketin bu genişleme stratejisi; Mehmet Şerif Kızılgüney, Faruk Aydın, Ömer Faruk Kızılgüney, Mustafa Konukız, Abdullah Kızılgüney, Fatih Kızılgüney, Ahmet Kızılgüney, Gülsevim Gür, Mehmet Işık, Bilge Kocaoğlu ve Hüseyin Bisky’den oluşan kadronun koordinasyonuyla sahaya yansıtılıyor. Yabancı sermaye Türkiye’nin kentsel dönüşümüne kaynak oluyor Kurumsal yapılanma sürecini tamamlayan Kurum Company Group adına Dubai’den süreci yöneten Ahmet Hüsrev Kurum, kentsel dönüşümün finansmanında yabancı sermayenin önemine dikkat çekti. Dubai’deki çalışma ve gözlemlerini aktaran Kurum, şu değerlendirmelerde bulundu: "Dubai şu an ekonomik anlamda bir ’koza süreci’ yaşıyor; bu dönemin ardından çok daha güçlü bir şekilde sahalara dönecektir. Ancak bu 1-2 yıllık geçiş döneminde bizim önceliğimiz, Türkiye ile Orta Doğu arasındaki yatırım köprüsünü daha sarsılmaz bir hale getirmektir. İstanbul 2020 A.Ş. ile çizdiğimiz gelecek vizyonunda kaynağımızı sadece yurt içi sermaye ile sınırlı tutmuyoruz. Yabancı yatırımcıların güvenle Türkiye’ye gelmesi ve bu sermayenin İstanbul’un kentsel dönüşüm ihtiyacını karşılayacak büyük toplu konut projelerine aktarılması için yoğun bir çalışma yürütüyoruz." Genç iş insanı Ömer Faruk Kızılgüney ile yürütülen iş birliğinin profesyonel bir yöneticilik anlayışına dayandığını belirten Kurum, konuşmasını şöyle sürdürdü: "Ömer Faruk Kızılgüney’in sahadaki tecrübesi ve ’Selvi’ markasının oluşturduğu güven, uluslararası sermayenin rotasını Türkiye’ye çevirmesinde en büyük etkenlerden biridir. Gelen bu yatırımları Gayrimenkul Yatırım Ortaklığı (GYO) ve Portföy Yönetim Şirketleri aracılığıyla, şeffaf ve denetlenebilir bir sistemle yöneterek hem yabancı yatırımcıya güvenli liman sağlıyor hem de ülkemizin kentsel dönüşüm hedeflerine küresel bir finansman desteği oluşturuyoruz. Hedefimiz, ticari hacmi güçlendirirken iki taraf arasındaki bu bağı profesyonel bir yöneticilikle korumaktır."
Kayseri Zehra Kardaş: "Aşılar, sağlıklı bir geleceğin en güçlü teminatlarından biridir" Erciyes Üniversitesi (ERÜ) Tıp Fakültesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Anabilim Dalı Sosyal Pediatri Bilim Dalı Öğretim Üyesi Dr. Zehra Kardaş, aşının önemine dikkat çekerek, "Aşılar, sağlıklı bir geleceğin en güçlü teminatlarından biridir" dedi. ERÜ Tıp Fakültesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Anabilim Dalı Sosyal Pediatri Bilim Dalı tarafından Mustafa Eraslan-Fevzi Mercan Çocuk Hastanesinde "24-30 Nisan Dünya Aşı Haftası" kapsamında bir etkinlik düzenlendi. Etkinlikte, sağlıklı bireyler ve güçlü toplumlar için aşının vazgeçilmez rolüne dikkat çekildi. ERÜ Tıp Fakültesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Anabilim Dalı Sosyal Pediatri Bilim Dalı Öğretim Üyesi Dr. Zehra Kardaş yaptığı açıklamada, "Aşılar, modern tıbbın en etkili ve güvenli koruyucu sağlık uygulamalarından biridir. Dünya Sağlık Örgütü verilerine göre aşılar sayesinde her yıl milyonlarca insan ciddi hastalıklardan korunmakta ve yaşamını sürdürmektedir. Geçmişte büyük salgınlara yol açan pek çok hastalık, aşılama programları sayesinde ya tamamen ortadan kaldırılmış ya da nadir görülür hale gelmiştir" dedi. "Aşılar, sağlıklı bir geleceğin en güçlü teminatlarından biridir" Dr. Öğretim Üyesi Zehra Kardaş, "Aşılar, sağlıklı bir geleceğin en güçlü teminatlarından biridir. Çocukluk çağından erişkinliğe kadar yaşamın her döneminde aşılar, bireyleri enfeksiyonlara karşı korurken aynı zamanda toplum sağlığını da güçlendirir. Özellikle bebekler, yaşlı bireyler ve kronik hastalığı olan kişiler için yaygın aşılama, koruyucu bir kalkan oluşturmaktadır" ifadelerini kullandı. Dr. Öğretim Üyesi Zehra Kardaş, "Ulusal aşı takvimine uygun olarak yapılan aşılar; kızamık, difteri, boğmaca ve daha birçok hastalığın önlenmesinde büyük başarı sağlamıştır. Aşılar sayesinde çocuklarımız daha sağlıklı büyümekte, hastalık yükü azalmakta ve yaşam kalitesi artmaktadır. Bu özel hafta kapsamında toplumumuzu, aşı takvimine uygun şekilde aşılarını yaptırmaya, sağlık profesyonellerinden doğru bilgi almaya ve koruyucu sağlık hizmetlerinden aktif şekilde yararlanmaya davet ediyoruz" diye konuştu.
Karabük Karabük Belediyesinden yaşlılara yönelik dev proje Karabük Belediyesi, sosyal belediyecilik anlayışı kapsamında yaşlı ve engelli vatandaşlara yönelik hizmetlerini genişletiyor. Yaşlı Destek Programı (YADES) ile yürütülen çalışmaların kapsamı büyütülerek 65 yaş üstü ihtiyaç sahibi tüm vatandaşları içine alacak şekilde yeniden düzenlendi. Daha önce evden çıkamayan ve yatağa bağımlı hastalara yönelik sürdürülen bakım hizmetleri, yeni düzenlemeyle birlikte yalnız yaşayan, gündelik ihtiyaçlarını karşılamakta zorlanan ve desteğe ihtiyaç duyan yaşlı vatandaşları da kapsayacak. Belediye bünyesinde faaliyet gösteren Yaşlı ve Engelli Bakım Birimi ekipleri, belirli program dahilinde vatandaşların evlerini düzenli olarak ziyaret edecek. "Hem bakım hizmeti hem gönül bağı" Proje kapsamında vatandaşlara yaşam alanı temizliği, çarşaf değişimi, banyo, saç kesimi, tırnak kesimi ve kişisel bakım hizmetlerinin yanı sıra psikososyal destek de verilecek. Alanında uzman ekipler tarafından sunulacak hizmetlerle, yaşlı bireylerin hem ihtiyaçlarının karşılanması hem de kendilerini güvende ve değerli hissetmeleri amaçlanıyor. Ekiplerin ziyaretlerinde sadece hizmet sunulmayacağı, aynı zamanda vatandaşlarla birebir iletişim kurularak sosyal bağların güçlendirileceği belirtildi. "Büyüklerimiz bu şehrin hafızasıdır" Karabük Belediye Başkanı Özkan Çetinkaya, projeye ilişkin yaptığı açıklamada, yaşlıların toplumdaki önemine dikkat çekerek, "Büyüklerimiz bu şehrin hafızası, bereketi, duasıdır. Onlara uzanan her elin aslında geleceğimize uzandığını biliyoruz. Bugüne kadar evden çıkamayan hastalarımıza ulaşarak yanlarında olduk. Şimdi YADES ile bu desteği daha da büyütüyor, 65 yaş üstü tüm ihtiyaç sahibi vatandaşlarımızın hayatına dokunmayı hedefliyoruz" dedi. Çetinkaya, "Kapılarını çaldığımız her büyüğümüzün yüzünde bir tebessüm, kalbinde bir huzur bırakmak istiyoruz. Onlara sadece bakım hizmeti değil; evlat sıcaklığı, aile şefkati götürüyoruz" ifadelerini kullandı. "Hedef daha fazla vatandaşa ulaşmak" Karabük Belediyesi’nin halihazırda yaklaşık 140 vatandaşa evde bakım hizmeti sunduğu, aylık ziyaretlerle 400 haneye destek sağladığı belirtildi. Yeni proje ile birlikte evde bakım hizmetinden yararlanan kişi sayısının 300’e, temizlik ve teknik destek hizmeti sunulan hane sayısının ise 1000’e çıkarılması hedefleniyor. "Sıcak Yemek Desteği Sürüyor" Başkan Çetinkaya, sosyal destek çalışmalarının önemli bir parçası olan aşevi hizmetlerine de değinerek, "Aşevimizde her gün pişen sıcak yemekleri ihtiyaç sahibi ve yaşlı vatandaşlarımızın kapısına kadar ulaştırıyoruz. Biz bu şehirde kimsenin kendini yalnız hissetmesini istemiyoruz" diye konuştu. Karabük Belediyesi’nin YADES kapsamında hayata geçirdiği bu kapsamlı destek modeli, yaşlılara yönelik vefa örneği olarak öne çıkıyor.
Bursa Oto tamirhanesindeki silahlı saldırı failleri yakalandı Bursa’nın İnegöl ilçesinde oto tamircisine düzenlenen silahlı saldırıda tamir için aracını getiren hasmını tüfekle vurarak ağır yaralayan şüpheli tutuklandı. Olay saat 13.30 sıralarında Sinanbey mahallesi 22. Metal sokakta faaliyet gösteren bir işyerinde meydana geldi. 5 yıl. Önce Ahmet D.(51) İle Ergün Ş.(50) arasında henüz belirlenemeyen bir nedenle kavga çıkmıştı. Kavgada Ahmet D. Ergün Ş.’yi darp etmişti. Bu olaydan sonra kinlenen Ömer İsa Ş.(17)’yi babasını darp eden şüpheliyi oto tamircisinde gördü. Geri dönen Ömer İsa Ş., tüfek alıp arkadaşı Alparslan C.(18)’nin kullandığı araçla oto tamircisi önüne geldi. Ömer Ş. Elindeki tüfekle Ahmet D.(51)’ye tüfekle defalarca ateş etti. Saldırı sırasında araç sahibi Ahmet D.(51) bacaklarına isabet eden saçmalar nedeniyle kanlar içinde kalarak yere yığıldı. Şüpheliler geldikleri araçla ile kaçtılar. Yaralı olay yerine sevk edilen Ambulansla İnegöl Devlet Hastanesine kaldırıldı. Yaralı ilk tedavinin ardından Ambulansla Bursa Yüksek İhtisas Eğitim ve araştırma hastanesine sevk edildi. Olayın ardından hakarete geçen Emniyet Müdürlüğü Asayiş Büro Amirliği ekipleri şüpheliler Ömer İsa Ş. ile Alparslan C.’yi yakalayarak gözaltına aldılar. Ömer İsa Ş.’nin İfadesinde, "Benim babamı 5 yıl önce darp edip uzun süre yürümesini engellemişti. Bende o şahsı yaralamayı kafama koydum. Olay günü onu görünce tüfekle ateş ettim." dediği öğrenildi. 2 şüpheli de sorgulamaların ardından adliyeye sevk edildiler. Şüphelilerden Ömer İsa Ş. (17) mahkemece tutuklanırken, Alparslan C. ise adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı.