ÇEVRE - 11 Mart 2022 Cuma 11:07

Nükleer sızıntı tehlikesi!

A
A
A
Nükleer sızıntı tehlikesi!

Ankara Üniversitesi Nükleer Bilimler Enstitüsü eski müdürü, emekli öğretim üyesi Prof. Dr. Niyazi Meriç, Çernobil’de yaşanabilecek bir sızıntıda neler olabileceğine ilişkin, “Eğer lahit çöker ve radyasyon dışarıya sızar ve bulutlarla ülkelere dağılırsa bunun hemen farkına varırız. Eğer fisyona devam edip toprağı eritip yer altı sularına karışırsa bunun farkına varamayız. Bunun verebileceği zararları da önceden ön görmemiz çok zor” dedi.

Ankara Üniversitesi Nükleer Bilimler Enstitüsü eski müdürü, emekli öğretim üyesi Prof. Dr. Niyazi Meriç, Ukrayna-Rusya savaşında Çernobil’de yaşanabilecek bir sızıntıda nasıl bir çevre felaketine yol yaşanabileceğini ve Rusya’nın Ukrayna’ya karşı nükleer silah kullanması halinde sonuçlarının neler olacağını İHA’ya değerlendirdi.

1986 yılında Çernobil faciasında işlerin kontrolden tamamen çıktığını belirten Prof. Dr. Meriç, “Reaksiyonun olduğu kap, iki bin tonluk kap havaya uçtu. Tüm nükleer reaktör kaynaklar ortaya çıktı. Peki ne olacak? Kontrol de edemiyoruz. Sürekli enerji üretiliyor burada. Bunu söndürebilmek için de bunun üzerine bor, kil ne buldularsa helikopterle attılar ve burayı söndürmeye, fisyonu durdurmaya çalıştılar. Durdurabildiler mi? Şu anda her hangi bir reaksiyon görünmüyor ama bu ileride de olmayacak anlamı taşımıyor. Çünkü toprağın içinde de nötronlar var. Bu nötronlar eğer buradaki yakıt sönmemişse, çünkü buradaki yakıtın daha nükleer dördüncü ünite açılmamıştı, yüzde 90’ının ham olarak orada hala durduğu düşünülüyor. Eğer bu yakıt tekrar harekete geçerse ve biz farkına varmazsak sorun oluşur. Yerin tabakasına lav şeklinde eriterek inebilir ve buradan sulara karışabilir. O su dünyanın neresindeki yer altı suyuna karışacağı ve onu hangi insanların kullanacağını bilemeyiz” açıklamasında bulundu.

"Yer altı sularına karışırsa bunun farkına varamayız"

Ukraynalıların elinde kaldığı sürece Çernobil’de ‘açık kapı’ politikasının uygulandığını söyleyen Prof. Dr. Meriç, ”Biz dahil dünyadan birçok ülkeden bilim insanları Çernobil’e gidip incelemelerde bulunuyordu. Şu an Ruslar bunu devam ettirecekler mi? Çünkü onlar genellikle gizliliği daha çok seviyor. Burada eğer bir sorun olursa ve biz farkına varamazsak sorun olur, bizim korkumuz bu. Buradaki lahitin çökme riskine karşılık üstüne bir lahit daha yapılması planlanıyordu. Rusların kontrolünde bu ikinci lahite diğer ülke insanları sıcak bakacaklar mı veya Rusya buna izin verecek mi?” dedi.

Prof. Dr. Meriç, Çernobil Nükleer Santrali’nde bir sorun oluşması halinde çevre ülkelerin nasıl etkileneceğine dair ise, “Eğer lahit çöker ve radyasyon dışarıya sızar ve bulutlarla ülkelere dağılırsa bunun hemen farkına varırız. Çünkü tüm ülkelerde çevrelerinde dedektörlerimiz var ve hemen harekete geçebilir. Eğer fisyona devam edip toprağı eritip yer altı sularına karışırsa bunun farkına varamayız. Bunun verebileceği zararları da önceden ön görmemiz çok zor” diye konuştu.

"Rusya eğer Ukrayna ile baş edemeyeceğini anlarsa kazanabilmek için nükleer silah kullanabilir"

ABD’nin Hiroşima’ya attığı atom bombasını hatırlatan Meriç, “600 metre yukarıdan patlattı ve burada ilk etapta yaşayan 300 binlik nüfusunu 70 bini o anda öldü ve diğer 70 bini de gelişen zaman içerisinde öldü. Bu kayıp 200 bine kadar çıktı. Dışarıdan yardıma giden insanlar da lösemiden öldü. O sırada radyasyonun ne olduğu bilinmiyordu. Şu anda gayet iyi biliniyor. Dolayısıyla da Rusya eğer Ukrayna ile baş edemeyeceğini anlarsa savaş kazanabilmek için küçük çaplı nükleer silahlar kullanılabilir diye ABD’nin kendisi ön gördü” açıklamasında bulundu.

"O bölgedeki sıcaklık 15 bin santigrat derecelere kadar yükseliyor"

Küçük çaplı nükleer silahların ne olduğunu da açıklayan Prof. Dr. Meriç, “Eğer siz içerisindeki Uranyum miktarını ki Plütonyum-239 kullanacaksanız 10 kilogram bunun altını patlatamazsınız, Uranyum-235 kaynağı kullanacaksınız en az 52 kilogram bundan daha küçük bomba yapmanız mümkün değil. Bunu yüksekliğe bağlı olarak hasarı büyütüp küçültebilirsiniz. Eğer yeryüzüne yakın olarak bunu patlatırsanız o bölge çok yoğun radyasyona maruz kalır. Yüksekliği arttıkça çok daha geniş alanı tahrip dersiniz. Bütün bu kritik kütleyi sağlayacak kadar Uranyum’un fisyona uğraması sonucu o bölgedeki sıcaklık 15 bin santigrat derecelere kadar yükseliyor. O sıcaklıkta ne insanların ne de bizim yapmış olduğumuz malzemelerin dayanması mümkün değil. Dolayısıyla tahribat daha büyük olacak” ifadelerini kullandı.

Radyoaktivite rüzgara bağlı olduğunu söyleyen Meriç, “Rüzgar bunu ne tarafa doğru alıp giderse ona bağlı. Çünkü bu fisyon oluştuktan sonra parçalanan küller kalıyor” diye konuştu.

Mevlüt İşli - İbrahim Çakmak
 

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Adana Yüksel Yıldırım: "Kaleci İrfan Can Eğribayat transferi için Fenerbahçe ile anlaştık" Samsunspor Başkanı Yüksel Yıldırım, 2-0 mağlup oldukları Fenerbahçe maçı sonrası, "Kaleci İrfan Can Eğribayat transferi için Fenerbahçe ile anlaştık" dedi. Samsunspor, Turkcell Süper Kupa yarı finalinde Yeni Adana Stadyumu’nda karşılaştığı Fenerbahçe’ye 2-0 mağlup oldu. Maç sonu açıklamalarda bulunan Samsunspor Başkanı Yüksel Yıldırım, "Van Drongelen’i oynatırsak, en az 6-8 hafta yok olacak dediler. Oynatmayalım dedik. Bizimle devam ediyor. Satma şansım yok. Samsunspor’un hedefleri var. O isteniyor, Holse isteniyor, Marius’u istiyorlar. Talepler var. Musaba’yı bırakmak istemedik. Serbest kalma maddesi vardı. Onu kullandı kendisi ve engelleyemedik. Onun dışında oyuncu vereceğimi sanmıyorum. Çok astronomik teklif gelirse olabilir" ifadelerini kullandı. "Musaba seyirciyi coşturma hareketini Samsunspor maçında yapmamalıydı" Anthony Musaba ile ilgili de konuşan Yüksel Yıldırım, "Musaba’yı çok seviyorum. Alırken iki ay pazarlık yaptım. İkinci babası gibiyim. Bizden ayrıldı, Fenerbahçe’ye hayırlı olsun. Güzel de başladı. Seyirciyi coşturma hareketi Samsunspor maçında yapmamalıydı, üzdü. Pek çok hoş olmadı. Bazı televizyonlar beni yanlış anlamış. Bedava aldılar dedim. 6 milyon euro’ya aldılar. Nene’yi 18 milyona aldılar, Musaba’yı 6’ya aldılar dedim. Bana göre Musaba, Nene’den daha iyi futbolcu. Kıyaslama yaptık. Bunu zaman gösterecek. Musaba’yı normalde veriyor olsaydım, bir sonraki satışından pay alacaktım, bonus alacaktım, Fenerbahçe şampiyon olursa bonus alacaktım. O rakam belki 10-15’e çıkacaktı. Ben bunun için ’bedava’ dedim. Yoksa bedavaya gitmedi. Oyuncu, 3 milyon istedi (Samsunspor’a transfer süreci) sonrasında pazarlıkla 5 milyon yaptık. Samsunspor tarihinde 5 ay kalıp 6 katı para kazandıran bir oyuncu olmamıştı. Ekonomik katkılarından dolayı Musaba’ya teşekkür ettik ama onu da bazı taraftarlarımız da yanlış anladı. Nene’ye karşı yanlış bir şey söylemedim ama Musaba bana göre daha iyi futbolcu dedim" açıklamasını yaptı.
Ankara Bakan Tunç: "Avukatlık vakarına uygun davranış göstermeyen avukat hakkında soruşturma başlatıldı" Adalet Bakanı Yılmaz Tunç, "Sosyal medya hesaplarında yaptığı paylaşımlarla avukatlık mesleğinin vakarına uygun davranış göstermeyen ve İzmir Barosu’na kayıtlı olduğu tespit edilen avukat hakkında İzmir Cumhuriyet Başsavcılığınca soruşturma başlatılmıştır" dedi. Adalet Bakanı Tunç sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımında, "Avukatlık Kanunu’nun 1. maddesi, avukatlığın kamu hizmeti olduğunu; avukatın ise yargının kurucu unsurlarından olan bağımsız savunmayı serbestçe temsil ettiğini açıkça vurgular. Yargının kurucu unsuru olmanın yüklediği sorumluluk; avukatların yalnızca temsil ettikleri hakkı savunmayı değil, adalete duyulan güveni de güçlendirmeyi gerektirir. Hukukun ciddiyetini zedeleyen, kanun hükümlerini keyfî biçimde yorumlayarak yanlış yönlendirmeye kapı aralayan her tutum; toplumun adalete olan inancına zarar verir" dedi. İzmir Barosu’na kayıtlı bir avukatın sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımlar dolayısıyla hakkında soruşturma başlatıldığını açıklayan Bakan Tunç, "Avukatlık Kanunu’nun 34. maddesi, avukatlık görevinin özen, doğruluk ve onur içinde yürütülmesini; avukatlık unvanının gerektirdiği saygı ve güvene uygun davranmayı ve meslek kurallarına bağlılığı esas alır. Türkiye Barolar Birliği meslek kuralları da aynı doğrultuda; avukatın, mesleğin itibarını zedeleyecek tutum ve davranışlardan kaçınmasını, bu hassasiyeti yalnızca mesleki faaliyetinde değil özel hayatında da gözetmesini gerekli kılar. Sosyal medya hesaplarında yaptığı paylaşımlarla avukatlık mesleğinin vakarına uygun davranış göstermeyen ve İzmir Barosu’na kayıtlı olduğu tespit edilen avukat hakkında İzmir Cumhuriyet Başsavcılığınca soruşturma başlatılmıştır. Avukatlık Kanunu’nun disiplin hükümleri uyarınca ilgili baro tarafından da meslek kurallarına aykırılık teşkil edip etmediği yönünden inceleme ve gerekli değerlendirmeleri yapılmak üzere disiplin süreci başlatılmıştır" ifadelerini kullandı.