SAĞLIK - 28 Mayıs 2018 Pazartesi 16:32

Op. Dr. Türkyılmaz, güzelliğin başarıya etkisini açıkladı

A
A
A
Op. Dr. Türkyılmaz, güzelliğin başarıya etkisini açıkladı

Plastik, Estetik ve Rekonstrüktif Cerrahi Uzmanı Op. Dr. Burak Türkyılmaz, güzelliğin başarıya olan etkisini değerlendirdi. Op. Dr. Türkyılmaz, altın oranın güzellikte rolü hakkında da bilgi verdi.

Güzelliğin göreceli bir kavram olduğunu ve kişiden kişiye göre değişiklik gösterdiğini belirten Plastik, Estetik ve Rekonstrüktif Cerrahi Uzmanı Op. Dr. Burak Türkyılmaz, güzelliğin başarıya etkisini konusunda değerlendirmelerde bulundu. Op. Dr. Türkyılmaz, günümüzde dış güzelliğe önem verildiğine dikkat çekerken, altın oranın güzellikte rolüne değindi. 

Kimine göre iç güzelliğin kimine göre ise dış güzelliğin önemli olduğunu vurgulayan Op. Dr. Türkyılmaz, ''Güzellik, estetik bir değerdir. Güzel olarak değerlendirdikleriniz başkasına göre güzel olmayabilir. Subjektif bir kavram olan güzellik, kişiden kişiye ve kültürden kültüre farklılık göstermektedir'' dedi.

''Güzellik, kişiden kişiye farklı yorumlanır '' 

Güzelliğin bugüne kadar farklı farklı şekillerde yorumlandığını ifade eden Op. Dr. Türkyılmaz, ''Margaret Hungerford, 'Güzellik, görenin gözündedir' diyerek subjektif bir kavram olduğunu dile getirmiş, Eugene Delacroix ise 'Güzel hep güzeldir, zamanın önemi yoktur' ifadelerini kullanmış, Aşık Veysel ise 'Güzelliğin on par'etmez, şu bendeki aşk olmasa' şeklinde yorumlamıştır'' diye konuştu.

Güzelliğin evrensel tanımlama kalıplarına sığmadığını belirten Op. Dr. Türkyılmaz, ''Herkes için kabul görünen bir gerçek; dış güzelliğe olan önemdir. Artık herkes dış görünüşüne geçmiş yıllara nazaran daha çok önem veriyor. İnsanlar kendilerini olduğu gibi kabul etmek yerine, eksik ya da kusur olarak gördükleri bölgeleri değiştirebiliyor. Güzelliğin peşinden koşarak, daha fazlasını isteyenlerin yardımına estetik cerrahlar koşuyor'' açıklamasında bulundu.

''Estetik ameliyatlara olan talebin artmasında tanınmış kişilerin önemli rol oynuyor'' 

Estetik ameliyatlara olan talebin artmasında tanınmış kişilerin önemli rol oynadığını söyleyen Op. Dr. Türkyılmaz, ''İnsanlar kendilerini ekranda gördükleri kadın ya da erkekle kıyaslayarak estetik cerrahların kapısını çalıyor. Hatta rol model olarak gördükleri kişinin burnunu, gözünü, kaşını, dudağını ya da beğendiği herhangi bir yerini yaptırmak istiyor. Ancak bu noktada bir kişiyi taklit etmekten ziyade kişiye uygun olan estetik planlamanın daha uygun olduğunu belirtmek gerekir. Çünkü her insanın altın oranı vardır. Bu altın oran kişiden kişiye değişiklik göstermektedir. Estetik ameliyatlar altın orana uygun olarak, kişiye özgün planlanmalıdır. Bu konuda hastaların bilinçlenmesi oldukça önemlidir'' ifadelerini kullandı.

Estetik ameliyatların popüler kültürün bir parçası haline geldiğini dile getiren Op. Dr. Türkyılmaz, ''İnsanların artık mevcut güzelliği ile yetinmeyip daha fazlasını istiyor. Güzellik, kişinin kendisini daha iyi ve daha özgüvenli hissetmesini sağlar. Ancak sadece bununla da sınırlı değildir. Günümüzde görüyoruz ki; iş hayatında başarılı olmanın yolu da güzellikten geçmektedir. Bu doğrultuda yaptırılan müdahalelere örnek vermek gerekirse, estetik ameliyatların büyük bir kısmını yüz ve burun estetiği oluşturduğunu belirtebiliriz'' dedi.  

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Samsun Egzersiz DNA’yı genç tutuyor: Hücresel yaşlanma yavaşlıyor Bilim dünyasından gelen çarpıcı veriler, düzenli egzersizin yalnızca kas ve kalp sağlığına değil, doğrudan hücresel yaşlanma sürecine de etki ettiğini ortaya koydu. 2025 yılında yayımlanan tıbbi araştırmalarda, fiziksel aktivitenin epigenetik yaşlanmayı yavaşlatabildiği, hatta bazı biyolojik yaş göstergelerinde kısmi gerileme sağlayabildiği belirlendi. "Samsun’da en çok kitap yazan doktor" olarak bilinen Halk Sağlığı ve İç Hastalıkları Uzmanı Dr. M. Emin Dinççağ, egzersizin bağışıklık sisteminden beyin sağlığına, kilo kontrolünden DNA düzeyindeki yaşlanma süreçlerine kadar geniş etkilerini ele aldığı 27’nci kitabını yayımladı. Çok sayıda bilimsel çalışmaya atıf yapılan "Egzersiz yap, kilo ver, insülin direnci" isimli eserde, sağlıklı yaşamın bilinçli ve sürdürülebilir bir süreç olduğuna dikkat çekildi. Egzersizin yalnızca kas ve kalp sağlığını güçlendirmekle kalmadığını vurgulayan Dinççağ, 2025 yılında yayımlanan bir çalışmada fiziksel aktivitenin epigenetik yaşlanmayı yavaşlatabildiğinin ve kısmen tersine çevirebildiğinin gösterildiğini belirterek, "Hücresel düzeyde yaşlanma belirteçlerinde olumlu değişmeler görüldü" dedi. Düzenli fiziksel aktivitenin beyin sağlığı üzerindeki etkilerine de değinen Dinççağ, Alzheimer hastalığı ile ilişkili protein birikiminin egzersiz yapan kişilerde daha az olduğunun tespit edildiğini kaydetti. Egzersizin hem bedensel hem de zihinsel sağlığı doğrudan etkilediğini ifade eden Dinççağ, hareketli yaşam tarzının demans riskini azaltmada potansiyel koruyucu rol oynayabileceğini dile getirdi. "İnsanın karşılaştığı birçok hastalığın nedeni hareketsiz yaşam" Hareketsiz yaşamın, modern çağın en büyük sağlık sorunlarından biri haline geldiğini belirten Dinççağ, sedanter hayat tarzının obezite, tip 2 diyabet, osteopeni ve kalp-damar hastalıkları gibi pek çok rahatsızlığın temel nedenleri arasında yer aldığını söyledi. Egzersizin bağışıklık sistemi üzerinde güçlendirici etkisi bulunduğunu ifade eden Dinççağ, hormonal denge, kan şekeri kontrolü, kolesterol düzeyleri, tansiyon ve damar iç yüzey sağlığı üzerinde de olumlu sonuçlar doğurduğunu kaydetti. "Egzersiz, parasız ve etkili bir tedavi yöntemi" Fiziksel aktivitenin aynı zamanda moral ve motivasyon açısından güçlü bir destek sunduğunu dile getiren Dinççağ, son 10 yılda yapılan çok sayıda bilimsel araştırmanın egzersizin "parasız ama etkili bir tedavi yöntemi" olduğunu ortaya koyduğunu belirtti. Prestijli tıp dergilerinde yayımlanan makalelerin, düzenli egzersizin yaşam süresi ve yaşam kalitesi üzerindeki belirgin katkılarını doğruladığını söyledi. "Süreci pes etmeden yönetmek başarıyı getirecek" ABD’nin Chicago kentinde düzenlenen Amerikan Klinik Onkoloji Derneği toplantısında paylaşılan ve dünyanın en saygın tıp dergilerinden birinde yayımlanan verileri hatırlatan Dinççağ, egzersizin ölüm riskini yüzde 37, yeni ya da tekrarlayan tümör riskini ise yüzde 28 oranında azalttığının bildirildiğini aktardı. Bu sonuçların, fiziksel aktivitenin yalnızca koruyucu değil, tedaviye destekleyici bir unsur olduğunu da gösterdiğini vurguladı. Kilo verme sürecinin kısa vadede sonuç alınacak bir durum olmadığını belirten Dinççağ, özellikle fazla kilolu ve obez bireylerin hayatlarında birden fazla kez diyet ve spor denemelerine rağmen istedikleri sonuca ulaşamadıklarının görüldüğünü söyledi. Bu durumun zaman zaman hayal kırıklığı ve küskünlük oluşturduğunu ifade eden Dinççağ, "Kilo verme çabası bir süreçtir. Bu süreci bilerek ve isteyerek, pes etmeden yönetmek başarıyı getirecektir" diye konuştu. "Sağlıklı yaşam kendi tercihimizdir" Egzersiz yapmanın da kuralları olduğunu belirten Dinççağ, öncelikle niyet ve gönüllülüğün önemli olduğunu kaydetti. Uygun giysi ve ayakkabı seçiminin bile egzersizin sürdürülebilirliği açısından etkili olduğunu vurgulayan Dinççağ, ısınma hareketleri ile başlayan, en az 30-40 dakika süren ve soğuma egzersizleri ile tamamlanan programların tercih edilmesi gerektiğini anlattı. Son yıllarda yapılan çalışmalarda ağırlık çalışması, esneme ve yürüyüş gibi farklı aktivitelerin erken ölüm riskini yüzde 19 oranında azalttığının ortaya konulduğunu aktaran Dinççağ, egzersiz miktarı kadar çeşitliliğinin de önemli olduğuna dikkat çekti. Orta ve yüksek yoğunlukta yapılan egzersizin beynin biyolojik yaşını düşürdüğünü ve adeta "gençlik aşısı" etkisi oluşturduğunu söyleyen Dinççağ, günde fazladan 20 dakikalık fiziksel aktivitenin tip 2 diyabet, felç, zatürre ve kolon polipleri gibi ciddi rahatsızlıklarda hastaneye yatış riskini kayda değer oranda azalttığının bildirildiğini söyledi. Egzersizin sadece kas ve kalp sağlığını değil, DNA düzeyindeki yaşlanma süreçlerini de etkilediğini yineleyen Dinççağ, bilinçli ve düzenli hareketin hem yaşam süresini hem de yaşam kalitesini artırdığını belirterek, "Sağlıklı yaşam kendi tercihimizdir" sözleriyle değerlendirmesini tamamladı.