GÜNDEM - 29 Haziran 2014 Pazar 11:07

Tiyatro ve Fenerbahçe aşkı konuşturdu

A
A
A
Tiyatro ve Fenerbahçe aşkı konuşturdu

İstanbul’da 14 yıldır konuşamaz derecede ağır kekemelik yaşayan Eren Göğce, Fenerbahçe ve tiyatro aşkı için azmetti, 45 günde elde ettiği başarı ile parmak ısırttı.

Aldığı eğitimle yıllar sonra ‘anne-baba’ diyen ve yazarak kurduğu iletişime konuşarak son veren Göğce, tutkunu olduğu Fenerbahçe maçlarında tezahürat atmanın ve tiyatro sahnesinde boy göstermenin mutluluğunu, “Tiyatroyu ve Fenerbahçe’yi çok seviyorum Bunları konuşarak yaşamayı ise daha çok seviyorum. Bence konuşmak ‘hayat’ demektir” sözleri ile tarif etti. Genç öğrencinin kekeme olduğu dönemlerdeki görüntüleri de takılmadan söylediği tekerlemelerle geride kaldı.İstanbul’da 3 yaşındayken yaşadığı travmaya bağlı olarak kekeme teşhisi konulan ve 8 yaşında konuşamaz derecede ağır kekeme olan ortaokul öğrencisi Eren Göğce, 14 yıl boyunca yaşadığı sıkıntılı süreci 45 günde noktalamayı başardı. Kekeme olduğu için etrafında zaman zaman alay konusu olduğunu, telefonlara bile çıkmak istemediğini bu yüzden yazarak iletişim kurduğunu anlatan Eren yaşadığı sancılı süreci şu sözler ile özetledi: “ “Üç yaşındayken annemin rahatsızlığı nedeniyle travmaya bağlı olarak korkudan kekeme olmuşum. 8 yaşındayken ise çok ağır yani çok ağır hiç konuşmaz hale geldim. Kimseyle konuşmaz kimseyle muhatap olmazdım. Söylemek istediklerimi yazarak anlatırdım. Telefonlara bile çıkmak istemezdim. Okula giderken öğretmenlerim sınıfa bir soru sorduğunda ben biliyordum ama cevap veremiyordum. Bu yüzden bir keresinde az bir puan farkıyla takdir belgesini kaçırmıştım.”

YILLAR SONRA SÖYLENEN ‘ANNE - BABA’ KELİMELERİ
Kekeme olduğu için bütün harf ve kelimeleri doğru telaffuz edemediğini anlatan Eren, ‘anne - baba’ kelimelerini bile yıllar sonra takılmadan söylemenin hissettirdiği mutluluğu şu sözler ile anlattı: “Anne - baba kelimelerini bile söyleyemiyordum. Onları takılmadan ilk söylemeye başladığım zaman ‘anne - baba’ dediğim zaman çok mutlu oldum. Bu duygu tarif edilemez bir duygu. Tabii annem de çok mutlu oldu.”

“GOL POZİSYONLARINDA AĞZIMI KAPATIRDIM”
Koyu bir Fenerbahçeli olduğunu açıklayan Eren, tutuğu takımın maçlarındaki heyecanını bile içinde yaşadığını dile getirdi. Aldığı eğitim sonrasında artık babasıyla birlikte maçları izlediğini ve heyecanını dışa vurmaktan dolayı müthiş bir haz yaşadığını anlatan Eren, “Fenerbahçe aşkı güzel. Babamla maç izlerken ben susuyordum. Genellikle gol pozisyonlarında ağzım kapalı havaya uçardım. Şimdi ise babamla çok rahat konuşabiliyorum” dedi.

“ŞENER ŞEN’E SELAM OLSUN”
Kekemeyi yendikten sonra gönül verdiği tiyatro sahnelerinde boy gösterdiğini hatta Sanat Danışmanlığını Vatan Şaşmaz’ın yaptığı ‘Kazasız Kul Olmaz’ isimli tiyatro oyununda rol aldığını söyleyen Eren, rol gereği annesini trafik kazasında kaybeden ve olayı polise seri şekilde anlatan bir çocuğu canlandırdığını anlattı. Tiyatro oyuncularından en çok Şener Şen’i sevdiğini de belirten Eren şunları söyledi: “Tiyatro demek, ‘komedi’ demek benim için. Tiyatro oyuncuları arasında en çok Şener Şen’i beğeniyorum. Şener Şen’e selam olsun. Birgün kendisi ile aynı oyunda rol almak da isterim. Benim tiyatroda rol aldığım oyunun adı, ‘Kazasız kul olmaz’ Benim rolüm de annesini trafik kazasında kaybetmiş bir çocuktu. Ben o role bir günde çalıştım benden büyüklerim ise bir ay çalıştıklarını duydum. Ben tam bir tiyatro aşığıyım. Tiyatroyu ve Fenerbahçe’yi çok seviyorum Bunları konuşarak yaşamayı ise çok seviyorum” diye konuştu.

Baba Ergin Göğce de konuşma bozukluğu yaşayan bir çocuğa sahip olmanın kendileri için sıkıntılı dönemlere neden olduğunu söyledi. Özellikle çeşitli ziyaretler sırasında oğlunun kendisini ifade edememesinin incitici olduğunu belirten Baba Ergin Gögeç, “ Eren kendisini ifade edemiyordu. Bu yüzden iletişim bozukluğu vardı. Konuşma bozukluğu yaşayan bir çocuğa sahip olmak çok zordu. Örneğin misafirliğe gittiğimiz zaman kendisine yöneltilen soruları cevaplayamadığı için zoruna gidiyordu bu da bizim için zor oluyordu. Aldığı eğitim sonrasında artık takılmadan konuşabiliyor. Tiyatro oyunu için de kurstan aradılar ve ‘oyun var Eren’nin katılmasını istiyoruz’ dediler. Biz de ‘neden olmasın’ dedik ve destekledik.”

‘KEKELİYOR’ DİYE DALGA GEÇİYORLARDI
Kekemelik döneminde oğlunun okul ve öğretmenleri arasında dili olduğunu anlatan anne Derya Göğce umudunu hiç kaybetmediğini söyledi. En çok oğluyla alay edildiği zaman üzüldüğünü belirten anne Derya Gögeç şunları söyledi: “Özellikle okula başladığı zaman konuşamıyordu. Veli toplantılarında sık sık, ‘kendisini anlatamıyor, ifade edemiyor’ diye duyuyordum. Bu yüzden notlarında düşüklük yaşanıyordu. Çocuğum herkesten tepki görüyordu, dışarı çıktığı zaman ‘Eren kekeliyor’ diye dalga geçiyorlardı’ Anne kelimesinin gerisini getiremiyordu. Çok üzülüyordum. Ama artık kendisini iyi ifade ediyor. Takılmadan ‘anne’ diyebiliyor. Artık evde kitap okuyor, bilmeceler soruyor kardeşine masal anlatıyor. ”Ve tiyatrocu olmak istiyor ve en büyük destekçisi biziz.”

“ADINI BİLE DAKİKALARCA SONRA SÖYLERDİ”
İletişim Uzmanı Ali Aktekin de kekemeliğin konuşma bozukluğu grubunun akıcı konuşma bozukluğu tarafını kapsadığını anlatarak Eren’nin seanslarına ilişkin şunları söyledi: “ Maalesef konuşurken kontrolü sağlayamama, takılmalar, tutulmalar, duraksamalar olarak görülen değişik türdevleri olan bir sıkıntı. Kekemelik özellikle 2-5 yaş arasına ortaya çıkabiliyor. Sonuç olarak travmatik bazı ruhsal psikolojik sıkıntılarda ortaya çıkan bir durumdur. Eren ilk geldiği zaman her zaman gördüğümüz gibi konuşmak istemeyen çünkü konuşamayan, kendi adını bile birkaç dakikada dile getiren bir kişiydi. İçine kapanık bir çocuktu. Seanslarla birlikte Eren’de ciddi anlamda bir açılma, yıllardan beri kendini tutmuş ve artık özgüveni yerine gelen, rahatça kendini ifade edebilen konuşabilen bir birey haline geldi. Tiyatroya da zaten oynuyor. Hocaları ve oyuncularla görüştüğümüzde de başarılı olduğunu duyduk. Başarısıyla gurur duyuyoruz. Tiyatro için rol yapabilmesi için konuşabilmesi gerekiyordu. Bu noktada bizim ona öğrettiğimiz kontrollü konuşma alışkanlığı yani shaping tekniği ile nerde nasıl cümleye başlaması gerektiğini ve nasıl devam etmesi gerektiğini bilmesi ve devam ettirebilmesini öğrettik.”

ALEV HAMİTOĞULLARI

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
İstanbul Uzmanlardan gençlerde artan kolon kanserine karşı tarama testi çağrısı Kolon Kanseri Farkındalık Ayı dolayısıyla gerçekleştirilen toplantıda, genç yaş gruplarında artış gösteren kolon kanserine dikkat çekilerek erken teşhis için tarama testlerinin önemi vurgulandı. Mart ayının tüm dünyada olduğu gibi Türkiye’de de "Kolon (Kolorektal) Kanseri Farkındalık Ayı" olarak kabul edilmesi dolayısıyla, Türk Gastroenteroloji Derneği (TGD) tarafından İstanbul’da basın toplantısı gerçekleştirildi. İstanbul Florence Nightingale Hastanesi’nde düzenlenen toplantıda, "Kolorektal kanser önlenebilir bir kanserdir: Farkında ol, geç kalma" sloganıyla toplumsal bilincin artırılması hedeflendi. TGD üyesi hekimlerin geniş katılımıyla düzenlenen toplantıda; kolon kanserinin Türkiye’deki görülme sıklığı, gençlerde artışın nedenleri, hastalık oranları, erken teşhisin önemi, tanı ve tedavideki güncel gelişmeler ile korunma yöntemleri ele alındı. Toplantıda; TGD Başkanı Prof. Dr. Ayhan Hilmi Çekin, TGD Kolorektal Kanser ve Polip Çalışma Grubu Başkanı Prof. Dr. Levent Erdem, TGD Üyesi Prof. Dr. Nurdan Tözün, TGD Kolorektal Kanser ve Polip Çalışma Grubu Üyesi Prof. Dr. Erdem Akbal, TGD Üyesi Prof. Dr. Erdem Koçak ile TGD İzmir Şube Başkanı Prof. Dr. Gözde Derviş Hakim, TGD Kocaeli Şube Başkanı Prof. Dr. Altay Çelebi, TGD Antalya Şube Başkanı Prof. Dr. Serdar Akça, TGD Diyarbakır Şube Başkanı Doç. Dr. Nazım Ekin ve TGD Çukurova Şube Başkanı Dr. Murat Öksüz kamuoyuna bilgilendirmelerde bulundu. Kolon kanserinde erken teşhisin önemine değinen TGD Kolorektal Kanser ve Polip Çalışma Grubu Başkanı Prof. Dr. Levent Erdem, ‘‘Hiçbir şikayeti olmayan kişilerde tarama testi yaptığımızda kolon kanseri öncüsü olan polipler saptanmakta ve yüzde 2 civarında da kolon kanseri görülmektedir. Kolon kanserinin taramasının önemini anlatmaya çalışıyoruz. Hiçbir şikayeti olmayan kişiler bile 45 yaşın üzerinde ise tarama testlerini yapmalıdır. Kolonoskopi taraması ile kansere giden polipleri tespit ederek kanseri önleyebiliriz’’ ifadelerini kullandı. ‘‘Erken dönemde teşhis ile kolon kanserini önlemek mümkün’’ Kolon kanserinin gençlerde de görüldüğüne dikkat çeken Erdem, ‘‘Kolon kanseri dünyada 50 yaş grubunda taramaya katılım arttıkça azalmaya başladı. Gençlerde ise daha sık kolon kanseri ve polipler görülmeye başladı. Türkiye’de de bu artışı saptadık, gençlerimizin de tarama testi yaptırmasını öneriyoruz. Dışkıda nedeni açıklanamayan kan görülmesi ve anemi dediğimiz durum olduğunda mutlaka kolonoskopi taraması yapılmalı. Erken dönemde teşhis ile cerrahi ve onkolojik tedavi yöntemleri ile kolon kanserini önlemek mümkündür’’ dedi. TGD Üyesi Prof. Dr. Nurdan Tözün ise kolon kanseri belirtilerine ilişkin bilgi verdi. Tözün, ‘‘Kolon kanserinin belirtileri çok tipik. Hastanın bağırsak alışkanlıklarının değişmesi, dışkıda kan görülmesi, karın ağrısı gibi durumlar kolon kanseri belirtilerdir. Hayat boyu bir insanın kolon kanserine yakalanma ihtimali yüzde 4-5. Bu önlenebilir kanser türünü önlemek için farkındalık oluşturmalıyız’’ sözlerini ifade etti. ‘‘Asemptomatik bireylerde erken kanser taraması yapılması önemlidir’’ Kolorektal kanserin tüm dünyada ve ülkemizde en sık görülen, ölüm oranlarında ise en üst sıralarda yer alan kanserlerden biri olduğunu belirten Türk Gastroenteroloji Derneği Başkanı Prof. Dr. Ayhan Hilmi Çekin, hastalığın insidans ve mortalitesinin coğrafi bölgelere göre değişiklik gösterdiğini ifade etti. Kolorektal kanserin tarama programları sayesinde önlenebilir bir tür olduğunu ve taramada en etkili yöntemin halen kolonoskopi tetkiki olduğunu vurgulayan Çekin, "Türkiye’de kolorektal kanser tanısı geç evrelerde konulmaktadır. Kanser geliştikten sonra erken evrelerde 5 yıllık sağ kalım oranları yüzde 90’larda iken ileri evrelerde bu oran yüzde 12’lere düşmektedir. Bu nedenlerle asemptomatik bireylerde erken kanser taraması yapılması önemlidir" dedi. Türkiye’deki hastaların yaklaşık üçte ikisine Stage III ve Stage IV gibi geç evrelerde tanı konulduğunu hatırlatan Çekin, "Günümüzde kolorektal kanser tarama programlarının meme ve serviks kanseri taramaları kadar maliyet etkin olduğu bilinmektedir. Buna rağmen ülkemizde toplumsal bilinç halen yeterli düzeyde değildir. Son yıllarda Sağlık Bakanlığının çalışmaları ve basın yoluyla farkındalığın artması olumlu bir gelişmedir" diye belirtti TGD Kolorektal Kanser ve Polip Çalışma Grubu Üyesi Prof. Dr. Erdem Akbal da ‘‘Farkındalığı artırmak ve risk grubunu tarama testine yönlendirmek adına istatistiki bilgiler olan uygulamamızı yaptık. Çalışmamızda 45 yaşı belirledik, kontrol çalışmamızı da 50 yaş altı için yaptık ve yayın aşamasına getirdik. Sigara kullanımı, vücut kitle indeksi, aile öyküsü ve cinsiyet gibi kriterleri içeren bir skorlama sistemi geliştirerek, kalın bağırsak kanseri riskini ölçüp bireyleri tarama testlerine yönlendirmeyi hedefledik. Özellikle gençlerde 45 yaş üstündeki kişiler tarama testleri yapmalı. 45 yaş altında da farkındalığı oluşturmalıyız’’ diye konuştu. TGD İzmir Şube Başkanı Prof. Dr. Gözde Derviş Hakim, ‘‘Kolon kanseri önlenebilir bir hastalık. Günümüzde gastroenteroloji çok gelişti, kolonoskopi ve polipektomilerde korkulacak bir şey kalmadı. Önlenebilir bir kanserin farkında olmak ve tarama programlarına katılmak gerekiyor’’ şeklinde konuştu.
Amasya Ermeni asıllı usta 50 yıldır iğne, iplikle tamir yapıyor: "Türk milliyetçisiyim. Ülkemi seviyorum" Amasya’da yaşayan Ermeni asıllı usta, 50 yıldır sokakta elindeki iğne, iplikle ayakkabı ve çanta tamir edip geçimini sağlıyor. Kentteki son Ermeni asıllı olup belgeseli de çekilen usta Faruk Altınoğlu, "Ben Ermeni asıllı bir Türk milliyetçisiyim. Ülkemi seviyorum. Başka yerde yaşayamam" dedi. "Ülkemi seviyorum. Başka yerde yaşayamam" Dedesinden kalan eski ahşap evde Türk eşiyle birlikte yaşayıp Bakırcılar Sokağı’nın köşesindeki tamir tezgahından sağladığı kazançla emekli olup her gün mesleğini yapmayı sürdüren 72 yaşındaki Altınoğlu, "Babamın, annemin, babaannemin mezarı burada. Bu ülkenin ekmeğini yiyip de bu ülkeyi sevmemek mümkün değil. Ben Ermeni asıllı bir Türk milliyetçisiyim. Ülkemi seviyorum. Başka yerde yaşayamam" diye konuştu. 25 yılı aşkın süredir Göynücek’e gidip geliyor Severek yaptığı mesleğinin 25 yılı aşkın süresi boyunca haftada bir gün şehir merkezine 45 kilometre mesafede olup başka tamircinin bulunmadığı Göynücek ilçesine minibüsle yolculuk yaparak gün boyunca tezgah açan emektar usta, "İğne, tığ ve iplikle eski ayakkabıları, çantaları, terlikleri dikiyorum. Cüzi bir para da kazansam bana yetiyor. Belgeselimi çektiler. Çok onurlandım" şeklinde konuştu. "Kim bir topluma zarar veriyorsa karşısındayım" Ortadoğu’da yaşanan gelişmeleri de endişeyle takip eden Altınoğlu, "Gazze ve İran’daki olayları yapanları şiddetle kınıyorum. Trump olsun, Netanyahu olsun. Kim bir topluma zarar veriyorsa karşısındayım" şeklinde konuştu. ‘Son tanık’ adlı belgeseli çekildi Faruk Altınoğlu’nun yaşam hikayesini konu edinen ‘Son tanık’ adlı belgeselin yönetmeni Serdar Çolak da, "Biz Türklerle olan kardeşliğini, samimi ilişkilerini belgeselde anlattık. Amasya’mızın küçük bir ilçesi olan Göynücek’e her Perşembe günü gidip ayakkabı tamiri yapıyor. Halkla ilişkileri de çok güzel. Bunu da belgeselimizde işledik" ifadelerini kullandı.
İstanbul Euroleague’de 34. haftanın ardından Euroleague’in 34. haftasında Fenerbahçe, evinde Zalgiris Kaunas’a mağlup olurken, A. Efes de deplasmanda Real Madrid’e kaybetti. Euroleague’de 34. hafta dün oynanan müsabakaların ardından sona erdi. Bu hafta Fenerbahçe Beko, Ülker Spor ve Etkinlik Salonu’nda karşılaştığı Zalgiris Kaunas’a 92-82’lik skorla yenildi. A. Efes, Real Madrid deplasmanından 82-71 mağlup ayrıldı. Türk Başantrenör Ergin Ataman’ın çalıştırdığı Yunan ekibi Panathinaikos ise Monaco karşısında 107-97’lik skorla galibiyet elde etti. Fenerbahçe liderliğini sürdürdü Euroleague’de son 5 maçta 4 mağlubiyet yaşayan Fenerbahçe, 23 galibiyet, 11 mağlubiyetle liderliğini sürdürdü. Olympiakos 22 galibiyet, 12 mağlubiyetle averajla haftayı 2. sırada kapatırken, son haftalarda çıkış yakalayan Real Madrid de 22. galibiyetini elde ederek 3. sıraya yükseldi. A. Efes 10 galibiyet, 24 mağlubiyetle 18. sırada yer alıyor. Ergin Ataman’ın çalıştırdığı Panathinaikos ise 20 galibiyet, 14 mağlubiyetle haftayı 7. sırada tamamladı. Ligin son sırasında ise 8 galibiyeti olan ASVEL var. Ligde Hapoel Tel Aviv, Maccabi Tel Aviv, Bologna ve Paris Basketbol’un birer maç eksiği bulunuyor. Euroleague’de 34. haftanın toplu sonuçları şöyle: Paris Basketbol: 87 - Olympiakos: 104 Bayern Münih: 93 - ASVEL: 83 Olimpia Milano: 103 - Virtus Bologna: 87 Maccabi Tel Aviv: 104 - Dubai Basketbol: 100 Real Madrid: 82 - A. Efes: 71 Fenerbahçe Beko: 82 - Zalgiris Kaunas: 92 Panathinaikos: 107 - AS Monaco: 97 Partizan: 110 - Valencia Basket: 104 Barcelona: 92 - Kızılyıldız: 88 Baskonia: 118 - Hapoel Tel Aviv: 109