GÜNDEM - 13 Şubat 2016 Cumartesi 21:12

TSK, PYD ateşine anında karşılık verdi

A
A
A
TSK, PYD ateşine anında karşılık verdi

Türk Silahlı Kuvvetleri, PYD tarafından Türk tarafına ateş açılması üzerine, angajman kuralları çerçevesinde misliyle karşılık verdi.

Askeri kaynaklardan alınan bilgiye göre, Azez'in güneybatısında yer alan Maranas bölgesinden, PYD/PKK BTÖ mensuplarınca Akçabağlar üs bölgesine yönelik olarak ateş açılması üzerine, TSK unsurları hemen anında angajman kuralları çerçevesinde misliyle mukabelede bulundu.

Ayrıca, saat 14.55'te Hatay'ın Çalıboğazı karakolu bölgesine Suriye tarafında bulunan rejim unsurlarınca havan atışı yapıldı. Bunun üzerine TSK unsurları, hemen anında angajman kuralları çerçevesinde misliyle karşılık verdi.

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
İstanbul Çin’in Yiwu kenti 20 ülke ve bölgede tanıtılacak Çin’in Zhejiang eyaletine bağlı Yiwu kenti, 20 ülke ve bölgede tanıtılıyor. "Yiwu’nun Kırmızısı Küresel Simgesel Yapıları Aydınlatıyor" başlıklı bir kampanya beş kıtada başlatıldı. New York’ta Times Square, Toronto’da Yonge-Dundas Square, Dubai’de CBD Bay, Paris’te Avenue de l’Opéra, Milano’da Navigli, Londra’da Stratford, Seul’de Myeongdong Eulji-ro ve Kuala Lumpur’da Jalan Imbi gibi 20 ülke ve bölgedeki açık hava ekranlarında aynı anda Yiwu’nun şehir tanıtım videosu ve 2026 Bahar Festivali Galası’nın Yiwu’daki buluşma noktasına davetiyeler yayınlanıyor. Yapılan açıklamaya göre; geçtiğimiz yıl kent, "hız, yenilik, canlılık ve özgüvenini" yansıtan performansıyla Zhejiang Eyaleti’nin "Sadakat, Sorumluluk ve Mükemmellik Ödülünü" kazandı. Toplam ihracat hacmi, piyasada işlem gören varlıkların sayısı ve kentsel ile kırsal sakinlerin kişi başına düşen harcanabilir geliri gibi endekslerde ülke çapında ilçe düzeyindeki şehirler arasında ilk sıralarda yer aldı. "Çin İlçe Düzeyinde Ortak Refah Endeksinde" zirveye çıkan kent, "Sosyal Yönetişimde En İyi 100 İlçe" arasında da ilk sıraya yükseldi. Yiwu, ülke çapında ilçe düzeyindeki şehirler arasında en yüksek iletişim popülerliği endeksine ulaştı. Çin’in reform ve dışa açılma sürecinin önemli bir penceresi olan Yiwu, geçtiğimiz yıl ulusal ve eyalet düzeyinde 33 adet "ilk sipariş", "ilk olay" ve "ilk girişim" başlattı. Küresel Dijital Ticaret Merkezi açılırken, Yiwu Uluslararası Ana Limanı faaliyete geçti. Çin-Avrupa Demiryolu Ekspresi (Yixin’ou) ülke çapında lider konumunu korudu ve tren sıklığı açısından Yangtze Nehri Deltası’nda birinci sırada yer aldı.
Adana Adana, sıkma ve yüksük çorbası için tescil bekliyor Adana’ya özgü lezzetlerden sıkma ve yüksük çorbası, Yüreğir Gastronomi Merkezi’nde usta öğreticilerin ellerinde gelecek kuşaklara öğretiliyor. Yüreğir Belediye Başkanı Ali Demirçalı, Adana sıkması ve yüksük çorbası için tescil beklediklerini belirterek, "Türkiye’nin hiçbir yerinde bu kadar lezzetli sıkmayı ve yüksük çorbasını bulamazlar. Bu bizim zenginliğimiz" dedi. Adana Ticaret Odası (ATO) tarafından 2004 yılında Adana Kebabı, 2020 yılında ise şalgama coğrafi işaret tescili alındı. ATO’nun girişimlerinin ardından tescil alınan Adana ürünleri; Adana kebabı, şalgam, içli köfte, analı kızlı, aşlama, bici bici, karakuş, taş kadayıf, halka tatlı ve şırdan oldu. Türk Patent Enstitüsü’nde tescil için yapılan başvuruda bekleyen 2 Adana lezzeti daha bulunuyor. Bunlardan biri Adana sıkması diğer ise yüksük çorbası. Yüreğir Belediyesi de Adana’nın mutfak kültürünü ve zengin kültürel mirasını korumak, yaşatmak ve gelecek nesillere aktarmak amacıyla Yüreğir Gastronomi Merkezi’nde çalışmalarını sürdürüyor. Merkezi ziyaret ederek yüksük çorbası döken Yüreğir Belediye Başkanı Ali Demirçalı, Adana sıkması ve yüksük çorbası için yapılan başvurunun ardından tescil beklediklerini söyledi. "Adana’da birçok lezzet var" Yüreğir Gastronomi Merkezi’nin amacının tarihi kültürü yarınlara taşımak olduğunun altını çizen Başkan Ali Demirçalı, "Adana’da birçok lezzet var. Bugün 2 tane lezzetimizi Türkiye’ye tanıtmak istiyoruz. Biri yüksük çorbası, diğeri de Adana sıkması. Türkiye’de sıkma ve yüksük çorbası Adana’da, Adana’da da Yüreğir’de yenir. Sıkmanın doğduğu yer zaten bizim Misis bölgesi. Adana’ya gelenler mutlaka Yüreğir ilçesine gelsinler, Misis’te ayranını içip sıkmasını yesinler. Türkiye’nin hiçbir yerinde bu kadar lezzetli sıkmayı ve yüksük çorbasını bulamazlar. Bu bizim zenginliğimiz. Bu iki ürünümüzün patent başvuruları yapıldı. Yakında da onaylanacak. Patent almış olacağız. Adana’da birçok lezzet var. Adana’nın şalgamı, içli köfte, Adana kebabı, bici bici bunun gibi yüzlerce lezzetimiz var. Bu lezzetleri, tarihten gelen bu kültürü yarınlara taşımak için biz Yüreğir Belediyesi olarak elimizden geleni yapıyoruz" şeklinde konuştu Dünyanın her yerinden misafirleri ilçeye beklediklerini söyleyen Başkan Demirçalı, "Bugün bu gastronomi merkezinde Adana’da birçok gencimize eğitim veriyoruz. Aşçı yetiştiriyoruz. Adana’da zaten yeteri kadar lezzet var. Adana’da yemek yemeyen birisi yemek yedim demesin. Sıkma yedim demesin. Kebap yedim demesin. Adana’ya gelir. Sıcak sıcak yenir bu lezzetler" diye konuştu. "Süreç devam ediyor, tescil bekleniyor" Usta Öğretici Sebahat Çelik, Adana’ya özgü olan yüksük çorbası ve sıkmaya tescil beklediklerini kaydederek, "Adana’da yüksük çorbası atalarımızdan gelen bir gelenektir aslında. Kalabalık ortamlarda, düğünlerde, bayramlarda, cenazelerde toplu yemek olarak çıkartılır ve tam bir paylaşım yemeğidir. Kadınlar bir araya gelerek hem sohbet ederler, hem bir taraftan çorbasını dökerler. Ve Adana’nın geçmişten günümüze aktarılan en güzel örneklerinden biridir. Adana sıkması da aslında tam bir yokluk yemeğidir. Eskiden misafir geldiğinde evde hiçbir şey yoksa direkt hamur yoğurulur ve sıkma yapılır. Daha pratik olduğu için, daha kolay yapılan bir ürün olduğu için daha çok tercih edilirdi. Kahvaltıların vazgeçilmez ürünüdür Adana’da. Başka yerlerde de bilinen yerler vardır ama Adana bunun merkezi diyebiliriz. Tescil için başvuru yapıldı ve süreç devam ediyor. Tescil bekleniyor" ifadelerini kullandı.
İstanbul Elektrikli araç kullanıcılarına enerji seçenekleri En Yakıt, farklı kullanım ihtiyaçlarına göre tasarlanan ve süresiz geçerliliğe sahip enerji seçenekleriyle, tüketimi planlı hale getirirken, bütçe kontrolünü de destekliyor. Elektrikli şarj işletmecisi En Yakıt, kullanıcı alışkanlıklarını dikkate alarak geliştirdiği enerji seçenekleriyle tüketim süreçlerini daha öngörülebilir hale getiriyor. Farklı ihtiyaçlara göre sunulan seçenekler, enerji kullanımında planlama imkânı sağlarken harcamaların da daha kontrollü yönetilmesine olanak tanıyor. Şirket enerji seçeneklerini şöyle açıkladı: ’’Mini, avantajlı, maxi gibi paketlere, mobil uygulamadaki EnWin sekmesi üzerinden hızlı ve kolay şekilde erişilebiliyor. Paketlerin kullanım süresi olmadığı için müşteriler uzun vadeli olarak güvenle satın alabiliyorlar. Sunulan enerji seçenekleri, bütçe yönetiminin yanı sıra çevreye duyarlı bir tüketim anlayışını da destekliyor. Ayrıca şirket, dönemsel indirimler ve özel fırsatlarla paketleri daha da avantajlı hale getiriyor. Enerji paketleri, yalnızca kullanım kolaylığı değil aynı zamanda birim enerji maliyetinde avantaj da sağlıyor. Paket satın alımlarında kWh başına düşen birim fiyat, standart kullanıma kıyasla daha avantajlı seviyelere geliyor. Bu sayede kullanıcılar enerji tüketimlerini planlarken aynı zamanda daha ekonomik bir şarj deneyimi elde edebiliyor. En Yakıt, bu yaklaşımıyla kullanıcılarına uzun vadede maliyet avantajı sunmayı hedefliyor.’’ ’’Amacımız, bütçe dostu çözümler sunmak’’ Enerji paketlerinin kullanıcıların harcamalarını daha kontrollü yönetmelerine katkı sağladığını belirten En Yakıt Genel Müdürü Tayfun Şenses, "Amacımız, enerji kullanımını daha planlı ve bilinçli hale getiren, aynı zamanda bütçe dostu çözümler sunmak. Bu doğrultuda hem tasarrufu hem de çevreye duyarlı yaklaşımı destekleyen uygulamalar geliştirmeye devam ediyoruz" dedi.
Muş Muş’ta devlet desteğiyle hayvan sayısı arttı Tarım ve Orman Bakanlığı’nın yem, kredi ve hibe desteğiyle Muş’ta büyükbaş ve küçükbaş hayvan sayısı 2025 yılında artış gösterdi. Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK) 2025 yılı hayvansal üretim istatistiklerine göre, ülke genelinde olduğu gibi Muş’ta da hayvan varlığında artış kaydedildi. Devlet desteklerinin etkisiyle kentte büyükbaş ve küçükbaş hayvan sayısı yükselişe geçti. Hayvancılığın önemli merkezlerinden biri olan Muş’ta da 2024’te 242 bin 277 olan büyükbaş hayvan sayısı, 2025 yılında 253 bin 840’a yükseldi. 2024’te 1 milyon 158 bin 120 olan küçükbaş hayvan sayısı ise 2025 yılında 1 milyon 411 bin 269’a çıktı. Tarım ve Orman Bakanlığı tarafından sağlanan yem desteği, düşük faizli kredi imkanları ve hibe programları sayesinde üreticiler hayvancılığa yöneldi. Özellikle küçükbaş hayvancılıkta yaşanan artış, Muş’un bu alandaki potansiyelini bir kez daha ortaya koydu. Devlet desteklerinin üretime olumlu yansıdığı Muş’ta hayvan varlığındaki artış, hem kırsal kalkınmaya hem de bölge ekonomisine katkı sağlıyor. Desteklerin devam etmesiyle önümüzdeki yıllarda da artış trendinin sürmesinin beklendiği ifade ediliyor. Yaklaşık 25 yıldır hayvancılık mesleğini yürüten besici Yusuf Bakır, devletin sağladığı desteklerle gençlerin batı illerine gitmeden kendi köylerinde kalarak hayvancılık mesleğini yaptığını ifade etti. Bakır, "Damızlık, koyun, küçükbaş ve büyükbaş hayvan besliyoruz. Ayrıca besi ve ticaret amaçlı hayvanlarımız da var. Son yıllarda devletimizin sağladığı destekler bizler için çok önemli oldu. Oğlak desteği, kuzu desteği, büyükbaş hayvan destekleri ve ayrıca Toprak Mahsulleri Ofisi’nin kış aylarında sağladığı arpa desteği hayvancılığın canlanmasına büyük katkı sundu. Bu destekler sayesinde hayvancılıkta ciddi bir artış ve iyileşme yaşandı. Eskiden gençlerimiz iş bulmak için batı illerine göç ediyordu. Ancak şu anda, verilen desteklerin de etkisiyle gençlerimiz yeniden hayvancılığa ve besiciliğe yönelmeye başladı. Devletimizden daha iyi ve sürdürülebilir destekler bekliyoruz. Bugüne kadar verilen destekler için de teşekkür ediyoruz" dedi.
Eskişehir 4 öğrenci tarafından omuriliği kırılan Kayra, polislik hayalinden mahrum kalmak istemiyor Eskişehir’de 4 öğrenci tarafından darp edilerek ağır yaralanan lise öğrencisi Kayra Altınkama, geçirdiği felç riskinden sonra ilk kez olay anını anlattı. Yüzündeki ameliyat izlerinden dolayı polislik ve askerlik hayalinden mahrum kalmak istemediğini belirten Altınkama, "Diyalog yaşanmadan 4 kişi tarafından15-20 tane yumruk geldi. Ufak bilinç kayıpları yaşadım; olayı zaten çok az hatırlıyorum. Bu ameliyat izi karşıma engel olarak çıkarsa bana yardımcı olunmasını isterim. Vatanıma, milletime faydalı bir polis, asker veya savcı olmak hayalim" dedi. Odunpazarı ilçesi Vişnelik Mahallesi Atatürk Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi Makine Bölümü 11’inci sınıf öğrencisi Kayra Altınkama, 3 Şubat’ta sınıf arkadaşı Y.Z. ile iddiaya göre beden eğitimi dersinde ‘top atma’ nedeniyle tartıştıktan sonra konu o anlık kapandı. Daha sonra Y.Z., isimli çocukla alakalı tartıştığı Kayra Altınkama’yı konuşmak istediğini belirtti. Y.Z. ve 12’inci sınıftan arkadaşları A.L., O.G. ile E.İ.A., Kayra Altınkama’ya okuldan çıktığı esnada saldırdı. İddiaya göre Kayra Altınkama 4 kişi tarafından, 1 muşta kullanılarak da darp edilirken bilinç kaybı yaşadı. Kavgaya bölgede bulunan polisler. Ağır yaralanan Kayra Altınkama, sağlık ekiplerinin ilk müdahalesinin ardından Osmangazi Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi’ne kaldırıldı. Kayra Altınkama’nın çenesi ve omuriliğinin kırıldığı yapılan tetkiklerde tespit edildi. Yüzündeki izler polis ya da askerlik hayaline gölge düşürecek diye korkuyor Aldığı ciddi darbeler sonrası felç kalma tehlikesi atlatan Kayra Altınkama, 1 hafta boyunca tedavi gördü. Çenesi sabitlenen lise öğrencisi konuşamıyor. İleride polis ya da asker olmak isteyen Kayra Altınkama, yüzündeki ameliyat izlerinden dolayı bu hayalinden mahrum kalmak istemiyor. Başta Eskişehir Valisi Dr. Erdinç Yılmaz olmak üzere yetkililere seslenen lise öğrencisi, hayalinden mahrum etme ihtimali olan ‘yüzündeki iz’ için yardımcı olmalarını rica etti. 4 çocuk tutuklandı Eskişehir Cumhuriyet Başsavcılığınca soruşturma kapsamında yakalanan şüpheliler Y.Z., A.L., O.G. ve E.İ.A., işlemleri sonrası sevk edildikleri mahkeme tarafından adli kontrol şartı uygulanarak serbest bırakıldı. Savcılığın itirazı üzerine suça sürüklenen 4 çocuk yeniden gözaltına alınarak tutuklanarak cezaevine gönderildi. "15-20 tane yumruk geldi, ufak bilinç kayıpları yaşadım" Hastaneden eve geçen ve yeni yeni konuşmaya başlayan Kayra Altınkama olayı ilk kez İhlas Haber Ajansı (İHA) muhabirine şöyle anlattı: "Yanlış hatırlamıyorsam 3 Şubat günüydü. Arkadaşımla aramızda bir top anlaşmazlığı oldu; ufak bir tartışmaydı. Öğle arasında ’Gel konuşalım’ şeklinde beni çektiler. Ben uzlaşma amacıyla gittim fakat o sırada 4 kişi tarafından darp edildim. Çenemde ve omurgamda kırıklar var. Durum bu şekilde. Bu diyalog sadece toptan dolayıydı. Onun dışında ne olduysa zaten öğle arasında oldu. ’Öğle arası gel bir konuşalım,’ dedi. Ondan sonrasında zaten diyalog yaşanmadan 4 kişi tarafından bir darp oldu. Yani benim gördüğüm kadarıyla 4 kişiydiler, ben ise tektim. Daha önce, o olayda bulunan başka bir şahsın kardeşi, başka bir arkadaşımı darp etmişti. Ben de darp edilen arkadaşıma sadece yardım amaçlı destek olup tanık olmuştum. Belki ondan dolayı bir hınç olabilir; onun dışında pek kestirebildiğim bir şey yok. Üzerime yaklaşık 15-20 tane yumruk geldi. Ufak bilinç kayıpları yaşadım; olayı zaten çok fazla ’parçalı bulutlu’ hatırlıyorum. Başta en azından kavgayı yarıda keserler, çok fazla bir şey yapmazlar diye zannetmiştim ama hınç beslemişler. Tam bir hafta hastanede kaldım. Şu an durumum yavaş yavaş iyiye gidiyor, toparlanmaya çalışıyoruz. Ağzımın içinde hâlâ dikişler var, dikişler henüz çıkmadı. Sıvıyla beslenme devam ediyor ve 2 ay daha devam edecek. Bunun dışında şu anki durumun bir de gelecek kaygısı var. Asker veya polis olma hayallerim vardı. Ameliyattaki izlerden dolayı yüksek ihtimalle bu hayalim gerçekleşmeyecek ama ’hayırlısı’ diyorum. İnternetten araştırma yapmıştım, zaten daha önceden de bilgim vardı; asker ve polislerin yüzünde belirli bir iz olmaması gerekiyormuş. Ameliyatta da böyle bir iz kalınca pek mümkün olmayacak gibi gözüküyor." "Bu iz askerlik hayalime engel olarak çıkarsa bana yardımcı olunmasını isterim" Hayallinin polis ya da asker olmak olduğundan ve bu hayalinden yüzündeki izlerden dolayı mahrum kalmaktan korktuğundan bahseden Kayra Altınkama, "İleride zaman ne gösterecek bilmeyiz ama eğer ben bu hayalimin peşinden koşarsam ve bu iz karşıma engel olarak çıkarsa bana yardımcı olunmasını isterim. Önümü açarlarsa çok müteşekkir olurum çünkü bu benim en büyük hayallerimden bir tanesi. Eğer böyle bir durumla karşılaşırsam yardım etmelerini isterim. Ben de tabii ki vatanıma, milletime faydalı bir polis, asker, jandarma, astsubay veya savcı olmak isterim. Özellikle de asker olmayı çok isterim; çünkü şehitlerimiz ve şehit annelerimiz çok büyük acılar çekiyorlar. Ben de vatanıma, milletime bir yardımım dokunsun isterim" dedi. "Okulda bu kadar rahat olunmamalı" Okullarda denetimin artması gerektiğine ve okuluna muştanın nasıl bu adar rahat sokulduğunu anlamadığını belirten Kayra Altınkama, "Tabii okulda vukuatlı öğrenciler bulunmamalı. Çocuk ufak da olsa bir vukuat işliyor ve ’başıma bir şey gelir’ korkusu taşımıyor; benim başıma gelenler de bu yüzden geldi zaten. Bana vuran çocuklar 4 kişiydi ve hepsinin de vukuatı vardı. Önceden bir yaptırım uygulanmadığı için çocuklar aynısını korkusuzca yaptı. Suç kaydı değil de okulda yaşanmış, kayıt altına alınmış musibetler vardı ama önlem alınmamış. Bizim okulumuz çok gereksiz şeylere dikkat ediyor, böyle şeylere dikkat edilmesi gerekirken. Bu kadar rahat olunmamalı; asıl dikkat edilmesi gereken şeyler bunlar. Muşta gibi bir silahın okula sokulması, barındırılması ve fark edilmemesi çok saçma. Bütün okulun denetlenmesi lazım. Benim yaşadığımı başka bir çocuğun yaşamaması için bu önlemlerin alınması gerektiğini düşünüyorum" diye konuştu. "Allah göstermesin felç kalabilir, hatta ölebilirdi" Kayra Altınkama’nın babası Cahit Altınkama, "Çok üzüldüm; o sırada fabrikada çalışıyordum. Annesi beni aradı; annesini de ambulanstan aramışlar. ’Çocuğunuzun çenesi ve boynu kırık’ deyince, olayın detayını da bilmediğimiz için ne yapacağımı, nereye gideceğimi bilemedim. O anda aklıma hiçbir şey gelmedi. Ne ile karşılaştığımı bilmediğim için durum benim için bir rüya gibiydi; her şey gözümün önünden geçti. Sonra taksiyle hastaneye gittim. Gördüğümde ona orada müdahale etmişlerdi, sağ olsunlar. Sedyede yatıyordu, çok üzüldüm. Anlatılacak gibi değil; herkesin evladı kendine kıymetlidir, kimse çoluğunu çocuğunu yoldan bulmuyor. Vardığımda çenesi ve ağzı nedeniyle zor konuşuyordu; yüzünde kanlar vardı. Üstü başı toz toprak olmuştu. Kimse evladını, yavrusunu o şekilde görmek istemez. Sebepsiz bir konu için darp edilmesi; çenesi ve omuru kırılmış. Annesi orada ağlıyordu. İlk defa böyle bir şeyle karşılaştığımız için çocuğun başında kimse yoktu; kendisini ambulansa bindirmişler, görevliler götürmüş. Kendi başımızaydık. Tedavi sürecinde beyin cerrahı geldi; ellerine, kollarına, ayaklarına baktı. Omur kırık olduğu için omurilik zedelenmesinden şüphelendiler. ’Dudaklarını şöyle yap, gözünü sağa çevir, sola çevir’ dediler. Sonra tomografiye girildi ve çenede iki parça kırık olduğu netleşti. En çok omur tarafı için korkmuştuk ama çok şükür omuriliği zedelememiş. Yoksa Allah göstermesin felç kalabilir, hatta ölebilirdi; her şey olabilirdi. Doktorlar çok ilgiliydi, sağ olsunlar. Ameliyata aldılar ve iki plak takıldı, çenesi sabitlendi. Şu anda sadece dudak ve dil yardımıyla konuşuyor. Herhalde 1 buçuk-2 aylık bir iyileşme sürecimiz olacak" dedi. "İvedi bir şekilde çare bulmalarını istiyorum" Okullarda önlemlerin arttırılması gerektiğinden bahseden Cahit Altınkama şöyle devam etti: "Verilmiş sadakamız varmış diyorum. Bundan sonra başka ailelerin böyle bir şeyle karşılaşmasını istemiyorum. Devlet yetkililerimizden bu konuya ivedi bir şekilde çare bulmalarını istiyorum. Okullar denetlensin, aramalar yapılsın ya da X-ray cihazları kurulsun. Vukuatlı öğrencilerin geçmişi araştırılsın; gerekirse disiplin cezası ve okuldan uzaklaştırma gibi önlemler alınsın. Kardeşinin bile psikolojisi bozuldu. Sosyal Hizmetler’den arayıp bir ihtiyacımız olup olmadığını sordular; sağ olsun devletimiz bu konuda duyarlı ve alakalı. Çocuğumun psikolojisi için sadece uzman bir pedagog istediğimi söyledim. ’Eve çıksın, bizi bu numaradan arayın’ dediler; gerekeni yapacaklarını söylediler. Tabii ki herkesin hayalleri var ve hayal kurmak güzel bir şey. İnsanın başına böyle kötü bir durum gelince hayallerinin yok olması çok üzücü. İnsan hayallerinin peşinden koşar; inşallah o da hayalinin peşinden gider. Herkes sevdiği ve istediği mesleği yaparsa daha başarılı olur."