ASAYİŞ - 20 Aralık 2017 Çarşamba 11:08

Suriyeli çocukları yanmaktan komşuları kurtardı

A
A
A
Suriyeli çocukları yanmaktan komşuları kurtardı

Konya’da annelerinin evde yalnız bıraktığı 3 Suriyeli çocuk, sobanın üzerine düşen kıyafetin tutuşması sebebiyle çıkan yangında dumandan etkilendi. Evdeki çocuklar komşular tarafından kapı açılarak kurtarıldı.

Yangın, merkez Karatay ilçesi Şems-i Tebrizi Mahallesi Şems Caddesi üzerinde bulunan 3 katlı apartmanın bodrum katında çıktı. Edinilen bilgiye göre, Suriyeli olduğu öğrenilen Zelal R, evde çocukları Jena R. (7) ile ikiz olan Sara Shawy R. ve Yara Shawy R.’yi bırakarak dışarı çıktı. Bir süre sonra sobanın yakınında kuruması için asılı olan kıyafet sobanın üstüne düşerek alev aldı. Alevler kısa süre içerisinde yerdeki battaniye ve mindere sıçradı. Bu sırada evde bulunan çocuklar ise telaş içerisinde kurtarılmayı bekledi. Evden dumanlar yükseldiğini gören apartman sakinlerinden Hafize Morgülle, evin içerisinde mahsur kalan Jena’dan kapıyı açmasını isteyerek, durumu polis, itfaiye ve 112 Acil Sağlık ekiplerine bildirdi. İhbar üzerine kısa sürede adrese ekipler sevk edildi. Bu sırada Jena’nın kapıyı açmasının ardından vatandaşlar çocukları dışarı çıkardı. Olay yerine gelen itfaiye ekipleri ise yangına müdahale ederek söndürdü.

Baba çocuğunu kucağına alarak ambulansa götürdü

Anneleri tarafından evde bırakılan ve çıkan yangında dumandan etkilenen Jena R. ile Yara Shawy R. sağlık ekipleri tarafından ambulansa alındı. Bu sırada eve gelen anne Zelal R. gözyaşlarına boğularak telaş içerisinde çocuklarını aradı. Olay yerine gelen baba Abdurrahman R. ise çocuğu Sara’yı kucağına alarak ambulansa bindirdi. Çocuklar sağlık ekipleri tarafından oksijen verilerek, tedavileri yapılmak üzere Konya Eğitim ve Araştırma Hastanesine kaldırıldı.

Kapıyı açtırarak evden çocukları çıkaran Hafize Morgülle, “Duman kokusuna çıktım baktım aşağıdan gelince kapıyı çaldım. Çocuk kapıyı biraz geç açtı. İçeride dumandalardı, baktım, aldım kurtardım” dedi. Komşulardan biri ise “Duman olunca itfaiyeyi aradık zaten. 3 tane çocuk vardı evde. Anneleri de babaları da yoktu içeride. Biz komşuyuz. Apartman içi duman oldu. Dumandan gelin girdi aldı çocukları ama yangın vardı. Çok felaket duman vardı. Ufak çocuk vardı çocuk kapıyı açtı” şeklinde konuştu. 

Mustafa Yaşar Beşer
 

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Sakarya Emekli profesör, baba mirası dönerci dükkanına sahip çıkıyor Sakarya Üniversitesi Makine Mühendisliği Bölümünden mezun olduktan sonra yaklaşık 40 yıl boyunca akademisyenlik yapan Prof. Dr. Ahmet Oğur, emekliliğinin ardından 100 yaşındaki babasının dönerci dükkanının başına geçti. Eğitim hayatının ardından İstanbul Teknik Üniversitesinde asistan olarak göreve başlayan ve profesörlüğe kadar yükselen 67 yaşındaki Ahmet Oğur, yoğun mesaisine rağmen memleketi Sakarya’daki baba mesleğinden hiç kopmadı. Şehir dışında görev yaptığı dönemlerde dahi hafta sonları dükkana gelerek ailesine yardım eden Prof. Dr. Oğur, akademisyenlik kariyerini 2024’de noktaladıktan sonra tamamen tezgahın arkasına geçti. "Hem akademisyenlik hem lokantacılık işini birlikte yürüttüm" Çocukluğundan bu yana mesleğin her alanında yetiştiğini anlatan Oğur, üniversite eğitimi sonrası başlayan çalışma hayatı boyunca baba ocağına hep destek verdiğini söyledi. Oğur, "Üniversiteden makine mühendisi olarak mezun olduktan sonra İstanbul Teknik Üniversitesi’ne asistan olarak işe başladım ama yine de hafta sonları geldiğim zaman cumartesi, pazar akşamları babama yardımcı oluyordum. Ondan bir şeyler kapmaya, öğrenmeye çalışıyordum. Daha sonra 1990 yılında İstanbul Teknik Üniversitesi’nde doçent olana kadar İstanbul’a gidip geldim. Ben küçüklüğümden beri babamın yanında bu mesleği öğrendim. Akademisyenliğin yanı sıra, edindiğim tecrübemi bu dükkana aktarmaya çalıştım. Dolayısıyla hem akademisyenlik hem lokantacılık veya kebapçılık işini birlikte yürüttüm" dedi. "Eleman olmadığı zaman boşluğu doldurmak adına hep çalıştım" Akademisyenlik ile esnaflığın benzer yönleri bulunduğuna işaret eden Oğur, her ikisinde de belli bir çaba ve uzmanlık doğrultusunda ilerlendiğini vurguladı. Esnaf olmanın zorluklarını yaşayarak öğrendiğini dile getiren Oğur, "Akademisyenlik belli bir konuda uzmanlaşmak. Aynı şeyi lokantacılar, kebapçılar düşünürse o da çıraklıktan kalfalığa bir eğitim gerektiriyor. Dolayısıyla ikisi de emeğin, çabanın karşılığı olarak neticeleniyor. Baba mesleği olduğu için bulaşıkhanesinden garsonluğuna, tezgahta köfteciliğe kadar her türlü işi yaptım. Eleman olmadığı zaman boşluğu doldurmak adına hep çalıştım, o yüzden bana hiç zor gelmedi. Gerçekten esnaf olmanın çok zor bir şey olduğunu yaşaya yaşaya gördüm. Bu tecrübemi ve birikimimi akademik hayattan sonra da hayata geçirmek istedim. Babam işine sadık ve çok seven birisi, bizde aynı yoldan gitmek istiyoruz. Onun adını devam ettirmek istiyoruz" diye konuştu.