POLİTİKA - 05 Mart 2017 Pazar 19:44

Numan Kurtulmuş’tan Deniz Baykal’a teşekkür

A
A
A
Numan Kurtulmuş’tan Deniz Baykal’a teşekkür

Başbakan Yardımcısı Numan Kurtulmuş, “Almanya’da Türk vatandaşlarımızın varlığı, Almanya için bir garantidir. Müslüman bir toplum olarak orada problemsiz bir şekilde yaşıyorlar. ‘Hayır’ diyeceğini bildiğiniz Deniz Baykal geleceği zaman toplantı yapabilir diyeceksiniz. Deniz Baykal’a teşekkürlerimi ifade etmek istiyorum. Çok hassas bir şekilde yaklaştı. Türkiye düşmanlığı, Erdoğan düşmanlığı gözlerini karartıyor” dedi.

Başbakan Yardımcısı Kurtulmuş, AK Parti Sincan İlçe Başkanlığı ile Sincan Belediyesi tarafından düzenlenen 'Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi Anayasa Değişikliği Paketi Referandum Oylaması Tanıtım ve Bilgilendirme Toplantısına' katıldı. Sincan’daki berber esnafına seslenen Kurtulmuş, “Türkiye’nin güçlü, büyük bir ülke olarak bu bölgede oynanan oyunları bozamaması için Türkiye’nin ayaklarına prangalar vuruyorlar. AK Parti Genel Başkan Yardımcısı iken terörün Türkiye’ye maliyetiyle ilgili bir çalışma yapmıştık. O gün ki parayla 1.5 trilyonun üzerinde maliyeti vardı. Türkiye’nin 30 yılını PKK ile çaldılar. Şimdi Marmaray’ı, 3’üncü köprüyü, 3’üncü havalimanını yapıyoruz. Teröre oluk oluk para harcamak mecburiyetinde kalmasaydık bugün ki seviyemize 30 yıl önce gelirdik. Elin oğlu, bir asır evvel bu sınırları böylesine suni bir şekilde çizerken, dağın tepesinde geçirirmiş. Çünkü bir asır evvel dağın tepesinden o sınırları geçirenler, bir gün geldiğinde bu ülkenin çocuklarını kandırıp onlara ayrılıkçı bir terör örgütü kurduracaklarını ve ellerine silah vererek Türkiye’nin başına bela edeceklerini hesap ettiler. Şimdi aynı şekilde DEAŞ, PYD, FETÖ’nün üzerinden ayaklarımıza prangalar vurmaya çalışıyorlar. Hiç uğraşmasınlar. Bu millet nasıl geçmiş oyunları bozduysa bundan sonraki oyunları da bozacaktır. 16 Nisan Türkiye’nin prangalarından kurtulma tarihidir. Daha güçlü olma istikametinde yürüyecek, hızlı karar alan bir Türkiye olacak. PKK’nın bütün üst düzey yöneticileri hayır kampanyası yapıyor, FETÖ ve DEAŞ’ta aynı şekilde. Size ne oluyor. Bu millet evet mi diyecek hayır mı diyecek kendisi karar verecek” açıklamasında bulundu.

“Niye bu kadar çok ürküyorsunuz, niye bu kadar çok evetlerin yüksek çıkması sizi telaşlandırıyor?”
Almanya ve Avusturya’nın, referandum etkinliğine izin vermemesini eleştiren Kurtulmuş, “Almanya, Adalet Bakanı Bozdağ ve Ekonomi Bakanı Zeybekci’nin toplantı yapmasını engelliyor. Niye engelliyorsunuz? Böylesine çifte standart olur mu? Almanya’da Türk vatandaşlarımızın varlığı, Almanya için bir garantidir. Müslüman bir toplum olarak orada problemsiz bir şekilde yaşıyorlar. ‘Hayır’ diyeceğini bildiğiniz Deniz Baykal geleceği zaman toplantı yapabilir diyeceksiniz. Deniz Baykal’a teşekkürlerimi ifade etmek istiyorum. Çok hassas bir şekilde yaklaştı. Türkiye düşmanlığı, Erdoğan düşmanlığı gözlerini karartıyor. Faşizmin ayak sesleri Avrupa’da artık duyuluyor. Aşırı ırkçılar Almanya’nın, Fransa’nın, Avusturya’nın, Belçika’nın başına bela olacaklar. Şimdiden dostça uyarıyoruz. Nerede insan hakları, demokrasi. Bütün bunları ayaklar altına alıyorsunuz. İstediğiniz yasağı yapın. Biz oradaki dostlarımızla her yerde buluşuruz. Biz gönülden gönüle, zihinden zihine, kalpten kalbe oradaki kardeşlerimiz ile buluşur ve onlarında büyük oranda evet vermesini sağlarız.

Avusturya’nın Dışişleri Bakanı, ‘Sayın Erdoğan’ın Avusturya’ya gelmesini istemiyoruz’ diyor. Arkadaş, aklınızı başınıza alın. Sayın Erdoğan veya AK Partili bakanlar oraya gittiği zaman ‘Ey Avusturyalılar. Kendi siyasetinizde şuna oy verin’ diye bir şey demeyecek. Zaten meşru olarak Türkiye’de bir anayasa değişikliği ile ilgili halk oylamasına katılacak. Niye bu kadar çok ürküyorsunuz, niye bu kadar çok evetlerin yüksek çıkması sizi telaşlandırıyor. Aynı Dışişleri Bakanı geçtiğimiz yıl Makedonya’daki seçim kampanyasına katılmış. Hem de Makedonya’da mevcut siyasi partisine oy verin diye bir konuşma yapmış. Hiç merak etmesinler, bu yaptıklarını bu millet görüyor. Dünyanın her yerinde bu sandıklara sahip çıkacaktır. Büyük resimde 2. Sykes Picot’ta büyük Türkiye’ye, güçlü Türkiye’ye, hızlı karar alan Türkiye’ye, dünya 5’ten büyüktür diyerek dünyaya meydan okuyan bir Türkiye’ye yer yoktur” diye konuştu.

“Karargah falan rahatsız değil”

‘Karargah Rahatsız’ haberine ilişkin de değerlendirmede bulunan Kurtulmuş, şöyle devam etti:

“Karargah falan rahatsız değil. Türkiye’de, sivil iradenin bir emrindeki askerin tıkır tıkır işini yapıyor olmasından ve sivil irade ile uyumlu çalışmasından rahatsız olanlar var. Askeri siyasete çekme devri 15 Temmuz akşamı bitmiştir. TSK, 15 Temmuz’dan sonra en ağır bedeli ödemiştir. TSK, 15 Temmuz darbe girişimi ile tarihinin en büyük itibar kaybına uğramıştır. Şimdi şimdi itibarını düzeltiyor. Eğer içindeki FETÖ’cü eşkıyayı temizlemeseydi Fırat Kalkanı Operasyonunu bu kadar rahat yapamazdı. Darbenin ya da askeri bir şekilde teşvik ederek olağanüstü döneme gitmenin önünde en büyük engelin millet olduğunu göstermiştir. Artık bunlar geride kaldı. Birileri Türkiye siyasetinin köşeye sıkıştırmak için belli numaralar yapmasınlar. Manşetleri de söylüyorum, Sayın Erdoğan buraya gelmesin toplantı yapmasın diyenleri de söylüyorum, hepiniz bir araya gelseniz ne yaparsanız yapın milletin üstünde hiçbir sözü kabul etmiyor, millet iradesinden başka hiçbir güce değer vermiyoruz. 15 Temmuz’un devamı 16 Nisan’da. Oradaki cesaret ve kararlılığı bu millet 16 Nisan’da da gösterecektir.”

Cumhurbaşkanlığı hükümet sisteminin avantajlarını anlatan Kurtulmuş, bu sistem ile yönetimde çift başlılığın olmadığını vurgulayarak, “Birisi o tarafa çeviriyor, birisi bu tarafa çekiyor. Dolayısıyla bu çift başlılığın ortadan kalkması için cumhurbaşkanlığı hükümet sistemine ihtiyacımız var. Yoksa bunu herhangi bir kişi için istemiyoruz. Cumhurbaşkanımız daha ne desin? ‘Ya benim 16 Nisan’a çıkacağıma dair garantim mi var’ diyor. Bunu şahıslar için istemiyoruz. Diktatör isteyenler 104. maddeye baksınlar. Bunu 12 Eylül darbecileri yazdı. 12 Eylül darbecileri gidin şuraya oturun bize anayasa yazın dediler” değerlendirmesinde bulundu.

“Yaklaşık 17 ayda bir hükümet gelmiş”

Siyasi iktidarsızlıkların ortadan kaldırılmasının bir gereklilik olduğunu altını çizen Kurtulmuş, “94 yıllık cumhuriyet tarihi, biz 65’inci hükümetiz. Yani yaklaşık 17 ayda bir hükümet gelmiş. 17 ayda siz berber dükkanı açsanız, berber dükkanına anca müşteri çekersiniz. Koskoca Türkiye’yi yöneteceksiniz, böylesine büyük bir ülkeyi 17 aylık hükümet ile yöneteceksiniz, mümkün değil. Siyasi iktidarın sağlanması için mutlaka ve mutlaka kalıcı hükümetlere ihtiyacımız var. Türkiye’de seçim 3 buçuk yılda bir yapılıyor. Türkiye’de ne zaman seçimlerin olacağı belli değil. Bundan sonra Allah’ın izniyle 5 yıldan 5 yıla seçim olacak” diye konuştu.

“Yönetimde çift başlılık olunca siyasette istikrar olmuyor, siyasi iktidar olmayınca ekonomik iktidar da olmuyor” diyen Kurtulmuş, şunları kaydetti:

“Tek parti iktidarları döneminde yıllık kalkınma hızımız 5.6’dır, koalisyon zamanlarında yüzde 4’tü, darbe dönemlerinde 3.4’tü. Türkiye maalesef sadece siyasi iktidarsızlıkla kalmıyor, ekonomik istikrarsızlıkla da kalıyor. Vesayetin kalkması, yönetimde çift başlılığın kalkması, siyasi istikrarsızlıkların önüne geçilmesi, ekonomik istikrarsızlıkların tarihe karışması için yeni bir sisteme ihtiyacımız var. Sistem cumhurbaşkanlığı hükümet modelidir. Nasıl olacak? Sandıklar geldiği gün milletimiz doğrudan doğruya cumhurbaşkanını seçecek. Bir sandık cumhurbaşkanı, bir sandık milletvekili sandığı. Aynı gün, aynı akşam kimin ülkeyi idare edeceği belli. Seçilen cumhurbaşkanı ertesi gün sabahtan hükümetini açıklayıp milletle paylaşabilir. Ancak milletvekili olan bakan olamayacak. Ya milletvekili olacak, ya bakan olacak. Böylelikle yürütme ve yargı tamamen birbirinden ayrı ve bağımsız olacak. Efendim partili cumhurbaşkanı olur mu? Şimdi kusura bakmayın CHP’li arkadaşlarımız bilmiyormuş, görmüyormuş gibi yapmayı çok seviyorlar. Sanki Türkiye’de hiç partili cumhurbaşkanı olmadı. İsmet İnönü, Celal Bayar, Süleyman Demirel, Turgut Özal partili değil miydi? Efendim parti ile bir adamın arasındaki bağı bir attığı imza mühürlemez. Recep Tayyip Erdoğan Türkiye’de evet anayasa gereği şuanda partinin bir üyesi değildir, ama Recep Tayyip Erdoğan ile AK Partinin arasındaki bağ attığı bir imza değil ki. AK Parti kadrolarıyla bu gönül bağıdır, zihniyet bağıdır, bir dava ortaklığıdır. Cumhurbaşkanı partili olacak. Bu anayasa değişikliği ile birlikte cumhurbaşkanı hesap verecek. Bir hesabı sandıkta verecek, iki sandığa kadar beklemeye gerek yok eğer cumhurbaşkanı herhangi bir şekilde yanlış yaparsa, parlamento gerekli çoğunluğu bulduğu zaman cumhurbaşkanının yargılanmasının önünü açacak. Hangisi daha demokratik? Hesap vermeyen bir cumhurbaşkanı mı, hesap vermeyen cumhurbaşkanı mı?”

İlker Turak 

 

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
İstanbul Bakan Işıkhan ve Bakan Göktaş, Darülaceze sakinleriyle iftarda buluştu Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Vedat Işıkhan ile Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş, Darülaceze Sosyal Yaşam Şehri’nde düzenlenen ’Çınarlarımızla Vefa İftarı’ programına katıldı. İstanbul Darülaceze Sosyal Yaşam Şehri’nde "Çınarlarımızla Vefa İftarı" programına Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Vedat Işıkhan ile Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş ve Darülaceze sakinleri katıldı. Bakanlar, buradaki vatandaşlarla aynı sofrada buluştu. Darülaceze’yi kurarak geçmişten bugüne kimsesizleri yuvaya kavuşturan 2. Abdülhamid Han’ı yad eden Bakan Işıkhan, "SGK bütçesinin güçlenmesi emeklilerimize daha iyi imkanlar sunabilmenin en sağlam zeminini oluşturuyor. Önümüzdeki dönemde emeklilerimizin hayat standartlarını yükseltecek ve onların refahını artıracak adımları atacağız. Sosyal güvenlik gelirlerinin giderleri karşılama oranı yüzde 100,64’e, prim gelirlerinin giderlerini karşılama oranımız ise yaklaşık yüzde 80 seviyesine yükselmiş durumdadır. SGK bütçesinin güçlenmesi emeklilerimize yakın zaman içinde daha iyi imkanlar sunabilmenin, onların refah seviyesini kısa zamanda daha yukarıya taşıyabilmenin en sağlam zeminini oluşturuyor. İşte bu güçlü zemin sayesinde, önümüzdeki dönemde emeklilerimizin hayat standartlarını yükseltecek ve onların refahını artıracak adımları atacağız" diye konuştu. Vatandaşların refahını artırmak için birçok adım attıklarını belirten Bakan Işıkhan, "Saygıdeğer Cumhurbaşkanımızın talimatıyla ilk kez kanser ilaçlarını geri ödeme kapsamına aldık. Yurt dışından ilaç teminine yönelik düzenlemeleri hayata geçirdik. İlaç rapor sürelerini uzattık, aile hekimlerimizin yazabileceği ilaç sayısını artırdık. Her bir düzenlememizin merkezine insanı koyarak, ’İnsanı yaşat ki devlet yaşasın.’ diyerek 7’den 70’e tüm vatandaşlarımızın güvencesi ve sığınağı olmaya devam edeceğimizi ifade etmek istiyorum" ifadelerini kullandı. Darülaceze’nin devletin güvenli bir limanı olduğunu söyleyen Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş, "Bu mübarek günlerin milletimize, İslam alemine ve tüm insanlığa hayırlar getirmesini temenni ediyorum. Bizi şefkatiyle saran, duasıyla yolumuzu aydınlatan değerli büyüklerimizin ellerinden öpüyorum. Devletimizin kimseyi yalnız bırakmadığının en kıymetli göstergesi olan Darülaceze, ihtiyaç sahibine önce ’hoş geldin’ diyen koşulsuz bir şefkat kapısıdır. Darülaceze hiçbir ayrım gözetmeden herkese aile sıcaklığını sunan güvenli bir limandır. Barınmadan sağlığa, eğitimden sosyal desteğe kadar geniş bir hizmet ağı bulunuyor. Dünyada bir eşi ve benzeri olmayan bu hayır kurumunu modern imkanlarla güçlendirerek hizmetlerimizi sürdürüyoruz. Bugün Darülaceze Sosyal Yaşam Şehri; geniş yaşam alanları, rehabilitasyon merkezleri, hasta poliklinikleri, çocuk yuvası ve atölyeleriyle örnek bir yaşam modeli sunuyor. Avrupa’nın en büyüğü ve ödüllü bu kurumumuzla 130 yıllık köklü sosyal hizmet geleneğimizi büyük bir özveriyle sürdürüyoruz. Türkiye’nin ilk resmi Alzheimer ve Demans Bakım Merkezi’nde özel ihtiyaçlara yönelik sağlık, rehabilitasyon ve sosyal destek hizmetleri sunuyoruz. Ayrıca geçtiğimiz yıl ilk öğrencilerini kabul eden Arnavutköy Darülaceze Sağlık Hizmetleri Meslek Yüksekokulu ile yaşlı ve engelli bakımı alanında nitelikli insan kaynağının yetişmesini sağlıyoruz. Düzenlememiz yürürlüğe girdiğinde, Darülaceze’nin bakım tecrübesini İstanbul’dan bütün Türkiye’ye, ardından inşallah dünyaya yaygınlaştıracağız. Darülaceze, sosyal devlet vizyonumuzun en seçkin örneklerinden biri olarak güven ve huzur veren bir yuva olmaya devam edecek" diye konuştu.
İstanbul TBMM Başkanı Kurtulmuş STK’lar için düzenlenen iftar programına katıldı Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) Başkanı Numan Kurtulmuş, STK’lar için düzenlenen iftar programı kapsamında "Terörsüz Türkiye" sürecine ilişkin önemli açıklamalarda bulundu. Terör örgütlerinin kendini feshi ve silahların bırakılma sürecinin barış ve kardeşlik içerinde yürütülmesinin önemine dikkat çeken Kurtulmuş, "Bu süreçte şehitlerimizin ruhuna zarar verecek, ailelerini tedirgin edecek ve onların beğenmeyeceği hiçbir şey bu süreçte gündeme gelmemiş; bundan sonra da gelmeyecektir" dedi.Olağan üstü şartlar altında bir dönemde olduğunu belirten Kurtulmuş, "Özellikle önümüzdeki dönemde Türkiye’nin toplumsal dayanışmasının arttırılması, güçlendirilmesi, Türkiye’nin Allah’a çok şükür bölgesinde yıldız bir ülke olarak yükselişe geçtiği bu dönemin şartlarına uygun bir şekilde STK’larımızın da çalışmalarını artırarak sürdürmesini temenni ediyorum. Bölgemizin ve dünyanın olağanüstü şartlar altında olduğu bir dönemdeyiz. Bu dönemde, böyle bir dünyada ve hemen hemen böyle bir coğrafyada bizim Türkiye olarak güçlü olmaktan başka hiçbir şansımız yoktur. Dolayısıyla bizim güçlü olmamız ve bu çerçevede kendimizi, kendi geleceğimizi daha sağlam bir şekilde sürdürme mecburiyetimiz vardır. Bu çerçevede uzunca bir süredir devam ettiğimiz, ilk olarak 2024 yılının Ağustos ayında Sayın Cumhurbaşkanımızın dile getirdiği ve ardından Meclis açılış töreninde gündeme getirdiği Türkiye’nin iç kalesini tahkim etme meselesi, Türk siyasetinin en önemli meselelerinden biri haline gelmiştir. Hemen ardından Sayın Devlet Bahçeli’nin DEM Partisi grubuyla temas etmesi ve arkasından dile getirdiği açılımlarla birlikte Türkiye, "Terörsüz Türkiye’yi inşa etme noktasında önemli adımlar atmıştır" diye konuştu.Çözüm sürecine değinen Kurtulmuş, "Geçtiğimiz sene 27 Şubat’ta İmralı silahları bırakacağını; örgütü feshedeceğini ve bunun da dönemin gereği olduğunu ilan eden bir açıklama yapmıştı. Bu açıklamasında özellikle örgütün kuruluşuna neden olan, ideolojik yapının çöktüğü ve Türkiye’de artık silahlı mücadele döneminin gereğinin kalmadığını; çünkü ilkel politikaları geride kaldığı için Türkiye’de demokratik bir sürecin açılmasıyla ilgili fikirlerini beyan etmişti. Ardından neredeyse bütün siyasi partiler bu sürece sahip çıkan yaklaşımlarıyla sürecin yürümesi için önemli desteklerde bulundular ve sonunda da Türkiye’de ilk defa siyaset bütünüyle sorumluluk alarak, TBMM çatısı altında dayanışma, kardeşlik ve demokrasi komisyonunun kurulduğu ve 5 Ağustos’ta ilk toplantısını yaptığımız komisyon, verimli görüşmeler sonucunda nihai bir rapor hazırlamış oldu.Daha evvelki dönemlerde bu meselenin çözülebilmesi için rahmetli Demirel, Özal, Erdal İnönü ve Erbakan hoca çeşitli kereler hem de örgütle doğrudan temasların da içinde olduğu bir takım adımlar atmışlar; ama dönemin şartları gereği sürecin ilerletilebilmesi için gerekli imkânlar ortaya çıkmamıştır. Burada herkes üzerine düşeni yapmaya çalıştı ve gayretli bir çalışma ortaya konuldu. 21 toplantı sonunda komisyonun ortak raporu kabul edildi. Bu ortak rapor en başta, toplumumuzun bazı kesimlerinde var olan hangi endişe varsa, hiçbirinin geçerli olmadığını ortaya koyan bir rapordur. Bu raporun inşallah gereğinin yapılması ve Türkiye’nin hızlı bir şekilde bu süreci tamamlaması gerektiği kanaatindeyim" ifadelerine yer verdi.İmralı’dan yapılan ikinci açıklama da örgütün tasfiyesi ve silahların bırakılması hakkında yapılan açıklamanın önemi vurgulayan TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş, "Örgütün bütün bileşenlerinin de buradan ilan edilen karara uyması beklenmektedir. Zaten raporun ortak noktalarından birisi de ‘kritik eşik’ olarak tanımladığımız; örgütün feshi ve silahların bırakılmasıyla birlikte gerekli yasal düzenlemelerin yapılmasıdır. Böylece bundan sonraki süreçte örgütün kendini bütün unsurlarıyla birlikte feshi ve silahların bırakılması temin edilecek ve ardından Türkiye, demokratik standartlarımızın yükseltilmesi için gerekli adımları atarak çok kısa süre içerisinde de 103 yıllık Cumhuriyetimizin 50 yılına mal olmuş olan bu ağır faturanın bedellerini bir daha ödemeyecektir. Rahatlıkla söyleyebilirim ki süreç tamamen siyasetin kontrolündedir.Şehitlerimizin ruhuna zarar verecek, ailelerini tedirgin edecek ve onların beğenmeyeceği hiçbir şey bu süreçte gündme gelmemiş; bundan sonra da gelmeyecektir. Dolayısıyla silahların bırakılması ve örgütün feshiyle birlikte Türkiye 50 yılını verdiği, yaklaşık 2 buçuk trilyon dolar gibi çok ağır bir fatura ödediği, on binlerce canın kaybedildiği, çok büyük tedirginlikler yaşadığı ve şehirlerin baskı altında kaldığı o karanlık dönemi geride bırakacaktır. Türkiye’nin bu terör meselesinden kurtulması ve demokratik standartları yüksek; barışın kardeşliği ve toplumsal dayanışmanın artırılmasıyla birlikte her alandaki duruşu ve yürüyüşü çok daha hızlanacak ve güçlenecektir. Ümit ediyorum Türkiye’deki bu gelişmelerle birlikte bölgemizdeki tüm ülkelerde terör tahdidinin ortadan kalkacağını ve huzurun, barışın ve kardeşliğin hakim olacağını hep birlikte göreceğiz" dedi.Suriye’deki devrimden sonra ortaya çıkan gelişmelerin Türkiye’deki bu süreci olumlu etkilediğini ifade eden Kurtulmuş sözlerini şöyle sürdürdü: "Çok şükür devrimin ilk gününden itibaren taraflara tavsiyemiz Suriye’nin toprak bütünlüğünün bozulmaması, Suriye’deki terör örgütlerinin varlığının sona erdirilmesi ve terör örgütlerinin devletin güvenlik birimleri içerisinde entegrasyonunun sağlanmasıydı. Son olarak da Suriye’de gerçek bir devlet yapısının ortaya çıkarılması, güçlendirilmesi ve Suriye’nin ekonomik ve siyasi bakımdan tahkim edilmesiydi.Dünyanın bütün güçlerinin gözünü dikip baktığı ve medeniyetlerin beşiği olan bu coğrafyada inşallah Türkiye dostlarıyla birlikte doğru istikamette yürüyüşüne devam edecek ve inşallah bugün konuştuğumuz sorunların tamamını tasfiye edecek bir güce ve kararlılığa sahip olacaktır.Hep söylediğimiz şey şudur: Türk’ün onurunu ve gururunu korumayan hiçbir söz aslında birliği, beraberliği ve kardeşliği sağlamaz. Bu ülkede yaşayan Kürtler kendilerine her alanda fırsatların eşit olarak verildiği insanlar olduklarını kalben hissedecek ve ona göre hareket edeceklerdir. Ülkenin çoğunluğunu oluşturan Türkler de bütün bu demokratikleşme ve barış süreci içerisinde ülkenin bölünmeyeceğinden, parçalanmayacağından ve kan kaybetmeyeceğinden emin bir şekilde yer alacaklar"İmralı’dan yapılan açıklamanın ardından sürecin daha hızlı ve daha yapıcı bir şekilde devam etmesini ümidinde bulunan başkan Kurtulmuş, "Örgütün bir an evvel silahları bütünüyle bırakmasının ve artık terörün T’sinden bile konuşmadığımız bir Türkiye ve bölge için çabaların ortaya konulması, bu sürecin en önemli gerekliliklerinden birisidir. Her türlü tedirginliğe ve acabaların ortaya çıkmasına; hatta ve hatta bazı çevrelerin kasıtlı olarak dezenformasyonlarına rağmen süreç çok şükür oldukça olumlu bir şekilde yürümüş ve halkımızın büyük bir bölümü bu sürece destek vermiştir. Bu coğrafyanın insanları olarak araya kimseyi sokmadan, elin oğlunun araya girip şeytanlaşmasına müsaade etmeden inşallah bu barış ve kardeşlik sürecini en iyi şekilde değerlendirecek ve sonuç alacağız. Hepinize bu konudaki desteklerinizden dolayı çok teşekkür ediyorum" ifadelerine yer verdi.Program daha sonra STK temsilcilerinin soru cevapları ile devam etti.