POLİTİKA - 05 Mart 2016 Cumartesi 11:53

Rus Korgeneral: 'Suriye'de iki legal ülke var; biri Rusya diğeri de Türkiye!'

A
A
A
Rus Korgeneral: 'Suriye'de iki legal ülke var; biri Rusya diğeri de Türkiye!'

Rusya Milli Güvenlik Akademisi Dış Ekonomik İlişkiler Başkan Yardımcısı Türk asıllı Korgeneral Talat Enver Çetin, Türkiye ile Rusya arasında ilk olarak "diyalog" daha sonra "ittifak" sağlanması gerektiğini belirterek,'Suriye'de iki legal ülke var; biri Rusya diğeri de Türkiye' dedi

Türk havasını ihlal eden bir Rus savaş uçağının Suriye sınırında düşürüldüğü 24 Kasım 2015 tarihinden bu yana yaşanan gelişmeleri değerlendiren Çetin, Türkiye-Rusya ilişkilerine yönelik önemli açıklamalarda bulundu. Çetin, iki ülke arasında yaşanan krizin çözümü konusunda karşılıklı atılması gereken adımların yanı sıra Rus vatandaşlarının krize ilişkin düşüncelerini aktardı.

Rus uçağının düşürülmesini "talihsiz bir yol kazası" olarak nitelendiren Çetin, olayın ekonomik etkisinin beklenenden fazla olduğunu belirtti. İki ülke arasındaki ticaret hacminin 2023 yılında 100 milyar dolara çıkartılması hedefini hatırlatan Çetin, krizin bu dönemde yaşanmasının üzücü olduğunu dile getirdi.

"OLAN OLDU VE GEÇTİ"

Çetin, Türk-Rus krizinin çözümü konusunda, iki komşu arasında yaşanan tartışmaları ve anlaşmazlıkları örnek göstererek, "Türkiye'nin Rus uçağını düşürmek gibi bir kastı yoktu, Rusya da kesinlikle Türkiye'den böyle bir hareketi beklememişti ve doğal olarak çok şaşkınlıkla, küskünlükle karşıladı. Dolayısıyla olan oldu ve geçti, bunu geri getirmenin mümkünatı yok. Bir an önce hem Rusya hem Türkiye olayın çözümü için elinden geleni yapmalıdır" diye konuştu.

"ERDOĞAN VE PUTİN'İN BİRBİRLERİNİ TELEFONLA ARAMASI BEKLENMEMELİ"

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin'in birbirlerini telefonla aramalarını beklenmemek gerektiğine dikkat çeken Çetin, "Her kurum, her insan, Rusya ve Türkiye ile ilişkisi olan gerek ticari gerek siyasi her kuruluş, kendi çapında bir adım atarak ilişkiyi sıcaklaştırmalı ve bir an önce çözüme doğru gitmelidir. 'İlle de devlet başkanları görüşsün ve bundan sonra ilişki kurulsun' diye beklenirse siyasi olarak bunun gerçekleşmesi gecikebilir. Bu gecikme de hem Rus hem Türk halkına büyük ekonomik kayıp sağlar" ifadelerini kullandı.

Çetin, Türkiye'nin ekonomik olarak Rus turistlere ihtiyacı olduğunu belirterek, "Rus turist sayısında Şubat ayında yaşanan düşmeyi gördüğümüzde Türkiye'nin sezon boyunca ne kadar büyük zararı olabileceğini tahmin edebiliyorsunuz. Bu öngörü açıkken Türkiye'nin bir an önce adım atıp bu yol kazasının ortadan kaldırılması için her hamleyi yapması gerekir" dedi.

"250 EVLİLİKTEN YAKLAŞIK 1 MİLYON ÇOCUK MEYDANA GELDİ"

İki ülkenin karşılıklı atması gereken somut adımlara işaret eden Çetin, şunları kaydetti:

"Devlet başkanlarının ilişkisi telefondan ibaret değildir. Son 25 yıldır şirketler hat safhada birbirleriyle temasa geçmiş, 250 civarında evlilik kurulmuş, yaklaşık 1 milyon ortak çocuk meydana gelmiştir. Bu ilişki bu kadar aşikarken ilişkinin iyileştirilmesini sadece bir telefona ya da bahanelere bağlayarak halkları zarara uğratmanın hiçbir yararı yoktur.

Türkiye olaydan sonra Rus vatandaşlarına karşı herhangi bir vize girişiminde bulunmamıştır. Olaydan üzgün olduğunu, mutlu olmadığını bu hareketlerle belirtmiştir. Türkiye, uçağın gerçekten Rus uçağı olduğunu bilmediğini açıklamıştı, bunun üzerinde durmalıdır. Bunu bizzat Cumhurbaşkanı, 'eğer uçağın Rus uçağı olduğunu bilseydik her şey farklı olurdu' diye açıklamıştır. Bu yoldan hareketle bunun devamını getirmelidir."

"TÜRKİYE, OLAYIN SOĞUMASINI SAĞLAYIP BİR AN ÖNCE SICAK İLİŞKİLER KURMALI"

Rusya'nın da benzer adımları attığını dile getiren Çetin, 19-21 Mayıs tarihlerinde Tataristan'ın başkenti Kazan'da yapılacak Ekonomik Forum'a dikkat çekti. Rusya Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Mariya Zaharova'nın, "Türk tarafının Kazan'daki foruma katılmak gibi bir arzusu var ise biz bunu sadece memnuniyetle karşılarız. Biz Türk iş sektörüne açığız" sözlerini anımsatan Çetin, "Bu, Rusya'nın ekonomik ilişkilerine Türkiye'nin dahil olması, Türkiye ile ilişkin devamını istemesi anlamına gelir. Kazan'da yapılacak bir foruma Türkiye davetli ise Türkiye bir adım daha ileri atıp benzer şeyleri yapmalıdır. Türkiye, olayın soğumasını, unutulmasını sağlayıp bir an önce sıcak ilişkiler kurmalıdır. Rusya, benzer forumlara davet edilebilir, sosyal ilişkiler artırılabilir, bunun gibi turizm bakanlıkları, sosyal ve ekonomik bakanlıklar ayrı ayrı programlarla çalışabilir" ifadelerini kullandı.

"KİMSENİN TÜRKİYE'YE KARŞI BİR DÜŞMANLIĞI YOK"

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin'in "Sırtımızdan vurulduk" sözünün, "Ben sırtımı sadece dostuma dönerim, dost olduğum birinden bıçak yediğim için sırtımdan vuruldum. Zaten ben düşmanıma sırtımı dönmem ki beni bıçaklasın" anlamına geldiğini vurgulayan Çetin, Putin'in sözlerinin Türkçe'deki gibi "ihanet" olarak anlaşılmaması gerektiğinin altını çizdi.

Rus vatandaşlarının krize ilişkin düşüncelerini paylaşan Çetin, "Sıradan vatandaştan yüksek bürokratlara kadar hiç kimsenin Türkiye'ye karşı düşmanlığı yoktur. Herkes sorunun bir an önce ortadan kaldırılmasını ve tatilini Türkiye'de yapmayı beklemektedir. Ortada aşılamaması gereken ciddi bir sorun da yoktur. Bir an önce yapılacak olan basit hamleler yapılarak sorun ortadan kaldırılmalı ve halklar ekonomik olarak ilerlemeye, siyasi olarak büyümeye devam etmelidir. Çünkü Türkiye ve Rusya, Ortadoğu'nun iki dev ülkesi. Bu iki dev ülke birleşmeden, anlaşmadan, ortak olmadan bölgede istikrarı sağlamak çok zor" dedi.

"HAVALAR ISININCA GEÇ OLABİLİR"

Çetin, yaz aylarında Türkiye'yi tercih eden Rus turistlere dikkat çekerek, "Havalar ısınınca belki geç olabilir, bir an önce Turizm Bakanlığı, Türk tarafından diğer yetkililer adım atmalı ve Rus turistlerin ülkeye çekilmesi sağlanmalıdır. Çünkü Türkiye, Ruslar için yabancı ülke değildi, Türkiye'ye gelirken başka bir ülkeye gittiklerini düşünmüyorlardı, şu anda Türkiye'ye gelememek Rusları üzmektedir. Ekonomik olarak Türkiye'de tatil yapmak son derece keyifli ve ucuzdu, bu durumdan da mahrum kaldılar" diye konuştu.

"TÜRK-RUS KRİZİNİ SURİYE'DE İTTİFAK ÇÖZER"

Suriye'de 5 yıldır süren krizin çözümünde Türk ve Rus ilişkilerinin önemine vurgu yapan Çetin, şöyle devam etti:

"Kesin çözüm, Türkiye ve Rusya'nın anlaşmasında yatıyor. Çünkü bilindiği üzere Suriye toprakları eski Osmanlı toprağıdır, halen Suriye'de Osmanlı tapuları vardır ve yerli halkın bir kısmı Türk dilini bilmektedir, Türk kökenli diller konuşmaktadır. Suriye'nin Sovyetler Birliği ve Rusya açısından önemine gelince de Suriye, Rusya'nın dışarıdaki son kalesidir. Özellikle Tartus Deniz Üssü, Rusya'nın Akdeniz'deki tek üssüdür. Rusya'nın burada hak iddia etmesi kendi geçmişine göre doğaldır, haklıdır ama Türkiye'nin Osmanlı mirası ve halkların akrabalığı olarak hak iddia etmesi doğaldır. Dolayısıyla görüyoruz ki Suriye'de iki legal ülke var; biri Rusya diğeri Türkiye'dir, onun dışında bütün ülkeler illegaldir. Suriye'de İran'ın, diğerlerinin tam olarak ne işi var? Ama Rusya'nın Suriye'de olma sebebi Sovyetler Birliği'nden beri bellidir, Türkiye'nin olma sebebi Osmanlı Devleti'nden beri bellidir."

Türkiye ve Rusya arasında ilk olarak "diyalog" daha sonra "ittifak" sağlanması gerektiğini vurgulayan Çetin, "Savaş yerine Türk-Rus ittifakı lazım. Ortadoğu'da kanayan yarayı ancak Türk-Rus ittifakı çözer" dedi.

"ERDOĞAN VE PUTİN HALEN DOST"

Liderlere barış ve itidal çağrısında bulunan Çetin, "Her iki devlet başkanı dosttular, bence halen dostlar demek istiyorum. Dolayısıyla yaşanmış olan bu yol kazasının bence ilişkilere daha fazla zarar vermesine izin vermemelidir. Tabii ki sadece telefonla aramak, girişimde bulunmak, görüşmek istemek buna yetmemektedir. Onun için görüşmeyi beklemeden hamle yapmak lazım. Önce birkaç icraat yapıp özellikle karşılıklı jestler yapılıp bu yaşanan kötü olay unutturulmalı ve yavaşça ortadan kaldırılmalıdır" değerlendirmelerinde bulundu.

"EN BÜYÜK DOSTLUKLAR KÜÇÜK KAVGALARLA BAŞLAR"

Çetin, krizin aslında iki ülke için bir fırsat olabileceğini anlatarak, "Rus kültüründe de bu vardır: 'En büyük dostluklar küçük kavgalarla meydana gelir.' Ben de bunun inancındayım. Çünkü Türkler ve Ruslar geçmişte rekabetten dolayı defalarca savaşmışlardır ama cephede dahi geceleri birbirlerine erzak atmışlardır. Bunu hiç kimse unutmamalıdır. Yani bu iki millet düşman olduğunda dahi mertçe düşmanlık yapmışlardır, savaşmışlardır. O günlerin de hatırlanması ve buna göre plan yapılması gerekir. Bence bu sorun ortadan kaldırılırsa yeni kurulacak ilişki daha sıkı, daha tedbirli, daha güvenli olacaktır" şeklinde konuştu.

"TÜRKİYE İLE RUSYA'NIN SAVAŞMASI ORTAK DÜŞMANLARIN EKMEĞİNE YAĞ SÜRER"

İki ülke arasındaki krizin diğer ülkelerin de iştahını kabarttığına dikkat çeken Çetin, şunları kaydetti:
"Zaten iki ülkenin arasını açan da dış mihraklardır. Olayın net olarak nasıl gerçekleştiğini bilmiyoruz ama Türkiye ve Rusya arasında ne öyle bir düşmanca tavır vardı ne de öyle bir ilişki. Olayın nasıl olduğu, ne maksatla yapıldığı incelendiğinde dış güçlerin işi olduğu, birilerinin Türk-Rus ilişkisini bozmak istediği ortada. Türkiye ile Rusya'nın savaşması kesinlikle ortak düşmanların ekmeğine yağ sürer. Bu kavgayı isteyenler var. Bu kavga çıksın diye cadı kazanları kaynatıp ortalığı karıştıranlar var.

Kesinlikle savaş ihtimali görmüyorum çünkü milletler binlerce yıldır birlikte yaşamaktadır. Görüldüğü gibi Suriye'de küçük anlaşmazlık dışında ortak çıkarlar vardır. Türkiye'nin zararı Rusya'nın zararıdır, Rusya'nın zararı Türkiye'nin zararıdır. Eğer ekonomik olarak bu kadar birbirine bağlanmış, bir ülkenin ekonomik bunalıma düşmesi diğer ülkeyi de ekonomik buhrana sokuyorsa burada savaşı göremezsiniz. Çünkü kesinlikle savaş için atılan her adım iki ülke ekonomisine bomba olarak düşecektir. Dolayısıyla Türkiye ile Rusya'nın savaşması muhtemel değildir, olmamalıdır. Yaşanmış olan yol kazası bir an önce tüm çabalar seferber edilerek ortadan kaldırılmalı, unutturulmalı, dostluk, ekonomik birlik ve bütünlük süratle büyümelidir." 

SİNAN USLU 

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Malatya Malatya Teknokent kapasitesini büyütüyor İnönü Üniversitesi bünyesinde bulunan Malatya Teknokent’in ek AR-GE binasının temel atma töreni gerçekleştirildi. Törene Malatya Valisi Seddar Yavuz, İnönü Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Nusret Akpolat, Turgut Özal Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Recep Bentli, Teknopark Genel Müdürü Doç. Dr. Hasan Yılmaz, Malatya Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreteri Dr. Mehmet Beytur ve çok sayıda protokol üyesi katıldı. Saygı duruşu ve İstiklal Marşı’nın okunmasıyla başlayan törenin açılış konuşmasını yapan Malatya Teknokent Genel Müdürü Doç. Dr. Hasan Yılmaz, Teknokentin güçlü bir alt yapıya sahip olduğunu söyledi. Doç. Dr. Yılmaz, firma sayısının 100’ü geçtiğini belirterek, "Teknokentimiz bugün itibariyle 14 yılını geride bıraktı. Bundan sonraki dönemde de kaldığı yerden daha da güçlenerek yeni yapılarıyla, verimli, nitelikli AR-GE çalışmaları geliştirerek yoluna devam edecek. Şu an Teknokentimizde 88 firma faaliyet göstermekte ve bunlardan 24’ü akademisyen firmasıdır. Bugüne kadar AR-GE projesini gerçekleştiren sayısı bin 39 olmuş durumda ki bu bölgemiz için önemli bir rakamdır. 21 firmamız ise sıra beklemektedir. Bugün temelini attığımız 42 ofislik yeni binamızla beraber proje ve firma sayımızı 100’ün üzerine taşımış olacağız" dedi. "Türkiye’nin küresel rekabet gücünü her geçen gün daha da arttıracağına inanıyoruz" İnönü Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Nusret Akpolat ise bilginin ekonomik değere dönüşmesi gerektiğini söyledi. Rektör Akpolat, "İçinde bulunduğumuz çağ artık sadece bilgiye sahip olanların değil, bilgiyi üreten, dönüştüren ve ticarileştirenlerin öne çıktığı bir çağ hüviyetindedir. Türkiye’de bugün 114 teknokentimiz var ve bu sayıların mutlaka artması gerektiğine inanıyoruz. Yazılımdan savunma sanayine, biyoteknolojiden yapay zekâya kadar geniş bir yelpazede geliştirilen bu çalışmaların Türkiye’nin küresel rekabet gücünü her geçen gün daha da arttıracağına inanıyoruz. Biz biliyoruz ki güçlü üniversiteler olmadan güçlü teknokentler olamaz aynı şekilde güçlü teknokentler olmadan da sürdürülebilir bir ekonomi söz konusu olamaz. Bu Teknokentin sadece kendi ülkemiz için değil, tüm insanlık için bir katma değer üreteceğine inanıyoruz" şeklinde konuştu. Törende selamlama konuşması yapan Vali Seddar Yavuz da, "Eğer biz hür ve bağımsız, başımız dik bu topraklarda yaşamak istiyorsak bilim, sanayi ve teknoloji yolculuğunda bilgi üreten hale gelmek durumundayız. Başkasının ürettiği sembol, fikir ve teknolojiyi kullananlar özgün olamaz ve öz benliklerini de koruyamazlar. Malatya’yı ‘Doğu’nun incisi cazibe merkezi ve bilim şehri’ olarak tanımlıyoruz. Bu tanımlamanın gerçekleşebilmesi için şehri yeniden imar ve inşa ederken güçlü bir üniversite, güçlü bir teknopark ve altyapısına sahip olmamız gerekir" diye konuştu
Yalova Yalova’da çiftçiye ayçiçeği ve fasulye tohumu desteği Yalova’da "Tarım Arazilerinin Kullanımının Etkinleştirilmesi (TAKE) Projesi" çerçevesinde 104 çiftçiye yağlık ayçiçeği ve çalı fasulyesi tohumu dağıtımı gerçekleştirildi. Yalova Tarım ve Orman İl Müdürlüğü bahçesinde düzenlenen tören ile 62 çiftçiye 135 kilogram çalı fasulyesi tohumu ile 42 çiftçiye ise 670 kilogram yağlık ayçiçeği tohumu teslim edildi. Törene katılan eski Tarım ve Orman Bakanı ve Kahramanmaraş Milletvekili Vahit Kirişçi Türkiye’nin su zengini bir ülke olmadığını belirterek suyun verimli kullanılmasının önemine dikkati çekti. Yağlı tohumlar ve ayçiçeğinde arz açığı bulunduğunu dile getiren Kirişçi, "Yalova’nın bir karış toprağının boş kalmasına gönlüm razı değil. Bu düşünceyi içselleştirmiş bir Cumhurbaşkanımız var. Dönemde bu kısa adıyla TAKE projesi, tarım arazilerinin etkinleştirilmesi projesi çok önemli. Biz pek çok üründe artık ihtiyacımızın üzerinde üretim yaparken özellikle yağlı tohumlarda ve ayçiçeğinde arz açığımız var. Şu anda yüzde 65, 70’lerde. Hala bizim yüzde 30’luk bir açığımız var. Bu açığın kapatılması adına TAKE projesi var. Burada size dağıtılacak olan bu tohumlar inşallah bizim o yağ açığımızın kapatılması, toprağımızın bitki besin elementleri yönünden zenginleştirilmesi, suyun tasarruflu kullanılması adına önemlidir" dedi. Vali Ahmet Hamdi Usta da Yalova’nın tarım ve süs bitkileri üretiminde önemli bir potansiyele sahip olduğunu vurgulayarak devlet ile vatandaş iş birliğinin güzel bir örneğinin sergilendiğini söyledi. Üretime katkı sağlayan çiftçilere teşekkür eden Usta, desteklerin süreceğini ifade etti. Usta, toplam 104 çiftçinin yararlanacağı projenin yaklaşık 1 milyon lira bütçeye sahip olduğu, bu tutarın yarısının bakanlık tarafından karşılandığı söyledi. Tarım ve Orman İl Müdürü Mustafa İlmeç ise, pandemi, Rusya-Ukrayna savaşı ve benzeri küresel gelişmelerin gıdanın stratejik önemini bir kez daha ortaya koyduğunu belirtti. İlmeç, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın "ekilmedik bir karış tarım arazisi kalmasın" talimatı doğrultusunda çalışmaların sürdüğünü söyledi. İlmeç, proje kapsamında çiftçilere yüzde 50 ile yüzde 75 arasında hibe destekli tohum verildiğini ifade etti. İl genelinde 6 bin 750 dekarlık ayçiçeği üretim alanı bulunduğunu kaydeden ilmeç, dağıtılan bin 670 kilogram ayçiçeği tohumunun bu alanın yaklaşık üçte birine ekim imkânı sağlayacağını belirtti. Çalı fasulyesi üretimi için ise 62 çiftçiye, 33 dekarlık alanda kullanılmak üzere tohumun yüzde 75 hibeyle verildiği bildirildi. Programa Ziraat Odası Başkanı Şaban Beşli, il genel meclisi üyeleri, sivil toplum kuruluşlarının temsilcileri, kurum müdürleri ile çiftçiler katıldı.
Muğla Marmaris Belediyesi yarışa damga vurdu Muğla’nın Marmaris ilçesi, üçüncü kez Marmaris Ultra Trail’e ev sahipliği yaparken, Marmaris Belediye Başkanı Acar Ünlü ve ekibiyle birlikte yarışlara sahada aktif olarak katılarak organizasyona damga vurdu. Marmaris, bu yıl üçüncüsü düzenlenen Marmaris Ultra Trail yarışlarına bir kez daha ev sahipliği yaptı. "Maviden Yeşile Bir Yolculuk" sloganıyla gerçekleştirilen organizasyon, doğa, kültür ve spor turizmini buluştururken Marmaris Belediyesi de güçlü katılımıyla dikkat çekti. Mavi ve yeşilin buluştuğu eşsiz parkurlarda düzenlenen yarışlara yerli ve yabancı 656 sporcu katıldı. 100K, 70K, 48K, 30K, 16K ve 5K olmak üzere altı farklı etapta gerçekleşen yarışlar, Marmaris’in doğal ve tarihi güzelliklerini bir kez daha gözler önüne serdi. Sporcular, Marmaris sahilinden başlayarak Karya yolları, İçmeler, Turunç ve Kumlubük sahilleri ile Amos Antik Kenti, Gebe Kilisesi ve Turgut Şelalesi gibi önemli rotalardan geçerek Atatürk Meydanı’nda finişe ulaştı. Marmaris Belediyesi bu yıl da sadece ev sahibi değil, aynı zamanda sahada aktif bir "sporcu ekip" olarak da yer aldı. Belediye Başkanı Acar Ünlü başta olmak üzere başkan yardımcıları, meclis üyeleri, müdürler ve belediye personeli yarışlara katılarak parkurlarda ter döktü. Başkan Acar Ünlü, 5 kilometrelik parkuru 45 dakika 54 saniyede tamamlayarak 18. sırada yer aldı. Başkan yardımcıları Sedat Kırt ve Pelin Yaylalı Pala, meclis üyeleri Erdem Karaosmanoğlu, Ahmet İnoğlu ve Fahri Tan ile birlikte Destek Hizmetleri Müdürü Zafer Fırındüzü, Fen İşleri Müdürü Serkan Gülhan, Makine İkmal Bakım ve Onarım Müdürü Ramazan Süzgeç ve çok sayıda belediye personeli de yarışçı olarak organizasyona dahil oldu. Marmaris Ultra Trail’in yalnızca bir yarış değil, kentin spor turizmi vizyonunu güçlendiren ve belediyenin sahadaki enerjisini yansıtan önemli bir organizasyon olduğunu belirten Başkan Ünlü, tüm sporculara ve katılımcılara teşekkür ederek gelecek yıllarda da Marmaris’e davet etti.