GÜNDEM - 13 Ağustos 2014 Çarşamba 10:33

Özçekim çılgınlığından en çok burunlar etkilendi

A
A
A
Özçekim çılgınlığından en çok burunlar etkilendi

Özçekim çılgınlığı estetiğe ilgiyi iyice arttırdı. Yakın plan yüz çekimlerinde ise en çok burunlar göze batıyor. Papağan gagası, pinokyo burun, semer burun gibi burun kusurları ile uzmanlara başvuranların sayısı da günden güne artıyor.

Yakın plan yüz çekimlerinde en çok burunla ilgili şikayetlerin oluştuğunu belirten Estetik ve Plastik Cerrahi Uzmanı Prof. Dr. Ahmet Karacalar, "Hiç burun ameliyatı olmamış kişilerden ziyade burun ameliyatı olup mutsuz olan kişiler daha fazla. Revizyon burun ameliyatları ile ilgili kişileri mümkün olduğunca detaylı bilgilendirmekte fayda var. Çünkü onlar ameliyatlardan sonra büyük hayal kırıklığı yaşamış oldukları için, ne yapmaları gerektiği konusunda da destek arayışındalar. Öncelikle şunu bilmemeleri gerekir. Revizyon burun ameliyatı ilk kez yapılacak bir burun işleminden farklıdır. Genellikle dokuda planlarını bulmak zorlaşır. Doku kalitesi bozulmuştur. Bu nedenle ileri teknikler gerektirir” dedi.

Kişilerin aynaya baktıklarında memnun oldukları görüntüden fotoğrafta memnun olmadıklarını belirten Karacalar, ”Profesyonel ellerden çekilen fotoğraflardan bahsetmiyoruz. Özellikle son zamanlarda akım haline gelen selfie çekimler yüzü çok yakın planda gösteriyor. Buna ters ışık ya da flaş da eklendiğinde yüzde ilk olarak burun ortaya çıkıyor. Burundaki en ufak bir kusur bile çok büyük bir kusur olarak görünebiliyor kişinin gözünde. Özellikle burun ameliyatı olmuş kişilerin bunu daha çok sorun haline getirdiğini gördük” şeklinde konuştu.

Revizyon burun ameliyatlarında bir plastik cerrahın deneyimine gereksinim vardır. Revizyon ameliyatları öncesi çok ayrıntılı değerlendirme yapılmalması gerektiğinin altını çizen Prof. Dr. Ahmet Karacalar, ”Girişim hasarlı bir burunda yapılacağından çok daha özenli ve hassas olunmalıdır. Sorunlu burun ameliyatları sonrası oluşan bazı özellikli burun tipleri şunlardır. Burnun kıkırdak bölümünde az, kemik bölümünden çok alındığı zaman papağan gagası deformitesi oluşur. Kemik ve kıkırdak iskeletinden çok fazla alınması sonucu ise semer burun deformitesi. Burun sırtının fazlaca alınıp burun ucunun yukarı doğru dönmesi sonucu da Miss Piggy deformitesi. Burun sırtının yeterince alınmasına rağmen burun projeksiyonunun azaltılmaması ile Pinokyo burnu deformitesi denir. Burun ucunun kıkırdakları çok fazla alınırsa mandalla sıkıştırılmış burun deformitesi olarak adlandırılır. Bunlar dışında asimetri, düzensizlik, eğrilik, burun ucu düşmesi, yüze büyük kalması, yüze küçük kalması yüz ile uyumsuzluk gibi durumlarda da revizyon söz konusu olabilir. Zaman zaman da burun düzgün olsa dahi kişinin zihnindeki modele uymaması?ya da sorunun minimal olmasına ragmen aşırı mükemmeliyetçi kişiliklerde görünen büyüteç etkisi nedeniyle sorunun fazla hissedilmesi durumuyla da karşılaşılabilir” dedi.

Bazı durumlarda ameliyatsız sorunu da gidermenin mümkün olduğunu ifade eden Ahmet Karacalar, ”Bunun için jel dolgular ya da hücre enjeksiyonları kullanılır. Düzensizlikler, eğrilikler, burun sırtı çökmelerini bu şekilde gidermek mümkün. Burun ucu düşmeleri ise genellikle basit bir burun ucu askı ile çözülebilecek sorunlardır. Ciddi sorunlarda ise genellikle kıkırdak greftleri ya da fasya greftleri gerekir. Kıkırdak greftleri için her zaman en ideal kaynak kişinin kendi yapısıdır. Kulak arkası ya da büyük miktarlarda kıkırdak gerektiğinde kaburgalar ideal verici alanlardır. Kıkırdak verici alanlar yeterli değil ya da kişi bunu istemez ise medpor gibi sentetik malzemeler kullanılabilir” dedi. 

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Aydın Kaymakam Kan: "Kadınlar yine kadınların hayatını kolaylaştırıyor" Aydın’da Dünya Emekçi Kadınlar Günü’nde kadınları çalıştıkları işyerlerinde ziyaret eden Nazilli Kaymakamı Huriye Küpeli Kan hemcinsleri ile sohbet ederek, "Kadınlar yine kadınların hayatını kolaylaştırıyor" dedi. İlçede göreve geldiği günden bu yana sahadan hiç eksik olmayan üçüz çocuk sahibi Kaymakam Huriye Küpeli Kan, özellikle kadın çalışanlara olan hassasiyeti ile dikkat çekerken, 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü’nde de çalışan kadınları yalnız bırakmadı. Kaymakam Kan incir işleme, kestane şekeri ve soğan konservesi tesislerinde çalışan kadınlarla bir araya geldi. Kadınlara karanfil vererek emeklerinden dolayı teşekkür eden Kan, kadınların yine kadınların hayatını kolaylaştırdığını söyledi. İlk ziyaretini incir işletmesindeki kadınlara yaptı. Burada yaptıkları işin inceliklerini öğrenen Kaymakam Kan, yaklaşık 43 yılı bulan çalışma süreleri ile dikkat çeken birçok kadının ev ekonomisine katkıları ve çocuklarının geleceği için çaba sarf etmelerini takdirle karşıladı. Nazilli’de açılan ilk incir işletmesi olma özelliği taşıyan işletmeciler Ziya Aksüt ve oğlu Cevdet Aksüt’ten incir işleme, paketleme ve ihracat konularında da bilgi alan Kaymakam Kan, işyerinin kadın istihdamında sağladığı büyük destek ve süreklilikten dolayı teşekkür etti. Birçok kadının emekli olmalarına rağmen halen aynı yerde çalışmaya devam etmeleri dikkatlerden kaçmadı. İkinci ziyaretini kestane şekeri ve soğan konservesi imalathanesine yapan Kaymakam Kan, burada çalışan kadınlara da karanfil vererek işletmeci Ali Bildirici’ye teşekkür etti. Tüm kadınlarla tek tek sohbet eden ve yaptıkları işi kendisi de yaparak öğrenen Kaymakam Kan, özellikle kadınların mutfakta en büyük zorluğu olan soğan soyarken gözyaşı dökmelerine son veren soğan konservesinin nasıl hazırlandığını öğrendi. Ziyaret sırasında soğandan etkilenen Kaymakam kan, döktüğü gözyaşlarını göstererek buradaki çalışan emekçi kadınların hazırladığı soğan konserveleri sayesinde birçok hemcinsinin hatta erkek aşçıların mutfakta gözyaşı dökmeyeceğini ifade etti. Çalışan kadınlar ise işe başladıkları günden bu yana soğanın hastalıklara karşı kazandırdığı direnç sayesinde hiç hasta olmadıklarını belirttiler. "Soğanın antibiyotik özelliği bizi hastalıklardan koruyor" İşletmenin Müdürü Gıda Mühendisi Duygu Çelik, "10 yıldır burada çalışıyorum. Büyük bir kısmımız kadınlardan oluşuyor. Soğan konservesi, kestane şekeri üretimi yapıyoruz. Evdeki kadınlara kolaylık sağlıyoruz. Acıya, gözyaşına son veriyoruz. Biz burada soğanlarımızı evdeki kadınlarımıza kolaylık olsun diye doğruyoruz, pişiriyoruz, acıya ve gözyaşına son veriyoruz. Kadınlarımıza da istihdam sağlıyoruz. Buradaki çalışan kadınlarımız hiç hastalık yüzü görmüyor. Çünkü soğan doğal bir antibiyotik üründür" dedi. "Emeklerine sağlık" Nazilli Kaymakamı Huriye Küpeli Kan, "8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nde Nazilli’nin kıymetli topraklarında ve dağlarında ve ovalarında yetişen ürünlerin işlendiği fabrikaları ziyaret ettik. İlk olarak bir incir işletmemizi ziyaret ettik. Orada yoğun olarak kadınlar çalışıyor. Oradaki kadınlarımızın gününü kutladık. Sonra yine ilçemizin dağlarında yetişen kestanelerin işlenerek kestane şekerine dönüştürüldüğü fabrikayı ziyaret ettik. Burada da kestane şekeri yapımında da yoğunluklu olarak kadınlarımız çalışıyor. Son olarak da soğan konservesi fabrikasını ziyaret ettik. Yine burada da yoğun olarak kadınlarımız çalışıyor. Soğan gerçekten mutfakta işlemi zor olan bir ürün. Kadınlar yine kadınların hayatını kolaylaştırıyor. Hazırlanan ürünler konserve şeklinde evlere satışa sunuluyor. Güzel bir hizmet. Bu soğan konserveleri sayesinde kadınlarımız evde ağlamayacak. Burada çalışan kadınlarımız alışmışlar artık. Gerçekten soğan artık bağışıklık yapmış ve ağlamıyorlar. Ama biz ilk girdiğimizde uzun süre ağladık. Gözümüzden yaşlar geldi. Ama onlar soğana alışmış ve etkilenmiyorlar. Emeklerine sağlık diyorum. Tüm çalışan kadınlarımızın emekçi kadınlarımızın kadınlar gününü kutluyorum. Kadınlarımız iyi ki varlar diyorum. Onlarla hayat çok güzel. Teşekkür ediyorum" ifadelerini kullandı.
Kırşehir 16 ameliyata rağmen hayata tutundu KIRŞEHİR (İHA) – Kırşehir’de yaşayan 4 çocuk annesi Satı Kokluk; çocuk yaşta evlendirildiği hayatında yaşadığı tüm zorluklara rağmen hayata tutunmayı başardı. Kızına böbreğini veren, eşinden boşandıktan sonra dört çocuğunu tek başına büyüten ve lenf kanseriyle mücadele eden Kokluk, geçirdiği 16 ameliyata rağmen yaşam mücadelesinden vazgeçmedi. Çocuk yaşta evlendirildiğini ve hayatın kendisini birçok kez zorladığını belirten Satı Kokluk, yaşadığı tüm olumsuzluklara rağmen umudunu kaybetmediğini söyledi. Dört çocuk annesi olduğunu ifade eden Kokluk, "Kızım hastalandığında ona böbreğimi verdim. Bir süre sonra eşimden ayrıldım. Hayatın mutsuz tarafına bakmadan yaşamımı sürdürmeye çalıştım" dedi. Yaklaşık 5 yıl önce lenf kanserine yakalandığını anlatan Kokluk, bu süreçte büyük bir mücadele verdiğini belirtti. Kokluk; "Kimsem yok. Bugüne kadar 16 ameliyat geçirdim. Nasıl ayakta durduğumu ben de bilmiyorum. Ama yine de hayata tutunmaya çalışıyorum" diye konuştu. Kırşehir’de İş Kur aracılığıyla çalışarak hayatını sürdürmeye devam eden Kokluk, kadınlara da önemli bir mesaj verdi. Kadınların ekonomik özgürlüklerini kazanmaları gerektiğini vurgulayan Kokluk, "Kadınlar ayakta durabilmek için kendi ekonomik özgürlüklerini kazanmalı. Hayatta güçlü olmak zorundayız" ifadelerini kullandı. Yaşadığı tüm zorluklara rağmen yaşam mücadelesini sürdürmeye devam eden Satı Kokluk’un azmi, çevresindekilere de örnek oluyor.