EKONOMİ - 19 Şubat 2014 Çarşamba 12:22

Türk limonuna Japonya’dan izin çıktı

A
A
A
Türk limonuna Japonya’dan izin çıktı

Japonya, 2001 yılında Türkiye’den greyfurt ihracatına izin vermesinin ardından limona da kapılarını açtı.

Türkiye Yaş Meyve Sebze İhracatçıları Birliği Sektör Kurulu Başkanı Kemal Kaçmaz,Japonya’nın limon için gerekli izinleri verdiğini belirterek, “Bu aydan itibaren tüm ihracatçılarımız Japon standartlarını yerine getirmek kaydıyla Japonya’ya limon ihraç edebilecekler” dedi.

Türkiye’nin yoğun çabaları ve yaş meyve-sebze sektörünün ısrarlı girişimleri sonuç veriyor. Greyfurt, limon ve kiraz üzerinde yoğunlaştırılan çalışmalar bir sonuç daha verdi. Narenciye ve kiraz ürünlerinin Uzakdoğu’ya ihracatının başlatılabilmesini sağlamak amacıyla Ekonomi Bakanlığı nezdinde kurulan Uzakdoğu’ya Yaş Meyve Sebze İhracatını Geliştirme Komitesi’nin çalışmaları sonucunda, 2011 yılı Ocak ayında Japonya’ya greyfurt ihracatının başlamasının ardından limon için de izin çıktı. Israrlı takipler ve iki ülke arasındaki ilişkilerde yaşanan olumlu havanın etkisiyle Japonya Resmi Gazetesi’nin 7 Şubat 2014 tarihli sayısında yer alan resmi bildiri ile "0,8 derece ve altında 12 gün boyunca soğuk işlem uygulamasına tabi tutulmak şartıyla" Japonya’ya Türkiye’den limon da ihraç edilebilir oldu.

Türk ihracatçısının yüzünü güldüren gelişmeyle ilgili İHA muhabirine açıklama yapan Türkiye Yaş Meyve Sebze İhracatçıları Birliği Sektör Kurulu Başkanı Kemal Kaçmaz, Japonya’ya limon ihracatında gerekli izinlerin çıktığı müjdesini verdi. Uzakdoğu’ya Yaş Meyve Sebze İhracatını Geliştirme Komitesi’nde de yer alan Kaçmaz, komite olarak yaptıkları çalışmaların limon ürününde de sonuca ulaştığını söyledi. Türkiye olarak uzun yıllardan beri yaptıkları çalışmalarda 2011 yılında Japonya’ya greyfurt ihracatını gerçekleştirdiklerini anımsatan Kaçmaz, “İkinci çalıştığımız ürünse limondu. Limonda da gerekli izinler çıktı. Bu aydan itibaren tüm ihracatçılarımız Japon standartlarını yerine getirmek kaydıyla Japonya’ya limon ihraç edebilecekler” diye konuştu.

“SIRADA KİRAZ VAR”

Japonya’nın ürün bazında çalışarak ithal izni verdiğine dikkat çeken Kaçmaz, “Bu nedenle ikinci ürünümüz limondu, üçüncü ürünümüz ise kiraz. Kirazda da sonlara yaklaştık. Kısa bir süre içerisinde kiraz için de ihraç izni çıkacak. Daha sonra da diğer ara ihraç ürünlerimizle ilgili olarak çalışmalarımız sürecek” ifadelerini kullandı.

Yaş meyve ve sebze ihracatını artırmak için yaptıkları çalışmaların sadece Japonya’ya yönelik olmadığının da altını çizen Kaçmaz, bütün uzak ülkelere ve yeni pazarlara yönelik çalışmalarının devam ettiğini kaydetti. Özellikle Çin Halk Cumhuriyeti’ni önemsediklerini vurgulayan Kaçmaz, şöyle devam etti: “Bildiğiniz gibi Çin Halk Cumhuriyeti ile Türkiye arasında Gıda Güvenliği Çerçeve Anlaşması Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı nezdinde imzalandı. Bununla ilgili olarak da şu anda Çin makamlarıyla yaş meyve-sebze ihracatı için görüşmelerimizi sürdürüyoruz. Çin kapısını açmak için yoğun çaba içerisindeyiz. 2023 ihracat hedefi doğrultusunda bu tür çalışmalarımız sürecek. Yeni pazarlara daha çok nasıl yaş meyve ve sebze gönderebiliriz diye çalışmalarımızı sürdürüyoruz.”

KIYMET GÖKÇE
MERSİN

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Hatay Araçla birlikte köprüden düşerek akıntıya kapılan 19 ve 20 yaşındaki 2 genç kayboldu Hatay’da etkili olan yağış sonrasında Antakya ile Samandağ’ı birbirine bağlayan köprü tek taraflı yıkıldı ve akıntıya kapılan araçtaki 2 kişi kayboldu. Suya kapılarak kaybolan 19 ve 20 yaşındaki 2 genci arama çalışmaları devam ediyor.Meteorolojinin şiddetli yağış uyarısında bulunduğu Hatay’da dün akşam saatlerinden itibaren şiddetli yağış etkili oldu. Kentte caddeler göle dönerken, sel ve heyelan afeti yaşandı. Aşırı yağışların etkili olduğu Samandağ ilçesi Karaçay Mahallesi’nde bulunan Karaçay nehri, yağış sonrası taştı. Taşan Karaçay nehri, Samandağ ile Antakya ilçelerini birbirine bağlayan Karaçay köprüsünün Samandağ’a gidiş yönünü çökertti. Çökme esnasında köprünün üzerinde ilerleyen araçtaki 20 yaşındaki Musa Paşa ve 19 yaşındaki Deniz Hoşgel kayboldu. Olay yerine sevk edilen AFAD, Hatay Büyükşehir Belediyesi Su altı Arama ve Kurtarma ekipleri başta olmak üzere çok sayıda ekip arama çalışmalarını sürdürüyor. Öte yandan gençlerim akıntıya kapıldığı araçsa ekipler tarafından hurdaya dönmüş halde bulundu.Selden dolayı yıkılan köprüden düşen şahısların kaybolduğunu ifade eden muhtar Cemil Gültekin, "Gece kuvvetli bir yağış oldu. Aniden gelen taşkınla Karaçay nehri doldu taştı. Nehir taşınca Antakya ile Samandağ ilçelerini bağlayan köprünün tek tarafı yıkıldı. Kaybolan kişi Antakya’dan gelirken bazı vatandaşların dur ikazına uymadan devam ettiği için arabasıyla yıkılan köprüden aşağıya düştü. Nehre düşüp akıntıya kapılınca kayboldu. Arabası bulundu ama kendisinden henüz haber yok. Sahil Güvenlik, jandarma, AFAD bütün ekipler seferber oldu. Allah devletimizden razı olsun. Gece boyunca yağış hiç durmadı" ifadelerini kullandı.
Ankara 14 yaşındaki Güner’in öldüğü kazaya ilişkin davada sanık 4 yıl 5 ay hapis cezasına çarptırıldı Ankara’da 19 Şubat’ta aracıyla 14 yaşındaki Elif Güner’e çarparak ölümüne neden olduğu iddiasıyla "bilinçli taksirle ölüme neden olma" suçundan yargılanan tutuklu sanık, 4 yıl 5 ay hapis cezasına çarptırılarak tahliye edildi. Ankara 68. Asliye Ceza Mahkemesi’nde görülen duruşmaya, tutuklu sanık Yasin Aloğlu, maktule Güner’in annesi Tuğba Güner, babası Dündar Güner ve kardeşi Arda Güner ile taraf avukatları katıldı. Mahkeme hakimi, duruşma salonunun yetersizliği sebebiyle basın mensupları ve izleyicilerin salona alınmayacağını ifade etti. Söz alan sanık Aloğlu, istemeden böyle bir kazaya sebep olduğunu belirterek mahkemeden tahliyesini istedi. Güner ailesi ise sanığın en üst sınırdan cezalandırılmasını talep etti. Beyanların ardından kararı açıklayan mahkeme, sanık Aloğlu’nun "Bilinçli taksirle ölüme neden olma" suçundan 4 yıl 5 ay hapis cezasıyla cezalandırılmasına karar vererek, tahliyesine hükmetti. Olayın geçmişi Ankara’nın Çankaya ilçesinde 19 Şubat’ta saat 20.00 sıralarında Turan Güneş Bulvarı’nda yolun karşısına geçmeye çalışan 14 yaşındaki Elif Güner’e, iddiaya göre yüksek hızla ve makas atarak ilerleyen Yasin Aloğlu idaresindeki otomobil çarpmıştı. Çarpmanın etkisiyle ağır yaralanan Güner, olay yerine sevk edilen sağlık ekiplerince yapılan tüm müdahalelere rağmen kurtarılamamıştı. Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı, olayın ardından Güner’in hayatını kaybetmesine ilişkin Aloğlu hakkında "bilinçli taksirle ölüme sebep olma" suçundan cezalandırılması talebiyle iddianame hazırlamıştı. İddianame, Ankara 68. Asliye Ceza Mahkemesi tarafından kabul edilmişti.
Kocaeli Sürgün gemilerinin yanaştığı son kıyıda buluşup atalarını andılar Çarlık Rusyası tarafından 1864 yılında yurtlarından koparılarak Osmanlı topraklarına göçe zorlanan Kafkas halkları, Çerkes Sürgünü’nün 162. yılında Kocaeli’nin Kandıra ilçesindeki Babalı Sahili’nde anıldı. Atalarının karaya ilk ayak bastığı noktada buluşan vatandaşlar, Karadeniz’e karanfiller bırakıp Nart ateşi yakarak büyük acıyı bir kez daha paylaştı. Kocaeli Valiliği ve Büyükşehir Belediyesi’nin destekleriyle; Kocaeli Kafkas Kültür Derneği öncülüğünde kurulan "Anma Komitesi" tarafından organize edilen programa, Türkiye’nin dört bir yanından gelen vatandaşlar katıldı. Abaza, Adige, Çerkes ve Ubıh gibi Kafkas boylarının yaşadığı büyük acıyı hafızalarda taze tutmayı ve günümüzdeki zorunlu göçlere karşı vicdan çağrısı yapmayı hedefleyen etkinlikler gün boyu sürdü. Anma etkinlikleri ilk olarak İzmit Fevziye Parkı’ndaki Sürgün Anıtı’nda Kur’an-ı Kerim tilaveti ve anıta karanfil bırakılmasıyla başladı. Ardından Büyükşehir Belediyesinin tahsis ettiği otobüslerle yola çıkan kortej, sürgün yıllarında hayatını kaybedenlerin defnedildiği Kandıra Karaağaç Mezarlığı’nda dualar okudu. "Yas tut ey Çerkes, onlar için" Etkinlikte konuşan Ketenciler Çerkes Kültür Derneği Başkanı Birgül Özkanlı, tarihin bu karanlık sayfalarının unutulmaması gerektiğini belirterek, "Denizlerde yok olup gidenleri aklına getir, tarihe ağır kara sayfa olarak geçenleri. Anaların toprağa dökülen gözyaşlarını, babaların düşman ordusuna siper olan göğüslerini... Yas tut ey Çerkes, onlar için" ifadesini kullandı. Kocaeli Kafkas Kültür Derneği Başkanı İbrahim Uygun da 162. yılına giren büyük felaketi anmak için toplandıklarını aktararak, "Bu sürgün yollarında ve savaşlarda canını kaybeden onurlu atalarımızın ruhlarını rahmetle yad ediyorum" diye konuştu. "Düşünün, o gün hayvanlar bile ne acılar çekmiş" Katılımcılardan Abdülkadir Özpehlivan, dedesinin sürgün sırasında yaşadığı bir anıyı paylaşarak, şunları kaydetti: "Atıyla limana gelmiş ancak atını bırakmak zorundaymış. Son anda atının yularını çıkarmış, kenara koyup onunla vedalaşarak gemiye binmiş. Gemi yaklaşık bir saat hareket etmeden beklemiş, at ise durmadan sahilde koşarak sahibini kaybetmenin paniğini yaşamış. Gemi hareket ettikten sonra da at denize dalıp arkalarından çırpınmış. Düşünün, o gün hayvanlar bile ne acılar çekmiş." Kocaeli Büyükşehir Belediyesi Koordinatörü Abdullah Köktürk ise Büyükşehir Belediye Başkanı Tahir Büyükakın’ın selamlarını ilettiği konuşmasında, birlik ve beraberlik vurgusu yaparak Çerkes sürgününü anmanın önemine değindi. "Her sene buradayız" Törene katılan vatandaşlardan Ömer Aydın, Babalı Sahili’nin Çerkes toplumu için çok anlamlı olduğuna dikkati çekerek, "Burası 1864 sürgününde atalarımızın karaya çıktığı ilk noktalardan bir tanesi. Burada her yerde bir gözyaşı, her yerde bir anı var. Aşağıdaki mağaraya sığınmışlar, orada atalarımızdan kalma yazılar var. Her sene buradayız. Ben Kafkasya’yı da görmüş biri olarak, aynı hüznün orada da olduğunu söyleyebilirim. Bu ağıtlar içimizdeki duyguları dışa vuruyor, duygulanıyoruz" ifadelerini kullandı. Programın en duygu yüklü anları ise Babalı Sahili’nde yaşandı. Katılımcılar, atalarının karaya çıktığı Karadeniz sularına karanfiller bıraktı. Tören, meşaleli yürüyüş ve Kafkas halklarının sönmeyen direnişini, dirilişini ve kültürel varlığını simgeleyen geleneksel Nart ateşinin yakılmasıyla sona erdi.